أُبَلِّغُكُمۡ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّى وَأَنَاۡ لَكُمۡ نَاصِحٌ أَمِينٌ ٦٨

I convey to yousize duyuruyorumمیں پہنچاتا ہوں تم کوuballighukumMessagesmesajlarınıپیغاماتrisālāti(of) my LordRabbiminاپنے رب کےrabbīand I amve benاور میںwa-anāto yousizin içinتمہارے لئےlakuman adviser bir öğütçüyümخیر خواہ ہوںnāṣiḥuntrustworthygüvenilirامانت دارamīnun

68 I convey to you the messages of my Lord, and I am to you a trustworthy adviser.

68 Size Rabbimin sözlerini bildiriyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm; sizi uyarmak üzere, aranızdan bir adam vasıtasiyle Rabbinizden size bir haber gelmesine mi şaşıyorsunuz? Allah'ın sizi Nuh'un milleti yerine getirdiğini ve vücutça da onlardan üstün kıldığını hatırlayın, başarıya erişebilmeniz için Allah'ın nimetlerini anın" dedi.

68 "Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."

68 میں تمہیں خدا کے پیغام پہنچاتا ہوں اور تمہارا امانت دار خیرخواہ ہوں

68 تم کو اپنے رب کے پیغامات پہنچاتا ہوں، اور تمہارا ایسا خیر خواہ ہوں جس پر بھروسہ کیا جاسکتا ہے

أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرٌ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡ‌ۚ وَٱذۡكُرُوٓاۡ إِذۡ جَعَلَكُمۡ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعۡدِ قَوۡمِ نُوحٍ وَزَادَكُمۡ فِى ٱلۡخَلۡقِ بَصۜۡطَةً‌ۖ فَٱذۡكُرُوٓاۡ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ٦٩

Do you wonderşaştınız mı?کیا بھلا تعجب ہوا ہوا تم کوawaʿajib'tumthatsize gelmesineکہanhas come to youآئی تمہارے پاسjāakuma reminderbir Zikirایک نصیحتdhik'runfromtarafındanسےminyour LordRabbinizتمہارے رب کی طرف (سے)rabbikumonaracılığı ileپرʿalāa manbir adamایک شخص (پر)rajulinamong youiçinizdenتم میں سےminkumthat he may warn yousizi uyarması içinتاکہ وہ خبردار کرے تم کوliyundhirakumAnd rememberdüşünün kiاور یاد کروwa-udh'kurūwhenne zaman kiجبidhHe made yousizi yaptıاس نے بنایا تم کوjaʿalakumsuccessorshakimlerجانشینkhulafāafromsonraکےminafterبعدbaʿdi(the) peoplekavmindenقومqawmi(of) NuhNuhنوح کےnūḥinand increased youve size verdiاور زیادہ دی تم کوwazādakuminyaratılıştaمیںthe statureساخت میںl-khalqiextensivelyüstünlük güç'فراخیbaṣ'ṭatanSo rememberhatırlayın kiپس یاد کروfa-udh'kurū(the) Bountiesni'metleriniنعمتوں کوālāa(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakumsucceedbaşarıya erersinizفلاح پا جاؤtuf'liḥūna

69 Then do you wonder that there has come to you a reminder from your Lord through a man from among you, that he may warn you? And remember when He made you successors after the people of Noah and increased you in stature extensively. So remember the favors of Allah that you might succeed.

69 Size Rabbimin sözlerini bildiriyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm; sizi uyarmak üzere, aranızdan bir adam vasıtasiyle Rabbinizden size bir haber gelmesine mi şaşıyorsunuz? Allah'ın sizi Nuh'un milleti yerine getirdiğini ve vücutça da onlardan üstün kıldığını hatırlayın, başarıya erişebilmeniz için Allah'ın nimetlerini anın" dedi.

69 "Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, onların yerine hâkimler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz."

69 کیا تم کو اس بات سے تعجب ہوا ہے کہ تم میں سے ایک شخص کے ہاتھ تمہارے پروردگار کی طرف سے تمہارے پاس نصیحت آئی تاکہ وہ تمہیں ڈرائے اور یاد کرو تو کرو جب اس نے تم کو قوم نوح کے بعد سردار بنایا۔ اور تم کو پھیلاؤ زیادہ دیا۔ پس خدا کی نعمتوں کو یاد کرو۔ تاکہ نجات حاصل کرو

