يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ ٥٢

Who (would) sayderdi kiوہ کہا کرتا تھاyaqūluAre you indeedsen misin?کیا بیشک تمa-innakasurely ofkimseler(den)البتہ میں سے ہوlaminathose who believedoğrulayan(lar)تصدیق کرنے والوںl-muṣadiqīna

52 Who would say, 'Are you indeed of those who believe

52 İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

52 Derdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın?"

52 (جو) کہتا تھا کہ بھلا تم بھی ایسی باتوں کے باور کرنے والوں میں ہو

52 جو مجھ سے کہا کرتا تھا، کیا تم بھی تصدیق کرنے والوں میں سے ہو؟ 1

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ ٥٣

Is (it) whenzaman mı?کیا جبa-idhāwe have diedbiz öldüğümüzہم مرجائیں گےmit'nāand becomeve olduğumuzاور ہوجائیں گےwakunnādusttoprakمٹیturābanand bonesve kemikاور ہڈیاںwaʿiẓāmanwill webiz mi?کیا بیشک ہمa-innāsurely be brought to Judgmentcezalanacağızالبتہ جزا دئیے جانے والے ہیںlamadīnūna

53 That when we have died and become dust and bones, we will indeed be recompensed?'"

53 İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

53 "Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"

53 بھلا جب ہم مر گئے اور مٹی اور ہڈیاں ہوگئے تو کیا ہم کو بدلہ ملے گا؟

53 کیا واقعی جب ہم مر چکے ہوں گے اور مٹی ہو جائیں گے اور ہڈیوں کا پنجر بن کر رہ جائیں گے تو ہمیں جزا و سزا دی جائے گی؟

قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ ٥٤

He (will) saydedi kiکہاqālaWillsizکیاhalyouتمantumbe lookingbakar mısınız?جھانکنا چاہتے ہو/جاننا چاہتے ہو/اطلاع پانے والے ہو/مطلع ہونے والے ہوmuṭṭaliʿūna

54 He will say, "Would you [care to] look?"

54 Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.

54 "Siz onu tanır mısınız?" der.

54 (پھر) کہے گا کہ بھلا تم (اسے) جھانک کر دیکھنا چاہتے ہو؟

54 اب کیا آپ لوگ دیکھنا چاہتے ہیں کہ وہ صاحب اب کہاں ہیں؟"

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ ٥٥

Then he (will) lookbaktıتو وہ جھانکے گاfa-iṭṭalaʿaand see himonu gördüتو دیکھے گا اس کوfaraāhuinortasındaمیں(the) midstبیچsawāi(of) the Hellfirecehenneminجہنم کےl-jaḥīmi

55 And he will look and see him in the midst of the Hellfire.

55 Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.

55 Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür.

55 (اتنے میں) وہ (خود) جھانکے گا تو اس کو وسط دوزخ میں دیکھے گا

55 یہ کہہ کر جونہی وہ جھکے گا تو جہنم کی گہرائی میں اس کو دیکھ لے گا

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ ٥٦

He (will) saydediبولے گا/کہے گاqālaBy Allahtallahiقسم اللہ کیtal-lahiverilysen az dahaبیشکinyou almostقریب تھاkidttaruined mebeni de alçaltacaktınالبتہ تو ہلاکت میں ڈالتا مجھ کو/تباہ کردیتا مجھ کوlatur'dīni

56 He will say, "By Allah, you almost ruined me.

56 Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."

56 Ona şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin."

56 کہے گا کہ خدا کی قسم تُو تو مجھے ہلاک ہی کرچکا تھا

56 اور اس سے خطاب کر کے کہے گا "خدا کی قسم، تُو تو مجھے تباہ ہی کر دینے والا تھا

وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ ٥٧

And if notve olmasaydıاگر نہ ہوتیwalawlā(for the) Graceni'metiنعمتniʿ'matu(of) my LordRabbiminمیرے رب کیrabbīcertainly, I (would) have beenşimdi ben de olurdumالبتہ میں ہوتاlakuntuamong(oraya) getirilenlerdenسےminathose broughtحاضر کیے جانے والوں میں (سے)l-muḥ'ḍarīna

57 If not for the favor of my Lord, I would have been of those brought in [to Hell].

57 "Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."

57 "Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım."

57 اور اگر میرے پروردگار کی مہربانی نہ ہوتی تو میں بھی ان میں ہوتا جو (عذاب میں) حاضر کئے گئے ہیں

57 میرے ربّ کا فضل شاملِ حال نہ ہوتا تو آج میں بھی  اُن لوگوں میں سے ہوتا جو پکڑے ہوئے آئے ہیں۔ 1

أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ ٥٨

Then are notdeğil miyiz?کیا بھلا نہیںafamāwebizہم ہیںnaḥnu(to) dieöleceklerdenمرنے والےbimayyitīna

58 Then, are we not to die

58 "Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"

58 "Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız?

