وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفۡسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَـٰذِهِۦٓ أَبَدًا ٣٥

And he enteredve girdiاور وہ داخل ہواwadakhalahis gardenbağınaاپنے باغ میںjannatahuwhile heoاس حال میں کہ وہwahuwa(was) unjustzulmederekظلم کرنے والا تھا اپنی جان پرẓālimunto himselfkendisineاپنی ذات پرlinafsihiHe saiddediکہنے لگاqālaNothiçنہیںI thinksanmamمیں سمجھتاaẓunnuthatyok olacağınıکہanwill perishہلاک ہوگا/ برباد ہوگاtabīdathisbununیہhādhihieverebediyyenکبھی بھیabadan

35 And he entered his garden while he was unjust to himself. He said, "I do not think that this will perish - ever.

35 Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: "Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum" dedi.

35 Adam, bu şekilde kendine zulmederek bağına girdi ve şöyle dedi: "Bunun hiç yok olacağını sanmıyorum"

35 اور (ایسی شیخیوں) سے اپنے حق میں ظلم کرتا ہوا اپنے باغ میں داخل ہوا۔ کہنے لگا کہ میں نہیں خیال کرتا کہ یہ باغ کبھی تباہ ہو

35 پھر وہ اپنی جنّت میں داخل ہوا 1 اور اپنے نفس کے حق میں ظالم بن کر کہنے لگا”میں نہیں سمجھتا کہ یہ دولت کبھی فنا ہو جائے گی

وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيۡرًا مِّنۡهَا مُنقَلَبًا ٣٦

And notve hiçاور نہیںwamāI thinkzannetmemمیں سمجھتا کہaẓunnuthe Hourkıyametinقیامتl-sāʿatawill occurkopacağınıآنے والی ہےqāimatanAnd ifşayetاور البتہ اگرwala-inI am brought backdöndürülsem bileمیں لوٹایا گیاrudidttutoRabbimeکی طرفilāmy Lordاپنے ربrabbīI will surely findbulurumالبتہ میں ضرور پاؤں گاla-ajidannabetterdaha güzelبہترkhayranthan thisbundanاس سےmin'hā(as) a returnbir akıbetلوٹنا/ انجامmunqalaban

36 And I do not think the Hour will occur. And even if I should be brought back to my Lord, I will surely find better than this as a return."

36 Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: "Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum" dedi.

36 "Kıyametin kopacağını da zannetmem. Şayet Rabbimin huzuruna götürürlürsem, muhakkak orada bundan daha hayırlı bir sonuç bulurum".

36 اور نہ خیال کرتا ہوں کہ قیامت برپا ہو۔ اور اگر میں اپنے پروردگار کی طرف لوٹایا بھی جاؤں تو (وہاں) ضرور اس سے اچھی جگہ پاؤں گا

36 اور مجھے توقع نہیں کہ قیامت کی گھڑی کبھی آئے گی۔ تاہم اگر کبھی مجھے اپنے ربّ کے حضُور پلٹایا بھی گیا تو ضرور اِس سے بھی زیادہ شاندار جگہ پاوٴں گا۔“ 1

قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرۡتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلاً ٣٧

Saiddedi kiکہاqālato himonaاس کوlahuhis companionarkadaşıاس کے ساتھ نےṣāḥibuhuwhile hekendisiyleاور وہwahuwawas talking to himkonuşanاس سے بات کر رہا تھاyuḥāwiruhuDo you disbelieveinkar mı ediyorsun?کیا تو انکار کرتا ہےakafartain One Whoseni yaratanıاس ذات کاbi-alladhīcreated youجس نے پیدا کیا تجھ کوkhalaqakafromtopraktanسےmindustمٹیturābinthensonraپھرthummafromnutfe (sperm)denسےmina minute quantity of semenنطفےnuṭ'fatinthensonra daپھرthummafashioned youseni biçimlendireniبنایا تجھ کوsawwāka(into) a manbir adam olarakایک مرد/ شخصrajulan

37 His companion said to him while he was conversing with him, "Have you disbelieved in He who created you from dust and then from a sperm-drop and then proportioned you [as] a man?

