يَـٰيَحۡيَىٰ خُذِ ٱلۡكِتَـٰبَ بِقُوَّةٍ‌ۖ وَءَاتَيۡنَـٰهُ ٱلۡحُكۡمَ صَبِيًّا ١٢

O YahyaEy Yahyaاے یحییٰyāyaḥyāHoldtutلے لوkhudhithe ScriptureKitabıکتابl-kitābawith strengthkuvvetleمضبوطی کے ساتھbiquwwatinAnd We gave himve ona verdikاور دی تھی ہم نے اس کوwaātaynāhu[the] wisdomhikmetحکم۔ دانائی۔ قوت فیصلہl-ḥuk'ma(when he was) a childçocuk ikenبچپن میں ہیṣabiyyan

12 [Allah] said, "O John, take the Scripture with determination." And We gave him judgement [while yet] a boy

12 "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

12 "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik.

12 اے یحییٰ (ہماری) کتاب کو زور سے پکڑے رہو۔ اور ہم نے ان کو لڑکپن میں دانائی عطا فرمائی تھی

12 ”اے یحییٰ، کتابِ الہٰی کو مضبُوط تھام لے۔“ 1 ہم نے اسے بچپن ہی میں”حکم“ 2 سے نوازا

وَحَنَانًا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةً‌ۖ وَكَانَ تَقِيًّا ١٣

And affectionve bir rahmetاور نرم دلیwaḥanānanfromkatımızdanسےminUsاپنے پاس سےladunnāand purityve temizlikاور پاکیزگیwazakatanand he wasve olduاور تھا وہwakānarighteoussakınan (bir kimse)پرہیزگارtaqiyyan

13 And affection from Us and purity, and he was fearing of Allah

13 "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

13 Hem de katımızdan bir merhamet ve (günahlardan) paklık verdik, o çok takva sahibi idi.

13 اور اپنے پاس شفقت اور پاکیزگی دی تھی۔ اور پرہیزگار تھے

13 اور اپنی طرف سے اس کو نرم دلی 1 اور پاکیزہ عطا کی، اور وہ بڑا پرہیز گار

وَبَرَّۢا بِوٰلِدَيۡهِ وَلَمۡ يَكُن جَبَّارًا عَصِيًّا ١٤

And dutifulve iyilik ediciydiاور نیکوکارwabarranto his parentsana babasınaاپنے والدین کے ساتھbiwālidayhiand notveاور نہwalamhe wasdeğildiتھاyakuna tyrantbaş kaldıranمتکبرjabbārandisobedientbir zorbaنافرمانʿaṣiyyan

14 And dutiful to his parents, and he was not a disobedient tyrant.

14 "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

14 Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi.

14 اور ماں باپ کے ساتھ نیکی کرنے والے تھے اور سرکش اور نافرمان نہیں تھے

14 اور اپنے والدین کا حق شناس تھا وہ جبّار نہ تھا اور نہ نافرمان

وَسَلَـٰمٌ عَلَيۡهِ يَوۡمَ وُلِدَ وَيَوۡمَ يَمُوتُ وَيَوۡمَ يُبۡعَثُ حَيًّا ١٥

And peace beselam olsun!اور سلامwasalāmunupon himonaاس پرʿalayhi(the) daygünجس دنyawmahe was borndoğduğuوہ پیدا ہواwulidaand (the) dayve günاور جس دنwayawmahe diesöleceğiوہ فوت ہوگاyamūtuand (the) dayve günاور جس دنwayawmahe will be raisedkaldırılacağıاٹھایا جائے گاyub'ʿathualivediri olarakزندہ کرکےḥayyan

15 And peace be upon him the day he was born and the day he dies and the day he is raised alive.

15 Doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde ona selam olsun.

15 Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.

