وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦٓ أَن تَقُومَ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ بِأَمۡرِهِۦ‌ۚ ثُمَّ إِذَا دَعَاكُمۡ دَعۡوَةً مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ إِذَآ أَنتُمۡ تَخۡرُجُونَ ٢٥

And amongO'nun ayetlerinden (biri de)میں سے ہےwaminHis Signsاور اس کی نشانیوںāyātihi(is) thatdurmasıdırکہanstandsقائم ہےtaqūmathe heavensgöğünآسمانl-samāuand the earthve yerinاور زمینwal-arḍuby His CommandO'nun buyruğuylaساتھ اس کے حکم کےbi-amrihiThensonraپھرthummawhenzamanجبidhāHe calls yousizi çağırdığıوہ پکارے گا تم کوdaʿākum(with) a callbir tek da'vetleپکارناdaʿwatanfromyerdenسےminathe earthزمینl-arḍibeholdbir de bakarsınız kiتبidhāYousizتمantumwill come forthçıkıyorsunuzتم نکلو گےtakhrujūna

25 And of His signs is that the heaven and earth remain by His command. Then when He calls you with a [single] call from the earth, immediately you will come forth.

25 Göğün ve yerin O'nun buyruğu ile ayakta durması O'nun varlığının belgelerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir çağırmaya görsün, hemen çıkıverirsiniz.

25 Yine göğün ve yerin, emriyle durması da O'nun âyetlerindendir. Sonra sizi bir tek çağırışla çağırdığı zaman bir de bakarsınız ki (yerden diriltilip çıkarılıyorsunuz).

25 اور اسی کے نشانات (اور تصرفات) میں سے ہے کہ آسمان اور زمین اس کے حکم سے قائم ہیں۔ پھر جب وہ تم کو زمین میں سے (نکلنے کے لئے) آواز دے گا تو تم جھٹ نکل پڑو گے

25 اور اس کی نشانیوں میں سے یہ ہے کہ آسمان اور زمین اس کےحکم سے قائم ہیں۔1 پھر جو نہی کہ اس نےتمہیں زمین سے پکارا ، بس ایک ہی پکار میں اچانک تم نکل آؤ گے۔2

وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ كُلٌّ لَّهُۥ قَـٰنِتُونَ ٢٦

And to Him (belongs)ve O'nundurاور اس کے لیے ہےwalahuwhoeverkimselerجو بھیman(is) inbulunanمیں ہےthe heavensgöklerdeآسمانوںl-samāwātiand the earthve yerdeاور زمین میں ہےwal-arḍiAllhepsiسب کے سبkullunto HimO'naاس کے لیےlahu(are) obedientita'at etmektedirlerفرمانبردار ہیںqānitūna

26 And to Him belongs whoever is in the heavens and earth. All are to Him devoutly obedient.

26 Göklerde ve yerde olanlar O'nundur; hepsi O'na boyun eğmiştir.

26 Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. Hepsi de O'na itaat etmektedirler.

26 اور آسمانوں اور زمین میں (جتنے فرشتے اور انسان وغیرہ ہیں) اسی کے( مملوک )ہیں (اور) تمام اس کے فرمانبردار ہیں

26 آسمانوں اور زمین میں جو بھی ہیں اُس کے بندے ہیں، سب کے سب اسی کے تابع فرمان ہیں

وَهُوَ ٱلَّذِى يَبۡدَؤُاۡ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَهُوَ أَهۡوَنُ عَلَيۡهِ‌ۚ وَلَهُ ٱلۡمَثَلُ ٱلۡأَعۡلَىٰ فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٢٧