37 Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

37 Bunun üzerine kendisiyle münakaşa eden arkadaşı da ona şöyle dedi: "Seni topraktan, sonra seni bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni insan haline getireni mi inkar ediyorsun?

37 تو اس کا دوست جو اس سے گفتگو کر رہا تھا کہنے لگا کہ کیا تم اس (خدا) سے کفر کرتے ہو جس نے تم کو مٹی سے پیدا کیا پھر نطفے سے پھر تمہیں پورا مرد بنایا

37 اُس کے ہمسائے نے گفتگو کرتے ہوئے اُس سے کہا”کیا تُو کُفر کرتا ہے اُس ذات سے جس نے تجھے مٹی سے اور پھر نطفے سے پیدا کیااور تجھے ایک پورا آدمی بنا کر کھڑا کیا؟ 1

لَّـٰكِنَّاۡ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشۡرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا ٣٨

But as for mefakatلیکنlākinnāHeOوہhuwa(is) AllahAllahاللہl-lahumy Lordbenim Rabbimdirمیرا رب ہےrabbīand notve aslaاور نہیںwalāI associateben ortak koşmamمیں شریک ٹھہراتاush'rikuwith my LordRabbimeاپنے رب کے ساتھbirabbīanyonehiç kimseyiکسی ایک کوaḥadan

38 But as for me, He is Allah, my Lord, and I do not associate with my Lord anyone.

38 Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

38 "Fakat ben iman ederek diyorum ki: O Allah, benim Rabbimdir, ben Rabbime kimseyi ortak koşmam."

38 مگر میں تو یہ کہتا ہوں کہ خدا ہی میرا پروردگار ہے اور میں اپنے پروردگار کے ساتھ کسی کو شریک نہیں کرتا

38 رہا میں، تو میرا رب تو وہی اللہ ہے اور میں اس کے ساتھ کسی کو شریک نہیں کرتا

وَلَوۡلَآ إِذۡ دَخَلۡتَ جَنَّتَكَ قُلۡتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ‌ۚ إِن تَرَنِ أَنَاۡ أَقَلَّ مِنكَ مَالاً وَوَلَدًا ٣٩

And why (did you) notgerekmez miydi?اور کیوں نہwalawlāwhenzamanجبidhyou enteredgirdiğinتم داخل ہوئےdakhaltayour gardenbağınaاپنے باغ میںjannatakasaydemenکہا تو نےqul'taWhatneجوwillsdilerseچاہےshāaAllahاللہl-lahu(there is) noyokturنہیںpowerkuvvetقوتquwwataexceptbaşkaمگرillāwith AllahAllah'tanساتھ اللہ کےbil-lahiIfgerçiاگرinyou see mesen görüyorsunتم دیکھتے ہو مجھ کوtarani(me)beniمیںanālesserdaha azکم تر ہوںaqallathan yousendenتجھ سےminka(in) wealthmalcaمال میںmālanand childrenve evlatçaاور اولاد میںwawaladan

39 And why did you, when you entered your garden, not say, 'What Allah willed [has occurred]; there is no power except in Allah '? Although you see me less than you in wealth and children,

39 Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

39 "Kendi bağına girdiğin zaman: "Bu Allah'dandır, benim kuvvetimle değil, Allah'ın kuvveti ile olmuştur, deseydin ya! Her ne kadar beni, malca ve evlatça kendinden az görüyorsan da."

