يُقَلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ‌ۚ إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَعِبۡرَةً لِّأُوۡلِى ٱلۡأَبۡصَـٰرِ ٤٤

Allah alternatesçevirirالٹ پلٹ کرتا ہےyuqallibuAllah alternatesAllahاللہl-lahuthe nightgeceرات کوal-laylaand the dayve gündüzüاور دن کوwal-nahāraIndeedkuşkusuzیقیناinnainvardırمیںthatbundaاس (میں)dhālikasurely is a lessonbir ibretالبتہ عبرت ہےlaʿib'ratanfor those who have visionolanlar içinوالوں کے لیےli-ulīfor those who have visiongözleriنگاہوں (والوں کے لیے)l-abṣāri

44 Allah alternates the night and the day. Indeed in that is a lesson for those who have vision.

44 Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu, görebilenler için bunda ibretler vardır.

44 Allah gece ile gündüzü evirip çeviriyor. Şüphesiz bunda (hakikatı gören) gözlere sahip olanlar için mutlak bir ibret vardır.

44 اور خدا ہی رات اور دن کو بدلتا رہتا ہے۔ اہل بصارت کے لئے اس میں بڑی عبرت ہے

44 رات اور دن کا الٹ پھیر وہی کر رہا ہے اِس میں ایک سبق ہے آنکھوں والوں کے لیے

وَٱللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَآبَّةٍ مِّن مَّآءٍ‌ۖ فَمِنۡهُم مَّن يَمۡشِى عَلَىٰ بَطۡنِهِۦ وَمِنۡهُم مَّن يَمۡشِى عَلَىٰ رِجۡلَيۡنِ وَمِنۡهُم مَّن يَمۡشِى عَلَىٰٓ أَرۡبَعٍ‌ۚ يَخۡلُقُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٤٥

And Allahve Allahاور اللہ تعالیٰ نےwal-lahucreatedyarattıپیدا کیےkhalaqaeveryherہر طرح کےkullamoving creaturecanlıyıجاندارdābbatinfromsudanسےminwaterپانی (سے)māinOf themonlardanتو ان میں سےfamin'hum(is a kind) whokimiبعض وہ ہےmanwalksyürürجو چلتے ہیںyamshīonüzerinde (sürünerek)پرʿalāits bellykarnıاپنے پیٹ پرbaṭnihiand of themve onlardanاور ان میں سےwamin'hum(is a kind) whokimiبعض وہ ہیںmanwalksyürürجو چلتے ہیںyamshīonüstündeپرʿalātwo legsiki ayakاپنے دو پاؤں پرrij'layniand of themve onlardanاور ان میں سےwamin'hum(is a kind) whokimiبعض وہ ہیںmanwalksyürürجو چلتے ہیںyamshīonüstündeپرʿalāfourdört (ayak)چار (پاؤں پر)arbaʿinAllah createsyaratırپیدا کرتا ہےyakhluquAllah createsAllahاللہl-lahuwhatneجوHe willsdilerseچاہتا ہےyashāuIndeedçünküبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahaonzerineپرʿalāeveryherہرkullithingşeyچیز پرshayin(is) All-Powerfulkadirdirقادر ہےqadīrun

45 Allah has created every [living] creature from water. And of them are those that move on their bellies, and of them are those that walk on two legs, and of them are those that walk on four. Allah creates what He wills. Indeed, Allah is over all things competent.

45 Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır, Allah şüphesiz herşeye Kadir'dir.

45 Allah, her hayvanı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki yağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yapar; çünkü Allah her şeye kâdirdir.

45 اور خدا ہی نے ہر چلنے پھرنے والے جاندار کو پانی سے پیدا کیا۔ تو اس میں بعضے ایسے ہیں کہ پیٹ کے بل چلتے ہیں اور بعض ایسے ہیں جو دو پاؤں پر چلتے ہیں اور بعض ایسے ہیں جو چار پاؤں پر چلتے ہیں۔ خدا جو چاہتا ہے پیدا کرتا ہے، بےشک خدا ہر چیز پر قادر ہے

45 اور اللہ نے ہر جاندار ایک طرح کے پانی سے پیدا کیا، کوئی پیٹ کے بل چل رہا ہے تو کوئی دو ٹانگوں پر اور کوئی چار ٹانگوں پر جو کچھ وہ چاہتا ہے پیدا کرتا ہے، وہ ہر چیز پر قادر ہے

