أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَـٰتَلُونَ بِأَنَّهُمۡ ظُلِمُواۡ‌ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ نَصۡرِهِمۡ لَقَدِيرٌ ٣٩

Permission is givenizin verildiاجازت دے دی گئیudhinato those whokendileriyleان لوگوں کوlilladhīnaare being foughtsavaşılanlaraجو جنگ کیے جاتے ہیںyuqātalūnabecause theyyüzündenکیونکہ وہbi-annahumwere wrongedonlara zulmedilmeleriظلم کیے گئےẓulimūAnd indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaAllahاللہ تعالیٰl-lahaforonlara yardım etmeğeان کیʿalātheir victoryمدد پرnaṣrihim(is) surely Ablekadirdirالبتہ قدرت رکھنے والا ہے۔ قادر ہےlaqadīrun

39 Permission [to fight] has been given to those who are being fought, because they were wronged. And indeed, Allah is competent to give them victory.

39 Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kadir'dir.

39 Kendilerine savaş açılan kimselere (kâfirlere karşı koymak için) izin verildi. Çünkü onlar zulme uğradılar. Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya kadirdir.

39 جن مسلمانوں سے (خواہ مخواہ) لڑائی کی جاتی ہے ان کو اجازت ہے (کہ وہ بھی لڑیں) کیونکہ ان پر ظلم ہو رہا ہے۔ اور خدا (ان کی مدد کرے گا وہ) یقیناً ان کی مدد پر قادر ہے

39 اجازت دے دی گئی اُن لوگوں کو جن کے خلاف جنگ کی جارہی ہے، کیونکہ وہ مظلوم ہیں ، 1 اور اللہ یقیناً ان کی مدد پر قادر ہے۔ 2

ٱلَّذِينَ أُخۡرِجُواۡ مِن دِيَـٰرِهِم بِغَيۡرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُواۡ رَبُّنَا ٱللَّهُ‌ۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٍ لَّهُدِّمَتۡ صَوٰمِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوٰتٌ وَمَسَـٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرًا‌ۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِىٌّ عَزِيزٌ ٤٠

Those whoonlarوہ لوگalladhīnahave been evictedçıkarıldılarجو نکالے گئےukh'rijūfromyurtlarındanسےmintheir homesاپنے گھروںdiyārihimwithoutetmedikleri haldeناbighayririghthakحقḥaqqinexceptsadeceمگرillāthatdiyeیہ کہanthey saiddiyorlarوہ کہتے ہیںyaqūlūOur LordRabbimizہمارا ربrabbunā(is) AllahAllah'tırاللہ ہےl-lahuAnd if noteğer olmasaydıاور اگر نہwalawlāAllah checkssavunmasıدور کرتاdafʿuAllah checksAllah'ınاللہl-lahithe peopleinsanlarınلوگوں کوl-nāsasome of thembazılarınıان میں سے بعض کوbaʿḍahumby othersdiğer bazılarıyleبعض کے ذریعےbibaʿḍinsurely (would) have been demolishedyıkılırdıالبتہ ڈھا دی جاتیںlahuddimatmonasteriesmanastırlarخانقاہیںṣawāmiʿuand churchesve kiliselerاور گرجےwabiyaʿunand synagoguesve havralarاور معبد۔ عبادت خانےwaṣalawātunand masajid ve mescidlerاور مسجدیںwamasājiduis mentionedanılanذکر کیا جاتا ہےyudh'karuin itiçlerindeان میںfīhā(the) name of Allahismiنامus'mu(the) name of AllahAllah'ınاللہ کاl-lahimuchçokcaبہت ساkathīranAnd surely Allah will helpve elbette yardım ederاور البتہ ضرور مدد کرے گاwalayanṣurannaAnd surely Allah will helpAllahاللہl-lahu(those) whokimseyeاس کی جوmanhelp Himkendine yardım edenمدد کرے گا اس کیyanṣuruhuIndeedkuşkusuzبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) surely All-Strongkuvvetlidirیقینا قوت والا ہےlaqawiyyunAll-Mightygalibdirزبردست ہےʿazīzun

40 [They are] those who have been evicted from their homes without right - only because they say, "Our Lord is Allah." And were it not that Allah checks the people, some by means of others, there would have been demolished monasteries, churches, synagogues, and mosques in which the name of Allah is much mentioned. And Allah will surely support those who support Him. Indeed, Allah is Powerful and Exalted in Might.

