يَـٰبَنِىَّ ٱذۡهَبُواۡ فَتَحَسَّسُواۡ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَاۡيۡــَٔسُواۡ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِ‌ۖ إِنَّهُۥ لَا يَاۡيۡــَٔسُ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٨٧

O my sonsey oğullarımاے میرے بچو !yābaniyyaGogidinجاؤidh'habūand inquirearaştırınپس ٹوہ لگاؤfataḥassasūaboutYusuf'uسےminYusufیوسف کیyūsufaand his brotherve kardeşiniاور اس کے بھائی کیwa-akhīhiand notumut kesmeyinاور متwalādespairمایوس ہوtāy'asūofrahmetindenسےmin(the) Mercy of Allahرحمتrawḥi(the) Mercy of AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiIndeedziraکیونکہinnahunoneumut kesmezنہیںdespairsمایوس ہوتےyāy'asuofrahmetindenسےmin(the) Mercy of Allahرحمتrawḥi(the) Mercy of AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiexceptbaşkasıسوائےillāthe peoplekavimdenقوم کےl-qawmuthe disbelieverskafirکافرl-kāfirūna

87 O my sons, go and find out about Joseph and his brother and despair not of relief from Allah. Indeed, no one despairs of relief from Allah except the disbelieving people."

87 "Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf'u ve kardeşini arayın. Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kafirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez."

87 "Ey oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."

87 بیٹا (یوں کرو کہ ایک دفعہ پھر) جاؤ اور یوسف اور اس کے بھائی کو تلاش کرو اور خدا کی رحمت سے ناامید نہ ہو۔ کہ خدا کی رحمت سے بےایمان لوگ ناامید ہوا کرتے ہیں

87 میرے بچو، جا کر یوسفؑ اور اس کے بھائی کی کچھ ٹوہ لگاؤ، اللہ کی رحمت سے مایوس نہ ہو، اس کی رحمت سے تو بس کافر ہی مایوس ہوا کرتے ہیں"

فَلَمَّا دَخَلُواۡ عَلَيۡهِ قَالُواۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهۡلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئۡنَا بِبِضَـٰعَةٍ مُّزۡجَـٰةٍ فَأَوۡفِ لَنَا ٱلۡكَيۡلَ وَتَصَدَّقۡ عَلَيۡنَآ‌ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَجۡزِى ٱلۡمُتَصَدِّقِينَ ٨٨

So whenböyleceپھر جبfalammāthey enteredgirdiklerindeوہ داخل ہوئےdakhalūupon himonun huzurunaاس پرʿalayhithey saiddediler kiکہنے لگےqālūO AzizEyاےyāayyuhāO Azizvezirعزیزl-ʿazīzuHas touched usbize dokunduپہنچی ہم کوmassanāand our familyve çocuklarımızaاور ہمارے گھر والوں کوwa-ahlanāthe adversitydarlıkتکلیفl-ḍuruand we have comeve geldikاور لائے ہیں ہمwaji'nāwith goodsbir sermaye ileپونچیbibiḍāʿatin(of) little valuedeğersizحقیر سیmuz'jātinbut pay (in) fulltam verپس پورا پورا دے دیجئےfa-awfito usbizeہم کوlanāthe measureölçyüپیمانہl-kaylaand be charitableve tasadduk eyleاور صدقہ کرwataṣaddaqto usbizeہم پرʿalaynāIndeedçünküبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laharewardsmükafatlandırırجزا دیتا ہےyajzīthe charitabletasadduk edenleriصدقہ کرنے والوں کوl-mutaṣadiqīna

88 So when they entered upon Joseph, they said, "O 'Azeez, adversity has touched us and our family, and we have come with goods poor in quality, but give us full measure and be charitable to us. Indeed, Allah rewards the charitable."

88 Kardeşleri vezirin yanına vardıklarında: "Ey Vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz darlığa uğradık; pek değersiz bir malla geldik; ölçeği bize tam yap ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır" dediler.

88 Sonra (Mısır'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey şanlı vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz sıkıntı içindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine ölçek (zahire) ver, ayrıca sadaka da ihsan eyle. Çünkü Allah sadaka verenleri muhakkak mükafatlandırır."

