وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ‌ۚ وَلَوۡلَآ أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَآءَهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَلَيَأۡتِيَنَّهُم بَغۡتَةً وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٥٣

And they ask you to hastensenden çabuk istiyorlarاور وہ جلدی مانگتے ہیں تجھ سےwayastaʿjilūnaka[with] the punishmentazabıعذاب کوbil-ʿadhābiAnd if noteğer olmasaydıاور اگر نہ ہوتیwalawlā(for) a termbir süreایک میعادajalunappointedbelirtilmişمقررmusammansurely (would) have come to themonlara hemen gelirdiالبتہ آجاتا ان کے پاسlajāahumuthe punishmentazabعذابl-ʿadhābuBut it will surely come to themve o kendilerine gelecektirاور البتہ وہ ضرور آئے گا ان کے پاسwalayatiyannahumsuddenlyansızınاچانکbaghtatanwhile theyve onlarاور وہwahum(do) nothiçنہperceivefarkında değillerkenشعوررکھتے ہوں گےyashʿurūna

53 And they urge you to hasten the punishment. And if not for [the decree of] a specified term, punishment would have reached them. But it will surely come to them suddenly while they perceive not.

53 Senden azabı acele bekliyorlar. Eğer süre belirtilmiş olmasaydı azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkına varmadan başlarına ansızın gelecektir.

53 Senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azab elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir.

53 اور یہ لوگ تم سے عذاب کے لئے جلدی کر رہے ہیں۔ اگر ایک وقت مقرر نہ( ہو چکا) ہوتا تو اُن پر عذاب آبھی گیا ہوتا۔ اور وہ (کسی وقت میں) اُن پر ضرور ناگہاں آکر رہے گا اور اُن کو معلوم بھی نہ ہوگا

53 ہ لوگ تم سے عذاب جلدی لانے کا مطالبہ کرتے ہیں۔1 اگر ایک وقت مقرر نہ کر دیا گیا ہوتا تو ان پر عذاب آچکا ہوتا۔ اور یقیناً(اپنے وقت پر)وہ آکر رہے گا اچانک ، اس حال میں کہ انہیں خبر بھی نہ ہو گی

يَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةُۢ بِٱلۡكَـٰفِرِينَ ٥٤

They ask you to hastensenden çabucak istiyorlarوہ جلدی مانگتے ہیں تجھ سےyastaʿjilūnakathe punishmentazabıعذابbil-ʿadhābiAnd indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaHellcehennemجہنمjahannamawill surely, encompasskuşatmış ikenالبتہ گھیرنے والی ہےlamuḥīṭatunthe disbelieversinkarcılarıکافروں کوbil-kāfirīna

54 They urge you to hasten the punishment. And indeed, Hell will be encompassing of the disbelievers

54 Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.

54 (Evet) senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Halbuki cehennem, hiç şüpheleri olmasın, kâfirleri kuşatacaktır.

54 یہ تم سے عذاب کے لئے جلدی کررہے ہیں۔ اور دوزخ تو کافروں کو گھیر لینے والی ہے

54 یہ تم سے عذاب جلدی لانے کا مطالبہ کرتے ہیں، حالانکہ جہنم ان کافروں کو گھیرے میں لے چکی ہے

يَوۡمَ يَغۡشَـٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِن فَوۡقِهِمۡ وَمِن تَحۡتِ أَرۡجُلِهِمۡ وَيَقُولُ ذُوقُواۡ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٥٥

On (the) Dayo günجس دنyawmawill cover themonları örterڈھانپ لے گا ان کوyaghshāhumuthe punishmentazabعذابl-ʿadhābufromüstlerindenسےminabove themان کے اوپرfawqihimand fromveاور سےwaminbelowaltındanنیچےtaḥtitheir feetayaklarınınان کے پاؤں کےarjulihimand He will sayve (Allah) der kiاور وہ کہے گاwayaqūluTastetadınچکھوdhūqūwhatneجوyou usedidiysenizتھے تمkuntum(to) doyapıyorتم عمل کرتےtaʿmalūna

55 On the Day the punishment will cover them from above them and from below their feet and it is said, "Taste [the result of] what you used to do."