58 کیا (یہ نہیں کہ) ہم (آئندہ کبھی) مرنے کے نہیں

58 اچھا تو کیا اب ہم مرنے والے نہیں ہیں؟

إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ ٥٩

Exceptdışındaمگرillāour deathölümümüzہماری موتmawtatanāthe firstilkجو پہلے آچکیl-ūlāand notve değilizاور نہیںwamāwebizہمnaḥnuwill be punishedazaba uğratılcakعذاب دئیے جانے والےbimuʿadhabīna

59 Except for our first death, and we will not be punished?"

59 "Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"

59 "Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız?

59 ہاں (جو) پہلی بار مرنا (تھا سو مرچکے) اور ہمیں عذاب بھی نہیں ہونے کا

59 موت جو ہمیں آنی تھی وہ بس پہلے آچکی؟ اب ہمیں کوئی عذاب نہیں ہونا؟“ 1

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٦٠

Indeedgerçektenبیشکinnathisbuیہhādhāsurelyta kendisidirالبتہ وہیlahuwa(is) the attainmentbaşarınınکامیابی ہےl-fawzugreatbüyükبہت بڑیl-ʿaẓīmu

60 Indeed, this is the great attainment.

60 İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.

60 İşte bu büyük kurtuluştur.

60 بےشک یہ بڑی کامیابی ہے

60 یقیناً یہی عظیم الشان کامیابی ہے

لِمِثۡلِ هَـٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَـٰمِلُونَ ٦١

For (the) likemisli gibiکے لئے (ایسی کامیابی کے لیے)limith'li(of) thisbununاس جیسیhādhālet workçalışsınlarپس چاہیے کہ عمل کریںfalyaʿmalithe workersçalışanlarعمل کرنے والےl-ʿāmilūna

61 For the like of this let the workers [on earth] work.

61 Çalışanlar bunun için çalışsın.

61 Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar.

61 ایسی ہی (نعمتوں) کے لئے عمل کرنے والوں کو عمل کرنے چاہئیں

61 ایسی ہی کامیابی کے لیے عمل کرنے والوں کو عمل کرنا چاہیے

أَذٰلِكَ خَيۡرٌ نُّزُلاً أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ ٦٢

Is thatbu mu?کیا یہadhālikabetterhayırlıبہتر ہےkhayrun(as) hospitalityağırlanmak içinازروئے مہمانی کےnuzulanoryoksaیاam(the) treeağacı (mı?)درختshajaratu(of) Zaqqumzakkumزقوم کاl-zaqūmi

62 Is Paradise a better accommodation or the tree of zaqqum?

62 Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?

62 Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?

62 بھلا یہ مہمانی اچھی ہے یا تھوہر کا درخت؟

62 بولو، یہ ضیافت اچھی ہے یا  زقوم 1 کا درخت؟

إِنَّا جَعَلۡنَـٰهَا فِتۡنَةً لِّلظَّـٰلِمِينَ ٦٣

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnā[We] have made itonu yaptıkبنایا ہم نے اس کوjaʿalnāhāa trialbir fitne (sınav)ایک فتنہ /آزمائشfit'natanfor the wrongdoerszalimler içinظالموں کے لیےlilẓẓālimīna

63 Indeed, We have made it a torment for the wrongdoers.

63 Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.

63 Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.

63 ہم نے اس کو ظالموں کے لئے عذاب بنا رکھا ہے

63 ہم  نے اس درخت کو ظالموں کے لیے فتنہ بنا دیا ہے۔ 1

إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخۡرُجُ فِىٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ ٦٤

Indeed, itelbette oبیشک وہinnahā(is) a treebir ağaçtırایک درخت ہےshajaratunthat growsçıkanجو نکلتا ہےtakhrujuindibindeسے(the) bottomجڑaṣli(of) the Hellfirecehenneminجہنم کیl-jaḥīmi

64 Indeed, it is a tree issuing from the bottom of the Hellfire,

64 O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

64 O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.

64 وہ ایک درخت ہے کہ جہنم کے اسفل میں اُگے گا

64 وہ ایک درخت ہے جو جہنم کی تہ سے نکلتا ہے

طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَـٰطِينِ ٦٥

Its emerging fruittomurcuklarıخوشے اس کےṭalʿuhā(is) as if itgibidirگویا کہ وہka-annahu(was) headsbaşlarıسر ہیںruūsu(of) the devilsşeytanlarınشیطانوں کےl-shayāṭīni