And Heve Oاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whokiوہ ذات ہےalladhīoriginatesbaşlarجو ابتدا کرتا ہےyabda-uthe creationyaratmağaتخلیق کیl-khalqathensonraپھرthummarepeats itonu tekrarlarوہ لوٹائے گا اس کوyuʿīduhuand itve buاور وہwahuwa(is) easierdaha kolaydırزیادہ آسان ہےahwanufor HimO'naاس پرʿalayhiAnd for Himve O'nundurاور اسی کے لیے ہےwalahu(is) the descriptiondurumمثالl-mathaluthe highesten yüceسب سے بلندl-aʿlāingöklerdeمیںthe heavensآسمانوںl-samāwātiand the earthve yerdeاور زمین میںwal-arḍiAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Mightyüstündürزبردست ہےl-ʿazīzuthe All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےl-ḥakīmu

27 And it is He who begins creation; then He repeats it, and that is [even] easier for Him. To Him belongs the highest attribute in the heavens and earth. And He is the Exalted in Might, the Wise.

27 Önce yaratan, ölümünden sonra tekrar dirilten O'dur. Bu, O'nun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde olan en üstün sıfatlar O'nundur. O, güçlüdür, Hakim'dir.

27 Hem yaratmayı ilkin yapan O'dur. Sonra onu çevirip yeniden yapacak olan da O'dur ki, bu O'na çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüksek şan ve şeref O'nundur. O çokgüçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

27 اور وہی تو ہے جو خلقت کو پہلی دفعہ پیدا کرتا ہے پھر اُسے دوبارہ پیدا کرے گا۔ اور یہ اس کو بہت آسان ہے۔ اور آسمانوں اور زمین میں اس کی شان بہت بلند ہے۔ اور وہ غالب حکمت والا ہے

27 وہی ہے جو تخلیق کی ابتد کرتا ہے، پھر وہی اس کا اعادہ کرے گا اور یہ اس کے لیے آسان تر ہے۔1 آسمانوں اور زمین میں اس کی صفت سب سے برتر ہے اور وہ زبردست اور حکیم ہے

ضَرَبَ لَكُم مَّثَلاً مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ‌ۖ هَل لَّكُم مِّن مَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَـٰنُكُم مِّن شُرَكَآءَ فِى مَا رَزَقۡنَـٰكُمۡ فَأَنتُمۡ فِيهِ سَوَآءٌ تَخَافُونَهُمۡ كَخِيفَتِكُمۡ أَنفُسَكُمۡ‌ۚ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأَيَـٰتِ لِقَوۡمٍ يَعۡقِلُونَ ٢٨

He sets forthmisal verdiاس نے بیان کیḍarabato yousizeتمہارے لیےlakuman examplebir benzetmeyleایک مثالmathalanfromkendinizdenمیں سےminyourselvesتمہارے نفسوںanfusikumIssizin için varmı dır?کیاhalfor youتمہارے لیےlakumamongbulunanlar (köleler) danاس میں سےminwhatجوpossessمالک ہیںmalakatyour right handssizin ellerindeتمہارے دائیں ہاتھaymānukumanyortaklardanکچھminpartnersشریک ہیںshurakāainşeylerdeاس میںwhatجوWe have provided yousizi rızıklandırdığımızرزق دیا ہم نے تم کوrazaqnākumso yousizinleتو تمfa-antumin itondaاس میںfīhi(are) equaleşit olanبرابرہوsawāonyou fear themonlardan çekindiğinizتم ڈرتے ہو ان سےtakhāfūnahumas you fearçekindiğiniz gibiمانند ڈرنا تمہارےkakhīfatikumyourselvesbirbirinizdenاپنے نفسوں سے۔ اپنے جیسوں سےanfusakumThusişte böyleاسی طرحkadhālikaWe explainbiz açıklıyoruzہم کھول کر رکھتے ہیںnufaṣṣiluthe Versesayetleriآیاتl-āyātifor a peoplebir toplum içinان لوگوں کے لیےliqawmin(who) use reasonaklını kullananجو عقل رکھتے ہوںyaʿqilūna

28 He presents to you an example from yourselves. Do you have among those whom your right hands possess any partners in what We have provided for you so that you are equal therein [and] would fear them as your fear of one another [within a partnership]? Thus do We detail the verses for a people who use reason.