لَّقَدۡ أَنزَلۡنَآ ءَايَـٰتٍ مُّبَيِّنَـٰتٍ‌ۚ وَٱللَّهُ يَهۡدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٤٦

Verilyandolsunالبتہ تحقیقlaqadWe have sent downbiz indirdikنازل کیں ہم نےanzalnāVersesayetlerآیاتāyātinclear(gerçekleri) açıklayanروشنmubayyinātinAnd Allahve Allahاور اللہwal-lahuguidesiletirہدایت دیتا ہےyahdīwhomkimseyiجس کوmanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāutoyolaطرفilāa pathراستے کےṣirāṭinstraightdoğruسیدھےmus'taqīmin

46 We have certainly sent down distinct verses. And Allah guides whom He wills to a straight path.

46 And olsun ki, açıklayıcı ayetler indirmişizdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.

46 Andolsun biz (her şeyi) apaçık bildiren âyetler indirdik. Allah dilediğini doğru yola iletir.

46 ہم ہی نے روشن آیتیں نازل کیں ہیں اور خدا جس کو چاہتا ہے سیدھے رستے کی طرف ہدایات کرتا ہے

46 ہم نے صاف صاف حقیقت بتانے والی آیات نازل کر دی ہیں، آگے صراط مستقیم کی طرف ہدایت اللہ ہی جسے چاہتا ہے دیتا ہے

وَيَقُولُونَ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلرَّسُولِ وَأَطَعۡنَا ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنۡهُم مِّنۢ بَعۡدِ ذٰلِكَ‌ۚ وَمَآ أُوۡلَـٰٓئِكَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٤٧

And they sayve diyorlarاور وہ کہتے ہیںwayaqūlūnaWe believeinandıkایمان لائے ہمāmannāin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand in the Messengerve Rasuleاور رسول پرwabil-rasūliand we obeyve ita'at ettikاور اطاعت کی ہم نےwa-aṭaʿnāThensonraپھرthummaturns awaydönüyorمنہ موڑ جاتا ہےyatawallāa partybir grupایک گروہfarīqunof themonladanان میں سےmin'humafterardındanکےminafterبعدbaʿdithatbununاس کےdhālikaAnd notve değillerdirاور نہیں ہیںwamāthosebunlarیہ لوگulāika(are) believersinanmışایمان لانے والےbil-mu'minīna

47 But the hypocrites say, "We have believed in Allah and in the Messenger, and we obey"; then a party of them turns away after that. And those are not believers.

47 Münafıklar: "Allah'a ve Peygamber'e inandık, itaat ettik" derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.

47 Bir de "Allah'a ve Resulüne inandık ve itaat ettik" diyorlar da, sonra bunun arkasından yan çiziyorlar; bunlar mümin değillerdir.

47 اور بعض لوگ کہتے ہیں کہ ہم خدا پر اور رسول پر ایمان لائے اور (ان کا) حکم مان لیا پھر اس کے بعد ان میں سے ایک فرقہ پھر جاتا ہے اور یہ لوگ صاحب ایمان ہی نہیں ہیں

47 یہ لوگ کہتے ہیں کہ ہم ایمان لائے اللہ اور رسُولؐ پر اور ہم نے اطاعت قبول کی، مگر اس کے بعد ان میں سے ایک گروہ (اطاعت سے)منہ موڑ جاتا ہے۔ ایسے لوگ ہرگز مومن نہیں ہیں۔ 1

وَإِذَا دُعُوٓاۡ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَهُمۡ إِذَا فَرِيقٌ مِّنۡهُم مُّعۡرِضُونَ ٤٨

And whenzamanاور جبwa-idhāthey are calledçağırıldıklarıوہ بلائے جاتے ہیںduʿūtoAllah'aطرفilāAllahاللہ کیl-lahiand His Messengerve Rasulüneاور اس کے رسول کی طرفwarasūlihito judgehükmetmesi içinتاکہ وہ فیصلہ کرےliyaḥkumabetween themaralarındaان کے درمیانbaynahumbeholdhemenاچانکidhāa partybir grupایک گروہfarīqunof themonlardanان میں سےmin'hum(is) averseyüz çevirirlerاعراض برتنے والے ہیںmuʿ'riḍūna

48 And when they are called to [the words of] Allah and His Messenger to judge between them, at once a party of them turns aside [in refusal].

48 Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve Peygamberine çağırıldıkları zaman, bir takımı hemen yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.

