۞لِّلَّذِينَ أَحۡسَنُواۡ ٱلۡحُسۡنَىٰ وَزِيَادَةٌ‌ۖ وَلَا يَرۡهَقُ وُجُوهَهُمۡ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَنَّةِ‌ۖ هُمۡ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ٢٦

For those whokimselere vardırان لوگوں کے لیےlilladhīnado goodiyilik eden(lere)جنہوں نے اچھا کیaḥsanū(is) the bestdaha iyisiاچھائی ہےl-ḥus'nāand moreve fazlasıاور زیادہ ہےwaziyādatunAnd not⋯اور نہwalā(will) coverbürümezچھائے گیyarhaqutheir facesonların yüzleriniان کے چہروں پرwujūhahumdustkaralıkسیاہیqatarunand not⋯اور نہwalāhumiliationve aşağılıkذلت۔ رسوائیdhillatunThoseişte bunlarیہی لوگulāika(are the) companionsehlidirlerوالے ہیںaṣḥābu(of) Paradisecennetجنتl-janatitheyonlarوہhumin itoradaاس میںfīhā(will) abide foreversürekli kalıcıdırlarہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidūna

26 For them who have done good is the best [reward] and extra. No darkness will cover their faces, nor humiliation. Those are companions of Paradise; they will abide therein eternally

26 İyi davrananlara; daima daha iyisi ve üstünü verilir. Onların yüzlerine ne bir karalık, ne de zillet bulaşır. İşte onlar cennetliklerdir, orada temelli kalırlar.

26 İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır.

26 جن لوگوں نے نیکو کاری کی ان کے لیے بھلائی ہے اور (مزید برآں) اور بھی اور ان کے مونہوں پر نہ تو سیاہی چھائے گی اور نہ رسوائی۔ یہی جنتی ہیں کہ اس میں ہمیشہ رہیں گے

26 جن لوگوں نے بھلائی کا طریقہ اختیار کیا اُن کے لیے بھلائی ہے اور مزید فضل۔1 ان کے چہروں پر رُو سیاہی اور ذلّت نہ چھائے گی۔ وہ جنّت کے مستحق ہیں جہاں وہ ہمیشہ رہیں گے

وَٱلَّذِينَ كَسَبُواۡ ٱلسَّيِّـَٔـاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةِۭ بِمِثۡلِهَا وَتَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةٌ‌ۖ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنۡ عَاصِمٍ‌ۖ كَأَنَّمَآ أُغۡشِيَتۡ وُجُوهُهُمۡ قِطَعًا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مُظۡلِمًا‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ أَصۡحَـٰبُ ٱلنَّارِ‌ۖ هُمۡ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ٢٧

And those whokimselere gelinceاور وہ لوگwa-alladhīnaearnedkazanan(lara)جنہوں نے کمائیںkasabūthe evil deedskötülüklerبرائیاںl-sayiāti(the) recompenseceza verilirبدلہjazāu(of) an evil deedbir kötülüğeبرائی کاsayyi-atin(is) like itaynıylaاس کی مانند ہےbimith'lihāand (will) cover themve bürürاور چھا جائے گی ان پرwatarhaquhumhumiliationbir aşağılıkذلتdhillatunThey will not haveyokturنہیںmāThey will not haveonlar içinان کے لیےlahumfrom⋯کے مقابلےminaAllahAllahtanاللہl-lahiany⋯میںmindefenderkurtaracakکوئی بچانے والاʿāṣiminAs ifgibidirگویا کہka-annamāhad been coveredkaplanmışڈھانپ دیے گئے ہیںugh'shiyattheir facesyüzleriان کے چہرےwujūhuhum(with) piecesparçalarıylaٹکڑوں سےqiṭaʿanfrom⋯کےminathe darkness (of) nightbir geceninراتal-laylithe darkness (of) nightkapkaranlıkتاریکmuẓ'limanThosebunlarیہیulāika(are the) companionsehlidirlerلوگaṣḥābu(of) the Firecehennemآگ والے ہیںl-nāritheyonlarوہhumin itoradaاس میںfīhā(will) abide foreversürekli kalıcıdırlarہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidūna

27 But they who have earned [blame for] evil doings - the recompense of an evil deed is its equivalent, and humiliation will cover them. They will have from Allah no protector. It will be as if their faces are covered with pieces of the night - so dark [are they]. Those are the companions of the Fire; they will abide therein eternally.