88 جب وہ یوسف کے پاس گئے تو کہنے لگے کہ عزیز ہمیں اور ہمارے اہل وعیال کو بڑی تکلیف ہو رہی ہے اور ہم تھوڑا سا سرمایہ لائے ہیں آپ ہمیں (اس کے عوض) پورا غلّہ دے دیجیئے اور خیرات کیجیئے۔ کہ خدا خیرات کرنے والوں کو ثواب دیتا ہے

88 جب یہ لوگ مصر جا کر یُوسُف ؑ کی پیشی میں داخل ہوئےتو انہوں نے عرض کیا”اے سردار با اقتدار، ہم اور ہمارے اہل و عیال سخت مصیبت میں مُبتلا ہیں، اور ہم کچھ حقیر سی پُونجی لے کر آئے ہیں، آپ ہمیں بھرپور غلّہ عنایت فرمائیں اور ہم کو خیرات دیں1، اللہ خیرات کرنے والوں کو جزا دیتا ہے۔“

قَالَ هَلۡ عَلِمۡتُم مَّا فَعَلۡتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذۡ أَنتُمۡ جَـٰهِلُونَ ٨٩

He saiddedi kiاس نے کہاqālaDomi?کیاhalyou knowbildinizتم جانتے ہوʿalim'tumwhatnelerکیاyou didyaptığınızıکیا تھا تم نےfaʿaltumwith YusufYusuf'aیوسف کے ساتھbiyūsufaand his brotherve kardeşineاور اس کے بھائی کےwa-akhīhiwhenikenجبidhyou weresizlerتھے تمantumignorantcahillerلاعلمjāhilūna

89 He said, "Do you know what you did with Joseph and his brother when you were ignorant?"

89 "Siz, Yusuf ve kardeşine bilmeden neler yaptığınızın farkında mısınız?" dedi.

89 O dedi ki: "Siz cahilliğinizde Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?"

89 (یوسف نے) کہا تمہیں معلوم ہے جب تم نادانی میں پھنسے ہوئے تھے تو تم نے یوسف اور اس کے بھائی کے ساتھ کیا کیا تھا

89 (یہ سن کریوسفؑ سے نہ رہا گیا) اُس نے کہا "تمہیں کچھ یہ بھی معلوم ہے کہ تم نے یوسفؑ اور اُس کے بھائی کے ساتھ کیا کیا تھا جبکہ تم نادان تھے"

قَالُوٓاۡ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُ‌ۖ قَالَ أَنَاۡ يُوسُفُ وَهَـٰذَآ أَخِى‌ۖ قَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَآ‌ۖ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصۡبِرۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٩٠

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūAre you indeedyoksa sen misin?کیا بیشک توa-innakasurely yousenالتبہ تو ہیla-antaYusufیوسف ہےyūsufuHe saiddediاس نے کہاqālaI ambenمیںanāYusufYusuf'umیوسف ہوںyūsufuand thisve bu daاور یہwahādhā(is) my brotherkardeşimdirمیرا بھائی ہےakhīIndeedmuhakkakتحقیقqadAllah has been graciouslutfettiاحسان کیاmannaAllah has been graciousAllahاللہ نےl-lahuto usbizeہم پرʿalaynāIndeed, hedoğrusu oبیشک وہinnahuwhokimجوmanfears Allahkorkarsaتقویٰ اختیار کرےyattaqiand (is) patientve sabrederseاور صبر کرےwayaṣbirthen indeedşüphesizتو یقیناًfa-innaAllahاللہ تعالیٰl-laha(does) notzayi etmezنہیںlet go wasteضائع کرتاyuḍīʿu(the) rewardecriniاجرajra(of) the good-doersiyilik edenlerinمحسنین کاl-muḥ'sinīna

90 They said, "Are you indeed Joseph?" He said "I am Joseph, and this is my brother. Allah has certainly favored us. Indeed, he who fears Allah and is patient, then indeed, Allah does not allow to be lost the reward of those who do good."

90 "Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize iyilikte bulundu; doğrusu kim kötülükten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi davrananların ecrini katiyen zayi etmez" dedi..

90 Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez."

90 وہ بولے کیا تم ہی یوسف ہو؟ انہوں نے کہا ہاں میں ہی یوسف ہوں۔ اور (بنیامین کی طرف اشارہ کرکے کہنے لگے) یہ میرا بھائی ہے خدا نے ہم پر بڑا احسان کیا ہے۔ جو شخص خدا سے ڈرتا اور صبر کرتا ہے تو خدا نیکوکاروں کا اجر ضائع نہیں کرتا

90 وہ چونک کر بولے "کیا تم یوسفؑ ہو؟" اُس نے کہا، "ہاں، میں یوسفؑ ہوں اور یہ میرا بھائی ہے اللہ نے ہم پر احسان فرمایا حقیقت یہ ہے کہ اگر کوئی تقویٰ اور صبر سے کام لے تو اللہ کے ہاں ایسے نیک لوگوں کا اجر مارا نہیں جاتا"

