وَأَنذِرۡهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡحَسۡرَةِ إِذۡ قُضِىَ ٱلۡأَمۡرُ وَهُمۡ فِى غَفۡلَةٍ وَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٣٩

And warn themonları uyarاور خبردار کرو ان کوwa-andhir'hum(of the) Daygününe (karşı)دن سےyawma(of) the Regrethasretحسرت کےl-ḥasratiwheno zamanجبidhhas been decidedhükmedilirفیصلہ کیا جائے گاquḍiyathe matterişeاس معاملے کاl-amruAnd theyonlarاور وہwahum(are) iniçinde ikenمیںheedlessnessgafletغفلت میں ہوں گےghaflatinand theyve onlarاور وہwahum(do) notiman etmezlerkenنہbelieveایمان لائیں گےyu'minūna

39 And warn them, [O Muhammad], of the Day of Regret, when the matter will be concluded; and [yet], they are in [a state of] heedlessness, and they do not believe.

39 Hala gaflet içinde bulunanları ve hala inanmayanları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar.

39 (Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezler.

39 اور ان کو حسرت (وافسوس) کے دن سے ڈراؤ جب بات فیصل کردی جائے گی۔ اور (ہیہات) وہ غفلت میں (پڑے ہوئے ہیں) اور ایمان نہیں لاتے

39 اے نبیؐ، اِس حالت میں جبکہ یہ لوگ غافل ہیں اور ایمان نہیں لا رہے ہیں، اِنہیں اس دن سے ڈرا دو جبکہ فیصلہ کر دیا جائے گا اور پچھتاوے کے سوا کوئی چارہ کار نہ ہوگا

إِنَّا نَحۡنُ نَرِثُ ٱلۡأَرۡضَ وَمَنۡ عَلَيۡهَا وَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ ٤٠

Indeed, Weancak bizبیشک ہمinnā[We]bizہم ہیnaḥnu[We] will inheritvaris oluruzوارث ہوں گےnarithuthe earthdünyayaزمین کےl-arḍaand whoeverve bulunanlaraاور جوwaman(is) on itonun üzerindeاس پر ہےʿalayhāand to Usve bizeاور ہماری طرفwa-ilaynāthey will be returneddöndürülürlerوہ لوٹائے جائیں گےyur'jaʿūna

40 Indeed, it is We who will inherit the earth and whoever is on it, and to Us they will be returned.

40 Şüphesiz Biz bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara varis olacağız. Onlar Bize döneceklerdir.

40 Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir.

40 ہم ہی زمین کے اور جو لوگ اس پر (بستے) ہیں ان کے وارث ہیں۔ اور ہماری ہی طرف ان کو لوٹنا ہوگا

40 آخر کار ہم ہی زمین اور اور اس کی ساری چیزوں کے وارث ہوں گے اور سب ہماری طرف ہی پلٹائے جائیں گے۔ 1

وَٱذۡكُرۡ فِى ٱلۡكِتَـٰبِ إِبۡرٰهِيمَ‌ۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقًا نَّبِيًّا ٤١

And mentionan (hatırla)اور ذکر کیجئےwa-udh'kurinKitaptaمیںthe Bookکتاب (میں)l-kitābiIbrahimİbrahim'iابراہیم کاib'rāhīmaIndeed, hegerçekten oبیشک وہinnahuwasidiتھےkānaa man of truthçok doğruبہت سچےṣiddīqana Prophetbir peygamberنبیnabiyyan

41 And mention in the Book [the story of] Abraham. Indeed, he was a man of truth and a prophet.

41 Kitap'da İbrahim'e dair anlattıklarımızı da an, o şüphesiz dosdoğru bir peygamberdi.

41 Kur'ân'da İbrahim'i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.

41 اور کتاب میں ابراہیم کو یاد کرو۔ بےشک وہ نہایت سچے پیغمبر تھے

41 ور اس کتاب میں ابراہیم ؑ کا قصہ بیان کرو ، 1 بے شک وہ ایک راست باز انسان اور ایک نبی تھا