27 Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah'a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.

27 Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.

27 اور جنہوں نے برے کام کئے تو برائی کا بدلہ ویسا ہی ہوگا۔ اور ان کے مونہوں پر ذلت چھا جائے گی۔ اور کوئی ان کو خدا سے بچانے والا نہ ہوگا۔ ان کے مونہوں (کی سیاہی کا یہ عالم ہوگا کہ ان) پر گویا اندھیری رات کے ٹکڑے اُڑھا دیئے گئے ہیں۔ یہی دوزخی ہیں کہ ہمیشہ اس میں رہیں گے

27 اور جن لوگوں نے بُرائیاں کمائیں ان کی برائی جیسی ہے ویسا ہی وہ بدلہ پائیں گے،1 ذلّت ان پر مسلّط ہو گی ، کوئی اللہ سے ان کو بچانے والا نہ ہو گا ، ان کے چہروں پر ایسی تاریکی چھائی ہوئی ہو گی2 جیسے رات کے سیاہ پردے ان پر پڑے ہوئے ہوں، وہ دوزخ کے مستحق ہیں جہاں وہ ہمیشہ رہیں گے

وَيَوۡمَ نَحۡشُرُهُمۡ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشۡرَكُواۡ مَكَانَكُمۡ أَنتُمۡ وَشُرَكَآؤُكُمۡ‌ۚ فَزَيَّلۡنَا بَيۡنَهُمۡ‌ۖ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمۡ إِيَّانَا تَعۡبُدُونَ ٢٨

And (the) Dayve o günاور جس دنwayawmaWe will gather themonları biraraya toplarızہم اکٹھا کریں گے ان کوnaḥshuruhumall togethertümünüسب کے سب کوjamīʿanthensonraپھرthummaWe will sayderizہم کہیں گےnaqūluto those whokimselereان لوگوں کے لیےlilladhīnaassociate partners (with Allah)ortak koşan(lara)جنہوں نے شرک کیاashrakū(Remain in) your place(haydi) yerlerinize!اپنی جگہ (ٹھہرو)makānakumyousizتمantumand your partnersve ortak koştuklarınızاور تمہارے شریکwashurakāukumThen We will separateböylece ayırırızتو تفریق ڈال دیں گے ہمfazayyalnā[between] themonları birbirlerindenان کے درمیانbaynahumand (will) sayve (şöyle) derlerاور کہیں گےwaqālatheir partnerskoştukları ortaklarان کے شریکshurakāuhumNot⋯نہmāyou used (to)siz değildinizتھے تمkuntumworship usbizeصرف ہماریiyyānāworship usibadet ediyorتم عبادت کرتےtaʿbudūna

28 And [mention, O Muhammad], the Day We will gather them all together - then We will say to those who associated others with Allah, "[Remain in] your place, you and your 'partners.' " Then We will separate them, and their "partners" will say, "You did not used to worship us,

28 Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler.

28 O gün ki, hepsini mahşere toplayacağız, sonra da o şirk koşanlara "Haydi yerlerinize! Siz de, ortak koştuklarınız da!" diyeceğiz. Artık aralarını iyice açmışız. O ortak koştukları şeyler, "Siz bize tapmıyordunuz ki." diyecekler.

28 اور جس دن ہم ان سب کو جمع کریں گے پھر مشرکوں سے کہیں گے کہ تم اور تمہارے شریک اپنی اپنی جگہ ٹھہرے رہو۔ تو ہم ان میں تفرقہ ڈال دیں گے اور ان کے شریک (ان سے) کہیں گے کہ تم ہم کو نہیں پوجا کرتے تھے

28 جس روز ہم ان سب کو ایک ساتھ (اپنی عدالت میں) اکٹھا کریں گے، پھر ان لوگوں سے جنہوں نے شرک کیا ہے کہیں گے کہ ٹھہر جاوٴ تم بھی اور تمہارے بنائے ہوئے شریک بھی ، پھر ہم ان کے درمیان سے اجنبیت کا پردہ ہٹا دیں گے1 اور ان کے شریک کہیں گے کہ ”تم ہماری عبادت تو نہیں کرتے تھے

فَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدَۢا بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمۡ إِن كُنَّا عَنۡ عِبَادَتِكُمۡ لَغَـٰفِلِينَ ٢٩