65 Its emerging fruit as if it was heads of the devils.

65 Tomurcukları şeytan başı gibidir.

65 Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

65 اُس کے خوشے ایسے ہوں گے جیسے شیطانوں کے سر

65 اس کے شگوفے ایسے ہیں جیسے شیطانوں کے سر۔ 1

فَإِنَّهُمۡ لَأَكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِــُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ٦٦

And indeed, theyonlarپس بیشک وہfa-innahum(will) surely eatyiyeceklerdirالبتہ کھانے والے ہیںlaākilūnafrom itondanاس سےmin'hāand fillve dolduracaklardırپھر بھرنے والے ہیںfamāliūnawith itonunlaاس سےmin'hā(their) bellieskarınlarınıپیٹوں کوl-buṭūna

66 And indeed, they will eat from it and fill with it their bellies.

66 İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.

66 Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır.

66 سو وہ اسی میں سے کھائیں گے اور اسی سے پیٹ بھریں گے

66 جہنم کے لوگ اُسے کھائیں گے اور اسی سے پیٹ بھریں گے

ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبًا مِّنۡ حَمِيمٍ ٦٧

Thensonraپھرthummaindeedşüphesizبیشکinnafor themonların vardırان کے لیےlahumin itbunun üzerineاس کے اوپر/اس کے بعدʿalayhā(is) a mixturebir içkileriالبتہ ملاوٹ ہوگی/ملونی ہوگیlashawbanofkaynar sudanسےminboiling waterکھولتے پانیḥamīmin

67 Then indeed, they will have after it a mixture of scalding water.

67 Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.

67 Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır.

67 پھر اس (کھانے) کے ساتھ ان کو گرم پانی ملا کر دیا جائے گا

67 پھر اس پر پینے کے لیے کھولتا ہوا پانی ملے گا

ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ ٦٨

Thensonraپھرthummaindeedelbetteبیشکinnatheir returndönecekleri yerان کا لوٹنا/ان کی واپسیmarjiʿahum(will) surely be tomutlakaالبتہ طرفla-ilāthe Hellfirecehennemdirجہنم کے ہوگیl-jaḥīmi

68 Then indeed, their return will be to the Hellfire.

68 Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.

68 Sonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir.

68 پھر ان کو دوزخ کی طرف لوٹایا جائے گا

68 اور اس کے بعد ان کی واپسی اسی آتشِ دوزخ کی طرف ہوگی۔ 1

إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاۡ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ ٦٩

Indeed, theyçünkü onlarبیشک انہوں نےinnahumfoundbuldularپایاalfawtheir fathersbabalarınıاپنے آباؤ اجداد کوābāahumastraysapık kimselerبھٹکا ہواḍāllīna

69 Indeed they found their fathers astray.

69 Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

69 Çünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular.

69 انہوں نے اپنے باپ دادا کو گمراہ ہی پایا

69 یہ وہ لوگ ہیں جنہوں نے اپنے باپ دادا کو گمراہ پایا

فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ ٧٠

So theykendileri deتو وہfahumonüzerindeاوپرʿalātheir footstepsonların izleriان کے نقش قدم کےāthārihimthey hastenedkoşturuyorlarدوڑے چلے جاتے تھےyuh'raʿūna

70 So they hastened [to follow] in their footsteps.

70 Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.

70 Şimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar.

70 سو وہ ان ہی کے پیچھے دوڑے چلے جاتے ہیں

70 اور اُنہی کے نقشِ قدم پر دوڑ چلے۔ 1

وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٧١

And verilyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadwent astraysapmıştıبھٹک گئےḍallabefore themonlardan önceان سے قبلqablahummostçoğuبہت سےaktharu(of) the former (people)evvelkilerinپہلوں میں سےl-awalīna

71 And there had already strayed before them most of the former peoples,

71 Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.

71 Andolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler.

71 اور ان سے پیشتر بہت سے لوگ بھی گمراہ ہوگئے تھے

71 حالانکہ ان سے پہلے بہت سے لوگ گمراہ ہو چکے تھے

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ ٧٢

And verilyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe sentbiz göndermiştikبھیجا ہم نےarsalnāamong themonların içineان میںfīhimwarnersuyarıcılarڈرانے والوں کوmundhirīna

72 And We had already sent among them warners.

72 And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.

72 Gerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik.

72 اور ہم نے ان میں متنبہ کرنے والے بھیجے

72 اور اُن میں ہم نے تنبیہ کرنے والے رسول بھیجے تھے

فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ ٧٣

Then seebakتو دیکھfa-unẓurhownasılکس طرحkayfawasolduہواkāna(the) endsonuانجامʿāqibatu(of) those who were warneduyarılanlarınڈرائے جانے والوں کاl-mundharīna

73 Then look how was the end of those who were warned -

73 Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

73 Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu?

