●●●●●●

سُورَةُ الشعراء

Ash-Shu'ara / The Poets

Meccan  ◆  227 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

طسٓمٓ ١

Ta Seem MeemTa sin mimط س مtta-seen-meem

1 Ta, Seen, Meem.

1 Ta, Sin, Mim.

1 Tâ, Sîn, Mîm.

1 طٰسٓمٓ

1 ط س م

تِلۡكَ ءَايَـٰتُ ٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِينِ ٢

Theseşunlarیہtil'ka(are the) Versesayetleridirآیات میںāyātu(of) the BookKitabınکتابl-kitābiclearapaçıkروشن کیl-mubīni

2 These are the verses of the clear Book.

2 Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir.

2 Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.

2 یہ کتاب روشن کی آیتیں ہیں

2 یہ کتابِ مبین کی آیات ہیں۔ 1

لَعَلَّكَ بَـٰخِعٌ نَّفۡسَكَ أَلَّا يَكُونُواۡ مُؤۡمِنِينَ ٣

Perhaps yousen neredeyseشاید کہ آپlaʿallaka(would) killhelak edeceksinہلاک کرنے والے ہیںbākhiʿunyourselfkendiniاپنی جان کوnafsakathat notdiyeکہ نہیںallāthey becomeetmiyorlarوہ ہیںyakūnūbelieversimanایمان لانے والےmu'minīna

3 Perhaps, [O Muhammad], you would kill yourself with grief that they will not be believers.

3 İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin.

3 (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!

3 (اے پیغمبرﷺ) شاید تم اس (رنج) سے کہ یہ لوگ ایمان نہیں لاتے اپنے تئیں ہلاک کردو گے

3 اے محمدؐ ، شاید تم اس غم میں اپنی جان کھو دو گے کہ یہ لوگ ایمان نہیں لاتے۔ 1

إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتۡ أَعۡنَـٰقُهُمۡ لَهَا خَـٰضِعِينَ ٤

IfeğerاگرinWe willdilesekہم چاہیںnashaWe can send downindiririzہم اتار دیںnunazzilto themonların üzerineان پرʿalayhimfromgöktenسےminathe skyآسمانl-samāia Signbir mu'cizeکوئی نشانیāyatanso would bendve oluverirتو ہوجائیںfaẓallattheir necksboyunlarıان کی گردنیںaʿnāquhumto itonaاس کے لیےlahā(in) humilityeğilip kalmışجھکنے والیkhāḍiʿīna

4 If We willed, We could send down to them from the sky a sign for which their necks would remain humbled.

4 Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

4 Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.

4 اگر ہم چاہیں تو ان پر آسمان سے نشانی اُتار دیں۔ پھر ان کی گردنیں اس کے آگے جھک جائیں

4 ہم چاہیں تو آسمان سے ایسی نشانی نازل کر سکتے ہیں کہ اِن کی گردنیں اس کے آگے جُھک جائیں۔ 1

وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٍ مِّنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُواۡ عَنۡهُ مُعۡرِضِينَ ٥

And (does) notveاور نہیںwamācome to themonlara gelmezآتی ان کے پاسyatīhimanyhiçbirکوئیminreminderZikir (uyarı)نصیحتdhik'rinfromRahmandanطرف سےminathe Most Graciousرحمن کیl-raḥmāninewyeniنئیmuḥ'dathinbutolmadıklarıمگرillātheyوہ ہوتے ہیںkānūfrom itondanاس سےʿanhuturn awayyüz çeviriciاعراض برتنے والے۔ منہ موڑنے والےmuʿ'riḍīna

5 And no revelation comes to them anew from the Most Merciful except that they turn away from it.

5 Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

5 Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.

