قَالَ هَـٰذَا رَحۡمَةٌ مِّن رَّبِّى‌ۖ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ‌ۖ وَكَانَ وَعۡدُ رَبِّى حَقًّا ٩٨

He said(Zu'l-Karneyn) dedi kiکہاqālaThisbuیہhādhā(is) a mercybir rahmetdirرحمت ہےraḥmatunfromRabbimdenکیminmy Lordمیرے رب (کی)rabbīBut whenzamanپھر جبfa-idhācomesgeldiğiآجائے گاjāa(the) Promiseva'diوعدہwaʿdu(of) my LordRabbiminمیرے ربrabbīHe will make itonu ederمقررہ وقت کردے گا اس کوjaʿalahulevelyerle birبرابر۔ ریزہ ریزہdakkāaAnd isveاور ہےwakāna(the) Promiseva'diوعدہwaʿdu(of) my LordRabbiminمیرے رب کاrabbītruehaktır (gerçektir)سچ۔ برحقḥaqqan

98 [Dhul-Qarnayn] said, "This is a mercy from my Lord; but when the promise of my Lord comes, He will make it level, and ever is the promise of my Lord true."

98 Zülkarneyn: "İşte bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin tayin ettiği zaman gelince onu yerle bir eder; Rabbimin verdiği söz gerçektir" dedi.

98 Zülkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.

98 بولا کہ یہ میرے پروردگار کی مہربانی ہے۔ جب میرے پروردگار کا وعدہ آپہنچے گا تو اس کو (ڈھا کر) ہموار کردے گا اور میرے پروردگار کا وعدہ سچا ہے

98 ذوالقرنین نے کہا”یہ میرے ربّ کی رحمت ہے۔ مگر جب میرے ربّ کے وعدے کا وقت آئے گا تو وہ اس کو پیوندِ خاک کر دے گا، 1 اور میرے ربّ کا وعدہ برحق ہے۔“ 2

۞وَتَرَكۡنَا بَعۡضَهُمۡ يَوۡمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعۡضٍ‌ۖ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعۡنَـٰهُمۡ جَمۡعًا ٩٩

And We (will) leavebiz bırakırızاور ہم چھوڑ دیں گےwataraknāsome of thembirbirleriniان میں سے بعض کوbaʿḍahum(on) that Dayo günاس دنyawma-idhinto surgedalgalanır bir haldeمل جل جائیں گے۔ لہریں ماریں گےyamūjuoveriçindeمیںothersbirbiriبعضbaʿḍinand (will be) blownve üflenirاور پھونک ماری جائے گیwanufikhainSur'aمیںthe trumpetصور (میں)l-ṣūrithen We (will) gather themve onları toplarızتو ہم جمع کرلیں گے ان کوfajamaʿnāhumall togetherhepsiniجمع کرناjamʿan

99 And We will leave them that day surging over each other, and [then] the Horn will be blown, and We will assemble them in [one] assembly.

99 Biz o gün onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflenince hepsini bir araya toplarız.

99 Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.

99 (اس روز) ہم ان کو چھوڑ دیں گے کہ (روئے زمین پر پھیل کر) ایک دوسرے میں گھس جائیں گے اور صور پھونکا جائے گا تو ہم سب کو جمع کرلیں گے

99 اور اُس روز 1 ہم لوگوں کو چھوڑ دیں گے کہ (سمندر کی موجوں کی طرح)ایک دُوسرے سے گتھم گتھا ہوں اور صُور پھُونکا جائے گا اور ہم سب انسانوں کو ایک ساتھ جمع کریں گے

وَعَرَضۡنَا جَهَنَّمَ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡكَـٰفِرِينَ عَرۡضًا ١٠٠

And We (will) presentve göstereceğizاور ہم پیش کریں گےwaʿaraḍnāHellcehennemiجہنم کوjahannama(on) that Dayo günاس دنyawma-idhinto the disbelieverskafirlereکافروں کے لیےlil'kāfirīna(on) displayaçıkçaپیش کرناʿarḍan

100 And We will present Hell that Day to the Disbelievers, on display -

100 Gözleri bizim öğüdümüze karşı kapalı olan ve öfkelerinden onu dinlemeye tahammül edemeyen kafirlere o gün cehennemi öyle bir gösteririz ki!

