أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيۡلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ كُلٌّ يَجۡرِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٌ ٢٩

Do notgörmedin miکیا تم نےalamyou seeدیکھا نہیںtarathatşüphesizبیشکannaAllahاللہ تعالیٰl-lahacauses to entersokuyorداخل کرتا ہےyūlijuthe nightgeceyiرات کوal-laylaintoiçineمیںthe daygündüzünدنl-nahāriand causes to enterve sokuyorاور داخل کرتا ہےwayūlijuthe daygündüzüدن کوl-nahāraintoiçineمیںthe nightgeceninراتal-layliand has subjectedve emrine boyun eğdirmiştirاور اس نے مسخر کردیاwasakharathe sungüneşiسورج کوl-shamsaand the moonve ayıاور چاند کوwal-qamaraeachher biriسب کے سبkullunmovingakıp giderچلتے ہیںyajrīforkadarتکilāa termbir süreyeایک وقتajalinappointedbelliمقررmusammanand thatve elbetteاور بیشکwa-annaAllahاللہ تعالیٰl-lahaof whatyaptıklarınızıساتھ اس کےbimāyou doجو تم عمل کرتے ہو،taʿmalūna(is) All-Awarehaber almaktadırباخبر ہےkhabīrun

29 Do you not see that Allah causes the night to enter the day and causes the day to enter the night and has subjected the sun and the moon, each running [its course] for a specified term, and that Allah, with whatever you do, is Acquainted?

29 Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?

29 Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyor. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

29 کیا تم نے نہیں دیکھا کہ خدا ہی رات کو دن میں داخل کرتا ہے اور (وہی) دن کو رات میں داخل کرتا ہے اور اُسی نے سورج اور چاند کو (تمہارے) زیر فرمان کر رکھا ہے۔ ہر ایک ایک وقتِ مقرر تک چل رہا ہے اور یہ کہ خدا تمہارے سب اعمال سے خبردار ہے

29 کیا تم دیکھتے نہیں ہوکہ  اللہ رات کو دن میں پروتا  ہؤالے آتا ہے اور دن کو راے میں۔ اس نے سورج اور چاند کو مسخر کر رکھا ہے 1 ، سب ایک وقت مقرر تک چلے جا رہے ہیں 2 ، اور (کیا تم نہیں جانتے) کہ جو کچھ بھی تم کرتے ہو  اللہ اس سے باخبر ہے

ذٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِ ٱلۡبَـٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡكَبِيرُ ٣٠

Thatböyledirیہ باتdhālika(is) becauseçünküبوجہ اسکے کہbi-annaAllahبیشک اللہl-lahaHeOوہیhuwa(is) the Truthhaktırحق ہےl-ḥaquand thatve elbetteاور بیشکwa-annawhatyalvardıklarıجوthey callوہ پکارتے ہیںyadʿūnabesides HimO'ndan başkaminbesides Himاس کے سواdūnihi(is) [the] falsehoodbatıldırباطل ہےl-bāṭiluand thatve gerçektenاور بیشکwa-annaAllahAllah'tırاللہ تعالیٰl-lahaHeOوہیhuwa(is) the Most Highuluبلند ہےl-ʿaliyuthe Most Greatve büyükبہت بڑا ہےl-kabīru

30 That is because Allah is the Truth, and that what they call upon other than Him is falsehood, and because Allah is the Most High, the Grand.

30 Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.

30 Bu da şundandır ki, Allah hakkın ta kendisidir. (İnsanların) O'ndan başka taptıkları ise mutlaka batıldır. Şüphesiz ki Allah, çok yücedir, çok büyüktür.

30 یہ اس لئے کہ خدا کی ذات برحق ہے اور جن کو یہ لوگ خدا کے سوا پکارتے ہیں وہ لغو ہیں اور یہ کہ خدا ہی عالی رتبہ اور گرامی قدر ہے

30 یہ سب کچھ اس وجہ سے ہے کہ اللہ ہی حق ہے 1 اور  اسے چھوڑ کر جن دوسری چیزوں کو یہ لوگ پکارتے ہیں وہ سب باطل ہیں۔ 2 اور (اس وجہ سے کہ) اللہ ہی بزرگ و بر تر ہے۔ 3

أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱلۡفُلۡكَ تَجۡرِى فِى ٱلۡبَحۡرِ بِنِعۡمَتِ ٱللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنۡ ءَايَـٰتِهِۦٓ‌ۚ إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ٣١

