قَالُوٓاۡ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ١٢١

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūWe believeinandıkایمان لائے ہمāmannāin (the) LordRabbineربbirabbi(of) the worldsalemlerinالعالمین پرl-ʿālamīna

121 They said, "We have believed in the Lord of the worlds,

121 Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.

121 "Âlemlerin Rabbine iman ettik." dediler.

121 اور کہنے لگے کہ ہم جہان کے پروردگار پر ایمان لائے

121 کہنے لگے "ہم نے مان لیا رب العالمین کو

رَبِّ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ١٢٢

LordRabbineربrabbi(of) MusaMusa'nınموسیٰ کاmūsāand Harunve Harun'unاور ہارون کاwahārūna

122 The Lord of Moses and Aaron."

122 Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.

122 "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."

122 یعنی موسیٰ اور ہارون کے پروردگار پر

122 اُس ربّ کو جسے موسیٰ اور ہارون مانتے ہیں۔“1

قَالَ فِرۡعَوۡنُ ءَامَنتُم بِهِۦ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡ‌ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَمَكۡرٌ مَّكَرۡتُمُوهُ فِى ٱلۡمَدِينَةِ لِتُخۡرِجُواۡ مِنۡهَآ أَهۡلَهَا‌ۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ١٢٣

SaiddediکہاqālaFiraunFir'avnفرعون نےfir'ʿawnuYou believedinandınız mı?تم ایمان لائےāmantumin himonaاس پرbihibeforeönceاس سے پہلےqabla[that]ben izin vermedenکہanI give permissionمیں اجازت دوںādhanato yousizeتم کوlakumIndeedmuhakkak kiبیشکinnathisbuیہhādhā(is) surely a plotbir tuzaktırالبتہ ایک چال تھیlamakrunyou have plotted itkurduğunuzچال چلی تم نے اس کیmakartumūhuinşehirdeمیںthe cityشہرl-madīnatiso that you may drive outçıkarmak içinتاکہ تم نکال لے جاؤlitukh'rijūfrom itoradanاس سےmin'hāits peoplehalkınıاس کے رہنے والوں کوahlahāBut soonama yakındaپس عنقریبfasawfayou will knowbileceksinizتم جان لو گےtaʿlamūna

123 Said Pharaoh, "You believed in him before I gave you permission. Indeed, this is a conspiracy which you conspired in the city to expel therefrom its people. But you are going to know.

123 Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım" dedi.

123 Firavun: "Ben size izin vermeden iman ettiniz ha!" dedi. "Şüphesiz bu bir hiledir, siz bunu şehirde kurmuşsunuz, yerli halkı oradan çıkarmak istiyorsunuz, sonra anlayacaksınız!"

123 فرعون نے کہا کہ پیشتر اس کے کہ میں تمہیں اجازت دوں تم اس پر ایمان لے آئے؟ بےشک یہ فریب ہے جو تم نے مل کر شہر میں کیا ہے تاکہ اہلِ شہر کو یہاں سے نکال دو۔ سو عنقریب (اس کا نتیجہ) معلوم کرلو گے

123 فرعون نے کہا "تم اس پر ایمان لے آئے قبل اس کے کہ میں تمہیں اجازت دوں؟ یقیناً یہ کوئی خفیہ ساز ش تھی جو تم لوگوں نے اس دارالسلطنت میں کی تاکہ اس کے مالکوں کو اقتدار سے بے دخل کر دو اچھا توا س کا نتیجہ اب تمہیں معلوم ہوا جاتا ہے

لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَـٰفٍ ثُمَّ لَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ ١٢٤

I will surely cut offelbette keseceğimالبتہ میں ضرور کاٹ دوں گاla-uqaṭṭiʿannayour handselleriniziہاتھ تمہارےaydiyakumand your feetve ayaklarınızıاور پاؤں تمہارےwa-arjulakumofçaprazlamaسےminopposite (sides)مخالف سمتkhilāfinThensonraپھرthummaI will surely crucify youasacağımالبتہ میں ضرور سولی پر چڑھاؤں گا تم کوla-uṣallibannakumallhepiniziسب کے سب کوajmaʿīna

124 I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides; then I will surely crucify you all."

124 Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım" dedi.

