وَعۡدَ ٱللَّهِ‌ۖ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٦

(It is the) Promiseva'didirوعدہ ہےwaʿda(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahi(Does) notcaymazنہیںfailخلاف کرے گاyukh'lifuAllahاللہl-lahu(in) His promiseva'dindenاپنے وعدے کوwaʿdahubutfakatلیکنwalākinnamost (of)çoğuاکثرakthara[the] peopleinsanlarınلوگl-nāsi(do) notbilmezlerنہیںknowجانتےyaʿlamūna

6 [It is] the promise of Allah. Allah does not fail in His promise, but most of the people do not know.

6 Bu, Allah'ın vaadidir; Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların çoğu bilmezler.

6 Allah'ın vaadi budur. Allah, vaadinden caymaz. Fakat insanların çoğu bilmezler.

6 (یہ) خدا کا وعدہ (ہے) خدا اپنے وعدے کے خلاف نہیں کرتا لیکن اکثر لوگ نہیں جانتے

6 یہ وعدہ اللہ نے کیا ہے، اللہ کبھی اپنے وعدے کی خلاف ورزی نہیں کرتا، مگر اکثر لوگ نہیں جانتے ہیں

يَعۡلَمُونَ ظَـٰهِرًا مِّنَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ عَنِ ٱلۡأَخِرَةِ هُمۡ غَـٰفِلُونَ ٧

They knowbilirlerوہ جانتے ہیںyaʿlamūna(the) apparentdış yüzünüظاہری پہلوẓāhiranofhayatınınسےminathe lifeزندگی کاl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yābut theyve onlarاور وہwahumaboutahirettenسےʿanithe Hereafterآخرتl-ākhirati[they]onlarوہhum(are) heedlessgafildirlerغافل ہیںghāfilūna

7 They know what is apparent of the worldly life, but they, of the Hereafter, are unaware.

7 Onlar, dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler.

7 Onlar, sadece bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildirler.

7 یہ تو دنیا کی ظاہری زندگی کو جانتے ہیں۔ اور آخرت (کی طرف) سے غافل ہیں

7 لوگ دنیا کی زندگی کا بس ظاہری پہلو جانتے ہیں اور آخرت سے وہ خود ہی غافل ہیں1

أَوَلَمۡ يَتَفَكَّرُواۡ فِىٓ أَنفُسِهِم‌ۗ مَّا خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى‌ۗ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ بِلِقَآىِٕ رَبِّهِمۡ لَكَـٰفِرُونَ ٨

Do nothiç düşünmediler mi?کیا بھلا نہیںawalamthey ponderانہوں نے غور و فکر کیاyatafakkarūwithiniçlerindeمیںthemselveskendiاپنے نفسوںanfusihimNotyaratmamıştırنہیںAllah (has) createdپیدا کیاkhalaqaAllah (has) createdAllahاللہ نےl-lahuthe heavensgöklerdeآسمانوں کوl-samāwātiand the earthve yerdeاور زمین کوwal-arḍaand whatve bulunanlarıاور جوwamā(is) between thembu ikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہےbaynahumāexceptdışındaمگرillāin truthhak olmasıحق کے ساتھbil-ḥaqiand (for) a termve bir süreاور ایک مدت تک کے لیےwa-ajalinappointedbelirtilmiştirمقررmusammanAnd indeedve şüphesizاور بیشکwa-innamanyçoğuبہت سےkathīranofinsanlardanمیں سےminathe peopleلوگوںl-nāsiin (the) meetingkavuşmayıساتھ ملاقات کےbiliqāi(with) their LordRabblerineاپنے رب کیrabbihimsurely (are) disbelieversinkar etmektedirlerالبتہ انکاری ہیںlakāfirūna

8 Do they not contemplate within themselves? Allah has not created the heavens and the earth and what is between them except in truth and for a specified term. And indeed, many of the people, in [the matter of] the meeting with their Lord, are disbelievers.

8 Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.

8 Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.