Do notgörmedin mi?کیا تم نےalamyou seeدیکھا نہیںtarathatkiبیشکannathe shipsgemilerکشتیاںl-ful'kasailgidiyorچلتی ہیںtajrīthroughdenizdeمیںthe seaسمندرl-baḥriby (the) Graceni'metiyleساتھ نعمت کےbiniʿ'mati(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahithat He may show yousize göstersin diyeتاکہ وہ دکھائے تم کوliyuriyakumofbir kısımمیں سےminHis Signsayetleriniاپنی نشانیوںāyātihiIndeedşüphesizیقیناinnainvardırاس میںthatbundaالبتہdhālikasurely (are) Signsibretlerنشانیاں ہیںlaāyātinfor everyoneherkes içinواسطے ہر ایکlikulli(who is) patientsabredenبہت صبر کرنے والےṣabbāringratefulşükredenبہت شکر گزار کےshakūrin

31 Do you not see that ships sail through the sea by the favor of Allah that He may show you of His signs? Indeed in that are signs for everyone patient and grateful.

31 Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.

31 Görmedin mi ki Allah, âyetlerinden bir kısmını size göstersin diye gemiler, Allah'ın nimetiyle denizde akıp gidiyor. Şüphesiz bunda çok sabredenler ve çok şükredenler için nice ibretler vardır.

31 کیا تم نے نہیں دیکھا کہ خدا ہی کی مہربانی سے کشتیاں دریا میں چلتی ہیں۔ تاکہ وہ تم کو اپنی کچھ نشانیاں دکھائے۔ بیشک اس میں ہر صبر کرنے والے (اور) شکر کرنے والے کے لئے نشانیاں ہیں

31 کیا تم نہیں دیکھتے ہو کہ کشتی سمندر میں اللہ کے فضل سے چلتی ہے تاکہ وہ تمہیں اپنی کچھ نشانیاں دکھائے؟ 1 درحقیقت اس میں بہت سی نشانیاں ہیں ہر اس شخص کے لیے جو صبر اور شکر کرنے والا ہو۔ 2

وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوۡجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُاۡ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّـٰهُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ فَمِنۡهُم مُّقۡتَصِدٌ‌ۚ وَمَا يَجۡحَدُ بِـَٔـايَـٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ ٣٢

And whenve zamanاور جبwa-idhācovers themonları sardığıچھا جاتی ہے ان پرghashiyahuma wavedalga(lar)ایک موجmawjunlike canopiesgölgeler gibiسائبانوں کی طرفkal-ẓulalithey callyalvarırlarوہ پکارتے ہیںdaʿawūAllahAllah'aاللہ کوl-laha(being) sincereyalnız has kılarakخالص کرنے والے ہوکرmukh'liṣīnato HimO'naاس کے لیےlahu(in) religiondiniدین کوl-dīnaBut whenfakat o zamanتو جبfalammāHe delivers themonları kurtarıncaوہ نجات دیتا ہے ان کوnajjāhumtokaraya çıkarıpطرفilāthe landخشکی کیl-barithen among themiçlerinden bir kısmıتو ان میں سےfamin'hum(some are) moderateorta yolu tutarبعض اعتدال برتتے ہوتے ہیںmuq'taṣidunAnd notzatenاور نہیںwamādenyinkar etmezانکار کرے گاyajḥaduOur Signsbizim ayetlerimiziہماری آیات کاbiāyātināexceptbaşkasıمگرillāeveryherہرkullutraitorgaddarlardanغدارkhattārinungratefulinkarcıdanناشکراkafūrin

32 And when waves come over them like canopies, they supplicate Allah, sincere to Him in religion. But when He delivers them to the land, there are [some] of them who are moderate [in faith]. And none rejects Our signs except everyone treacherous and ungrateful.

32 Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.

32 Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim âyetlerimizi öyle nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.