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ يَـٰٓأَبَتِ لِمَ تَعۡبُدُ مَا لَا يَسۡمَعُ وَلَا يُبۡصِرُ وَلَا يُغۡنِى عَنكَ شَيۡــًٔا ٤٢

Whenhaniجبidhhe saiddemişti kiاس نے کہاqālato his fatherbabasınaاپنے باپ سےli-abīhiO my fatherey babacığımاے اباجانyāabatiWhyniçin?کیوںlima(do) you worshiptapıyorsunآپ عبادت کرتے ہیںtaʿbuduthat whichşeylereجوnotişitmeyenنہیںhearsسنتےyasmaʿuand notveاور نہwalāseesgörmeyenدیکھتے ہیںyub'ṣiruand notveاور نہwalābenefitsyararı olmayanکام آتے ہیںyugh'nī[to] yousanaآپ کوʿanka(in) anythinghiçbirکچھ بھیshayan

42 [Mention] when he said to his father, "O my father, why do you worship that which does not hear and does not see and will not benefit you at all?

42 Babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

42 O, bir zaman babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

42 جب انہوں نے اپنے باپ سے کہا کہ ابّا آپ ایسی چیزوں کو کیوں پوجتے ہیں جو نہ سنیں اور نہ دیکھیں اور نہ آپ کے کچھ کام آسکیں

42 (انہیں ذرا اُس موقع کی یاد دلاؤ) جبکہ اُس نے اپنے باپ سے کہا کہ "ابّا جان، آپ کیوں اُن چیزوں کی عبادت کرتے ہیں جو نہ سنتی ہیں نہ دیکھتی ہیں اور نہ آپ کا کوئی کام بنا سکتی ہیں؟

يَـٰٓأَبَتِ إِنِّى قَدۡ جَآءَنِى مِنَ ٱلۡعِلۡمِ مَا لَمۡ يَأۡتِكَ فَٱتَّبِعۡنِىٓ أَهۡدِكَ صِرٰطًا سَوِيًّا ٤٣

O my fatherey babacığımاے میرے اباجانyāabatiIndeed, [I]banaبیشک میںinnīverilyelbetteتحقیقqad(has) come to mebana geldiآیا ہے میرے پاسjāanīofbir bilgiسےminathe knowledgeعلم میںl-ʿil'miwhatsana gelmeyenجوnotنہیںlamcame to youآیا آپ کے پاسyatikaso follow mebana uyپس پیروی کیجیے میریfa-ittabiʿ'nīI will guide youseni ileteyimمیں رہنمائی کروں گا آپ کیahdika(to) the pathbir yolaراستے کی طرفṣirāṭanevendüzgünسیدھےsawiyyan

43 O my father, indeed there has come to me of knowledge that which has not come to you, so follow me; I will guide you to an even path.

43 "Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim."

43 "Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim."

43 ابّا مجھے ایسا علم ملا ہے جو آپ کو نہیں ملا ہے تو میرے ساتھ ہوجیئے میں آپ کو سیدھی راہ پر چلا دوں گا

43 ابّا جان، میرے پاس ایک ایسا عِلم آیا ہے جو آپ کے پاس نہیں آیا، آپ میرے پیچھے چلیں، میں آپ کو سیدھا راستہ بتاؤں گا

يَـٰٓأَبَتِ لَا تَعۡبُدِ ٱلشَّيۡطَـٰنَ‌ۖ إِنَّ ٱلشَّيۡطَـٰنَ كَانَ لِلرَّحۡمَـٰنِ عَصِيًّا ٤٤

O my fatherey babacığımاے میرے اباجانyāabati(Do) nottapmaنہworshipعبادت کیجئےtaʿbudithe Shaitaanşeytanaشیطان کیl-shayṭānaIndeedçünküکیونکہinnathe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānaisRahman'aہےkānato the Most Graciousرحمن کے لیےlilrraḥmānidisobedientisyan etmiştirنافرمانʿaṣiyyan

44 O my father, do not worship Satan. Indeed Satan has ever been, to the Most Merciful, disobedient.

44 "Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahman'a baş kaldırmıştır"

44 "Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân (olan Allah)a âsî oldu."

