۞وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزۡقُهَا وَيَعۡلَمُ مُسۡتَقَرَّهَا وَمُسۡتَوۡدَعَهَا‌ۚ كُلٌّ فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ ٦

And notve yokturاور نہیںwamāanyhiçbirکوئیminmoving creaturecanlıجاندارdābbatininyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍibutait olmayanمگرillāonکےʿalāAllahAllah'aاللہ کے ذمہ ہےl-lahi(is) its provisionrızkıرزق اس کاriz'quhāAnd He knowsve O bilirاور وہ جانتا ہےwayaʿlamuits dwelling placeonun karar kıldığı yeriٹھکانہ اس کاmus'taqarrahāand its place of storageve emanet bırakıldığı yeriاور سپرد کرنے کی جگہ اس کیwamus'tawdaʿahāAll(bunların) hepsiسب کا سبkullun(is) inbir Kitap'tadırمیںa Recordایک کتاب میں ہےkitābinclearapaçıkکھلیmubīnin

6 And there is no creature on earth but that upon Allah is its provision, and He knows its place of dwelling and place of storage. All is in a clear register.

6 Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir. O, canlıları babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta iken de bilir. Her şey apaçık bir Kitaptadır.

6 Yeryüzünde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır.

6 اور زمین پر کوئی چلنے پھرنے والا نہیں مگر اس کا رزق خدا کے ذمے ہے وہ جہاں رہتا ہے، اسے بھی جانتا ہے اور جہاں سونپا جاتا ہے اسے بھی۔ یہ سب کچھ کتاب روشن میں (لکھا ہوا) ہے

6 زمین میں چلنے والا کوئی جاندار ایسا نہیں ہے جس کا رزق اللہ کے ذمّے نہ ہواور جس کے متعلق وہ نہ جانتا ہو کہ کہاں وہ رہتا ہےاور کہاں وہ سونپا جاتا ہے،1 سب کچھ ایک صاف دفتر میں درج ہے

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرۡشُهُۥ عَلَى ٱلۡمَآءِ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً‌ۗ وَلَئِن قُلۡتَ إِنَّكُم مَّبۡعُوثُونَ مِنۢ بَعۡدِ ٱلۡمَوۡتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاۡ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّا سِحۡرٌ مُّبِينٌ ٧

And Heve O'durاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whoyaratanوہ ذات ہےalladhīcreatedجس نے پیدا کیاkhalaqathe heavensgökleriآسمانوں کوl-samāwātiand the earthve yeriاور زمین کوwal-arḍainiçindeمیںsixaltıچھsittatiepochsgünدنوں (چھ دنوں میں)ayyāminand His throne wasikenاور تھاwakānaand His throne wasO'nun Arş'ıعرش اس کاʿarshuhuonüzerindeپرʿalāthe watersuپانی (پر )l-māithat He might test [you]sizi denemek içinتاکہ وہ آزمائے تم کوliyabluwakumwhich of youhanginizinکون سا تم میں سےayyukum(is) bestdaha güzel (olduğunu)زیادہ اچھا ہےaḥsanu(in) deedamelininعمل کے اعتبار سےʿamalanBut ifve şayetاور البتہ اگرwala-inyou sayonlara dersenتم کہتے ہوqul'taIndeed, youşüphesiz sizبیشک تمinnakum(will be) resurrecteddiriltileceksinizاٹھائے جانے والے ہوmabʿūthūnaaftersonraسےminafterبعدbaʿdi[the] deathölümdenموت کے (بعد)l-mawtisurely would sayhemen derlerالبتہ ضرور کہیں گےlayaqūlannathose whokimselerوہ لوگalladhīnadisbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūThis is notdeğildirنہیںinThis is notbuیہhādhābutbaşkaمگرillāa magicbir sihirdenجادوsiḥ'runclearapaçıkکھلاmubīnun

7 And it is He who created the heavens and the earth in six days - and His Throne had been upon water - that He might test you as to which of you is best in deed. But if you say, "Indeed, you are resurrected after death," those who disbelieve will surely say, "This is not but obvious magic."

7 Arş'ı su üzerinde iken, hanginizin daha güzel işi işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. And olsun ki, "Siz gerçekten, ölümden sonra dirileceksiniz" desen, inkar edenler: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" derler.

7 O, öyle bir Allah'dır ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. Onlara "öldükten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o kâfirler de kesinlikle sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değildir." diyecekler.

