مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٌ مِّنۡهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوۡمَئِذٍ ءَامِنُونَ ٨٩

Whoeverkimجو کوئیmancomesgetirirseلایاjāawith the goodiyilikنیکی کوbil-ḥasanatithen for himona vardırتو اس کے لئےfalahu(will be) betterdaha hayırlısıبہتر ہےkhayrunthan itondanاس سےmin'hāand theyve onlarاور وہwahumfromkorkudan uzaktırlarسےmin(the) terrorگھبراہٹ (سے)fazaʿin(of) that Dayo günاس دن کیyawma-idhin(will be) safegüven içindedirlerامن میں ہوں گےāminūna

89 Whoever comes [at Judgement] with a good deed will have better than it, and they, from the terror of that Day, will be safe.

89 Kim bir iyilik getirirse, ona daha iyisi verilir. Onlar o günün korkusundan güvendedirler.

89 Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gün korkudan da emin kalırlar.

89 جو شخص نیکی لےکر آئے گا تو اس کے لئے اس سے بہتر (بدلہ تیار) ہے اور ایسے لوگ (اُس روز) گھبراہٹ سے بےخوف ہوں گے

89 جو شخص بھلائی لے کر آئے گا اسے اُس سے زیادہ بہتر صلہ ملے گا1 اور ایسے لوگ اُس دن کے ہَول سے محفوظ ہوں گے۔2

وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتۡ وُجُوهُهُمۡ فِى ٱلنَّارِ هَلۡ تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٩٠

And whoeverve kimاور جو کوئیwamancomesgetirirseلایاjāawith the evilkötülükبرائی کوbil-sayi-atiwill be cast downyıkılırتو اوندھے ڈالے جائیں گےfakubbattheir facesonların yüzleriان کے چہرےwujūhuhumincehennemeمیںthe Fireآگ (میں)l-nāriArecezalandırılıyorsunuz-mi?نہیںhalyou recompensedcezalandırılıyorsunuzتم جزا دیئے جارہےtuj'zawnaexceptمگرillā(for) whatşeylerdenجوyou used (to)olduğunuzتھے تمkuntumdoyapıyor(lar)تم عمل کرتےtaʿmalūna

90 And whoever comes with an evil deed - their faces will be overturned into the Fire, [and it will be said], "Are you recompensed except for what you used to do?"

90 Kötülük getiren kimseler, yüzükoyun ateşe atılırlar. "Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?" denir.

90 Her kim de kötülükle gelirse artık yüzleri ateşte sürtülür. "Başka değil ancak yaptığınız amellerin cezasını çekeceksiniz." (denir).

90 اور جو برائی لے کر آئے گا تو ایسے لوگ اوندھے منہ دوزخ میں ڈال دیئے جائیں گے۔ تم کو تو اُن ہی اعمال کا بدلہ ملے گا جو تم کرتے رہے ہو

90 اور جو بُرائی لیے ہوئے آئے گا ، ایسے سب لوگ اوندھے منہ آگ میں پھینکے جائیں گے۔ کیا تم لوگ اس کے سوا کوئی اور جزا پا سکتے ہو کہ جیسا کرو ویسا بھرو؟1

إِنَّمَآ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ رَبَّ هَـٰذِهِ ٱلۡبَلۡدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىۡءٍ‌ۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ٩١

OnlyelbetteبیشکinnamāI am commandedben emrolundumمجھے حکم دیا گیا ہےumir'tuthatsadece kulluk etmekleکہanI worshipمیں عبادت کروںaʿbuda(the) LordRabbineرب کیrabba(of) thisbuاسhādhihicitykentinشہر کےl-baldatithe One WhoOوہ ذاتalladhīmade it sacredburayı saygıdeğer kıldıجس نے حرام ٹھہرایا اس شہر کوḥarramahāand to Him (belongs)ve O'nundurاور اسی کے لئے ہےwalahuallherہرkulluthingsşeyچیزshayinAnd I am commandedve bana emredildiاور مجھ کو حکم دیا گیا ہےwa-umir'tuthatolmamکہanI beمیں ہوجاؤںakūnaofmüslümanlardanسےminathe Muslimsمسلمانوں میں سے/ فرماں برداروں میں سےl-mus'limīna

91 [Say, O Muhammad], "I have only been commanded to worship the Lord of this city, who made it sacred and to whom [belongs] all things. And I am commanded to be of the Muslims [those who submit to Allah]

91 De ki: "Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim."

91 (De ki): "Ben ancak her şeyin sahibi olan ve burayı kutlu kılan bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Yine bana müslümanlardan olmam emredildi."