40 Onlar haksız yere ve "Rabbimiz Allah'tır" dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

40 Onlar "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir (her şeye galiptir).

40 یہ وہ لوگ ہیں کہ اپنے گھروں سے ناحق نکال دیئے گئے (انہوں نے کچھ قصور نہیں کیا) ہاں یہ کہتے ہیں کہ ہمارا پروردگار خدا ہے۔ اور اگر خدا لوگوں کو ایک دوسرے سے نہ ہٹاتا رہتا تو (راہبوں کے) صومعے اور (عیسائیوں کے) گرجے اور (یہودیوں کے) عبادت خانے اور (مسلمانوں کی) مسجدیں جن میں خدا کا بہت سا ذکر کیا جاتا ہے ویران ہوچکی ہوتیں۔ اور جو شخص خدا کی مدد کرتا ہے خدا اس کی ضرور مدد کرتا ہے۔ بےشک خدا توانا اور غالب ہے

40 یہ وہ لوگ ہیں جو اپنے گھروں سے ناحق نکال دیے گئے 1 صرف اِس قصُور  پر کہ وہ کہتے تھے”ہمارا ربّ اللہ ہے۔“ 2 اگر اللہ  لوگوں کو ایک دوسرے کے ذریعے دفع نہ کرتا رہے تو خانقاہیں اور گرجا اور معبد 3 اور مسجدیں، جن میں اللہ کا کثرت سے نام لیا جاتا ہے ، سب مِسمار کر ڈالی جائیں۔ 4 اللہ ضرور اُن لوگوں کی مدد کرے گا جو اس کی مدد کریں گے۔ 5 اللہ بڑا طاقتور اور زبر دست ہے

ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّـٰهُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ أَقَامُواۡ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاۡ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُواۡ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَنَهَوۡاۡ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ‌ۗ وَلِلَّهِ عَـٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ ٤١

Those whoeğerوہ لوگalladhīnaifاگرinWe establish themonları iktidara getirirsekقدرت دیں ہم ان کوmakkannāhuminyer yüzündeمیںthe landزمینl-arḍithey establishkılarlarوہ قائم کرتے ہیںaqāmūthe prayernamazıنماز کوl-ṣalataand they giveve verirlerاور دیتے ہیںwaātawūzakahzekatıزکوۃ کوl-zakataand they enjoinve emrederlerاور حکم دیتے ہیںwa-amarūthe rightiyiliğiنیکی کاbil-maʿrūfiand forbidve vazgeçirmeğe çalışırlarاور روکتے ہیںwanahawfromkötülüktenسےʿanithe wrongبرائیl-munkariAnd for Allahve Allah'a aittirاور اللہ ہی کے لیے ہےwalillahi(is the) endsonuانجامʿāqibatu(of) the mattersbütün işlerinسب کاموں کاl-umūri

41 [And they are] those who, if We give them authority in the land, establish prayer and give zakah and enjoin what is right and forbid what is wrong. And to Allah belongs the outcome of [all] matters.

41 Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namaz kılarlar, zekat verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonucu Allah'a aittir.

41 Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün işlerin sonu sırf Allah'a âittir.