44 ابّا شیطان کی پرستش نہ کیجیئے۔ بےشک شیطان خدا کا نافرمان ہے

44 ابّا جان، آپ شیطان کی بندگی نہ کریں، 1 شیطان تو رحمٰن کا نافرمان ہے

يَـٰٓأَبَتِ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِّنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيۡطَـٰنِ وَلِيًّا ٤٥

O my fatherey babacığımاے اباجانyāabatiIndeed, Ielbette benبیشک میںinnī[I] fearkorkuyorumڈرتا ہوںakhāfuthatdiyeکہanwill touch yousana dokunacakچھولے گا آپ کو۔ پکڑلے گا آپ کوyamassakaa punishmentbir azabایک عذابʿadhābunfromRahmandanسےminathe Most Graciousرحمن کی طرف (سے)l-raḥmāniso you would beo zaman olursunتو آپ ہوجائیں گےfatakūnato the Shaitaanşeytanınشیطان کے لیےlilshayṭānia frienddostuساتھی۔ مددگارwaliyyan

45 O my father, indeed I fear that there will touch you a punishment from the Most Merciful so you would be to Satan a companion [in Hellfire]."

45 "Babacığım! Doğrusu sana Rahman katından bir azabın gelmesinden korkuyorum ki böylece şeytanın dostu olarak kalırsın."

45 "Babacığım! Doğrusu ben korkarım ki, sana Rahmân'dan bir azab dokunur da şeytana (cehennemde arkadaş) olursun."

45 ابّا مجھے ڈر لگتا ہے کہ آپ کو خدا کا عذاب آپکڑے تو آپ شیطان کے ساتھی ہوجائیں

45 ابّا جان، مجھے ڈر ہے کہ کہیں آپ رحمان کے عذاب میں مُبتلا نہ ہو جائیں اور شیطان کے ساتھی بن کر رہیں"

قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنۡ ءَالِهَتِى يَـٰٓإِبۡرٰهِيمُ‌ۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ لَأَرۡجُمَنَّكَ‌ۖ وَٱهۡجُرۡنِى مَلِيًّا ٤٦

He saiddedi kiکہاqālaDo you hateyüz mü çeviriyorsun?کیا پھرنے والا ہےarāghibunDo you hatesenتوanta(from)benim tanrılarımdanسےʿanmy godsمیرے الٰہوں (سے)ālihatīO IbrahimEy İbrahimاے ابراہیمyāib'rāhīmuSurely, ifeğerالبتہ اگرla-innotvazgeçmezsenنہlamyou desistتو باز آیاtantahisurely, I will stone youandolsun seni taşlarımالبتہ میں ضرور سنگسار کردوں گا تجھ کوla-arjumannakaso leave mebenden ayrıl git'اور چھوڑ دو مجھ کوwa-uh'jur'nī(for) a prolonged timeuzun süreعرصہ دراز تک۔ لمبی مدت تکmaliyyan

46 [His father] said, "Have you no desire for my gods, O Abraham? If you do not desist, I will surely stone you, so avoid me a prolonged time."

46 Babası: "Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz çevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgeçmezsen mutlaka seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş git." dedi.

46 Babası "Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Yemin ederim ki, eğer (onları kötülemekten) vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım. (gerçektenveya söz ilesana taş atarım). Haydi uzun bir müddet benden uzak ol" dedi.

