وَإِذَآ أَذَقۡنَا ٱلنَّاسَ رَحۡمَةً مِّنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُمۡ إِذَا لَهُم مَّكۡرٌ فِىٓ ءَايَاتِنَا‌ۚ قُلِ ٱللَّهُ أَسۡرَعُ مَكۡرًا‌ۚ إِنَّ رُسُلَنَا يَكۡتُبُونَ مَا تَمۡكُرُونَ ٢١

And whenve zamanاور جبwa-idhāWe let [the] mankind tastetattırdığımızچکھاتے ہیں ہمadhaqnāWe let [the] mankind tasteinsanlaraلوگوں کوl-nāsamercygenişlikرحمتraḥmatanaftersonraminafterبعدbaʿdiadversitybir darlıktanمصیبت کےḍarrāahas touched themkendilerine dokunanجو پہنچی ان کوmassathumbeholdhemenجبidhāThey haveonların vardırان کے لیےlahuma plothileleriچالیں چلنا ہےmakrunagainsthakkındaمیںOur Versesayetlerimizہماری آیاتāyātināSayde kiکہہ دیجیے کہquliAllahاللہ تعالیٰl-lahu(is) more swiftdaha hızlıdırزیادہ تیز ہےasraʿu(in) planningdüzen kurmadaچال چلنے میںmakranIndeedşüphesizبیشکinnaOur Messengerselçilerimizہمارے فرشتےrusulanāwrite downyazmaktadırlarلکھ رہے ہیںyaktubūnawhatsizin hileleriniziجوyou plotتم چالیں چل رہے ہوtamkurūna

21 And when We give the people a taste of mercy after adversity has touched them, at once they conspire against Our verses. Say, "Allah is swifter in strategy." Indeed, Our messengers record that which you conspire

21 İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: "Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur." Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.

21 İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekârlıklara girişirler. De ki: "Allah'ın hilesi daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar".

21 اور جب ہم لوگوں کو تکلیف پہنچنے کے بعد (اپنی) رحمت (سے آسائش) کا مزہ چکھاتے ہیں تو وہ ہماری آیتوں میں حیلے کرنے لگتے ہیں۔ کہہ دو کہ خدا بہت جلد حیلہ کرنے والا ہے۔ اور جو حیلے تم کرتے ہو ہمارے فرشتے ان کو لکھتے جاتے ہیں

21 لوگوں کا حال یہ ہے کہ مصیبت کے بعد جب اُنہیں رحمت کا مزا چکھاتے ہیں تو فوراً ہی وہ ہماری نشانیوں کے معاملے میں چال بازیاں شروع کر دیتے ہیں۔1 ان سے کہو”اللہ اپنی چال میں تم سے زیادہ تیز ہے، اُس کے فرشتے تمہاری سب مکّاریوں کو قلمبند کر رہے ہیں۔“2

هُوَ ٱلَّذِى يُسَيِّرُكُمۡ فِى ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ‌ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ وَجَرَيۡنَ بِهِم بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُواۡ بِهَا جَآءَتۡهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَآءَهُمُ ٱلۡمَوۡجُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوٓاۡ أَنَّهُمۡ أُحِيطَ بِهِمۡ‌ۙ دَعَوُاۡ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنۡ أَنجَيۡتَنَا مِنۡ هَـٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ ٢٢