39 اور (بھلا) جب تم اپنے باغ میں داخل ہوئے تو تم نے ماشاالله لاقوة الابالله کیوں نہ کہا۔ اگر تم مجھے مال واولاد میں اپنے سے کمتر دیکھتے ہو

39 اور جب تُو اپنی جنّت میں داخل ہو رہا تھا تو اس وقت تیری زبان سے یہ کیوں نہ نکلا کہ ماشاء اللہ، لاقوة اِلّا باللّٰہ؟ 1 اگر تُو مجھے مال اور اولاد میں اپنے سے کمتر پا رہا ہے

فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤۡتِيَنِ خَيۡرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرۡسِلَ عَلَيۡهَا حُسۡبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصۡبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا ٤٠

It may beumulur kiتو امید ہے کہfaʿasāthat my LordRabbimمیرا ربrabbīthat my Lordbana verebilirکہanwill give meدے دے مجھ کوyu'tiyanibetterdaha iyisiniبہترkhayranthansenin bağındanسےminyour gardenتیرے باغjannatikaand will sendve gönderirاور بھیجےwayur'silaupon itonun üzerineاس پرʿalayhāa calamityyıldırımlarایک عذاب/ آفتḥus'bānanfromgöktenسےminathe skyآسمان (سے)l-samāithen it will becomeböylece kesilirتو ہوجائے یہfatuṣ'biḥagroundbağınمیدانṣaʿīdanslipperykupkuru bir toprakصافzalaqan

40 It may be that my Lord will give me [something] better than your garden and will send upon it a calamity from the sky, and it will become a smooth, dusty ground,

40 Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

40 Belki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de, bağın yalçın bir toprak haline gelir."

40 تو عجب نہیں کہ میرا پروردگار مجھے تمہارے باغ سے بہتر عطا فرمائے اور اس (تمہارے باغ) پر آسمان سے آفت بھیج دے تو وہ صاف میدان ہوجائے

40 تو بعید نہیں کہ میرا رب مجھے تیری جنت سے بہتر عطا فرما دے اور تیری جنت پر آسمان سے کوئی آفت بھیج دے جس سے وہ صاف میدان بن کر رہ جائے

أَوۡ يُصۡبِحَ مَآؤُهَا غَوۡرًا فَلَن تَسۡتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا ٤١

Oryahutیاawwill becomeçekilirہوجائےyuṣ'biḥaits watersuyuپانی اس کاmāuhāsunkendibeگہراghawranso neverbir dahaتو ہرگز نہیںfalanyou will be ablegücün yetmezتم استطاعت رکھتےtastaṭīʿato find itonuاس کے لئےlahuto find itaramayaطلب کرنے کیṭalaban

41 Or its water will become sunken [into the earth], so you would never be able to seek it."

41 Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.

41 "Yahut, bağının suyu yerin dibine çekilir de bir daha suyunu çıkarıp bağını sulayamazsın."

41 یا اس (کی نہر) کا پانی گہرا ہوجائے تو پھر تم اسے نہ لاسکو

41 یا اس کا پانی زمین میں اتر جائے اور پھر تو اسے کسی طرح نہ نکال سکے"

وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصۡبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيۡهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَـٰلَيۡتَنِى لَمۡ أُشۡرِكۡ بِرَبِّىٓ أَحَدًا ٤٢

And were surroundedderken yok edildiاور وہ گھیر لیا گیاwa-uḥīṭahis fruitsürünüساتھ اپنے پھل کےbithamarihiso he beganve başladıتو ہوگیا/ شروع ہواfa-aṣbaḥatwistingoğuşturmağaالٹ پلٹ کرنےyuqallibuhis handselleriniاپنی دونوں ہتھیلیاںkaffayhioverüzerineاوپرʿalāwhatşeylerجوhe (had) spentharcadıklarıخرچ کیا تھا اس نےanfaqaon itonaاس میںfīhāwhile it (had)ve oاور وہwahiyacollapsedyıkılmıştıگرا پڑا تھاkhāwiyatunonüzerineپرʿalāits trellisesçardaklarıاپنی چھتوںʿurūshihāand he saidve diyorduاور وہ کہہ رہا تھاwayaqūluOh! I wishah keşke benاے کاش کہ میںyālaytanīI had not associatedortak koşmasaydımنہlamI had not associatedمیں شریک ٹھہراتاush'rikwith my LordRabbimeاپنے رب کے ساتھbirabbīanyonekimseyiکسی ایک کوaḥadan

42 And his fruits were encompassed [by ruin], so he began to turn his hands about [in dismay] over what he had spent on it, while it had collapsed upon its trellises, and said, "Oh, I wish I had not associated with my Lord anyone."