91 (کہہ دو) کہ مجھ کو یہی ارشاد ہوا ہے کہ اس شہر (مکہ) کے مالک کی عبادت کروں جس نے اس کو محترم (اور مقام ادب) بنایا ہے اور سب چیز اُسی کی ہے اور یہ بھی حکم ہوا ہے کہ اس کا حکم بردار رہوں

91 (اے محمدؐ ، اِن سے کہو)”مجھے تو یہی حکم دیا گیا ہے کہ اِس شہر کے ربّ کی بندگی کروں جس نے اِسے حرم بنایا ہے اور جو ہر چیز کا مالک ہے۔1 مجھے حکم دیا گیا ہے کہ میں مسلم بن کر رہوں

وَأَنۡ أَتۡلُوَاۡ ٱلۡقُرۡءَانَ‌ۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِى لِنَفۡسِهِۦ‌ۖ وَمَن ضَلَّ فَقُلۡ إِنَّمَآ أَنَاۡ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ ٩٢

And thatve (emredildi)اور یہ کہwa-anI reciteokumam;پڑھ سناؤںatluwāthe QuranKur'anقرآن کوl-qur'ānaAnd whoeverşimdi kimتو جوfamaniaccepts guidanceyola gelirseہدایت پائےih'tadāthen onlyelbetteتو بیشکfa-innamāhe accepts guidanceyola gelmiş olurہدایت پائے گاyahtadīfor himselfkendi yararınaاپنی ذات کے لئےlinafsihiand whoeverve kimاور جوwamangoes astraysaparsaبھٹکاḍallathen sayde kiتو کہہ دیجئےfaqulOnlyelbetteبیشکinnamāI ambenمیںanāofancak uyarıcılardanımسےminathe warnersڈرانے والوں میں سے ہوںl-mundhirīna

92 And to recite the Qur'an." And whoever is guided is only guided for [the benefit of] himself; and whoever strays - say, "I am only [one] of the warners."

92 De ki: "Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim."

92 "Ve Kur'ân'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: "Ben sadece uyarıcılardanım."

92 اور یہ بھی کہ قرآن پڑھا کروں۔ تو جو شخص راہ راست اختیار کرتا ہے تو اپنے ہی فائدے کے لئے اختیار کرتا ہے۔ اور جو گمراہ رہتا ہے تو کہہ دو کہ میں تو صرف نصیحت کرنے والا ہوں

92 اور یہ قرآن پڑھ کر سناؤں" اب جو ہدایت اختیار کرے گا وہ اپنے ہی بھلے کے لیے ہدایت اختیار کرے گا اور جو گمراہ ہو اُس سے کہہ دو کہ میں تو بس خبردار کر دینے والا ہوں

وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمۡ ءَايَـٰتِهِۦ فَتَعۡرِفُونَهَا‌ۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ ٩٣

And sayve de kiاور کہہ دیجئےwaquliAll praise (be)hamdolsunسب تعریفl-ḥamduto AllahAllah'aاللہ کے لئے ہےlillahiHe will show youO size gösterecekعنقریب وہ دکھائے گا تم کوsayurīkumHis Signsayetleriniاپنی نشانیاںāyātihiand you will recognize themsiz de onları tanıyacaksınızتو تم پہچان لو گے ان کوfataʿrifūnahāAnd your Lord is notve değildirاور نہیںwamāAnd your Lord is notRabbinرب تیراrabbukaunawaregafilغافلbighāfilinof whatşeylerdenاس سے جوʿammāyou doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہوtaʿmalūna

93 And say, "[All] praise is [due] to Allah. He will show you His signs, and you will recognize them. And your Lord is not unaware of what you do."