HeO'durوہ اللہhuwa(is) the One Whosizi gezdirenوہ ذات ہےalladhīenables you to travelجو چلاتا ہے تم کوyusayyirukuminkaradaمیںthe landخشکیl-bariand the seave denizdeاور سمندر میںwal-baḥriuntilhattaیہاں تک کہḥattāwhenzamanجب ہوتے ہوidhāyou areolduğunuzتمkuntumingemideمیںthe shipsکشتیl-ful'kiand they sailve yürüttüğü (zaman)اور وہ چلتی ہےwajaraynawith thembununlaساتھ ان کےbihimwith a windbir rüzgârınساتھ ہواbirīḥingoodtatlıعمدہ کےṭayyibatinand they rejoiceve neşelendikleri sıradaاور وہ خوش ہوجاتے ہیںwafariḥūthereinonların bununla;ساتھ ان کےbihācomes to itbirden çıkıpآجاتی ہے ان کے پاسjāathāa windbir fırtınaہواrīḥunstormysertشدیدʿāṣifunand comes to themve geldiğindeاور آجاتی ہے ان کے پاسwajāahumuthe wavesdalgalarموجl-mawjufromherسےmineveryہرkulliplaceyöndenطرف (ہر طرف سے)makāninand they assumeve kanaat getirdiklerindeاور وہ سمجھتے ہیںwaẓannūthat theymuhakkak onlarکہ بیشک وہannahumare surroundedkuşatıldıklarınaگھیر لیا گیاuḥīṭawith themkendilerininان کوbihimThey calldua etmeye başlarlarپکارتے ہیںdaʿawūAllahAllah'aاللہ کوl-lahasincerelyhas kılarakخالص کرتے ہوئےmukh'liṣīnato HimO'naاس کے لیےlahu(in) the religiondiniدین کوl-dīna(saying), "Ifeğerالبتہ اگر تونےla-inYou save usbizi kurtarırsanنجات دی ہم کوanjaytanāfrombundanminthisاس سےhādhihisurely we will beelbette olacağızالبتہ ہم ضرور ہوجائیں گےlanakūnannaamongşükredenlerdenمیں سےminathe thankfulشکر گزاروںl-shākirīna

22 It is He who enables you to travel on land and sea until, when you are in ships and they sail with them by a good wind and they rejoice therein, there comes a storm wind and the waves come upon them from everywhere and they assume that they are surrounded, supplicating Allah, sincere to Him in religion, "If You should save us from this, we will surely be among the thankful."

22 Sizi karada ve denizde yürüten Allah'tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri güzel bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler; bir fırtına çıkıp da onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda ise Allah'ın dinine sarılarak, "Bizi bu tehlikeden kurtarırsan and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye O'na yalvarırlar.

22 Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O'dur. Hatta gemilerde bulunduğunuz ve o gemiler, içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye başlar. Bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarır ve dindar olurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, şükredenlerden olacağız." derler. Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğiz.

22 وہی تو ہے جو تم کو جنگل اور دریا میں چلنے پھرنے اور سیر کرنے کی توفیق دیتا ہے۔ یہاں تک کہ جب تم کشتیوں میں (سوار) ہوتے اور کشتیاں پاکیزہ ہوا (کے نرم نرم جھونکوں) سے سواروں کو لے کر چلنے لگتی ہیں اور وہ ان سے خوش ہوتے ہیں تو ناگہاں زناٹے کی ہوا چل پڑتی ہے اور لہریں ہر طرف سے ان پر (جوش مارتی ہوئی) آنے لگتی ہیں اور وہ خیال کرتے ہیں کہ (اب تو) لہروں میں گھر گئے تو اس وقت خالص خدا ہی کی عبادت کرکے اس سے دعا مانگنے لگتے ہیں کہ (اے خدا) اگر تو ہم کو اس سے نجات بخشے تو ہم (تیرے) بہت ہی شکر گزار ہوں

22 وہ اللہ ہی ہے جو تم کو خشکی اور تری میں چلاتا ہے۔ چنانچہ جب تم کشتیوں میں سوار ہو کر با دِ موافق پر فرحاں و شاداں سفر کر رہے ہوتے ہو اور پھر یکایک بادِ مخالف کا زور ہوتا ہے اور ہر طرف سے موجوں کے تھپیڑے لگتے ہیں اور مسافر سمجھ لیتے ہیں کہ گھِر گئے،اُس وقت سب اپنے دین کو اللہ ہی کے لیے خالص کر کے اُس سے دعائیں مانگتے ہیں کہ ”اگر تُو نے ہم کو اِس بلا سے نجات دے دی تو ہم شُکر گزار بندے بنیں گے۔“1

فَلَمَّآ أَنجَـٰهُمۡ إِذَا هُمۡ يَبۡغُونَ فِى ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ‌ۗ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَا بَغۡيُكُمۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُم‌ۖ مَّتَـٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا‌ۖ ثُمَّ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُكُمۡ فَنُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٢٣

