وَإِن يَمۡسَسۡكَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَ‌ۖ وَإِن يُرِدۡكَ بِخَيۡرٍ فَلَا رَآدَّ لِفَضۡلِهِۦ‌ۚ يُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ١٠٧

And ifeğerاور اگرwa-inAllah touches yousana verirseپہنچائے تجھ کوyamsaskaAllah touches youAllahاللہl-lahuwith adversitybir sıkıntıکوئی تکلیفbiḍurrin(there is) noyokturتو نہیںfalāremovergiderecekکوئی ہٹانے والاkāshifaof itonuاس کوlahuexceptbaşkaمگرillāHimO'ndanوہیhuwaand ifve eğerاور اگرwa-inHe intends for yousenin için dilerseوہ ارادہ کرے تیرے ساتھyurid'kaany goodbir iyilikبھلائی کاbikhayrinthen (there is) noyokturتو نہیںfalārepellergeri çevirecekکوئی پھیرنے والاrādda(of) His BountyO'nun lütfunuاس کے فضل کوlifaḍlihiHe causes it to reachverirپہنچاتا ہےyuṣībuHe causes it to reachbunuاسےbihiwhomkimseyeجس کوmanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuofkullarındanمیں سےminHis slavesاپنے بندوںʿibādihiAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the Oft-Forgivingbağışlayıcıdırغفورl-ghafūruthe Most Mercifulmerhamet edicidirرحیم ہےl-raḥīmu

107 And if Allah should touch you with adversity, there is no remover of it except Him; and if He intends for you good, then there is no repeller of His bounty. He causes it to reach whom He wills of His servants. And He is the Forgiving, the Merciful

107 Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O'nun nimetini engelleyecek yoktur. O'nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.

107 Ve eğer Allah, sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O'nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

107 اور اگر خدا تم کو کوئی تکلیف پہنچائے تو اس کے سوا اس کا کوئی دور کرنے والا نہیں اور اگر تم سے بھلائی کرنی چاہے تو اس کے فضل کو کوئی روکنے والا نہیں۔ وہ اپنے بندوں میں سے جسے چاہتا ہے فائدہ پہنچاتا ہے اور وہ بخشنے والا مہربان ہے

107 اگر اللہ تجھے کسی مصیبت میں ڈالے تو خود اس کے سوا کوئی نہیں جو اس مصیبت کو ٹال دے، اور اگر وہ تیرے حق میں کسی بھلائی کا ارادہ کرے تو اس کے فضل کو پھیرنے والا بھی کوئی نہیں ہے وہ اپنے بندوں میں سے جس کو چاہتا ہے اپنے فضل سے نوازتا ہے اور وہ درگزر کرنے والا اور رحم فرمانے والا ہے

قُلۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدۡ جَآءَكُمُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكُمۡ‌ۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِى لِنَفۡسِهِۦ‌ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيۡهَا‌ۖ وَمَآ أَنَاۡ عَلَيۡكُم بِوَكِيلٍ ١٠٨

Sayde kiکہہ دیجیےqulO mankindEyاےyāayyuhāO mankindinsanlarلوگوl-nāsuVerilymuhakkakتحقیقqadhas come to yousize gelmiştirآچکا تمہارے پاسjāakumuthe truthhakحقl-ḥaqufromRabbinizdenطرف سےminyour Lordتمہارے رب کیrabbikumSo whoeverkimتو جس نےfamani(is) guidedhidayet bulursaہدایت پائیih'tadāthen onlyşüphesizتو بیشکfa-innamā(he is) guidedhidayet bulmuşturوہ ہدایت پائے گاyahtadīfor his soulkendi yararınaاپنی ذات کے لیےlinafsihiand whoeverve kim deاور جوwamangoes astraysapıtırsa;بھٹک گیاḍallathen onlyşüphesizتو بیشکfa-innamāhe strayssapıtmıştırوہ بھٹکے گاyaḍilluagainst itkendi aleyhineاپنے اوپرʿalayhāAnd I am notdeğilimاور نہیں ہوںwamāAnd I am notbenمیںanāover yousizin üzerinizeتم پرʿalaykuma guardianbir vekilکارساز۔ حوالہ دارbiwakīlin

108 Say, "O mankind, the truth has come to you from your Lord, so whoever is guided is only guided for [the benefit of] his soul, and whoever goes astray only goes astray [in violation] against it. And I am not over you a manager."

