وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىۡءٍ فَمَتَـٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتُهَا‌ۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ وَأَبۡقَىٰٓ‌ۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٦٠

And whateverve neاور جوwamāyou have been givensize verildiyseبھی دیئے گئے تمūtītumfromher şeydenکوئیminthingsبھی چیزshayin(is) an enjoymentgeçimidirپس سامان ہےfamatāʿu(of the) lifehayatınınزندگی کاl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāand its adornmentve süsüdürاور اس کی رونقwazīnatuhāAnd whatolan iseاور جوwamā(is) withyanındaپاسʿindaAllahAllah'ınاللہ کے (پاس ہے)l-lahi(is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہےkhayrunand more lastingve daha kalıcıdırاور زیادہ باقی رہنے والاwa-abqāSo (will) notaklınızı kullanmıyor musunuz?کیا بھلا نہیںafalāyou use intellectتم عقل سے کام لیتےtaʿqilūna

60 And whatever thing you [people] have been given - it is [only for] the enjoyment of worldly life and its adornment. And what is with Allah is better and more lasting; so will you not use reason?

60 Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz?

60 Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtası ve debdebesidir. Allah katında olanlar ise, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ buna aklınız ermeyecek mi?

60 اور جو چیز تم کو دی گئی ہے وہ دنیا کی زندگی کا فائدہ اور اس کی زینت ہے۔ اور جو خدا کے پاس ہے وہ بہتر اور باقی رہنے والی ہے۔ کیا تم سمجھتے نہیں؟

60 تم لوگوں کو جو کچھ بھی دیا گیا ہے وہ محض دُنیا کی زندگی کا سامان اور اس کی زینت ہے، اور جو کچھ اللہ کے پاس ہے وہ اس سے بہتر اور باقی تر ہے کیا تم لوگ عقل سے کام نہیں لیتے؟

أَفَمَن وَعَدۡنَـٰهُ وَعۡدًا حَسَنًا فَهُوَ لَـٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعۡنَـٰهُ مَتَـٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ هُوَ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ ٦١

Then is (he) whomkimse midir?کیا بھلا جوafamanWe have promised himkendisine vadettiğimizوعدہ کیا ہم نے اس سےwaʿadnāhua promisebir sözوعدہwaʿdangoodgüzelاچھاḥasananand heve oپھر وہfahuwa(will) meet itmuhakkak ona kavuşacak olanپانے والا ہے اس کوlāqīhilike (the one) whomkimse gibiمانند اس کے ہوسکتا ہےkamanWe provided himkendisine yaşattığımızفائدہ دیا ہم نے اس کوmattaʿnāhuenjoymentgeçici zevkiniسامان کے ساتھmatāʿa(of the) lifehayatınınزندگی کےl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāthensonraپھرthummaheoوہhuwa(on the) Daygünüدنyawma(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmati(will be) amonggetirileceklerden olanسےminathose presentedحاضر کئے جانے والوں میں سے ہوگاl-muḥ'ḍarīna

61 Then is he whom We have promised a good promise which he will obtain like he for whom We provided enjoyment of worldly life [but] then he is, on the Day of Resurrection, among those presented [for punishment in Hell]?

61 Vadettiğimiz güzel bir nimete kavuşan kimse; dünya hayatında kendisine bir geçimlik verdiğimiz, sonra kıyamet günü azap için getirilen kimse gibi midir?

61 Şu halde, kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz, ardından ona kavuşan kimse, (sırf) dünya hayatının geçici zevkini yaşattığımız ve sonra kıyamet gününde (azab için) huzurumuza getirilenler arasında bulunan kimse gibi midir?

61 بھلا جس شخص سے ہم نے نیک وعدہ کیا اور اُس نے اُسے حاصل کرلیا تو کیا وہ اس شخص کا سا ہے جس کو ہم نے دنیا کی زندگی کے فائدے سے بہرہ مند کیا پھر وہ قیامت کے روز ان لوگوں میں ہو جو (ہمارے روبرو) حاضر کئے جائیں گے

61 بھلا وہ شخص جس سے ہم نے اچھا وعدہ کیا ہو اور وہ اسے پانے والا ہو کبھی اس شخص کی طرح ہو سکتا ہے جسے ہم نے صرفِ حیات دنیا کا سروسامان دے دیا ہو اور پھر وہ قیامت کے روز سزا کے لیے پیش کیا جانے والا ہو؟1

وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ ٦٢

And (the) Dayve o günاور جس دنwayawmaHe will call them(Allah) onlara seslenerekوہ پکارے گا ان کوyunādīhimand sayder kiپھر فرمائے گاfayaqūluWherenerede?کہاں ہیںayna(are) My partnersbenim ortaklarımمیرے شریکshurakāiyawhomolduklarınıوہ جوalladhīnayou used (to)تھے تمkuntumclaimzannettiklerinizتم گمان رکھتےtazʿumūna

62 And [warn of] the Day He will call them and say, "Where are My 'partners' which you used to claim?"

62 Allah, o gün onlara seslenir: "Benim ortağım olduklarını iddia ettikleriniz nerededirler?" der.

62 O gün Allah onları çağırarak, "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz, hani nerede?" diyecektir.

62 اور جس روز خدا اُن کو پکارے گا اور کہے گا کہ میرے وہ شریک کہاں ہیں جن کا تمہیں دعویٰ تھا

62 اور (بھُول نہ جائیں یہ لوگ)اُس دن کو جب کہ وہ اِن کو پکارے گا اور پُوچھے گا”کہاں ہیں میرے وہ شریک جن کا تم گمان رکھتے تھے؟“1

قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلُ رَبَّنَا هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغۡوَيۡنَآ أَغۡوَيۡنَـٰهُمۡ كَمَا غَوَيۡنَا‌ۖ تَبَرَّأۡنَآ إِلَيۡكَ‌ۖ مَا كَانُوٓاۡ إِيَّانَا يَعۡبُدُونَ ٦٣

(Will) sayderlerکہیں گےqālathose olanlarوہ لوگalladhīna(has) come truehakسچ ہوگئیḥaqqaagainst whomüzerlerineان پرʿalayhimuthe Wordsözباتl-qawluOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāTheseşunlardırیہ ہیںhāulāi(are) those whomkimselerوہ لوگalladhīnawe led astrayazdırdıklarımızجن کو گمراہ کیا ہم نےaghwaynāWe led them astrayonları azdırdıkگمراہ کیا ہم نے ان کوaghwaynāhumasgibiجیسا کہkamāwe were astraykendimiz azdığımızہم خود گمراہ ہوئےghawaynāWe declare our innocenceuzak olduğumuzuبےزاری کی ہم نےtabarranābefore Yousana arz ederizتیرے سامنےilaykaNotzatenنہthey used (to)onlar değildiتھے وہkānūworship usbizeصرف ہماریiyyānāworship ustapanlardanوہ عبادت کرتےyaʿbudūna

63 Those upon whom the word will have come into effect will say, "Our Lord, these are the ones we led to error. We led them to error just as we were in error. We declare our disassociation [from them] to You. They did not used to worship us."

63 Hükmün aleyhlerine gerçekleştiği kimseler: "Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp Sana geldik, zaten aslında bize tapmıyorlardı" derler.

63 (O gün) haklarında azaba itilme, hükmü gerçekleşen kimseler, "Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, işte bu azmışları da öylece azdırdık. (Onların suçlarından) beri olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bizlere tapmıyorlardı." derler.

63 (تو) جن لوگوں پر (عذاب کا) حکم ثابت ہوچکا ہوگا وہ کہیں گے کہ ہمارے پروردگار یہ وہ لوگ ہیں جن کو ہم نے گمراہ کیا تھا۔ اور جس طرح ہم خود گمراہ ہوئے تھے اسی طرح اُن کو گمراہ کیا تھا (اب) ہم تیری طرف (متوجہ ہوکر) اُن سے بیزار ہوتے ہیں یہ ہمیں نہیں پوجتے تھے

63 یہ قول جن پر چسپاں ہوگا1 وہ کہیں گے”اے ہمارے ربّ ، بے شک یہی لوگ ہیں جن کو ہم نے گمراہ کیا تھا۔ اِنہیں ہم نے اُسی طرح گمراہ کیا جیسے ہم خود گمراہ ہوئے۔ ہم آپ کے سامنےبراءت کا اظہار کرتے ہیں۔2 یہ ہماری تو بندگی نہیں کرتے تھے۔“3

وَقِيلَ ٱدۡعُواۡ شُرَكَآءَكُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواۡ لَهُمۡ وَرَأَوُاۡ ٱلۡعَذَابَ‌ۚ لَوۡ أَنَّهُمۡ كَانُواۡ يَهۡتَدُونَ ٦٤