48 Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, bakarsın ki, içlerinden birkısmı yüz çevirip dönerler.

48 اور جب ان کو خدا اور اس کے رسول کی طرف بلایا جاتا ہے تاکہ (رسول خدا) ان کا قضیہ چکا دیں تو ان میں سے ایک فرقہ منہ پھیر لیتا ہے

48 جب ان کو بُلایا جاتا ہے اللہ اور رسُول کی طرف، تاکہ رسُول ان کے آپس کے مقدمے کا فیصلہ کرے 1 تو ان میں سے ایک فریق کَترا جاتا ہے۔ 2

وَإِن يَكُن لَّهُمُ ٱلۡحَقُّ يَأۡتُوٓاۡ إِلَيۡهِ مُذۡعِنِينَ ٤٩

But ifve eğerاور اگرwa-inisolursaہوyakunwith themkendi lehlerineان کے لیےlahumuthe truthhükümحقl-ḥaquthey comegelirlerوہ آئیں گےyatūto himonaاس کی طرفilayhi(as) promptly obedientita'at ederekمطیع ہوکرmudh'ʿinīna

49 But if the right is theirs, they come to him in prompt obedience.

49 Ama hak kendilerinden tarafa ise, itaatle koşa koşa gelirler.

49 Ama, eğer (Allah ve Resulünün hükmettiği) hak kendi lehlerine ise, ona, gönülden bağlı olarak saygı ile gelirler.

49 اگر (معاملہ) حق (ہو اور) ان کو (پہنچتا) ہو تو ان کی طرف مطیع ہو کر چلے آتے ہیں

49 البتہ اگر حق ان کی موافقت میں ہو تو رسُول کے پاس بڑے اطاعت کیش بن کر آجاتے ہیں۔ 1

أَفِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَمِ ٱرۡتَابُوٓاۡ أَمۡ يَخَافُونَ أَن يَحِيفَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ وَرَسُولُهُۥ‌ۚ بَلۡ أُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٥٠

Is (there) inkalblerinde-mı var?کیا میںafītheir heartskalblerindeان کے دلوں (میں)qulūbihima diseaseکوئی بیماری ہےmaraḍunoryoksaیاamido they doubtşüphe mi ettiler?وہ شک میں پڑے ہوئے ہیںir'tābūoryoksaیاamthey fearkorkuyorlar mı?وہ ڈرتے ہیںyakhāfūnathatdiyeکہanAllah will be unjusthaksızlık yapacakظلم کرے گاyaḥīfaAllah will be unjustAllah'ınاللہl-lahuto themkendilerineان پرʿalayhimand His Messengerve Elçisininاور اس کا رسولwarasūluhuNayhayırبلکہbalthoseişteیہی لوگulāika[they]onlarوہhumu(are) the wrongdoerszalimlerdirجو ظالم ہیںl-ẓālimūna

50 Is there disease in their hearts? Or have they doubted? Or do they fear that Allah will be unjust to them, or His Messenger? Rather, it is they who are the wrongdoers.

50 Kalplerinde hastalık mı var, yoksa şüphelenmişler midir, yahut Allah'ın ve Peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar? Hayır; onlar sadece zalimdirler.

50 Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa şüphe ve tereddüd içinde midirler? Yoksa Allah ve Resulünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir!

50 کیا ان کے دلوں میں بیماری ہے یا (یہ) شک میں ہیں یا ان کو یہ خوف ہے کہ خدا اور اس کا رسول ان کے حق میں ظلم کریں گے (نہیں) بلکہ یہ خود ظالم ہیں

50 کیا اِن کے دلوں کو (منافقت کا)روگ لگا ہوا ہے؟ یا یہ شک میں پڑے ہوئے ہیں ؟ یا ان کو یہ خوف ہے کہ اللہ اور اس کا رسُول ان پر ظلم کرے گا؟ اصل بات یہ ہے کہ ظالم تو یہ لوگ خود ہیں۔ 1

إِنَّمَا كَانَ قَوۡلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذَا دُعُوٓاۡ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَهُمۡ أَن يَقُولُواۡ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَا‌ۚ وَأُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ٥١