108 De ki: "Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren ancak kendisi için girmiş ve sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin üzerinize vekil değilim."

108 De ki: "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden hak geldi. Artık kim hidayeti kabul ederse kendi canı için kabul etmiş olur. Kim sapıklık ederse kendi zararına sapıklık etmiş olur. Ve ben sizin üzerinize vekil değilim."

108 کہہ دو کہ لوگو تمہارے پروردگار کے ہاں سے تمہارے پاس حق آچکا ہے تو جو کوئی ہدایت حاصل کرتا ہے تو ہدایت سے اپنے ہی حق میں بھلائی کرتا ہے۔ اور جو گمراہی اختیار کرتا ہے تو گمراہی سے اپنا ہی نقصان کرتا ہے۔ اور میں تمہارا وکیل نہیں ہوں

108 اے محمدؐ، کہہ دو کہ“لوگو، تمہارے پاس تمہارے رب کی طرف سے حق آ چکا ہے اب جو سیدھی راہ اختیار کرے اس کی راست روی اسی کے لیے مفید ہے، اور جو گمراہ رہے اس کی گمراہی اسی کے لیے تباہ کن ہے اور میں تمہارے اوپر کوئی حوالہ دار نہیں ہوں"

وَٱتَّبِعۡ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَٱصۡبِرۡ حَتَّىٰ يَحۡكُمَ ٱللَّهُ‌ۚ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَـٰكِمِينَ ١٠٩

And followuyاور پیروی کروwa-ittabiʿwhatşeyeاس کی جوis revealedvahyedilenوحی کی جاتی ہےyūḥāto yousanaتیری طرفilaykaand be patientve sabretاور صبر کروwa-iṣ'biruntilkadarیہاں تک کہḥattāAllah gives judgmenthükmünü verinceyeفیصلہ کردےyaḥkumaAllah gives judgmentAllahاللہl-lahuAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the Besten hayırlısıdırبہترین ہےkhayru(of) the Judgeshüküm verenlerinفیصلہ کرنے والوں میںl-ḥākimīna

109 And follow what is revealed to you, [O Muhammad], and be patient until Allah will judge. And He is the best of judges.

109 Sana vahyedilene uy; Allah hükmünü verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.

109 Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

109 اور (اے پیغمبر) تم کو جو حکم بھیجا جاتا ہے اس کی پیروی کئے جاؤ اور (تکلیفوں پر) صبر کرو یہاں تک کہ خدا فیصلہ کردے۔ اور وہ سب سے بہتر فیصلہ کرنے والا ہے

109 اور اے نبیؐ، تم اس ہدایت کی پیروی کیے جاؤ جو تمہاری طرف بذریعہ وحی بھیجی جا رہی ہے، اور صبر کرو یہاں تک کہ اللہ فیصلہ کر دے، اور وہی بہترین فیصلہ کرنے والا ہے

●●●●●●

سُورَةُ هود

Hud / Hud

Meccan  ◆  123 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

الٓر‌ۚ كِتَـٰبٌ أُحۡكِمَتۡ ءَايَـٰتُهُۥ ثُمَّ فُصِّلَتۡ مِن لَّدُنۡ حَكِيمٍ خَبِيرٍ ١

Alif Lam RaElif Lâm Râالرalif-lam-ra(This is) a Bookbir Kitap'tırکتاب ہےkitābunare perfectedsağlamlaştırılmışپختہ کی گئیںuḥ'kimatits Versesayetleriآیات اس کیāyātuhumoreoversonraپھرthummaexplained in detailetraflıca açıklanmışکھول کھول کر بیان کی گئیںfuṣṣilatfrom (he One Who)tarafındanطرف سےminfrom (he One Who)اس ہستی کیladun(is) All-Wisehikmet sahibiحکمت والیḥakīminAll-Awareve her şeyden haberdarباخبر باخبرkhabīrin

1 Alif, Lam, Ra. [This is] a Book whose verses are perfected and then presented in detail from [one who is] Wise and Acquainted.