69 کیا تمہیں اس بات پر تعجب ہوا کہ تمہارے پاس خود تمہاری اپنی قوم کے ایک آدمی کے ذریعہ سے تمہارے ربّ کی یاد دہانی آئی تا کہ وہ تمہیں خبردار کرے؟ بھُول نہ جاوٴ کہ تمہارے ربّ نے نوح ؑ کی قوم کے بعد تم کو اُس کا جانشین بنایا اور تمہیں خوب تنومند کیا، پس اللہ کی قدرت کے کرشموں کو یاد رکھو،1 اُمید ہے کہ فلاح پاوٴ گے۔“

قَالُوٓاۡ أَجِئۡتَنَا لِنَعۡبُدَ ٱللَّهَ وَحۡدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا‌ۖ فَأۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ ٧٠

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūHave you come to ussen bize mi geldin?کیا تو آیا ہے ہمارے پاسaji'tanāthat we (should) worshipkulluk etmemiz içinکہ ہم عبادت کریںlinaʿbudaAllahAllah'aاللہ کیl-lahaAlonetek olanصرف اسی ایک کیwaḥdahuand we forsakeve bırakalım diyeاور ہم چھوڑ دیںwanadharawhatşeyleriان کو جوused toolduklarıتھےkānaworshiptapıyorعبادت کرتےyaʿbuduour forefathersatalarımızınہمارے آباؤ اجدادābāunāThen bring us(haydi) bize getirپس لے آؤ ہمارے پاسfatināof whatşeyiساتھ اس کے جوbimāyou promise usbizi tehdidettiğinتو دھکمی دیتا ہے ہم کوtaʿidunāifeğerاگرinyou areisenہے توkuntaofdoğrulardanسےminathe truthfulسچوں میں (سے)l-ṣādiqīna

70 They said, "Have you come to us that we should worship Allah alone and leave what our fathers have worshipped? Then bring us what you promise us, if you should be of the truthful."

70 "Bize yalnız Allah'a kulluk etmemizi, babalarımızın taptıklarını bırakmamızı söylemek için mi geldin? Doğru sözlülerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azaba uğrat" dediler.

70 Dediler ki: "Ya, demek sen tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi (bize) geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir!"

70 وہ کہنے لگے کہ تم ہمارے پاس اس لیے آئے ہو کہ ہم اکیلے خدا ہی کی عبادت کریں۔ اور جن کو ہمارے باپ دادا پوجتے چلے آئے ہیں ان کو چھوڑ دیں؟ تو اگر سچے ہو تو جس چیز سے ہمیں ڈراتے ہو اسے لے آؤ

70 انہوں نے جواب دیا ”کیا تُو ہمارے پاس اِس لیے آیا ہے کہ ہم اکیلے اللہ ہی کی عبادت کریں اور اُنہیں چھوڑ دیں جن کی عبادت ہمارے باپ دادا کرتے آئے ہیں؟1 اچھا تو لے آ وہ عذاب جس کی تُو ہمیں دھمکی دیتا ہے اگر تُو سچا ہے۔“

قَالَ قَدۡ وَقَعَ عَلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡ رِجۡسٌ وَغَضَبٌ‌ۖ أَتُجَـٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسۡمَآءٍ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَـٰنٍ‌ۚ فَٱنتَظِرُوٓاۡ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُنتَظِرِينَ ٧١

He saiddedi kiاس نے کہاqālaVerilyartıkتحقیقqadhas falleninmiştirپڑچکیwaqaʿaupon yousizeتم پرʿalaykumfromRabbinizdenسےminyour Lordتمہارے رب کی طرف (سے)rabbikumpunishmentbir pislikگندگی / ناراضگیrij'sunand angerve gazabاور غضبwaghaḍabunDo you dispute with mebenimle mi tartışıyorsunuz?کیا تم جھگڑتے ہو مجھ سےatujādilūnanīconcerninghakkındaمیںnamesisimlerچند ناموں کے بارے (میں)asmāinyou have named them adlandırdığınızتم نے نام رکھ لیا ان کاsammaytumūhāyousadece sizinتم نےantumand your forefathersve atalarınızınاور تمہارے باپ دادا نےwaābāukumNotindirmediğiنہیں(has been) sent downاتاریnazzala(by) AllahAllah'ınاللہ نےl-lahufor itonlar içinساتھ ان کےbihāanyhiçbirکوئیminauthoritydelilدلیلsul'ṭāninThen waitbekleyin öyle iseپس انتظار کروfa-intaẓirūindeed, I amben deبیشک میںinnīwith yousizinle beraberتمہارے ساتھmaʿakumofbekleyenlerdenimسےminathe ones who waitانتظار کرنے والوں میں (سے) ہوںl-muntaẓirīna

71 [Hud] said, "Already have defilement and anger fallen upon you from your Lord. Do you dispute with me concerning [mere] names you have named them, you and your fathers, for which Allah has not sent down any authority? Then wait; indeed, I am with you among those who wait."