55 Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.

55 O günde azap, onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından saracak ve Allah (onlara), "Yaptıklarınızın cezasını tadın!" diyecektir.

55 جس دن عذاب اُن کو اُن کے اُوپر سے اور نیچے سے ڈھانک لے گا اور (خدا) فرمائے گا کہ جو کام تم کیا کرتے تھے (اب) اُن کا مزہ چکھو

55 (اور انہیں پتہ چلے گا) اُس روز جبکہ عذاب انہیں اُوپر سے بھی ڈھانک لے گا اور پاؤں کے نیچے سے بھی اور کہے گا کہ اب چکھو مزا ان کرتوتوں کا جو تم کرتے تھے

يَـٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاۡ إِنَّ أَرۡضِى وٰسِعَةٌ فَإِيَّـٰىَ فَٱعۡبُدُونِ ٥٦

O My servantsey kullarımاے میرے بندو وہ جوyāʿibādiyawhoinananایمان لائے ہوalladhīnabelieveبیشکāmanūIndeedşüphesizمیری زمینinnaMy earthbenim arzımوسیع ہےarḍī(is) spaciousgeniştirپس صرف میری ہیwāsiʿatunso onlyo halde banaپس تم عبادت کرو میریfa-iyyāyaworship Mekulluk edinfa-uʿ'budūni

56 O My servants who have believed, indeed My earth is spacious, so worship only Me.

56 Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip yalnız Bana kulluk ediniz.

56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin.

56 اے میرے بندو جو ایمان لائے ہو میری زمین فراخ ہے تو میری ہی عبادت کرو

56 اے میرے بندو جو ایمان لائے ہو، میری زمین وسیع  ہے، پس تم میری ہی بندگی بجا لاؤ۔1

كُلُّ نَفۡسٍ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِ‌ۖ ثُمَّ إِلَيۡنَا تُرۡجَعُونَ ٥٧

Everyherہرkullusoulcanنفسnafsin(will) tastetadacaktırچکھنے والا ہےdhāiqatuthe deathölümüموت کوl-mawtiThensonraپھرthummato Usbizeہماری طرفilaynāyou will be returneddöndürüleceksinizتم سب لوٹائے جاؤ گےtur'jaʿūna

57 Every soul will taste death. Then to Us will you be returned.

57 Her can ölümü tadacaktır. Sonunda Bize döneceksiniz.

57 Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

57 ہر متنفس موت کا مزہ چکھنے والا ہے۔ پھر تم ہماری ہی طرف لوٹ کر آؤ گے

57 ہر متنفس کو موت کا مزا چکھنا ہے، پھر تم سب ہماری طرف ہی پلٹا کر لائے جاؤ گے۔1

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ غُرَفًا تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا‌ۚ نِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَـٰمِلِينَ ٥٨

And those whove kimseleriاور وہ لوگwa-alladhīnabelieveinananlarıجو ایمان لائےāmanūand dove yapanlarıاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilū[the] righteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātisurely We will give them a placeyerleştiririzالبتہ ہم ضرور ٹھکانہ دیں گے ان کوlanubawwi-annahumincennettenمیں سےminaParadiseجنتl-janatilofty dwellingsyüksek odalaraبالاخانوں کےghurafanflowakanبہتی ہوں گیtajrīfromaltlarındanسےminunderneath itان کے نیچےtaḥtihāthe riversırmaklarنہریںl-anhāruwill abide foreverebedi kalırlarہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidīnain itoradaان میںfīhāExcellent isne güzeldirکتنا اچھا ہےniʿ'ma(the) rewardücretiاجرajru(of) the workersçalışanlarınان عمل کرنے والوں کاl-ʿāmilīna

58 And those who have believed and done righteous deeds - We will surely assign to them of Paradise [elevated] chambers beneath which rivers flow, wherein they abide eternally. Excellent is the reward of the [righteous] workers

58 İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir!

