وَٱذۡكُرُوٓاۡ إِذۡ جَعَلَكُمۡ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعۡدِ عَادٍ وَبَوَّأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنۡحِتُونَ ٱلۡجِبَالَ بُيُوتًا‌ۖ فَٱذۡكُرُوٓاۡ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعۡثَوۡاۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ ٧٤

And rememberdüşünün kiاور یاد کروwa-udh'kurūwhenhaniجبidhHe made yousizi yaptıاس نے بنایا تم کوjaʿalakumsuccessorshükümdarlarجانشینkhulafāafromsonraسےminafterبعدbaʿdiAadAd'danعاد کےʿādinand settled youve sizi yerleştirdiاور ٹھکانہ دیا تم کوwabawwa-akuminyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍiYou takeediniyorsunuzتم بناتے ہوtattakhidhūnafromO'nun düzlüklerindeکےminits plainsاس کے میدانوں میںsuhūlihāpalacessaraylarمحلاتquṣūranand you carve outve yontup yapıyorsunuzاور تم تراشتے ہوwatanḥitūnathe mountainsdağlarınıپہاڑوں کوl-jibāla(as) homesevlerگھروں میںbuyūtanSo rememberartık hatırlayınپس یاد کروfa-udh'kurū(the) Bountiesni'metleriniنعمتوں کوālāa(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand (do) notkarışıklık çıkarmayınاور نہwalāact wickedlyتم فساد کروtaʿthawinyeryüzündeمیں(the) earthزمین (میں)l-arḍispreading corruptionbozgunculuk yapıpمفسد بن کرmuf'sidīna

74 And remember when He made you successors after the 'Aad and settled you in the land, [and] you take for yourselves palaces from its plains and carve from the mountains, homes. Then remember the favors of Allah and do not commit abuse on the earth, spreading corruption."

74 Allah'ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah'ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.

74 Düşünün ki (Allah) Âd'dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O'nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.

74 اور یاد تو کرو جب اس نے تم کو قوم عاد کے بعد سردار بنایا اور زمین پر آباد کیا کہ نرم زمین سے (مٹی لے لے کر) محل تعمیر کرتے ہو اور پہاڑوں کو تراش تراش کر گھر بناتے ہو۔ پس خدا کی نعمتوں کو یاد کرو اور زمین میں فساد نہ کرتے پھرو

74 یا د کرو وہ وقت جب اللہ نے قومِ عاد کے بعد تمہیں اس کا جانشین بنایا اور تم کو زمین میں یہ منزلت بخشی کہ آج تم اُس کے ہموار میدانوں میں عالی شان محل بناتے اور اس کے پہاڑوں کو مکانات کی شکل میں تراشتے ہو۔1 پس اس کی قدرت کے کرشموں سے غافل نہ ہوجاوٴ اور زمین میں فساد برپا نہ کرو۔“2

قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواۡ مِن قَوۡمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواۡ لِمَنۡ ءَامَنَ مِنۡهُمۡ أَتَعۡلَمُونَ أَنَّ صَـٰلِحًا مُّرۡسَلٌ مِّن رَّبِّهِۦ‌ۚ قَالُوٓاۡ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلَ بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ ٧٥

Saiddedilerکہاqālathe chiefsileri gelenlerسرداروں نےl-mala-u thoseonlar kiان لوگوں کےalladhīna(who) were arrogantbüyüklük taslıyorlarجنہوں نے تکبر کیاis'takbarūamongkavmindenسےminhis peopleاس کی قوم میں سےqawmihito those whokimselerان لوگوں کے لئےlilladhīnawere oppressed zayıf görülenجو کمزور بنائے گئے تھےus'tuḍ'ʿifū[to] those whokimselere (karşı)واسطے اس کےlimanbelievedinananجوایمان لائےāmanaamong themiçlerindenان میں سےmin'humDo you knowsiz biliyor musunuz?کیا تم جانتے ہوataʿlamūnathatgerçektenبیشکannaSalihSalih'inصالحṣāliḥan(is the) one sentgönderildiğiniبھیجا ہوا ہےmur'salunfromtarafındanسےminhis LordRabbiاپنے رب کی طرف سےrabbihiThey saiddedilerانہوں نے کہاqālūIndeed, wedoğrusu bizبیشک ہمinnāin whatgönderileneجس چیز کے ساتھbimāhe has been sentوہ بھیجا گیا ہےur'silawith [it]onunlaساتھ اس کےbihi(are) believersinananlarızایمان لانے والے ہیںmu'minūna

75 Said the eminent ones who were arrogant among his people to those who were oppressed - to those who believed among them, "Do you [actually] know that Salih is sent from his Lord?" They said, "Indeed we, in that with which he was sent, are believers."