So sufficientşimdi yeterتو کافی ہےfakafā(is) AllahAllahاللہ تعالیٰbil-lahi(as) a witnessşahit olarakگواہshahīdanbetween usaramızdaہمارے درمیانbaynanāand between youve sizin aranızdaاور تمہارے درمیانwabaynakumthatşüphesizبیشکinwe werebiz idikتھے ہمkunnāof⋯سےʿanyour worshipsizin tapınmanızdanتمہاری عبادتʿibādatikumcertainly unawarehabersizالبتہ غافلlaghāfilīna

29 And sufficient is Allah as a witness between us and you that we were of your worship unaware."

29 Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler.

29 "Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekler).

29 ہمارے اور تمہارے درمیان خدا ہی گواہ کافی ہے۔ ہم تمہاری پرستش سے بالکل بےخبر تھے

29 ہمارے اور تمہارے درمیان اللہ کی گواہی کافی ہے کہ ( تم اگر ہماری عبادت کرتے بھی تھے تو ) ہم تمہاری اس عبادت سے بالکل بے خبر تھے۔“ 1

هُنَالِكَ تَبۡلُواۡ كُلُّ نَفۡسٍ مَّآ أَسۡلَفَتۡ‌ۚ وَرُدُّوٓاۡ إِلَى ٱللَّهِ مَوۡلَـٰهُمُ ٱلۡحَقِّ‌ۖ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواۡ يَفۡتَرُونَ ٣٠

Thereişte oradaاسی جگہhunālikawill be put to trialhesabını verirآزمائش میں پڑجائے گاtablūeveryherہرkullusoulcanشخصnafsin(for) what⋯جوmāit did previouslyönceden işlemiş olduğununاس نے پہلے کیاaslafatand they will be returnedve döndürülmüşlerdirاور وہ لوٹائے جائیں گےwaruddūto⋯طرفilāAllahAllah'aاللہ کیl-lahitheir Lordmevlaları olanجو مولا ہے ان کاmawlāhumuthe truegerçekسچاl-ḥaqiand will be lostve kaybolmuşturاور گم ہوجائے گاwaḍallafrom themkendilerindenان سےʿanhumwhatşeyler iseجوmāthey used (to)olduklarıتھے وہkānūinventuyduruyor(lar)وہ گھڑتےyaftarūna

30 There, [on that Day], every soul will be put to trial for what it did previously, and they will be returned to Allah, their master, the Truth, and lost from them is whatever they used to invent.

30 İşte orada herkes dünyada yapmış olduğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlaları olan Allah'a döndürülür. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmuştur.

30 İşte burada herkes geçmişte yaptığını bulacak. Ve gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülecekler. İftira edip uydurdukları şeyler de kendilerinden büsbütün uzaklaşıp gidecek.

30 وہاں ہر شخص (اپنے اعمال کی) جو اس نے آگے بھیجے ہوں گے آزمائش کرلے گا اور وہ اپنے سچے مالک کی طرف لوٹائے جائیں گے اور جو کچھ وہ بہتان باندھا کرتے تھے سب ان سے جاتا رہے گا

30 اُس وقت ہر شخص اپنے کیے کا مزا چکھ لے گا، سب اپنے مالک حقیقی کی طرف پھیر دیے جائیں گے اور وہ سارے جھوٹ جو انہوں نے گھڑ رکھے تھے گم ہو جائیں گے

قُلۡ مَن يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أَمَّن يَمۡلِكُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَمَن يُخۡرِجُ ٱلۡحَىَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَيُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَىِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَ‌ۚ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُ‌ۚ فَقُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٣١