And it will be saidve denir kiاور کہا جائے گاwaqīlaCallçağırınپکاروid'ʿūyour partnerskoştuğunuz ortaklarıاپنے ٹھہرائے ہوئے شریکوں کوshurakāakumAnd they will call themonları çağırırlarتو وہ پکاریں گے ان کوfadaʿawhumbut notfakatپھر نہfalamthey will respondçağrısına cevap vermezlerوہ جواب دیں گےyastajībūto thembunlarınان کوlahumand they will seeve karşılarında görürlerاور وہ دیکھ لیں گےwara-awūthe punishmentazabıعذاب کوl-ʿadhābaIf onlyne olurduکاشlaw[that] theyonlarبیشک وہannahumhad beenidiہوتےkānūguidedyola gelselerوہ ہدایت پاتےyahtadūna

64 And it will be said, "Invoke your 'partners' " and they will invoke them; but they will not respond to them, and they will see the punishment. If only they had followed guidance!

64 "Koştuğunuz ortaklarınızı çağırın" denir; onlar da çağırırlar ama, kendilerine cevap veremezler; cehennem azabını görünce doğru yolda olmadıklarına yanarlar.

64 "(Allah'a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın!" denir, onlar da çağırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karşılarında) azabı görürler. Ne olurdu (dünyada iken) doğru yola girselerdi!

64 اور کہا جائے گا کہ اپنے شریکوں کو بلاؤ۔ تو وہ اُن کو پکاریں گے اور وہ اُن کو جواب نہ دے سکیں گے اور (جب) عذاب کو دیکھ لیں گے (تو تمنا کریں گے کہ) کاش وہ ہدایت یاب ہوتے

64 پھر اِن سے کہا جائے گا کہ پکارو اب اپنے ٹھہرائے ہوئے شریکوں کو۔1 یہ انہیں پکاریں گے مگر وہ اِن کو کوئی جواب نہ دیں گے۔ اور یہ لوگ عذاب دیکھ لیں گے۔ کاش یہ ہدایت اختیار کرنے والے ہوتے

وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبۡتُمُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٦٥

And (the) Dayve günاور جس دنwayawmaHe will call themonlara seslenerekوہ پکارے گا ان کوyunādīhimand sayder kiپھر وہ کہے گاfayaqūluWhatne?کیا کچھmādhādid you answercevap verdinizجواب دیا تم نےajabtumuthe Messengerselçilereرسولوں کوl-mur'salīna

65 And [mention] the Day He will call them and say, "What did you answer the messengers?"

65 O gün Allah onlara seslenir: "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" der.

65 O gün Allah onları çağırıp "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" diyecektir.

65 اور جس روز خدا اُن کو پکارے گا اور کہے گا کہ تم نے پیغمبروں کو کیا جواب دیا

65 اور (فراموش نہ کریں یہ لوگ) وہ دن جبکہ وہ اِن کو پکارے گا اور پوچھے گا کہ "جو رسول بھیجے گئے تھے انہیں تم نے کیا جواب دیا تھا؟"

فَعَمِيَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَنۢبَآءُ يَوۡمَئِذٍ فَهُمۡ لَا يَتَسَآءَلُونَ ٦٦

But (will) be obscurekör olmuşturتو نظروں سے اوجھل ہوجائیں گیfaʿamiyatto themonlaraان پرʿalayhimuthe informationhaberlerخبریںl-anbāuthat dayo günاس دنyawma-idhinso theyve onlarتو وہfahumwill not ask one anotherbirbirlerine de soramazlarنہwill not ask one anotherایک دوسرے سے پوچھ سکیں گےyatasāalūna

66 But the information will be unapparent to them that Day, so they will not [be able to] ask one another.

66 O gün, haberlere karşı körleşirler, verilecek cevapları kalmaz; birbirlerine de soramazlar.

66 İşte o gün onlara bütün haberler kapkaranlık olmuştur; onlar birbirlerine de soramayacaklardır.

66 تو وہ اس روز خبروں سے اندھے ہو جائیں گے، اور آپس میں کچھ بھی پوچھ نہ سکیں گے

66 اُس وقت کوئی جواب اِن کو نہ سُوجھے گا اور نہ یہ آپس میں ایک دُوسرے سے پوچھ ہی سکیں گے

فَأَمَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَعَسَىٰٓ أَن يَكُونَ مِنَ ٱلۡمُفۡلِحِينَ ٦٧

But as foramaتو لیکنfa-ammā(him) whokimجو نےmanrepentedtevbe ederseتوبہ کیtābaand believedve inanırsaاور ایمان لایاwaāmanaand didve yaparsaاور عمل کئےwaʿamilarighteousnessiyi işاچھےṣāliḥanthen perhapsumulurتو امید ہےfaʿasā[that]kiکہanhe will beolurہو وہyakūnaofkurtuluşa erenlerdenسےminathe successful onesفلاح پانے والوں میں (سے)l-muf'liḥīna

67 But as for one who had repented, believed, and done righteousness, it is promised by Allah that he will be among the successful.