But whenne zaman kiپھر جبfalammāHe saved themkurtarır onlarıوہ بچا لیتا ہے ان کوanjāhumbeholdhemenتبidhāTheyonlarوہhumrebeltaşkınlık etmeye başlarlarبغاوت کرتے ہیںyabghūnainyeryüzündeمیںthe earthزمینl-arḍiwithouthaksız yereناbighayri[the] rightحقl-ḥaqiO mankindEyاےyāayyuhāO mankindinsanlarلوگوl-nāsuOnlygerçekteبیشکinnamāyour rebelliontaşkınlığınızتمہاری بغاوتbaghyukum(is) againstaleyhinize olanخلاف ہےʿalāyourselveskendinizinتمہارے اپنےanfusikum(the) enjoymentgeçici zevkleridirسامانmatāʿa(of) the lifehayatınınزندگی کاl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāThensonraپھرthummato Usbizedirہماری طرفilaynā(is) your returndönüşünüzلوٹنا ہے تمہاراmarjiʿukumand We will inform youve size bildiririzپھرہم بتائیں گے کوfanunabbi-ukumof whatşeyiساتھ اس کے جوbimāyou used (to)olduğunuzتھے تمkuntumdoyapıyorتم عمل کرتے رہے پھرtaʿmalūna

23 But when He saves them, at once they commit injustice upon the earth without right. O mankind, your injustice is only against yourselves, [being merely] the enjoyment of worldly life. Then to Us is your return, and We will inform you of what you used to do.

23 Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.

23 Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğiz.

23 لیکن جب وہ ان کو نجات دے دیتا ہے تو ملک میں ناحق شرارت کرنے لگتے ہیں۔ لوگو! تمہاری شرارت کا وبال تمہاری ہی جانوں پر ہوگا تم دنیا کی زندگی کے فائدے اُٹھا لو۔ پھر تم کو ہمارے پاس لوٹ کر آنا ہے۔ اس وقت ہم تم کو بتائیں گے جو کچھ تم کیا کرتے تھے

23 مگر جب وہ ان کو بچا لیتا ہے تو پھر وہی لوگ حق سے منحرف ہو کر زمین میں بغاوت کرنے لگتے ہیں لوگو، تمہاری یہ بغاوت اُلٹی تمہارے ہی خلاف پڑ رہی ہے دنیا کے چند روزہ مزے ہیں (لُوٹ لو)، پھر ہماری طرف تمہیں پلٹ کر آنا ہے، اُس وقت ہم تمہیں بتا دیں گے کہ تم کیا کچھ کرتے رہے ہو

إِنَّمَا مَثَلُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَآءٍ أَنزَلۡنَـٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخۡتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلۡأَرۡضِ مِمَّا يَأۡكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلۡأَنۡعَـٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلۡأَرۡضُ زُخۡرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتۡ وَظَنَّ أَهۡلُهَآ أَنَّهُمۡ قَـٰدِرُونَ عَلَيۡهَآ أَتَـٰهَآ أَمۡرُنَا لَيۡلاً أَوۡ نَهَارًا فَجَعَلۡنَـٰهَا حَصِيدًا كَأَن لَّمۡ تَغۡنَ بِٱلۡأَمۡسِ‌ۚ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأَيَـٰتِ لِقَوۡمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٢٤

