أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَـٰتِى تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ ١٠٥

Were notdeğil mi?کیا نہalamWere notتھیںtakunMy Versesayetlerimمیری آیاتāyātīrecitedokunurduپڑھی جاتیںtut'lāto yousizeتم پرʿalaykumand you used (to)oysa sizتو تھے تمfakuntumdeny themonlarıساتھ ان کے ۔ ان کوbihādeny themyalanlardınızتم جھٹلاتےtukadhibūna

105 [It will be said]. "Were not My verses recited to you and you used to deny them?"

105 Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.

105 (Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der.

105 کیا تم کو میری آیتیں پڑھ کر نہیں سنائی جاتیں تھیں (نہیں) تم ان کو سنتے تھے (اور) جھٹلاتے تھے

105 "کیا تم وہی لوگ نہیں ہو کہ میری آیات تمہیں سنائی جاتی تھیں تو تم انہیں جھٹلاتے تھے؟"

قَالُواۡ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمًا ضَآلِّينَ ١٠٦

They (will) saydedilerوہ کہیں گےqālūOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāOvercameyendiغالب آگئیghalabat[on] usbiziہم پرʿalaynāour wretchednessbahtsızlığımızہماری بدبختیshiq'watunāand we wereve biz oldukاور تھے ہمwakunnāa peoplebir toplulukلوگqawmanastraysapıkگمراہḍāllīna

106 They will say, "Our Lord, our wretchedness overcame us, and we were a people astray.

106 Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."

106 Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

106 اے ہمارے پروردگار! ہم پر ہماری کم بختی غالب ہوگئی اور ہم رستے سے بھٹک گئے

106 وہ کہیں گے "اے ہمارے رب، ہماری بد بختی ہم پر چھا گئی تھی واقعی ہم گمراہ لوگ تھے

رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَـٰلِمُونَ ١٠٧

Our LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāBring us outbizi çıkarنکال دے ہم کوakhrij'nāfrom itbundanاس سےmin'hāthen ifeğerپھر اگرfa-inwe returnbir daha dönersekہم لوٹیںʿud'nāthen indeed, weartık biz gerçektenتو بیشک ہمfa-innā(would be) wrongdoerszalimlerizظالم ہوں گےẓālimūna

107 Our Lord, remove us from it, and if we were to return [to evil], we would indeed be wrongdoers."

107 "Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz."

107 Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

107 اے پروردگار! ہم کو اس میں سے نکال دے، اگر ہم پھر (ایسے کام) کریں تو ظالم ہوں گے

107 اے پروردگار، اب ہمیں یہاں سے نکال دے پھر ہم ایسا قصور کریں تو ظالم ہوں گے"

قَالَ ٱخۡسَــُٔواۡ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ ١٠٨

He (will) saybuyurdu kiفرمایاqālaRemain despisedsininدور رہوikh'saūin itoradaاسی میںfīhāand (do) notveاور نہwalāspeak to Mebana bir şey söylemeyinتم کلام کرو مجھ سےtukallimūni

108 He will say, "Remain despised therein and do not speak to Me.

108 Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

108 (Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık.

108 (خدا) فرمائے گا کہ اسی میں ذلت کے ساتھ پڑے رہو اور مجھ سے بات نہ کرو

108 اللہ تعالیٰ جواب دے گا”دُور ہو میرے سامنے سے، پڑے رہو اِسی میں اور مجھ سے بات نہ کرو۔ 1

إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٌ مِّنۡ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرّٰحِمِينَ ١٠٩

Indeedgerçek şu kiبیشک وہinnahu(there) wasidiتھاkānaa partybir zümreایک گروہfarīqunofkullarımdanسےminMy slavesمیرے بندوں میں سےʿibādī(who) saiddiyorlarجو کہتے تھےyaqūlūnaOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāWe believeinandıkہم ایمان لائےāmannāso forgivebağışlaپس بخش دےfa-igh'firusbiziہم کوlanāand have mercy on usve bize acıاور رحم فرما ہم پرwa-ir'ḥamnāand Youve senتوwa-anta(are) besten hayırlısısınبہترینkhayru(of) those who show mercyacıyanlarınرحم کرنے والا ہےl-rāḥimīna

109 Indeed, there was a party of My servants who said, 'Our Lord, we have believed, so forgive us and have mercy upon us, and You are the best of the merciful.'