5 اور ان کے پاس (خدائے) رحمٰن کی طرف سے کوئی نصیحت نہیں آتی مگر یہ اس سے منہ پھیر لیتے ہیں

5 اِن لوگوں کے پاس رحمان کی طرف سے جو نئی نصیحت بھی آتی ہے یہ اس سے منہ موڑ لیتے ہیں

فَقَدۡ كَذَّبُواۡ فَسَيَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَـٰٓؤُاۡ مَا كَانُواۡ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٦

So verilyşüphesizتو تحقیقfaqadthey have deniedyalanladılarانہوں نے جھٹلادیاkadhabūthen will come to themama kendilerine gelecektirتو عنقریب آئیں گی ان کے پاسfasayatīhimthe newshaberleriخبریںanbāu(of) whatşeyinجوthey usedolduklarıتھے وہkānūat itonunlaساتھ اس کےbihi(to) mockalay edip duruyor(lar)مذاق اڑاتےyastahziūna

6 For they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule.

6 Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

6 Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.

6 سو یہ تو جھٹلا چکے اب ان کو اس چیز کی حقیقت معلوم ہوگی جس کی ہنسی اُڑاتے تھے

6 اب کہ یہ جھُٹلا چکے ہیں، عنقریب اِن کو اس چیز کی حقیقت (مختلف طریقوں سے)معلوم ہو جائے گی جس کا یہ مذاق اُڑاتے رہے ہیں۔ 1

أَوَلَمۡ يَرَوۡاۡ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَمۡ أَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجٍ كَرِيمٍ ٧

Do notbakmadılar mı?کیا بھلا نہیںawalamthey seeانہوں نے دیکھاyarawatyeryüzüneطرفilāthe earth زمین کیl-arḍihow manykaçکتنےkamWe producedbitirmişizdirاگائے ہم نےanbatnāin itoradaاس میںfīhāofçeşittenmineveryherہر طرح کےkullikindçiftiجوڑےzawjinnoblegüzelعمدہkarīmin

7 Did they not look at the earth - how much We have produced therein from every noble kind?

7 Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir.

7 Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.

7 کیا انہوں نے زمین کی طرف نہیں دیکھا کہ ہم نے اس میں ہر قسم کی کتنی نفیس چیزیں اُگائی ہیں

7 اور کیا انہوں نے کبھی زمین پر نگاہ نہیں ڈالی کہ ہم نے کتنی کثیر مقدار میں ہر طرح کی عمدہ نباتات اس میں پیدا کی ہیں؟

إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ ٨

Indeedşüphesizبیشکinnainvardırاس میںthatbundaالبتہdhālikasurely (is) a signbir ibretایک نشانی ہےlaāyatanbut notama yineاور نہیںwamāaredeğillerdirہیںkānamost of themçoklarıان میں سے اکثرaktharuhumbelieversinanıcıایمان لانے والےmu'minīna

8 Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.

8 Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar.

8 Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.

8 کچھ شک نہیں کہ اس میں (قدرت خدا کی) نشانی ہے مگر یہ اکثر ایمان لانے والے نہیں ہیں

8 یقیناً اس میں ایک نشانی ہے 1 ، مگر ان میں سے اکثر ماننے والے نہیں

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ٩

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innayour LordRabbinرب تیراrabbakasurely, Heişte Oالبتہ وہlahuwa(is) the All-Mightyüstündürزبردست ہےl-ʿazīzuthe Most Mercifulmerhamet edendirرحم فرمانے والا ہےl-raḥīmu

9 And indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful.

9 Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

9 Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.

9 اور تمہارا پروردگار غالب (اور) مہربان ہے

9 اور حقیقت یہ ہے کہ تیرا ربّ زبردست بھی ہے اور رحیم بھی۔   1

وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٠

And whenhaniاور جبwa-idhyour Lord calledseslenmiştiپکاراnādāyour Lord calledRabbinتیرے رب نےrabbukaMusaMusa'yaموسیٰ کوmūsā[that]diyeکہaniGogitآؤ۔ جاؤi'ti(to) the peoplekavmineقومl-qawma(who are) wrongdoerszalimlerظالم (قوم کے پاس)l-ẓālimīna

10 And [mention] when your Lord called Moses, [saying], "Go to the wrongdoing people -

10 Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı?"