7 اور وہی تو ہے جس نے آسمانوں اور زمین کو چھ دن میں بنایا اور (اس وقت) اس کا عرش پانی پر تھا۔ (تمہارے پیدا کرنے سے) مقصود یہ ہے کہ وہ تم کو آزمائے کہ تم میں عمل کے لحاظ سے کون بہتر ہے اور اگر تم کہو کہ تم لوگ مرنے کے بعد (زندہ کرکے) اٹھائے جاؤ گے تو کافر کہہ دیں گے کہ یہ تو کھلا جادو ہے

7 اور وہی ہے جس نے آسمانوں اور زمین کو چھ دنوں میں پیدا کیا۔۔۔۔جبکہ اس سے پہلے اُس کا عرش پانی پر تھا1۔۔۔۔۔۔ تاکہ تم کو آزما کر دیکھے تم میں کون بہتر عمل کرنے والا ہے۔2 اب اگر اے محمد ؐ ، تم کہتے ہو کہ لوگو، مرنے کے بعد تم دوبارہ اُٹھائے جاوٴ گے تو منکرین فوراً بول اُٹھتے ہیں کہ یہ تو صریح جادوگری ہے۔3

وَلَئِنۡ أَخَّرۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍ مَّعۡدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحۡبِسُهُۥٓ‌ۗ أَلَا يَوۡمَ يَأۡتِيهِمۡ لَيۡسَ مَصۡرُوفًا عَنۡهُمۡ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواۡ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٨

And ifve şayetاور البتہ اگرwala-inWe delaygeciktirsekٹال دیں ہمakharnāfrom themonlardanان سےʿanhumuthe punishmentazabıعذاب کوl-ʿadhābaforiçinتکilāa timebir süreایک مدتummatindeterminedsayılıگنی چنی ۔ شمار کی ہوئیmaʿdūdatinthey will surely saymutlaka derlerالبتہ ضرور کہیں گےlayaqūlunnaWhatnedir?کس چیز نےdetains itonu alıkoyanروک رکھا ہے اس کوyaḥbisuhuNo doubthaberiniz olsun kiخبردارalā(On) the Daygünجس دنyawmait comes to themo geldiğiوہ آجائے گا ان کے پاسyatīhimnotdeğildirنہیں ہےlaysa(will be) avertedgeri çevrilecekپھیراجانے والاmaṣrūfanfrom themkendilerindenان سےʿanhumand will surroundve kuşatırاور گھیر لے گاwaḥāqathemonlarıان کوbihimwhatşeyجوthey used (to)olduklarıتھے وہkānūmock at [it]onuساتھ اس کےbihimock at [it]alaya alıyor(lar)مذاق اڑاتےyastahziūna

8 And if We hold back from them the punishment for a limited time, they will surely say, "What detains it?" Unquestionably, on the Day it comes to them, it will not be averted from them, and they will be enveloped by what they used to ridicule.

8 And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.

8 Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.

8 اور اگر ایک مدت معین تک ہم ان سے عذاب روک دیں تو کہیں گے کہ کون سی چیز عذاب روکے ہوئے ہے۔ دیکھو جس روز وہ ان پر واقع ہوگا (پھر) ٹلنے کا نہیں اور جس چیز کے ساتھ یہ استہزاء کیا کرتے ہیں وہ ان کو گھیر لے گی

8 اور اگر ہم ایک خاص مدت تک ان کی سزا کو ٹالتے ہیں تو وہ کہنے لگتے ہیں کہ آخر کس چیز نے اُسے روک رکھا ہے؟ سنو! جس روز اُس سزا کا وقت آگیا تو وہ کسی کے پھیرے نہ پھر سکے گا اور وہی چیز ان کو آ گھیرے گی جس کا وہ مذاق اڑا رہے ہیں

وَلَئِنۡ أَذَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ مِنَّا رَحۡمَةً ثُمَّ نَزَعۡنَـٰهَا مِنۡهُ إِنَّهُۥ لَيَــُٔوسٌ كَفُورٌ ٩

And ifşayetاور البتہ اگرwala-inWe give man a tastetattırsakچکھائیں ہمadhaqnāWe give man a tasteinsanaانسان کوl-insāna(of) Mercy from Uskatımızdanاپنی طرف سےminnā(of) Mercy from Usbir rahmetرحمتraḥmatanthensonraپھرthummaWe withdraw itonu geri alsakہم چھین لیں گے اس کوnazaʿnāhāfrom himondanاس سےmin'huindeed, heo hemen olurبیشک وہinnahu(is) despairingümitsizالبتہ مایوس ہونے والا ہےlayaūsun(and) ungratefulbir nankörشدید ناشکراkafūrun

