وَكَذٰلِكَ أَعۡثَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ لِيَعۡلَمُوٓاۡ أَنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيۡبَ فِيهَآ إِذۡ يَتَنَـٰزَعُونَ بَيۡنَهُمۡ أَمۡرَهُمۡ‌ۖ فَقَالُواۡ ٱبۡنُواۡ عَلَيۡهِم بُنۡيَـٰنًا‌ۖ رَّبُّهُمۡ أَعۡلَمُ بِهِمۡ‌ۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُواۡ عَلَىٰٓ أَمۡرِهِمۡ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيۡهِم مَّسۡجِدًا ٢١

And similarlyve böyleceاور اسی طرحwakadhālikaWe made knownbuldurdukہم نے بتادیا/ ہم نے مطلع کردیاaʿtharnāabout themonlarıاوپر ان کےʿalayhimthat they might knowbilsinler diyeتاکہ وہ جان لیںliyaʿlamūthatşüphesizکہ بیشکanna(the) Promiseva'dininوعدہwaʿda(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahi(is) truegerçek olduğunuسچا ہےḥaqqunand thatve şüphesizاور بیشکwa-anna(about) the Hoursaatin(geleceğinde)قیامت کی گھڑیl-sāʿata(there is) noasla olmadığınıنہیںdoubtşüpheکوئی شکraybain itondaاس میںfīhāWheno sıradaجبidhthey disputedtartışıyorlardıوہ جھگڑ رہے تھےyatanāzaʿūnaamong themselveskendi aralarındaآپس میںbaynahumabout their affaironların durumlarınıاپنے معاملے میںamrahumand they saiddedilerتو انہوں نے کہاfaqālūConstructbina edinبناؤib'nūover themonların üstüneان پرʿalayhima structurebir binaایک عمارتbun'yānanTheir LordRableriان کا ربrabbuhumknows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamuabout themonlarıان کوbihimSaiddediler kiکہاqālathose whogâlip gelenlerان لوگوں نےalladhīnaprevailedجو غالب تھےghalabūinonların işineپرʿalātheir matterان کے معاملےamrihimSurely we will takemutlaka yapacağızالبتہ ہم ضرور بنائیں گےlanattakhidhannaover themonların üstüneان پرʿalayhima place of worshipbir mescidایک مسجد/ سجدہ گاہmasjidan

21 And similarly, We caused them to be found that they [who found them] would know that the promise of Allah is truth and that of the Hour there is no doubt. [That was] when they disputed among themselves about their affair and [then] said, "Construct over them a structure. Their Lord is most knowing about them." Said those who prevailed in the matter, "We will surely take [for ourselves] over them a masjid."

21 Böylece, Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Nitekim halk, bunların hakkında çekişip duruyor: "Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun" diyorlardı. Oysa, Rableri onları çok iyi bilir. Tartışmayı kazananlar: "Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız" dediler.

21 Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dedilerki: "Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir." Sözlerinde üstün gelen müminler: "Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız." dediler.

21 اور اسی طرح ہم نے (لوگوں کو) ان (کے حال) سے خبردار کردیا تاکہ وہ جانیں کہ خدا کا وعدہ سچا ہے اور یہ کہ قیامت (جس کا وعدہ کیا جاتا ہے) اس میں کچھ شک نہیں۔ اس وقت لوگ ان کے بارے میں باہم جھگڑنے لگے اور کہنے لگے کہ ان (کے غار) پر عمارت بنا دو۔ ان کا پروردگار ان (کے حال) سے خوب واقف ہے۔ جو لوگ ان کے معاملے میں غلبہ رکھتے تھے وہ کہنے لگے کہ ہم ان (کے غار) پر مسجد بنائیں گے