100 Ve cehennemi o gün kâfirlere öyle bir göstereceğiz ki!

100 اور اُس روز جہنم کو کافروں کے سامنے لائیں گے

100 اور وہ دن ہوگا جب ہم جہنم کو کافروں کے سامنے لائیں گے

ٱلَّذِينَ كَانَتۡ أَعۡيُنُهُمۡ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكۡرِى وَكَانُواۡ لَا يَسۡتَطِيعُونَ سَمۡعًا ١٠١

Thoseonlar kiوہ لوگalladhīnahad beenidiتھیںkānattheir eyesgözleriان کی آنکھیںaʿyunuhumwithiniçindeمیںa coverperdeپردے (میں)ghiṭāinfromkarşıسےʿanMy remembrancebeni anmayaمیرے ذکر (سے)dhik'rīand wereve idilerاور تھے وہwakānūnottahammül edemezنہableاستطاعت رکھتےyastaṭīʿūna(to) hear(Kur'an'ı) dinlemeğeسننے کیsamʿan

101 Those whose eyes had been within a cover [removed] from My remembrance, and they were not able to hear.

101 Gözleri bizim öğüdümüze karşı kapalı olan ve öfkelerinden onu dinlemeye tahammül edemeyen kafirlere o gün cehennemi öyle bir gösteririz ki!

101 Onlar ki, beni hatırlatan âyetlerimden gözleri bir örtü içindeydi. İşitmeye de tahammül edemiyorlardı.

101 جن کی آنکھیں میری یاد سے پردے میں تھیں اور وہ سننے کی طاقت نہیں رکھتے تھے

101 اُن کافروں کے سامنے جو میری نصیحت کی طرف سے اندھے بنے ہوئے تھے اور کچھ سننے کے لیے تیار ہی نہ تھے

أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاۡ أَن يَتَّخِذُواۡ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوۡلِيَآءَ‌ۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَـٰفِرِينَ نُزُلاً ١٠٢

Do then thinkmi sandılar?کیا بھلا گمان رکھتے ہیںafaḥasibathose whooوہ لوگalladhīnadisbelieveinkarcılarجنہوں نے کفر کیاkafarūthatkendilerine edinecekleriniکہanthey (can) takeوہ بنالیں گےyattakhidhūMy servantskullarımıمیرے بندوں کوʿibādībesides Mebenden ayrı olarakminbesides Meمیرے سواdūnī(as) protectorsveliler (dost)دوست مددگارawliyāaIndeed, We şüphesiz bizبیشک ہم نےinnāWe have preparedhazırladıkتیار کی ہم نےaʿtadnāHellcehennemiجہنمjahannamafor the disbelieverskafirlereکافروں کے لیےlil'kāfirīna(as) a lodgingkonak olarakبطور مہمان کےnuzulan

102 Then do those who disbelieve think that they can take My servants instead of Me as allies? Indeed, We have prepared Hell for the disbelievers as a lodging.

102 İnkar edenler, Beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini yeterli mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi inkarcılara konak olarak hazırladık.

102 O kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık.

102 کیا کافر یہ خیال کرتے ہیں کہ وہ ہمارے بندوں کو ہمارے سوا (اپنا) کارساز بنائیں گے (تو ہم خفا نہیں ہوں گے) ہم نے (ایسے) کافروں کے لئے جہنم کی (مہمانی) تیار کر رکھی ہے

102 تو کیا 1 یہ لوگ جنہوں نے کُفر کیا ہے، یہ خیال رکھتے ہیں کہ مجھے چھوڑ کر میرے بندوں کو اپنا کارساز بنالیں؟ 2 ہم نے ایسے کافروں کی ضیافت کے یے جہنّم تیار کر رکھی ہے

قُلۡ هَلۡ نُنَبِّئُكُم بِٱلۡأَخۡسَرِينَ أَعۡمَـٰلاً ١٠٣

Sayde kiکہہ دیجئےqulShallmi?کیاhalWe inform yousize söyleyeyimہم بتائیں تم کوnunabbi-ukumof the greatest losersen çok ziyana uğrayanlarıسب سے زیادہ خسارے والے۔ سب سے زیادہ ظالم لوگbil-akhsarīna(as to their) deedsişleri bakımındanاعمال میں۔ اعمال کے اعتبار سےaʿmālan

103 Say, [O Muhammad], "Shall we [believers] inform you of the greatest losers as to [their] deeds?

103 "Size, amelce en çok kayıpta bulunanları haber verelim mi?" de.

