فَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا جَعَلۡنَا عَـٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ ٨٢

So whenne zaman kiتو جبfalammācamegelinceآگیاjāaOur Commandemrimizحکم ہماراamrunāWe madeçevirdikکردیا ہم نےjaʿalnāits upsideüstünüاس کے اوپر والے حصے کوʿāliyahāits downsidealtınaاس کا نچلا حصہsāfilahāand We rainedve yağdırdıkاور برسائے ہم نےwa-amṭarnāupon themüzerineاس پرʿalayhāstonestaşlarپتھرḥijāratanofbalçıktan pişirilmişکےminbaked clayپکی ہوئی مٹی کےsijjīlin(in) layersbirbirini izleyenتہ بہ تہmanḍūdin

82 So when Our command came, We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of layered hard clay, [which were]

82 Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.

82 Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

82 تو جب ہمارا حکم آیا ہم نے اس (بستی) کو (اُلٹ کر) نیچے اوپر کردیا اور ان پر پتھر کی تہہ بہ تہہ (یعنی پےدرپے) کنکریاں برسائیں

82 پھر جب ہمارے فیصلے کا وقت آپہنچا تو ہم نے اس بستی کو تل پٹ کر دیا اور اس پر پکی ہوئی مَٹی کے پتھر تابڑ توڑ برسائے1

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ‌ۖ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ بِبَعِيدٍ ٨٣

Markedişaretlenmiş (taşlar)نشان زدہmusawwamatanfromkatındanہاںʿindayour LordRabbinتیرے رب کےrabbikaAnd notve değildirاور نہیں ہےwamāitbunlarوہhiya(is) fromzalimlerdenسےminathe wrongdoersظالموں سےl-ẓālimīnafaruzakکچھ دورbibaʿīdin

83 Marked from your Lord. And Allah 's punishment is not from the wrongdoers [very] far.

83 Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.

83 Bu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardı. Bunlar zalimlerden uzak şeyler değildir.

83 جن پر تمہارے پروردگار کے ہاں سے نشان کئے ہوئے تھے اور وہ بستی ان ظالموں سے کچھ دور نہیں

83 جن میں سے ہر پتھر تیرے ربّ کے ہاں نشان زدہ تھا۔1 اور ظالموں سے یہ سزا کچھ دُور نہیں ہے2

۞وَإِلَىٰ مَدۡيَنَ أَخَاهُمۡ شُعَيۡبًا‌ۚ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواۡ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥ‌ۖ وَلَا تَنقُصُواۡ ٱلۡمِكۡيَالَ وَٱلۡمِيزَانَ‌ۚ إِنِّىٓ أَرَىٰكُم بِخَيۡرٍ وَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ مُّحِيطٍ ٨٤

And tove (gönderdik)اور طرفwa-ilāMadyanMedyen'eمدین کیmadyanatheir brotherkardeşleriان کے بھائیakhāhumShuaibŞuayb'ıشعیب کو (بھیجا)shuʿaybanHe saiddedi kiاس نے کہاqālaO my peopleey kavmimاے میری قومyāqawmiWorshipkulluk edinعبادت کروuʿ'budūAllahAllah'aاللہ کیl-lahanotyokturنہیں(is) for yousizeتمہارے لیےlakumanyhiç birکوئیmingodilahالہ (برحق)ilāhinother than HimO'ndan başkaاس کے سواghayruhuAnd (do) notveاور نہwalādecreaseeksik tutmayınتم کم کرکے دوtanquṣū(from) the measureölçüyüناپ کوl-mik'yālaand the scaleve tartıyıاور تول کوwal-mīzānaIndeed, Işüphesiz benبیشک میںinnīsee yousizi görüyorumدیکھتا ہوں تم کوarākumin prosperitybolluk içindeاچھا میں۔ ساتھ بھلائی کےbikhayrinbut indeed, Ive benاور بیشک میںwa-innīfearkorkuyorumمیں ڈرتا ہوںakhāfufor yousizin hakkınızdaتمہارے بارے میںʿalaykumpunishmentazabındanعذاب سےʿadhāba(of) a Daybir gününدن کےyawminall-encompassingçepeçevre kuşatıcıگھیر لینے والےmuḥīṭin

84 And to Madyan [We sent] their brother Shu'ayb. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. And do not decrease from the measure and the scale. Indeed, I see you in prosperity, but indeed, I fear for you the punishment of an all-encompassing Day.