41 یہ وہ لوگ ہیں کہ اگر ہم ان کو ملک میں دسترس دیں تو نماز پڑھیں اور زکوٰة ادا کریں اور نیک کام کرنے کا حکم دیں اور برے کاموں سے منع کریں اور سب کاموں کا انجام خدا ہی کے اختیار میں ہے

41 یہ وہ لوگ ہیں جنہیں اگر ہم زمین میں اقتدار بخشیں تو وہ نماز قائم کریں گے، زکوٰة دیں گے، معرُوف کا حکم دیں گے اور مُنکَر سے منع کریں گے۔ 1 اور تمام معاملات کا انجامِ کار اللہ کے ہاتھ میں ہے۔ 2

وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُ ٤٢

And ifve eğerاور اگر وہwa-inthey deny youseni yalanlıyorlarsaجھٹلائیں آپ کو۔ جھٹلاتے ہیں آپ کوyukadhibūkaso verilygerçektenتو تحقیقfaqaddeniedyalanlamıştıجھٹلایاkadhabatbefore thembunlardan önceان سے پہلےqablahum(the) peoplekavmi deقومqawmu(of) NuhNuhنوح نےnūḥinand Aadve 'Adاور عاد نےwaʿādunand Thamudve Semudاور ثمود نےwathamūdu

42 And if they deny you, [O Muhammad] - so, before them, did the people of Noah and 'Aad and Thamud deny [their prophets],

42 Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

42 (Ey Muhammed!) Eğer seni (müşrikler) yalanlıyorlarsa bil ki onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd (kavimleri de kendi peygamberlerini) yalancı saydılar.

42 اور اگر یہ لوگ تم کو جھٹلاتے ہیں ان سے پہلے نوح کی قوم اور عاد وثمود بھی (اپنے پیغمبروں کو) جھٹلا چکے ہیں

42 اے نبیؐ ، اگر وہ تمہیں جھُٹلاتے ہیں 1 تو اُن سے پہلے قومِ نوحؐ اور عاد اور ثمود

وَقَوۡمُ إِبۡرٰهِيمَ وَقَوۡمُ لُوطٍ ٤٣

And (the) peopleve kavmiاور قومwaqawmu(of) Ibrahimİbrahimابراہیم نےib'rāhīmaand (the) peopleve kavmiاور قومwaqawmu(of) LutLutلوط نےlūṭin

43 And the people of Abraham and the people of Lot

43 Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

43 İbrahim'in kavmi de, Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalancı saydılar.

43 اور قوم ابراہیم اور قوم لوط بھی

43 اور قوم ابراہیمؑ اور قوم لوطؑ

وَأَصۡحَـٰبُ مَدۡيَنَ‌ۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰ فَأَمۡلَيۡتُ لِلۡكَـٰفِرِينَ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡ‌ۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ ٤٤

And the inhabitantsve halkıاور والوں نےwa-aṣḥābu(of) MadyanMedyenمدینmadyanaAnd Musa was deniedve yalanlanmıştıاور جھٹلائے گئےwakudhibaAnd Musa was deniedMusaموسیٰmūsāso I granted respiteben de bir süre vermiştimتو میں نے ڈھیل دیfa-amlaytuto the disbelieverskafirlereکافروں کوlil'kāfirīnathensonraپھرthummaI seized themonları yakalamıştımمیں نے پکڑ لیا ان کوakhadhtuhumand hownasılتو کس طرحfakayfawasolduہواkānaMy punishmentbenim inkarımمیرا عذاب۔ میری سزاnakīri

44 And the inhabitants of Madyan. And Moses was denied, so I prolonged enjoyment for the disbelievers; then I seized them, and how [terrible] was My reproach.

44 Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

44 (Şuayb'ın kavmi olan) Medyen halkı da (Şûayb'ı) yalanladı. Musa da (Firavun tarafından) yalanlandı. Ben de o kâfirlere bir süre verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. Beni tanımamak nasılmış görsünler.