9 And if We give man a taste of mercy from Us and then We withdraw it from him, indeed, he is despairing and ungrateful.

9 And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphesiz umutsuz bir nanköre döner.

9 Ve şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur.

9 اور اگر ہم انسان کو اپنے پاس سے نعمت بخشیں پھر اس سے اس کو چھین لیں تو ناامید (اور) ناشکرا (ہوجاتا) ہے

9 اگر کبھی ہم انسان کو اپنی رحمت سے نوازنے کے بعد پھر اس سے محروم کر دیتے ہیں تو وہ مایوس ہوتا ہے اور ناشکری کرنے لگتا ہے

وَلَئِنۡ أَذَقۡنَـٰهُ نَعۡمَآءَ بَعۡدَ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔـاتُ عَنِّىٓ‌ۚ إِنَّهُۥ لَفَرِحٌ فَخُورٌ ١٠

But ifve şayetاور البتہ اگرwala-inWe give him a tasteona tattırırsakچکھائیں ہم اس کوadhaqnāhu(of) favorbir nimetنعمت۔ آسائشیںnaʿmāaaftersonraبعدbaʿdahardshipbir darlıktanتکلیف کےḍarrāa(has) touched himkendisine dokunanپہنچتی تھی اس کوmassathusurely, he will saymutlaka derالبتہ ضرور کہے گاlayaqūlannaHave gonegittiدور ہوگئیںdhahabathe evilskötülüklerتکلیفیںl-sayiātufrom mebendenمجھ سےʿannīIndeed, heşüphesiz oبیشک وہinnahu(is) exultantşımarıkالبتہ خوش ہونے والا ہےlafariḥun(and) boastfulve böbürlenendirبہت فخر کرنے والا ہےfakhūrun

10 But if We give him a taste of favor after hardship has touched him, he will surely say, "Bad times have left me." Indeed, he is exultant and boastful -

10 Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, "Musibetler başımdan gitti" der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.

10 Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve şımarır.

10 اور اگر تکلیف پہنچنے کے بعد آسائش کا مزہ چکھائیں تو (خوش ہو کر) کہتا ہے کہ (آہا) سب سختیاں مجھ سے دور ہوگئیں۔ بےشک وہ خوشیاں منانے والا (اور) فخر کرنے والا ہے

10 اور اگر اُس مصیبت کے بعد جو اُس پر آئی تھی ہم اُسے نعمت کا مزہ چکھاتے ہیں تو کہتا ہے میرے تو سارے دِلَدّرپار ہو گئے، پھر وہ پھُولا نہیں سماتا اور اکڑنے لگتا ہے۔1

إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أُوۡلَـٰٓئِكَ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ وَأَجۡرٌ كَبِيرٌ ١١

Exceptancak hariçtirسوائےillāthose whokimselerان لوگوں کےalladhīna(are) patientsabreden(ler)جنہوں نے صبر کیاṣabarūand dove ameller işleyenlerاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūthe good deedssalihاچھےl-ṣāliḥātithoseişteیہی لوگulāikafor themonlara vardırان کے لیےlahum(will be) forgivenessbağışlanmaبخشش ہےmaghfiratunand a rewardve ecirاور اجر ہےwa-ajrungreatbüyükبہت بڑاkabīrun

11 Except for those who are patient and do righteous deeds; those will have forgiveness and great reward.

11 Bunların dışında, sabredip iyi işler işleyen kimseler, işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.

11 Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.

11 ہاں جنہوں نے صبر کیا اور عمل نیک کئے۔ یہی ہیں جن کے لیے بخشش اور اجرعظیم ہے

11 اس عیب سے پاک اگر کوئی ہیں تو بس وہ لوگ جو صبر کرنے والے1 اور نیکوکار ہیں اور وہی ہیں جن کے لیے درگزر بھی ہے اور بڑا اجر بھی۔ 2

فَلَعَلَّكَ تَارِكُۢ بَعۡضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَضَآئِقُۢ بِهِۦ صَدۡرُكَ أَن يَقُولُواۡ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌ‌ۚ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌ‌ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ وَكِيلٌ ١٢