58 İman edip güzel işler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükafatı ne güzeldir!

58 اور جو لوگ ایمان لائے اور نیک عمل کرتے رہے اُن کو ہم بہشت کے اُونچے اُونچے محلوں میں جگہ دیں گے۔ جن کے نیچے نہریں بہ رہی ہیں۔ ہمیشہ ان میں رہیں گے۔ (نیک )عمل کرنے والوں کا (یہ) خوب بدلہ ہے

58 جو لوگ ایمان لائے ہیں اور جنہوں نے نیک عمل کیے ہیں ان کو ہم جنت کی بلندو بالا عمارتوں میں رکھیں گے جن کے نیچے نہریں بہتی ہوں گی، جہاں وہ ہمیشہ رہیں گے، کیا ہی عمدہ اجر ہے عمل کرنے والوں کےلیے1

ٱلَّذِينَ صَبَرُواۡ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٥٩

Those whoonlar kiوہ لوگalladhīna(are) patientsabrettilerجو صبر کرتے ہیںṣabarūand uponveاورپرwaʿalātheir LordRabblerineاپنے ربrabbihimput their trustdayanmaktadırlarبھروسہ کرتے ہیں۔ توکل کرتے ہیںyatawakkalūna

59 Who have been patient and upon their Lord rely.

59 İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir!

59 Ki onlar, sabretmiş olup yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.

59 جو صبر کرتے اور اپنے پروردگار پر بھروسہ رکھتے ہیں

59 ان لوگوں  کے لیے جنہوں نے صبر کیا ہے1 اور جو اپنے رب پر بھروسہ کرتے ہیں۔2

وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةٍ لَّا تَحۡمِلُ رِزۡقَهَا ٱللَّهُ يَرۡزُقُهَا وَإِيَّاكُمۡ‌ۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦٠

And how manynicesi var kiاور کتنے ہیwaka-ayyinofcanlı(lar)danمیں سےmina creatureجانوروںdābbatin(does) nottaşıyamazنہیںcarryاٹھائے ہوئےtaḥmiluits provisionrızkınıاپنا رزقriz'qahāAllahاللہ تعالیٰl-lahuprovides (for) itonları da beslerرزق دیتا ہے ان کوyarzuquhāand (for) yousizi deاور تم کو بھیwa-iyyākumAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہے،l-samīʿuthe All-Knowerbilendirجاننے والا ہےl-ʿalīmu

60 And how many a creature carries not its [own] provision. Allah provides for it and for you. And He is the Hearing, the Knowing.

60 Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O, işitir ve bilir.

60 Nice hayvanlar var ki, rızkını (biriktirip yanında) taşımıyor. Çünkü onların da, sizin de rızkınızı Allah veriyor. O, her şeyi işitir ve bilir.

60 اور بہت سے جانور ہیں جو اپنا رزق اُٹھائے نہیں پھرتے خدا ہی ان کو رزق دیتا ہے اور تم کو بھی۔ اور وہ سننے والا اور جاننے والا ہے

60 کتنے ہی جانور ہیں جو اپنا رزق اُٹھائے نہیں پھرتے، اللہ ان کو رزق دیتا ہے اور تمہارا رازق بھی وہی ہے، وہ سب کچھ سنتا اور جانتا ہے۔1

وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ‌ۖ فَأَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ ٦١

And ifandolsun eğerاور البتہ اگرwala-inyou ask themonlara desen kiپوچھو تم ان سے۔ سوال کرو تم ان سےsa-altahumWhokimکس نےmancreatedyarattıپیدا کیاkhalaqathe heavensgökleriآسمانوں کوl-samāwātiand the earthve yeriاور زمین کوwal-arḍaand subjectedve (kim) boyun eğdirdi?اور مسخر کیاwasakharathe sungüneşiسورج کوl-shamsaand the moonve ayıاور چاند کوwal-qamaraSurely they would sayelbette derlerالبتہ وہ ضرور کہیں گےlayaqūlunnaAllahاللہ نےl-lahuThen hownasıl?تو کہاں سےfa-annāare they deludeddöndürülüyorsunuzوہ پھیرے جاتے ہیںyu'fakūna

61 If you asked them, "Who created the heavens and earth and subjected the sun and the moon?" they would surely say, "Allah." Then how are they deluded?