44 اور مدین کے رہنے والے بھی۔ اور موسیٰ بھی تو جھٹلائے جاچکے ہیں لیکن میں کافروں کو مہلت دیتا رہا پھر ان کو پکڑ لیا۔ تو (دیکھ لو) کہ میرا عذاب کیسا (سخت) تھا

44 اور اہلِ مَدیَن بھی جھُٹلا چکے ہیں اور موسیٰؑ بھی جھٹلائے جا چکے ہیں۔ ان سب منکرینِ حق کو میں نے پہلے مہلت دی، پھر پکڑ لیا۔ 1 اب دیکھ لو کہ میری عقوبت کیسی تھی۔ 2

فَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ فَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئۡرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصۡرٍ مَّشِيدٍ ٤٥

And how manyniceleri vardırتو کتنی ہیfaka-ayyinofkentlerdenمیں سےmina townshipبستیوںqaryatinWe have destroyed ithelak ettiğimizہلاک کیا ہم نے ان کوahlaknāhāwhile itoاور وہwahiyawas doing wrongzulmederkenظالم تھیںẓālimatunso itve oتو وہfahiyafellçökmüştürگری پڑی ہیںkhāwiyatunonüstüneپرʿalāits roofstavanlarıاپنی چھتوں (پر)ʿurūshihāand wellve kuyuاور (کتنے) کنوئیں ہیںwabi'rinabandonedkullanılmaz olmuşturبےکار۔ مسلسل۔ ناکارہmuʿaṭṭalatinand castleve saraylarاور کتنے محل ہیںwaqaṣrinloftysağlamپختہ۔ بلند کیے ہوئےmashīdin

45 And how many a city did We destroy while it was committing wrong - so it is [now] fallen into ruin - and [how many] an abandoned well and [how many] a lofty palace.

45 Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.

45 Nice memleketler vardı ki, zulüm yaparlarken biz onları yok ettik. Artık damları çökmüş, duvarları üzerine yıkılmıştır. (Geride) Nice terkedilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar (bırakılmıştır.)

45 اور بہت سی بستیاں ہیں کہ ہم نے ان کو تباہ کر ڈالا کہ وہ نافرمان تھیں۔ سو وہ اپنی چھتوں پر گری پڑی ہیں۔ اور (بہت سے) کنوئیں بےکار اور (بہت سے) محل ویران پڑے ہیں

45 کتنی ہی خطا کار بستیاں ہیں جن کو ہم نے تباہ کیا ہے اور آج وہ اپنی چھتوں پر اُلٹی پڑی ہیں، کتنے ہی کنوئیں 1 بےکار اور کتنے ہی قصر کھنڈر بنے ہوئے ہیں

أَفَلَمۡ يَسِيرُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوبٌ يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَانٌ يَسۡمَعُونَ بِهَا‌ۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَـٰرُ وَلَـٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِى فِى ٱلصُّدُورِ ٤٦

So have nothiçکیا بھلا نہیںafalamthey traveledgezmediler mi?وہ چلے پھرےyasīrūinyer yüzündeمیںthe landزمینl-arḍiand isolsunتو ہوتےfatakūnafor themonlarınان کے لیےlahumheartskalbleriدلqulūbun(to) reasondüşünecekleriسمجھتے۔ عقل سے کام لیتےyaʿqilūnawith itonunlaساتھ ان کےbihāorveyahutیاawearskulaklarıکان (ہوتے)ādhānun(to) hearişitecekleriوہ سنتےyasmaʿūnawith itonunlaساتھ ان کےbihāFor indeed, [it]ziraتو بیشک وہ (بات یہ ہے)fa-innahānotkör olmazنہیں(are) blindedاندھی ہوئیںtaʿmāthe eyesgözlerآنکھیںl-abṣārubutfakatلیکنwalākin(are) blindedkör olurاندھے ہوجاتے ہیںtaʿmāthe heartskalblerدلl-qulūbuwhichiçindekiوہ جوallatī(are) inمیں ہیںthe breastsgöğüslerسینوںl-ṣudūri

46 So have they not traveled through the earth and have hearts by which to reason and ears by which to hear? For indeed, it is not eyes that are blinded, but blinded are the hearts which are within the breasts.

46 Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, orada olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Ama yalnız gözler kör olmaz, fakat göğüslerde olan kalbler de körleşir.

46 Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.