103 De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?

103 کہہ دو کہ ہم تمہیں بتائیں جو عملوں کے لحاظ سے بڑے نقصان میں ہیں

103 اے محمدؐ، ان سے کہو، کیا ہم تمہیں بتائیں کہ اپنے اعمال میں سب سے زیادہ ناکام و نامراد لوگ کون ہیں؟

ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعۡيُهُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّهُمۡ يُحۡسِنُونَ صُنۡعًا ١٠٤

Those onlarınوہ لوگalladhīnais lostboşa giderگم ہوگئیḍallatheir effortbütün çabalarıان کی کوششsaʿyuhuminhayatındaمیںthe lifeزندگیl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāwhile theyve kendileri deاور وہwahumthinksanırlarسمجھتے ہیںyaḥsabūnathat theykendilerininبیشک وہannahum(were) acquiring goodiyi yaptıklarınıاچھے کررہے ہیںyuḥ'sinūna(in) workişleriniکامṣun'ʿan

104 [They are] those whose effort is lost in worldly life, while they think that they are doing well in work."

104 Dünya hayatında, çalışmaları boşa gitmiştir, oysa onlar güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı.

104 Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.

104 وہ لوگ جن کی سعی دنیا کی زندگی میں برباد ہوگئی۔ اور وہ یہ سمجھے ہوئے ہیں کہ اچھے کام کر رہے ہیں

104 وہ کہ دنیا کہ زندگی میں جن کی ساری سعی و جہد راہِ راست سے بھٹکی رہی 1 اور وہ سمجھتے رہے کہ وہ سب کچھ ٹھیک کر رہے ہیں

أُوۡلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ بِـَٔـايَـٰتِ رَبِّهِمۡ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتۡ أَعۡمَـٰلُهُمۡ فَلَا نُقِيمُ لَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ وَزۡنًا ١٠٥

Thoseişte onlarیہیulāika(are) the ones whokimselerdirوہ لوگ ہیںalladhīnadisbelieveinkar edenجنہوں نے کفر کیاkafarūin the Versesayetleriniآیات سےbiāyāti(of) their LordRablerininاپنے رب کیrabbihimand the meeting (with) Himve O'na kavuşmayıاور اس کی ملاقات سےwaliqāihiSo (are) vainbu yüzden boşa çıkarتو ضائع ہوگئےfaḥabiṭattheir deedseylemleriان کے اعمالaʿmāluhumso notkurmayızتو نہیںfalāWe will assignہم قائم کریں گے۔ ہم دیکھیں گےnuqīmufor themonlar içinان کے لیےlahum(on) the Daygünüدنyawma(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmatiany weightbir teraziکوئی وزنwaznan

105 Those are the ones who disbelieve in the verses of their Lord and in [their] meeting Him, so their deeds have become worthless; and We will not assign to them on the Day of Resurrection any importance.

105 Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz.

105 İşte onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız.

105 یہ وہ لوگ ہیں جنہوں نے اپنے پروردگار کی آیتوں اور اس کے سامنے جانے سے انکار کیا تو ان کے اعمال ضائع ہوگئے اور ہم قیامت کے دن ان کے لئے کچھ بھی وزن قائم نہیں کریں گے

105 یہ وہ لوگ ہیں جنہوں نے اپنے ربّ کی آیات کو ماننے سے انکار کیا اور اس کے حضور پیشی کا یقین نہ کیا۔ اس لیے اُن کے سارے اعمال ضائع ہو گئے، قیامت کے روز ہم انہیں کوئی وزن نہ دیں گے۔ 1

ذٰلِكَ جَزَآؤُهُمۡ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُواۡ وَٱتَّخَذُوٓاۡ ءَايَـٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا ١٠٦

Thatişte buیہdhālika(is) their recompense onların cezasıان کی جزاjazāuhumHell cehennemdirجہنم ہےjahannamubecausesebebiyleبوجہ اس کےbimāthey disbelievedinkarlarıجو انہوں نے کفر کیاkafarūand tookve edinmeleriاور بنالیاwa-ittakhadhūMy Versesayetlerimiمیری آیات کوāyātīand My Messengersve elçilerimiاور میرے رسولوں کوwarusulī(in) ridiculeeğlenceمذاقhuzuwan

106 That is their recompense - Hell - for what they denied and [because] they took My signs and My messengers in ridicule.