42 Nitekim, ürünleri yok edildi; bağın altüst olmuş çardakları karşısında, sarfettiği emeğe içi yanarak ellerini oğuşturup "Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım" diyordu.

42 Derken serveti yok edildi. Bunun üzerine bağına yaptığı masraflara karşı ellerini oğuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine yıkılmış kalmıştı, "Ah Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım" diyordu.

42 اور اس کے میووں کو عذاب نے آگھیرا اور وہ اپنی چھتریوں پر گر کر رہ گیا۔ تو جو مال اس نے اس پر خرچ کیا تھا اس پر (حسرت سے) ہاتھ ملنے لگا اور کہنے لگا کہ کاش میں اپنے پروردگار کے ساتھ کسی کو شریک نہ بناتا

42 آخرکار ہوا یہ کہ اس کا سارا ثمرہ مارا گیا اور وہ اپنے انگوروں کے باغ کو ٹٹیوں پر الٹا پڑا دیکھ کر اپنی لگائی ہوئی لاگت پر ہاتھ ملتا رہ گیا اور کہنے لگا کہ "کاش! میں نے اپنے رب کے ساتھ کسی کو شریک نہ ٹھیرایا ہوتا"

وَلَمۡ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا ٤٣

And notveاور نہwalamwasolmadıتھیtakunfor himonunاس کے لئےlahua groupbir topluluğuکوئی جماعتfi-atun(to) help himkendisine yardım edenجو مدد کرتی اس کیyanṣurūnahuother thanbaşkaminother thanسواdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahiand notveاور نہ تھاwamāwasolmadıوہkāna(he) supportedkendisinine yardım edilenاپنی مدد کرنے والا/ بدلہ لینے والاmuntaṣiran

43 And there was for him no company to aid him other than Allah, nor could he defend himself.

43 Ona, Allah'tan başka yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı.

43 Onun Allah'tan başka yardım edecek adamları yoktur ve Allah'a karşı kendi nefsini de kurtaramadı.

43 (اس وقت) خدا کے سوا کوئی جماعت اس کی مددگار نہ ہوئی اور نہ وہ بدلہ لے سکا

43 نہ ہوا اللہ کو چھوڑ کر اس کے پاس کوئی جتھا کہ اس کی مدد کرتا، اور نہ کر سکا وہ آپ ہی اس آفت کا مقابلہ

هُنَالِكَ ٱلۡوَلَـٰيَةُ لِلَّهِ ٱلۡحَقِّ‌ۚ هُوَ خَيۡرٌ ثَوَابًا وَخَيۡرٌ عُقۡبًا ٤٤

Thereişte o durumdaاسی جگہhunālikathe protectionvelilik (koruyuculuk)مددl-walāyatu(is) from Allahyalnız Allah'a mahsusturاللہ ہی کے لئےlillahithe Truehak olanبرحقl-ḥaqiHeO'durوہhuwa(is the) besten iyi olanبہتر ہےkhayrun(to) rewardmükafatıبدلے کے اعتبار سےthawābanand (the) bestve daha hayırlıdırاور بہتر ہےwakhayrun(for) the final endakıbetانجام کے اعتبار سےʿuq'ban

44 There the authority is [completely] for Allah, the Truth. He is best in reward and best in outcome.

44 İşte burada kudret ve hakimiyet, varlığı gerçek olan Allah'ındır. Mükafatlandırma bakımından hayırlı olan da, sonuçlandırma yönünden hayırlı olan da O'dur.