46 کیا ان لوگوں نے ملک میں سیر نہیں کی تاکہ ان کے دل (ایسے) ہوتے کہ ان سے سمجھ سکتے۔ اور کان (ایسے) ہوتے کہ ان سے سن سکتے۔ بات یہ ہے کہ آنکھیں اندھی نہیں ہوتیں بلکہ دل جو سینوں میں ہیں (وہ) اندھے ہوتے ہیں

46 کیا یہ لوگ زمین میں چلے پھرے نہیں ہیں کہ اِن کے دل سمجھنے والے اور اِن کے کان سُننے والے ہوتے؟ حقیقت یہ ہے کہ آنکھیں اندھی نہیں ہوتیں مگر وہ دل اندھے ہو جاتے ہیں جو سینوں میں ہیں۔ 1

Surah 22 / Al-Hajj / The Pilgrimage سورة الحج 338
Permission is givenizin verildiاجازت دے دی گئی udhina to those whokendileriyleان لوگوں کو lilladhīna are being foughtsavaşılanlaraجو جنگ کیے جاتے ہیں yuqātalūna because theyyüzündenکیونکہ وہ bi-annahum were wrongedonlara zulmedilmeleriظلم کیے گئے ẓulimū And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha foronlara yardım etmeğeان کی ʿalā their victoryمدد پر naṣrihim
(is) surely Ablekadirdirالبتہ قدرت رکھنے والا ہے۔ قادر ہے laqadīrun٣٩ Those whoonlarوہ لوگ alladhīna have been evictedçıkarıldılarجو نکالے گئے ukh'rijū fromyurtlarındanسے min their homesاپنے گھروں diyārihim withoutetmedikleri haldeنا bighayri righthakحق ḥaqqin exceptsadeceمگر illā thatdiyeیہ کہ an
they saiddiyorlarوہ کہتے ہیں yaqūlū Our LordRabbimizہمارا رب rabbunā (is) AllahAllah'tırاللہ ہے l-lahu And if noteğer olmasaydıاور اگر نہ walawlā Allah checkssavunmasıدور کرتا dafʿu Allah checksAllah'ınاللہ l-lahi the peopleinsanlarınلوگوں کو l-nāsa some of thembazılarınıان میں سے بعض کو baʿḍahum by othersdiğer bazılarıyleبعض کے ذریعے bibaʿḍin surely (would) have been demolishedyıkılırdıالبتہ ڈھا دی جاتیں lahuddimat
monasteriesmanastırlarخانقاہیں ṣawāmiʿu and churchesve kiliselerاور گرجے wabiyaʿun and synagoguesve havralarاور معبد۔ عبادت خانے waṣalawātun and masajid ve mescidlerاور مسجدیں wamasājidu is mentionedanılanذکر کیا جاتا ہے yudh'karu in itiçlerindeان میں fīhā (the) name of Allahismiنام us'mu (the) name of AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi
muchçokcaبہت سا kathīran And surely Allah will helpve elbette yardım ederاور البتہ ضرور مدد کرے گا walayanṣuranna And surely Allah will helpAllahاللہ l-lahu (those) whokimseyeاس کی جو man help Himkendine yardım edenمدد کرے گا اس کی yanṣuruhu Indeedkuşkusuzبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) surely All-Strongkuvvetlidirیقینا قوت والا ہے laqawiyyun
All-Mightygalibdirزبردست ہے ʿazīzun٤٠ Those whoeğerوہ لوگ alladhīna ifاگر in We establish themonları iktidara getirirsekقدرت دیں ہم ان کو makkannāhum inyer yüzündeمیں the landزمین l-arḍi they establishkılarlarوہ قائم کرتے ہیں aqāmū the prayernamazıنماز کو l-ṣalata