67 Fakat, tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyen kimsenin, kurtuluşa erenler arasında bulunması umulur.

67 Fakat tevbe ederek, iman edip iyi işler yapan kimseye gelince, o, kurtuluşa erenler arasında olmayı umabilir.

67 لیکن جس نے توبہ کی اور ایمان لایا اور عمل نیک کئے تو اُمید ہے کہ وہ نجات پانے والوں میں ہو

67 البتہ جس نے آج توبہ کر لی اور ایمان لے آیا اور نیک عمل کیے وہی یہ توقع کر سکتا ہے کہ وہاں فلاح پانے والوں میں سے ہو گا

وَرَبُّكَ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُ وَيَخۡتَارُ‌ۗ مَا كَانَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٦٨

And your Lordve Rabbinاور رب تیراwarabbukacreatesyaratırپیدا کرتا ہےyakhluquwhatneجوHe willsdilerseوہ چاہتا ہےyashāuand choosesve seçerاور منتخب کرلیتا ہےwayakhtāruNotdeğildirنہیںthey haveہےkānafor themonlara aitان کے لئےlahumuthe choiceseçimاختیارl-khiyaratuGlory bemünezzehtirپاک ہےsub'ḥāna(to) AllahAllahاللہl-lahiand High is Heve yücedirاور بلند ہےwataʿālāabove whatşeylerdenاس سے جوʿammāthey associate (with Him)ortak koştuklarıوہ شریک ٹھہراتے ہیںyush'rikūna

68 And your Lord creates what He wills and chooses; not for them was the choice. Exalted is Allah and high above what they associate with Him.

68 Rabbin dilediğini yaratır ve seçer; onlar için seçim hakkı yoktur. Allah onların koştukları ortaklardan münezzehtir, yücedir.

68 Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve şanı yücedir.

68 اور تمہارا پروردگار جو چاہتا ہے پیدا کرتا ہے اور (جسے چاہتا ہے) برگزیدہ کرلیتا ہے۔ ان کو اس کا اختیار نہیں ہے۔ یہ جو شرک کرتے ہیں خدا اس سے پاک وبالاتر ہے

68 تیرا ربّ پیدا کرتا ہے جو کچھ چاہتا ہے اور (وہ خود ہی اپنے کام کے لیے جسے چاہتا ہے)منتخب کر لیتا ہے، یہ انتخاب اِن لوگوں کے کرنے کا کام نہیں ہے،1 اللہ پاک ہے اور بہت بالاتر ہے اُس شرک سے جو یہ لوگ کرتے ہیں

وَرَبُّكَ يَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ ٦٩

And your Lordve Rabbinاور رب تیراwarabbukaknowsbilirجانتا ہےyaʿlamuwhatneyiجوconcealsgizlediğiniان کے سینےtukinnutheir breastsgöğüslerininچھپاتے ہیںṣudūruhumand whatve neyiاور جو کچھwamāthey declareaçığa vurduğunuوہ ظاہر کرتے ہیںyuʿ'linūna

69 And your Lord knows what their breasts conceal and what they declare.

69 Rabbin gönüllerinin gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir.

69 Rabbin, onların, sinelerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

69 اور ان کے سینے جو کچھ مخفی کرتے اور جو یہ ظاہر کرتے ہیں تمہارا پروردگار اس کو جانتا ہے

69 تیرا ربّ جانتا ہے جو کچھ یہ دلوں میں چھپائے ہوئے ہیں اور جو کچھ یہ ظاہر کرتے ہیں۔1

وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ لَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِى ٱلۡأُولَىٰ وَٱلۡأَخِرَةِ‌ۖ وَلَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٧٠

And Heve Oاور وہwahuwa(is) AllahAllah'tırاللہ ہےl-lahu(there is) noolmayanنہیںgodtanrıکوئی الٰہ برحقilāhabutbaşkaمگرillāHeO'ndanوہیhuwaTo HimO'na mahsusturاسی کے لئے ہےlahu(are due) all praiseshamdتعریفl-ḥamduinilk olanمیںthe firstدنیا میںl-ūlāand the lastve son olanاور آخرت میںwal-ākhiratiAnd for Himve O'nundurاور اسی کے لئے ہےwalahu(is) the DecisionHükümفرماں روائیl-ḥuk'muand to Himve O'naاور اسی طرفwa-ilayhiyou will be returneddöndürüleceksinizتم لوٹائے جاؤ گےtur'jaʿūna

70 And He is Allah; there is no deity except Him. To Him is [due all] praise in the first [life] and the Hereafter. And His is the [final] decision, and to Him you will be returned.