44 İşte burada yardım, yalnız hak olan Allah'a aittir. O'nun verdiği mükâfat da daha hayırlıdır, netice de daha hayırlıdır.

44 یہاں (سے ثابت ہوا کہ) حکومت سب خدائے برحق ہی کی ہے۔ اسی کا صلہ بہتر اور (اسی کا) بدلہ اچھا ہے

44 اُس وقت معلوم ہوا کہ کارسازی کا اختیار خدائے برحق ہی کے لیے ہے، انعام وہی بہتر ہے جو وہ بخشے اور انجام وہی بخیر ہے جو وہ دکھائے

وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَآءٍ أَنزَلۡنَـٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخۡتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلۡأَرۡضِ فَأَصۡبَحَ هَشِيمًا تَذۡرُوهُ ٱلرِّيَـٰحُ‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ مُّقۡتَدِرًا ٤٥

And presentve anlatاور بیان کروwa-iḍ'ribto themonlaraان کے لئےlahumthe examplemisaliniمثالmathala(of) the lifehayatınınزندگی کیl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yālike waterbir suجیسے پانیkamāinwhich We send downindirdikاتارا ہم نے اس کوanzalnāhufromgöktenسےminathe skyآسمانl-samāithen mingleskarıştıتو رَل مل گئیfa-ikh'talaṭawith itonunlaساتھ اس پانی کےbihi(the) vegetationbitkisiنباتاتnabātu(of) the earthyerinزمین کیl-arḍithen becomesve haline geliverdiتو وہ ہوگئیfa-aṣbaḥadry stalksçöp kırıntılarıریزہ ریزہhashīmanit (is) scatteredsavurduğuاڑاتی ہیں اس کوtadhrūhu(by) the windsrüzgarlarınہوائیںl-riyāḥuAnd Allahveاور ہےwakānaAnd AllahAllahاللہ تعالیٰl-lahuoverüzerineپرʿalāeveryherہرkullithingşeyچیزshayin(is) All Ablekadirdirقدرت رکھنے والاmuq'tadiran

45 And present to them the example of the life of this world, [its being] like rain which We send down from the sky, and the vegetation of the earth mingles with it and [then] it becomes dry remnants, scattered by the winds. And Allah is ever, over all things, Perfect in Ability.

45 Onlara, dünya hayatı misalinin tıpkı şöyle olduğunu anlat: Gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır, ama sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Allah her şeyin üstünde bir kudrete sahip olandır.

45 Ey Muhammed! Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdir.

45 اور ان سے دنیا کی زندگی کی مثال بھی بیان کردو (وہ ایسی ہے) جیسے پانی جسے ہم نے آسمان سے برسایا۔ تو اس کے ساتھ زمین کی روئیدگی مل گئی۔ پھر وہ چورا چورا ہوگئی کہ ہوائیں اسے اڑاتی پھرتی ہیں۔ اور خدا تو ہر چیز پر قدرت رکھتا ہے

45 اور اے نبی ؐ ، اِنہیں حیاتِ دُنیا کی حقیقت اِس مثال سے سمجھاوٴ کہ آج ہم نے آسمان سے پانی برسا دیا تو زمین کی پَود خُوب گھنی ہو گئی، اور کل وہی نباتات بھُس بن کر رہ گئی جسے ہوائیں اُڑائے لیے پھرتی ہیں۔ اللہ ہر چیز پر قدرت رکھتا ہے۔ 1