and they giveve verirlerاور دیتے ہیں waātawū zakahzekatıزکوۃ کو l-zakata and they enjoinve emrederlerاور حکم دیتے ہیں wa-amarū the rightiyiliğiنیکی کا bil-maʿrūfi and forbidve vazgeçirmeğe çalışırlarاور روکتے ہیں wanahaw fromkötülüktenسے ʿani the wrongبرائی l-munkari
And for Allahve Allah'a aittirاور اللہ ہی کے لیے ہے walillahi (is the) endsonuانجام ʿāqibatu (of) the mattersbütün işlerinسب کاموں کا l-umūri٤١ And ifve eğerاور اگر وہ wa-in they deny youseni yalanlıyorlarsaجھٹلائیں آپ کو۔ جھٹلاتے ہیں آپ کو yukadhibūka so verilygerçektenتو تحقیق faqad deniedyalanlamıştıجھٹلایا kadhabat
before thembunlardan önceان سے پہلے qablahum (the) peoplekavmi deقوم qawmu (of) NuhNuhنوح نے nūḥin and Aadve 'Adاور عاد نے waʿādun and Thamudve Semudاور ثمود نے wathamūdu٤٢ And (the) peopleve kavmiاور قوم waqawmu (of) Ibrahimİbrahimابراہیم نے ib'rāhīma and (the) peopleve kavmiاور قوم waqawmu (of) LutLutلوط نے lūṭin٤٣
And the inhabitantsve halkıاور والوں نے wa-aṣḥābu (of) MadyanMedyenمدین madyana And Musa was deniedve yalanlanmıştıاور جھٹلائے گئے wakudhiba And Musa was deniedMusaموسیٰ mūsā so I granted respiteben de bir süre vermiştimتو میں نے ڈھیل دی fa-amlaytu to the disbelieverskafirlereکافروں کو lil'kāfirīna thensonraپھر thumma
I seized themonları yakalamıştımمیں نے پکڑ لیا ان کو akhadhtuhum and hownasılتو کس طرح fakayfa wasolduہوا kāna My punishmentbenim inkarımمیرا عذاب۔ میری سزا nakīri٤٤ And how manyniceleri vardırتو کتنی ہی faka-ayyin ofkentlerdenمیں سے min a townshipبستیوں qaryatin
We have destroyed ithelak ettiğimizہلاک کیا ہم نے ان کو ahlaknāhā while itoاور وہ wahiya was doing wrongzulmederkenظالم تھیں ẓālimatun so itve oتو وہ fahiya fellçökmüştürگری پڑی ہیں khāwiyatun onüstüneپر ʿalā its roofstavanlarıاپنی چھتوں (پر) ʿurūshihā
and wellve kuyuاور (کتنے) کنوئیں ہیں wabi'rin abandonedkullanılmaz olmuşturبےکار۔ مسلسل۔ ناکارہ muʿaṭṭalatin and castleve saraylarاور کتنے محل ہیں waqaṣrin loftysağlamپختہ۔ بلند کیے ہوئے mashīdin٤٥ So have nothiçکیا بھلا نہیں afalam they traveledgezmediler mi?وہ چلے پھرے yasīrū inyer yüzündeمیں the landزمین l-arḍi
and isolsunتو ہوتے fatakūna for themonlarınان کے لیے lahum heartskalbleriدل qulūbun (to) reasondüşünecekleriسمجھتے۔ عقل سے کام لیتے yaʿqilūna with itonunlaساتھ ان کے bihā orveyahutیا aw earskulaklarıکان (ہوتے) ādhānun (to) hearişitecekleriوہ سنتے yasmaʿūna with itonunlaساتھ ان کے bihā For indeed, [it]ziraتو بیشک وہ (بات یہ ہے) fa-innahā
notkör olmazنہیں (are) blindedاندھی ہوئیں taʿmā the eyesgözlerآنکھیں l-abṣāru butfakatلیکن walākin (are) blindedkör olurاندھے ہوجاتے ہیں taʿmā the heartskalblerدل l-qulūbu whichiçindekiوہ جو allatī (are) inمیں ہیں the breastsgöğüslerسینوں l-ṣudūri٤٦
٣٣٨
‹ 336page 337 of the printed Mushaf338 ›