124 "Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım."

124 میں (پہلے تو) تمہارے ایک طرف کے ہاتھ اور دوسری طرف کے پاؤں کٹوا دوں گا پھر تم سب کو سولی چڑھوا دوں گا

124 میں تمہارے ہاتھ پاؤں مخالف سمتوں سے کٹوا دوں گا اور اس کے بعد تم سب کو سولی پر چڑھاؤں گا"

قَالُوٓاۡ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ ١٢٥

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūIndeed, webiz zatenبیشک ہمinnātoRabbimizeطرفilāour Lordاپنے رب کیrabbinā(will) returndöneceğizلوٹنے والے ہیںmunqalibūna

125 They said, "Indeed, to our Lord we will return.

125 Onlar da: "Doğrusu biz ancak Rabbimize döneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan ötürü bizden öç alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı müslim olarak al" dediler.

125 Onlar da: "Şüphesiz o takdirde biz Rabbimize döneceğiz." dediler.

125 وہ بولے کہ ہم تو اپنے پروردگار کی طرف لوٹ کر جانے والے ہیں

125 انہوں نے جواب دیا "بہر حال ہمیں پلٹنا اپنے رب ہی کی طرف ہے

وَمَا تَنقِمُ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِـَٔـايَـٰتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتۡنَا‌ۚ رَبَّنَآ أَفۡرِغۡ عَلَيۡنَا صَبۡرًا وَتَوَفَّنَا مُسۡلِمِينَ ١٢٦

And notveاور نہیںwamāyou take revengeöc almıyorsunتم ناراض ہوتےtanqimufrom usbizdenہم سےminnāexceptdışındaمگرillāthatinanmamızیہ کہanwe believedایمان لائے ہمāmannāin (the) Signsayetlerineنشانیوں پرbiāyāti(of) our LordRabbimizinاپنے رب کیrabbināwhenzamanجبlammāthey came to usbize geldiğiوہ آئیں ہمارے پاسjāatnāOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāPourboşaltڈال دےafrighupon usüzerimizeہم پرʿalaynāpatiencesabırصبرṣabranand cause us to dieve bizi öldürاور فوت کرنا ہم کوwatawaffanā(as) Muslimsmüslümanlar olarakمسلمان بنا کر۔ اسلام کی حالت میںmus'limīna

126 And you do not resent us except because we believed in the signs of our Lord when they came to us. Our Lord, pour upon us patience and let us die as Muslims [in submission to You]."

126 Onlar da: "Doğrusu biz ancak Rabbimize döneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan ötürü bizden öç alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı müslim olarak al" dediler.

126 "Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al." derler.

126 اور اس کے سوا تجھ کو ہماری کون سی بات بری لگی ہے کہ جب ہمارے پروردگار کی نشانیاں ہمارے پاس آگئیں تو ہم ان پر ایمان لے آئے۔ اے پروردگار ہم پر صبرواستقامت کے دہانے کھول دے اور ہمیں (ماریو تو) مسلمان ہی ماریو

126 تُو جس بات پر ہم سے انتقام لینا چاہتا ہے وہ اِس کے سوا کچھ نہیں کہ ہمارے ربّ کی نشانیاں جب ہمارے سامنے آگئیں تو ہم نے انہیں مان لیا۔ اے ربّ ، ہم پر صبر کا فیضان کر اور ہمیں دنیا سے اُٹھا اِس حال میں کہ ہم تیرے فرمانبردار ہوں۔1“

وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوۡمَهُۥ لِيُفۡسِدُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَ‌ۚ قَالَ سَنُقَتِّلُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَنَسۡتَحۡىِۦ نِسَآءَهُمۡ وَإِنَّا فَوۡقَهُمۡ قَـٰهِرُونَ ١٢٧