قَالُواۡ تَٱللَّهِ لَقَدۡ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَإِن كُنَّا لَخَـٰطِــِٔينَ ٩١

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūBy Allahvallahiاللہ کی قسمtal-lahicertainlydoğrusuالبتہ تحقیقlaqadAllah has preferred youseni üstün kıldıترجیح دی تجھ کوātharakaAllah has preferred youAllahاللہ نےl-lahuover usbizeہم پرʿalaynāand indeedve doğrusuاور بیشکwa-inwe have beenbizتھے ہمkunnāsinnerssuç işlemiştikالبتہ خطا کارlakhāṭiīna

91 They said, "By Allah, certainly has Allah preferred you over us, and indeed, we have been sinners."

91 "Allah'a yemin ederiz ki, Allah seni bizden üstün tutmuştur; doğrusu biz suç işlemiştik" dediler.

91 Dediler ki: "Allah'a yemin olsun, Allah seni bize üstün kıldı. Biz gerçekten de büyük hata işlemiştik".

91 وہ بولے خدا کی قسم خدا نے تم کو ہم پر فضیلت بخشی ہے اور بےشک ہم خطاکار تھے

91 انہوں نے کہا "بخدا کہ تم کو اللہ نے ہم پر فضیلت بخشی اور واقعی ہم خطا کار تھے"

قَالَ لَا تَثۡرِيبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَ‌ۖ يَغۡفِرُ ٱللَّهُ لَكُمۡ‌ۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرّٰحِمِينَ ٩٢

He saiddediاس نے کہاqālaNoyokturنہیںblamekınamaکوئی الزامtathrībaupon yousizeتم پرʿalaykumutodaybugünآجl-yawmaAllah will forgivebağışlarمعاف کردےyaghfiruAllah will forgiveAllahاللہl-lahuyousiziتم کوlakumand Heve Oاور وہwahuwa(is) the Most Mercifulen merhametlisidirسب سے بڑھ کرarḥamu(of) those who show mercymerhametlilerinرحم فرمانے والا ہےl-rāḥimīna

92 He said, "No blame will there be upon you today. Allah will forgive you; and He is the most merciful of the merciful."

92 Yusuf: "Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin" dedi.

92 Yusuf dedi: "Bugün size bir ayıplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, mağfiretiyle bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir."

92 (یوسف نے) کہا کہ آج کے دن سے تم پر کچھ عتاب (وملامت) نہیں ہے۔ خدا تم کو معاف کرے۔ اور وہ بہت رحم کرنے والا ہے

92 اس نے جواب دیا، "آج تم پر کوئی گرفت نہیں، اللہ تمہیں معاف کرے، وہ سب سے بڑھ کر رحم فرمانے والا ہے

ٱذۡهَبُواۡ بِقَمِيصِى هَـٰذَا فَأَلۡقُوهُ عَلَىٰ وَجۡهِ أَبِى يَأۡتِ بَصِيرًا وَأۡتُونِى بِأَهۡلِكُمۡ أَجۡمَعِينَ ٩٣

Gogötürünلے جاؤidh'habūwith this shirt of minebenim gömleğimiمیری قمیص کوbiqamīṣīwith this shirt of mineşuاس کوhādhāand cast itkoyunپھر ڈال دو اس کوfa-alqūhuoverüzerineپرʿalā(the) faceyüzüچہرےwajhi(of) my fatherbabamınمیرے باپ کےabīhe will regain sightbaşlasınآجائے گاyatihe will regain sightgörmeyeدیکھنے والاbaṣīranAnd bring to meve bana gelinاور لے آؤ میرے پاسwatūnīyour familyailenizle birlikteاپنے گھر والوں کوbi-ahlikumall togetherbütünسب کے سب کوajmaʿīna

93 Take this, my shirt, and cast it over the face of my father; he will become seeing. And bring me your family, all together."

93 Yusuf: "Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin" dedi.

93 Alın şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, gözü açılır. Ve bütün ailenizle toplanıp bana gelin."

93 یہ میرا کرتہ لے جاؤ اور اسے والد صاحب کے منہ پر ڈال دو۔ وہ بینا ہو جائیں گے۔ اور اپنے تمام اہل وعیال کو میرے پاس لے آؤ

93 جاؤ، میرا یہ قمیص لے جاؤ اور میرے والد کے منہ پر ڈال دو، اُن کی بینائی پلٹ آئے گی، اور اپنے سب اہل و عیال کو میرے پاس لے آؤ"

وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلۡعِيرُ قَالَ أَبُوهُمۡ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ‌ۖ لَوۡلَآ أَن تُفَنِّدُونِ ٩٤