93 De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları bileceksiniz." Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

93 Ve şöyle de: Hamd, Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

93 اور کہو کہ خدا کا شکر ہے۔ وہ تم کو عنقریب اپنی نشانیاں دکھائے گا تو تم اُن کو پہچان لو گے۔ اور جو کام تم کرتے ہو تمہارا پروردگار اُن سے بےخبر نہیں ہے

93 اِن سے کہو، تعریف اللہ ہی کے لیے ہے، عنقریب وہ تمہیں اپنی نشانیاں دکھا دے گا اور تم انہیں پہچان لو گے، اور تیرا رب بے خبر نہیں ہے اُن اعمال سے جو تم لوگ کرتے ہو

●●●●●●

سُورَةُ القصص

Al-Qasas / The Stories

Meccan  ◆  88 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

طسٓمٓ ١

Ta Seem MeemTa sin mimط س مtta-seen-meem

1 Ta, Seen, Meem.

1 Ta, Sin, Mim.

1 Tâ, Sîn, Mîm.

1 طٰسٓمٓ

1 ط س م

تِلۡكَ ءَايَـٰتُ ٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِينِ ٢

Theseşunlarیہtil'ka(are the) Versesayetleridirآیات ہیںāyātu(of) the BookKitabınکتابl-kitābithe clearapaçıkروشن کیl-mubīni

2 These are the verses of the clear Book.

2 Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir.

2 Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.

2 یہ کتاب روشن کی آیتیں ہیں

2 یہ کتاب مبین کی آیات ہیں

نَتۡلُواۡ عَلَيۡكَ مِن نَّبَإِ مُوسَىٰ وَفِرۡعَوۡنَ بِٱلۡحَقِّ لِقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٣

We reciteokuyacağızہم پڑھتے ہیںnatlūto yousanaآپ پرʿalaykafrombir parçayıسےmin(the) newshaberindenخبر میں (سے)naba-i(of) MusaMusaموسیٰ کیmūsāand Firaunve Fir'avn'ınاور فرعون کیwafir'ʿawnain truthgerçek olarakحق کے ساتھ/ ٹھیک ٹھیکbil-ḥaqifor a peoplebir toplum içinایک قوم کے لئےliqawminwho believeinananجو ایمان لاتی ہوyu'minūna

3 We recite to you from the news of Moses and Pharaoh in truth for a people who believe.

3 İnanan bir millet için, sana Musa ve Firavun olayını olduğu gibi anlatacağız.

3 İman edecek bir kavim için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana dosdoğru okuyacağız.

3 (اے محمدﷺ) ہم تمہیں موسٰی اور فرعون کے کچھ حالات مومن لوگوں کو سنانے کے لئے صحیح صحیح سناتے ہیں

3 ہم موسیٰؑ اور فرعون کا کچھ حال ٹھیک ٹھیک تمہیں سُناتے ہیں،1 ایسے لوگوں کے فائدے کے لیے جو ایمان لائیں۔2

إِنَّ فِرۡعَوۡنَ عَلَا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلَ أَهۡلَهَا شِيَعًا يَسۡتَضۡعِفُ طَآئِفَةً مِّنۡهُمۡ يُذَبِّحُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَيَسۡتَحۡىِۦ نِسَآءَهُمۡ‌ۚ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٤

IndeedşüphesizبیشکinnaFiraunFir'avnفرعونfir'ʿawnaexalted himselfululandı (zorbalığa kalktı)اس نے تکبر کیاʿalāinyeryüzündeمیںthe landزمین (میں)l-arḍiand madeve böldüاور کردیاwajaʿalaits peoplehalkınıاس کے رہنے والوں کوahlahā(into) sectsçeşitli gruplaraگروہوں میںshiyaʿanoppressingeziyorduضعیف جانتا تھا/ کمزور سمجھتا تھاyastaḍʿifua groupbir zümreyiایک گروہ کوṭāifatanamong themonlardanان میں سےmin'humslaughteringkesiyorduذبح کرتا تھاyudhabbiḥutheir sonsoğullarınıان کے بیٹوں کوabnāahumand letting liveve sağ bırakıyorduاور زندہ رہنے دیتا تھاwayastaḥyītheir womenkadınlarınıان کی عورتوں کوnisāahumIndeed, heçünkü oبیشک وہinnahuwasidiتھاkānaofbozgunculardanسےminathe corruptersفساد کرنے والوں میں (سے)l-muf'sidīna

4 Indeed, Pharaoh exalted himself in the land and made its people into factions, oppressing a sector among them, slaughtering their [newborn] sons and keeping their females alive. Indeed, he was of the corrupters.

4 Firavun memleketin başına geçti ve halkını fırkalara ayırdı. İçlerinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor, kadınları sağ bırakıyordu; çünkü o, bozguncunun biriydi.

4 Çünkü Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını parça parça etmişti. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Belli ki o bozgunculardandı.