And saiddedi kiاور کہاwaqālathe chiefsileri gelen bir toplulukسرداروں نےl-mala-uofkavmindenسےmin(the) peopleقومqawmi(of) FiraunFir'avnفرعون میں (سے)fir'ʿawnaWill you leavebırakacak mısın?کیا تم چھوڑ دو گےatadharuMusaMusa'yıموسیٰ کوmūsāand his peopleve kavminiاور اس کی قوم کوwaqawmahuso that they cause corruptionbozgunculuk yapsınlar diyeکہ وہ فساد پھیلائیںliyuf'sidūinyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍiand forsake youve seni terk edipاور چھوڑ دیں تجھ کوwayadharakaand your godsve tanrılarınıاور تیرے الہوں کوwaālihatakaHe saiddediکہاqālaWe will killbiz öldüreceğizعنقریب ہم قتل کردیں گےsanuqattilutheir sonsonların oğullarınıان کے بیٹوں کوabnāahumand we will let liveve sağ bırakacağızاور ہم زندہ چھوڑ دیں گےwanastaḥyītheir womenkadınlarınıان کی عورتوں کوnisāahumand indeed, weve biz daimaاور بیشک ہمwa-innāover themonların üstündeان کے اوپرfawqahum(are) subjugatorseziciler olacağızغالب ہیںqāhirūna

127 And the eminent among the people of Pharaoh said," Will you leave Moses and his people to cause corruption in the land and abandon you and your gods?" [Pharaoh] said, "We will kill their sons and keep their women alive; and indeed, we are subjugators over them."

127 Firavun milletinin ileri gelenleri: "Musa'yı ve milletini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?" dediler. Firavun: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz" dedi.

127 Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz."

127 اور قومِ فرعون میں جو سردار تھے کہنے لگے کہ کیا آپ موسیٰ اور اس کی قوم کو چھوڑ دیجیے گا کہ ملک میں خرابی کریں اور آپ سے اور آپ کے معبودوں سے دست کش ہوجائیں۔ وہ بولے کہ ہم ان کے لڑکوں کو قتل کرڈالیں گے اور لڑکیوں کو زندہ رہنے دیں گے اور بےشک ہم ان پر غالب ہیں

127 فرعون سے اُس کی قوم کے سرداروں نے کہا”کیا تُو موسیٰ اور اس کی قوم کو یونہی چھوڑ دے گا کہ ملک میں فساد پھیلائیں اور وہ تیری اور تیرے معبُودوں کی بندگی چھوڑ بیٹھے؟“ فرعون نے جواب دیا”میں اُن کے بیٹوں کو قتل کراوٴ ں گا اور اُن کی عورتوں کو جیتا رہنے دوں 1گا۔ ہمارے اقتدار کی گرفت ان پر مضبوط ہے

قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِ ٱسۡتَعِينُواۡ بِٱللَّهِ وَٱصۡبِرُوٓاۡ‌ۖ إِنَّ ٱلۡأَرۡضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ‌ۖ وَٱلۡعَـٰقِبَةُ لِلۡمُتَّقِينَ ١٢٨

SaiddediکہاqālaMusaموسیٰ نےmūsāto his peoplekavmineاپنی قوم سےliqawmihiSeek helpyardım isteyinمدد چاہو تمis'taʿīnūfrom AllahAllah'tanاللہ سےbil-lahiand be patientve sabredinاور صبر کروwa-iṣ'birūIndeedşüphesizبیشکinnathe earthyeryüzüساری زمینl-arḍa(belongs) to AllahAllah'ındırاللہ ہی کے لیے ہےlillahiHe causes to inherit itonu verirوارث بناتا ہے اس کاyūrithuhāwhomkimseyeجس کوmanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāuofkullarındanمیں سےminHis servantsاپنے بندوںʿibādihiAnd the endve sonuçاور انجامwal-ʿāqibatu(is) for the righteouskorunanlarındırتقوی والوں کے لیے ہےlil'muttaqīna

128 Said Moses to his people, "Seek help through Allah and be patient. Indeed, the earth belongs to Allah. He causes to inherit it whom He wills of His servants. And the [best] outcome is for the righteous."