61 And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz "Allah'tır" derler. Öyleyse niçin döndürülüyorlar?

61 Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?

61 اور اگر اُن سے پوچھو کہ آسمانوں اور زمین کو کس نے پیدا کیا۔ اور سورج اور چاند کو کس نے (تمہارے) زیر فرمان کیا تو کہہ دیں گے خدا نے۔ تو پھر یہ کہاں اُلٹے جا رہے ہیں

61 1اگر تم ان لوگوں سے پوچھوں کہ زمین اور آسمانوں کو کس نے پیدا کیا ہے اور چاند اور سورج کو کس نےمسخر کر رکھا ہے تو ضرور کہیں گے کہ اللہ نے، پھر یہ کدھر سے دھوکا کھا رہے ہیں؟

ٱللَّهُ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَيَقۡدِرُ لَهُۥٓ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمٌ ٦٢

AllahAllahاللہ تعالیٰal-lahuextendsaçarپھیلا دیتا ہےyabsuṭuthe provisionrızkıرزق کوl-riz'qafor whomkimseyeجس کے لیےlimanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāuofkullarındanمیں سےminHis slavesاپنے بندوںʿibādihiand restrictsve kısarاور تنگ کردیتا ہےwayaqdirufor himonaاس کے لیےlahuIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahaof everyherہرbikullithingşeyiچیز کوshayin(is) All-Knowerbilendirجاننے والا ہےʿalīmun

62 Allah extends provision for whom He wills of His servants and restricts for him. Indeed Allah is, of all things, Knowing.

62 Allah, kullarından dilediğine rızkı bol ve ölçüye göre verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.

62 Allah, kullarından dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

62 خدا ہی اپنے بندوں میں سے جس کے لئے چاہتا ہے روزی فراخ کر دیتا ہے اور جس کے لئے چاہتا ہے تنگ کر دیتا ہے بیشک خدا ہر چیز سے واقف ہے

62 اللہ ہی ہے جو اپنے بندوں میں سے جس کا چاہتا ہے رزق کشادہ کرتا ہے اور جس کا چاہتا ہے تنگ کرتا ہے، یقیناً اللہ ہر چیز کا جاننے والا ہے

وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ مَوۡتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ‌ۚ قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ‌ۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ ٦٣

And ifve eğerاور البتہ اگرwala-inyou ask themonlara sorsanپوچھو تم ان سےsa-altahumWhokimکس نےmansends downindirdiنازل کیاnazzalafromgöktenسےminathe skyآسمانl-samāiwatersuyuپانیmāanand gives lifeve dirilttiپھر زندہ کیاfa-aḥyātherebyonunlaساتھ اس کےbihi(to) the earthyeriزمین کوl-arḍaaftersonraminafterبعدbaʿdiits deathöldüktenاس کی موت کےmawtihāSurely, they would sayelbette derlerالبتہ وہ ضرور کہیں گےlayaqūlunnaAllahاللہ نےl-lahuSayde kiکہہ دیجیےquliAll Praiseshamd (övgü)سب تعریفl-ḥamdu(are) for AllahAllah'adırاللہ کے لیے ہےlillahiButdoğrusuبلکہbalmost of themçoklarıاکثر ان میں سےaktharuhum(do) notdüşünmezlerنہیںuse reasonعقل رکھتےyaʿqilūna

63 And if you asked them, "Who sends down rain from the sky and gives life thereby to the earth after its lifelessness?" they would surely say " Allah." Say, "Praise to Allah "; but most of them do not reason.

63 And olsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz, "Allah'tır" derler. De ki: "Övülmek Allah içindir", fakat çoğu bunu akletmezler.