4 کہ فرعون نے ملک میں سر اُٹھا رکھا تھا اور وہاں کے باشندوں کو گروہ گروہ بنا رکھا تھا اُن میں سے ایک گروہ کو (یہاں تک) کمزور کر دیا تھا کہ اُن کے بیٹوں کو ذبح کر ڈالتا اور اُن کی لڑکیوں کو زندہ رہنے دیتا۔ بیشک وہ مفسدوں میں تھا

4 واقعہ یہ کہ فرعون نے زمین میں سرکشی کی 1اور اس کے باشندوں کو گروہوں میں تقسیم کر دیا۔ 2 ان میں سے ایک گروہ کو وہ ذلیل کرتا تھا، اس کے لڑکوں کو قتل کر تا اور اس کی لڑکیوں کو جیتا رہنے دیتا تھا۔3 فی الواقع وہ مفسد لوگوں میں سے تھا

وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَنَجۡعَلَهُمۡ أَئِمَّةً وَنَجۡعَلَهُمُ ٱلۡوٰرِثِينَ ٥

And We wantedbiz istiyordukاور ہم نے چاہاwanurīdutolutfetmeyiکہanbestow a favorہم مہربانی کریںnamunnauponüzerineاوپرʿalāthose whokimselerان لوگوں کےalladhīnawere oppressedezilen(ler)جو کمزور بنائے گئے تھےus'tuḍ'ʿifūino yerdeمیںthe landزمین (میں)l-arḍiand make themve onları yapmayıاور ہم بنائیں ان کوwanajʿalahumleadersönderlerپیشوا/ امامa-immatanand make themve onları kılmayıاور ہم بنائیں ان کوwanajʿalahumuthe inheritorsmirasçıوارثl-wārithīna

5 And We wanted to confer favor upon those who were oppressed in the land and make them leaders and make them inheritors

5 Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.

5 Biz ise istiyorduk ki, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım, onlara (ötekilerin) yerini aldıralım.

5 اور ہم چاہتے تھے کہ جو لوگ ملک میں کمزور کر دیئے گئے ہیں اُن پر احسان کریں اور اُن کو پیشوا بنائیں اور انہیں (ملک کا) وارث کریں

5 اور ہم یہ ارادہ رکھتے تھے کہ مہربانی کریں ان لوگوں پر جو زمین میں ذلیل کر کے رکھے گئے تھے اور انہیں پیشوا بنا دیں1 اور انہی کو وارث بنائیں2

Surah 28 / Al-Qasas / The Stories سورة القصص 386
Whoeverkimجو کوئی man comesgetirirseلایا jāa with the goodiyilikنیکی کو bil-ḥasanati then for himona vardırتو اس کے لئے falahu (will be) betterdaha hayırlısıبہتر ہے khayrun than itondanاس سے min'hā and theyve onlarاور وہ wahum fromkorkudan uzaktırlarسے min (the) terrorگھبراہٹ (سے) fazaʿin (of) that Dayo günاس دن کی yawma-idhin (will be) safegüven içindedirlerامن میں ہوں گے āminūna٨٩
And whoeverve kimاور جو کوئی waman comesgetirirseلایا jāa with the evilkötülükبرائی کو bil-sayi-ati will be cast downyıkılırتو اوندھے ڈالے جائیں گے fakubbat their facesonların yüzleriان کے چہرے wujūhuhum incehennemeمیں the Fireآگ (میں) l-nāri Arecezalandırılıyorsunuz-mi?نہیں hal you recompensedcezalandırılıyorsunuzتم جزا دیئے جارہے tuj'zawna
exceptمگر illā (for) whatşeylerdenجو you used (to)olduğunuzتھے تم kuntum doyapıyor(lar)تم عمل کرتے taʿmalūna٩٠ Onlyelbetteبیشک innamā I am commandedben emrolundumمجھے حکم دیا گیا ہے umir'tu thatsadece kulluk etmekleکہ an I worshipمیں عبادت کروں aʿbuda (the) LordRabbineرب کی rabba (of) thisbuاس hādhihi
citykentinشہر کے l-baldati the One WhoOوہ ذات alladhī made it sacredburayı saygıdeğer kıldıجس نے حرام ٹھہرایا اس شہر کو ḥarramahā and to Him (belongs)ve O'nundurاور اسی کے لئے ہے walahu allherہر kullu thingsşeyچیز shayin And I am commandedve bana emredildiاور مجھ کو حکم دیا گیا ہے wa-umir'tu thatolmamکہ an I beمیں ہوجاؤں akūna ofmüslümanlardanسے mina
the Muslimsمسلمانوں میں سے/ فرماں برداروں میں سے l-mus'limīna٩١ And thatve (emredildi)اور یہ کہ wa-an I reciteokumam;پڑھ سناؤں atluwā the QuranKur'anقرآن کو l-qur'āna And whoeverşimdi kimتو جو famani accepts guidanceyola gelirseہدایت پائے ih'tadā then onlyelbetteتو بیشک fa-innamā he accepts guidanceyola gelmiş olurہدایت پائے گا yahtadī
for himselfkendi yararınaاپنی ذات کے لئے linafsihi and whoeverve kimاور جو waman goes astraysaparsaبھٹکا ḍalla then sayde kiتو کہہ دیجئے faqul Onlyelbetteبیشک innamā I ambenمیں anā ofancak uyarıcılardanımسے mina the warnersڈرانے والوں میں سے ہوں l-mundhirīna٩٢ And sayve de kiاور کہہ دیجئے waquli All praise (be)hamdolsunسب تعریف l-ḥamdu
to AllahAllah'aاللہ کے لئے ہے lillahi He will show youO size gösterecekعنقریب وہ دکھائے گا تم کو sayurīkum His Signsayetleriniاپنی نشانیاں āyātihi and you will recognize themsiz de onları tanıyacaksınızتو تم پہچان لو گے ان کو fataʿrifūnahā And your Lord is notve değildirاور نہیں wamā And your Lord is notRabbinرب تیرا rabbuka unawaregafilغافل bighāfilin of whatşeylerdenاس سے جو ʿammā you doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہو taʿmalūna٩٣