1 Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.

1 ElifLâmRâ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

1 الٓرا۔ یہ وہ کتاب ہے جس کی آیتیں مستحکم ہیں اور خدائے حکیم وخبیر کی طرف سے بہ تفصیل بیان کردی گئی ہے

1 ا ل ر۔ فرمان ہے1 ، جس کی آیتیں پُختہ اور مفصّل ارشا د ہوئی ہیں2، ایک دانا اور با خبر ہستی کی طرف سے

أَلَّا تَعۡبُدُوٓاۡ إِلَّا ٱللَّهَ‌ۚ إِنَّنِى لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ ٢

That "Notöyle kiکہ نہallāyou worshipkulluk etmeyinتم عبادت کروtaʿbudūbutbaşkasınaمگرillāAllahAllah'tanاللہ کیl-lahaIndeed, I amşüphesiz benبیشک میںinnanīto yousizeتمہارے لیےlakumfrom HimO'nun tarafındanاس کی طرف سےmin'hua warnerbir uyarıcıyımخبردار کرنے والا ہوںnadhīrunand a bearer of glad tidingsve müjdeleyiciyimاور بشارت دینے والا ہوںwabashīrun

2 [Through a messenger, saying], "Do not worship except Allah. Indeed, I am to you from Him a warner and a bringer of good tidings,"

2 Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.

2 (Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.

2 (وہ یہ) کہ خدا کے سوا کسی کی عبادت نہ کرو اور میں اس کی طرف سے تم کو ڈر سنانے والا اور خوشخبری دینے والا ہوں

2 کہ تم بندگی نہ کرو مگر صرف اللہ کی میں اُس کی طرف سے تم کو خبردار کرنے والا بھی ہوں اور بشارت دینے والا بھی

وَأَنِ ٱسۡتَغۡفِرُواۡ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاۡ إِلَيۡهِ يُمَتِّعۡكُم مَّتَـٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤۡتِ كُلَّ ذِى فَضۡلٍ فَضۡلَهُۥ‌ۖ وَإِن تَوَلَّوۡاۡ فَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ كَبِيرٍ ٣

And thatveاور یہ کہwa-aniSeek forgivenessbağışlanma dileyinتم بخشش مانگوis'taghfirū(of) your LordRabbinizdenاپنے رب سےrabbakumandsonraپھرthummaturn in repentancetevbe edinتوبہ کروtūbūto HimO'naاس کی طرفilayhiHe will let yousizi yararlandırsınفائدہ دے گا تم کوyumattiʿ'kumenjoynimetlerdenفائدہmatāʿana goodgüzelاچھاḥasananforbir süreye kadarتکilāa termوقتajalinappointedbelirliمقررmusammanAnd giveve versinاور دے گاwayu'ti(to) everyherہرkullaownersahibineصاحبdhī(of) graceihsanفضل کوfaḍlinHis Gracekendi ihsanınıفضل اپناfaḍlahuBut ifve eğerاور اگرwa-inyou turn awayyüz çevirirsenizتم منہ پھیرو گےtawallawthen indeed, Igerçekten benتو بیشک میںfa-innīfearkorkarımمیں ڈرتا ہوںakhāfufor yousizin hakkınızdaتمہارے بارے میںʿalaykum(the) punishmentazabındanعذاب سےʿadhāba(of) a Great Daybir gününدن کےyawmin(of) a Great Daybüyükبڑےkabīrin

3 And [saying], "Seek forgiveness of your Lord and repent to Him, [and] He will let you enjoy a good provision for a specified term and give every doer of favor his favor. But if you turn away, then indeed, I fear for you the punishment of a great Day.