71 "Hiç şüphesiz artık Rabbinizin azab ve öfkesini hakettiniz. Allah'ın hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve babalarınızın koyduğu putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim" dedi.

71 (Hûd) dedi ki: "Artık size Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir. Haklarında Allah'ın hiç bir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!

71 ہود نے کہا تمہارے پروردگار کی طرف سے تم پر عذاب اور غضب کا (نازل ہونا) مقرر ہو چکا ہے۔ کیا تم مجھ سے ایسے ناموں کے بارے میں جھگڑتے ہو جو تم نے اور تمہارے باپ دادا نے (اپنی طرف سے) رکھ لئے ہیں۔ جن کی خدا نے کوئی سند نازل نہیں کی۔ تو تم بھی انتظار کرو میں بھی تمہارے ساتھ انتظار کرتا ہوں

71 اس نے کہا ”تمہارے ربّ کی پھٹکار تم پر پڑ گئی اور اس کا غضب ٹُوٹ پڑا۔ کیا تم مجھ سے اُن ناموں پر جھگڑتے ہو جو تم نے اور تمہارے باپ دادا نے رکھ لیے ہیں1، جن کے لیے اللہ نے کوئی سند نازل نہیں کی ہے2؟ اچھا تو تم بھی انتظار کرو اور میں بھی تمہارے ساتھ انتظار کرتا ہوں۔“

فَأَنجَيۡنَـٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةٍ مِّنَّا وَقَطَعۡنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَا‌ۖ وَمَا كَانُواۡ مُؤۡمِنِينَ ٧٢

So We saved himO'nu kurtardıkپس نجات دے دی ہم نے اس کوfa-anjaynāhuand thoseve olanlarıاور ان لوگوں کوwa-alladhīnawith himO'nunla beraberجو اس کے ساتھ تھےmaʿahuby Mercybir rahmetleرحمت کے ساتھbiraḥmatinfrom UsbizdenاپنیminnāAnd We cut offve kestikاور کاٹ دی ہم نےwaqaṭaʿnāthe rootskökünüجڑdābira(of) those whokimselerinان لوگوں کیalladhīnadeniedyalanlayan(ların)جنہوں نے جھٹلایاkadhabūOur Signsayetlerimiziہماری آیات کوbiāyātināand notveاور نہwamāthey wereolanlarınتھے وہkānūbelieversinanmayacakایمان لانے والےmu'minīna

72 So We saved him and those with him by mercy from Us. And We eliminated those who denied Our signs, and they were not [at all] believers.

72 Biz, rahmetimizle, Hud'u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kökünü kestik.

72 Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

72 پھر ہم نے ہود کو اور جو لوگ ان کے ساتھ تھے ان کو نجات بخشی اور جنہوں نے ہماری آیتوں کو جھٹلایا تھا ان کی جڑ کاٹ دی اور وہ ایمان لانے والے تھے ہی نہیں

72 آخرِکار ہم نے اپنی مہربانی سے ہود ؑ اور اس کے ساتھیوں کو بچا لیا اور اُن لوگوں کی جڑ کاٹ دی جو ہماری آیات کو جُھٹلا چکے تھے اور ایمان لانے والے نہ تھے۔ 1

وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَـٰلِحًا‌ۗ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواۡ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥ‌ۖ قَدۡ جَآءَتۡكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمۡ‌ۖ هَـٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمۡ ءَايَةً‌ۖ فَذَرُوهَا تَأۡكُلۡ فِىٓ أَرۡضِ ٱللَّهِ‌ۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٧٣

And toveاور طرفwa-ilāThamudSemud(kavmin)e deثمود کےthamūda(We sent) their brotherkardeşleriان کے بھائیakhāhumSalihSalih'i (gönderdik)صالح (کو بھیجا)ṣāliḥanHe saiddedi kiاس نے کہاqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiWorshipkulluk edinعبادت کروuʿ'budūAllahAllah'aاللہ کیl-lahanotyokturنہیںfor yousizinتمہارے لئےlakumanyhiçbirسےmingodtanrınızکوئی الٰہilāhinother than HimO'ndan başkaاس کے علاوہghayruhuVerilyelbetteتحقیقqadhas come to yousize geldiآگئی تمہارے پاسjāatkuma clear proofaçık delilکھلی دلیلbayyinatunfromtarafındanسےminyour LordRabbinizتمہارے رب کی طرف سےrabbikumThisişte şuیہhādhihi(is) a she-cameldevesiاونٹنی ہےnāqatu(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahi(it is) for yousizeتمہارے لئےlakuma Signbir mu'cizedirایک نشانیāyatanSo you leave herbırakın onuپس چھوڑ دو اس کوfadharūhā(to) eatyesin (içsin)چرتی رہےtakulonarzındanمیں(the) earthزمین میںarḍi(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand (do) notsakınاور نہwalātouch herona dokundurmayınتم چھونا اس کوtamassūhāwith harmbir kötülükساتھ برائی کےbisūinlest seizes youyoksa sizi yakalarورنہ پکڑ لے گا تم کوfayakhudhakuma punishmentbir azabعذابʿadhābunpainfulacıklıدرد ناکalīmun