سُورَةُ القصص

Al-Qasas / The Stories  ◆  Meccan · 88 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Ta Seem MeemTa sin mimط س م tta-seen-meem١ Theseşunlarیہ til'ka (are the) Versesayetleridirآیات ہیں āyātu (of) the BookKitabınکتاب l-kitābi the clearapaçıkروشن کی l-mubīni٢ We reciteokuyacağızہم پڑھتے ہیں natlū to yousanaآپ پر ʿalayka
frombir parçayıسے min (the) newshaberindenخبر میں (سے) naba-i (of) MusaMusaموسیٰ کی mūsā and Firaunve Fir'avn'ınاور فرعون کی wafir'ʿawna in truthgerçek olarakحق کے ساتھ/ ٹھیک ٹھیک bil-ḥaqi for a peoplebir toplum içinایک قوم کے لئے liqawmin who believeinananجو ایمان لاتی ہو yu'minūna٣ Indeedşüphesizبیشک inna
FiraunFir'avnفرعون fir'ʿawna exalted himselfululandı (zorbalığa kalktı)اس نے تکبر کیا ʿalā inyeryüzündeمیں the landزمین (میں) l-arḍi and madeve böldüاور کردیا wajaʿala its peoplehalkınıاس کے رہنے والوں کو ahlahā (into) sectsçeşitli gruplaraگروہوں میں shiyaʿan oppressingeziyorduضعیف جانتا تھا/ کمزور سمجھتا تھا yastaḍʿifu
a groupbir zümreyiایک گروہ کو ṭāifatan among themonlardanان میں سے min'hum slaughteringkesiyorduذبح کرتا تھا yudhabbiḥu their sonsoğullarınıان کے بیٹوں کو abnāahum and letting liveve sağ bırakıyorduاور زندہ رہنے دیتا تھا wayastaḥyī their womenkadınlarınıان کی عورتوں کو nisāahum Indeed, heçünkü oبیشک وہ innahu wasidiتھا kāna
ofbozgunculardanسے mina the corruptersفساد کرنے والوں میں (سے) l-muf'sidīna٤ And We wantedbiz istiyordukاور ہم نے چاہا wanurīdu tolutfetmeyiکہ an bestow a favorہم مہربانی کریں namunna uponüzerineاوپر ʿalā those whokimselerان لوگوں کے alladhīna were oppressedezilen(ler)جو کمزور بنائے گئے تھے us'tuḍ'ʿifū
ino yerdeمیں the landزمین (میں) l-arḍi and make themve onları yapmayıاور ہم بنائیں ان کو wanajʿalahum leadersönderlerپیشوا/ امام a-immatan and make themve onları kılmayıاور ہم بنائیں ان کو wanajʿalahumu the inheritorsmirasçıوارث l-wārithīna٥
٣٨٦
‹ 384page 385 of the printed Mushaf386 ›