Sayde kiکہہ دیجیےqulWhokimdirکونmanprovides for yousizi rızıklandıranرزق دیتا ہے تم کوyarzuqukumfrom⋯سےminathe skygöktenآسمانl-samāiand the earthve yerdenاور زمین سےwal-arḍiOr whoyahut kimdirیا کونammancontrolssahip olanمالک ہوسکتا ہےyamlikuthe hearingkulaklaraسماعت کاl-samʿaand the sightve gözlereاور نگاہوں کاwal-abṣāraAnd whove kimdirاور کونwamanbrings outçıkaranنکالتا ہےyukh'rijuthe livingdiriyiزندہ کوl-ḥayafrom⋯سےminathe deadölüdenمردہl-mayitiand brings forthve çıkaranاور نکالتا ہےwayukh'rijuthe deadölüyüمردہ کوl-mayitafrom⋯سےminathe livingdiridenزندہ سےl-ḥayiAnd whove kimdirاور کونwamandisposesdüzene koyanتدبیر کرتا ہےyudabbiruthe affairsişleri?کام کیl-amraThen they will saydiyeceklerپس عنقریب وہ کہیں گےfasayaqūlūnaAllahAllahاللہ تعالیٰl-lahuThen sayde kiتو کہہ دیجیےfaqulThen will notöyleyseکیا بھلا نہیںafalāyou fear (Him)sakınmıyor musunuz?تم تقوی کرتےtattaqūna

31 Say, "Who provides for you from the heaven and the earth? Or who controls hearing and sight and who brings the living out of the dead and brings the dead out of the living and who arranges [every] matter?" They will say, "Allah," so say, "Then will you not fear Him?"

31 De ki: "Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır! " diyecekler. "O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.

31 De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?" Hemen "Allah'dır" diyecekler. De ki, "O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

31 (ان سے) پوچھو کہ تم کو آسمان اور زمین میں رزق کون دیتا ہے یا (تمہارے) کانوں اور آنکھوں کا مالک کون ہے اور بےجان سے جاندار کون پیدا کرتا ہے اور دنیا کے کاموں کا انتظام کون کرتا ہے۔ جھٹ کہہ دیں گے کہ خدا۔ تو کہو کہ پھر تم (خدا سے) ڈرتے کیوں نہیں؟

31 اِن سے پُوچھو، کون تم کو آسمان اور زمین سے رزق دیتا ہے؟ یہ سماعت اور بینائی کی قوتیں کس کے اختیار میں ہیں؟ کون بے جان میں سے جاندار کو اور جاندار میں سے بے جان کو نکالتا ہے؟ کون اِس نظم عالم کی تدبیر کر رہا ہے؟ وہ ضرور کہیں گے کہ اللہ کہو، پھر تم (حقیقت کے خلاف چلنے سے) پرہیز نہیں کرتے؟

فَذٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَاذَا بَعۡدَ ٱلۡحَقِّ إِلَّا ٱلضَّلَـٰلُ‌ۖ فَأَنَّىٰ تُصۡرَفُونَ ٣٢

For thatişte budurپس یہ ہےfadhālikumu(is) AllahAllahاللہl-lahuyour Lordsizin Rabbiniz olanرب تمہاراrabbukumuthe truegerçekسچاl-ḥaquSo what (can be)ne vardırتو کیا کچھ ہےfamādhāafterdışındaبعدbaʿdathe truthgerçeğinحق کےl-ḥaqiexceptbaşkaسوائےillāthe errorsapıklıktan?گمراہی کےl-ḍalāluSo howöyleyse nasılتو کہاں سےfa-annā(are) you turned awaydöndürülüyorsunuz?تم پھیرے جاتے ہوtuṣ'rafūna

32 For that is Allah, your Lord, the Truth. And what can be beyond truth except error? So how are you averted?

32 İşte gerçek Rabbiniz Allah budur. Gerçeğin dışında sadece sapıklık vardır. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz?

32 İşte o Allah sizin gerçek Rabbinizdir. Gerçeğin dışında sapıklıktan başka ne vardır? O halde haktan nasıl çevriliyorsunuz?

32 یہی خدا تو تمہارا پروردگار برحق ہے۔ اور حق بات کے ظاہر ہونے کے بعد گمراہی کے سوا ہے ہی کیا؟ تو تم کہاں پھرے جاتے ہو

32 تب تو یہی اللہ تمہارا حقیقی ربّ ہے۔1 پھر حق کے بعد گمراہی کے سوا اور کیا باقی رہ گیا؟ آخر یہ تم کدھر پھرائے جار ہے ہو؟2

كَذٰلِكَ حَقَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ فَسَقُوٓاۡ أَنَّهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٣٣

Thusböyleceاسی طرحkadhālika(is) proved truegerçekleşmiş olduحق ہوگئیḥaqqat(the) Wordsözüباتkalimatu(of) your LordRabbininتیرے رب کیrabbikauponhakkındakiپرʿalāthose whokimselerان لوگوںalladhīnadefiantly disobeyedyoldan çıkmış(lar)جنہوں نے نافرمانی کیfasaqūthat theyonlarبیشک وہannahum(will) not⋯نہlābelieveiman etmezlerمانیں گےyu'minūna

33 Thus the word of your Lord has come into effect upon those who defiantly disobeyed - that they will not believe.

33 Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin söylediği söz gerçekleşti.