84 Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur. Ölçüyü tartıyı eksik tutmayın. Doğrusu ben sizi bolluk içinde görüyorum ve hakkınızda kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."

84 Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilâhınız yoktur. Ölçeği de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Bununla beraber yine de sizi kuşatacak bir gününazabından korkuyorum."

84 اور مدین کی طرف ان کے بھائی شعیب کو (بھیجا) تو اُنہوں نے کہا کہ اے قوم! خدا ہی کی عبادت کرو کہ اس کے سوا تمہارا کوئی معبود نہیں۔ اور ناپ تول میں کمی نہ کیا کرو۔ میں تو تم کو آسودہ حال دیکھتا ہوں اور (اگر تم ایمان نہ لاؤ گے تو) مجھے تمہارے بارے میں ایک ایسے دن کے عذاب کا خوف ہے جو تم کو گھیر کر رہے گا

84 اور مَدیَن والوں کی طرف ہم نے ان کے بھائی شعیب ؑ کو بھیجا۔1 اُ س نے کہا”اے میری قوم کے لوگو، اللہ کی بندگی کرو، اس کے سوا تمہارا کوئی خدا نہیں ہے۔ اور ناپ تول میں کمی نہ کرو۔ آج میں تم کو اچھے حال میں دیکھ رہا ہوں، مگر مجھے ڈر ہے کہ کل تم پر ایسا دن آئے گا جس کا عذاب سب کو گھیر لیے گا

وَيَـٰقَوۡمِ أَوۡفُواۡ ٱلۡمِكۡيَالَ وَٱلۡمِيزَانَ بِٱلۡقِسۡطِ‌ۖ وَلَا تَبۡخَسُواۡ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ ٨٥

And O my peopleve ey kavmimاور میری قومwayāqawmiGive fulltam yapınپورا کروawfūmeasureölçüyüناپl-mik'yālaand weightve tartıyıاور تولwal-mīzānain justiceadaletleساتھ انصاف کےbil-qis'ṭiand (do) notveاور نہwalādepriveeksik vermeyinتم کم کرکے دوtabkhasūthe peopleinsanların;لوگوں کوl-nāsa(of) their thingseşyalarınıان کی چیزیںashyāahumand (do) notveاور نہ تمwalāact wickedlykarışıklık çıkarmayınفسادو کروtaʿthawinyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍispreading corruptionbozguncular olarakفسادی بن کر۔ مفسد بن کرmuf'sidīna

85 And O my people, give full measure and weight in justice and do not deprive the people of their due and do not commit abuse on the earth, spreading corruption.

85 "Ey milletim! Ölçüyü ve tartıyı tamamı tamamına yapın; insanlara eşyalarını eksik vermeyin; yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

85 "Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin."

85 اور قوم! ماپ اور تول انصاف کے ساتھ پوری پوری کیا کرو اور لوگوں کو ان کی چیزیں کم نہ دیا کرو اور زمین میں خرابی کرتے نہ پھرو

85 اور اے برادران قوم، ٹھیک ٹھیک انصاف کے ساتھ پورا ناپو اور تولو اور لوگوں کو ان کی چیزوں میں گھاٹا نہ دیا کرو اور زمین میں فساد نہ پھیلاتے پھرو

بَقِيَّتُ ٱللَّهِ خَيۡرٌ لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ‌ۚ وَمَآ أَنَاۡ عَلَيۡكُم بِحَفِيظٍ ٨٦