21 اِس طرح ہم نے اہلِ شہر کو ان کے حال پر مطلع کیا 1تاکہ لوگ جان لیں کہ اللہ کا وعدہ سچا ہے اور یہ کہ قیامت کی گھڑی بے شک آکر رہے گی۔ 2(مگر ذرا خیال کرو کہ جب سوچنے کی اصل بات یہ تھی)اُس وقت وہ آپس میں اِس بات پر جھگڑ رہے تھے کہ اِن (اصحابِ کہف) کے ساتھ کیا کیا جائے۔ کچھ لوگوں نے کہا”اِن پر ایک دیوار چُن دو، اِن کا ربّ ہی اِن کے معاملہ کو بہتر جانتا ہے۔3“مگر جو لوگ اُن کے معاملات پر غالب تھے4 اُنہوں نے کہا”ہم تو اِن پر ایک عبادت گاہ بنائیں گے۔“5

سَيَقُولُونَ ثَلَـٰثَةٌ رَّابِعُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ وَيَقُولُونَ خَمۡسَةٌ سَادِسُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ رَجۡمَۢا بِٱلۡغَيۡبِ‌ۖ وَيَقُولُونَ سَبۡعَةٌ وَثَامِنُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ‌ۚ قُل رَّبِّىٓ أَعۡلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا قَلِيلٌ‌ۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمۡ إِلَّا مِرَآءً ظَـٰهِرًا وَلَا تَسۡتَفۡتِ فِيهِم مِّنۡهُمۡ أَحَدًا ٢٢

They saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گےsayaqūlūna(they were) threeonlar üçtürتین تھےthalāthatunthe forth of themdördüncüleriچوتھا ان کاrābiʿuhumtheir dogköpekleridirان کا کتا تھاkalbuhumand they sayve diyeceklerاور وہ کہیں گےwayaqūlūna(they were) fivebeştirپانچ تھےkhamsatunthe sixth of themaltıncılarıچھٹا ان کاsādisuhumtheir dog köpekleridirان کا کتا تھاkalbuhumguessingtaş atar gibiپھینکتے ہیںrajmanabout the unseengörülmeyeneبن دیکھےbil-ghaybiand they sayve diyeceklerاور وہ کہیں گےwayaqūlūna(they were) sevenyedidirسات تھےsabʿatunand the eight of themsekizincileriاور آٹھواں ان کاwathāminuhumtheir dogköpekleridirان کا کتا تھاkalbuhumSayde kiکہہ دیجئےqulMy LordRabbimمیرا ربrabbīknows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamutheir numberonların sayısınıان کی گنتی کوbiʿiddatihimNoneyokturنہیںknows themonları bilenجانتے ان کوyaʿlamuhumexceptdışındaمگرillāa fewazıبہت کمqalīlunSo (do) notmünakaşaya girmeتو نہfalāargueتم جھگڑا کروtumāriabout themonlar hakkındaان کے بارے میںfīhimexceptdışındaمگرillā(with) an argumenttartışmaجھگڑناmirāanobvioussathiظاہریẓāhiranand (do) notveاور نہwalāinquirebir şey sormaتم پوچھناtastaftiabout themonlar hakkındaان کے بارے میںfīhimamong thembunlardanان میں سے،min'hum(from) anyonehiçbirineکسی ایک سےaḥadan

22 They will say there were three, the fourth of them being their dog; and they will say there were five, the sixth of them being their dog - guessing at the unseen; and they will say there were seven, and the eighth of them was their dog. Say, [O Muhammad], "My Lord is most knowing of their number. None knows them except a few. So do not argue about them except with an obvious argument and do not inquire about them among [the speculators] from anyone."

22 Karanlığa taş atar gibi, "Mağara ehli üçtür, dördüncüleri köpekleridir" derler, yahut, "Beştir, altıncıları köpekleridir" derler, yahut "Yedidir, sekizincileri köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayısını en iyi bilen Rabbim'dir. Onları pek az kimseden başkası bilmez." Bunun için, onlar hakkında, bu kısaca anlatılanın dışında, kimseyle tartışma ve onlar hakkında kimseden bir şey sorma.

22 Ashabı Kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Diğer bazıları da "Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma!