46 اس نے کہا ابراہیم کیا تو میرے معبودوں سے برگشتہ ہے؟ اگر تو باز نہ آئے گا تو میں تجھے سنگسار کردوں گا اور تو ہمیشہ کے لئے مجھ سے دور ہوجا

46 باپ نے کہا "ابراہیمؑ، کیا تو میرے معبُودوں سے پھر گیا ہے؟ اگر تو باز نہ آیا تو میں تجھے سنگسار کر دوں گا بس تو ہمیشہ کے لیے مجھ سے الگ ہو جا"

قَالَ سَلَـٰمٌ عَلَيۡكَ‌ۖ سَأَسۡتَغۡفِرُ لَكَ رَبِّىٓ‌ۖ إِنَّهُۥ كَانَ بِى حَفِيًّا ٤٧

He saiddediبولےqālaPeace (be)selamسلام ہوsalāmunon yousanaآپ پرʿalaykaI will ask forgivenessmağfiret dileyeceğimعنقریب میں بخشش مانگوں گاsa-astaghfirufor yousenin içinآپ کے لیےlaka(from) my LordRabbimdenاپنے رب سےrabbīIndeed, Heçünkü Oبیشک وہinnahuisbanaہےkānato meمیرے ساتھEver Graciousçok lutufkardırبڑا مہربانḥafiyyan

47 [Abraham] said, "Peace will be upon you. I will ask forgiveness for you of my Lord. Indeed, He is ever gracious to me.

47 İbrahim şöyle cevap verdi: "Sana selam olsun. Senin için Rabbim'den mağfiret dileyeceğim, çünkü O, bana karşı çok lütufkardır."

47 İbrahim şöyle dedi: "Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkârdır."

47 ابراہیم نے سلام علیک کہا (اور کہا کہ) میں آپ کے لئے اپنے پروردگار سے بخشش مانگوں گا۔ بےشک وہ مجھ پر نہایت مہربان ہے

47 ابراہیم ؑ نے کہا”سلام ہے آپ کو۔ میں اپنے ربّ سے دُعا کروں گا کہ آپ کو معاف کردے، 1 میرا ربّ مجھ پر بڑا مہربان ہے

وَأَعۡتَزِلُكُمۡ وَمَا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَأَدۡعُواۡ رَبِّى عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَآءِ رَبِّى شَقِيًّا ٤٨

And I will leave yousizden ayrılıyorumاور میں چھوڑتا ہوں آپ کوwa-aʿtazilukumand whatveاور جن کوwamāyou invokeyalvardıklarınızdanآپ پکارتے ہیںtadʿūnabesidesbaşkaکےminbesidesسوائےdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahiand I will invokeve yalnız yalvarıyorumاور میں پکارتا ہوںwa-adʿūmy LordRabbimeاپنے رب کوrabbīMay beumarım kiامید ہےʿasāthat notolmamکہ نہallāI will beمیں ہوں گاakūnain invocationyalvarmaklaدعا کے ساتھbiduʿāi(to) my LordRabbimeاپنے رب کی (اپنے رب کو پکار کر)rabbīunblessedbahtsızنامرادshaqiyyan

48 And I will leave you and those you invoke other than Allah and will invoke my Lord. I expect that I will not be in invocation to my Lord unhappy."

48 "Sizi Allah'tan başka taptıklarınızla bırakıp çekilir, Rabbime yalvarırım. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."

48 "Ben, sizden ve Allah'tan başka taptığınız şeylerden çekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."

48 اور میں آپ لوگوں سے اور جن کو آپ خدا کے سوا پکارا کرتے ہیں ان سے کنارہ کرتا ہوں اور اپنے پروردگار ہی کو پکاروں گا۔ امید ہے کہ میں اپنے پروردگار کو پکار کر محروم نہیں رہوں گا

48 میں آپ لوگوں کو بھی چھوڑتا ہوں اور اُن ہستیوں کو بھی جنہیں آپ لوگ خدا کو چھوڑ کر پکارا کرتے ہیں میں تو اپنے رب ہی کو پکاروں گا، امید ہے کہ میں اپنے رب کو پکار کے نامراد نہ رہوں گا"

فَلَمَّا ٱعۡتَزَلَهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ‌ۖ وَكُلاًّ جَعَلۡنَا نَبِيًّا ٤٩