Onlyancakبیشکinnamāissözüہوتا ہےkāna(the) statementقولqawla(of) the believersinananlarınمومنوں کاl-mu'minīnawhenzamanجبidhāthey are calledçağırıldıklarıوہ بلائے جاتے ہیںduʿūtoAllah'aطرفilāAllahاللہ کیl-lahiand His Messengerve Rasulüneاور اس کے رسول کی طرفwarasūlihito judgehükmetmesi içinکہ وہ فیصلہ کرےliyaḥkumabetween themaralarındaان کے درمیانbaynahum(is) thatdemeleridirکہanthey sayوہ کہتے ہیںyaqūlūWe hearişittikسن لیا ہم نےsamiʿ'nāand we obeyve ita'at ettikاور مان لیا ہم نےwa-aṭaʿnāAnd thoseişteاور یہی لوگwa-ulāika[they]onlardırوہ ہیںhumu(are) the successfulkurtuluşa erenlerجو فلاح پانے والے ہیںl-muf'liḥūna

51 The only statement of the [true] believers when they are called to Allah and His Messenger to judge between them is that they say, "We hear and we obey." And those are the successful.

51 Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: "İşittik, itaat ettik" demek, ancak müminlerin sözüdür, işte saadete erenler onlardır.

51 Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resulüne davet edildiklerinde müminlerin sözü ancak "işittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte bunlar asıl kurtuluşa erenlerdir.

51 مومنوں کی تو یہ بات ہے کہ جب خدا اور اس کے رسول کی طرف بلائے جائیں تاکہ وہ ان میں فیصلہ کریں تو کہیں کہ ہم نے (حکم) سن لیا اور مان لیا۔ اور یہی لوگ فلاح پانے والے ہیں

51 ایمان لانے والوں کا کام تو یہ ہے کہ جب وہ اللہ اور رسول کی طرف بلا ئے جائیں تاکہ رسول ان کے مقدمے کا فیصلہ کرے تو وہ کہیں کہ ہم نے سنا اور اطاعت کی ایسے ہی لوگ فلاح پانے والے ہیں

وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَخۡشَ ٱللَّهَ وَيَتَّقۡهِ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ٥٢

And whoeverve kim(ler)اور جوwamanobeysita'at ederseاطاعت کرے گاyuṭiʿiAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand His Messengerve Resulüneاور اس کے رسول کیwarasūlahuand fearsve korkarsaاور ڈرے گاwayakhshaAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaand (is) conscious of Himve sakınırsaاور تقوی کرے گا اس سےwayattaqhithen thoseişteتو یہی لوگ ہیںfa-ulāika[they]onlardırوہhumu(are) the successful oneskazananlarجو کامیاب ہونے والے ہیںl-fāizūna

52 And whoever obeys Allah and His Messenger and fears Allah and is conscious of Him - it is those who are the attainers.

52 Allah'a ve Peygambere itaat eden, Allah'tan korkan ve O'ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır.

52 Her kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır.

52 اور جو شخص خدا اور اس کے رسول کی فرمانبرداری کرے گا اور اس سے ڈرے گا تو ایسے لوگ مراد کو پہنچنے والے ہیں

52 اور کامیاب وہی ہیں جو اللہ اور رسول کی فرماں برداری کریں اور اللہ سے ڈریں اور اس کی نافرمانی سے بچیں

۞وَأَقۡسَمُواۡ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَـٰنِهِمۡ لَئِنۡ أَمَرۡتَهُمۡ لَيَخۡرُجُنَّ‌ۖ قُل لَّا تُقۡسِمُواۡ‌ۖ طَاعَةٌ مَّعۡرُوفَةٌ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ٥٣

And they swearve yemin ettilerاور انہوں نے قسمیں کھائیںwa-aqsamūby AllahAllah'aاللہ کیbil-lahistrongvar gücüyleپکیjahdatheir oathsyeminlerininاپنی (پکی) قسمیںaymānihimthat ifeğerالبتہ اگرla-inyou ordered themonlara emredersenتو نے حکم دیا ان کوamartahumsurely they (would) go forth(savaşa) çıkacaklarınaیقینا وہ ضرور نکلیں گےlayakhrujunnaSayde kiکہہ دیجیےqul(Do) notyemin etmeyinنہswearتم قسمیں کھاؤtuq'simūObedienceitaatinizاطاعتṭāʿatun(is) knownmalumdurمعلوم ہےmaʿrūfatunIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) All-Awarehaberdardırخبر رکھنے والا ہےkhabīrunof whatşeylerdenساتھ اس کے جوbimāyou doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہوtaʿmalūna

53 And they swear by Allah their strongest oaths that if you ordered them, they would go forth [in Allah 's cause]. Say, "Do not swear. [Such] obedience is known. Indeed, Allah is Acquainted with that which you do."