Surah 18 / Al-Kahf / The Cave سورة الكهف 299
And he enteredve girdiاور وہ داخل ہوا wadakhala his gardenbağınaاپنے باغ میں jannatahu while heoاس حال میں کہ وہ wahuwa (was) unjustzulmederekظلم کرنے والا تھا اپنی جان پر ẓālimun to himselfkendisineاپنی ذات پر linafsihi He saiddediکہنے لگا qāla Nothiçنہیں I thinksanmamمیں سمجھتا aẓunnu thatyok olacağınıکہ an will perishہلاک ہوگا/ برباد ہوگا tabīda thisbununیہ hādhihi
everebediyyenکبھی بھی abadan٣٥ And notve hiçاور نہیں wamā I thinkzannetmemمیں سمجھتا کہ aẓunnu the Hourkıyametinقیامت l-sāʿata will occurkopacağınıآنے والی ہے qāimatan And ifşayetاور البتہ اگر wala-in I am brought backdöndürülsem bileمیں لوٹایا گیا rudidttu toRabbimeکی طرف ilā my Lordاپنے رب rabbī
I will surely findbulurumالبتہ میں ضرور پاؤں گا la-ajidanna betterdaha güzelبہتر khayran than thisbundanاس سے min'hā (as) a returnbir akıbetلوٹنا/ انجام munqalaban٣٦ Saiddedi kiکہا qāla to himonaاس کو lahu his companionarkadaşıاس کے ساتھ نے ṣāḥibuhu while hekendisiyleاور وہ wahuwa was talking to himkonuşanاس سے بات کر رہا تھا yuḥāwiruhu
Do you disbelieveinkar mı ediyorsun?کیا تو انکار کرتا ہے akafarta in One Whoseni yaratanıاس ذات کا bi-alladhī created youجس نے پیدا کیا تجھ کو khalaqaka fromtopraktanسے min dustمٹی turābin thensonraپھر thumma fromnutfe (sperm)denسے min a minute quantity of semenنطفے nuṭ'fatin thensonra daپھر thumma fashioned youseni biçimlendireniبنایا تجھ کو sawwāka (into) a manbir adam olarakایک مرد/ شخص rajulan
٣٧ But as for mefakatلیکن lākinnā HeOوہ huwa (is) AllahAllahاللہ l-lahu my Lordbenim Rabbimdirمیرا رب ہے rabbī and notve aslaاور نہیں walā I associateben ortak koşmamمیں شریک ٹھہراتا ush'riku with my LordRabbimeاپنے رب کے ساتھ birabbī anyonehiç kimseyiکسی ایک کو aḥadan٣٨ And why (did you) notgerekmez miydi?اور کیوں نہ walawlā whenzamanجب idh
you enteredgirdiğinتم داخل ہوئے dakhalta your gardenbağınaاپنے باغ میں jannataka saydemenکہا تو نے qul'ta Whatneجو willsdilerseچاہے shāa Allahاللہ l-lahu (there is) noyokturنہیں powerkuvvetقوت quwwata exceptbaşkaمگر illā with AllahAllah'tanساتھ اللہ کے bil-lahi Ifgerçiاگر in you see mesen görüyorsunتم دیکھتے ہو مجھ کو tarani (me)beniمیں anā
lesserdaha azکم تر ہوں aqalla than yousendenتجھ سے minka (in) wealthmalcaمال میں mālan and childrenve evlatçaاور اولاد میں wawaladan٣٩ It may beumulur kiتو امید ہے کہ faʿasā that my LordRabbimمیرا رب rabbī that my Lordbana verebilirکہ an will give meدے دے مجھ کو yu'tiyani betterdaha iyisiniبہتر khayran thansenin bağındanسے min
your gardenتیرے باغ jannatika and will sendve gönderirاور بھیجے wayur'sila upon itonun üzerineاس پر ʿalayhā a calamityyıldırımlarایک عذاب/ آفت ḥus'bānan fromgöktenسے mina the skyآسمان (سے) l-samāi then it will becomeböylece kesilirتو ہوجائے یہ fatuṣ'biḥa groundbağınمیدان ṣaʿīdan