So whenne zaman kiتو جبfalammāhe left themonlardan ayrıldıجدا ہوا ان سےiʿ'tazalahumand whatveاور جن کیwamāthey worshippedonların taptıklarındanوہ عبادت کرتے تھےyaʿbudūnabesides Allahbaşkaکےminbesides Allahسوائےdūnibesides AllahAllah'tanاللہ کےl-lahi[and] We bestowedbiz armağan ettikعطا کیا ہم نےwahabnā[to] himonaاس کے لیےlahuIsaacİshak'ıاسحاق کوis'ḥāqaand Yaqubve Ya'kub'uاور یعقوب کوwayaʿqūbaand each (of them)ve hepsiniاور ہر ایک کوwakullanWe madeyaptıkبنایا ہم نےjaʿalnāa Prophetpeygamberنبیnabiyyan

49 So when he had left them and those they worshipped other than Allah, We gave him Isaac and Jacob, and each [of them] We made a prophet.

49 İbrahim onları Allah'tan başka taptıklarıyla başbaşa bırakıp çekilince ona İshak ve Yakub'u bahşettik ve her birini peygamber yaptık.

49 İbrahim, kavminden ve onların Allah'tan başka ibadet ettikleri şeylerden uzaklaşınca, biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık.

49 اور جب ابراہیم ان لوگوں سے اور جن کی وہ خدا کے سوا پرستش کرتے تھے اُن سے الگ ہوگئے تو ہم نے ان کو اسحاق اور (اسحاق کو) یعقوب بخشے۔ اور سب کو پیغمبر بنایا

49 پس جب وہ اُن لوگوں سے اور اُن کے معبُودانِ غیر اللہ سے جُدا ہو گیا تو ہم نے اُس کو اسحاقؑ اور یعقوبؑ جیسی اولاد دی اور ہر ایک کو نبی بنایا

وَوَهَبۡنَا لَهُم مِّن رَّحۡمَتِنَا وَجَعَلۡنَا لَهُمۡ لِسَانَ صِدۡقٍ عَلِيًّا ٥٠

And We bestowedve lutfettikاور عطا کیا ہم نےwawahabnāto themonlaraان کوlahumofrahmetimizdenسےminOur Mercyاپنی رحمت میں سےraḥmatināand We madeve verdikاور بنائی ہم نےwajaʿalnāfor themonlar içinان کے لیےlahuma truthful mentiondiliزبانlisānaa truthful mentionbir doğrulukسچیṣid'qinhighyüceبلند مرتبہʿaliyyan

50 And We gave them of Our mercy, and we made for them a reputation of high honor.

50 Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık.

50 Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik.

50 اور ان کو اپنی رحمت سے (بہت سی چیزیں) عنایت کیں۔ اور ان کا ذکر جمیل بلند کیا

50 اور ان کو اپنی رحمت سے نوازا اور ان کو سچی نام وری عطا کی۔ 1

وَٱذۡكُرۡ فِى ٱلۡكِتَـٰبِ مُوسَىٰٓ‌ۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخۡلَصًا وَكَانَ رَسُولاً نَّبِيًّا ٥١

And mentionanاور ذکر کیجئےwa-udh'kurinKitaptaمیںthe Bookکتاب (میں)l-kitābiMusaMusa'yı daموسیٰ کاmūsāIndeed, heçünkü oبیشک وہinnahuwasidiتھےkānachoseniçi temizچنے ہوئےmukh'laṣanand wasve idiاور تھےwakānaa Messengerbir peygamberایک رسولrasūlana Prophetnebiنبیnabiyyan

51 And mention in the Book, Moses. Indeed, he was chosen, and he was a messenger and a prophet.

51 Kitap'da Musa'ya dair anlattıklarımızı da an. O seçkin kılınmış bir insan, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.