15 اور جس دن وہ پیدا ہوئے اور جس دن وفات پائیں گے اور جس دن زندہ کرکے اٹھائے جائیں گے۔ ان پر سلام اور رحمت (ہے)

15 سلام اُس پر جس روز کہ وہ پیدا ہوا اور جس دن وہ مرے اور جس روز وہ زندہ کر کے اُٹھا یا جائے۔ 1

وَٱذۡكُرۡ فِى ٱلۡكِتَـٰبِ مَرۡيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتۡ مِنۡ أَهۡلِهَا مَكَانًا شَرۡقِيًّا ١٦

And mentionan (hatırla)اور ذکر کروwa-udh'kurinKitaptaمیںthe Bookکتاب (میں)l-kitābiMaryamMeryem'iمریم کاmaryamawhenbir zamanجبidhishe withdrewo ayrılıp çekilmiştiوہ تنہا ہوگئیintabadhatfromailesindenسےminher familyاپنے گھروالوں (سے)ahlihā(to) a placebir yereایک جگہ پرmakānaneasterndoğu yönündeمشرق کی جانبsharqiyyan

16 And mention, [O Muhammad], in the Book [the story of] Mary, when she withdrew from her family to a place toward the east.

16 Kitabda Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti.

16 (Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.

16 اور کتاب (قرآن) میں مریم کا بھی مذکور کرو، جب وہ اپنے لوگوں سے الگ ہو کر مشرق کی طرف چلی گئیں

16 ور اے محمدؐ ، اس کتاب میں مریم کا حال بیان کرو، 1 جبکہ وہ اپنے لوگوں سے الگ ہو کر شرقی جانب گوشہ نشین ہو گئی تھی

فَٱتَّخَذَتۡ مِن دُونِهِمۡ حِجَابًا فَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا ١٧

Then she tookçekmiştiپھر بنا لیاfa-ittakhadhatfrom themonlarla arasınaسےminfrom themان سے ورے۔ ان کے اور اپنے درمیانdūnihima screenbir perdeایک اوٹ۔ پردہḥijābanThen We sentbiz de gönderdikتو بھیجا ہم نےfa-arsalnāto heronaاس کی طرفilayhāOur Spiritruhumuzu (Cebrail'i)اپنی روح کوrūḥanāthen he assumed for her the likenessgöründüتو اس نے شکل اختیار کیfatamathalathen he assumed for her the likenessonaاس کے لیےlahā(of) a manbir insan şeklindeایک انسان کیbasharanwell-proportioneddüzgünٹھیک ٹھاک۔ تندرستsawiyyan

17 And she took, in seclusion from them, a screen. Then We sent to her Our Angel, and he represented himself to her as a well-proportioned man.

17 Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü.

17 Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.

17 تو انہوں نے ان کی طرف سے پردہ کرلیا۔ (اس وقت) ہم نے ان کی طرف اپنا فرشتہ بھیجا۔ تو ان کے سامنے ٹھیک آدمی (کی شکل) بن گیا

17 اور پردہ ڈال کر اُن سے چھُپ بیٹھی تھی۔ 1 اس حالت میں ہم نے اس کے پاس اپنی رُوح کو (یعنی فرشتے کو)بھیجا اور وہ اس کے سامنے ایک پورے انسان کی شکل میں نمودار ہو گیا

قَالَتۡ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحۡمَـٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا ١٨

She said(Meryem) dedi kiبولیںqālatIndeed, Işüphesiz benبیشک میںinnī[I] seek refugesığınırımمیں پناہ چاہتی ہوںaʿūdhuwith the Most GraciousRahman'aرحمن کیbil-raḥmānifrom yousendenتجھ سےminkaifeğerاگرinyou areisenہے توkuntaGod fearingkorkuyorمتقی انسانtaqiyyan

18 She said, "Indeed, I seek refuge in the Most Merciful from you, [so leave me], if you should be fearing of Allah."

18 Meryem: "Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman'a sığınırım" dedi.

18 Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi.

18 مریم بولیں کہ اگر تم پرہیزگار ہو تو میں تم سے خدا کی پناہ مانگتی ہوں

18 مریم یکایک بول اٹھی کہ"اگر تو کوئی خدا ترس آدمی ہے تو میں تجھ سے رحمٰن کی پناہ مانگتی ہوں"

قَالَ إِنَّمَآ أَنَاۡ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَـٰمًا زَكِيًّا ١٩

He saiddedi kiکہاqālaOnlysadeceبیشکinnamāI ambenمیںanāa Messengerelçisiyimبھیجا ہوا ہوںrasūlu(from) your LordRabbininتیرے رب کاrabbikithat I (may) bestowhediye edeyim diyeکہ عطا کروںli-ahabaon yousanaتجھ کوlakia sonbir erkek çocuğuایک لڑکاghulāmanpuretertemizپاکیزہzakiyyan

19 He said, "I am only the messenger of your Lord to give you [news of] a pure boy."

19 Cebrail: "Ben temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin sana gönderdiği elçiden başkası değilim" dedi.

