وَيَـٰقَوۡمِ لَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شِقَاقِىٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثۡلُ مَآ أَصَابَ قَوۡمَ نُوحٍ أَوۡ قَوۡمَ هُودٍ أَوۡ قَوۡمَ صَـٰلِحٍ‌ۚ وَمَا قَوۡمُ لُوطٍ مِّنكُم بِبَعِيدٍ ٨٩

And O my peopleEy kavmimاور اے میری قومwayāqawmi(Let) not cause you to sinsizi musibete uğratmasınنہ(Let) not cause you to sinآمادہ کرے تم کوyajrimannakummy dissensionbana karşı gelmenizمیری مخالفت۔ ضدshiqāqīlestisabet edeninکہanbefalls youپہنچے تم کوyuṣībakumsimilarbenzerininمانندmith'lu(to) whatşeylerinاس کے جوbefellbaşlarına gelenپہنچاaṣāba(the) people of Nuhkavmininقومqawma(the) people of NuhNuhنوح کوnūḥinoryahutیاaw(the) people of Hudkavmininقومqawma(the) people of HudHudہود کوhūdinorveyaیاawpeople of Salihkavmininقومqawmapeople of SalihSalihصالحṣāliḥinAnd notve değildirاور نہیںwamā(are the) people of Lutkavmiقومqawmu(are the) people of LutLutلوطlūṭinfrom yousizdenتم سےminkumfar offuzakکچھ دورbibaʿīdin

89 And O my people, let not [your] dissension from me cause you to be struck by that similar to what struck the people of Noah or the people of Hud or the people of Salih. And the people of Lot are not from you far away.

89 "Ey Milletim! Bana karşı gelmeniz, Nuh milletine veya Hud milletine yahut da Salih milletine gelen felaketin bir benzerini, sakın başınıza getirmesin. Lut milleti sizden uzak değildir."

89 "Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelen musibetler gibi bir musibete uğratmasın. Lut kavmi de sizden uzak değildir.

89 اور اے قوم! میری مخالفت تم سے کوئی ایسا کام نہ کرادے کہ جیسی مصیبت نوح کی قوم یا ہود کی قوم یا صالح کی قوم پر واقع ہوئی تھی ویسی ہی مصیبت تم پر واقع ہو۔ اور لوط کی قوم (کا زمانہ تو) تم سے کچھ دور نہیں

89 اور اے برادرانِ قوم، میرے خلاف تمہاری ہٹ دھرمی کہیں یہ نوبت نہ پہنچا دے کہ آخرِ کار تم پر بھی وہی عذاب آکر رہے جو نوح ؑ یا ہُود ؑ یا صالح ؑ کی قوم پر آیا تھا۔ اور ؑ لُوط کی قوم تو تم سے کچھ زیادہ دُور بھی نہیں ہے۔1

وَٱسۡتَغۡفِرُواۡ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاۡ إِلَيۡهِ‌ۚ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌ وَدُودٌ ٩٠

And ask forgivenessve bağışlanma dileyinاور بخشش مانگوwa-is'taghfirū(of) your LordRabbinizdenاپنے رب سےrabbakumthensonraپھرthummaturn in repentancetevbe edinتو بہ کروtūbūto HimO'naاس کی طرفilayhiIndeedgerçektenبیشکinnamy Lordbenim Rabbimمیرا ربrabbī(is) Most Mercifulçok rahmet edendirرحم فرمانے والا ہےraḥīmunMost Lovingçok sevendirمحبت کرنے والا ہےwadūdun

90 And ask forgiveness of your Lord and then repent to Him. Indeed, my Lord is Merciful and Affectionate."

90 "Rabbinizden mağfiret dileyin; O'na tevbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever."

90 Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki, benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.