128 Musa milletine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin; yeryüzü şüphesiz Allah'ındır, kullarından dilediğini ona mirasçı kılar; sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.

128 Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir."

128 موسیٰ نے اپنی قوم سے کہا کہ خدا سے مدد مانگو اور ثابت قدم رہو۔ زمین تو خدا کی ہے۔ وہ اپنے بندوں میں سے جسے چاہتا ہے اس کا مالک بناتا ہے۔ اور آخر بھلا تو ڈرنے والوں کا ہے

128 موسیٰؑ نے اپنی قوم سے کہا "اللہ سے مدد مانگو اور صبر کرو، زمین اللہ کی ہے، اپنے بندوں میں سے جس کو چاہتا ہے اس کا وارث بنا دیتا ہے، اور آخری کامیابی انہی کے لیے جو اس سے ڈرتے ہوئے کام کریں"

قَالُوٓاۡ أُوذِينَا مِن قَبۡلِ أَن تَأۡتِيَنَا وَمِنۢ بَعۡدِ مَا جِئۡتَنَا‌ۚ قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمۡ أَن يُهۡلِكَ عَدُوَّكُمۡ وَيَسۡتَخۡلِفَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرَ كَيۡفَ تَعۡمَلُونَ ١٢٩

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūWe have been harmedbize işkence edildiہم اذیت دیے گئےūdhīnāfromöncedenاس سےminbeforeپہلےqabli[that]sen bize gelmezdenکہanyou came to usتو آتا ہمارے پاسtatiyanāfromveاور اس کےwaminand aftersonradanبعدbaʿdi[what]sen bize geldiktenجوyou have come to usتو آیا ہمارے پاسji'tanāHe saiddediاس نے جواب دیاqālaPerhapsumulur kiقریب ہے کہʿasāyour LordRabbinizرب تمہاراrabbukum[that]yok ederکہanwill destroyہلاک کردےyuh'likayour enemydüşmanınızıتمہارے دشمن کوʿaduwwakumand make you successorsve sizi hakim kılarاور خلیفہ بنائے تم کوwayastakhlifakuminyeryüzüneمیںthe earthز مینl-arḍithen seeböylece bakarپھر وہ دیکھےfayanẓurahownasılکس طرحkayfayou will dohareket edeceğinizeتم عمل کرتے ہوtaʿmalūna

129 They said, "We have been harmed before you came to us and after you have come to us." He said, "Perhaps your Lord will destroy your enemy and grant you succession in the land and see how you will do."

129 Milleti: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet çektik" dediler. Musa da: "Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl davranacağınıza bakar" dedi.

129 Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır."

129 وہ بولے کہ تمہارے آنے سے پہلے بھی ہم کو اذیتیں پہنچتی رہیں اور آنے کے بعد بھی۔ موسیٰ نے کہا کہ قریب ہے کہ تمہارا پروردگار تمہارے دشمن کو ہلاک کردے اور اس کی جگہ تمہیں زمین میں خلیفہ بنائے پھر دیکھے کہ تم کیسے عمل کرتے ہو

129 اس کی قوم کے لوگوں نے کہا "تیرے آنے سے پہلے بھی ہم ستائے جاتے تھے اور اب تیرے آنے پر بھی ستائے جا رہے ہیں" اس نے جواب دیا "قریب ہے وہ وقت کہ تمہارا رب تمہارے دشمن کو ہلاک کر دے اور تم کو زمین میں خلیفہ بنائے، پھر دیکھے کہ تم کیسے عمل کرتے ہو"

وَلَقَدۡ أَخَذۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ بِٱلسِّنِينَ وَنَقۡصٍ مِّنَ ٱلثَّمَرٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ ١٣٠

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe seizedbiz tuttukپکڑا ہم نےakhadhnā(the) peopleailesiniآلāla(of) FiraunFir'avnفرعون کوfir'ʿawnawith years (of famine)yıllarcaسالوں کے ساتھ۔ قحط کے ساتھbil-sinīnaand a deficitve darlığıylaاور کمیwanaqṣinofürünlerinکیmina[the] fruitsپھلوںl-thamarātiso that they maybelki (diye)شاید کہ وہlaʿallahumreceive admonitionöğüt alırlarنصیحت پکڑیںyadhakkarūna

130 And We certainly seized the people of Pharaoh with years of famine and a deficiency in fruits that perhaps they would be reminded.