53 Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler. De ki: "Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır."

53 Ötekiler (münafıklar), sen hakikaten kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka (savaşa) çıkacaklarına dair, en ağır yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. İtaatiniz malumdur! Bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

53 اور (یہ) خدا کی سخت سخت قسمیں کھاتے ہیں کہ اگر تم ان کو حکم دو تو (سب گھروں سے) نکل کھڑے ہوں۔ کہہ دو کہ قسمیں مت کھاؤ، پسندیدہ فرمانبرداری (درکار ہے)۔ بےشک خدا تمہارے سب اعمال سے خبردار ہے

53 ہ (منافق)اللہ کے نام سے کڑی کڑی قسمیں کھا کر کہتے ہیں کہ ”آپ حکم دیں تو ہم گھروں سے نِکل کھڑے ہوں۔“ اِن سے کہو”قسمیں نہ کھاوٴ، تمہاری اطاعت کا حال معلوم ہے 1 ، تمہارے کرتُوتوں سے اللہ بے خبر نہیں ہے۔“ 2

Surah 24 / An-Nur / The Light سورة النور 357
Allah alternatesçevirirالٹ پلٹ کرتا ہے yuqallibu Allah alternatesAllahاللہ l-lahu the nightgeceرات کو al-layla and the dayve gündüzüاور دن کو wal-nahāra Indeedkuşkusuzیقینا inna invardırمیں thatbundaاس (میں) dhālika surely is a lessonbir ibretالبتہ عبرت ہے laʿib'ratan for those who have visionolanlar içinوالوں کے لیے li-ulī for those who have visiongözleriنگاہوں (والوں کے لیے) l-abṣāri٤٤
And Allahve Allahاور اللہ تعالیٰ نے wal-lahu createdyarattıپیدا کیے khalaqa everyherہر طرح کے kulla moving creaturecanlıyıجاندار dābbatin fromsudanسے min waterپانی (سے) māin Of themonlardanتو ان میں سے famin'hum (is a kind) whokimiبعض وہ ہے man walksyürürجو چلتے ہیں yamshī onüzerinde (sürünerek)پر ʿalā its bellykarnıاپنے پیٹ پر baṭnihi and of themve onlardanاور ان میں سے wamin'hum (is a kind) whokimiبعض وہ ہیں man
walksyürürجو چلتے ہیں yamshī onüstündeپر ʿalā two legsiki ayakاپنے دو پاؤں پر rij'layni and of themve onlardanاور ان میں سے wamin'hum (is a kind) whokimiبعض وہ ہیں man walksyürürجو چلتے ہیں yamshī onüstündeپر ʿalā fourdört (ayak)چار (پاؤں پر) arbaʿin Allah createsyaratırپیدا کرتا ہے yakhluqu Allah createsAllahاللہ l-lahu whatneجو He willsdilerseچاہتا ہے yashāu
Indeedçünküبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha onzerineپر ʿalā everyherہر kulli thingşeyچیز پر shayin (is) All-Powerfulkadirdirقادر ہے qadīrun٤٥ Verilyandolsunالبتہ تحقیق laqad We have sent downbiz indirdikنازل کیں ہم نے anzalnā Versesayetlerآیات āyātin clear(gerçekleri) açıklayanروشن mubayyinātin
And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu guidesiletirہدایت دیتا ہے yahdī whomkimseyiجس کو man He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu toyolaطرف ilā a pathراستے کے ṣirāṭin straightdoğruسیدھے mus'taqīmin٤٦ And they sayve diyorlarاور وہ کہتے ہیں wayaqūlūna
We believeinandıkایمان لائے ہم āmannā in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and in the Messengerve Rasuleاور رسول پر wabil-rasūli and we obeyve ita'at ettikاور اطاعت کی ہم نے wa-aṭaʿnā Thensonraپھر thumma turns awaydönüyorمنہ موڑ جاتا ہے yatawallā a partybir grupایک گروہ farīqun of themonladanان میں سے min'hum afterardındanکے min afterبعد baʿdi