70 Allah O'dur; O'ndan başka tanrı yoktur. Hamd, dünyada da ahirette de O'nun içindir; hüküm de O'nundur. Yalnız O'na döndürüleceksiniz.

70 İşte O, Allah'tır. O'ndan başka tanrı yoktur. Önünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na döndürüleceksiniz.

70 اور وہی خدا ہے اس کے سوا کوئی معبود نہیں دنیا اور آخرت میں اُسی کی تعریف ہے اور اُسی کا حکم اور اسی کی طرف تم لوٹائے جاؤ گے

70 وہی ایک اللہ ہے جس کے سوا کوئی عبادت کا مستحق نہیں اسی کے لیے حمد ہے دنیا میں بھی اور آخرت میں بھی، فرماں روائی اسی کی ہے اور اسی کی طرف تم سب پلٹائے جانے والے ہو

Surah 28 / Al-Qasas / The Stories سورة القصص 394
And whateverve neاور جو wamā you have been givensize verildiyseبھی دیئے گئے تم ūtītum fromher şeydenکوئی min thingsبھی چیز shayin (is) an enjoymentgeçimidirپس سامان ہے famatāʿu (of the) lifehayatınınزندگی کا l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā and its adornmentve süsüdürاور اس کی رونق wazīnatuhā And whatolan iseاور جو wamā (is) withyanındaپاس ʿinda
AllahAllah'ınاللہ کے (پاس ہے) l-lahi (is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہے khayrun and more lastingve daha kalıcıdırاور زیادہ باقی رہنے والا wa-abqā So (will) notaklınızı kullanmıyor musunuz?کیا بھلا نہیں afalā you use intellectتم عقل سے کام لیتے taʿqilūna٦٠ Then is (he) whomkimse midir?کیا بھلا جو afaman We have promised himkendisine vadettiğimizوعدہ کیا ہم نے اس سے waʿadnāhu a promisebir sözوعدہ waʿdan goodgüzelاچھا ḥasanan
and heve oپھر وہ fahuwa (will) meet itmuhakkak ona kavuşacak olanپانے والا ہے اس کو lāqīhi like (the one) whomkimse gibiمانند اس کے ہوسکتا ہے kaman We provided himkendisine yaşattığımızفائدہ دیا ہم نے اس کو mattaʿnāhu enjoymentgeçici zevkiniسامان کے ساتھ matāʿa (of the) lifehayatınınزندگی کے l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā thensonraپھر thumma heoوہ huwa (on the) Daygünüدن yawma (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati
(will be) amonggetirileceklerden olanسے mina those presentedحاضر کئے جانے والوں میں سے ہوگا l-muḥ'ḍarīna٦١ And (the) Dayve o günاور جس دن wayawma He will call them(Allah) onlara seslenerekوہ پکارے گا ان کو yunādīhim and sayder kiپھر فرمائے گا fayaqūlu Wherenerede?کہاں ہیں ayna (are) My partnersbenim ortaklarımمیرے شریک shurakāiya whomolduklarınıوہ جو alladhīna
you used (to)تھے تم kuntum claimzannettiklerinizتم گمان رکھتے tazʿumūna٦٢ (Will) sayderlerکہیں گے qāla those olanlarوہ لوگ alladhīna (has) come truehakسچ ہوگئی ḥaqqa against whomüzerlerineان پر ʿalayhimu the Wordsözبات l-qawlu Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā Theseşunlardırیہ ہیں hāulāi
(are) those whomkimselerوہ لوگ alladhīna we led astrayazdırdıklarımızجن کو گمراہ کیا ہم نے aghwaynā We led them astrayonları azdırdıkگمراہ کیا ہم نے ان کو aghwaynāhum asgibiجیسا کہ kamā we were astraykendimiz azdığımızہم خود گمراہ ہوئے ghawaynā We declare our innocenceuzak olduğumuzuبےزاری کی ہم نے tabarranā before Yousana arz ederizتیرے سامنے ilayka Notzatenنہ they used (to)onlar değildiتھے وہ kānū worship usbizeصرف ہماری iyyānā