10 Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi.

10 اور جب تمہارے پروردگار نے موسیٰ کو پکارا کہ ظالم لوگوں کے پاس جاؤ

10 اِنہیں اُس وقت  کا قصہ سُناوٴ جب کہ تمہارے ربّ نے موسیٰؑ کو پکارا”1 ظالم قوم کے پاس جا

قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ‌ۚ أَلَا يَتَّقُونَ ١١

(The) peoplekavmineقومqawma(of) FiraunFir'avn'ınفرعون کے پاسfir'ʿawnaWill notonlar korunmayacaklar mı?کیا وہ نہیںalāthey fearڈرتے ہیںyattaqūna

11 The people of Pharaoh. Will they not fear Allah?"

11 Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı?"

11 "Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?"

11 (یعنی) قوم فرعون کے پاس، کیا یہ ڈرتے نہیں

11 فرعون کی قوم کے پاس 1۔۔۔۔ کیا وہ نہیں ڈرتے؟“ 2

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ ١٢

He said(Musa) dediکہا اےqālaMy LordRabbimمیرے ربrabbiIndeed, Işüphesiz benبیشک میںinnī[I] fearkorkuyorumمیں ڈرتا ہوںakhāfuthatdiyeکہanthey will deny mebeni yalanlayacaklarوہ جھٹلائیں گے مجھ کوyukadhibūni

12 He said, "My Lord, indeed I fear that they will deny me

12 Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.

12 (Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."

12 انہوں نے کہا کہ میرے پروردگار میں ڈرتا ہوں کہ یہ مجھے جھوٹا سمجھیں

12 اُس نے عرض کیا "اے رب، مجھے خوف ہے کہ وہ مجھے جھٹلا دیں گے

وَيَضِيقُ صَدۡرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرۡسِلۡ إِلَىٰ هَـٰرُونَ ١٣

And straitensve daralıyorاور گھٹتا ہےwayaḍīqumy breastgöğsümسینہ میراṣadrīand notveاور نہیںwalāexpresses wellaçılmıyorچلتیyanṭaliqumy tonguedilimزبان میریlisānīso sendonun için elçilik verتو بھیجیںfa-arsilforHarun'a daطرف (نبوت)ilāHarunہارون کیhārūna

13 And that my breast will tighten and my tongue will not be fluent, so send for Aaron.

13 Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.

13 "Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."

13 اور میرا دل تنگ ہوتا ہے اور میری زبان رکتی ہے تو ہارون کو حکم بھیج کہ میرے ساتھ چلیں

13 میرا سینہ گھُٹتا ہے اور میری زبان نہیں چلتی۔ آپ ہارونؑ کی طرف رسالت بھیجیں۔ 1

وَلَهُمۡ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ ١٤

And they haveve onların varاور ان کے لیےwalahumagainst mebana yükledikleriمیرے خلافʿalayyaa crimebir suçایک گناہ ہے (الزام ہے)dhanbunso I fearkorkuyorumتو میں ڈرتا ہوںfa-akhāfuthatdiyeکہanthey will kill mebeni öldüreceklerوہ قتل کردیں گے مجھ کوyaqtulūni

14 And they have upon me a [claim due to] sin, so I fear that they will kill me."

14 Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.

14 "Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."

14 اور ان لوگوں کا مجھ پر ایک گناہ (یعنی قبطی کے خون کا دعویٰ) بھی ہے سو مجھے یہ بھی خوف ہے کہ مجھ کو مار ہی ڈالیں

14 اور مجھ پر اُن کےہاں ایک جُرم کا الزام بھی ہے ، اس لیے میں ڈرتا ہوں کہ وہ مجھے قتل کر دیں گے۔“ 1

قَالَ كَلَّا‌ۖ فَٱذۡهَبَا بِـَٔـايَـٰتِنَآ‌ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسۡتَمِعُونَ ١٥

He said(Allah) dediفرمایاqālaNayhayırہرگز نہیںkallāgo both of youikiniz de gidinپس تم دونوں جاؤfa-idh'habāwith Our Signsayetlerimizleہماری نشانیوں کے ساتھbiāyātināIndeed, Weşüphesiz bizبیشک ہمinnā(are) with yousizinle beraberizتمہارے ساتھmaʿakumlisteningdinliyoruzسننے والے ہیںmus'tamiʿūna

15 [Allah] said, "No. Go both of you with Our signs; indeed, We are with you, listening.