slipperykupkuru bir toprakصاف zalaqan٤٠ Oryahutیا aw will becomeçekilirہوجائے yuṣ'biḥa its watersuyuپانی اس کا māuhā sunkendibeگہرا ghawran so neverbir dahaتو ہرگز نہیں falan you will be ablegücün yetmezتم استطاعت رکھتے tastaṭīʿa to find itonuاس کے لئے lahu to find itaramayaطلب کرنے کی ṭalaban٤١
And were surroundedderken yok edildiاور وہ گھیر لیا گیا wa-uḥīṭa his fruitsürünüساتھ اپنے پھل کے bithamarihi so he beganve başladıتو ہوگیا/ شروع ہوا fa-aṣbaḥa twistingoğuşturmağaالٹ پلٹ کرنے yuqallibu his handselleriniاپنی دونوں ہتھیلیاں kaffayhi overüzerineاوپر ʿalā whatşeylerجو he (had) spentharcadıklarıخرچ کیا تھا اس نے anfaqa on itonaاس میں fīhā while it (had)ve oاور وہ wahiya collapsedyıkılmıştıگرا پڑا تھا khāwiyatun
onüzerineپر ʿalā its trellisesçardaklarıاپنی چھتوں ʿurūshihā and he saidve diyorduاور وہ کہہ رہا تھا wayaqūlu Oh! I wishah keşke benاے کاش کہ میں yālaytanī I had not associatedortak koşmasaydımنہ lam I had not associatedمیں شریک ٹھہراتا ush'rik with my LordRabbimeاپنے رب کے ساتھ birabbī anyonekimseyiکسی ایک کو aḥadan٤٢ And notveاور نہ walam wasolmadıتھی takun for himonunاس کے لئے lahu
a groupbir topluluğuکوئی جماعت fi-atun (to) help himkendisine yardım edenجو مدد کرتی اس کی yanṣurūnahu other thanbaşka min other thanسوا dūni AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi and notveاور نہ تھا wamā wasolmadıوہ kāna (he) supportedkendisinine yardım edilenاپنی مدد کرنے والا/ بدلہ لینے والا muntaṣiran٤٣ Thereişte o durumdaاسی جگہ hunālika the protectionvelilik (koruyuculuk)مدد l-walāyatu
(is) from Allahyalnız Allah'a mahsusturاللہ ہی کے لئے lillahi the Truehak olanبرحق l-ḥaqi HeO'durوہ huwa (is the) besten iyi olanبہتر ہے khayrun (to) rewardmükafatıبدلے کے اعتبار سے thawāban and (the) bestve daha hayırlıdırاور بہتر ہے wakhayrun (for) the final endakıbetانجام کے اعتبار سے ʿuq'ban٤٤ And presentve anlatاور بیان کرو wa-iḍ'rib to themonlaraان کے لئے lahum the examplemisaliniمثال mathala (of) the lifehayatınınزندگی کی l-ḥayati
(of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā like waterbir suجیسے پانی kamāin which We send downindirdikاتارا ہم نے اس کو anzalnāhu fromgöktenسے mina the skyآسمان l-samāi then mingleskarıştıتو رَل مل گئی fa-ikh'talaṭa with itonunlaساتھ اس پانی کے bihi (the) vegetationbitkisiنباتات nabātu (of) the earthyerinزمین کی l-arḍi
then becomesve haline geliverdiتو وہ ہوگئی fa-aṣbaḥa dry stalksçöp kırıntılarıریزہ ریزہ hashīman it (is) scatteredsavurduğuاڑاتی ہیں اس کو tadhrūhu (by) the windsrüzgarlarınہوائیں l-riyāḥu And Allahveاور ہے wakāna And AllahAllahاللہ تعالیٰ l-lahu overüzerineپر ʿalā everyherہر kulli thingşeyچیز shayin (is) All Ablekadirdirقدرت رکھنے والا muq'tadiran٤٥
٢٩٩
‹ 297page 298 of the printed Mushaf299 ›