32 اور جب اُن پر (دریا کی) لہریں سائبانوں کی طرح چھا جاتی ہیں تو خدا کو پکارنے (اور) خالص اس کی عبادت کرنے لگتے ہیں پھر جب وہ اُن کو نجات دے کر خشکی پر پہنچا دیتا ہے تو بعض ہی انصاف پر قائم رہتے ہیں۔ اور ہماری نشانیوں سے وہی انکار کرتے ہیں جو عہد شکن اور ناشکرے ہیں

32 اور جب (سمندر میں) ان لوگوں پر ایک موج سائبانوں کی طرح چھا جا تی ہے تو یہ اللہ کو پکارتے ہیں اپنے دین کو بالکل اسی کے لیے خالص کر کے، پھر جب وہ  بچاکر انہیں خشکی تک پہنچا دیتا ہے تو ان میں سے کوئی اقتصاد برتتا ہے 1 ، اور  ہماری نشانیوں کا انکار نہیں کرتا مگر ہر  وہ شخص جو غدار اور ناشکرا ہے۔ 2

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواۡ رَبَّكُمۡ وَٱخۡشَوۡاۡ يَوۡمًا لَّا يَجۡزِى وَالِدٌ عَن وَلَدِهِۦ وَلَا مَوۡلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِۦ شَيۡــًٔا‌ۚ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّ‌ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلۡغَرُورُ ٣٣

Oeyاےyāayyuhāmankindinsanlarلوگوl-nāsuFearkorkunڈروittaqūyour LordRabbinizdenاپنے رب سےrabbakumand fearve çekininاور ڈروwa-ikh'shawa Daygünden (ki)اس دن سےyawmannotödeyemezنہcan availکام آئے گاyajzīa fatherbabaباپwālidun[for]çocuğununاپنےʿanhis sonبچے کےwaladihiand notdeğildirاور نہwalāa sonçocuk daمولود۔ بچہmawlūdunheoوہhuwa(can) availödeyecekبدلہ دینے والا ہےjāzin[for]içinسےʿanhis fatherbabasıاپنے والد کی طرفwālidihianythingbir şeyکچھ بھیshayanIndeedşüphesizیقیناinna(the) Promiseva'diوعدہwaʿda(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahi(is) Truegerçektirسچا ہےḥaqqunso let not deceive youaslaتو ہرگز نہfalāso let not deceive yousizi aldatmasınدھوکے میں ڈالے تجھ کوtaghurrannakumuthe lifehayatıزندگیl-ḥayatu(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāand let not deceive youve aslaاور ہرگز نہwalāand let not deceive yousizi aldatmasınدھوکے میں ڈالے تجھ کوyaghurrannakumabout AllahAllah hakkındaاللہ کے بارے میںbil-lahithe deceiveraldatıcı (şeytan)دھوکے بازl-gharūru

33 O mankind, fear your Lord and fear a Day when no father will avail his son, nor will a son avail his father at all. Indeed, the promise of Allah is truth, so let not the worldly life delude you and be not deceived about Allah by the Deceiver.

33 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.

33 Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın.

33 لوگو اپنے پروردگار سے ڈرو اور اُس دن کا خوف کرو کہ نہ تو باپ اپنے بیٹے کے کچھ کام آئے۔ اور نہ بیٹا باپ کے کچھ کام آسکے۔ بیشک خدا کا وعدہ سچا ہے پس دنیا کی زندگی تم کو دھوکے میں نہ ڈال دے۔ اور نہ فریب دینے والا (شیطان) تمہیں خدا کے بارے میں کسی طرح کا فریب دے

33 لوگو ! بچو اپنے ربّ کے غضب سے اور ڈرو اُس دن سے جبکہ کوئی باپ اپنے بیٹے کی طرف سے بدلہ نہ دے گا اور نہ کوئی بیٹا ہی اپنے باپ کی طرف سے کچھ بدلہ دینے والا ہوگا۔ 1 فی الواقع اللہ کا وعدہ سچّا ہے۔ 2 پس یہ دُنیا کی زندگی تمہیں دھوکے میں نہ ڈالے 3 اور نہ دھوکہ باز تم کو اللہ کے معاملے میں دھوکہ دینے پائے۔ 4

إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلۡغَيۡثَ وَيَعۡلَمُ مَا فِى ٱلۡأَرۡحَامِ‌ۖ وَمَا تَدۡرِى نَفۡسٌ مَّاذَا تَكۡسِبُ غَدًا‌ۖ وَمَا تَدۡرِى نَفۡسُۢ بِأَىِّ أَرۡضٍ تَمُوتُ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرُۢ ٣٤

IndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahawith HimO'nun yanındadırاس کے پاسʿindahu(is the) knowledgebilgisiعلم ہےʿil'mu(of) the Hoursa'atinقیامت کاl-sāʿatiand He sends downve O yağdırırاور وہ اتارتا ہےwayunazziluthe rainyağmuruبارش کوl-ghaythaand knowsve bilirاور وہ جانتا ہےwayaʿlamuwhatolanıجو کچھ(is) inrahimlerdeمیں ہےthe wombsرحموںl-arḥāmiAnd notveاور نہیںwamāknowsbilmezجانتاtadrīany soulhiç kimseکوئی شخصnafsunwhatneکیا کچھmādhāit will earnkazanacağınıکمائی کرے گاtaksibutomorrowyarınکلghadanand notveاور نہیںwamāknowsbilmezجانتاtadrīany soulhiç kimseکوئی شخصnafsunin whathangiکسbi-ayyilandyerdeزمین پرarḍinit will dieöleceğiniوہ مرے گاtamūtuIndeedşüphesiz yalnızبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) All-Knowerbilendirعلم والا ہےʿalīmunAll-Awarehaberi olandırباخبر ہےkhabīrun

34 Indeed, Allah [alone] has knowledge of the Hour and sends down the rain and knows what is in the wombs. And no soul perceives what it will earn tomorrow, and no soul perceives in what land it will die. Indeed, Allah is Knowing and Acquainted.

34 Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.

34 Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.

34 خدا ہی کو قیامت کا علم ہے اور وہی مینھہ برساتا ہے۔ اور وہی (حاملہ کے) پیٹ کی چیزوں کو جانتا ہے (کہ نر ہے یا مادہ) اور کوئی شخص نہیں جانتا کہ وہ کل کیا کام کرے گا۔ اور کوئی متنفس نہیں جانتا کہ کس سرزمین میں اُسے موت آئے گی بیشک خدا ہی جاننے والا (اور) خبردار ہے

34 اُس گھڑی کا علم اللہ ہی کے پاس ہے ، وہی بارش برساتا ہے، وہی جانتا ہے کہ ماوٴں کے پیٹوں میں کیا پرورش پارہا ہے ، کوئی متنفس نہیں جانتا  کہ کل وہ کیا کمائی کرنے والا ہے اور نہ کسی  شخص کو یہ خبر ہے کہ کِس سرزمین میں اس کو موت آنی ہے، اللہ ہی سب کچھ جاننے والا اور باخبر ہے۔ 1