75 Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, "Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?" dediler, onlar da, "Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz" dediler.

75 Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: "Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler.

75 تو ان کی قوم میں سردار لوگ جو غرور رکھتے تھے غریب لوگوں سے جو ان میں سے ایمان لے آئے تھے کہنے لگے بھلا تم یقین کرتے ہو کہ صالح اپنے پروردگار کی طرف بھیجے گئے ہیں؟ انہوں نے کہا ہاں جو چیز دے کر وہ بھیجے گئے ہیں ہم اس پر بلاشبہ ایمان رکھتے ہیں

75 اُس کی قوم کے سرداروں نے جو بڑے بنے ہوئے تھے، کمزور طبقہ کے اُن لوگوں سے جو ایمان لے آئے تھے کہا "کیا تم واقعی یہ جانتے ہو کہ صالحؑ اپنے رب کا پیغمبر ہے؟" انہوں نے جواب دیا "بے شک جس پیغام کے ساتھ وہ بھیجا گیا ہے اُسے ہم مانتے ہیں"

قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاۡ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ ٧٦

Saiddedilerکہاqālathose whokimselerان لوگوں نےalladhīnawere arrogantbüyüklük taslayan(lar)جنہوں نے تکبر کیاis'takbarūIndeed weşüphesiz bizبیشک ہمinnāin that whichsizin inandığınızıساتھ اس چیز کے جوbi-alladhīyou believeتم ایمان لائے ہوāmantumin itkendisineساتھ اس کےbihi(are) disbelieversinkar edenlerizانکار کرنے والے ہیںkāfirūna

76 Said those who were arrogant, "Indeed we, in that which you have believed, are disbelievers."

76 Büyüklük taslayanlar, "Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, "Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım" dediler.

76 Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!" dediler.

76 تو (سرداران) مغرور کہنے لگے کہ جس چیز پر تم ایمان لائے ہو ہم تو اس کو نہیں مانتے

76 اُن برائی کے مدعیوں نے کہا جس چیز کو تم نے مانا ہے ہم اس کے منکر ہیں"

فَعَقَرُواۡ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوۡاۡ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ وَقَالُواۡ يَـٰصَـٰلِحُ ٱئۡتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٧٧

Then they hamstrungderken boğazladılarپس انہوں نے کونچیں کاٹ ڈالیںfaʿaqarūthe she-cameldişi deveyiاونٹنی کیl-nāqataand (were) insolentve dışına çıktılarاور سرکشی کیwaʿatawtowardsbuyruğundanسےʿan(the) commandحکم (سے)amri(of) their LordRablerininاپنے رب کےrabbihimand they saidve dedilerاور انہوں نے کہاwaqālūO SalihEy Salihاے صالحyāṣāliḥuBring usbize getirلا ہمارے پاسi'tināwhatşeyiجس کیbimāyou promise usbizi tehdidettiğinتو ہمیں دھکمی دیتا ہےtaʿidunāifeğerاگرinyou areisenہے توkuntaofelçilerdenسےminathe Messengersرسولوں میں سےl-mur'salīna

77 So they hamstrung the she-camel and were insolent toward the command of their Lord and said, "O Salih, bring us what you promise us, if you should be of the messengers."

77 Büyüklük taslayanlar, "Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, "Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım" dediler.

77 Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; "Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir! "dediler.