Onlyancakبیشکinnamā(the) exampleörneğiمثالmathalu(of) the lifehayatınınزندگی کیl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yā(is) like (the) watersuya benzerپانی کی طرح ہےkamāinwhich We sent downindirdiğimizاتارا ہم نے اس کوanzalnāhufromgöktenسےminathe skyآسمانl-samāiso absorbsbirbirine karıştığıپھر خلط ملط ہوگئی (گھنی ہوگئی)fa-ikh'talaṭa[with] itonunlaاس کے ذریعےbihi(the) plantsbitkilerininنباتاتnabātu(of) the earthyeryüzüزمین کیl-arḍifrom whichöyle kiاس میں سے جوmimmāeatyerکھاتے ہیںyakuluthe meninsanlarلوگl-nāsuand the cattleve hayvanlarاور جانور (مویشی)wal-anʿāmuuntilsonuçtaیہاں تک کہḥattāwhensıradaجبidhātakesalıpلے لیا۔ پکڑ لیاakhadhatithe earthyeryüzüزمین نےl-arḍuits adornmentgüzelliğiniکمال حسن اپناzukh'rufahāand is beautifiedve süslendiğiاور خوبصورت ہوگئیwa-izzayyanatand thinkve sandıklarıاور سمجھ لیاwaẓannaits peoplesahiplerininاس کے رہنے والوں نےahluhāthat theygerçektenبیشک وہannahumhave the powerkadir olduklarınıقادر ہیںqādirūnaover itbunlaraاس پرʿalayhācomes (to) itgelirآگیا اس پرatāhāOur commandemrimizحکم ہماراamrunā(by) nightgeceرات کوlaylanorveyaیاaw(by) daygündüzدن کوnahāranand We make itböylece onları çeviririzتو کردیا ہم نے اس کوfajaʿalnāhāa harvest clean-mownbiçilmiş haleکٹی ہوئیḥaṣīdanas ifgibiگویا کہka-annothiç yokmuşنہیںlamit had flourishedآباد ہوئی تھیtaghnayesterdaybir gün önceکلbil-amsiThusişte böyleاسی طرحkadhālikaWe explainayrıntılı olarak açıklıyoruzہم کھول کے بیان کرتے ہیںnufaṣṣiluthe Signsayetlerimiziآیاتl-āyātifor a peopletopluluk içinاس قوم کے لیےliqawminwho reflectdüşünenجو غور و فکر کرتی ہےyatafakkarūna

24 The example of [this] worldly life is but like rain which We have sent down from the sky that the plants of the earth absorb - [those] from which men and livestock eat - until, when the earth has taken on its adornment and is beautified and its people suppose that they have capability over it, there comes to it Our command by night or by day, and We make it as a harvest, as if it had not flourished yesterday. Thus do We explain in detail the signs for a people who give thought.

24 Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.

24 Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız.

24 دنیا کی زندگی کی مثال مینھہ کی سی ہے کہ ہم نے اس کو آسمان سے برسایا۔ پھر اس کے ساتھ سبزہ جسے آدمی اور جانور کھاتے ہیں مل کر نکلا یہاں تک کہ زمین سبزے سے خوشنما اور آراستہ ہوگئی اور زمین والوں نے خیال کیا کہ وہ اس پر پوری دسترس رکھتے ہیں ناگہاں رات کو یا دن کو ہمارا حکم (عذاب) آپہنچا تو ہم نے اس کو کاٹ (کر ایسا کر) ڈالا کہ گویا کل وہاں کچھ تھا ہی نہیں۔ جو لوگ غور کرنے والے ہیں۔ ان کے لیے ہم (اپنی قدرت کی) نشانیاں اسی طرح کھول کھول کر بیان کرتے ہیں

24 دنیا کی یہ زندگی (جس کے نشے میں مست ہو کر تم ہماری نشانیوں سے غفلت برت رہے ہو) اس کی مثال ایسی ہے جیسے آسمان سے ہم نے پانی برسایا تو زمین کی پیداوار، جسے آدمی اور جانور سب کھاتے ہیں، خوب گھنی ہو گئی، پھر عین اُس وقت جبکہ زمین اپنی بہار پر تھی اور کھیتیاں بنی سنوری کھڑی تھیں اور ان کے مالک یہ سمجھ رہے تھے کہ اب ہم ان سے فائدہ اُٹھانے پر قادر ہیں، یکایک رات کو یا دن کو ہمارا حکم آ گیا اور ہم نے اسے ایسا غارت کر کے رکھ دیا کہ گویا کل وہاں کچھ تھا ہی نہیں اس طرح ہم نشانیاں کھول کھول کر پیش کرتے ہیں اُن لوگوں کے لیے جو سوچنے سمجھنے والے ہیں

وَٱللَّهُ يَدۡعُوٓاۡ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَـٰمِ وَيَهۡدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٢٥

And AllahAllahاور اللہwal-lahucallsçağırırدعوت دے رہا ہےyadʿūtoyurdunaطرفilā(the) Homeگھر کیdāri(of) the Peaceesenlikسلامتی کےl-salāmiand guidesve iletirاور ہدایت دیتا ہےwayahdīwhomkimseyiجس کوmanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāutoyolaطرفilā(the) straight pathراستے کیṣirāṭin(the) straight pathdoğruسیدھےmus'taqīmin