8 کیا اُنہوں نے اپنے دل میں غور نہیں کیا۔ کہ خدا نے آسمانوں اور زمین کو اور جو کچھ ان دونوں کے درمیان ہے اُن کو حکمت سے اور ایک وقت مقرر تک کے لئے پیدا کیا ہے۔ اور بہت سے لوگ اپنے پروردگار سے ملنے کے قائل ہی نہیں

8 کیا انہوں نے کبھی اپنے آپ میں غور و فکر  نہیں کیا؟1 اللہ نے زمین اور آسمانوں کو اور ان ساری چیزوں کو جو ان کے درمیان ہیں برحق اور ایک مقرر مدت ہی کے لیے پیدا کیا ہے۔2 مگر بہت سے لوگ اپنے  رب کی ملاقات کے منکر ہیں۔3

أَوَلَمۡ يَسِيرُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ‌ۚ كَانُوٓاۡ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةً وَأَثَارُواۡ ٱلۡأَرۡضَ وَعَمَرُوهَآ أَكۡثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ‌ۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَـٰكِن كَانُوٓاۡ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ٩

Have notgezmediler mi?کیا بھلا ہیں وہawalamthey traveledچلے پھرےyasīrūinyeryüzündeمیںthe earthزمینl-arḍiand observedbaksınlarتو وہ دیکھتےfayanẓurūhownasılکس طرحkayfawasolduğunaہواkāna(the) endsonununانجامʿāqibatu(of) thosekimselerinان لوگوں کاalladhīnabefore themkendilerinden öncekiجو ان سےminbefore themپہلے تھےqablihimThey wereidilerوہ تھےkānūmightierdaha güçlüزیادہ شدید۔ زیادہ طاقتورashaddathan themkendilerindenان سےmin'hum(in) strengthkuvvet bakımındanقوت میںquwwatanand they dugalt-üst etmişlerdiاور انہوں نے کھوداwa-athārūthe earthtoprağıزمین کوl-arḍaand built (on) itve onu imar etmişlerdiاور آباد کیا اس کوwaʿamarūhāmoredaha çokزیادہaktharathan whatbunların imar ettiklerindenاس سےmimmāthey have built (on) itجو انہوں نے آباد کیا اس کوʿamarūhāAnd came (to) themonlara gelmiştiاور آئے ان کے پاسwajāathumtheir Messengerselçilerان کے رسولrusuluhumwith clear proofsdelillerleساتھ روشن دلائل کےbil-bayinātiSo notfakatتو نہfamāwasdeğildiتھاkānaAllahاللہl-lahuto wrong themonlara zulmedecekکہ ظلم کرتا ان پرliyaẓlimahumbutfakatلیکنwalākinthey wereonlarتھے وہkānūthemselveskendi kendilerineاپنی جانوں پرanfusahum(doing) wrongzulmediyorlardıوہ ظلم کرتےyaẓlimūna

9 Have they not traveled through the earth and observed how was the end of those before them? They were greater than them in power, and they plowed the earth and built it up more than they have built it up, and their messengers came to them with clear evidences. And Allah would not ever have wronged them, but they were wronging themselves.

9 Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt üst ederek onlardan çok imar etmiş kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.

9 Onlar, yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş baksınlar? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler. Toprağı sürmüşler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı.

9 کیا اُن لوگوں نے ملک میں سیر نہیں کی (سیر کرتے )تو دیکھ لیتے کہ جو لوگ اُن سے پہلے تھے ان کا انجام کیسے ہوا۔ وہ اُن سے زورو قوت میں کہیں زیادہ تھے اور اُنہوں نے زمین کو جوتا اور اس کو اس سے زیادہ آباد کیا تھا جو اُنہوں نے آباد کیا۔ اور اُن کے پاس اُن کے پیغمبر نشانیاں لےکر آتے رہے تو خدا ایسا نہ تھا کہ اُن پر ظلم کرتا۔ بلکہ وہی اپنے آپ پر ظلم کرتے تھے

9 اور کیا یہ لو گ کبھی زمین میں چلے پھرے نہیں ہیں کہ انہیں ان لوگوں کا انجام نظر آتا جو ان سے پہلے گزر چکے ہیں؟1 وہ ان سے زیادہ طاقت رکھتے تھے ، انہوں نے زمین کو خوب ادھیڑا تھا2 اور اسے اتنا آباد کیا تھا جتنا انہوں نے نہیں کیا ہے۔3 ان کےپاس ان کے رسول روشن نشانیاں لے کر آئے۔4 پھر اللہ ان پر ظلم کرنے والا نہ تھا، مگر وہ خود ہی اپنے اوپر ظلم کر رہے تھے۔5

ثُمَّ كَانَ عَـٰقِبَةَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـــُٔواۡ ٱلسُّوٓأَىٰٓ أَن كَذَّبُواۡ بِـَٔـايَـٰتِ ٱللَّهِ وَكَانُواۡ بِهَا يَسۡتَهۡزِءُونَ ١٠

Thensonraپھرthummawasolduہواkāna(the) endsonuانجامʿāqibata(of) those whokimselerinان لوگوں کاalladhīnadid evil kötülük eden(lerin)جنہوں نے برا کیاasāūthe evilçok kötüبہت براl-sūābecauseçünküکہanthey deniedyalanladılarانہوں نے جھٹلایاkadhabū(the) Signsayetleriniآیات کوbiāyāti(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand wereve -idilerاور تھے وہwakānūof themonlarlaساتھ ان کےbihāmaking mockeryمذاق اڑاتےyastahziūna

10 Then the end of those who did evil was the worst [consequence] because they denied the signs of Allah and used to ridicule them.