And whenne zaman kiاور جبwalammādepartedayrılıncaجدا ہواfaṣalatithe caravankervanقافلہl-ʿīrutheir father saiddedi kiکہاqālatheir father saidbabalarıان کے باپ نےabūhumIndeed, Ibenبیشک میںinnī[I] findalıyorumالبتہ میں پاتا ہوںla-ajidu(the) smellkokusunuخوشبوrīḥa(of) YusufYusuf'unیوسف کیyūsufaif noteğerاگر نہیںlawlāthatbana bunak demezsenizیہ کہanyou think me weakened in mindتم بہکا ہوا کہو مجھےtufannidūni

94 And when the caravan departed [from Egypt], their father said, "Indeed, I find the smell of Joseph [and would say that he was alive] if you did not think me weakened in mind."

94 Kervan, memleketlerine dönmek üzere ayrıldığında, babaları: "Doğrusu ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum; ne olur bana bunak demeyin" dedi.

94 Ne zaman ki, kafile (Mısır'dan) ayrıldı, öteden babaları dedi ki: "Eğer bana bunak demezseniz, doğrusu ben Yusuf'un kokusunu alıyorum."

94 اور جب قافلہ (مصر سے) روانہ ہوا تو ان کے والد کہنے لگے کہ اگر مجھ کو یہ نہ کہو کہ (بوڑھا) بہک گیا ہے تو مجھے تو یوسف کی بو آ رہی ہے

94 جب یہ قافلہ (مصر سے)روانہ ہوا تو ان کے باپ نے (کنعان میں)کہا”میں یُوسُف ؑ کی خوشبو محسُوس کر رہا ہوں،1 تم لوگ کہیں یہ نہ کہنے لگو کہ میں بڑھاپے میں سٹھیا گیا ہوں۔“

قَالُواۡ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَـٰلِكَ ٱلۡقَدِيمِ ٩٥

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūBy Allahvallahiقسم اللہ کیtal-lahiindeed, youelbette senبیشک توinnakasurely (are) iniçindesinالبتہ میں ہوlafīyour errorşaşkınlığınınاپنے خبطḍalālikaoldeskiپرانےl-qadīmi

95 They said, "By Allah, indeed you are in your [same] old error."

95 Çevresindekiler: "Allah'a yemin ederiz ki sen, hala eski şaşkınlığındasın" dediler.