25 And Allah invites to the Home of Peace and guides whom He wills to a straight path

25 Allah, cennete çağırır ve dilediğini doğru yola eriştirir.

25 Allah, selamet yurduna çağırıyor ve dilediğini de doğru yola hidayet ediyor.

25 اور خدا سلامتی کے گھر کی طرف بلاتا ہے۔ اور جس کو چاہتا ہے سیدھا راستہ دکھاتا ہے

25 ( تم اس ناپائیدار زندگی کے فریب میں مبتلا ہو رہے ہو) اور اللہ تمہیں دارالسلام کی طرف دعوت دے رہا ہے۔1 (ہدایت اُس کے اختیار میں ہے) جس کو وہ چاہتا ہے سیدھا راستہ دکھا دیتا ہے

Surah 10 / Yunus / Jonah سورة يونس 212
And whenve zamanاور جب wa-idhā We let [the] mankind tastetattırdığımızچکھاتے ہیں ہم adhaqnā We let [the] mankind tasteinsanlaraلوگوں کو l-nāsa mercygenişlikرحمت raḥmatan aftersonra min afterبعد baʿdi adversitybir darlıktanمصیبت کے ḍarrāa has touched themkendilerine dokunanجو پہنچی ان کو massathum beholdhemenجب idhā They haveonların vardırان کے لیے lahum a plothileleriچالیں چلنا ہے makrun againsthakkındaمیں
Our Versesayetlerimizہماری آیات āyātinā Sayde kiکہہ دیجیے کہ quli Allahاللہ تعالیٰ l-lahu (is) more swiftdaha hızlıdırزیادہ تیز ہے asraʿu (in) planningdüzen kurmadaچال چلنے میں makran Indeedşüphesizبیشک inna Our Messengerselçilerimizہمارے فرشتے rusulanā write downyazmaktadırlarلکھ رہے ہیں yaktubūna whatsizin hileleriniziجو you plotتم چالیں چل رہے ہو tamkurūna
٢١ HeO'durوہ اللہ huwa (is) the One Whosizi gezdirenوہ ذات ہے alladhī enables you to travelجو چلاتا ہے تم کو yusayyirukum inkaradaمیں the landخشکی l-bari and the seave denizdeاور سمندر میں wal-baḥri untilhattaیہاں تک کہ ḥattā whenzamanجب ہوتے ہو idhā you areolduğunuzتم kuntum ingemideمیں the shipsکشتی l-ful'ki
and they sailve yürüttüğü (zaman)اور وہ چلتی ہے wajarayna with thembununlaساتھ ان کے bihim with a windbir rüzgârınساتھ ہوا birīḥin goodtatlıعمدہ کے ṭayyibatin and they rejoiceve neşelendikleri sıradaاور وہ خوش ہوجاتے ہیں wafariḥū thereinonların bununla;ساتھ ان کے bihā comes to itbirden çıkıpآجاتی ہے ان کے پاس jāathā a windbir fırtınaہوا rīḥun stormysertشدید ʿāṣifun
and comes to themve geldiğindeاور آجاتی ہے ان کے پاس wajāahumu the wavesdalgalarموج l-mawju fromherسے min everyہر kulli placeyöndenطرف (ہر طرف سے) makānin and they assumeve kanaat getirdiklerindeاور وہ سمجھتے ہیں waẓannū that theymuhakkak onlarکہ بیشک وہ annahum are surroundedkuşatıldıklarınaگھیر لیا گیا uḥīṭa with themkendilerininان کو bihim They calldua etmeye başlarlarپکارتے ہیں daʿawū
AllahAllah'aاللہ کو l-laha sincerelyhas kılarakخالص کرتے ہوئے mukh'liṣīna to HimO'naاس کے لیے lahu (in) the religiondiniدین کو l-dīna (saying), "Ifeğerالبتہ اگر تونے la-in You save usbizi kurtarırsanنجات دی ہم کو anjaytanā frombundan min thisاس سے hādhihi surely we will beelbette olacağızالبتہ ہم ضرور ہوجائیں گے lanakūnanna amongşükredenlerdenمیں سے mina