10 Sonra Allah'ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu.

10 Sonra o kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini yalan saydılar ve onlarla alay ediyorlardı.

10 پھر جن لوگوں نے برائی کی اُن کا انجام بھی برا ہوا اس لیے کہ خدا کی آیتوں کو جھٹلاتے اور اُن کی ہنسی اُڑاتے رہے تھے

10 آ خرکار جن لوگوں نے بُرائیاں کی تھیں ان کا انجام بہت برا ہوا، اس لیے کہ انہوں نے اللہ کی آیات کو جھٹلایا تھا اور وہ ان کا مذاق اڑاتے تھے

ٱللَّهُ يَبۡدَؤُاۡ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ١١

AllahAllahاللہ تعالیٰal-lahuoriginatesbaşlarابتدا کرتا ہےyabda-uthe creationyaratmağaتخلیق کیl-khalqathensonraپھرthummaHe repeats itonu devam ettirirاعادہ کرے گا اس کاyuʿīduhuthensonraپھرthummato HimO'naاس کی طرفilayhiyou will be returneddöndürülürsünüzتم لوٹائے جاؤ گےtur'jaʿūna

11 Allah begins creation; then He will repeat it; then to Him you will be returned.

11 Allah önce yaratır, ölümünden sonra tekrar diriltir. Sonunda O'na döneceksiniz.

11 Allah yaratmayı ilkin yapar, sonra da çevirir, onu yeniden yapar. Sonra hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

11 خدا ہی خلقت کو پہلی بار پیدا کرتا ہے وہی اس کو پھر پیدا کرے گا پھر تم اُسی کی طرف لوٹ جاؤ گے

11 اللہ ہی خلق کی ابتدا کرتا ہے ، پھر وہی اس کا اعادہ کرے گا،1 پھر اسی کی طرف تم پلٹائے جاؤ گے

وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبۡلِسُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ ١٢

And (the) Dayve günاور جس دنwayawmawill (be) establishedbaşladığıقائم ہوگیtaqūmuthe Hoursa'atقیامتl-sāʿatuwill (be in) despairsusarlarناامید ہوجائیں گےyub'lisuthe criminalssuçlularمجرمl-muj'rimūna

12 And the Day the Hour appears the criminals will be in despair.

12 Kıyamet koptuğu gün suçlular umutsuz kalıverirler.

12 Kıyamet saatinin gelip çattığı gün suçlular, her ümidi keserler.

12 اور جس دن قیامت برپا ہوگی گنہگار نااُمید ہوجائیں گے

12 اور جب وہ ساعت1 برپا ہو گی اس دن مجرم ہَک دَک رہ جائیں گے ،2

وَلَمۡ يَكُن لَّهُم مِّن شُرَكَآئِهِمۡ شُفَعَـٰٓؤُاۡ وَكَانُواۡ بِشُرَكَآئِهِمۡ كَـٰفِرِينَ ١٣

And notveاور نہwalamwill beolmazہوں گےyakunfor themkendilerineان کے لیےlahumamongortaklarındanمیں سےmintheirs partnersان کے شریکوںshurakāihimany intercessorshiçbir şefa'atçiسفارشیshufaʿāuand they will beo zaman oldularاور وہ ہوجائیں گےwakānūin their partnersortaklarınıساتھ اپنے شریکوں کےbishurakāihimdisbelieversinkar eder(ler)انکاری۔ منکرkāfirīna

13 And there will not be for them among their [alleged] partners any intercessors, and they will [then] be disbelievers in their partners.

13 Koştukları ortakları artık şefaatçileri değildir; ortaklarını inkar ederler.

13 Allah'a ortak koştuklarından, kendilerine şefaat edecekler de bulunmaz. Onlar, o zaman Allah'a koştukları ortakları inkâr ederler.