(What) remainsbıraktıklarıدی ہوئی بچت۔ باقی رکھی ہوئی چیزbaqiyyatu(from) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahi(is) bestdaha hayırlıdırبہتر ہےkhayrunfor yousizin içinتمہارے لیےlakumifeğerاگر ہوinyou areisenizتمkuntumbelieversmü'minlerایمان لانے والےmu'minīnaAnd notve değilimاور نہیں ہوںwamāI ambenمیںanāover yousizin üzerinizeتم پرʿalaykuma guardianbir koruyucuنگہبانbiḥafīẓin

86 What remains [lawful] from Allah is best for you, if you would be believers. But I am not a guardian over you."

86 "İnanıyorsanız, Allah'ın geri bıraktığı helal kar sizin için daha hayırlıdır. Ben size bekçi değilim."

86 Eğer mümin iseniz, Allah'ın helâlinden size ihsan ettiği kâr sizin için daha hayırlıdır. Bununla beraber ben sizin üzerinize gözcü değilim."

86 اگر تم کو (میرے کہنے کا) یقین ہو تو خدا کا دیا ہوا نفع ہی تمہارے لیے بہتر ہے اور میں تمہارا نگہبان نہیں ہوں

86 اللہ کی دی ہوئی بچت تمہارے لیے بہتر ہے اگر تم مومن ہو۔ اور بہر حال میں تمہارے اوپر کوئی نگرانِ کار نہیں ہوں۔“1

قَالُواۡ يَـٰشُعَيۡبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأۡمُرُكَ أَن نَّتۡرُكَ مَا يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوۡ أَن نَّفۡعَلَ فِىٓ أَمۡوٰلِنَا مَا نَشَـٰٓؤُاۡ‌ۖ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلۡحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ ٨٧

They saidonlar (şöyle) dedilerانہوں نے کہاqālūO ShuaibEy Şuaybاے شعیبyāshuʿaybuDoes your prayernamazın mı?کیا تیری نمازaṣalatukacommand yousana emrediyorحکم دیتی ہے تجھ کوtamurukathatbırakmamızıکہanwe leaveہم چھوڑ دیںnatrukawhatşeyleriجس کیworshiptaptıklarıعبادت کرتے تھےyaʿbuduour forefathersbabalarımızınہمارے باپ داداābāunāoryahutیاawthatyapmaktan vazgeçmemiziیہ کہanwe doہم کریںnafʿalaconcerningmallarımızdaمیںour wealthاپنے مالوں میںamwālināwhatşeyiجوwe willistediğimizہم چاہیںnashāuIndeed youdoğrusu senبیشک توinnakasurely youbirisinالبتہ تو ہیla-anta(are) the forbearingyufka yürekliبردبار ہےl-ḥalīmuthe right-mindedakıllıراست باز ہےl-rashīdu

87 They said, "O Shu'ayb, does your prayer command you that we should leave what our fathers worship or not do with our wealth what we please? Indeed, you are the forbearing, the discerning!"

87 "Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin" dediler.

87 Dediler ki; "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın."

87 انہوں نے کہا شعیب کیا تمہاری نماز تمہیں یہ سکھاتی ہے کہ جن کو ہمارے باپ دادا پوجتے آئے ہیں ہم ان کو ترک کر دیں یا اپنے مال میں تصرف کرنا چاہیں تو نہ کریں۔ تم تو بڑے نرم دل اور راست باز ہو

87 انہوں نے جواب دیا”اے شعیب ؑ ، کیا تیری نماز تجھے یہ سکھاتی ہے1 کہ ہم اُن سارے معبودوں کو چھوڑ دیں جن کی پرستش ہمارے باپ دادا کرتے تھے؟ یا یہ کہ ہم کو اپنے مال میں اپنے منشا کے مطابق تصّرف کرنے کا اختیار نہ ہو؟2 بس تُو ہی تو ایک عالی ظرف اور راستباز آدمی رہ گیا ہے !“