77 آخر انہوں نے اونٹی (کی کونچوں) کو کاٹ ڈالا اور اپنے پروردگار کے حکم سے سرکشی کی اور کہنے لگے کہ صالح! جس چیز سے تم ہمیں ڈراتے تھے اگر تم (خدا کے) پیغمبر ہو تو اسے ہم پر لے آؤ

77 پھر انہوں نے اس اُونٹنی کو مار ڈالا 1 اور پُورے تمّرد کے ساتھ اپنے ربّ کے حکم کی خلاف ورزی کر گزرے ، اور صالح سے کہہ دیا کہ”لے آوہ عذاب جس کی تُو ہمیں دھمکی دیتا ہے اگر تُو واقعی پیغمبروں میں سے ہے۔“

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواۡ فِى دَارِهِمۡ جَـٰثِمِينَ ٧٨

So seized themhemen onları yakaladıپس پکڑ لیا ان کوfa-akhadhathumuthe earthquakeo sarsıntıزلزلے نےl-rajfatuthen they becameçökekaldılarتو وہ ہوگئےfa-aṣbaḥūinyurtlarında;میںtheir homesاپنے گھروں میںdārihimfallen pronediz üstüاوندھے منہ گرنے والےjāthimīna

78 So the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone.

78 Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

78 Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

78 تو ان کو بھونچال نے آ پکڑا اور وہ اپنے گھروں میں اوندھے پڑے رہ گئے

78 آخرِ کار ایک دہلا دینے والی آفت1 نے اُنہیں آلیااور وہ اپنے گھروں میں اوندھے پڑے کے پڑے رہ گئے

فَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَـٰقَوۡمِ لَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُمۡ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحۡتُ لَكُمۡ وَلَـٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّـٰصِحِينَ ٧٩

So he turned awayöteye döndüپس منہ موڑ کر چلا گیاfatawallāfrom themonlardanان سےʿanhumand he saidve dediاور کہاwaqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiVerilymuhakkakالبتہ تحقیقlaqadI have conveyed to youben size duyurdumمیں نے پہنچا دیا تم کوablaghtukum(the) Messagemesajlarınıپیغامrisālata(of) my LordRabbiminاپنے رب کاrabbīand [I] advisedve öğüt verdimاور میں نے خیر خواہی کیwanaṣaḥtu[to] yousizeتمہاریlakumbutfakatلیکنwalākinnotsiz sevmiyorsunuzنہیںyou likeتم پسند کرتےtuḥibbūnathe advisersöğüt verenleriخیر خواہوں کوl-nāṣiḥīna

79 And he turned away from them and said, "O my people, I had certainly conveyed to you the message of my Lord and advised you, but you do not like advisors."

79 Salih de onlardan yüz çevirdi ve "Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi.

79 Sâlih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

79 پھر صالح ان سے (ناامید ہو کر) پھرے اور کہا کہ میری قوم! میں نے تم کو خدا کا پیغام پہنچا دیا اور تمہاری خیر خواہی کی مگر تم (ایسے ہو کہ) خیر خواہوں کو دوست ہی نہیں رکھتے

79 اور صالحؑ یہ کہتا ہوا ان کی بستیوں سے نکل گیا کہ "اے میری قوم، میں نے اپنے رب کا پیغام تجھے پہنچا دیا اور میں نے تیری بہت خیر خواہی کی، مگر میں کیا کروں کہ تجھے اپنے خیر خواہ پسند ہی نہیں ہیں"

وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَـٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنۡ أَحَدٍ مِّنَ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٨٠

And Lutve Lut'u da (gönderdik)اور لوط کوwalūṭanwhendediجبidhhe saidاس نے کہاqālato his peoplekavmineاپنی قوم سےliqawmihiDo you commitsiz mi yapıyorsunuz?کیا تم آتے ہوatatūna(such) immoralityfuhşuبےحیائی کوl-fāḥishatanotyapmadığıنہیںhas preceded yousizden önceسبقت کی تم پرsabaqakumthereinonuساتھ اس کےbihāanyhiçکسیminonekimseninایک نےaḥadinofdünyalardaسےminathe worldsجہان والوں میں سےl-ʿālamīna

80 And [We had sent] Lot when he said to his people, "Do you commit such immorality as no one has preceded you with from among the worlds?

80 Lut'u da gönderdik, milletine "Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz" dedi.

80 Lût'u da (peygamber olarak) gönderdik. Kavmine dedi ki: "Sizden önce âlemlerden hiç birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyor sunuz?