15 Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.

15 (Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz."

15 فرمایا ہرگز نہیں۔ تم دونوں ہماری نشانیاں لے کر جاؤ ہم تمہارے ساتھ سننے والے ہیں

15 فرمایا”ہر گز نہیں، تم دونوں جاوٴ ہماری نشانیاں لے کر 1 ، ہم تمہارے ساتھ سب کچھ سُنتے رہیں گے

فَأۡتِيَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ١٦

So go both of yougidin ikinizپھر جاؤfatiyā(to) FiraunFir'avn'eفرعون کے پاسfir'ʿawnaand sayve deyin kiتو کہوfaqūlā'Indeed, wegerçekten bizبیشک ہمinnā(are the) Messengerelçisiyizرسول ہیںrasūlu(of the) LordRabbininربrabbi(of) the worldsalemlerinالعالمین کےl-ʿālamīna

16 Go to Pharaoh and say, 'We are the messengers of the Lord of the worlds,

16 Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.

16 "Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.

16 تو دونوں فرعون کے پاس جاؤ اور کہو کہ ہم تمام جہان کے مالک کے بھیجے ہوئے ہیں

16 فرعون کے پاس جاؤ اور اس سے کہو، ہم کو رب العٰلمین نے اس لیے بھیجا ہے

أَنۡ أَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِىٓ إِسۡرٰٓءِيلَ ١٧

[That]gönderیہ کہansendبھیجarsilwith usbizimle beraberہمارے ساتھmaʿanā(the) Children of Israel.'oğullarınıبنیbanī(the) Children of Israel.'İsrailاسرائیل کوis'rāīla

17 [Commanded to say], "Send with us the Children of Israel."'"

17 Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.

17 İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."

17 (اور اس لئے آئے ہیں) کہ آپ بنی اسرائیل کو ہمارے ساتھ جانے کی اجازت دیں

17 کہ تُو بنی اسرائیل کو ہمارے ساتھ جانے دے۔“ 1

قَالَ أَلَمۡ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثۡتَ فِينَا مِنۡ عُمُرِكَ سِنِينَ ١٨

He said(Fir'avn) dedi kiکہاqālaDid notbiz seni yetiştirmedik mi?کیا نہیںalamwe bring you upہم نے پالا تجھ کوnurabbikaamong usiçimizdenاپنے درمیانfīnā(as) a childbir çocuk olarakبچپنے میںwalīdanand you remainedve kalmadın mı?اور تو ٹھہراwalabith'taamong usaramızdaہمارے درمیانfīnāofömründenمیں سےminyour lifeاپنی عمرʿumurikayearsnice yıllarکئی سالsinīna

18 [Pharaoh] said, "Did we not raise you among us as a child, and you remained among us for years of your life?

18 Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi.

18 "Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

18 (فرعون نے موسیٰ سے کہا) کیا ہم نے تم کو کہ ابھی بچّے تھے پرورش نہیں کیا اور تم نے برسوں ہمارے ہاں عمر بسر (نہیں) کی

18 فرعون نے کہا”کیا ہم نے تجھ کو اپنے ہاں بچہ سا نہیں پالا تھا؟ 1 تُو نے اپنی عمر کے کئی سال ہمارے ہاں گزارے

وَفَعَلۡتَ فَعۡلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلۡتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ١٩

And you didve yaptınاور تو نے کیاwafaʿaltayour deedyaptığınاپنا کامfaʿlatakawhicho (kötü) işiوہ جوallatīyou didکیا تو نےfaʿaltaand youve senاور توwa-anta(were) ofnankörlerden(sin)میں سے ہےminathe ungratefulناشکروںl-kāfirīna

19 And [then] you did your deed which you did, and you were of the ungrateful."

19 Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi.