73 And to the Thamud [We sent] their brother Salih. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. There has come to you clear evidence from your Lord. This is the she-camel of Allah [sent] to you as a sign. So leave her to eat within Allah 's land and do not touch her with harm, lest there seize you a painful punishment.

73 Semud milletine de kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah'ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.

73 Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah'ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar."

73 اور قوم ثمود کی طرف ان کے بھائی صالح کو بھیجا۔ (تو) صالح نے کہا کہ اے قوم! خدا ہی کی عبادت کرو اس کے سوا تمہارا کوئی معبود نہیں۔ تمہارے پاس تمہارے پروردگار کی طرف سے ایک معجزہ آ چکا ہے۔ (یعنی) یہی خدا کی اونٹنی تمہارے لیے معجزہ ہے۔ تو اسے (آزاد) چھوڑ دو کہ خدا کی زمین میں چرتی پھرے اور تم اسے بری نیت سے ہاتھ بھی نہ لگانا۔ ورنہ عذابِ الیم میں تمہیں پکڑ لے گا

73 اور ثمود 1 کی طرف ہم نے اُن کے بھائی صالح کو بھیجا۔ اس نے کہا ”اے برادرانِ قوم، اللہ کی بندگی کرو، اس کے سِوا تمہارا کوئی خدا نہیں ہے۔ تمہارے پاس تمہارے ربّ کی کُھلی دلیل آگئی ہے۔ یہ اللہ کی اُونٹنی تمہارے لیے ایک نشانی کے طور پر ہے 2، لہٰذا اِسے چھوڑو کہ خدا کی زمین میں چرتی پھرے۔ اس کو کسی بُرے ارادے سے ہاتھ نہ لگانا ورنہ ایک دردناک عذاب تمہیں آلے گا