28 Allah size kendinizden bir misal vermektedir: Size verdiğimiz rızıklarda, emrinizde bulunan kölelerinizin de eşit surette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydığınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız? Düşünen millete ayetleri böylece uzun uzadıya açıklarız.

28 Allah, size kendinizden bir misâl verdi: Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz.

28 وہ تمہارے لئے تمہارے ہی حال کی ایک مثال بیان فرماتا ہے کہ بھلا جن (لونڈی غلاموں) کے تم مالک ہو وہ اس (مال) میں جو ہم نے تم کو عطا فرمایا ہے تمہارے شریک ہیں، اور (کیا )تم اس میں (اُن کو اپنے) برابر (مالک سمجھتے) ہو( اور کیا) تم اُن سے اس طرح ڈرتے ہو جس طرح اپنوں سے ڈرتے ہو، اسی طرح عقل والوں کے لئے اپنی آیتیں کھول کھول کر بیان کرتے ہیں

28 وہ تمہیں1 خود تمہاری اپنی ہی ذات سےایک مثال دیتا ہے۔ کیا تمہارے اُن غلاموں میں سے جو تمہاری ملکیت میں ہیں کچھ غلام ایسے بھی ہیں جو ہمارے دیے ہوئے مال و دولت میں تمہارے ساتھ برابر کے شریک ہوں اور تم ان سے اس طرح ڈرتے ہو جس طرح آپس میں اپنے ہمسروں سے ڈرتے ہو؟2 --۔۔۔۔ اس طرح ہم آیا ت کھول کر پیش کرتے ہیں ان لوگوں کے لیے جو عقل سے کام لیتے ہیں

بَلِ ٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاۡ أَهۡوَآءَهُم بِغَيۡرِ عِلۡمٍ‌ۖ فَمَن يَهۡدِى مَنۡ أَضَلَّ ٱللَّهُ‌ۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ ٢٩

Nayhayırبلکہbalifollowuydularپیروی کیittabaʿathose whozulmedenlerان لوگوں نےalladhīnado wrongجنہوں نے ظلم کیاẓalamūtheir desireskeyiflerineاپنی خواہشات کیahwāahumwithoutolmaksızın;بغیرbighayriknowledgebilgi(leri)علم کےʿil'minThen whokim?تو کونfaman(can) guideyola getirebilirہدایت دے سکتا ہےyahdī(one) whomkimseyiجس کوmanAllah has let go astrayşaşırttığıگمراہ کردےaḍallaAllah has let go astrayAllah'ınاللہl-lahuAnd notve yokturاور نہیںwamāfor themonlarınان کے لیےlahumanyhiçbirمیں سےminhelpersyardımcılarıمددگاروںnāṣirīna

29 But those who wrong follow their [own] desires without knowledge. Then who can guide one whom Allah has sent astray? And for them there are no helpers.

29 Hayır; zulmedenler, körü körüne kendi heveslerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığı kimseleri kim doğru yola eriştirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.

29 Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalarına uydular. Artık Allah'ın şaşırdığını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.

29 مگر جو ظالم ہیں بےسمجھے اپنی خواہشوں کے پیچھے چلتے ہیں تو جس کو خدا گمراہ کرے اُسے کون ہدایت دے سکتا ہے؟ اور ان کا کوئی مددگار نہیں

29 مگر یہ ظالم بے سمجھے بوجھے اپنے تخیلات کے پیچھے چل پڑے ہیں۔ اب کون اس شخص کو راستہ دکھا سکتا ہے جسے اللہ نے بھٹکا دیا ہو۔1 ایسے لوگوں کا تو کوئی مددگار نہیں ہو سکتا

فَأَقِمۡ وَجۡهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا‌ۚ فِطۡرَتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى فَطَرَ ٱلنَّاسَ عَلَيۡهَا‌ۚ لَا تَبۡدِيلَ لِخَلۡقِ ٱللَّهِ‌ۚ ذٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلۡقَيِّمُ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٣٠