90 اور اپنے پروردگار سے بخشش مانگو اور اس کے آگے توبہ کرو۔ بےشک میرا پروردگار رحم والا (اور) محبت والا ہے

90 دیکھو! اپنے ربّ سے معافی مانگو اور اس کی طرف پلٹ آوٴ، بے شک میرا ربّ رحیم ہے اور اپنی مخلوق سے محبت رکھتا ہے۔“1

قَالُواۡ يَـٰشُعَيۡبُ مَا نَفۡقَهُ كَثِيرًا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفًا‌ۖ وَلَوۡلَا رَهۡطُكَ لَرَجَمۡنَـٰكَ‌ۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡنَا بِعَزِيزٍ ٩١

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūO ShuaibEy Şuaybاے شعیبyāshuʿaybuNotbiz anlamıyoruzنہیںwe understandہم سمجھتےnafqahumuchçoğunuبہت ساkathīranof whatşeylerinاس میں سے جوmimmāyou saysenin söylediğinتم کہتے ہوtaqūluand indeed, weve bizاور بیشک ہمwa-innāsurely [we] see youseni görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں تجھ کوlanarākaamong usiçimizdeاپنے میںfīnāweakgüçsüzکمزورḍaʿīfanAnd if notşayetاور اگر نہwalawlāfor your familyyakın çevren olmasaydıتیرا کنبہ ہوتاrahṭukasurely we would have stoned youseni taşlardıkالبتہ ہم سنگسار کردیتے تجھ کوlarajamnākaand you are notve yokturاور نہیںwamāand you are notseninتوantaagainst usbize karşıہم پرʿalaynāmightybir üstünlüğünکچھ بھاری۔ زبردست۔ غالبbiʿazīzin

91 They said, "O Shu'ayb, we do not understand much of what you say, and indeed, we consider you among us as weak. And if not for your family, we would have stoned you [to death]; and you are not to us one respected."

91 "Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz. Eğer taraftarların olmasaydı seni taşlardık. Esasen bizim gözümüzde pek itibarın da yoktur" dediler.

91 Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Biz senin söylediklerinin çoğundan birşey anlamıyoruz. Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz. Eğer akrabaların olmasaydı mutlaka seni recmederdik (taşa tutardık). Senin bize hiçbir üstünlüğün yoktur."

91 اُنہوں نے کہا کہ شعیب تمہاری بہت سی باتیں ہماری سمجھ میں نہیں آتیں اور ہم دیکھتے ہیں کہ تم ہم میں کمزور بھی ہو اور اگر تمہارے بھائی نہ ہوتے تو ہم تم کو سنگسار کر دیتے اور تم ہم پر (کسی طرح بھی) غالب نہیں ہو

91 انہوں نے جواب دیا ”اے شعیب ؑ ، تیری بہت سی باتیں تو ہماری سمجھ ہی میں نہیں آتیں۔1 اور ہم دیکھتے ہیں کہ تُو ہمارے درمیان ایک بے زور آدمی ہے، تیری برادری نہ ہوتی تو ہم کبھی کا تجھے سنگسار کر چکے ہوتے ، تیرا بل بوتا تو اتنا نہیں ہے کہ ہم پر بھاری ہو۔“2

قَالَ يَـٰقَوۡمِ أَرَهۡطِىٓ أَعَزُّ عَلَيۡكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَٱتَّخَذۡتُمُوهُ وَرَآءَكُمۡ ظِهۡرِيًّا‌ۖ إِنَّ رَبِّى بِمَا تَعۡمَلُونَ مُحِيطٌ ٩٢

He saiddedi kiاس نے کہاqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiIs my familyyakın çevremکیا میرا کنبہarahṭīmightierdaha mı üstündürزیادہ زور والا ہے۔ غلبے والا ہےaʿazzuon yousizceتم پرʿalaykumthanAllahtanسےminaAllahاللہ بڑھ کرl-lahiAnd you have taken Himonu bıraktınızاور تم نے بنا لیا اس کوwa-ittakhadhtumūhubehind yourarkanızdaاپنے پیچھےwarāakumbackssırt dönerekپشت کے پیچھےẓih'riyyanIndeedşüphesizبیشکinnamy LordRabbimمیرا ربrabbīof whatşeyleriساتھ اس کے جوbimāyou doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہوtaʿmalūna(is) All-Encompassingkuşatmıştırگھیرنے والا ہےmuḥīṭun

92 He said, "O my people, is my family more respected for power by you than Allah? But you put Him behind your backs [in neglect]. Indeed, my Lord is encompassing of what you do.

92 "Ey Milletim! Benim taraftarlarım size göre Allah'tan daha mı değerlidir ki Allah'a sırt çevirdiniz? Doğrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kuşatmıştır" dedi.