3 Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.

3 Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.

3 اور یہ کہ اپنے پروردگار سے بخشش مانگو اور اس کے آگے توبہ کرو وہ تو تم کو ایک وقت مقررہ تک متاع نیک سے بہرہ مند کرے گا اور ہر صاحب بزرگ کو اس کی بزرگی (کی داد) دے گا۔ اور اگر روگردانی کرو گے تو مجھے تمہارے بارے میں (قیامت کے) بڑے دن کے عذاب کا ڈر ہے

3 اور یہ کہ تم اپنے ربّ سے معافی چاہو اور اُس کی طرف پلٹ آوٴ تو وہ ایک مدّت ِ خاص تک تم کو اچھا سامانِ زندگی دے گا 1اور ہر صاحبِ فضل کو اس کا فضل عطا کرے گا۔2 لیکن اگر تم منہ پھیرتے ہو تو میں تمہارے حق میں ایک بڑے ہولناک دن کے عذاب سے ڈرتا ہوں

إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ‌ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٤

ToAllah'adırطرفilāAllahاللہ کیl-lahi(is) your returndönüşünüzلوٹنا ہے تمہاراmarjiʿukumand Heve Oاور وہwahuwa(is) onüzerineاوپرʿalāeveryherہرkullithingşeyچیز کےshayinAll-Powerfulgüç yetirendirقادر ہےqadīrun

4 To Allah is your return, and He is over all things competent."

4 Dönüşünüz ancak Allah'adır. O her şeye Kadir'dir.

4 Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter.

4 تم (سب) کو خدا کی طرف لوٹ کر جانا ہے اور وہ ہر چیز پر قادر ہے

4 تم سب کو اللہ کی طرف پلٹنا ہے اور وہ سب کچھ کرسکتا ہے

أَلَآ إِنَّهُمۡ يَثۡنُونَ صُدُورَهُمۡ لِيَسۡتَخۡفُواۡ مِنۡهُ‌ۚ أَلَا حِينَ يَسۡتَغۡشُونَ ثِيَابَهُمۡ يَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ‌ۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ٥

No doubtiyi bilin kiخبردارalāTheyonlarبیشک وہinnahumfold upbükerlerموڑتے ہیںyathnūnatheir breastsgöğüsleriniاپنے سینےṣudūrahumthat they may hidegizlenmek içinتاکہ وہ چھپ سکیںliyastakhfūfrom Himondanآپ سےmin'huSurelyyine iyi bilin kiخبردارalāwhenne zamanجس وقتḥīnathey cover (themselves)bürünselerوہ ڈھانپتے ہیںyastaghshūna(with) their garmentselbiselerineاپنے کپڑوں کوthiyābahumHe knowsbilirوہ جانتا ہےyaʿlamuwhatşeyleriجوthey concealgizledikleriوہ چھپاتے ہیںyusirrūnaand whatve şeyleriاور جوwamāthey revealaçığa vurduklarıوہ ظاہر کرتے ہیںyuʿ'linūnaIndeed, Heşüphesiz Oبیشکinnahu(is) All-Knowerbilendirوہ جاننے والا ہےʿalīmunof whatolanıبھیدbidhāti(is in) the breastsgönüllerdeسینوں کےl-ṣudūri

5 Unquestionably, they the disbelievers turn away their breasts to hide themselves from Him. Unquestionably, [even] when they cover themselves in their clothing, Allah knows what they conceal and what they declare. Indeed, He is Knowing of that within the breasts.

5 Bilin ki, onlar Kuran okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. Bilin ki, elbiselerine büründüklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Çünkü O, kalblerde olanı bilendir.

5 Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki, onlar örtülerine bürünürlerken, neyi gizleyip, neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, gönülde gizlenenleri de bilir.