109 Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

109 Çünkü kullarımdan bir zümre "Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı.

109 میرے بندوں میں ایک گروہ تھا جو دعا کیا کرتا تھا کہ اے ہمارے پروردگار ہم ایمان لائے تو تُو ہم کو بخش دے اور ہم پر رحم کر اور تو سب سے بہتر رحم کرنے والا ہے

109 تم وہی لوگ تو ہو کہ میرے کچھ بندے جب کہتے تھے کہ اے ہمارے پروردگار، ہم ایمان لائے، ہمیں معاف کر دے، ہم پر رحم کر، تُو سب رحیموں سے اچھا رحیم ہے

فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِى وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ ١١٠

But you took themsiz onları aldınızتو تم نے بنا لیا ان کوfa-ittakhadhtumūhum(in) mockeryalayaمذاقsikh'riyyanuntilnihayetیہاں تک کہḥattāthey made you forgetsize unutturdularانہوں نے بھلا دیا تم کوansawkumMy remembrancebeni anmayıمیرا ذکرdhik'rīand you used (to)ve sizاور تھے تمwakuntumat themonlaraان سےmin'humlaughdaima gülüyordunuzہنسا کرتےtaḍḥakūna

110 But you took them in mockery to the point that they made you forget My remembrance, and you used to laugh at them.

110 Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

110 İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz.

110 تو تم ان سے تمسخر کرتے رہے یہاں تک کہ ان کے پیچھے میری یاد بھی بھول گئے اور تم (ہمیشہ) ان سے ہنسی کیا کرتے تھے

110 تو تم نے ان کا مذاق بنا لیا یہاں تک کہ اُن کی ضد نے تمہیں یہ بھی بھُلا دیا کہ میں بھی کوئی ہوں، اور تم ان پر ہنستے رہے

إِنِّى جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاۡ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ١١١

Indeed, Işüphesiz benبیشکinnīhave rewarded themonlara verdimمیں نے جزا دی ان کوjazaytuhumuthis Daybugünآجl-yawmabecausekarşılığınıبوجہ اس کے جوbimāthey were patientsabretmelerininانہوں نے صبر کیاṣabarūindeed, theyişte onlardırبیشک وہannahum[they]onlarوہیhumu(are) the successful oneskurtulup murada erenlerکامیاب ہونے والے ہیںl-fāizūna

111 Indeed, I have rewarded them this Day for their patient endurance - that they are the attainers [of success]."

111 Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.

111 Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.

111 آج میں نے اُن کو اُن کے صبر کا بدلہ دیا، کہ وہ کامیاب ہوگئے

111 آج اُن کے اُس صبر کا میں نے یہ پھل دیا ہے کہ وہی کامیاب ہیں۔“ 1

قَـٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ ١١٢

He will sayve buyurduکہاqālaHow longne kadar?کتناkamdid you remainkaldınızرہے تمlabith'tuminyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍi(in) numbersayısıncaتعدادʿadada(of) yearsyıllarسالوں کیsinīna

112 [Allah] will say, "How long did you remain on earth in number of years?"

112 Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der.

112 (Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar.

112 (خدا) پوچھے گا کہ تم زمین میں کتنے برس رہے؟

112 پھر اللہ تعالی ان سے پوچھے گا "بتاؤ، زمین میں تم کتنے سال رہے؟"

قَالُواۡ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٍ فَسۡــَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ ١١٣

They will saydedilerانہوں نے کہاqālūWe remainedkaldıkہم ٹھہرے رہےlabith'nāa daybir günایک دنyawmanoryahutیاawa partbir kısmı kadarکچھ حصہbaʿḍa(of) a daygününدن کاyawminbut asksorپس پوچھ لیجیےfasalithose who keep countsayanlaraگننے والوں سےl-ʿādīna

113 They will say, "We remained a day or part of a day; ask those who enumerate."

113 "Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler.

113 "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler.