51 Kur'ân'da Musa'yı da an; Şüphesiz ki o, ihlaslı bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.

51 اور کتاب میں موسیٰ کا بھی ذکر کرو۔ بےشک وہ (ہمارے) برگزیدہ اور پیغمبر مُرسل تھے

51 اور ذکر کرو اِس کتاب میں موسیٰؑ کا۔ وہ ایک چیدہ 1 شخص تھا اور رسُول نبی 2 تھا

Surah 19 / Maryam / Mary سورة مريم 309
And warn themonları uyarاور خبردار کرو ان کو wa-andhir'hum (of the) Daygününe (karşı)دن سے yawma (of) the Regrethasretحسرت کے l-ḥasrati wheno zamanجب idh has been decidedhükmedilirفیصلہ کیا جائے گا quḍiya the matterişeاس معاملے کا l-amru And theyonlarاور وہ wahum (are) iniçinde ikenمیں heedlessnessgafletغفلت میں ہوں گے ghaflatin and theyve onlarاور وہ wahum (do) notiman etmezlerkenنہ believeایمان لائیں گے yu'minūna
٣٩ Indeed, Weancak bizبیشک ہم innā [We]bizہم ہی naḥnu [We] will inheritvaris oluruzوارث ہوں گے narithu the earthdünyayaزمین کے l-arḍa and whoeverve bulunanlaraاور جو waman (is) on itonun üzerindeاس پر ہے ʿalayhā and to Usve bizeاور ہماری طرف wa-ilaynā they will be returneddöndürülürlerوہ لوٹائے جائیں گے yur'jaʿūna٤٠ And mentionan (hatırla)اور ذکر کیجئے wa-udh'kur
inKitaptaمیں the Bookکتاب (میں) l-kitābi Ibrahimİbrahim'iابراہیم کا ib'rāhīma Indeed, hegerçekten oبیشک وہ innahu wasidiتھے kāna a man of truthçok doğruبہت سچے ṣiddīqan a Prophetbir peygamberنبی nabiyyan٤١ Whenhaniجب idh he saiddemişti kiاس نے کہا qāla to his fatherbabasınaاپنے باپ سے li-abīhi O my fatherey babacığımاے اباجان yāabati
Whyniçin?کیوں lima (do) you worshiptapıyorsunآپ عبادت کرتے ہیں taʿbudu that whichşeylereجو notişitmeyenنہیں hearsسنتے yasmaʿu and notveاور نہ walā seesgörmeyenدیکھتے ہیں yub'ṣiru and notveاور نہ walā benefitsyararı olmayanکام آتے ہیں yugh'nī [to] yousanaآپ کو ʿanka (in) anythinghiçbirکچھ بھی shayan٤٢ O my fatherey babacığımاے میرے اباجان yāabati
Indeed, [I]banaبیشک میں innī verilyelbetteتحقیق qad (has) come to mebana geldiآیا ہے میرے پاس jāanī ofbir bilgiسے mina the knowledgeعلم میں l-ʿil'mi whatsana gelmeyenجو notنہیں lam came to youآیا آپ کے پاس yatika so follow mebana uyپس پیروی کیجیے میری fa-ittabiʿ'nī I will guide youseni ileteyimمیں رہنمائی کروں گا آپ کی ahdika (to) the pathbir yolaراستے کی طرف ṣirāṭan
evendüzgünسیدھے sawiyyan٤٣ O my fatherey babacığımاے میرے اباجان yāabati (Do) nottapmaنہ worshipعبادت کیجئے taʿbudi the Shaitaanşeytanaشیطان کی l-shayṭāna Indeedçünküکیونکہ inna the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭāna isRahman'aہے kāna to the Most Graciousرحمن کے لیے lilrraḥmāni
disobedientisyan etmiştirنافرمان ʿaṣiyyan٤٤ O my fatherey babacığımاے اباجان yāabati Indeed, Ielbette benبیشک میں innī [I] fearkorkuyorumڈرتا ہوں akhāfu thatdiyeکہ an will touch yousana dokunacakچھولے گا آپ کو۔ پکڑلے گا آپ کو yamassaka a punishmentbir azabایک عذاب ʿadhābun fromRahmandanسے mina the Most Graciousرحمن کی طرف (سے) l-raḥmāni