130 And olsun ki, Biz de Firavun ailesini, ders alsınlar diye, yıllarca kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.

130 Gerçekten biz, Firavun sülâlesini, senelerce kıtlık ve gelir noksanlığı içinde tutup kıvrandırdık ki, düşünüp ibret alsınlar.

130 اور ہم نے فرعونیوں کو قحطوں اور میووں کے نقصان میں پکڑا تاکہ نصیحت حاصل کریں

130 ہم نے فرعون کے لوگوں کو کئی سال تک قحط اور پیداوار کی کمی میں مبتلا رکھا کہ شاید ان کو ہوش آئے

Surah 7 / Al-A'raf / The Heights سورة الأعراف 166
They saiddedilerانہوں نے کہا qālū We believeinandıkایمان لائے ہم āmannā in (the) LordRabbineرب birabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین پر l-ʿālamīna١٢١ LordRabbineرب rabbi (of) MusaMusa'nınموسیٰ کا mūsā and Harunve Harun'unاور ہارون کا wahārūna١٢٢ Saiddediکہا qāla
FiraunFir'avnفرعون نے fir'ʿawnu You believedinandınız mı?تم ایمان لائے āmantum in himonaاس پر bihi beforeönceاس سے پہلے qabla [that]ben izin vermedenکہ an I give permissionمیں اجازت دوں ādhana to yousizeتم کو lakum Indeedmuhakkak kiبیشک inna thisbuیہ hādhā (is) surely a plotbir tuzaktırالبتہ ایک چال تھی lamakrun you have plotted itkurduğunuzچال چلی تم نے اس کی makartumūhu
inşehirdeمیں the cityشہر l-madīnati so that you may drive outçıkarmak içinتاکہ تم نکال لے جاؤ litukh'rijū from itoradanاس سے min'hā its peoplehalkınıاس کے رہنے والوں کو ahlahā But soonama yakındaپس عنقریب fasawfa you will knowbileceksinizتم جان لو گے taʿlamūna١٢٣ I will surely cut offelbette keseceğimالبتہ میں ضرور کاٹ دوں گا la-uqaṭṭiʿanna
your handselleriniziہاتھ تمہارے aydiyakum and your feetve ayaklarınızıاور پاؤں تمہارے wa-arjulakum ofçaprazlamaسے min opposite (sides)مخالف سمت khilāfin Thensonraپھر thumma I will surely crucify youasacağımالبتہ میں ضرور سولی پر چڑھاؤں گا تم کو la-uṣallibannakum allhepiniziسب کے سب کو ajmaʿīna١٢٤
They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū Indeed, webiz zatenبیشک ہم innā toRabbimizeطرف ilā our Lordاپنے رب کی rabbinā (will) returndöneceğizلوٹنے والے ہیں munqalibūna١٢٥ And notveاور نہیں wamā you take revengeöc almıyorsunتم ناراض ہوتے tanqimu from usbizdenہم سے minnā exceptdışındaمگر illā thatinanmamızیہ کہ an we believedایمان لائے ہم āmannā
in (the) Signsayetlerineنشانیوں پر biāyāti (of) our LordRabbimizinاپنے رب کی rabbinā whenzamanجب lammā they came to usbize geldiğiوہ آئیں ہمارے پاس jāatnā Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā Pourboşaltڈال دے afrigh upon usüzerimizeہم پر ʿalaynā patiencesabırصبر ṣabran and cause us to dieve bizi öldürاور فوت کرنا ہم کو watawaffanā (as) Muslimsmüslümanlar olarakمسلمان بنا کر۔ اسلام کی حالت میں mus'limīna