92 Şu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalarım size Allah'dan daha mı değerli ki, Allah'a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştır."

92 انہوں نے کہا کہ قوم! کیا میرے بھائی بندوں کا دباؤ تم پر خدا سے زیادہ ہے۔ اور اس کو تم نے پیٹھ پیچھے ڈال رکھا ہے۔ میرا پروردگار تو تمہارے سب اعمال پر احاطہ کیے ہوئے ہے

92 شعیبؑ نے کہا "بھائیو، کیا میری برادری تم پر اللہ سے زیادہ بھاری ہے کہ تم نے (برادری کا تو خوف کیا اور) اللہ کو بالکل پس پشت ڈال دیا؟ جان رکھو کہ جو کچھ تم کر رہے ہو وہ اللہ کی گرفت سے باہر نہیں ہے

وَيَـٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواۡ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّى عَـٰمِلٌ‌ۖ سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن يَأۡتِيهِ عَذَابٌ يُخۡزِيهِ وَمَنۡ هُوَ كَـٰذِبٌ‌ۖ وَٱرۡتَقِبُوٓاۡ إِنِّى مَعَكُمۡ رَقِيبٌ ٩٣

And O my peopleEy kavmimاور اے میری قومwayāqawmiWorkyapınعمل کروiʿ'malū(according) toimkanınızın elverdiğiniپرʿalāyour positionاپنی جگہmakānatikumindeed, I amben deبیشک میںinnīworkingyapıyorumعمل کرنے والا ہوںʿāmilunSoonyakındaعنقریبsawfayou will knowbileceksinizتم جان لوگےtaʿlamūna(on) whomkimeکون ہےmanwill comegeleceğiniکہ آتا ہے اس پرyatīhia punishmentazabınایک عذابʿadhābun(that will) disgrace himaşağılatıcıجو رسوا کردے اس کوyukh'zīhiand whove kiminاور کون ہےwaman[he]oوہhuwa(is) a liaryalancı olduğunuجو جھوٹا ہےkādhibunAnd watchgözetleyinاور انتظار کروwa-ir'taqibūindeed, I amben deبیشک میںinnīwith yousizinle birlikteتمہارے ساتھmaʿakuma watchergözetliyorumانتظار کرنے والا ہوںraqībun

93 And O my people, work according to your position; indeed, I am working. You are going to know to whom will come a punishment that will disgrace him and who is a liar. So watch; indeed, I am with you a watcher, [awaiting the outcome]."

93 "Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlüyorum."

93 "Ey kavmim! Var gücünüzle yapacağınız ne varsa yapın! Ben de görevimi yapmaya devam edeceğim. Perişan edecek azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu ilerde anlayacaksınız. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyeceğim."

93 اور برادران ملت! تم اپنی جگہ کام کیے جاؤ میں (اپنی جگہ) کام کیے جاتا ہوں۔ تم کو عنقریب معلوم ہوجائے گا کہ رسوا کرنے والا عذاب کس پر آتا ہے اور جھوٹا کون ہے اور تم بھی انتظار کرو، میں بھی تمہارے ساتھ انتظار کرتا ہوں

93 اے میری قوم کے لوگو، تم اپنے طریقے پر کام کیے جاؤ اور میں اپنے طریقے پر کرتا رہوں گا، جلدی ہی تمہیں معلوم ہو جائے گا کہ کس پر ذلت کا عذاب آتا ہے اور کون جھوٹا ہے تم بھی انتظار کرو اور میں بھی تمہارے ساتھ چشم براہ ہوں"

وَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا نَجَّيۡنَا شُعَيۡبًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةٍ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواۡ ٱلصَّيۡحَةُ فَأَصۡبَحُواۡ فِى دِيَـٰرِهِمۡ جَـٰثِمِينَ ٩٤