So setçevirپس قائم رکھوfa-aqimyour faceyüzünüاپنے چہرے کوwajhakato the religiondineدین کے لیےlilddīniuprightHanif olarakیکسو ہوکرḥanīfanNatureyaratmasınaفطرت کوfiṭ'rata(made by) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahi(upon) whichkiوہ جوallatīHe has createdyaratmıştırاس نے پیدا کیاfaṭaramankindinsanlarıلوگوں کوl-nāsa[on it]ona göreاس پرʿalayhāNodeğiştirilemezنہیںchangeہے کوئی تبدیلی۔ نہیں بدلتاtabdīla(should there be) in the creationyaratmasıساخت کے لیےlikhalqi(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiThatişte odurیہیdhālika(is) the religiondinدین ہےl-dīnuthe correctdoğruدرستl-qayimubutfakatلیکنwalākinnamostçoğuاکثرaktharameninsanlarınلوگl-nāsi(do) notbilmezlerنہیںknowجانتے ہیںyaʿlamūna

30 So direct your face toward the religion, inclining to truth. [Adhere to] the fitrah of Allah upon which He has created [all] people. No change should there be in the creation of Allah. That is the correct religion, but most of the people do not know.

30 Hakka yönelerek kendini Allah'ın insanlara yaratılışta verdiği dine ver. Zira Allah'ın yaratışında değişme yoktur; işte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler.

30 O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

30 تو تم ایک طرف کے ہوکر دین (خدا کے رستے) پر سیدھا منہ کئے چلے جاؤ (اور) خدا کی فطرت کو جس پر اُس نے لوگوں کو پیدا کیا ہے (اختیار کئے رہو) خدا کی بنائی ہوئی (فطرت) میں تغیر وتبدل نہیں ہو سکتا۔ یہی سیدھا دین ہے لیکن اکثر لوگ نہیں جانتے

30 1پس (اے نبیؐ اور نبیؐ کے پیروو) یک سُو ہو کر اپنا رخ اس دین2 کی سمت میں جمادو،3 قائم ہو جاؤ اس فطرت پر جس پر اللہ تعالیٰ نےانسانوں کو پیدا کیا ہے،4 اللہ کی بنائی ہوئی ساخت بدلی نہیں جا سکتی،5 یہی بالکل راست اور درست دین ہے،6 مگر اکثر لوگ جانتے نہیں ہیں

۞مُنِيبِينَ إِلَيۡهِ وَٱتَّقُوهُ وَأَقِيمُواۡ ٱلصَّلَوٰةَ وَلَا تَكُونُواۡ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٣١

Turningyönelinرجوع کرتے ہوئےmunībīnato Himyalnız O'naطرف اس کےilayhiand fear Himve O'ndan korkunاور ڈرو اس سےwa-ittaqūhuand establishve kılınاور قائم کروwa-aqīmūthe prayernamazıنمازl-ṣalataand (do) notveاور نہwalābeolmayınتم ہوجاؤtakūnūofortak koşanlardanمیں سےminathe polytheistsمشرکوںl-mush'rikīna

31 [Adhere to it], turning in repentance to Him, and fear Him and establish prayer and do not be of those who associate others with Allah

31 Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız.

31 Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.

31 (مومنو) اُسی (خدا )کی طرف رجوع کئے رہو اور اس سے ڈرتے رہو اور نماز پڑھتے رہو اور مشرکوں میں نہ ہونا

31 (قائم ہو جاؤ اس بات پر) اللہ کی طرف رجوع کرتے ہوئے،1 اور ڈرو اس سے2 اور نماز قائم کرو،3 اور نہ ہو جاؤ ان مشرکین میں سے

مِنَ ٱلَّذِينَ فَرَّقُواۡ دِينَهُمۡ وَكَانُواۡ شِيَعًا‌ۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ ٣٢