13 اور ان کے (بنائے ہوئے) شریکوں میں سے کوئی ان کا سفارشی نہ ہوگا اور وہ اپنے شریکوں سے نامعتقد ہوجائیں گے

13 ان کے ٹھیر ائے ہوئے شریکوں میں کوئی ان کا سفارشی نہ ہو گا 1 اور وہ اپنے شریکوں کےمنکر ہو جائیں گے۔2

وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوۡمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ ١٤

And (the) Dayve günاور جس روزwayawmawill (be) establishedbaşladığıقائم ہوگیtaqūmuthe Hoursa'atقیامتl-sāʿatuthat Dayo günاس دنyawma-idhinthey will become separatedayrılırlarوہ جدا جدا ہوں گےyatafarraqūna

14 And the Day the Hour appears - that Day they will become separated.

14 Kıyamet koptuğu gün, işte o gün, darmadağın olurlar.

14 Kıyamet saatinin gelip çattığı gün varya, o gün (inananlarla inanmayanlar) ayrılırlar.

14 اور جس دن قیامت برپا ہوگی اس روز وہ الگ الگ فرقے ہوجائیں گے

14 جس روز ساعت برپا ہوگی، اس دن (سب انسان)الگ گروہوں میں بٹ جائیں گے۔1

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَهُمۡ فِى رَوۡضَةٍ يُحۡبَرُونَ ١٥

Then as forancakتو رہےfa-ammāthose whokimselerوہ لوگalladhīnabelievedinanan(lar)جو ایمان لائےāmanūand didve yapanlarاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūrighteous deedsiyi işlerاچھے۔ نیکl-ṣāliḥātiso theyonlarتو وہfahuminiçindeمیںa Gardenbir bahçeایک باغrawḍatinwill be delightedneş'elendirilirlerخوش و خرم کردیے جائیں گے۔ شاداں وفرحاں رکھے جائیں گےyuḥ'barūna

15 And as for those who had believed and done righteous deeds, they will be in a garden [of Paradise], delighted.

15 Ama inanıp yararlı iş işleyenler, ağırlanacakları bir cennette bulunurlar.

15 Şimdi iman edip salih ameller yapmış olanlara gelince, onlar bir bahçe içinde neşelenirler.

15 تو جو لوگ ایمان لائے اور عمل نیک کرتے رہے وہ (بہشت کے) باغ میں خوش حال ہوں گے

15 جو لوگ ایمان لائے ہیں اور جنہوں نے نیک عمل کیے ہیں وہ ایک باغ میں1 شاداں و فرحاں رکھے جائیں گے۔2