And whenne zaman kiاور جبwalammācamegelinceآگیاjāaOur Commandemrimizہمارا فیصلہamrunāWe savedkurtardıkنجات دی ہم نےnajjaynāShuaibŞuayb'ıشعیب کوshuʿaybanand those whove kimseleriاور ان لوگوں کوwa-alladhīnabelievediman eden(leri)جو ایمان لائےāmanūwith himonunla birlikteاس کے ساتھmaʿahuby a Mercybir rahmetleساتھ رحمت کےbiraḥmatinfrom Ustarafımızdanاپنی طرف سےminnāAnd seizedve aldıاور پکڑ لیاwa-akhadhatithose whokimseleriان لوگوں کوalladhīnawrongedzulmeden(leri)جنہوں نے ظلم کیا تھاẓalamūthe thunderous blastbir çığlıkچیخ نے۔ چنگھاڑنےl-ṣayḥatuthen they becameve kaldılarتو وہ ہوگئےfa-aṣbaḥūinyurtlarındaمیںtheir homesاپنے گھروں میںdiyārihimfallen pronediz çökmüç olarakاوندھے گرنے والےjāthimīna

94 And when Our command came, We saved Shu'ayb and those who believed with him, by mercy from Us. And the shriek seized those who had wronged, and they became within their homes [corpses] fallen prone

94 Buyruğumuz gelince, Şuayb'ı ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak kurtardık. Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

94 Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar.

94 اور جب ہمارا حکم آپہنچا تو ہم نے شعیب کو اور جو لوگ ان کے ساتھ ایمان لائے تھے ان کو تو اپنی رحمت سے بچا لیا۔ اور جو لوگ ظالم تھے، ان کو چنگھاڑ نے آدبوچا تو وہ اپنے گھروں میں اوندھے پڑے رہ گئے

94 آخر کار جب ہمارے فیصلے کا وقت آ گیا تو ہم نے اپنی رحمت سے شعیبؑ اور اس کے ساتھی مومنوں کو بچا لیا اور جن لوگوں نے ظلم کیا تھا ان کو ایک سخت دھماکے نے ایسا پکڑا کہ وہ اپنی بستیوں میں بے حس و حرکت پڑے کے پڑے رہ گئے

كَأَن لَّمۡ يَغۡنَوۡاۡ فِيهَآ‌ۗ أَلَا بُعۡدًا لِّمَدۡيَنَ كَمَا بَعِدَتۡ ثَمُودُ ٩٥

As ifsankiگویا کہka-annothiç yaşamamışlardıنہیںlamthey (had) prosperedوہ بسے تھےyaghnawthereinoradaان میںfīhāSoiyi bilin kiخبردارalāawayuzaklaştırıldıدوری ہےbuʿ'danwith MadyanMedyen (halkı)مدین کے لیےlimadyanaasgibiجیسا کہkamāwas taken awayuzaklaştırıldığıدور ہوئےbaʿidatthe ThamudSemud (halkı)ثمودthamūdu

95 As if they had never prospered therein. Then, away with Madyan as Thamud was taken away.

95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.

95 Sanki orada hiç güzel gün görmemişlerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasıl helâk olup gittiyse Medyen de öyle yok olup gitti.

95 گویا ان میں کبھی بسے ہی نہ تھے۔ سن رکھو کہ مدین پر (ویسی ہی) پھٹکار ہے جیسی ثمود پر پھٹکار تھی

95 گویا وہ کبھی وہاں رہے بسے ہی نہ تھے سنو! مدین والے بھی دور پھینک دیے گئے جس طرح ثمود پھینکے گئے تھے

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔـايَـٰتِنَا وَسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ٩٦

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe sentgönderdikبھیجا ہم نےarsalnāMusaMusa'yıموسیٰ کوmūsāwith Our Signsayetlerimizleاپنی آیات کے ساتھbiāyātināand an authorityve bir belgeyleاور دلیل کے ساتھwasul'ṭāninclearapaçıkکھلیmubīnin

96 And We did certainly send Moses with Our signs and a clear authority

96 And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.

96 Andolsun Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir belge ile gönderdik.

96 اور ہم نے موسیٰ کو اپنی نشانیاں اور دلیل روشن دے کر بھیجا

96 اور موسیٰؑ کو ہم نے اپنی نشانیوں اور کھلی کھلی سند ماموریت کے ساتھ فرعون اور اس کے اعیان سلطنت کی طرف بھیجا

إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيۡهِۦ فَٱتَّبَعُوٓاۡ أَمۡرَ فِرۡعَوۡنَ‌ۖ وَمَآ أَمۡرُ فِرۡعَوۡنَ بِرَشِيدٍ ٩٧