19 "Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!"

19 اور تم نے وہ کام کیا تھا جو کیا اور تم ناشکرے معلوم ہوتے ہو

19 اور اس کے بعد کر گیا جو کچھ کہ کر گیا 1 ، تُو بڑا احسان فراموش آدمی ہے۔“

Surah 26 / Ash-Shu'ara / The Poets سورة الشعراء 368

سُورَةُ الشعراء

Ash-Shu'ara / The Poets  ◆  Meccan · 227 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Ta Seem MeemTa sin mimط س م tta-seen-meem١ Theseşunlarیہ til'ka (are the) Versesayetleridirآیات میں āyātu (of) the BookKitabınکتاب l-kitābi clearapaçıkروشن کی l-mubīni٢ Perhaps yousen neredeyseشاید کہ آپ laʿallaka (would) killhelak edeceksinہلاک کرنے والے ہیں bākhiʿun yourselfkendiniاپنی جان کو nafsaka
that notdiyeکہ نہیں allā they becomeetmiyorlarوہ ہیں yakūnū believersimanایمان لانے والے mu'minīna٣ Ifeğerاگر in We willdilesekہم چاہیں nasha We can send downindiririzہم اتار دیں nunazzil to themonların üzerineان پر ʿalayhim fromgöktenسے mina the skyآسمان l-samāi a Signbir mu'cizeکوئی نشانی āyatan so would bendve oluverirتو ہوجائیں faẓallat
their necksboyunlarıان کی گردنیں aʿnāquhum to itonaاس کے لیے lahā (in) humilityeğilip kalmışجھکنے والی khāḍiʿīna٤ And (does) notveاور نہیں wamā come to themonlara gelmezآتی ان کے پاس yatīhim anyhiçbirکوئی min reminderZikir (uyarı)نصیحت dhik'rin fromRahmandanطرف سے mina the Most Graciousرحمن کی l-raḥmāni newyeniنئی muḥ'dathin
butolmadıklarıمگر illā theyوہ ہوتے ہیں kānū from itondanاس سے ʿanhu turn awayyüz çeviriciاعراض برتنے والے۔ منہ موڑنے والے muʿ'riḍīna٥ So verilyşüphesizتو تحقیق faqad they have deniedyalanladılarانہوں نے جھٹلادیا kadhabū then will come to themama kendilerine gelecektirتو عنقریب آئیں گی ان کے پاس fasayatīhim the newshaberleriخبریں anbāu (of) whatşeyinجو they usedolduklarıتھے وہ kānū
at itonunlaساتھ اس کے bihi (to) mockalay edip duruyor(lar)مذاق اڑاتے yastahziūna٦ Do notbakmadılar mı?کیا بھلا نہیں awalam they seeانہوں نے دیکھا yaraw atyeryüzüneطرف ilā the earth زمین کی l-arḍi how manykaçکتنے kam We producedbitirmişizdirاگائے ہم نے anbatnā in itoradaاس میں fīhā ofçeşitten min everyherہر طرح کے kulli kindçiftiجوڑے zawjin
noblegüzelعمدہ karīmin٧ Indeedşüphesizبیشک inna invardırاس میں thatbundaالبتہ dhālika surely (is) a signbir ibretایک نشانی ہے laāyatan but notama yineاور نہیں wamā aredeğillerdirہیں kāna most of themçoklarıان میں سے اکثر aktharuhum believersinanıcıایمان لانے والے mu'minīna٨ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna
your LordRabbinرب تیرا rabbaka surely, Heişte Oالبتہ وہ lahuwa (is) the All-Mightyüstündürزبردست ہے l-ʿazīzu the Most Mercifulmerhamet edendirرحم فرمانے والا ہے l-raḥīmu٩ And whenhaniاور جب wa-idh your Lord calledseslenmiştiپکارا nādā your Lord calledRabbinتیرے رب نے rabbuka MusaMusa'yaموسیٰ کو mūsā [that]diyeکہ ani Gogitآؤ۔ جاؤ i'ti (to) the peoplekavmineقوم l-qawma