63 Andolsun ki onlara, "Gökten su indirip, onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah " derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah'a mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar.

63 اور اگر تم ان سے پوچھو کہ آسمان سے پانی کس نے نازل فرمایا پھر اس سے زمین کو اس کے مرنے کے بعد (کس نے) زندہ کیا تو کہہ دیں گے کہ خدا نے۔ کہہ دو کہ خدا کا شکر ہے۔ لیکن ان میں اکثر نہیں سمجھتے

63 اور اگر تم ان سے پوچھو کس نے آسمان سے پانی برسایا اور اس کے ذریعہ سےمردہ پڑی ہوئی زمین کو جِلا اُٹھایا تو وہ ضرور کہیں گے  اللہ نے۔ کہو، الحمدللہ،1 مگر اکثر لوگ سمجھتے نہیں ہیں

Surah 29 / Al-'Ankabut / The Spider سورة العنكبوت 404
And they ask you to hastensenden çabuk istiyorlarاور وہ جلدی مانگتے ہیں تجھ سے wayastaʿjilūnaka [with] the punishmentazabıعذاب کو bil-ʿadhābi And if noteğer olmasaydıاور اگر نہ ہوتی walawlā (for) a termbir süreایک میعاد ajalun appointedbelirtilmişمقرر musamman surely (would) have come to themonlara hemen gelirdiالبتہ آجاتا ان کے پاس lajāahumu the punishmentazabعذاب l-ʿadhābu
But it will surely come to themve o kendilerine gelecektirاور البتہ وہ ضرور آئے گا ان کے پاس walayatiyannahum suddenlyansızınاچانک baghtatan while theyve onlarاور وہ wahum (do) nothiçنہ perceivefarkında değillerkenشعوررکھتے ہوں گے yashʿurūna٥٣ They ask you to hastensenden çabucak istiyorlarوہ جلدی مانگتے ہیں تجھ سے yastaʿjilūnaka the punishmentazabıعذاب bil-ʿadhābi
And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna Hellcehennemجہنم jahannama will surely, encompasskuşatmış ikenالبتہ گھیرنے والی ہے lamuḥīṭatun the disbelieversinkarcılarıکافروں کو bil-kāfirīna٥٤ On (the) Dayo günجس دن yawma will cover themonları örterڈھانپ لے گا ان کو yaghshāhumu the punishmentazabعذاب l-ʿadhābu
fromüstlerindenسے min above themان کے اوپر fawqihim and fromveاور سے wamin belowaltındanنیچے taḥti their feetayaklarınınان کے پاؤں کے arjulihim and He will sayve (Allah) der kiاور وہ کہے گا wayaqūlu Tastetadınچکھو dhūqū whatneجو you usedidiysenizتھے تم kuntum (to) doyapıyorتم عمل کرتے taʿmalūna
٥٥ O My servantsey kullarımاے میرے بندو وہ جو yāʿibādiya whoinananایمان لائے ہو alladhīna believeبیشک āmanū Indeedşüphesizمیری زمین inna My earthbenim arzımوسیع ہے arḍī (is) spaciousgeniştirپس صرف میری ہی wāsiʿatun so onlyo halde banaپس تم عبادت کرو میری fa-iyyāya worship Mekulluk edin fa-uʿ'budūni
٥٦ Everyherہر kullu soulcanنفس nafsin (will) tastetadacaktırچکھنے والا ہے dhāiqatu the deathölümüموت کو l-mawti Thensonraپھر thumma to Usbizeہماری طرف ilaynā you will be returneddöndürüleceksinizتم سب لوٹائے جاؤ گے tur'jaʿūna٥٧ And those whove kimseleriاور وہ لوگ wa-alladhīna
believeinananlarıجو ایمان لائے āmanū and dove yapanlarıاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū [the] righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti surely We will give them a placeyerleştiririzالبتہ ہم ضرور ٹھکانہ دیں گے ان کو lanubawwi-annahum incennettenمیں سے mina Paradiseجنت l-janati lofty dwellingsyüksek odalaraبالاخانوں کے ghurafan flowakanبہتی ہوں گی tajrī