قَالَ يَـٰقَوۡمِ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَرَزَقَنِى مِنۡهُ رِزۡقًا حَسَنًا‌ۚ وَمَآ أُرِيدُ أَنۡ أُخَالِفَكُمۡ إِلَىٰ مَآ أَنۡهَـٰكُمۡ عَنۡهُ‌ۚ إِنۡ أُرِيدُ إِلَّا ٱلۡإِصۡلَـٰحَ مَا ٱسۡتَطَعۡتُ‌ۚ وَمَا تَوۡفِيقِىٓ إِلَّا بِٱللَّهِ‌ۚ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُ وَإِلَيۡهِ أُنِيبُ ٨٨

He saiddedi kiاس نے کہاqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiDo you seesöyleyin bakalımکیا غور کیا تم نےara-aytumifeğerاگرinI amben isemہوا میںkuntuonüzereاوپرʿalāa clear evidenceaçık bir belgeایک کھلی دلیل کےbayyinatinfromRabbimdenسےminmy Lordاپنے رب کی طرف سےrabbīand He has provided meve beni rızıklandırmışsaاور اس نے رزق دیا مجھ کوwarazaqanīfrom Himselfkendi katındanاپنے پاس سےmin'hua good provisionbir rızıklaرزقriz'qana good provisiongüzelاچھاḥasananAnd notveاور نہیںwamāI intendistemiyorumمیں چاہتاurīduthatsize aykırı hareket etmekکہanI differ from youمیں خلاف کروں تمہارےukhālifakuminşeylerdeطرفilāwhatاس کے جوI forbid yousizi menettiğimمیں روکتا ہوں تم کوanhākumfrom itondanجس سےʿanhuNotistiyorumنہیںinI intendمیں چاہتاurīduexceptancakمگرillāthe reformıslah etmekاصلاحl-iṣ'lāḥaas much as I am ablegücümün yettiğinceجوas much as I am ableمیں استطاعت رکھتا ہوںis'taṭaʿtuAnd notve yokturاور نہیںwamā(is) my successbir başarımتوفیق میریtawfīqīexceptbaşkaمگرillāwith AllahAllah'ın (verdiğinden)ساتھ اللہ کےbil-lahiUpon HimO'naاس پرʿalayhiI trustgüvendimمیں نے توکل کیاtawakkaltuand to Himve O'naاور اسی کی طرفwa-ilayhiI turngönülden yönelirimمیں رجوع کرتا ہوںunību

88 He said, "O my people, have you considered: if I am upon clear evidence from my Lord and He has provided me with a good provision from Him...? And I do not intend to differ from you in that which I have forbidden you; I only intend reform as much as I am able. And my success is not but through Allah. Upon him I have relied, and to Him I return.

88 "Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O'na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah'tandır, O'na güvendim; O'na yöneliyorum" dedi.

88 Şu'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden ispat edici bir delil üzerinde bulunuyorsam ve şayet bana, O kendi katından güzel bir rızık ihsan etmişse, söyleyin bakalım ben ne yapmalıyım? Ben size karşı çıkmakla sizi menettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmeye çalışıyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O'na dayandım ve ancak O'na döneceğim."

88 انہوں نے کہا کہ اے قوم! دیکھو تو اگر میں اپنے پروردگار کی طرف سے دلیل روشن پر ہوں اور اس نے اپنے ہاں سے مجھے نیک روزی دی ہو (تو کیا میں ان کے خلاف کروں گا؟) اور میں نہیں چاہتا کہ جس امر سے میں تمہیں منع کروں خود اس کو کرنے لگوں۔ میں تو جہاں تک مجھ سے ہوسکے (تمہارے معاملات کی) اصلاح چاہتا ہوں اور (اس بارے میں) مجھے توفیق کا ملنا خدا ہی (کے فضل) سے ہے۔ میں اسی پر بھروسہ رکھتا ہوں اور اس کی طرف رجوع کرتا ہوں