(who are) wrongdoerszalimlerظالم (قوم کے پاس) l-ẓālimīna١٠ (The) peoplekavmineقوم qawma (of) FiraunFir'avn'ınفرعون کے پاس fir'ʿawna Will notonlar korunmayacaklar mı?کیا وہ نہیں alā they fearڈرتے ہیں yattaqūna١١ He said(Musa) dediکہا اے qāla My LordRabbimمیرے رب rabbi Indeed, Işüphesiz benبیشک میں innī [I] fearkorkuyorumمیں ڈرتا ہوں akhāfu
thatdiyeکہ an they will deny mebeni yalanlayacaklarوہ جھٹلائیں گے مجھ کو yukadhibūni١٢ And straitensve daralıyorاور گھٹتا ہے wayaḍīqu my breastgöğsümسینہ میرا ṣadrī and notveاور نہیں walā expresses wellaçılmıyorچلتی yanṭaliqu my tonguedilimزبان میری lisānī so sendonun için elçilik verتو بھیجیں fa-arsil
forHarun'a daطرف (نبوت) ilā Harunہارون کی hārūna١٣ And they haveve onların varاور ان کے لیے walahum against mebana yükledikleriمیرے خلاف ʿalayya a crimebir suçایک گناہ ہے (الزام ہے) dhanbun so I fearkorkuyorumتو میں ڈرتا ہوں fa-akhāfu thatdiyeکہ an they will kill mebeni öldüreceklerوہ قتل کردیں گے مجھ کو yaqtulūni١٤ He said(Allah) dediفرمایا qāla
Nayhayırہرگز نہیں kallā go both of youikiniz de gidinپس تم دونوں جاؤ fa-idh'habā with Our Signsayetlerimizleہماری نشانیوں کے ساتھ biāyātinā Indeed, Weşüphesiz bizبیشک ہم innā (are) with yousizinle beraberizتمہارے ساتھ maʿakum listeningdinliyoruzسننے والے ہیں mus'tamiʿūna١٥ So go both of yougidin ikinizپھر جاؤ fatiyā (to) FiraunFir'avn'eفرعون کے پاس fir'ʿawna
and sayve deyin kiتو کہو faqūlā 'Indeed, wegerçekten bizبیشک ہم innā (are the) Messengerelçisiyizرسول ہیں rasūlu (of the) LordRabbininرب rabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین کے l-ʿālamīna١٦ [That]gönderیہ کہ an sendبھیج arsil with usbizimle beraberہمارے ساتھ maʿanā (the) Children of Israel.'oğullarınıبنی banī (the) Children of Israel.'İsrailاسرائیل کو is'rāīla
١٧ He said(Fir'avn) dedi kiکہا qāla Did notbiz seni yetiştirmedik mi?کیا نہیں alam we bring you upہم نے پالا تجھ کو nurabbika among usiçimizdenاپنے درمیان fīnā (as) a childbir çocuk olarakبچپنے میں walīdan and you remainedve kalmadın mı?اور تو ٹھہرا walabith'ta among usaramızdaہمارے درمیان fīnā ofömründenمیں سے min your lifeاپنی عمر ʿumurika yearsnice yıllarکئی سال sinīna١٨
And you didve yaptınاور تو نے کیا wafaʿalta your deedyaptığınاپنا کام faʿlataka whicho (kötü) işiوہ جو allatī you didکیا تو نے faʿalta and youve senاور تو wa-anta (were) ofnankörlerden(sin)میں سے ہے mina the ungratefulناشکروں l-kāfirīna١٩
٣٦٨
‹ 366page 367 of the printed Mushaf368 ›