fromaltlarındanسے min underneath itان کے نیچے taḥtihā the riversırmaklarنہریں l-anhāru will abide foreverebedi kalırlarہمیشہ رہنے والے ہیں khālidīna in itoradaان میں fīhā Excellent isne güzeldirکتنا اچھا ہے niʿ'ma (the) rewardücretiاجر ajru (of) the workersçalışanlarınان عمل کرنے والوں کا l-ʿāmilīna٥٨ Those whoonlar kiوہ لوگ alladhīna
(are) patientsabrettilerجو صبر کرتے ہیں ṣabarū and uponveاورپر waʿalā their LordRabblerineاپنے رب rabbihim put their trustdayanmaktadırlarبھروسہ کرتے ہیں۔ توکل کرتے ہیں yatawakkalūna٥٩ And how manynicesi var kiاور کتنے ہی waka-ayyin ofcanlı(lar)danمیں سے min a creatureجانوروں dābbatin (does) nottaşıyamazنہیں carryاٹھائے ہوئے taḥmilu
its provisionrızkınıاپنا رزق riz'qahā Allahاللہ تعالیٰ l-lahu provides (for) itonları da beslerرزق دیتا ہے ان کو yarzuquhā and (for) yousizi deاور تم کو بھی wa-iyyākum And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہے، l-samīʿu the All-Knowerbilendirجاننے والا ہے l-ʿalīmu٦٠ And ifandolsun eğerاور البتہ اگر wala-in
you ask themonlara desen kiپوچھو تم ان سے۔ سوال کرو تم ان سے sa-altahum Whokimکس نے man createdyarattıپیدا کیا khalaqa the heavensgökleriآسمانوں کو l-samāwāti and the earthve yeriاور زمین کو wal-arḍa and subjectedve (kim) boyun eğdirdi?اور مسخر کیا wasakhara the sungüneşiسورج کو l-shamsa and the moonve ayıاور چاند کو wal-qamara
Surely they would sayelbette derlerالبتہ وہ ضرور کہیں گے layaqūlunna Allahاللہ نے l-lahu Then hownasıl?تو کہاں سے fa-annā are they deludeddöndürülüyorsunuzوہ پھیرے جاتے ہیں yu'fakūna٦١ AllahAllahاللہ تعالیٰ al-lahu extendsaçarپھیلا دیتا ہے yabsuṭu the provisionrızkıرزق کو l-riz'qa for whomkimseyeجس کے لیے liman He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu ofkullarındanمیں سے min
His slavesاپنے بندوں ʿibādihi and restrictsve kısarاور تنگ کردیتا ہے wayaqdiru for himonaاس کے لیے lahu Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha of everyherہر bikulli thingşeyiچیز کو shayin (is) All-Knowerbilendirجاننے والا ہے ʿalīmun٦٢ And ifve eğerاور البتہ اگر wala-in you ask themonlara sorsanپوچھو تم ان سے sa-altahum
Whokimکس نے man sends downindirdiنازل کیا nazzala fromgöktenسے mina the skyآسمان l-samāi watersuyuپانی māan and gives lifeve dirilttiپھر زندہ کیا fa-aḥyā therebyonunlaساتھ اس کے bihi (to) the earthyeriزمین کو l-arḍa aftersonra min afterبعد baʿdi its deathöldüktenاس کی موت کے mawtihā
Surely, they would sayelbette derlerالبتہ وہ ضرور کہیں گے layaqūlunna Allahاللہ نے l-lahu Sayde kiکہہ دیجیے quli All Praiseshamd (övgü)سب تعریف l-ḥamdu (are) for AllahAllah'adırاللہ کے لیے ہے lillahi Butdoğrusuبلکہ bal most of themçoklarıاکثر ان میں سے aktharuhum (do) notdüşünmezlerنہیں use reasonعقل رکھتے yaʿqilūna٦٣
٤٠٤
‹ 402page 403 of the printed Mushaf404 ›