88 شعیب ؑ نے کہا ”بھائیو، تم خود ہی سوچو کہ اگر میں اپنے ربّ کی طرف سے ایک کھُلی شہادت پر تھا اور پھر اس نے اپنے ہاں سے مجھ کو اچھا رزق بھی عطا کیا1 (تو اس کے بعد میں تمہاری گمراہیوں اور حرام خوریوں میں تمہاراشریکِ حال کیسے ہو سکتا ہوں؟)۔اور میں ہر گز یہ نہیں چاہتا کہ جن باتوں سے میں تم کو روکتا ہوں ان کا خود ارتکاب کروں۔2 میں تو اصلاح کرنا چاہتا ہوں جہاں تک بھی میرا بس چلے۔ اور یہ جو کچھ میں کرنا چاہتا ہوں اس کا سارا انحصار اللہ کی توفیق پر ہے، اُسی پر میں نے بھروسہ کیا اور ہر معاملہ میں اسی کر طرف رُجوع کرتا ہوں

Surah 11 / Hud / Hud سورة هود 232
So whenne zaman kiتو جب falammā camegelinceآگیا jāa Our Commandemrimizحکم ہمارا amrunā We madeçevirdikکردیا ہم نے jaʿalnā its upsideüstünüاس کے اوپر والے حصے کو ʿāliyahā its downsidealtınaاس کا نچلا حصہ sāfilahā and We rainedve yağdırdıkاور برسائے ہم نے wa-amṭarnā upon themüzerineاس پر ʿalayhā
stonestaşlarپتھر ḥijāratan ofbalçıktan pişirilmişکے min baked clayپکی ہوئی مٹی کے sijjīlin (in) layersbirbirini izleyenتہ بہ تہ manḍūdin٨٢ Markedişaretlenmiş (taşlar)نشان زدہ musawwamatan fromkatındanہاں ʿinda your LordRabbinتیرے رب کے rabbika
And notve değildirاور نہیں ہے wamā itbunlarوہ hiya (is) fromzalimlerdenسے mina the wrongdoersظالموں سے l-ẓālimīna faruzakکچھ دور bibaʿīdin٨٣ And tove (gönderdik)اور طرف wa-ilā MadyanMedyen'eمدین کی madyana their brotherkardeşleriان کے بھائی akhāhum
ShuaibŞuayb'ıشعیب کو (بھیجا) shuʿayban He saiddedi kiاس نے کہا qāla O my peopleey kavmimاے میری قوم yāqawmi Worshipkulluk edinعبادت کرو uʿ'budū AllahAllah'aاللہ کی l-laha notyokturنہیں (is) for yousizeتمہارے لیے lakum anyhiç birکوئی min godilahالہ (برحق) ilāhin other than HimO'ndan başkaاس کے سوا ghayruhu
And (do) notveاور نہ walā decreaseeksik tutmayınتم کم کرکے دو tanquṣū (from) the measureölçüyüناپ کو l-mik'yāla and the scaleve tartıyıاور تول کو wal-mīzāna Indeed, Işüphesiz benبیشک میں innī see yousizi görüyorumدیکھتا ہوں تم کو arākum in prosperitybolluk içindeاچھا میں۔ ساتھ بھلائی کے bikhayrin
but indeed, Ive benاور بیشک میں wa-innī fearkorkuyorumمیں ڈرتا ہوں akhāfu for yousizin hakkınızdaتمہارے بارے میں ʿalaykum punishmentazabındanعذاب سے ʿadhāba (of) a Daybir gününدن کے yawmin all-encompassingçepeçevre kuşatıcıگھیر لینے والے muḥīṭin٨٤ And O my peopleve ey kavmimاور میری قوم wayāqawmi
Give fulltam yapınپورا کرو awfū measureölçüyüناپ l-mik'yāla and weightve tartıyıاور تول wal-mīzāna in justiceadaletleساتھ انصاف کے bil-qis'ṭi and (do) notveاور نہ walā depriveeksik vermeyinتم کم کرکے دو tabkhasū