19 Melek: "Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi.

19 انہوں نے کہا کہ میں تو تمہارے پروردگار کا بھیجا ہوا (یعنی فرشتہ) ہوں (اور اس لئے آیا ہوں) کہ تمہیں پاکیزہ لڑکا بخشوں

19 اُس نے کہا "میں تو تیرے رب کا فرستادہ ہوں اور اس لیے بھیجا گیا ہوں کہ تجھے ایک پاکیزہ لڑکا دوں"

قَالَتۡ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰمٌ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِى بَشَرٌ وَلَمۡ أَكُ بَغِيًّا ٢٠

She saiddediبولیںqālatHownasılکہاں سےannācan beolurہوسکتا ہےyakūnufor mebenimمیراa sonoğlumلڑکاghulāmunwhen notbana dokunmadıاور نہیںwalamhas touched meچھوا مجھ کو۔ نہیں ہاتھ لگایا مجھ کوyamsasnīa manbir insanکسی انسان نےbasharunand notveاور نہیںwalamI amben değilimمیں ہوakuunchasteiffetsizبدکارbaghiyyan

20 She said, "How can I have a boy while no man has touched me and I have not been unchaste?"

20 Meryem: "Bana bir insan temas etmemişken, ben kötü kadın da olmadığım halde nasıl oğlum olabilir?" dedi.

20 Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim" dedi.

20 مریم نے کہا کہ میرے ہاں لڑکا کیونکر ہوگا مجھے کسی بشر نے چھوا تک نہیں اور میں بدکار بھی نہیں ہوں

20 مریم نے کہا "میرے ہاں کیسے لڑکا ہوگا جبکہ مجھے کسی بشر نے چھوا تک نہیں ہے اور میں کوئی بدکار عورت نہیں ہوں"

قَالَ كَذٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ‌ۖ وَلِنَجۡعَلَهُۥٓ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَرَحۡمَةً مِّنَّا‌ۚ وَكَانَ أَمۡرًا مَّقۡضِيًّا ٢١

He saiddediکہاqālaThusöyledirاسی طرحkadhālikisaiddediکہاqālayour LordRabbinتیرے رب نےrabbuki'ItOوہhuwa(is) for Mebanaمجھ پرʿalayyaeasykolaydırبہت آسان ہےhayyinunand so that We will make himonu kılmak içinاور تاکہ ہم کردیں اس کوwalinajʿalahua signbir mu'cizeایک نشانیāyatanfor the mankindinsanlaraلوگوں کے لیےlilnnāsiand a Mercyve bir rahmetاور رحمتwaraḥmatanfrom Usbizdenہماری طرف سےminnāAnd (it) isve olupاور ہےwakānaa matterایک کامamrandecreed.'karara bağlanarakپورا ہونے والاmaqḍiyyan

21 He said, "Thus [it will be]; your Lord says, 'It is easy for Me, and We will make him a sign to the people and a mercy from Us. And it is a matter [already] decreed.' "

21 Cebrail: "Bu böyledir, çünkü Rabbin, 'Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir' diyor" dedi.

21 Melek: "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi.

21 (فرشتے نے) کہا کہ یونہی (ہوگا) تمہارے پروردگار نے فرمایا کہ یہ مجھے آسان ہے۔ اور (میں اسے اسی طریق پر پیدا کروں گا) تاکہ اس کو لوگوں کے لئے اپنی طرف سے نشانی اور (ذریعہٴ) رحمت اور (مہربانی) بناؤں اور یہ کام مقرر ہوچکا ہے

21 فرشتے نے کہا”ایسا ہی ہوگا، تیرا ربّ فرماتا ہے کہ ایسا کرنا میرے لیے بہت آسان ہے اور ہم یہ اس لیے کر یں گے کہ اُس لڑکے کو لوگوں کے لیے ایک نشانی بنائیں 1 اور اپنی طرف سے ایک رحمت اور یہ کام ہو کر رہنا ہے۔“