95 Dediler ki: "Vallahi sen hâlâ o eski şaşkınlığındasın."

95 وہ بولے کہ والله آپ اسی قدیم غلطی میں (مبتلا) ہیں

95 گھر کے لوگ بولے”خدا کی قسم آپ ابھی تک اپنے اسی پُرانے خبط میں پڑے ہوئے ہیں۔“1

Surah 12 / Yusuf / Joseph سورة يوسف 247
O my sonsey oğullarımاے میرے بچو ! yābaniyya Gogidinجاؤ idh'habū and inquirearaştırınپس ٹوہ لگاؤ fataḥassasū aboutYusuf'uسے min Yusufیوسف کی yūsufa and his brotherve kardeşiniاور اس کے بھائی کی wa-akhīhi and notumut kesmeyinاور مت walā despairمایوس ہو tāy'asū
ofrahmetindenسے min (the) Mercy of Allahرحمت rawḥi (the) Mercy of AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi Indeedziraکیونکہ innahu noneumut kesmezنہیں despairsمایوس ہوتے yāy'asu ofrahmetindenسے min (the) Mercy of Allahرحمت rawḥi (the) Mercy of AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi exceptbaşkasıسوائے illā the peoplekavimdenقوم کے l-qawmu the disbelieverskafirکافر l-kāfirūna
٨٧ So whenböyleceپھر جب falammā they enteredgirdiklerindeوہ داخل ہوئے dakhalū upon himonun huzurunaاس پر ʿalayhi they saiddediler kiکہنے لگے qālū O AzizEyاے yāayyuhā O Azizvezirعزیز l-ʿazīzu Has touched usbize dokunduپہنچی ہم کو massanā and our familyve çocuklarımızaاور ہمارے گھر والوں کو wa-ahlanā the adversitydarlıkتکلیف l-ḍuru
and we have comeve geldikاور لائے ہیں ہم waji'nā with goodsbir sermaye ileپونچی bibiḍāʿatin (of) little valuedeğersizحقیر سی muz'jātin but pay (in) fulltam verپس پورا پورا دے دیجئے fa-awfi to usbizeہم کو lanā the measureölçyüپیمانہ l-kayla and be charitableve tasadduk eyleاور صدقہ کر wataṣaddaq to usbizeہم پر ʿalaynā
Indeedçünküبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha rewardsmükafatlandırırجزا دیتا ہے yajzī the charitabletasadduk edenleriصدقہ کرنے والوں کو l-mutaṣadiqīna٨٨ He saiddedi kiاس نے کہا qāla Domi?کیا hal you knowbildinizتم جانتے ہو ʿalim'tum whatnelerکیا you didyaptığınızıکیا تھا تم نے faʿaltum
with YusufYusuf'aیوسف کے ساتھ biyūsufa and his brotherve kardeşineاور اس کے بھائی کے wa-akhīhi whenikenجب idh you weresizlerتھے تم antum ignorantcahillerلاعلم jāhilūna٨٩ They saiddedilerانہوں نے کہا qālū Are you indeedyoksa sen misin?کیا بیشک تو a-innaka
surely yousenالتبہ تو ہی la-anta Yusufیوسف ہے yūsufu He saiddediاس نے کہا qāla I ambenمیں anā YusufYusuf'umیوسف ہوں yūsufu and thisve bu daاور یہ wahādhā (is) my brotherkardeşimdirمیرا بھائی ہے akhī Indeedmuhakkakتحقیق qad Allah has been graciouslutfettiاحسان کیا manna Allah has been graciousAllahاللہ نے l-lahu
to usbizeہم پر ʿalaynā Indeed, hedoğrusu oبیشک وہ innahu whokimجو man fears Allahkorkarsaتقویٰ اختیار کرے yattaqi and (is) patientve sabrederseاور صبر کرے wayaṣbir then indeedşüphesizتو یقیناً fa-inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (does) notzayi etmezنہیں let go wasteضائع کرتا yuḍīʿu (the) rewardecriniاجر ajra
(of) the good-doersiyilik edenlerinمحسنین کا l-muḥ'sinīna٩٠ They saiddedilerانہوں نے کہا qālū By Allahvallahiاللہ کی قسم tal-lahi certainlydoğrusuالبتہ تحقیق laqad Allah has preferred youseni üstün kıldıترجیح دی تجھ کو ātharaka Allah has preferred youAllahاللہ نے l-lahu over usbizeہم پر ʿalaynā
and indeedve doğrusuاور بیشک wa-in we have beenbizتھے ہم kunnā sinnerssuç işlemiştikالبتہ خطا کار lakhāṭiīna٩١ He saiddediاس نے کہا qāla Noyokturنہیں blamekınamaکوئی الزام tathrība upon yousizeتم پر ʿalaykumu
todaybugünآج l-yawma Allah will forgivebağışlarمعاف کردے yaghfiru Allah will forgiveAllahاللہ l-lahu yousiziتم کو lakum and Heve Oاور وہ wahuwa (is) the Most Mercifulen merhametlisidirسب سے بڑھ کر arḥamu (of) those who show mercymerhametlilerinرحم فرمانے والا ہے l-rāḥimīna٩٢
Gogötürünلے جاؤ idh'habū with this shirt of minebenim gömleğimiمیری قمیص کو biqamīṣī with this shirt of mineşuاس کو hādhā and cast itkoyunپھر ڈال دو اس کو fa-alqūhu overüzerineپر ʿalā (the) faceyüzüچہرے wajhi (of) my fatherbabamınمیرے باپ کے abī he will regain sightbaşlasınآجائے گا yati he will regain sightgörmeyeدیکھنے والا baṣīran
And bring to meve bana gelinاور لے آؤ میرے پاس watūnī your familyailenizle birlikteاپنے گھر والوں کو bi-ahlikum all togetherbütünسب کے سب کو ajmaʿīna٩٣ And whenne zaman kiاور جب walammā departedayrılıncaجدا ہوا faṣalati
the caravankervanقافلہ l-ʿīru their father saiddedi kiکہا qāla their father saidbabalarıان کے باپ نے abūhum Indeed, Ibenبیشک میں innī [I] findalıyorumالبتہ میں پاتا ہوں la-ajidu (the) smellkokusunuخوشبو rīḥa (of) YusufYusuf'unیوسف کی yūsufa if noteğerاگر نہیں lawlā thatbana bunak demezsenizیہ کہ an
you think me weakened in mindتم بہکا ہوا کہو مجھے tufannidūni٩٤ They saiddedilerانہوں نے کہا qālū By Allahvallahiقسم اللہ کی tal-lahi indeed, youelbette senبیشک تو innaka surely (are) iniçindesinالبتہ میں ہو lafī your errorşaşkınlığınınاپنے خبط ḍalālika oldeskiپرانے l-qadīmi٩٥
٢٤٧
‹ 245page 246 of the printed Mushaf247 ›