the peopleinsanların;لوگوں کو l-nāsa (of) their thingseşyalarınıان کی چیزیں ashyāahum and (do) notveاور نہ تم walā act wickedlykarışıklık çıkarmayınفسادو کرو taʿthaw inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi spreading corruptionbozguncular olarakفسادی بن کر۔ مفسد بن کر muf'sidīna٨٥
(What) remainsbıraktıklarıدی ہوئی بچت۔ باقی رکھی ہوئی چیز baqiyyatu (from) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi (is) bestdaha hayırlıdırبہتر ہے khayrun for yousizin içinتمہارے لیے lakum ifeğerاگر ہو in you areisenizتم kuntum believersmü'minlerایمان لانے والے mu'minīna And notve değilimاور نہیں ہوں wamā I ambenمیں anā over yousizin üzerinizeتم پر ʿalaykum
a guardianbir koruyucuنگہبان biḥafīẓin٨٦ They saidonlar (şöyle) dedilerانہوں نے کہا qālū O ShuaibEy Şuaybاے شعیب yāshuʿaybu Does your prayernamazın mı?کیا تیری نماز aṣalatuka command yousana emrediyorحکم دیتی ہے تجھ کو tamuruka thatbırakmamızıکہ an
we leaveہم چھوڑ دیں natruka whatşeyleriجس کی worshiptaptıklarıعبادت کرتے تھے yaʿbudu our forefathersbabalarımızınہمارے باپ دادا ābāunā oryahutیا aw thatyapmaktan vazgeçmemiziیہ کہ an we doہم کریں nafʿala concerningmallarımızdaمیں our wealthاپنے مالوں میں amwālinā whatşeyiجو we willistediğimizہم چاہیں nashāu
Indeed youdoğrusu senبیشک تو innaka surely youbirisinالبتہ تو ہی la-anta (are) the forbearingyufka yürekliبردبار ہے l-ḥalīmu the right-mindedakıllıراست باز ہے l-rashīdu٨٧ He saiddedi kiاس نے کہا qāla O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi Do you seesöyleyin bakalımکیا غور کیا تم نے ara-aytum ifeğerاگر in
I amben isemہوا میں kuntu onüzereاوپر ʿalā a clear evidenceaçık bir belgeایک کھلی دلیل کے bayyinatin fromRabbimdenسے min my Lordاپنے رب کی طرف سے rabbī and He has provided meve beni rızıklandırmışsaاور اس نے رزق دیا مجھ کو warazaqanī from Himselfkendi katındanاپنے پاس سے min'hu a good provisionbir rızıklaرزق riz'qan a good provisiongüzelاچھا ḥasanan And notveاور نہیں wamā I intendistemiyorumمیں چاہتا urīdu thatsize aykırı hareket etmekکہ an
I differ from youمیں خلاف کروں تمہارے ukhālifakum inşeylerdeطرف ilā whatاس کے جو I forbid yousizi menettiğimمیں روکتا ہوں تم کو anhākum from itondanجس سے ʿanhu Notistiyorumنہیں in I intendمیں چاہتا urīdu exceptancakمگر illā the reformıslah etmekاصلاح l-iṣ'lāḥa
as much as I am ablegücümün yettiğinceجو as much as I am ableمیں استطاعت رکھتا ہوں is'taṭaʿtu And notve yokturاور نہیں wamā (is) my successbir başarımتوفیق میری tawfīqī exceptbaşkaمگر illā with AllahAllah'ın (verdiğinden)ساتھ اللہ کے bil-lahi Upon HimO'naاس پر ʿalayhi I trustgüvendimمیں نے توکل کیا tawakkaltu and to Himve O'naاور اسی کی طرف wa-ilayhi I turngönülden yönelirimمیں رجوع کرتا ہوں unību٨٨
٢٣٢
‹ 230page 231 of the printed Mushaf232 ›