22 (بعض لوگ) اٹکل پچو کہیں گے کہ وہ تین تھے (اور) چوتھا ان کا کتّا تھا۔ اور (بعض) کہیں گے کہ وہ پانچ تھے اور چھٹا ان کا کتّا تھا۔ اور (بعض) کہیں گے کہ وہ سات تھے اور آٹھواں ان کا کتّا تھا۔ کہہ دو کہ میرا پروردگار ہی ان کے شمار سے خوب واقف ہے ان کو جانتے بھی ہیں تو تھوڑے ہی لوگ (جانتے ہیں) تو تم ان (کے معاملے) میں گفتگو نہ کرنا مگر سرسری سی گفتگو۔ اور نہ ان کے بارے میں ان میں کسی سے کچھ دریافت ہی کرنا

22 کچھ لوگ کہیں گے کہ وہ تین تھے اور چوتھا اُن کا کُتّا تھا۔ اور کچھ دُوسرے کہہ دیں گے کہ پانچ تھے اور چھٹا اُن کا کُتّا تھا۔ یہ سب بے تُکی ہانکتے ہیں۔ کچھ اور لوگ کہتے ہیں کہ سات تھے اور آٹھواں اُن کا کُتّا تھا۔1 کہو، میرا ربّ ہی بہتر جانتا ہے کہ وہ کتنے تھے۔ کم ہی لوگ ان کی صحیح تعداد جانتے ہیں۔ پس تم سرسری بات سے بڑھ کر ان کی تعداد کے معاملے میں لوگوں سے بحث نہ کرو، اور نہ ان کے متعلق کسی سے کچھ پُوچھو۔2

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَاۡىۡءٍ إِنِّى فَاعِلٌ ذٰلِكَ غَدًا ٢٣

And (do) notveاور ہرگز نہwalāsaydemeتم کہناtaqūlannaof anythinghiçbir şey içinکسی چیز کے لئےlishāy'inIndeed, Imutlakaبیشک میںinnīwill doyapacağımمیں کرنے والا ہوںfāʿilunthatbunuاس کوdhālikatomorrowyarınکلghadan

23 And never say of anything, "Indeed, I will do that tomorrow,"

23 Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."

23 Hiçbir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım deme"

23 اور کسی کام کی نسبت نہ کہنا کہ میں اسے کل کردوں گا

23 اور دیکھو، کسی چیز کے بارے میں کبھی یہ نہ کہا کرو کہ میں کل یہ کام کر دوں گا

إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ‌ۚ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَهۡدِيَنِ رَبِّى لِأَقۡرَبَ مِنۡ هَـٰذَا رَشَدًا ٢٤

ExceptancakمگرillāIfdilerseیہ کہanAllah willsچاہےyashāaAllah willsAllahاللہl-lahuAnd rememberve an (hatırla)اور یاد کروwa-udh'kuryour LordRabbiniاپنے رب کوrabbakawhenzamanجبidhāyou forgetunuttuğunتم بھول جاؤnasītaand sayve de kiاور کہہ دیجئےwaqulPerhapsumarımامید ہےʿasā[that]beni ulaştırmasınıکہanwill guide meرہنمائی کرے گا میریyahdiyanimy LordRabbiminمیرا ربrabbīto a nearer (way)daha yakınواسطے زیادہ قریب کےli-aqrabathanbundanسےminthisاسhādhāright waybir doğruyaبھلائی میں/ رہنمائی میںrashadan

24 Except [when adding], "If Allah wills." And remember your Lord when you forget [it] and say, "Perhaps my Lord will guide me to what is nearer than this to right conduct."

24 Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım" deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir."

24 Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Ve unuttuğun vakit Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir." de.

24 مگر (انشاء الله کہہ کر یعنی اگر) خدا چاہے تو (کردوں گا) اور جب خدا کا نام لینا بھول جاؤ تو یاد آنے پر لے لو۔ اور کہہ دو کہ امید ہے کہ میرا پروردگار مجھے اس سے بھی زیادہ ہدایت کی باتیں بتائے

24 (تم کچھ نہیں کر سکتے)اِلّا یہ کہ اللہ چاہے۔ اگر بھُولے سے ایسی بات زبان سے نکل جائے تو فوراً اپنے ربّ کو یاد کرو اور کہو”اُمید ہے کہ میرا ربّ اِس معاملےمیں رُشد سے قریب تر بات کی طرف میری رہنمائی فرما دے 1گا۔“