Surah 7 / Al-A'raf / The Heights سورة الأعراف 160
I convey to yousize duyuruyorumمیں پہنچاتا ہوں تم کو uballighukum Messagesmesajlarınıپیغامات risālāti (of) my LordRabbiminاپنے رب کے rabbī and I amve benاور میں wa-anā to yousizin içinتمہارے لئے lakum an adviser bir öğütçüyümخیر خواہ ہوں nāṣiḥun trustworthygüvenilirامانت دار amīnun٦٨ Do you wonderşaştınız mı?کیا بھلا تعجب ہوا ہوا تم کو awaʿajib'tum
thatsize gelmesineکہ an has come to youآئی تمہارے پاس jāakum a reminderbir Zikirایک نصیحت dhik'run fromtarafındanسے min your LordRabbinizتمہارے رب کی طرف (سے) rabbikum onaracılığı ileپر ʿalā a manbir adamایک شخص (پر) rajulin among youiçinizdenتم میں سے minkum that he may warn yousizi uyarması içinتاکہ وہ خبردار کرے تم کو liyundhirakum
And rememberdüşünün kiاور یاد کرو wa-udh'kurū whenne zaman kiجب idh He made yousizi yaptıاس نے بنایا تم کو jaʿalakum successorshakimlerجانشین khulafāa fromsonraکے min afterبعد baʿdi (the) peoplekavmindenقوم qawmi (of) NuhNuhنوح کے nūḥin and increased youve size verdiاور زیادہ دی تم کو wazādakum
inyaratılıştaمیں the statureساخت میں l-khalqi extensivelyüstünlük güç'فراخی baṣ'ṭatan So rememberhatırlayın kiپس یاد کرو fa-udh'kurū (the) Bountiesni'metleriniنعمتوں کو ālāa (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum succeedbaşarıya erersinizفلاح پا جاؤ tuf'liḥūna
٦٩ They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū Have you come to ussen bize mi geldin?کیا تو آیا ہے ہمارے پاس aji'tanā that we (should) worshipkulluk etmemiz içinکہ ہم عبادت کریں linaʿbuda AllahAllah'aاللہ کی l-laha Alonetek olanصرف اسی ایک کی waḥdahu and we forsakeve bırakalım diyeاور ہم چھوڑ دیں wanadhara whatşeyleriان کو جو used toolduklarıتھے kāna
worshiptapıyorعبادت کرتے yaʿbudu our forefathersatalarımızınہمارے آباؤ اجداد ābāunā Then bring us(haydi) bize getirپس لے آؤ ہمارے پاس fatinā of whatşeyiساتھ اس کے جو bimā you promise usbizi tehdidettiğinتو دھکمی دیتا ہے ہم کو taʿidunā ifeğerاگر in you areisenہے تو kunta ofdoğrulardanسے mina the truthfulسچوں میں (سے) l-ṣādiqīna
٧٠ He saiddedi kiاس نے کہا qāla Verilyartıkتحقیق qad has falleninmiştirپڑچکی waqaʿa upon yousizeتم پر ʿalaykum fromRabbinizdenسے min your Lordتمہارے رب کی طرف (سے) rabbikum punishmentbir pislikگندگی / ناراضگی rij'sun and angerve gazabاور غضب waghaḍabun
Do you dispute with mebenimle mi tartışıyorsunuz?کیا تم جھگڑتے ہو مجھ سے atujādilūnanī concerninghakkındaمیں namesisimlerچند ناموں کے بارے (میں) asmāin you have named them adlandırdığınızتم نے نام رکھ لیا ان کا sammaytumūhā yousadece sizinتم نے antum and your forefathersve atalarınızınاور تمہارے باپ دادا نے waābāukum
Notindirmediğiنہیں (has been) sent downاتاری nazzala (by) AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu for itonlar içinساتھ ان کے bihā anyhiçbirکوئی min authoritydelilدلیل sul'ṭānin Then waitbekleyin öyle iseپس انتظار کرو fa-intaẓirū indeed, I amben deبیشک میں innī with yousizinle beraberتمہارے ساتھ maʿakum ofbekleyenlerdenimسے mina
the ones who waitانتظار کرنے والوں میں (سے) ہوں l-muntaẓirīna٧١ So We saved himO'nu kurtardıkپس نجات دے دی ہم نے اس کو fa-anjaynāhu and thoseve olanlarıاور ان لوگوں کو wa-alladhīna with himO'nunla beraberجو اس کے ساتھ تھے maʿahu by Mercybir rahmetleرحمت کے ساتھ biraḥmatin from Usbizdenاپنی minnā
And We cut offve kestikاور کاٹ دی ہم نے waqaṭaʿnā the rootskökünüجڑ dābira (of) those whokimselerinان لوگوں کی alladhīna deniedyalanlayan(ların)جنہوں نے جھٹلایا kadhabū Our Signsayetlerimiziہماری آیات کو biāyātinā and notveاور نہ wamā they wereolanlarınتھے وہ kānū believersinanmayacakایمان لانے والے mu'minīna
٧٢ And toveاور طرف wa-ilā ThamudSemud(kavmin)e deثمود کے thamūda (We sent) their brotherkardeşleriان کے بھائی akhāhum SalihSalih'i (gönderdik)صالح (کو بھیجا) ṣāliḥan He saiddedi kiاس نے کہا qāla O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi Worshipkulluk edinعبادت کرو uʿ'budū AllahAllah'aاللہ کی l-laha
notyokturنہیں for yousizinتمہارے لئے lakum anyhiçbirسے min godtanrınızکوئی الٰہ ilāhin other than HimO'ndan başkaاس کے علاوہ ghayruhu Verilyelbetteتحقیق qad has come to yousize geldiآگئی تمہارے پاس jāatkum a clear proofaçık delilکھلی دلیل bayyinatun fromtarafındanسے min
your LordRabbinizتمہارے رب کی طرف سے rabbikum Thisişte şuیہ hādhihi (is) a she-cameldevesiاونٹنی ہے nāqatu (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi (it is) for yousizeتمہارے لئے lakum a Signbir mu'cizedirایک نشانی āyatan So you leave herbırakın onuپس چھوڑ دو اس کو fadharūhā (to) eatyesin (içsin)چرتی رہے takul
onarzındanمیں (the) earthزمین میں arḍi (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and (do) notsakınاور نہ walā touch herona dokundurmayınتم چھونا اس کو tamassūhā with harmbir kötülükساتھ برائی کے bisūin lest seizes youyoksa sizi yakalarورنہ پکڑ لے گا تم کو fayakhudhakum a punishmentbir azabعذاب ʿadhābun painfulacıklıدرد ناک alīmun٧٣
١٦٠
‹ 158page 159 of the printed Mushaf160 ›