thatbununاس کے dhālika And notve değillerdirاور نہیں ہیں wamā thosebunlarیہ لوگ ulāika (are) believersinanmışایمان لانے والے bil-mu'minīna٤٧ And whenzamanاور جب wa-idhā they are calledçağırıldıklarıوہ بلائے جاتے ہیں duʿū toAllah'aطرف ilā Allahاللہ کی l-lahi and His Messengerve Rasulüneاور اس کے رسول کی طرف warasūlihi
to judgehükmetmesi içinتاکہ وہ فیصلہ کرے liyaḥkuma between themaralarındaان کے درمیان baynahum beholdhemenاچانک idhā a partybir grupایک گروہ farīqun of themonlardanان میں سے min'hum (is) averseyüz çevirirlerاعراض برتنے والے ہیں muʿ'riḍūna٤٨ But ifve eğerاور اگر wa-in isolursaہو yakun with themkendi lehlerineان کے لیے lahumu the truthhükümحق l-ḥaqu
they comegelirlerوہ آئیں گے yatū to himonaاس کی طرف ilayhi (as) promptly obedientita'at ederekمطیع ہوکر mudh'ʿinīna٤٩ Is (there) inkalblerinde-mı var?کیا میں afī their heartskalblerindeان کے دلوں (میں) qulūbihim a diseaseکوئی بیماری ہے maraḍun oryoksaیا ami do they doubtşüphe mi ettiler?وہ شک میں پڑے ہوئے ہیں ir'tābū oryoksaیا am they fearkorkuyorlar mı?وہ ڈرتے ہیں yakhāfūna
thatdiyeکہ an Allah will be unjusthaksızlık yapacakظلم کرے گا yaḥīfa Allah will be unjustAllah'ınاللہ l-lahu to themkendilerineان پر ʿalayhim and His Messengerve Elçisininاور اس کا رسول warasūluhu Nayhayırبلکہ bal thoseişteیہی لوگ ulāika [they]onlarوہ humu (are) the wrongdoerszalimlerdirجو ظالم ہیں l-ẓālimūna٥٠
Onlyancakبیشک innamā issözüہوتا ہے kāna (the) statementقول qawla (of) the believersinananlarınمومنوں کا l-mu'minīna whenzamanجب idhā they are calledçağırıldıklarıوہ بلائے جاتے ہیں duʿū toAllah'aطرف ilā Allahاللہ کی l-lahi and His Messengerve Rasulüneاور اس کے رسول کی طرف warasūlihi to judgehükmetmesi içinکہ وہ فیصلہ کرے liyaḥkuma between themaralarındaان کے درمیان baynahum
(is) thatdemeleridirکہ an they sayوہ کہتے ہیں yaqūlū We hearişittikسن لیا ہم نے samiʿ'nā and we obeyve ita'at ettikاور مان لیا ہم نے wa-aṭaʿnā And thoseişteاور یہی لوگ wa-ulāika [they]onlardırوہ ہیں humu (are) the successfulkurtuluşa erenlerجو فلاح پانے والے ہیں l-muf'liḥūna٥١ And whoeverve kim(ler)اور جو waman
obeysita'at ederseاطاعت کرے گا yuṭiʿi AllahAllah'aاللہ کی l-laha and His Messengerve Resulüneاور اس کے رسول کی warasūlahu and fearsve korkarsaاور ڈرے گا wayakhsha AllahAllah'tanاللہ سے l-laha and (is) conscious of Himve sakınırsaاور تقوی کرے گا اس سے wayattaqhi then thoseişteتو یہی لوگ ہیں fa-ulāika [they]onlardırوہ humu (are) the successful oneskazananlarجو کامیاب ہونے والے ہیں l-fāizūna
٥٢ And they swearve yemin ettilerاور انہوں نے قسمیں کھائیں wa-aqsamū by AllahAllah'aاللہ کی bil-lahi strongvar gücüyleپکی jahda their oathsyeminlerininاپنی (پکی) قسمیں aymānihim that ifeğerالبتہ اگر la-in you ordered themonlara emredersenتو نے حکم دیا ان کو amartahum surely they (would) go forth(savaşa) çıkacaklarınaیقینا وہ ضرور نکلیں گے layakhrujunna Sayde kiکہہ دیجیے qul
(Do) notyemin etmeyinنہ swearتم قسمیں کھاؤ tuq'simū Obedienceitaatinizاطاعت ṭāʿatun (is) knownmalumdurمعلوم ہے maʿrūfatun Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) All-Awarehaberdardırخبر رکھنے والا ہے khabīrun of whatşeylerdenساتھ اس کے جو bimā you doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہو taʿmalūna٥٣
٣٥٧
‹ 355page 356 of the printed Mushaf357 ›