١٢٦ And saiddedi kiاور کہا waqāla the chiefsileri gelen bir toplulukسرداروں نے l-mala-u ofkavmindenسے min (the) peopleقوم qawmi (of) FiraunFir'avnفرعون میں (سے) fir'ʿawna Will you leavebırakacak mısın?کیا تم چھوڑ دو گے atadharu MusaMusa'yıموسیٰ کو mūsā and his peopleve kavminiاور اس کی قوم کو waqawmahu so that they cause corruptionbozgunculuk yapsınlar diyeکہ وہ فساد پھیلائیں liyuf'sidū
inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi and forsake youve seni terk edipاور چھوڑ دیں تجھ کو wayadharaka and your godsve tanrılarınıاور تیرے الہوں کو waālihataka He saiddediکہا qāla We will killbiz öldüreceğizعنقریب ہم قتل کردیں گے sanuqattilu their sonsonların oğullarınıان کے بیٹوں کو abnāahum and we will let liveve sağ bırakacağızاور ہم زندہ چھوڑ دیں گے wanastaḥyī
their womenkadınlarınıان کی عورتوں کو nisāahum and indeed, weve biz daimaاور بیشک ہم wa-innā over themonların üstündeان کے اوپر fawqahum (are) subjugatorseziciler olacağızغالب ہیں qāhirūna١٢٧ Saiddediکہا qāla Musaموسیٰ نے mūsā to his peoplekavmineاپنی قوم سے liqawmihi
Seek helpyardım isteyinمدد چاہو تم is'taʿīnū from AllahAllah'tanاللہ سے bil-lahi and be patientve sabredinاور صبر کرو wa-iṣ'birū Indeedşüphesizبیشک inna the earthyeryüzüساری زمین l-arḍa (belongs) to AllahAllah'ındırاللہ ہی کے لیے ہے lillahi He causes to inherit itonu verirوارث بناتا ہے اس کا yūrithuhā whomkimseyeجس کو man
He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu ofkullarındanمیں سے min His servantsاپنے بندوں ʿibādihi And the endve sonuçاور انجام wal-ʿāqibatu (is) for the righteouskorunanlarındırتقوی والوں کے لیے ہے lil'muttaqīna١٢٨ They saiddedilerانہوں نے کہا qālū We have been harmedbize işkence edildiہم اذیت دیے گئے ūdhīnā
fromöncedenاس سے min beforeپہلے qabli [that]sen bize gelmezdenکہ an you came to usتو آتا ہمارے پاس tatiyanā fromveاور اس کے wamin and aftersonradanبعد baʿdi [what]sen bize geldiktenجو you have come to usتو آیا ہمارے پاس ji'tanā He saiddediاس نے جواب دیا qāla Perhapsumulur kiقریب ہے کہ ʿasā your LordRabbinizرب تمہارا rabbukum
[that]yok ederکہ an will destroyہلاک کردے yuh'lika your enemydüşmanınızıتمہارے دشمن کو ʿaduwwakum and make you successorsve sizi hakim kılarاور خلیفہ بنائے تم کو wayastakhlifakum inyeryüzüneمیں the earthز مین l-arḍi
then seeböylece bakarپھر وہ دیکھے fayanẓura hownasılکس طرح kayfa you will dohareket edeceğinizeتم عمل کرتے ہو taʿmalūna١٢٩ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We seizedbiz tuttukپکڑا ہم نے akhadhnā (the) peopleailesiniآل āla (of) FiraunFir'avnفرعون کو fir'ʿawna
with years (of famine)yıllarcaسالوں کے ساتھ۔ قحط کے ساتھ bil-sinīna and a deficitve darlığıylaاور کمی wanaqṣin ofürünlerinکی mina [the] fruitsپھلوں l-thamarāti so that they maybelki (diye)شاید کہ وہ laʿallahum receive admonitionöğüt alırlarنصیحت پکڑیں yadhakkarūna١٣٠
١٦٦
‹ 164page 165 of the printed Mushaf166 ›