وَلَبِثُواۡ فِى كَهۡفِهِمۡ ثَلَـٰثَ مِاۡئَةٍ سِنِينَ وَٱزۡدَادُواۡ تِسۡعًا ٢٥

And they remainedve kaldılarاور وہ ٹھہرےwalabithūinmağaralarındaمیںtheir caveاپنے غارkahfihim(for) threeüçتینthalāthahundredyüzسوmi-atinyearsyılسالsinīnaand addve ilave ettilerاور وہ بڑھ گئےwa-iz'dādūninedokuz (yıl)نو سالtis'ʿan

25 And they remained in their cave for three hundred years and exceeded by nine.

25 Onlar mağaralarında üçyüz dokuz yıl kaldılar.

25 Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir.

25 اور اصحاب کہف اپنے غار میں نو اوپر تین سو سال رہے

25 اور وہ اپنے غار میں تین سو سال رہے، اور (کچھ لوگ مدّت کے شمار میں)۹ سال اور بڑھ گئے ہیں۔1

قُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثُواۡ‌ۖ لَهُۥ غَيۡبُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ أَبۡصِرۡ بِهِۦ وَأَسۡمِعۡ‌ۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشۡرِكُ فِى حُكۡمِهِۦٓ أَحَدًا ٢٦

Sayde kiکہہ دیجئے کہquliAllahاللہl-lahuknows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamuabout what (period)ne kadarساتھ اس کےbimāthey remainedkaldıklarınıجو وہ ٹھہرےlabithūFor HimO'nundurاسی کے لئےlahu(is the) unseengaybıغیب ہیںghaybu(of) the heavensgöklerinآسمانوں کےl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کےwal-arḍiHow clearly He seesne güzel görendirکیا خوب دیکھنے والا ہےabṣir[of it]onubihiAnd how clearly He hearsne güzel işitendirاور کیا خوب سننے والا ہےwa-asmiʿNotyokturنہیں ہےfor themonlarınان کے لئےlahumbesides HimO'ndan başkaاس کےminbesides Himسواdūnihianyhiçbirکوئیminprotectoryardımcısıدوستwaliyyinand notveاور نہیںwalāHe sharesO ortak etmezوہ شریک کرتاyush'riku[in]kendi hükmüneمیںHis Commandsاپنی حکومتḥuk'mihi(with) anyonekimseyiکسی ایک کوaḥadan

26 Say, "Allah is most knowing of how long they remained. He has [knowledge of] the unseen [aspects] of the heavens and the earth. How Seeing is He and how Hearing! They have not besides Him any protector, and He shares not His legislation with anyone."

26 De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz."

26 De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

26 کہہ دو کہ جتنی مدّت وہ رہے اسے خدا ہی خوب جانتا ہے۔ اسی کو آسمانوں اور زمین کی پوشیدہ باتیں (معلوم) ہیں۔ وہ کیا خوب دیکھنے والا اور کیا خوب سننے والا ہے۔ اس کے سوا ان کا کوئی کارساز نہیں اور نہ وہ اپنے حکم میں کسی شریک کو کرتا ہے

26 تم کہو، اللہ ان کے قیام کی مدّت زیادہ جانتا ہے، آسمانوں اور زمین کے سب پوشیدہ احوال اُسی کو معلوم ہیں، کیا خوب ہے وہ دیکھنے والا اور سننے والا! زمین و آسمان کی مخلوقات کا کوئی خبرگیر اُس کے سوا نہیں، اور وہ اپنی حکومت میں کسی کو شریک نہیں کرتا

وَٱتۡلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيۡكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ‌ۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَـٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدًا ٢٧

And reciteokuاور پڑھئےwa-ut'luwhatşeyiجوhas been revealedvahyedilenوحی کیا گیاūḥiyato yousanaتیری طرفilaykaofKitabı'ndanسےminthe Bookکتاب میں (سے)kitābi(of) your LordRabbininتیرے رب کیrabbikaNoneyokturنہیںcan changedeğiştirecekکوئی بدلنے والاmubaddilaHis WordsO'nun sözleriniاس کے کلمات کوlikalimātihiand neverveاور ہرگز نہیںwalanyou will findbulamazsınتو پائے گاtajidabesides HimO'ndan başkaسےminbesides Himاس کے سواdūnihia refugesığınılacak bir kimseپناہ کی جگہmul'taḥadan

27 And recite, [O Muhammad], what has been revealed to you of the Book of your Lord. There is no changer of His words, and never will you find in other than Him a refuge.