5 دیکھو یہ اپنے سینوں کو دوھرا کرتے ہیں تاکہ خدا سے پردہ کریں۔ سن رکھو جس وقت یہ کپڑوں میں لپٹ کر پڑتے ہیں (تب بھی) وہ ان کی چھپی اور کھلی باتوں کو جانتا ہے۔ وہ تو دلوں تک کی باتوں سے آگاہ ہے

5 دیکھو! یہ لوگ اپنے سینوں کو موڑتے ہیں تاکہ اُس سے چھُپ جائیں۔1 خبردار! جب کہ کپڑوں سے اپنے آپ کو ڈھانپتے ہیں ، اللہ ان کے چھُپے کو بھی جانتا ہےاور کُھلے کو بھی ، وہ تو اُن بھیدوں سے بھی واقف ہے جو سینوں میں ہیں۔

Surah 11 / Hud / Hud سورة هود 222
And ifeğerاور اگر wa-in Allah touches yousana verirseپہنچائے تجھ کو yamsaska Allah touches youAllahاللہ l-lahu with adversitybir sıkıntıکوئی تکلیف biḍurrin (there is) noyokturتو نہیں falā removergiderecekکوئی ہٹانے والا kāshifa of itonuاس کو lahu exceptbaşkaمگر illā HimO'ndanوہی huwa and ifve eğerاور اگر wa-in
He intends for yousenin için dilerseوہ ارادہ کرے تیرے ساتھ yurid'ka any goodbir iyilikبھلائی کا bikhayrin then (there is) noyokturتو نہیں falā repellergeri çevirecekکوئی پھیرنے والا rādda (of) His BountyO'nun lütfunuاس کے فضل کو lifaḍlihi He causes it to reachverirپہنچاتا ہے yuṣību He causes it to reachbunuاسے bihi whomkimseyeجس کو man He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu ofkullarındanمیں سے min His slavesاپنے بندوں ʿibādihi
And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the Oft-Forgivingbağışlayıcıdırغفور l-ghafūru the Most Mercifulmerhamet edicidirرحیم ہے l-raḥīmu١٠٧ Sayde kiکہہ دیجیے qul O mankindEyاے yāayyuhā O mankindinsanlarلوگو l-nāsu Verilymuhakkakتحقیق qad has come to yousize gelmiştirآچکا تمہارے پاس jāakumu
the truthhakحق l-ḥaqu fromRabbinizdenطرف سے min your Lordتمہارے رب کی rabbikum So whoeverkimتو جس نے famani (is) guidedhidayet bulursaہدایت پائی ih'tadā then onlyşüphesizتو بیشک fa-innamā (he is) guidedhidayet bulmuşturوہ ہدایت پائے گا yahtadī for his soulkendi yararınaاپنی ذات کے لیے linafsihi and whoeverve kim deاور جو waman
goes astraysapıtırsa;بھٹک گیا ḍalla then onlyşüphesizتو بیشک fa-innamā he strayssapıtmıştırوہ بھٹکے گا yaḍillu against itkendi aleyhineاپنے اوپر ʿalayhā And I am notdeğilimاور نہیں ہوں wamā And I am notbenمیں anā over yousizin üzerinizeتم پر ʿalaykum a guardianbir vekilکارساز۔ حوالہ دار biwakīlin١٠٨ And followuyاور پیروی کرو wa-ittabiʿ
whatşeyeاس کی جو is revealedvahyedilenوحی کی جاتی ہے yūḥā to yousanaتیری طرف ilayka and be patientve sabretاور صبر کرو wa-iṣ'bir untilkadarیہاں تک کہ ḥattā Allah gives judgmenthükmünü verinceyeفیصلہ کردے yaḥkuma Allah gives judgmentAllahاللہ l-lahu And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the Besten hayırlısıdırبہترین ہے khayru (of) the Judgeshüküm verenlerinفیصلہ کرنے والوں میں l-ḥākimīna١٠٩