Then possibly youbelki deتو شاید کہ تمfalaʿallaka(may) give upbırakacaksınچھوڑنے والے ہوtārikuna partbir kısmınıبعض حصہbaʿḍa(of) whatvahyedileninاس میں سے جوis revealedوحی کیا گیاyūḥāto yousanaتیری طرفilaykaand straitenedve daralacakاور تنگ ہونے والا ہےwaḍāiqunby itonunlaساتھ اس کےbihiyour breastgöğsünسینہ تمہاراṣadrukabecausedolayıکہanthey saydemelerindenوہ کہیں گےyaqūlūWhy notdeğil miydi?کیوں نہیںlawlāis sent downindirilmeliنازل کیا گیاunzilafor himonaاس پرʿalayhia treasurebir hazineکوئی خزانہkanzunorveyaیاawhas comegelmeliآیاjāawith himberaberindeاس کے ساتھmaʿahuan Angelbir melekکوئی فرشتہmalakunOnlyancakبیشکinnamāyousenتو آپanta(are) a warnerbir uyarıcısınخبردار کرنے والے ہیںnadhīrunAnd AllahAllah iseاور اللہwal-lahu(is) onüzerineپرʿalāeveryherہرkullithingşeyچیز (پر)shayina Guardianvekildirکارساز ہےwakīlun

12 Then would you possibly leave [out] some of what is revealed to you, or is your breast constrained by it because they say, "Why has there not been sent down to him a treasure or come with him an angel?" But you are only a warner. And Allah is Disposer of all things.

12 Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.

12 (Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

12 شاید تم کچھ چیز وحی میں سے جو تمہارے پاس آتی ہے چھوڑ دو اور اس (خیال) سے کہ تمہارا دل تنگ ہو کہ (کافر) یہ کہنے لگیں کہ اس پر کوئی خزانہ کیوں نہ نازل ہوا یا اس کے ساتھ کوئی فرشتہ کیوں نہیں آیا۔ اے محمدﷺ! تم تو صرف نصیحت کرنے والے ہو۔ اور خدا ہر چیز کا نگہبان ہے

12 تو اے پیغمبر ؐ ، کہیں ایسا نہ ہو کہ تم اُن چیزوں میں سے کسی چیز کو (بیان کرنے سے ) چھوڑ دو جو تمہاری طرف وحی کی جا رہی ہیں۔ اور اس بات پر دل تنگ ہو کہ وہ کہیں گے ”اسِ شخص پر کوئی خزانہ کیوں نہ اُتارا گیا“ یا یہ کہ ”اِس کے ساتھ کوئی فرشتہ کیوں نہ آیا۔“ تم تو محض خبردار کرنے والے ہو، آگے ہر چیز کا حوالہ دار اللہ ہے۔ 1