106 İşte onların cezası; inkarlarına, peygamberlerimi ve ayetlerimi alaya almalarına karşılık olarak, cehennemdir.

106 İşte böyle, onların cezaları cehennemdir. Çünkü inkâr etmişler ve benim âyetlerimi, peygamberlerimi alaya almışlardır.

106 یہ ان کی سزا ہے (یعنی) جہنم۔ اس لئے کہ انہوں نے کفر کیا اور ہماری آیتوں اور ہمارے پیغمبروں کی ہنسی اُڑائی

106 ان کی جزا جہنم ہے اُس کفر کے بدلے جو انہوں نے کیا اور اُس مذاق کی پاداش میں جو وہ میری آیات اور میرے رسولوں کے ساتھ کرتے رہے

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَانَتۡ لَهُمۡ جَنَّـٰتُ ٱلۡفِرۡدَوۡسِ نُزُلاً ١٠٧

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnabelievediman edenجو ایمان لائےāmanūand didve yapanlarاور انہوں نے کام کیےwaʿamilūrighteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātifor them will beonlar için vardırہیںkānatfor them will beان کے لیےlahumGardenscennetleriباغjannātu(of) the ParadiseFirdevsفردوس کےl-fir'dawsi(as) a lodgingkonak olarakمہمانی کے طور پرnuzulan

107 Indeed, those who have believed and done righteous deeds - they will have the Gardens of Paradise as a lodging,

107 Ama inanıp yararlı iş işleyenlerin konakları Firdevs cennetleridir.

107 İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için Firdevs cennetleri konak olmuştur.

107 جو لوگ ایمان لائے اور عمل نیک کئے ان کے لئے بہشت کے باغ مہمانی ہوں گے

107 البتہ وہ لوگ جو ایمان لائے اور جنہوں نے نیک عمل کیے، ان کی میزبانی کے لیے فردوس 1 کے باغ ہوں گے

خَـٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبۡغُونَ عَنۡهَا حِوَلاً ١٠٨

Abiding foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidīnain itoradaان میںfīhāNothiçنہthey will desireistemezlerچاہیں گےyabghūnafrom itoradanان سےʿanhāany transferayrılmakبدلنا۔ ٹلناḥiwalan

108 Wherein they abide eternally. They will not desire from it any transfer.

108 Orada temelli kalırlar, başka bir yere gitmek istemezler.

108 İçlerinde ebedî olarak kalacaklar, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir. Bu hatırlatma ve uyarmayı yeterli görmeyip de daha fazla açıklama isteyenlere karşı ey Muhammed!

108 ہمیشہ ان میں رہیں گے اور وہاں سے مکان بدلنا نہ چاہیں گے

108 جن میں وہ ہمیشہ رہیں گے اور کبھی اُس جگہ سے نِکل کر کہیں جانے کو اُن کا جی نہ چاہے گا۔ 1

قُل لَّوۡ كَانَ ٱلۡبَحۡرُ مِدَادًا لِّكَلِمَـٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلۡبَحۡرُ قَبۡلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَـٰتُ رَبِّى وَلَوۡ جِئۡنَا بِمِثۡلِهِۦ مَدَدًا ١٠٩

Sayde kiکہہ دیجئےqulIfşayetاگرlawwereolsaہوجائیںkānathe seadenizسمندرl-baḥruinkmürekkepروشنائیmidādanfor (the) Wordssözleri(ni yazmak) içinباتوں کے لیےlikalimāti(of) my LordRabbiminمیرے رب کیrabbīsurely (would be) exhaustedtükenirالبتہ ختم ہوجائیںlanafidathe seadenizسمندرl-baḥrubeforeönceاس سے پہلےqabla[that]tükenmedenکہan(were) exhaustedختم ہوںtanfada(the) Wordssözleriباتیںkalimātu(of) my LordRabbiminمیرے رب کیrabbīeven ifve şayetاور اگرچہwalawWe broughtgetirsek bileلائیں ہمji'nā(the) like (of) itbir o kadarını dahaاس کی مانندbimith'lihi(as) a supplementyardım içinمدد۔ اضافہ۔ زیادتیmadadan

109 Say, "If the sea were ink for [writing] the words of my Lord, the sea would be exhausted before the words of my Lord were exhausted, even if We brought the like of it as a supplement."