worship ustapanlardanوہ عبادت کرتے yaʿbudūna٦٣ And it will be saidve denir kiاور کہا جائے گا waqīla Callçağırınپکارو id'ʿū your partnerskoştuğunuz ortaklarıاپنے ٹھہرائے ہوئے شریکوں کو shurakāakum And they will call themonları çağırırlarتو وہ پکاریں گے ان کو fadaʿawhum but notfakatپھر نہ falam they will respondçağrısına cevap vermezlerوہ جواب دیں گے yastajībū
to thembunlarınان کو lahum and they will seeve karşılarında görürlerاور وہ دیکھ لیں گے wara-awū the punishmentazabıعذاب کو l-ʿadhāba If onlyne olurduکاش law [that] theyonlarبیشک وہ annahum had beenidiہوتے kānū guidedyola gelselerوہ ہدایت پاتے yahtadūna٦٤ And (the) Dayve günاور جس دن wayawma He will call themonlara seslenerekوہ پکارے گا ان کو yunādīhim
and sayder kiپھر وہ کہے گا fayaqūlu Whatne?کیا کچھ mādhā did you answercevap verdinizجواب دیا تم نے ajabtumu the Messengerselçilereرسولوں کو l-mur'salīna٦٥ But (will) be obscurekör olmuşturتو نظروں سے اوجھل ہوجائیں گی faʿamiyat to themonlaraان پر ʿalayhimu the informationhaberlerخبریں l-anbāu
that dayo günاس دن yawma-idhin so theyve onlarتو وہ fahum will not ask one anotherbirbirlerine de soramazlarنہ will not ask one anotherایک دوسرے سے پوچھ سکیں گے yatasāalūna٦٦ But as foramaتو لیکن fa-ammā (him) whokimجو نے man repentedtevbe ederseتوبہ کی tāba and believedve inanırsaاور ایمان لایا waāmana and didve yaparsaاور عمل کئے waʿamila
righteousnessiyi işاچھے ṣāliḥan then perhapsumulurتو امید ہے faʿasā [that]kiکہ an he will beolurہو وہ yakūna ofkurtuluşa erenlerdenسے mina the successful onesفلاح پانے والوں میں (سے) l-muf'liḥīna٦٧ And your Lordve Rabbinاور رب تیرا warabbuka
createsyaratırپیدا کرتا ہے yakhluqu whatneجو He willsdilerseوہ چاہتا ہے yashāu and choosesve seçerاور منتخب کرلیتا ہے wayakhtāru Notdeğildirنہیں they haveہے kāna for themonlara aitان کے لئے lahumu the choiceseçimاختیار l-khiyaratu Glory bemünezzehtirپاک ہے sub'ḥāna
(to) AllahAllahاللہ l-lahi and High is Heve yücedirاور بلند ہے wataʿālā above whatşeylerdenاس سے جو ʿammā they associate (with Him)ortak koştuklarıوہ شریک ٹھہراتے ہیں yush'rikūna٦٨ And your Lordve Rabbinاور رب تیرا warabbuka knowsbilirجانتا ہے yaʿlamu whatneyiجو concealsgizlediğiniان کے سینے tukinnu
their breastsgöğüslerininچھپاتے ہیں ṣudūruhum and whatve neyiاور جو کچھ wamā they declareaçığa vurduğunuوہ ظاہر کرتے ہیں yuʿ'linūna٦٩ And Heve Oاور وہ wahuwa (is) AllahAllah'tırاللہ ہے l-lahu (there is) noolmayanنہیں godtanrıکوئی الٰہ برحق ilāha butbaşkaمگر illā HeO'ndanوہی huwa To HimO'na mahsusturاسی کے لئے ہے lahu
(are due) all praiseshamdتعریف l-ḥamdu inilk olanمیں the firstدنیا میں l-ūlā and the lastve son olanاور آخرت میں wal-ākhirati And for Himve O'nundurاور اسی کے لئے ہے walahu (is) the DecisionHükümفرماں روائی l-ḥuk'mu and to Himve O'naاور اسی طرف wa-ilayhi you will be returneddöndürüleceksinizتم لوٹائے جاؤ گے tur'jaʿūna٧٠
٣٩٤
‹ 392page 393 of the printed Mushaf394 ›