Surah 11 / Hud / Hud سورة هود 223
And notve yokturاور نہیں wamā anyhiçbirکوئی min moving creaturecanlıجاندار dābbatin inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi butait olmayanمگر illā onکے ʿalā AllahAllah'aاللہ کے ذمہ ہے l-lahi (is) its provisionrızkıرزق اس کا riz'quhā And He knowsve O bilirاور وہ جانتا ہے wayaʿlamu its dwelling placeonun karar kıldığı yeriٹھکانہ اس کا mus'taqarrahā
and its place of storageve emanet bırakıldığı yeriاور سپرد کرنے کی جگہ اس کی wamus'tawdaʿahā All(bunların) hepsiسب کا سب kullun (is) inbir Kitap'tadırمیں a Recordایک کتاب میں ہے kitābin clearapaçıkکھلی mubīnin٦ And Heve O'durاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whoyaratanوہ ذات ہے alladhī createdجس نے پیدا کیا khalaqa
the heavensgökleriآسمانوں کو l-samāwāti and the earthve yeriاور زمین کو wal-arḍa iniçindeمیں sixaltıچھ sittati epochsgünدنوں (چھ دنوں میں) ayyāmin and His throne wasikenاور تھا wakāna and His throne wasO'nun Arş'ıعرش اس کا ʿarshuhu
onüzerindeپر ʿalā the watersuپانی (پر ) l-māi that He might test [you]sizi denemek içinتاکہ وہ آزمائے تم کو liyabluwakum which of youhanginizinکون سا تم میں سے ayyukum (is) bestdaha güzel (olduğunu)زیادہ اچھا ہے aḥsanu (in) deedamelininعمل کے اعتبار سے ʿamalan But ifve şayetاور البتہ اگر wala-in you sayonlara dersenتم کہتے ہو qul'ta
Indeed, youşüphesiz sizبیشک تم innakum (will be) resurrecteddiriltileceksinizاٹھائے جانے والے ہو mabʿūthūna aftersonraسے min afterبعد baʿdi [the] deathölümdenموت کے (بعد) l-mawti surely would sayhemen derlerالبتہ ضرور کہیں گے layaqūlanna those whokimselerوہ لوگ alladhīna disbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū
This is notdeğildirنہیں in This is notbuیہ hādhā butbaşkaمگر illā a magicbir sihirdenجادو siḥ'run clearapaçıkکھلا mubīnun٧ And ifve şayetاور البتہ اگر wala-in We delaygeciktirsekٹال دیں ہم akharnā from themonlardanان سے ʿanhumu the punishmentazabıعذاب کو l-ʿadhāba foriçinتک ilā
a timebir süreایک مدت ummatin determinedsayılıگنی چنی ۔ شمار کی ہوئی maʿdūdatin they will surely saymutlaka derlerالبتہ ضرور کہیں گے layaqūlunna Whatnedir?کس چیز نے detains itonu alıkoyanروک رکھا ہے اس کو yaḥbisuhu No doubthaberiniz olsun kiخبردار alā (On) the Daygünجس دن yawma it comes to themo geldiğiوہ آجائے گا ان کے پاس yatīhim notdeğildirنہیں ہے laysa
(will be) avertedgeri çevrilecekپھیراجانے والا maṣrūfan from themkendilerindenان سے ʿanhum and will surroundve kuşatırاور گھیر لے گا waḥāqa themonlarıان کو bihim whatşeyجو they used (to)olduklarıتھے وہ kānū mock at [it]onuساتھ اس کے bihi mock at [it]alaya alıyor(lar)مذاق اڑاتے yastahziūna٨
And ifşayetاور البتہ اگر wala-in We give man a tastetattırsakچکھائیں ہم adhaqnā We give man a tasteinsanaانسان کو l-insāna (of) Mercy from Uskatımızdanاپنی طرف سے minnā (of) Mercy from Usbir rahmetرحمت raḥmatan thensonraپھر thumma We withdraw itonu geri alsakہم چھین لیں گے اس کو nazaʿnāhā from himondanاس سے min'hu indeed, heo hemen olurبیشک وہ innahu
(is) despairingümitsizالبتہ مایوس ہونے والا ہے layaūsun (and) ungratefulbir nankörشدید ناشکرا kafūrun٩ But ifve şayetاور البتہ اگر wala-in We give him a tasteona tattırırsakچکھائیں ہم اس کو adhaqnāhu (of) favorbir nimetنعمت۔ آسائشیں naʿmāa aftersonraبعد baʿda hardshipbir darlıktanتکلیف کے ḍarrāa
(has) touched himkendisine dokunanپہنچتی تھی اس کو massathu surely, he will saymutlaka derالبتہ ضرور کہے گا layaqūlanna Have gonegittiدور ہوگئیں dhahaba the evilskötülüklerتکلیفیں l-sayiātu from mebendenمجھ سے ʿannī Indeed, heşüphesiz oبیشک وہ innahu (is) exultantşımarıkالبتہ خوش ہونے والا ہے lafariḥun (and) boastfulve böbürlenendirبہت فخر کرنے والا ہے fakhūrun١٠
Exceptancak hariçtirسوائے illā those whokimselerان لوگوں کے alladhīna (are) patientsabreden(ler)جنہوں نے صبر کیا ṣabarū and dove ameller işleyenlerاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū the good deedssalihاچھے l-ṣāliḥāti thoseişteیہی لوگ ulāika for themonlara vardırان کے لیے lahum (will be) forgivenessbağışlanmaبخشش ہے maghfiratun
and a rewardve ecirاور اجر ہے wa-ajrun greatbüyükبہت بڑا kabīrun١١ Then possibly youbelki deتو شاید کہ تم falaʿallaka (may) give upbırakacaksınچھوڑنے والے ہو tārikun a partbir kısmınıبعض حصہ baʿḍa (of) whatvahyedileninاس میں سے جو is revealedوحی کیا گیا yūḥā to yousanaتیری طرف ilayka
and straitenedve daralacakاور تنگ ہونے والا ہے waḍāiqun by itonunlaساتھ اس کے bihi your breastgöğsünسینہ تمہارا ṣadruka becausedolayıکہ an they saydemelerindenوہ کہیں گے yaqūlū Why notdeğil miydi?کیوں نہیں lawlā is sent downindirilmeliنازل کیا گیا unzila for himonaاس پر ʿalayhi a treasurebir hazineکوئی خزانہ kanzun orveyaیا aw has comegelmeliآیا jāa
with himberaberindeاس کے ساتھ maʿahu an Angelbir melekکوئی فرشتہ malakun Onlyancakبیشک innamā yousenتو آپ anta (are) a warnerbir uyarıcısınخبردار کرنے والے ہیں nadhīrun And AllahAllah iseاور اللہ wal-lahu (is) onüzerineپر ʿalā everyherہر kulli thingşeyچیز (پر) shayin a Guardianvekildirکارساز ہے wakīlun١٢
٢٢٣
‹ 221page 222 of the printed Mushaf223 ›