Surah 31 / Luqman / Luqman سورة لقمان 415
Do notgörmedin miکیا تم نے alam you seeدیکھا نہیں tara thatşüphesizبیشک anna Allahاللہ تعالیٰ l-laha causes to entersokuyorداخل کرتا ہے yūliju the nightgeceyiرات کو al-layla intoiçineمیں the daygündüzünدن l-nahāri and causes to enterve sokuyorاور داخل کرتا ہے wayūliju the daygündüzüدن کو l-nahāra intoiçineمیں the nightgeceninرات al-layli
and has subjectedve emrine boyun eğdirmiştirاور اس نے مسخر کردیا wasakhara the sungüneşiسورج کو l-shamsa and the moonve ayıاور چاند کو wal-qamara eachher biriسب کے سب kullun movingakıp giderچلتے ہیں yajrī forkadarتک ilā a termbir süreyeایک وقت ajalin appointedbelliمقرر musamman and thatve elbetteاور بیشک wa-anna Allahاللہ تعالیٰ l-laha
of whatyaptıklarınızıساتھ اس کے bimā you doجو تم عمل کرتے ہو، taʿmalūna (is) All-Awarehaber almaktadırباخبر ہے khabīrun٢٩ Thatböyledirیہ بات dhālika (is) becauseçünküبوجہ اسکے کہ bi-anna Allahبیشک اللہ l-laha HeOوہی huwa (is) the Truthhaktırحق ہے l-ḥaqu and thatve elbetteاور بیشک wa-anna whatyalvardıklarıجو they callوہ پکارتے ہیں yadʿūna
besides HimO'ndan başka min besides Himاس کے سوا dūnihi (is) [the] falsehoodbatıldırباطل ہے l-bāṭilu and thatve gerçektenاور بیشک wa-anna AllahAllah'tırاللہ تعالیٰ l-laha HeOوہی huwa (is) the Most Highuluبلند ہے l-ʿaliyu the Most Greatve büyükبہت بڑا ہے l-kabīru٣٠ Do notgörmedin mi?کیا تم نے alam you seeدیکھا نہیں tara thatkiبیشک anna
the shipsgemilerکشتیاں l-ful'ka sailgidiyorچلتی ہیں tajrī throughdenizdeمیں the seaسمندر l-baḥri by (the) Graceni'metiyleساتھ نعمت کے biniʿ'mati (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi that He may show yousize göstersin diyeتاکہ وہ دکھائے تم کو liyuriyakum ofbir kısımمیں سے min His Signsayetleriniاپنی نشانیوں āyātihi Indeedşüphesizیقینا inna
invardırاس میں thatbundaالبتہ dhālika surely (are) Signsibretlerنشانیاں ہیں laāyātin for everyoneherkes içinواسطے ہر ایک likulli (who is) patientsabredenبہت صبر کرنے والے ṣabbārin gratefulşükredenبہت شکر گزار کے shakūrin٣١ And whenve zamanاور جب wa-idhā covers themonları sardığıچھا جاتی ہے ان پر ghashiyahum a wavedalga(lar)ایک موج mawjun
like canopiesgölgeler gibiسائبانوں کی طرف kal-ẓulali they callyalvarırlarوہ پکارتے ہیں daʿawū AllahAllah'aاللہ کو l-laha (being) sincereyalnız has kılarakخالص کرنے والے ہوکر mukh'liṣīna to HimO'naاس کے لیے lahu (in) religiondiniدین کو l-dīna But whenfakat o zamanتو جب falammā He delivers themonları kurtarıncaوہ نجات دیتا ہے ان کو najjāhum tokaraya çıkarıpطرف ilā the landخشکی کی l-bari
then among themiçlerinden bir kısmıتو ان میں سے famin'hum (some are) moderateorta yolu tutarبعض اعتدال برتتے ہوتے ہیں muq'taṣidun And notzatenاور نہیں wamā denyinkar etmezانکار کرے گا yajḥadu Our Signsbizim ayetlerimiziہماری آیات کا biāyātinā exceptbaşkasıمگر illā everyherہر kullu traitorgaddarlardanغدار khattārin ungratefulinkarcıdanناشکرا kafūrin
٣٢ Oeyاے yāayyuhā mankindinsanlarلوگو l-nāsu Fearkorkunڈرو ittaqū your LordRabbinizdenاپنے رب سے rabbakum and fearve çekininاور ڈرو wa-ikh'shaw a Daygünden (ki)اس دن سے yawman notödeyemezنہ can availکام آئے گا yajzī a fatherbabaباپ wālidun
[for]çocuğununاپنے ʿan his sonبچے کے waladihi and notdeğildirاور نہ walā a sonçocuk daمولود۔ بچہ mawlūdun heoوہ huwa (can) availödeyecekبدلہ دینے والا ہے jāzin [for]içinسے ʿan his fatherbabasıاپنے والد کی طرف wālidihi anythingbir şeyکچھ بھی shayan Indeedşüphesizیقینا inna (the) Promiseva'diوعدہ waʿda (of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi
(is) Truegerçektirسچا ہے ḥaqqun so let not deceive youaslaتو ہرگز نہ falā so let not deceive yousizi aldatmasınدھوکے میں ڈالے تجھ کو taghurrannakumu the lifehayatıزندگی l-ḥayatu (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā and let not deceive youve aslaاور ہرگز نہ walā and let not deceive yousizi aldatmasınدھوکے میں ڈالے تجھ کو yaghurrannakum about AllahAllah hakkındaاللہ کے بارے میں bil-lahi
the deceiveraldatıcı (şeytan)دھوکے باز l-gharūru٣٣ Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha with HimO'nun yanındadırاس کے پاس ʿindahu (is the) knowledgebilgisiعلم ہے ʿil'mu (of) the Hoursa'atinقیامت کا l-sāʿati and He sends downve O yağdırırاور وہ اتارتا ہے wayunazzilu the rainyağmuruبارش کو l-ghaytha
and knowsve bilirاور وہ جانتا ہے wayaʿlamu whatolanıجو کچھ (is) inrahimlerdeمیں ہے the wombsرحموں l-arḥāmi And notveاور نہیں wamā knowsbilmezجانتا tadrī any soulhiç kimseکوئی شخص nafsun whatneکیا کچھ mādhā it will earnkazanacağınıکمائی کرے گا taksibu tomorrowyarınکل ghadan
and notveاور نہیں wamā knowsbilmezجانتا tadrī any soulhiç kimseکوئی شخص nafsun in whathangiکس bi-ayyi landyerdeزمین پر arḍin it will dieöleceğiniوہ مرے گا tamūtu Indeedşüphesiz yalnızبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) All-Knowerbilendirعلم والا ہے ʿalīmun All-Awarehaberi olandırباخبر ہے khabīrun٣٤
٤١٥
‹ 413page 414 of the printed Mushaf415 ›