Ofonlar kiمیں سےminathose whoان لوگوں جنہوں نےalladhīnadivideparçaladılarٹکڑے ٹکڑے کردیاfarraqūtheir religiondinleriniاپنا دینdīnahumand becomeve oldularاور ہوگئےwakānūsectsbölük bölükگروہ گروہshiyaʿaneachherہرkullupartygurupگروہḥiz'binin whatolanlaساتھ اس کےbimāthey havekendi yanındaجو ان کے پاس ہےladayhimrejoicingsevinmektedirوہ خوش ہیںfariḥūna

32 [Or] of those who have divided their religion and become sects, every faction rejoicing in what it has.

32 Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız.

32 O müşriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir.

32 (اور نہ) اُن لوگوں میں (ہونا) جنہوں نے اپنے دین کو ٹکڑے ٹکڑے کر دیا اور (خود) فرقے فرقے ہو گئے۔ سب فرقے اسی سے خوش ہیں جو اُن کے پاس ہے

32 جنہوں نے اپنا اپنا دین الگ بنا دیا ہے او گروہوں میں بٹ گئے ہیں،ہر ایک گروہ کے پاس جو کچھ ہے اسی میں وہ مگن ہے۔1

Surah 30 / Ar-Rum / The Romans سورة الروم 408
And amongO'nun ayetlerinden (biri de)میں سے ہے wamin His Signsاور اس کی نشانیوں āyātihi (is) thatdurmasıdırکہ an standsقائم ہے taqūma the heavensgöğünآسمان l-samāu and the earthve yerinاور زمین wal-arḍu by His CommandO'nun buyruğuylaساتھ اس کے حکم کے bi-amrihi Thensonraپھر thumma whenzamanجب idhā He calls yousizi çağırdığıوہ پکارے گا تم کو daʿākum
(with) a callbir tek da'vetleپکارنا daʿwatan fromyerdenسے mina the earthزمین l-arḍi beholdbir de bakarsınız kiتب idhā Yousizتم antum will come forthçıkıyorsunuzتم نکلو گے takhrujūna٢٥ And to Him (belongs)ve O'nundurاور اس کے لیے ہے walahu whoeverkimselerجو بھی man (is) inbulunanمیں ہے the heavensgöklerdeآسمانوں l-samāwāti
and the earthve yerdeاور زمین میں ہے wal-arḍi Allhepsiسب کے سب kullun to HimO'naاس کے لیے lahu (are) obedientita'at etmektedirlerفرمانبردار ہیں qānitūna٢٦ And Heve Oاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whokiوہ ذات ہے alladhī originatesbaşlarجو ابتدا کرتا ہے yabda-u the creationyaratmağaتخلیق کی l-khalqa
thensonraپھر thumma repeats itonu tekrarlarوہ لوٹائے گا اس کو yuʿīduhu and itve buاور وہ wahuwa (is) easierdaha kolaydırزیادہ آسان ہے ahwanu for HimO'naاس پر ʿalayhi And for Himve O'nundurاور اسی کے لیے ہے walahu (is) the descriptiondurumمثال l-mathalu the highesten yüceسب سے بلند l-aʿlā ingöklerdeمیں the heavensآسمانوں l-samāwāti
and the earthve yerdeاور زمین میں wal-arḍi And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Mightyüstündürزبردست ہے l-ʿazīzu the All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے l-ḥakīmu٢٧ He sets forthmisal verdiاس نے بیان کی ḍaraba to yousizeتمہارے لیے lakum an examplebir benzetmeyleایک مثال mathalan fromkendinizdenمیں سے min
yourselvesتمہارے نفسوں anfusikum Issizin için varmı dır?کیا hal for youتمہارے لیے lakum amongbulunanlar (köleler) danاس میں سے min whatجو possessمالک ہیں malakat your right handssizin ellerindeتمہارے دائیں ہاتھ aymānukum anyortaklardanکچھ min partnersشریک ہیں shurakāa inşeylerdeاس میں