so you would beo zaman olursunتو آپ ہوجائیں گے fatakūna to the Shaitaanşeytanınشیطان کے لیے lilshayṭāni a frienddostuساتھی۔ مددگار waliyyan٤٥ He saiddedi kiکہا qāla Do you hateyüz mü çeviriyorsun?کیا پھرنے والا ہے arāghibun Do you hatesenتو anta (from)benim tanrılarımdanسے ʿan my godsمیرے الٰہوں (سے) ālihatī
O IbrahimEy İbrahimاے ابراہیم yāib'rāhīmu Surely, ifeğerالبتہ اگر la-in notvazgeçmezsenنہ lam you desistتو باز آیا tantahi surely, I will stone youandolsun seni taşlarımالبتہ میں ضرور سنگسار کردوں گا تجھ کو la-arjumannaka so leave mebenden ayrıl git'اور چھوڑ دو مجھ کو wa-uh'jur'nī (for) a prolonged timeuzun süreعرصہ دراز تک۔ لمبی مدت تک maliyyan٤٦ He saiddediبولے qāla
Peace (be)selamسلام ہو salāmun on yousanaآپ پر ʿalayka I will ask forgivenessmağfiret dileyeceğimعنقریب میں بخشش مانگوں گا sa-astaghfiru for yousenin içinآپ کے لیے laka (from) my LordRabbimdenاپنے رب سے rabbī Indeed, Heçünkü Oبیشک وہ innahu isbanaہے kāna to meمیرے ساتھ Ever Graciousçok lutufkardırبڑا مہربان ḥafiyyan٤٧
And I will leave yousizden ayrılıyorumاور میں چھوڑتا ہوں آپ کو wa-aʿtazilukum and whatveاور جن کو wamā you invokeyalvardıklarınızdanآپ پکارتے ہیں tadʿūna besidesbaşkaکے min besidesسوائے dūni AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi and I will invokeve yalnız yalvarıyorumاور میں پکارتا ہوں wa-adʿū my LordRabbimeاپنے رب کو rabbī May beumarım kiامید ہے ʿasā
that notolmamکہ نہ allā I will beمیں ہوں گا akūna in invocationyalvarmaklaدعا کے ساتھ biduʿāi (to) my LordRabbimeاپنے رب کی (اپنے رب کو پکار کر) rabbī unblessedbahtsızنامراد shaqiyyan٤٨ So whenne zaman kiتو جب falammā he left themonlardan ayrıldıجدا ہوا ان سے iʿ'tazalahum and whatveاور جن کی wamā they worshippedonların taptıklarındanوہ عبادت کرتے تھے yaʿbudūna
besides Allahbaşkaکے min besides Allahسوائے dūni besides AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi [and] We bestowedbiz armağan ettikعطا کیا ہم نے wahabnā [to] himonaاس کے لیے lahu Isaacİshak'ıاسحاق کو is'ḥāqa and Yaqubve Ya'kub'uاور یعقوب کو wayaʿqūba and each (of them)ve hepsiniاور ہر ایک کو wakullan We madeyaptıkبنایا ہم نے jaʿalnā a Prophetpeygamberنبی nabiyyan٤٩
And We bestowedve lutfettikاور عطا کیا ہم نے wawahabnā to themonlaraان کو lahum ofrahmetimizdenسے min Our Mercyاپنی رحمت میں سے raḥmatinā and We madeve verdikاور بنائی ہم نے wajaʿalnā for themonlar içinان کے لیے lahum a truthful mentiondiliزبان lisāna a truthful mentionbir doğrulukسچی ṣid'qin highyüceبلند مرتبہ ʿaliyyan٥٠
And mentionanاور ذکر کیجئے wa-udh'kur inKitaptaمیں the Bookکتاب (میں) l-kitābi MusaMusa'yı daموسیٰ کا mūsā Indeed, heçünkü oبیشک وہ innahu wasidiتھے kāna choseniçi temizچنے ہوئے mukh'laṣan and wasve idiاور تھے wakāna a Messengerbir peygamberایک رسول rasūlan a Prophetnebiنبی nabiyyan٥١
٣٠٩
‹ 307page 308 of the printed Mushaf309 ›