109 De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi."

109 Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile."

109 کہہ دو کہ اگر سمندر میرے پروردگار کی باتوں کے (لکھنے کے) لئے سیاہی ہو تو قبل اس کے کہ میرے پروردگار کی باتیں تمام ہوں سمندر ختم ہوجائے اگرچہ ہم ویسا ہی اور (سمندر) اس کی مدد کو لائیں

109 اے محمدؐ ، کہو کہ اگر سمندر میرے ربّ کی باتیں 1 لکھنے کے لیے روشنائی بن جائے تو وہ ختم ہو جائے مگر میرے ربّ کی باتیں ختم نہ ہوں، بلکہ اگر اتنی ہی روشنائی ہم اور لے آئیں تو وہ بھی کفایت نہ کرے

قُلۡ إِنَّمَآ أَنَاۡ بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ وٰحِدٌ‌ۖ فَمَن كَانَ يَرۡجُواۡ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلۡيَعۡمَلۡ عَمَلاً صَـٰلِحًا وَلَا يُشۡرِكۡ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدَۢا ١١٠

Sayde kiکہہ دیجیےqulOnlyşüphesizبیشکinnamāIben deمیںanā(am) a manbir insanımایک انسان ہوںbasharunlike yousizin gibiتم جیساmith'lukumHas been revealedvahyolunuyorوحی کی جاتی ہےyūḥāto mebanaمیری طرفilayyathatşüphesizبیشکannamāyour GodTanrınızالہ تمہاراilāhukum(is) GodTanrıdırاللہ ہےilāhunOnebir tekایک ہیwāḥidunSo whoevero halde kimتو جو کوئیfamanisiseہوkānahopingarzu ederامید رکھتاyarjū(for the) meetingkavuşmayıملاقات کیliqāa(with) his LordRabbineاپنے رب کیrabbihilet him doyapsınپس چاہیے کہ عمل کرےfalyaʿmaldeedsiş(ler)عملʿamalanrighteousiyiنیکṣāliḥanand notve aslaاور نہwalāassociateortak etmesinشریک ٹھہرائےyush'rikin (the) worship(yaptığı) ibadeteعبادت میںbiʿibādati(of) his LordRabbineاپنے رب کیrabbihianyone(hiç) kimseyiکسی ایک کوaḥadan

110 Say, "I am only a man like you, to whom has been revealed that your god is one God. So whoever would hope for the meeting with his Lord - let him do righteous work and not associate in the worship of his Lord anyone."

110 De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım; ancak bana tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Rabbine kavuşmayı uman kimse yararlı iş işleşin ve Rabbine kullukta hiç ortak koşmasın."

110 De ki: "Ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Ne var ki, bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse iyi amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin."

110 کہہ دو کہ میں تمہاری کا ایک بشر ہوں۔ (البتہ) میری طرف وحی آتی ہے کہ تمہارا معبود (وہی) ایک معبود ہے۔ تو جو شخص اپنے پروردگار سے ملنے کی امید رکھے چاہیئے کہ عمل نیک کرے اور اپنے پروردگار کی عبادت میں کسی کو شریک نہ بنائے

110 اے محمدؐ، کہو کہ میں تو ایک انسان ہوں تم ہی جیسا، میری طرف وحی کی جاتی ہے کہ تمہارا خدا بس ایک ہی خدا ہے، پس جو کوئی اپنے رب کی ملاقات کا امیدوار ہو اسے چاہیے کہ نیک عمل کرے اور بندگی میں اپنے رب کے ساتھ کسی اور کو شریک نہ کرے