سُورَةُ هود

Hud / Hud  ◆  Meccan · 123 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Alif Lam RaElif Lâm Râالر alif-lam-ra (This is) a Bookbir Kitap'tırکتاب ہے kitābun are perfectedsağlamlaştırılmışپختہ کی گئیں uḥ'kimat its Versesayetleriآیات اس کی āyātuhu moreoversonraپھر thumma explained in detailetraflıca açıklanmışکھول کھول کر بیان کی گئیں fuṣṣilat from (he One Who)tarafındanطرف سے min from (he One Who)اس ہستی کی ladun (is) All-Wisehikmet sahibiحکمت والی ḥakīmin All-Awareve her şeyden haberdarباخبر باخبر khabīrin١
That "Notöyle kiکہ نہ allā you worshipkulluk etmeyinتم عبادت کرو taʿbudū butbaşkasınaمگر illā AllahAllah'tanاللہ کی l-laha Indeed, I amşüphesiz benبیشک میں innanī to yousizeتمہارے لیے lakum from HimO'nun tarafındanاس کی طرف سے min'hu a warnerbir uyarıcıyımخبردار کرنے والا ہوں nadhīrun and a bearer of glad tidingsve müjdeleyiciyimاور بشارت دینے والا ہوں wabashīrun٢ And thatveاور یہ کہ wa-ani Seek forgivenessbağışlanma dileyinتم بخشش مانگو is'taghfirū
(of) your LordRabbinizdenاپنے رب سے rabbakum andsonraپھر thumma turn in repentancetevbe edinتوبہ کرو tūbū to HimO'naاس کی طرف ilayhi He will let yousizi yararlandırsınفائدہ دے گا تم کو yumattiʿ'kum enjoynimetlerdenفائدہ matāʿan a goodgüzelاچھا ḥasanan forbir süreye kadarتک ilā a termوقت ajalin appointedbelirliمقرر musamman And giveve versinاور دے گا wayu'ti
(to) everyherہر kulla ownersahibineصاحب dhī (of) graceihsanفضل کو faḍlin His Gracekendi ihsanınıفضل اپنا faḍlahu But ifve eğerاور اگر wa-in you turn awayyüz çevirirsenizتم منہ پھیرو گے tawallaw then indeed, Igerçekten benتو بیشک میں fa-innī fearkorkarımمیں ڈرتا ہوں akhāfu for yousizin hakkınızdaتمہارے بارے میں ʿalaykum (the) punishmentazabındanعذاب سے ʿadhāba (of) a Great Daybir gününدن کے yawmin
(of) a Great Daybüyükبڑے kabīrin٣ ToAllah'adırطرف ilā Allahاللہ کی l-lahi (is) your returndönüşünüzلوٹنا ہے تمہارا marjiʿukum and Heve Oاور وہ wahuwa (is) onüzerineاوپر ʿalā everyherہر kulli thingşeyچیز کے shayin All-Powerfulgüç yetirendirقادر ہے qadīrun٤ No doubtiyi bilin kiخبردار alā Theyonlarبیشک وہ innahum
fold upbükerlerموڑتے ہیں yathnūna their breastsgöğüsleriniاپنے سینے ṣudūrahum that they may hidegizlenmek içinتاکہ وہ چھپ سکیں liyastakhfū from Himondanآپ سے min'hu Surelyyine iyi bilin kiخبردار alā whenne zamanجس وقت ḥīna they cover (themselves)bürünselerوہ ڈھانپتے ہیں yastaghshūna (with) their garmentselbiselerineاپنے کپڑوں کو thiyābahum
He knowsbilirوہ جانتا ہے yaʿlamu whatşeyleriجو they concealgizledikleriوہ چھپاتے ہیں yusirrūna and whatve şeyleriاور جو wamā they revealaçığa vurduklarıوہ ظاہر کرتے ہیں yuʿ'linūna Indeed, Heşüphesiz Oبیشک innahu (is) All-Knowerbilendirوہ جاننے والا ہے ʿalīmun of whatolanıبھید bidhāti (is in) the breastsgönüllerdeسینوں کے l-ṣudūri٥
٢٢٢
‹ 220page 221 of the printed Mushaf222 ›