113 وہ کہیں گے کہ ہم ایک روز یا ایک روز سے بھی کم رہے تھے، شمار کرنے والوں سے پوچھ لیجیئے

113 وہ کہیں گے”ایک دن یا دن کا بھی کچھ حصہ ہم وہاں ٹھہرے ہیں، 1 شُمار کرنے والوں سے پوچھ لیجیے۔“

قَـٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلاً‌ۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١١٤

He will saybuyurdu kiکہاqālaNotkalmadınızنہیںinyou stayedٹھہرے تمlabith'tumbutbaşkaمگرillāa littleaz bir (zamandan)بہت تھوڑاqalīlanifkeşkeکاشlawonly yousizبیشک تمannakum[you]bilseydinizہوتے تمkuntumknewbizim-mi sandınız?تم جانتےtaʿlamūna

114 He will say, "You stayed not but a little - if only you had known.

114 Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.

114 (Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!

114 (خدا) فرمائے گا کہ (وہاں) تم (بہت ہی) کم رہے۔ کاش تم جانتے ہوتے

114 اِرشاد ہو گا”تھوڑی ہی دیر ٹھہرے ہونا۔ کاش تم نے یہ اُس وقت جانا ہوتا۔ 1

أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَـٰكُمۡ عَبَثًا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ ١١٥

Then did you thinkbizimکیا بھلا سمجھا تھا تم نےafaḥasib'tumthatsizi yarattığımızıبیشکannamāWe created youپیدا کیا ہم نے تم کوkhalaqnākumuselesslyboş yereبیکارʿabathanand that youve sizinاور بیشک تمwa-annakumto Usbizeہماری طرفilaynānotaslaنہwill be returneddöndürülmeyeceğiniziتم لوٹائے جاؤ گےtur'jaʿūna

115 Then did you think that We created you uselessly and that to Us you would not be returned?"

115 Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.

115 Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?

115 کیا تم یہ خیال کرتے ہو کہ ہم نے تم کو بےفائدہ پیدا کیا ہے اور یہ تم ہماری طرف لوٹ کر نہیں آؤ گے؟

115 کیا تم نے یہ سمجھ رکھا تھا کہ ہم نے تمہیں فضُول ہی پیدا کیا ہے 1 اور تمہیں ہماری طرف کبھی پلٹنا ہی نہیں ہے؟“

فَتَعَـٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ ١١٦

So exalted ispek yücedirتو بہت بلند ہےfataʿālāAllahاللہl-lahuthe Kingmutlak hakimبادشاہl-malikuthe Truthhakسچا۔ حقl-ḥaqu(There is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہilāhaexceptbaşkaمگرillāHimO'ndanوہیhuwa(the) Lordrabbidirرب ہےrabbu(of) the ThroneArş'ınعرشl-ʿarshiHonorableKerimکریم کاl-karīmi

116 So exalted is Allah, the Sovereign, the Truth; there is no deity except Him, Lord of the Noble Throne.

116 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.

116 Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir.

116 تو خدا جو سچا بادشاہ ہے (اس کی شان) اس سے اونچی ہے، اس کے سوا کوئی معبود نہیں، وہی عرش بزرگ کا مالک ہے

116 پس بالا و برتر ہے 1 اللہ، پادشاہِ حقیقی، کوئی خدا اُس کے سوا نہیں، مالک ہے عرشِ بزرگ کا۔

وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَـٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓ‌ۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ١١٧

And whoeverve kimاور جو کوئیwamaninvokestaparsaپکارےyadʿuwithile beraberساتھmaʿaAllahاللہ کےl-lahigodbir tanrıyaکوئی الہilāhanotherbaşkaدوسراākharanobulunmayanنہیںproofhiçbir delilکوئی دلیلbur'hānafor himhakkındaاس کے لیےlahuin itonunاس کیbihiThen onlyşüphesizتو بیشکfa-innamāhis accountonun hesabıحساب اس کاḥisābuhu(is) withyanındadırپاس ہےʿindahis LordRabbininاس کے رب کےrabbihiIndeed, [he]çünkü (o)بیشک وہinnahunotaslaنہیںwill succeediflah olmazlarفلاح پائیں گےyuf'liḥuthe disbelieverskafirlerکافرl-kāfirūna

117 And whoever invokes besides Allah another deity for which he has no proof - then his account is only with his Lord. Indeed, the disbelievers will not succeed.