Surah 18 / Al-Kahf / The Cave سورة الكهف 305
He said(Zu'l-Karneyn) dedi kiکہا qāla Thisbuیہ hādhā (is) a mercybir rahmetdirرحمت ہے raḥmatun fromRabbimdenکی min my Lordمیرے رب (کی) rabbī But whenzamanپھر جب fa-idhā comesgeldiğiآجائے گا jāa (the) Promiseva'diوعدہ waʿdu (of) my LordRabbiminمیرے رب rabbī He will make itonu ederمقررہ وقت کردے گا اس کو jaʿalahu levelyerle birبرابر۔ ریزہ ریزہ dakkāa And isveاور ہے wakāna (the) Promiseva'diوعدہ waʿdu (of) my LordRabbiminمیرے رب کا rabbī
truehaktır (gerçektir)سچ۔ برحق ḥaqqan٩٨ And We (will) leavebiz bırakırızاور ہم چھوڑ دیں گے wataraknā some of thembirbirleriniان میں سے بعض کو baʿḍahum (on) that Dayo günاس دن yawma-idhin to surgedalgalanır bir haldeمل جل جائیں گے۔ لہریں ماریں گے yamūju overiçindeمیں othersbirbiriبعض baʿḍin and (will be) blownve üflenirاور پھونک ماری جائے گی wanufikha inSur'aمیں the trumpetصور (میں) l-ṣūri
then We (will) gather themve onları toplarızتو ہم جمع کرلیں گے ان کو fajamaʿnāhum all togetherhepsiniجمع کرنا jamʿan٩٩ And We (will) presentve göstereceğizاور ہم پیش کریں گے waʿaraḍnā Hellcehennemiجہنم کو jahannama (on) that Dayo günاس دن yawma-idhin to the disbelieverskafirlereکافروں کے لیے lil'kāfirīna (on) displayaçıkçaپیش کرنا ʿarḍan١٠٠
Thoseonlar kiوہ لوگ alladhīna had beenidiتھیں kānat their eyesgözleriان کی آنکھیں aʿyunuhum withiniçindeمیں a coverperdeپردے (میں) ghiṭāin fromkarşıسے ʿan My remembrancebeni anmayaمیرے ذکر (سے) dhik'rī and wereve idilerاور تھے وہ wakānū nottahammül edemezنہ ableاستطاعت رکھتے yastaṭīʿūna
(to) hear(Kur'an'ı) dinlemeğeسننے کی samʿan١٠١ Do then thinkmi sandılar?کیا بھلا گمان رکھتے ہیں afaḥasiba those whooوہ لوگ alladhīna disbelieveinkarcılarجنہوں نے کفر کیا kafarū thatkendilerine edinecekleriniکہ an they (can) takeوہ بنالیں گے yattakhidhū My servantskullarımıمیرے بندوں کو ʿibādī besides Mebenden ayrı olarak min besides Meمیرے سوا dūnī
(as) protectorsveliler (dost)دوست مددگار awliyāa Indeed, We şüphesiz bizبیشک ہم نے innā We have preparedhazırladıkتیار کی ہم نے aʿtadnā Hellcehennemiجہنم jahannama for the disbelieverskafirlereکافروں کے لیے lil'kāfirīna (as) a lodgingkonak olarakبطور مہمان کے nuzulan١٠٢ Sayde kiکہہ دیجئے qul Shallmi?کیا hal We inform yousize söyleyeyimہم بتائیں تم کو nunabbi-ukum of the greatest losersen çok ziyana uğrayanlarıسب سے زیادہ خسارے والے۔ سب سے زیادہ ظالم لوگ bil-akhsarīna
(as to their) deedsişleri bakımındanاعمال میں۔ اعمال کے اعتبار سے aʿmālan١٠٣ Those onlarınوہ لوگ alladhīna is lostboşa giderگم ہوگئی ḍalla their effortbütün çabalarıان کی کوشش saʿyuhum inhayatındaمیں the lifeزندگی l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā while theyve kendileri deاور وہ wahum thinksanırlarسمجھتے ہیں yaḥsabūna that theykendilerininبیشک وہ annahum
(were) acquiring goodiyi yaptıklarınıاچھے کررہے ہیں yuḥ'sinūna (in) workişleriniکام ṣun'ʿan١٠٤ Thoseişte onlarیہی ulāika (are) the ones whokimselerdirوہ لوگ ہیں alladhīna disbelieveinkar edenجنہوں نے کفر کیا kafarū in the Versesayetleriniآیات سے biāyāti (of) their LordRablerininاپنے رب کی rabbihim and the meeting (with) Himve O'na kavuşmayıاور اس کی ملاقات سے waliqāihi