33 Hak dinden çıkmış fasıklara Rabbinin kelimesi şöyle gerçekleşti: Onlar artık imana gelmezler.

33 اسی طرح خدا کا ارشاد ان نافرمانوں کے حق میں ثابت ہو کر رہا کہ یہ ایمان نہیں لائیں گے

33 (اے نبی ؐ ، دیکھو) اس طرح نافرمانی اختیار کرنے والوں پر تمہارے ربّ کی بات صادق آگئی کہ وہ مان کر نہ دیں گے۔1

Surah 10 / Yunus / Jonah سورة يونس 213
For those whokimselere vardırان لوگوں کے لیے lilladhīna do goodiyilik eden(lere)جنہوں نے اچھا کی aḥsanū (is) the bestdaha iyisiاچھائی ہے l-ḥus'nā and moreve fazlasıاور زیادہ ہے waziyādatun And not⋯اور نہ walā (will) coverbürümezچھائے گی yarhaqu their facesonların yüzleriniان کے چہروں پر wujūhahum dustkaralıkسیاہی qatarun
and not⋯اور نہ walā humiliationve aşağılıkذلت۔ رسوائی dhillatun Thoseişte bunlarیہی لوگ ulāika (are the) companionsehlidirlerوالے ہیں aṣḥābu (of) Paradisecennetجنت l-janati theyonlarوہ hum in itoradaاس میں fīhā (will) abide foreversürekli kalıcıdırlarہمیشہ رہنے والے ہیں khālidūna٢٦ And those whokimselere gelinceاور وہ لوگ wa-alladhīna
earnedkazanan(lara)جنہوں نے کمائیں kasabū the evil deedskötülüklerبرائیاں l-sayiāti (the) recompenseceza verilirبدلہ jazāu (of) an evil deedbir kötülüğeبرائی کا sayyi-atin (is) like itaynıylaاس کی مانند ہے bimith'lihā and (will) cover themve bürürاور چھا جائے گی ان پر watarhaquhum humiliationbir aşağılıkذلت dhillatun They will not haveyokturنہیں mā They will not haveonlar içinان کے لیے lahum from⋯کے مقابلے mina
AllahAllahtanاللہ l-lahi any⋯میں min defenderkurtaracakکوئی بچانے والا ʿāṣimin As ifgibidirگویا کہ ka-annamā had been coveredkaplanmışڈھانپ دیے گئے ہیں ugh'shiyat their facesyüzleriان کے چہرے wujūhuhum (with) piecesparçalarıylaٹکڑوں سے qiṭaʿan from⋯کے mina the darkness (of) nightbir geceninرات al-layli the darkness (of) nightkapkaranlıkتاریک muẓ'liman
Thosebunlarیہی ulāika (are the) companionsehlidirlerلوگ aṣḥābu (of) the Firecehennemآگ والے ہیں l-nāri theyonlarوہ hum in itoradaاس میں fīhā (will) abide foreversürekli kalıcıdırlarہمیشہ رہنے والے ہیں khālidūna٢٧ And (the) Dayve o günاور جس دن wayawma We will gather themonları biraraya toplarızہم اکٹھا کریں گے ان کو naḥshuruhum
all togethertümünüسب کے سب کو jamīʿan thensonraپھر thumma We will sayderizہم کہیں گے naqūlu to those whokimselereان لوگوں کے لیے lilladhīna associate partners (with Allah)ortak koşan(lara)جنہوں نے شرک کیا ashrakū (Remain in) your place(haydi) yerlerinize!اپنی جگہ (ٹھہرو) makānakum yousizتم antum and your partnersve ortak koştuklarınızاور تمہارے شریک washurakāukum Then We will separateböylece ayırırızتو تفریق ڈال دیں گے ہم fazayyalnā
[between] themonları birbirlerindenان کے درمیان baynahum and (will) sayve (şöyle) derlerاور کہیں گے waqāla their partnerskoştukları ortaklarان کے شریک shurakāuhum Not⋯نہ mā you used (to)siz değildinizتھے تم kuntum worship usbizeصرف ہماری iyyānā worship usibadet ediyorتم عبادت کرتے taʿbudūna٢٨ So sufficientşimdi yeterتو کافی ہے fakafā (is) AllahAllahاللہ تعالیٰ bil-lahi