27 Rabbinin Kitap'ından sana vahyolunanı oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.

27 Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! Onun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. Ve O'ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.

27 اور اپنے پروردگار کی کتاب جو تمہارے پاس بھیجی جاتی ہے پڑھتے رہا کرو۔ اس کی باتوں کو کوئی بدلنے والا نہیں۔ اور اس کے سوا تم کہیں پناہ کی جگہ بھی نہیں پاؤ گے

27 اے نبیؐ 1، تمہارے ربّ کی کتاب میں سے جو کچھ تم پر وحی کیا گیا ہے اسے (جُوں کا تُوں)سُنا دو، کوئی اُس کے فرمودات کو بدل دینے کا مجاز نہیں ہے، (اور اگر تم کسی کی خاطر اس میں ردّو بدل کرو گے تو)اُس سے بچ کر بھاگنے کے لیے کوئی جائے پناہ نہ پاوٴ گے۔2

Surah 18 / Al-Kahf / The Cave سورة الكهف 297
And similarlyve böyleceاور اسی طرح wakadhālika We made knownbuldurdukہم نے بتادیا/ ہم نے مطلع کردیا aʿtharnā about themonlarıاوپر ان کے ʿalayhim that they might knowbilsinler diyeتاکہ وہ جان لیں liyaʿlamū thatşüphesizکہ بیشک anna (the) Promiseva'dininوعدہ waʿda (of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi (is) truegerçek olduğunuسچا ہے ḥaqqun and thatve şüphesizاور بیشک wa-anna
(about) the Hoursaatin(geleceğinde)قیامت کی گھڑی l-sāʿata (there is) noasla olmadığınıنہیں doubtşüpheکوئی شک rayba in itondaاس میں fīhā Wheno sıradaجب idh they disputedtartışıyorlardıوہ جھگڑ رہے تھے yatanāzaʿūna among themselveskendi aralarındaآپس میں baynahum about their affaironların durumlarınıاپنے معاملے میں amrahum and they saiddedilerتو انہوں نے کہا faqālū
Constructbina edinبناؤ ib'nū over themonların üstüneان پر ʿalayhim a structurebir binaایک عمارت bun'yānan Their LordRableriان کا رب rabbuhum knows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu about themonlarıان کو bihim Saiddediler kiکہا qāla those whogâlip gelenlerان لوگوں نے alladhīna prevailedجو غالب تھے ghalabū inonların işineپر ʿalā
their matterان کے معاملے amrihim Surely we will takemutlaka yapacağızالبتہ ہم ضرور بنائیں گے lanattakhidhanna over themonların üstüneان پر ʿalayhim a place of worshipbir mescidایک مسجد/ سجدہ گاہ masjidan٢١ They saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گے sayaqūlūna (they were) threeonlar üçtürتین تھے thalāthatun
the forth of themdördüncüleriچوتھا ان کا rābiʿuhum their dogköpekleridirان کا کتا تھا kalbuhum and they sayve diyeceklerاور وہ کہیں گے wayaqūlūna (they were) fivebeştirپانچ تھے khamsatun the sixth of themaltıncılarıچھٹا ان کا sādisuhum their dog köpekleridirان کا کتا تھا kalbuhum guessingtaş atar gibiپھینکتے ہیں rajman
about the unseengörülmeyeneبن دیکھے bil-ghaybi and they sayve diyeceklerاور وہ کہیں گے wayaqūlūna (they were) sevenyedidirسات تھے sabʿatun and the eight of themsekizincileriاور آٹھواں ان کا wathāminuhum their dogköpekleridirان کا کتا تھا kalbuhum Sayde kiکہہ دیجئے qul My LordRabbimمیرا رب rabbī knows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu
their numberonların sayısınıان کی گنتی کو biʿiddatihim Noneyokturنہیں knows themonları bilenجانتے ان کو yaʿlamuhum exceptdışındaمگر illā a fewazıبہت کم qalīlun So (do) notmünakaşaya girmeتو نہ falā argueتم جھگڑا کرو tumāri about themonlar hakkındaان کے بارے میں fīhim exceptdışındaمگر illā (with) an argumenttartışmaجھگڑنا mirāan obvioussathiظاہری ẓāhiran
and (do) notveاور نہ walā inquirebir şey sormaتم پوچھنا tastafti about themonlar hakkındaان کے بارے میں fīhim among thembunlardanان میں سے، min'hum (from) anyonehiçbirineکسی ایک سے aḥadan٢٢ And (do) notveاور ہرگز نہ walā saydemeتم کہنا taqūlanna of anythinghiçbir şey içinکسی چیز کے لئے lishāy'in
Indeed, Imutlakaبیشک میں innī will doyapacağımمیں کرنے والا ہوں fāʿilun thatbunuاس کو dhālika tomorrowyarınکل ghadan٢٣ Exceptancakمگر illā Ifdilerseیہ کہ an Allah willsچاہے yashāa Allah willsAllahاللہ l-lahu And rememberve an (hatırla)اور یاد کرو wa-udh'kur your LordRabbiniاپنے رب کو rabbaka
whenzamanجب idhā you forgetunuttuğunتم بھول جاؤ nasīta and sayve de kiاور کہہ دیجئے waqul Perhapsumarımامید ہے ʿasā [that]beni ulaştırmasınıکہ an will guide meرہنمائی کرے گا میری yahdiyani my LordRabbiminمیرا رب rabbī to a nearer (way)daha yakınواسطے زیادہ قریب کے li-aqraba thanbundanسے min thisاس hādhā right waybir doğruyaبھلائی میں/ رہنمائی میں rashadan
٢٤ And they remainedve kaldılarاور وہ ٹھہرے walabithū inmağaralarındaمیں their caveاپنے غار kahfihim (for) threeüçتین thalātha hundredyüzسو mi-atin yearsyılسال sinīna and addve ilave ettilerاور وہ بڑھ گئے wa-iz'dādū ninedokuz (yıl)نو سال tis'ʿan
٢٥ Sayde kiکہہ دیجئے کہ quli Allahاللہ l-lahu knows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu about what (period)ne kadarساتھ اس کے bimā they remainedkaldıklarınıجو وہ ٹھہرے labithū For HimO'nundurاسی کے لئے lahu (is the) unseengaybıغیب ہیں ghaybu (of) the heavensgöklerinآسمانوں کے l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کے wal-arḍi
How clearly He seesne güzel görendirکیا خوب دیکھنے والا ہے abṣir [of it]onu bihi And how clearly He hearsne güzel işitendirاور کیا خوب سننے والا ہے wa-asmiʿ Notyokturنہیں ہے for themonlarınان کے لئے lahum besides HimO'ndan başkaاس کے min besides Himسوا dūnihi anyhiçbirکوئی min protectoryardımcısıدوست waliyyin and notveاور نہیں walā He sharesO ortak etmezوہ شریک کرتا yush'riku
[in]kendi hükmüneمیں His Commandsاپنی حکومت ḥuk'mihi (with) anyonekimseyiکسی ایک کو aḥadan٢٦ And reciteokuاور پڑھئے wa-ut'lu whatşeyiجو has been revealedvahyedilenوحی کیا گیا ūḥiya to yousanaتیری طرف ilayka ofKitabı'ndanسے min the Bookکتاب میں (سے) kitābi
(of) your LordRabbininتیرے رب کی rabbika Noneyokturنہیں can changedeğiştirecekکوئی بدلنے والا mubaddila His WordsO'nun sözleriniاس کے کلمات کو likalimātihi and neverveاور ہرگز نہیں walan you will findbulamazsınتو پائے گا tajida besides HimO'ndan başkaسے min besides Himاس کے سوا dūnihi a refugesığınılacak bir kimseپناہ کی جگہ mul'taḥadan٢٧
٢٩٧
‹ 295page 296 of the printed Mushaf297 ›