the thankfulشکر گزاروں l-shākirīna٢٢ But whenne zaman kiپھر جب falammā He saved themkurtarır onlarıوہ بچا لیتا ہے ان کو anjāhum beholdhemenتب idhā Theyonlarوہ hum rebeltaşkınlık etmeye başlarlarبغاوت کرتے ہیں yabghūna inyeryüzündeمیں the earthزمین l-arḍi withouthaksız yereنا bighayri
[the] rightحق l-ḥaqi O mankindEyاے yāayyuhā O mankindinsanlarلوگو l-nāsu Onlygerçekteبیشک innamā your rebelliontaşkınlığınızتمہاری بغاوت baghyukum (is) againstaleyhinize olanخلاف ہے ʿalā yourselveskendinizinتمہارے اپنے anfusikum (the) enjoymentgeçici zevkleridirسامان matāʿa (of) the lifehayatınınزندگی کا l-ḥayati
(of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā Thensonraپھر thumma to Usbizedirہماری طرف ilaynā (is) your returndönüşünüzلوٹنا ہے تمہارا marjiʿukum and We will inform youve size bildiririzپھرہم بتائیں گے کو fanunabbi-ukum of whatşeyiساتھ اس کے جو bimā you used (to)olduğunuzتھے تم kuntum doyapıyorتم عمل کرتے رہے پھر taʿmalūna٢٣
Onlyancakبیشک innamā (the) exampleörneğiمثال mathalu (of) the lifehayatınınزندگی کی l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā (is) like (the) watersuya benzerپانی کی طرح ہے kamāin which We sent downindirdiğimizاتارا ہم نے اس کو anzalnāhu fromgöktenسے mina the skyآسمان l-samāi so absorbsbirbirine karıştığıپھر خلط ملط ہوگئی (گھنی ہوگئی) fa-ikh'talaṭa [with] itonunlaاس کے ذریعے bihi
(the) plantsbitkilerininنباتات nabātu (of) the earthyeryüzüزمین کی l-arḍi from whichöyle kiاس میں سے جو mimmā eatyerکھاتے ہیں yakulu the meninsanlarلوگ l-nāsu and the cattleve hayvanlarاور جانور (مویشی) wal-anʿāmu untilsonuçtaیہاں تک کہ ḥattā whensıradaجب idhā takesalıpلے لیا۔ پکڑ لیا akhadhati the earthyeryüzüزمین نے l-arḍu
its adornmentgüzelliğiniکمال حسن اپنا zukh'rufahā and is beautifiedve süslendiğiاور خوبصورت ہوگئی wa-izzayyanat and thinkve sandıklarıاور سمجھ لیا waẓanna its peoplesahiplerininاس کے رہنے والوں نے ahluhā that theygerçektenبیشک وہ annahum have the powerkadir olduklarınıقادر ہیں qādirūna over itbunlaraاس پر ʿalayhā
comes (to) itgelirآگیا اس پر atāhā Our commandemrimizحکم ہمارا amrunā (by) nightgeceرات کو laylan orveyaیا aw (by) daygündüzدن کو nahāran and We make itböylece onları çeviririzتو کردیا ہم نے اس کو fajaʿalnāhā a harvest clean-mownbiçilmiş haleکٹی ہوئی ḥaṣīdan as ifgibiگویا کہ ka-an nothiç yokmuşنہیں lam it had flourishedآباد ہوئی تھی taghna
yesterdaybir gün önceکل bil-amsi Thusişte böyleاسی طرح kadhālika We explainayrıntılı olarak açıklıyoruzہم کھول کے بیان کرتے ہیں nufaṣṣilu the Signsayetlerimiziآیات l-āyāti for a peopletopluluk içinاس قوم کے لیے liqawmin who reflectdüşünenجو غور و فکر کرتی ہے yatafakkarūna٢٤ And AllahAllahاور اللہ wal-lahu
callsçağırırدعوت دے رہا ہے yadʿū toyurdunaطرف ilā (the) Homeگھر کی dāri (of) the Peaceesenlikسلامتی کے l-salāmi and guidesve iletirاور ہدایت دیتا ہے wayahdī whomkimseyiجس کو man He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu toyolaطرف ilā (the) straight pathراستے کی ṣirāṭin (the) straight pathdoğruسیدھے mus'taqīmin٢٥
٢١٢
‹ 210page 211 of the printed Mushaf212 ›