So (are) vainbu yüzden boşa çıkarتو ضائع ہوگئے faḥabiṭat their deedseylemleriان کے اعمال aʿmāluhum so notkurmayızتو نہیں falā We will assignہم قائم کریں گے۔ ہم دیکھیں گے nuqīmu for themonlar içinان کے لیے lahum (on) the Daygünüدن yawma (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati any weightbir teraziکوئی وزن waznan١٠٥ Thatişte buیہ dhālika (is) their recompense onların cezasıان کی جزا jazāuhum
Hell cehennemdirجہنم ہے jahannamu becausesebebiyleبوجہ اس کے bimā they disbelievedinkarlarıجو انہوں نے کفر کیا kafarū and tookve edinmeleriاور بنالیا wa-ittakhadhū My Versesayetlerimiمیری آیات کو āyātī and My Messengersve elçilerimiاور میرے رسولوں کو warusulī (in) ridiculeeğlenceمذاق huzuwan١٠٦ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna believediman edenجو ایمان لائے āmanū
and didve yapanlarاور انہوں نے کام کیے waʿamilū righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti for them will beonlar için vardırہیں kānat for them will beان کے لیے lahum Gardenscennetleriباغ jannātu (of) the ParadiseFirdevsفردوس کے l-fir'dawsi (as) a lodgingkonak olarakمہمانی کے طور پر nuzulan١٠٧ Abiding foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیں khālidīna
in itoradaان میں fīhā Nothiçنہ they will desireistemezlerچاہیں گے yabghūna from itoradanان سے ʿanhā any transferayrılmakبدلنا۔ ٹلنا ḥiwalan١٠٨ Sayde kiکہہ دیجئے qul Ifşayetاگر law wereolsaہوجائیں kāna the seadenizسمندر l-baḥru inkmürekkepروشنائی midādan for (the) Wordssözleri(ni yazmak) içinباتوں کے لیے likalimāti (of) my LordRabbiminمیرے رب کی rabbī
surely (would be) exhaustedtükenirالبتہ ختم ہوجائیں lanafida the seadenizسمندر l-baḥru beforeönceاس سے پہلے qabla [that]tükenmedenکہ an (were) exhaustedختم ہوں tanfada (the) Wordssözleriباتیں kalimātu (of) my LordRabbiminمیرے رب کی rabbī even ifve şayetاور اگرچہ walaw We broughtgetirsek bileلائیں ہم ji'nā (the) like (of) itbir o kadarını dahaاس کی مانند bimith'lihi (as) a supplementyardım içinمدد۔ اضافہ۔ زیادتی madadan١٠٩ Sayde kiکہہ دیجیے qul
Onlyşüphesizبیشک innamā Iben deمیں anā (am) a manbir insanımایک انسان ہوں basharun like yousizin gibiتم جیسا mith'lukum Has been revealedvahyolunuyorوحی کی جاتی ہے yūḥā to mebanaمیری طرف ilayya thatşüphesizبیشک annamā your GodTanrınızالہ تمہارا ilāhukum (is) GodTanrıdırاللہ ہے ilāhun Onebir tekایک ہی wāḥidun So whoevero halde kimتو جو کوئی faman isiseہو kāna hopingarzu ederامید رکھتا yarjū
(for the) meetingkavuşmayıملاقات کی liqāa (with) his LordRabbineاپنے رب کی rabbihi let him doyapsınپس چاہیے کہ عمل کرے falyaʿmal deedsiş(ler)عمل ʿamalan righteousiyiنیک ṣāliḥan and notve aslaاور نہ walā associateortak etmesinشریک ٹھہرائے yush'rik in (the) worship(yaptığı) ibadeteعبادت میں biʿibādati (of) his LordRabbineاپنے رب کی rabbihi anyone(hiç) kimseyiکسی ایک کو aḥadan١١٠
٣٠٥
‹ 303page 304 of the printed Mushaf305 ›