80 اور اسی طرح جب ہم نے لوط کو (پیغمبر بنا کر بھیجا تو) اس وقت انہوں نے اپنی قوم سے کہا کہ تم ایسی بےحیائی کا کام کیوں کرتے ہو کہ تم سے اہل عالم میں سے کسی نے اس طرح کا کام نہیں کیا

80 اور لوطؑ کو ہم نے پیغمبر بنا کر بھیجا ، پھر یاد کرو جب اُس نے اپنی قوم سے کہا1 ”کیا تم ایسے بے حیا ہوگئے ہو کہ وہ فحش کام کرتے ہو جو تم سے پہلے دنیا میں کسی نے نہیں کیا؟

إِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ‌ۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ مُّسۡرِفُونَ ٨١

Indeed, youmuhakkak sizبیشک تمinnakumyou approachyaklaşıyorsunuzالبتہ تم آتے ہوlatatūnathe menerkeklereمردوں کے پاسl-rijālalustfullyşehvetleشہوت کے ساتھ / شہوت لئے ہوئےshahwatanfrombırakıpکوmininstead ofچھوڑ کرdūnithe womenkadınlarıعورتوں کوl-nisāiNaydoğrusuبلکہbalyousizتمantum(are) a peoplebir kavimsinizلوگ ہوqawmun(who) commit excesseshaddi aşanحد سے گزر جانے والےmus'rifūna

81 Indeed, you approach men with desire, instead of women. Rather, you are a transgressing people."

81 Lut'u da gönderdik, milletine "Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz" dedi.

81 Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Belki de siz haddi aşan bir kavimsiniz.

81 یعنی خواہش نفسانی پورا کرنے کے لیے عورتوں کو چھوڑ کر لونڈوں پر گرتے ہو۔ حقیقت یہ ہے کہ تم لوگ حد سے نکل جانے والے ہو

81 تم عورتوں کو چھوڑ کر مردوں سے اپنی خواہش پوری کرتے ہو1، حقیقت یہ ہے کہ تم بالکل ہی حد سے گزر جانے والے لوگ ہو۔“