(as) a witnessşahit olarakگواہ shahīdan between usaramızdaہمارے درمیان baynanā and between youve sizin aranızdaاور تمہارے درمیان wabaynakum thatşüphesizبیشک in we werebiz idikتھے ہم kunnā of⋯سے ʿan your worshipsizin tapınmanızdanتمہاری عبادت ʿibādatikum certainly unawarehabersizالبتہ غافل laghāfilīna٢٩
Thereişte oradaاسی جگہ hunālika will be put to trialhesabını verirآزمائش میں پڑجائے گا tablū everyherہر kullu soulcanشخص nafsin (for) what⋯جو mā it did previouslyönceden işlemiş olduğununاس نے پہلے کیا aslafat and they will be returnedve döndürülmüşlerdirاور وہ لوٹائے جائیں گے waruddū to⋯طرف ilā AllahAllah'aاللہ کی l-lahi their Lordmevlaları olanجو مولا ہے ان کا mawlāhumu
the truegerçekسچا l-ḥaqi and will be lostve kaybolmuşturاور گم ہوجائے گا waḍalla from themkendilerindenان سے ʿanhum whatşeyler iseجو mā they used (to)olduklarıتھے وہ kānū inventuyduruyor(lar)وہ گھڑتے yaftarūna٣٠ Sayde kiکہہ دیجیے qul Whokimdirکون man provides for yousizi rızıklandıranرزق دیتا ہے تم کو yarzuqukum
from⋯سے mina the skygöktenآسمان l-samāi and the earthve yerdenاور زمین سے wal-arḍi Or whoyahut kimdirیا کون amman controlssahip olanمالک ہوسکتا ہے yamliku the hearingkulaklaraسماعت کا l-samʿa and the sightve gözlereاور نگاہوں کا wal-abṣāra And whove kimdirاور کون waman brings outçıkaranنکالتا ہے yukh'riju
the livingdiriyiزندہ کو l-ḥaya from⋯سے mina the deadölüdenمردہ l-mayiti and brings forthve çıkaranاور نکالتا ہے wayukh'riju the deadölüyüمردہ کو l-mayita from⋯سے mina the livingdiridenزندہ سے l-ḥayi And whove kimdirاور کون waman disposesdüzene koyanتدبیر کرتا ہے yudabbiru the affairsişleri?کام کی l-amra
Then they will saydiyeceklerپس عنقریب وہ کہیں گے fasayaqūlūna AllahAllahاللہ تعالیٰ l-lahu Then sayde kiتو کہہ دیجیے faqul Then will notöyleyseکیا بھلا نہیں afalā you fear (Him)sakınmıyor musunuz?تم تقوی کرتے tattaqūna٣١ For thatişte budurپس یہ ہے fadhālikumu (is) AllahAllahاللہ l-lahu your Lordsizin Rabbiniz olanرب تمہارا rabbukumu the truegerçekسچا l-ḥaqu
So what (can be)ne vardırتو کیا کچھ ہے famādhā afterdışındaبعد baʿda the truthgerçeğinحق کے l-ḥaqi exceptbaşkaسوائے illā the errorsapıklıktan?گمراہی کے l-ḍalālu So howöyleyse nasılتو کہاں سے fa-annā (are) you turned awaydöndürülüyorsunuz?تم پھیرے جاتے ہو tuṣ'rafūna٣٢ Thusböyleceاسی طرح kadhālika
(is) proved truegerçekleşmiş olduحق ہوگئی ḥaqqat (the) Wordsözüبات kalimatu (of) your LordRabbininتیرے رب کی rabbika uponhakkındakiپر ʿalā those whokimselerان لوگوں alladhīna defiantly disobeyedyoldan çıkmış(lar)جنہوں نے نافرمانی کی fasaqū that theyonlarبیشک وہ annahum (will) not⋯نہ lā believeiman etmezlerمانیں گے yu'minūna٣٣
٢١٣
page 212 of the printed Mushaf