۞فَحَمَلَتۡهُ فَٱنتَبَذَتۡ بِهِۦ مَكَانًا قَصِيًّا ٢٢

So she conceived himona gebe kaldıتو اٹھا لیا اس کوfaḥamalathuand she withdrewve çekildiپھر الگ ہوئیfa-intabadhatwith himonunlaساتھ اس کےbihi(to) a placebir yereجگہ پرmakānanremoteuzakدور کیqaṣiyyan

22 So she conceived him, and she withdrew with him to a remote place.

22 Meryem oğlana gebe kaldı, o haliyle uzak bir yere çekildi.

22 Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.

22 تو وہ اس (بچّے) کے ساتھ حاملہ ہوگئیں اور اسے لے کر ایک دور جگہ چلی گئیں

22 مریم کو اس بچے کاحمل رہ گیا اور وہ اس حمل کو لیے ہوئے ایک دُور کے مقام پر چلی گئی۔ 1

فَأَجَآءَهَا ٱلۡمَخَاضُ إِلَىٰ جِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ قَالَتۡ يَـٰلَيۡتَنِى مِتُّ قَبۡلَ هَـٰذَا وَكُنتُ نَسۡيًا مَّنسِيًّا ٢٣

Then drove herve onu getirdiتو لے آئی اس کوfa-ajāahāthe pains of childbirthdoğum sancısıدردزہl-makhāḍutodalı(nın altı)naطرفilā(the) trunkتنے کی (طرف)jidh'ʿi(of) the date-palmbir hurmaکھجور کےl-nakhlatiShe saiddediبولی۔ کہنے لگیqālatO! I wishey keşkeاے کاش کہ میںyālaytanīI (had) diedölseydimمیں مرجاتیmittubeforeönceپہلےqablathisbundanاس سےhādhāand I wasve idimاور میں ہوتیwakuntu(in) oblivionunutulsaبھولی بسری چیزnasyanforgottenunutulanlar gibiبھولی بھلائیmansiyyan

23 And the pains of childbirth drove her to the trunk of a palm tree. She said, "Oh, I wish I had died before this and was in oblivion, forgotten."

23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeğe mecbur etti. "Keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim" dedi.

23 Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.

23 پھر درد زہ ان کو کھجور کے تنے کی طرف لے آیا۔ کہنے لگیں کہ کاش میں اس سے پہلے مرچکتی اور بھولی بسری ہوگئی ہوتی

23 پھر زچگی کی تکلیف نے اُسے ایک کھجُور کے درخت کے نیچے پہنچا دیا۔ وہ کہنے لگی”کاش میں اس سے پہلے ہی مر جاتی اور میرا نام و نشان نہ رہتا۔“ 1

فَنَادَىٰهَا مِن تَحۡتِهَآ أَلَّا تَحۡزَنِى قَدۡ جَعَلَ رَبُّكِ تَحۡتَكِ سَرِيًّا ٢٤

So cried to herona şöyle seslendiتو پکارا اس کوfanādāhāfromaltındanسےminbeneath herاس کے نیچے سےtaḥtihāThat (do) notüzülmeکہ نہallāgrieveتو غمگین ہوtaḥzanīverilygerçektenتحقیقqad(has) placedvar ettiبنادیاjaʿalayour LordRabbinتیرے رب نےrabbukibeneath youalt tarafındaتیرے نیچےtaḥtakia streambir su arkıایک چشمہsariyyan

24 But he called her from below her, "Do not grieve; your Lord has provided beneath you a stream.

24 Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.