ToFiravun'aطرفilāFiraunفرعون کیfir'ʿawnaand his chiefsve adamlarınaاور اس کے سرداروں کی طرفwamala-ihibut they followedonlar uydularتو انہوں نے پیروی کیfa-ittabaʿū(the) command of Firaunbuyruğunaحکم کیamra(the) command of FiraunFiravun'unفرعونfir'ʿawnaand notve değildiاور نہیں تھاwamā(the) command of Firaunbuyruğuحکمamru(the) command of FiraunFiravun'unفرعون کاfir'ʿawnawas rightdoğruya yönelticiراستی پرbirashīdin

97 To Pharaoh and his establishment, but they followed the command of Pharaoh, and the command of Pharaoh was not [at all] discerning.

97 And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.

97 Firavun'a ve cemaatine. Bunlar Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri hak değildir.

97 (یعنی) فرعون اور اس کے سرداروں کی طرف۔ تو وہ فرعون ہی کے حکم پر چلے۔ اور فرعون کا حکم درست نہیں تھا

97 مگر انہوں نے فرعون کے حکم کی پیروی کی حالانکہ فرعون کا حکم راستی پر نہ تھا

Surah 11 / Hud / Hud سورة هود 233
And O my peopleEy kavmimاور اے میری قوم wayāqawmi (Let) not cause you to sinsizi musibete uğratmasınنہ (Let) not cause you to sinآمادہ کرے تم کو yajrimannakum my dissensionbana karşı gelmenizمیری مخالفت۔ ضد shiqāqī lestisabet edeninکہ an befalls youپہنچے تم کو yuṣībakum similarbenzerininمانند mith'lu (to) whatşeylerinاس کے جو befellbaşlarına gelenپہنچا aṣāba
(the) people of Nuhkavmininقوم qawma (the) people of NuhNuhنوح کو nūḥin oryahutیا aw (the) people of Hudkavmininقوم qawma (the) people of HudHudہود کو hūdin orveyaیا aw people of Salihkavmininقوم qawma people of SalihSalihصالح ṣāliḥin And notve değildirاور نہیں wamā (are the) people of Lutkavmiقوم qawmu (are the) people of LutLutلوط lūṭin from yousizdenتم سے minkum
far offuzakکچھ دور bibaʿīdin٨٩ And ask forgivenessve bağışlanma dileyinاور بخشش مانگو wa-is'taghfirū (of) your LordRabbinizdenاپنے رب سے rabbakum thensonraپھر thumma turn in repentancetevbe edinتو بہ کرو tūbū to HimO'naاس کی طرف ilayhi Indeedgerçektenبیشک inna my Lordbenim Rabbimمیرا رب rabbī
(is) Most Mercifulçok rahmet edendirرحم فرمانے والا ہے raḥīmun Most Lovingçok sevendirمحبت کرنے والا ہے wadūdun٩٠ They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū O ShuaibEy Şuaybاے شعیب yāshuʿaybu Notbiz anlamıyoruzنہیں we understandہم سمجھتے nafqahu muchçoğunuبہت سا kathīran of whatşeylerinاس میں سے جو mimmā you saysenin söylediğinتم کہتے ہو taqūlu
and indeed, weve bizاور بیشک ہم wa-innā surely [we] see youseni görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں تجھ کو lanarāka among usiçimizdeاپنے میں fīnā weakgüçsüzکمزور ḍaʿīfan And if notşayetاور اگر نہ walawlā for your familyyakın çevren olmasaydıتیرا کنبہ ہوتا rahṭuka surely we would have stoned youseni taşlardıkالبتہ ہم سنگسار کردیتے تجھ کو larajamnāka and you are notve yokturاور نہیں wamā and you are notseninتو anta
against usbize karşıہم پر ʿalaynā mightybir üstünlüğünکچھ بھاری۔ زبردست۔ غالب biʿazīzin٩١ He saiddedi kiاس نے کہا qāla O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi Is my familyyakın çevremکیا میرا کنبہ arahṭī mightierdaha mı üstündürزیادہ زور والا ہے۔ غلبے والا ہے aʿazzu on yousizceتم پر ʿalaykum thanAllahtanسے mina