117 Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.

117 Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsaki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler.

117 اور جو شخص خدا کے ساتھ اور معبود کو پکارتا ہے جس کی اس کے پاس کچھ بھی سند نہیں تو اس کا حساب خدا ہی کے ہاں ہوگا۔ کچھ شک نہیں کہ کافر رستگاری نہیں پائیں گے

117 اور جو کوئی اللہ کے ساتھ کسی اور معبُود کو پکارے، جس کے لیے اُس کے پاس کوئی دلیل نہیں 1 تو اُس کا حساب اُس کے ربّ کے پاس ہے۔ 2 ایسے کافر کبھی فلاح نہیں پا سکتے۔ 3

وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرّٰحِمِينَ ١١٨

And sayve de kiاور کہہ دیجیےwaqulMy LordRabbimاے میرے ربrabbiForgivebağışlaبخش دےigh'firand have mercyve acıاور رحم فرماwa-ir'ḥamand Youve senاور توwa-anta(are the) Besten hayırlısısınاچھا ہےسب سےkhayru(of) those who show mercyacıyanlarınرحم کرنے والوں میںl-rāḥimīna

118 And, [O Muhammad], say, "My Lord, forgive and have mercy, and You are the best of the merciful."

118 De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."

118 Resulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin."

118 اور خدا سے دعا کرو کہ میرے پروردگار مجھے بخش دے اور (مجھ پر) رحم کر اور تو سب سے بہتر رحم کرنے والا ہے

118 اے محمدؐکہو”میرے ربّ درگزر فرما، اور رحم کر ، اور تُو سب رحیموں سے اچھا رحیم ہے۔“ 1