24 Melek, Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı."

24 اس وقت ان کے نیچے کی جانب سے فرشتے نے ان کو آواز دی کہ غمناک نہ ہو تمہارے پروردگار نے تمہارے نیچے ایک چشمہ جاری کردیا ہے

24 فرشتے نے پائنتی سے اس کو پکار کر کہا "غم نے کر تیرے رب نے تیرے نیچے ایک چشمہ رواں کر دیا ہے

وَهُزِّىٓ إِلَيۡكِ بِجِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ تُسَـٰقِطۡ عَلَيۡكِ رُطَبًا جَنِيًّا ٢٥

And shakesilkeleاور ہلالےwahuzzītowards yousana doğruاپنی طرفilayki(the) trunkdalınıتنے کوbijidh'ʿi(of) the date-palmhurmaدرخت کےl-nakhlatiit will dropdökülsünگرائے گیtusāqiṭupon youüzerineتجھ پرʿalaykifresh datesolgun hurmaپکی ہوئی کھجورruṭabanripetazeتروتازہ۔ چنی ہوئی تروتازہ۔ چنی ہوئیjaniyyan

25 And shake toward you the trunk of the palm tree; it will drop upon you ripe, fresh dates.

25 Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.

25 "Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."

25 اور کھجور کے تنے کو پکڑ کر اپنی طرف ہلاؤ تم پر تازہ تازہ کھجوریں جھڑ پڑیں گی

25 اور تو ذرا اِس درخت کے تنے کو ہلا، تیرے اوپر تر و تازہ کھجوریں ٹپک پڑیں گی

Surah 19 / Maryam / Mary سورة مريم 307
O YahyaEy Yahyaاے یحییٰ yāyaḥyā Holdtutلے لو khudhi the ScriptureKitabıکتاب l-kitāba with strengthkuvvetleمضبوطی کے ساتھ biquwwatin And We gave himve ona verdikاور دی تھی ہم نے اس کو waātaynāhu [the] wisdomhikmetحکم۔ دانائی۔ قوت فیصلہ l-ḥuk'ma (when he was) a childçocuk ikenبچپن میں ہی ṣabiyyan١٢
And affectionve bir rahmetاور نرم دلی waḥanānan fromkatımızdanسے min Usاپنے پاس سے ladunnā and purityve temizlikاور پاکیزگی wazakatan and he wasve olduاور تھا وہ wakāna righteoussakınan (bir kimse)پرہیزگار taqiyyan١٣ And dutifulve iyilik ediciydiاور نیکوکار wabarran to his parentsana babasınaاپنے والدین کے ساتھ biwālidayhi and notveاور نہ walam
he wasdeğildiتھا yakun a tyrantbaş kaldıranمتکبر jabbāran disobedientbir zorbaنافرمان ʿaṣiyyan١٤ And peace beselam olsun!اور سلام wasalāmun upon himonaاس پر ʿalayhi (the) daygünجس دن yawma he was borndoğduğuوہ پیدا ہوا wulida and (the) dayve günاور جس دن wayawma he diesöleceğiوہ فوت ہوگا yamūtu
and (the) dayve günاور جس دن wayawma he will be raisedkaldırılacağıاٹھایا جائے گا yub'ʿathu alivediri olarakزندہ کرکے ḥayyan١٥ And mentionan (hatırla)اور ذکر کرو wa-udh'kur inKitaptaمیں the Bookکتاب (میں) l-kitābi MaryamMeryem'iمریم کا maryama whenbir zamanجب idhi she withdrewo ayrılıp çekilmiştiوہ تنہا ہوگئی intabadhat
fromailesindenسے min her familyاپنے گھروالوں (سے) ahlihā (to) a placebir yereایک جگہ پر makānan easterndoğu yönündeمشرق کی جانب sharqiyyan١٦ Then she tookçekmiştiپھر بنا لیا fa-ittakhadhat from themonlarla arasınaسے min from themان سے ورے۔ ان کے اور اپنے درمیان dūnihim a screenbir perdeایک اوٹ۔ پردہ ḥijāban
Then We sentbiz de gönderdikتو بھیجا ہم نے fa-arsalnā to heronaاس کی طرف ilayhā Our Spiritruhumuzu (Cebrail'i)اپنی روح کو rūḥanā then he assumed for her the likenessgöründüتو اس نے شکل اختیار کی fatamathala then he assumed for her the likenessonaاس کے لیے lahā (of) a manbir insan şeklindeایک انسان کی basharan well-proportioneddüzgünٹھیک ٹھاک۔ تندرست sawiyyan١٧ She said(Meryem) dedi kiبولیں qālat Indeed, Işüphesiz benبیشک میں innī