Allahاللہ بڑھ کر l-lahi And you have taken Himonu bıraktınızاور تم نے بنا لیا اس کو wa-ittakhadhtumūhu behind yourarkanızdaاپنے پیچھے warāakum backssırt dönerekپشت کے پیچھے ẓih'riyyan Indeedşüphesizبیشک inna my LordRabbimمیرا رب rabbī of whatşeyleriساتھ اس کے جو bimā you doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہو taʿmalūna
(is) All-Encompassingkuşatmıştırگھیرنے والا ہے muḥīṭun٩٢ And O my peopleEy kavmimاور اے میری قوم wayāqawmi Workyapınعمل کرو iʿ'malū (according) toimkanınızın elverdiğiniپر ʿalā your positionاپنی جگہ makānatikum indeed, I amben deبیشک میں innī workingyapıyorumعمل کرنے والا ہوں ʿāmilun
Soonyakındaعنقریب sawfa you will knowbileceksinizتم جان لوگے taʿlamūna (on) whomkimeکون ہے man will comegeleceğiniکہ آتا ہے اس پر yatīhi a punishmentazabınایک عذاب ʿadhābun (that will) disgrace himaşağılatıcıجو رسوا کردے اس کو yukh'zīhi and whove kiminاور کون ہے waman [he]oوہ huwa
(is) a liaryalancı olduğunuجو جھوٹا ہے kādhibun And watchgözetleyinاور انتظار کرو wa-ir'taqibū indeed, I amben deبیشک میں innī with yousizinle birlikteتمہارے ساتھ maʿakum a watchergözetliyorumانتظار کرنے والا ہوں raqībun٩٣ And whenne zaman kiاور جب walammā camegelinceآگیا jāa
Our Commandemrimizہمارا فیصلہ amrunā We savedkurtardıkنجات دی ہم نے najjaynā ShuaibŞuayb'ıشعیب کو shuʿayban and those whove kimseleriاور ان لوگوں کو wa-alladhīna believediman eden(leri)جو ایمان لائے āmanū with himonunla birlikteاس کے ساتھ maʿahu by a Mercybir rahmetleساتھ رحمت کے biraḥmatin from Ustarafımızdanاپنی طرف سے minnā And seizedve aldıاور پکڑ لیا wa-akhadhati
those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna wrongedzulmeden(leri)جنہوں نے ظلم کیا تھا ẓalamū the thunderous blastbir çığlıkچیخ نے۔ چنگھاڑنے l-ṣayḥatu then they becameve kaldılarتو وہ ہوگئے fa-aṣbaḥū inyurtlarındaمیں their homesاپنے گھروں میں diyārihim fallen pronediz çökmüç olarakاوندھے گرنے والے jāthimīna٩٤
As ifsankiگویا کہ ka-an nothiç yaşamamışlardıنہیں lam they (had) prosperedوہ بسے تھے yaghnaw thereinoradaان میں fīhā Soiyi bilin kiخبردار alā awayuzaklaştırıldıدوری ہے buʿ'dan with MadyanMedyen (halkı)مدین کے لیے limadyana asgibiجیسا کہ kamā was taken awayuzaklaştırıldığıدور ہوئے baʿidat the ThamudSemud (halkı)ثمود thamūdu٩٥ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad
We sentgönderdikبھیجا ہم نے arsalnā MusaMusa'yıموسیٰ کو mūsā with Our Signsayetlerimizleاپنی آیات کے ساتھ biāyātinā and an authorityve bir belgeyleاور دلیل کے ساتھ wasul'ṭānin clearapaçıkکھلی mubīnin٩٦ ToFiravun'aطرف ilā Firaunفرعون کی fir'ʿawna
and his chiefsve adamlarınaاور اس کے سرداروں کی طرف wamala-ihi but they followedonlar uydularتو انہوں نے پیروی کی fa-ittabaʿū (the) command of Firaunbuyruğunaحکم کی amra (the) command of FiraunFiravun'unفرعون fir'ʿawna and notve değildiاور نہیں تھا wamā (the) command of Firaunbuyruğuحکم amru (the) command of FiraunFiravun'unفرعون کا fir'ʿawna was rightdoğruya yönelticiراستی پر birashīdin٩٧
٢٣٣
‹ 231page 232 of the printed Mushaf233 ›