Surah 30 / Ar-Rum / The Romans سورة الروم 406
(It is the) Promiseva'didirوعدہ ہے waʿda (of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi (Does) notcaymazنہیں failخلاف کرے گا yukh'lifu Allahاللہ l-lahu (in) His promiseva'dindenاپنے وعدے کو waʿdahu butfakatلیکن walākinna most (of)çoğuاکثر akthara [the] peopleinsanlarınلوگ l-nāsi (do) notbilmezlerنہیں knowجانتے yaʿlamūna
٦ They knowbilirlerوہ جانتے ہیں yaʿlamūna (the) apparentdış yüzünüظاہری پہلو ẓāhiran ofhayatınınسے mina the lifeزندگی کا l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā but theyve onlarاور وہ wahum aboutahirettenسے ʿani the Hereafterآخرت l-ākhirati [they]onlarوہ hum (are) heedlessgafildirlerغافل ہیں ghāfilūna
٧ Do nothiç düşünmediler mi?کیا بھلا نہیں awalam they ponderانہوں نے غور و فکر کیا yatafakkarū withiniçlerindeمیں themselveskendiاپنے نفسوں anfusihim Notyaratmamıştırنہیں Allah (has) createdپیدا کیا khalaqa Allah (has) createdAllahاللہ نے l-lahu the heavensgöklerdeآسمانوں کو l-samāwāti and the earthve yerdeاور زمین کو wal-arḍa
and whatve bulunanlarıاور جو wamā (is) between thembu ikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہے baynahumā exceptdışındaمگر illā in truthhak olmasıحق کے ساتھ bil-ḥaqi and (for) a termve bir süreاور ایک مدت تک کے لیے wa-ajalin appointedbelirtilmiştirمقرر musamman And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna manyçoğuبہت سے kathīran ofinsanlardanمیں سے mina the peopleلوگوں l-nāsi
in (the) meetingkavuşmayıساتھ ملاقات کے biliqāi (with) their LordRabblerineاپنے رب کی rabbihim surely (are) disbelieversinkar etmektedirlerالبتہ انکاری ہیں lakāfirūna٨ Have notgezmediler mi?کیا بھلا ہیں وہ awalam they traveledچلے پھرے yasīrū inyeryüzündeمیں the earthزمین l-arḍi and observedbaksınlarتو وہ دیکھتے fayanẓurū
hownasılکس طرح kayfa wasolduğunaہوا kāna (the) endsonununانجام ʿāqibatu (of) thosekimselerinان لوگوں کا alladhīna before themkendilerinden öncekiجو ان سے min before themپہلے تھے qablihim They wereidilerوہ تھے kānū mightierdaha güçlüزیادہ شدید۔ زیادہ طاقتور ashadda than themkendilerindenان سے min'hum (in) strengthkuvvet bakımındanقوت میں quwwatan
and they dugalt-üst etmişlerdiاور انہوں نے کھودا wa-athārū the earthtoprağıزمین کو l-arḍa and built (on) itve onu imar etmişlerdiاور آباد کیا اس کو waʿamarūhā moredaha çokزیادہ akthara than whatbunların imar ettiklerindenاس سے mimmā they have built (on) itجو انہوں نے آباد کیا اس کو ʿamarūhā And came (to) themonlara gelmiştiاور آئے ان کے پاس wajāathum
their Messengerselçilerان کے رسول rusuluhum with clear proofsdelillerleساتھ روشن دلائل کے bil-bayināti So notfakatتو نہ famā wasdeğildiتھا kāna Allahاللہ l-lahu to wrong themonlara zulmedecekکہ ظلم کرتا ان پر liyaẓlimahum butfakatلیکن walākin they wereonlarتھے وہ kānū
themselveskendi kendilerineاپنی جانوں پر anfusahum (doing) wrongzulmediyorlardıوہ ظلم کرتے yaẓlimūna٩ Thensonraپھر thumma wasolduہوا kāna (the) endsonuانجام ʿāqibata (of) those whokimselerinان لوگوں کا alladhīna did evil kötülük eden(lerin)جنہوں نے برا کیا asāū the evilçok kötüبہت برا l-sūā
becauseçünküکہ an they deniedyalanladılarانہوں نے جھٹلایا kadhabū (the) Signsayetleriniآیات کو biāyāti (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and wereve -idilerاور تھے وہ wakānū of themonlarlaساتھ ان کے bihā making mockeryمذاق اڑاتے yastahziūna١٠ AllahAllahاللہ تعالیٰ al-lahu
originatesbaşlarابتدا کرتا ہے yabda-u the creationyaratmağaتخلیق کی l-khalqa thensonraپھر thumma He repeats itonu devam ettirirاعادہ کرے گا اس کا yuʿīduhu thensonraپھر thumma to HimO'naاس کی طرف ilayhi you will be returneddöndürülürsünüzتم لوٹائے جاؤ گے tur'jaʿūna١١ And (the) Dayve günاور جس دن wayawma will (be) establishedbaşladığıقائم ہوگی taqūmu
the Hoursa'atقیامت l-sāʿatu will (be in) despairsusarlarناامید ہوجائیں گے yub'lisu the criminalssuçlularمجرم l-muj'rimūna١٢ And notveاور نہ walam will beolmazہوں گے yakun for themkendilerineان کے لیے lahum amongortaklarındanمیں سے min theirs partnersان کے شریکوں shurakāihim
any intercessorshiçbir şefa'atçiسفارشی shufaʿāu and they will beo zaman oldularاور وہ ہوجائیں گے wakānū in their partnersortaklarınıساتھ اپنے شریکوں کے bishurakāihim disbelieversinkar eder(ler)انکاری۔ منکر kāfirīna١٣ And (the) Dayve günاور جس روز wayawma
will (be) establishedbaşladığıقائم ہوگی taqūmu the Hoursa'atقیامت l-sāʿatu that Dayo günاس دن yawma-idhin they will become separatedayrılırlarوہ جدا جدا ہوں گے yatafarraqūna١٤ Then as forancakتو رہے fa-ammā those whokimselerوہ لوگ alladhīna believedinanan(lar)جو ایمان لائے āmanū
and didve yapanlarاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū righteous deedsiyi işlerاچھے۔ نیک l-ṣāliḥāti so theyonlarتو وہ fahum iniçindeمیں a Gardenbir bahçeایک باغ rawḍatin will be delightedneş'elendirilirlerخوش و خرم کردیے جائیں گے۔ شاداں وفرحاں رکھے جائیں گے yuḥ'barūna١٥
٤٠٦
‹ 404page 405 of the printed Mushaf406 ›