[I] seek refugesığınırımمیں پناہ چاہتی ہوں aʿūdhu with the Most GraciousRahman'aرحمن کی bil-raḥmāni from yousendenتجھ سے minka ifeğerاگر in you areisenہے تو kunta God fearingkorkuyorمتقی انسان taqiyyan١٨ He saiddedi kiکہا qāla Onlysadeceبیشک innamā I ambenمیں anā a Messengerelçisiyimبھیجا ہوا ہوں rasūlu
(from) your LordRabbininتیرے رب کا rabbiki that I (may) bestowhediye edeyim diyeکہ عطا کروں li-ahaba on yousanaتجھ کو laki a sonbir erkek çocuğuایک لڑکا ghulāman puretertemizپاکیزہ zakiyyan١٩ She saiddediبولیں qālat Hownasılکہاں سے annā can beolurہوسکتا ہے yakūnu for mebenimمیرا
a sonoğlumلڑکا ghulāmun when notbana dokunmadıاور نہیں walam has touched meچھوا مجھ کو۔ نہیں ہاتھ لگایا مجھ کو yamsasnī a manbir insanکسی انسان نے basharun and notveاور نہیں walam I amben değilimمیں ہو aku unchasteiffetsizبدکار baghiyyan٢٠ He saiddediکہا qāla Thusöyledirاسی طرح kadhāliki
saiddediکہا qāla your LordRabbinتیرے رب نے rabbuki 'ItOوہ huwa (is) for Mebanaمجھ پر ʿalayya easykolaydırبہت آسان ہے hayyinun and so that We will make himonu kılmak içinاور تاکہ ہم کردیں اس کو walinajʿalahu a signbir mu'cizeایک نشانی āyatan for the mankindinsanlaraلوگوں کے لیے lilnnāsi and a Mercyve bir rahmetاور رحمت waraḥmatan
from Usbizdenہماری طرف سے minnā And (it) isve olupاور ہے wakāna a matterایک کام amran decreed.'karara bağlanarakپورا ہونے والا maqḍiyyan٢١ So she conceived himona gebe kaldıتو اٹھا لیا اس کو faḥamalathu and she withdrewve çekildiپھر الگ ہوئی fa-intabadhat
with himonunlaساتھ اس کے bihi (to) a placebir yereجگہ پر makānan remoteuzakدور کی qaṣiyyan٢٢ Then drove herve onu getirdiتو لے آئی اس کو fa-ajāahā the pains of childbirthdoğum sancısıدردزہ l-makhāḍu todalı(nın altı)naطرف ilā (the) trunkتنے کی (طرف) jidh'ʿi (of) the date-palmbir hurmaکھجور کے l-nakhlati
She saiddediبولی۔ کہنے لگی qālat O! I wishey keşkeاے کاش کہ میں yālaytanī I (had) diedölseydimمیں مرجاتی mittu beforeönceپہلے qabla thisbundanاس سے hādhā and I wasve idimاور میں ہوتی wakuntu (in) oblivionunutulsaبھولی بسری چیز nasyan forgottenunutulanlar gibiبھولی بھلائی mansiyyan٢٣
So cried to herona şöyle seslendiتو پکارا اس کو fanādāhā fromaltındanسے min beneath herاس کے نیچے سے taḥtihā That (do) notüzülmeکہ نہ allā grieveتو غمگین ہو taḥzanī verilygerçektenتحقیق qad (has) placedvar ettiبنادیا jaʿala your LordRabbinتیرے رب نے rabbuki beneath youalt tarafındaتیرے نیچے taḥtaki a streambir su arkıایک چشمہ sariyyan٢٤
And shakesilkeleاور ہلالے wahuzzī towards yousana doğruاپنی طرف ilayki (the) trunkdalınıتنے کو bijidh'ʿi (of) the date-palmhurmaدرخت کے l-nakhlati it will dropdökülsünگرائے گی tusāqiṭ upon youüzerineتجھ پر ʿalayki fresh datesolgun hurmaپکی ہوئی کھجور ruṭaban ripetazeتروتازہ۔ چنی ہوئی تروتازہ۔ چنی ہوئی janiyyan٢٥
٣٠٧
‹ 305page 306 of the printed Mushaf307 ›