Surah 23 / Al-Mu'minun / The Believers سورة المؤمنون 350
Were notdeğil mi?کیا نہ alam Were notتھیں takun My Versesayetlerimمیری آیات āyātī recitedokunurduپڑھی جاتیں tut'lā to yousizeتم پر ʿalaykum and you used (to)oysa sizتو تھے تم fakuntum deny themonlarıساتھ ان کے ۔ ان کو bihā deny themyalanlardınızتم جھٹلاتے tukadhibūna١٠٥ They (will) saydedilerوہ کہیں گے qālū
Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā Overcameyendiغالب آگئی ghalabat [on] usbiziہم پر ʿalaynā our wretchednessbahtsızlığımızہماری بدبختی shiq'watunā and we wereve biz oldukاور تھے ہم wakunnā a peoplebir toplulukلوگ qawman astraysapıkگمراہ ḍāllīna١٠٦ Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā
Bring us outbizi çıkarنکال دے ہم کو akhrij'nā from itbundanاس سے min'hā then ifeğerپھر اگر fa-in we returnbir daha dönersekہم لوٹیں ʿud'nā then indeed, weartık biz gerçektenتو بیشک ہم fa-innā (would be) wrongdoerszalimlerizظالم ہوں گے ẓālimūna١٠٧ He (will) saybuyurdu kiفرمایا qāla Remain despisedsininدور رہو ikh'saū in itoradaاسی میں fīhā
and (do) notveاور نہ walā speak to Mebana bir şey söylemeyinتم کلام کرو مجھ سے tukallimūni١٠٨ Indeedgerçek şu kiبیشک وہ innahu (there) wasidiتھا kāna a partybir zümreایک گروہ farīqun ofkullarımdanسے min My slavesمیرے بندوں میں سے ʿibādī (who) saiddiyorlarجو کہتے تھے yaqūlūna Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā
We believeinandıkہم ایمان لائے āmannā so forgivebağışlaپس بخش دے fa-igh'fir usbiziہم کو lanā and have mercy on usve bize acıاور رحم فرما ہم پر wa-ir'ḥamnā and Youve senتو wa-anta (are) besten hayırlısısınبہترین khayru (of) those who show mercyacıyanlarınرحم کرنے والا ہے l-rāḥimīna١٠٩ But you took themsiz onları aldınızتو تم نے بنا لیا ان کو fa-ittakhadhtumūhum
(in) mockeryalayaمذاق sikh'riyyan untilnihayetیہاں تک کہ ḥattā they made you forgetsize unutturdularانہوں نے بھلا دیا تم کو ansawkum My remembrancebeni anmayıمیرا ذکر dhik'rī and you used (to)ve sizاور تھے تم wakuntum at themonlaraان سے min'hum laughdaima gülüyordunuzہنسا کرتے taḍḥakūna١١٠
Indeed, Işüphesiz benبیشک innī have rewarded themonlara verdimمیں نے جزا دی ان کو jazaytuhumu this Daybugünآج l-yawma becausekarşılığınıبوجہ اس کے جو bimā they were patientsabretmelerininانہوں نے صبر کیا ṣabarū indeed, theyişte onlardırبیشک وہ annahum [they]onlarوہی humu (are) the successful oneskurtulup murada erenlerکامیاب ہونے والے ہیں l-fāizūna١١١ He will sayve buyurduکہا qāla
How longne kadar?کتنا kam did you remainkaldınızرہے تم labith'tum inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi (in) numbersayısıncaتعداد ʿadada (of) yearsyıllarسالوں کی sinīna١١٢ They will saydedilerانہوں نے کہا qālū We remainedkaldıkہم ٹھہرے رہے labith'nā a daybir günایک دن yawman oryahutیا aw a partbir kısmı kadarکچھ حصہ baʿḍa
(of) a daygününدن کا yawmin but asksorپس پوچھ لیجیے fasali those who keep countsayanlaraگننے والوں سے l-ʿādīna١١٣ He will saybuyurdu kiکہا qāla Notkalmadınızنہیں in you stayedٹھہرے تم labith'tum butbaşkaمگر illā a littleaz bir (zamandan)بہت تھوڑا qalīlan ifkeşkeکاش law only yousizبیشک تم annakum
[you]bilseydinizہوتے تم kuntum knewbizim-mi sandınız?تم جانتے taʿlamūna١١٤ Then did you thinkbizimکیا بھلا سمجھا تھا تم نے afaḥasib'tum thatsizi yarattığımızıبیشک annamā We created youپیدا کیا ہم نے تم کو khalaqnākum uselesslyboş yereبیکار ʿabathan and that youve sizinاور بیشک تم wa-annakum
to Usbizeہماری طرف ilaynā notaslaنہ will be returneddöndürülmeyeceğiniziتم لوٹائے جاؤ گے tur'jaʿūna١١٥ So exalted ispek yücedirتو بہت بلند ہے fataʿālā Allahاللہ l-lahu the Kingmutlak hakimبادشاہ l-maliku the Truthhakسچا۔ حق l-ḥaqu (There is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ ilāha exceptbaşkaمگر illā
HimO'ndanوہی huwa (the) Lordrabbidirرب ہے rabbu (of) the ThroneArş'ınعرش l-ʿarshi HonorableKerimکریم کا l-karīmi١١٦ And whoeverve kimاور جو کوئی waman invokestaparsaپکارے yadʿu withile beraberساتھ maʿa Allahاللہ کے l-lahi godbir tanrıyaکوئی الہ ilāhan
otherbaşkaدوسرا ākhara nobulunmayanنہیں proofhiçbir delilکوئی دلیل bur'hāna for himhakkındaاس کے لیے lahu in itonunاس کی bihi Then onlyşüphesizتو بیشک fa-innamā his accountonun hesabıحساب اس کا ḥisābuhu (is) withyanındadırپاس ہے ʿinda his LordRabbininاس کے رب کے rabbihi Indeed, [he]çünkü (o)بیشک وہ innahu notaslaنہیں will succeediflah olmazlarفلاح پائیں گے yuf'liḥu
the disbelieverskafirlerکافر l-kāfirūna١١٧ And sayve de kiاور کہہ دیجیے waqul My LordRabbimاے میرے رب rabbi Forgivebağışlaبخش دے igh'fir and have mercyve acıاور رحم فرما wa-ir'ḥam and Youve senاور تو wa-anta (are the) Besten hayırlısısınاچھا ہےسب سے khayru (of) those who show mercyacıyanlarınرحم کرنے والوں میں l-rāḥimīna١١٨
٣٥٠
‹ 348page 349 of the printed Mushaf350 ›