Surah 7 / Al-A'raf / The Heights سورة الأعراف 161
And rememberdüşünün kiاور یاد کرو wa-udh'kurū whenhaniجب idh He made yousizi yaptıاس نے بنایا تم کو jaʿalakum successorshükümdarlarجانشین khulafāa fromsonraسے min afterبعد baʿdi AadAd'danعاد کے ʿādin and settled youve sizi yerleştirdiاور ٹھکانہ دیا تم کو wabawwa-akum
inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi You takeediniyorsunuzتم بناتے ہو tattakhidhūna fromO'nun düzlüklerindeکے min its plainsاس کے میدانوں میں suhūlihā palacessaraylarمحلات quṣūran and you carve outve yontup yapıyorsunuzاور تم تراشتے ہو watanḥitūna
the mountainsdağlarınıپہاڑوں کو l-jibāla (as) homesevlerگھروں میں buyūtan So rememberartık hatırlayınپس یاد کرو fa-udh'kurū (the) Bountiesni'metleriniنعمتوں کو ālāa (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and (do) notkarışıklık çıkarmayınاور نہ walā act wickedlyتم فساد کرو taʿthaw inyeryüzündeمیں (the) earthزمین (میں) l-arḍi
spreading corruptionbozgunculuk yapıpمفسد بن کر muf'sidīna٧٤ Saiddedilerکہا qāla the chiefsileri gelenlerسرداروں نے l-mala-u thoseonlar kiان لوگوں کے alladhīna (who) were arrogantbüyüklük taslıyorlarجنہوں نے تکبر کیا is'takbarū amongkavmindenسے min
his peopleاس کی قوم میں سے qawmihi to those whokimselerان لوگوں کے لئے lilladhīna were oppressed zayıf görülenجو کمزور بنائے گئے تھے us'tuḍ'ʿifū [to] those whokimselere (karşı)واسطے اس کے liman believedinananجوایمان لائے āmana among themiçlerindenان میں سے min'hum Do you knowsiz biliyor musunuz?کیا تم جانتے ہو ataʿlamūna
thatgerçektenبیشک anna SalihSalih'inصالح ṣāliḥan (is the) one sentgönderildiğiniبھیجا ہوا ہے mur'salun fromtarafındanسے min his LordRabbiاپنے رب کی طرف سے rabbihi They saiddedilerانہوں نے کہا qālū Indeed, wedoğrusu bizبیشک ہم innā in whatgönderileneجس چیز کے ساتھ bimā he has been sentوہ بھیجا گیا ہے ur'sila with [it]onunlaساتھ اس کے bihi
(are) believersinananlarızایمان لانے والے ہیں mu'minūna٧٥ Saiddedilerکہا qāla those whokimselerان لوگوں نے alladhīna were arrogantbüyüklük taslayan(lar)جنہوں نے تکبر کیا is'takbarū Indeed weşüphesiz bizبیشک ہم innā in that whichsizin inandığınızıساتھ اس چیز کے جو bi-alladhī
you believeتم ایمان لائے ہو āmantum in itkendisineساتھ اس کے bihi (are) disbelieversinkar edenlerizانکار کرنے والے ہیں kāfirūna٧٦ Then they hamstrungderken boğazladılarپس انہوں نے کونچیں کاٹ ڈالیں faʿaqarū the she-cameldişi deveyiاونٹنی کی l-nāqata and (were) insolentve dışına çıktılarاور سرکشی کی waʿataw towardsbuyruğundanسے ʿan
(the) commandحکم (سے) amri (of) their LordRablerininاپنے رب کے rabbihim and they saidve dedilerاور انہوں نے کہا waqālū O SalihEy Salihاے صالح yāṣāliḥu Bring usbize getirلا ہمارے پاس i'tinā whatşeyiجس کی bimā you promise usbizi tehdidettiğinتو ہمیں دھکمی دیتا ہے taʿidunā ifeğerاگر in you areisenہے تو kunta ofelçilerdenسے mina
the Messengersرسولوں میں سے l-mur'salīna٧٧ So seized themhemen onları yakaladıپس پکڑ لیا ان کو fa-akhadhathumu the earthquakeo sarsıntıزلزلے نے l-rajfatu then they becameçökekaldılarتو وہ ہوگئے fa-aṣbaḥū inyurtlarında;میں their homesاپنے گھروں میں dārihim
fallen pronediz üstüاوندھے منہ گرنے والے jāthimīna٧٨ So he turned awayöteye döndüپس منہ موڑ کر چلا گیا fatawallā from themonlardanان سے ʿanhum and he saidve dediاور کہا waqāla O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi Verilymuhakkakالبتہ تحقیق laqad I have conveyed to youben size duyurdumمیں نے پہنچا دیا تم کو ablaghtukum
(the) Messagemesajlarınıپیغام risālata (of) my LordRabbiminاپنے رب کا rabbī and [I] advisedve öğüt verdimاور میں نے خیر خواہی کی wanaṣaḥtu [to] yousizeتمہاری lakum butfakatلیکن walākin notsiz sevmiyorsunuzنہیں you likeتم پسند کرتے tuḥibbūna the advisersöğüt verenleriخیر خواہوں کو l-nāṣiḥīna
٧٩ And Lutve Lut'u da (gönderdik)اور لوط کو walūṭan whendediجب idh he saidاس نے کہا qāla to his peoplekavmineاپنی قوم سے liqawmihi Do you commitsiz mi yapıyorsunuz?کیا تم آتے ہو atatūna (such) immoralityfuhşuبےحیائی کو l-fāḥishata notyapmadığıنہیں has preceded yousizden önceسبقت کی تم پر sabaqakum
thereinonuساتھ اس کے bihā anyhiçکسی min onekimseninایک نے aḥadin ofdünyalardaسے mina the worldsجہان والوں میں سے l-ʿālamīna٨٠ Indeed, youmuhakkak sizبیشک تم innakum you approachyaklaşıyorsunuzالبتہ تم آتے ہو latatūna the menerkeklereمردوں کے پاس l-rijāla
lustfullyşehvetleشہوت کے ساتھ / شہوت لئے ہوئے shahwatan frombırakıpکو min instead ofچھوڑ کر dūni the womenkadınlarıعورتوں کو l-nisāi Naydoğrusuبلکہ bal yousizتم antum (are) a peoplebir kavimsinizلوگ ہو qawmun (who) commit excesseshaddi aşanحد سے گزر جانے والے mus'rifūna٨١
١٦١
‹ 159page 160 of the printed Mushaf161 ›