whatجو We have provided yousizi rızıklandırdığımızرزق دیا ہم نے تم کو razaqnākum so yousizinleتو تم fa-antum in itondaاس میں fīhi (are) equaleşit olanبرابرہو sawāon you fear themonlardan çekindiğinizتم ڈرتے ہو ان سے takhāfūnahum as you fearçekindiğiniz gibiمانند ڈرنا تمہارے kakhīfatikum
yourselvesbirbirinizdenاپنے نفسوں سے۔ اپنے جیسوں سے anfusakum Thusişte böyleاسی طرح kadhālika We explainbiz açıklıyoruzہم کھول کر رکھتے ہیں nufaṣṣilu the Versesayetleriآیات l-āyāti for a peoplebir toplum içinان لوگوں کے لیے liqawmin (who) use reasonaklını kullananجو عقل رکھتے ہوں yaʿqilūna٢٨
Nayhayırبلکہ bali followuydularپیروی کی ittabaʿa those whozulmedenlerان لوگوں نے alladhīna do wrongجنہوں نے ظلم کیا ẓalamū their desireskeyiflerineاپنی خواہشات کی ahwāahum withoutolmaksızın;بغیر bighayri knowledgebilgi(leri)علم کے ʿil'min Then whokim?تو کون faman (can) guideyola getirebilirہدایت دے سکتا ہے yahdī (one) whomkimseyiجس کو man
Allah has let go astrayşaşırttığıگمراہ کردے aḍalla Allah has let go astrayAllah'ınاللہ l-lahu And notve yokturاور نہیں wamā for themonlarınان کے لیے lahum anyhiçbirمیں سے min helpersyardımcılarıمددگاروں nāṣirīna٢٩ So setçevirپس قائم رکھو fa-aqim your faceyüzünüاپنے چہرے کو wajhaka to the religiondineدین کے لیے lilddīni
uprightHanif olarakیکسو ہوکر ḥanīfan Natureyaratmasınaفطرت کو fiṭ'rata (made by) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi (upon) whichkiوہ جو allatī He has createdyaratmıştırاس نے پیدا کیا faṭara mankindinsanlarıلوگوں کو l-nāsa [on it]ona göreاس پر ʿalayhā Nodeğiştirilemezنہیں changeہے کوئی تبدیلی۔ نہیں بدلتا tabdīla (should there be) in the creationyaratmasıساخت کے لیے likhalqi
(of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi Thatişte odurیہی dhālika (is) the religiondinدین ہے l-dīnu the correctdoğruدرست l-qayimu butfakatلیکن walākinna mostçoğuاکثر akthara meninsanlarınلوگ l-nāsi
(do) notbilmezlerنہیں knowجانتے ہیں yaʿlamūna٣٠ Turningyönelinرجوع کرتے ہوئے munībīna to Himyalnız O'naطرف اس کے ilayhi and fear Himve O'ndan korkunاور ڈرو اس سے wa-ittaqūhu and establishve kılınاور قائم کرو wa-aqīmū the prayernamazıنماز l-ṣalata
and (do) notveاور نہ walā beolmayınتم ہوجاؤ takūnū ofortak koşanlardanمیں سے mina the polytheistsمشرکوں l-mush'rikīna٣١ Ofonlar kiمیں سے mina those whoان لوگوں جنہوں نے alladhīna divideparçaladılarٹکڑے ٹکڑے کردیا farraqū
their religiondinleriniاپنا دین dīnahum and becomeve oldularاور ہوگئے wakānū sectsbölük bölükگروہ گروہ shiyaʿan eachherہر kullu partygurupگروہ ḥiz'bin in whatolanlaساتھ اس کے bimā they havekendi yanındaجو ان کے پاس ہے ladayhim rejoicingsevinmektedirوہ خوش ہیں fariḥūna٣٢
٤٠٨
‹ 406page 407 of the printed Mushaf408 ›