73 سو دیکھ لو کہ جن کو متنبہ کیا گیا تھا ان کا انجام کیسا ہوا

73 اب دیکھ لو کہ اُن تنبیہ کیے جانے والوں کا کیا انجام ہوا

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٧٤

Exceptancak hariçtirسوائےillā(the) slaveskullarıبندوں کےʿibāda(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahithe chosen oneshalisجو چنے ہوئے ہیںl-mukh'laṣīna

74 But not the chosen servants of Allah.

74 Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.

74 Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka.

74 ہاں خدا کے بندگان خاص (کا انجام بہت اچھا ہوا)

74 اس بد انجامی سے بس اللہ کے وہی بندے بچے ہیں جنہیں اس نے اپنے لیے خالص کر لیا ہے

وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ ٧٥

And verilyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadcalled Usbize yalvarmıştıپکارا ہم کوnādānāNuhنوح نےnūḥunand Bestne güzelپس البتہ کتنے اچھے ہیںfalaniʿ'ma(are We as) Responderskabul buyurmuştukجواب دینے والوں میںl-mujībūna

75 And Noah had certainly called Us, and [We are] the best of responders.

75 And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.

75 Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik.

75 اور ہم کو نوح نے پکارا سو (دیکھ لو کہ) ہم (دعا کو کیسے) اچھے قبول کرنے والے ہیں

75 ہم کو 1 (اس سے پہلے) نوحؑ نے پکارا تھا 2 ، تو دیکھو کہ ہم کیسے اچھے جواب دینے والے تھے

وَنَجَّيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ٧٦

And We saved himonu kurtarmıştıkاور نجات دی ہم نے اس کوwanajjaynāhuand his familyve ailesiniاور اس کے گھر والوں کوwa-ahlahufromsıkıntıdanسےminathe distressکربl-karbithe greatbüyükعظیمl-ʿaẓīmi

76 And We saved him and his family from the great affliction.

76 Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

76 Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

76 اور ہم نے ان کو اور ان کے گھر والوں کو بڑی مصیبت سے نجات دی

76 ہم نے اس کو اور اس کے گھر والوں کو کرب عظیم سے بچا لیا 1

Surah 37 / As-Saffat / Those who set the Ranks سورة الصافات 449
Who (would) sayderdi kiوہ کہا کرتا تھا yaqūlu Are you indeedsen misin?کیا بیشک تم a-innaka surely ofkimseler(den)البتہ میں سے ہو lamina those who believedoğrulayan(lar)تصدیق کرنے والوں l-muṣadiqīna٥٢ Is (it) whenzaman mı?کیا جب a-idhā we have diedbiz öldüğümüzہم مرجائیں گے mit'nā and becomeve olduğumuzاور ہوجائیں گے wakunnā dusttoprakمٹی turāban and bonesve kemikاور ہڈیاں waʿiẓāman will webiz mi?کیا بیشک ہم a-innā
surely be brought to Judgmentcezalanacağızالبتہ جزا دئیے جانے والے ہیں lamadīnūna٥٣ He (will) saydedi kiکہا qāla Willsizکیا hal youتم antum be lookingbakar mısınız?جھانکنا چاہتے ہو/جاننا چاہتے ہو/اطلاع پانے والے ہو/مطلع ہونے والے ہو muṭṭaliʿūna٥٤ Then he (will) lookbaktıتو وہ جھانکے گا fa-iṭṭalaʿa and see himonu gördüتو دیکھے گا اس کو faraāhu inortasındaمیں (the) midstبیچ sawāi
(of) the Hellfirecehenneminجہنم کے l-jaḥīmi٥٥ He (will) saydediبولے گا/کہے گا qāla By Allahtallahiقسم اللہ کی tal-lahi verilysen az dahaبیشک in you almostقریب تھا kidtta ruined mebeni de alçaltacaktınالبتہ تو ہلاکت میں ڈالتا مجھ کو/تباہ کردیتا مجھ کو latur'dīni٥٦ And if notve olmasaydıاگر نہ ہوتی walawlā (for the) Graceni'metiنعمت niʿ'matu (of) my LordRabbiminمیرے رب کی rabbī
certainly, I (would) have beenşimdi ben de olurdumالبتہ میں ہوتا lakuntu among(oraya) getirilenlerdenسے mina those broughtحاضر کیے جانے والوں میں (سے) l-muḥ'ḍarīna٥٧ Then are notdeğil miyiz?کیا بھلا نہیں afamā webizہم ہیں naḥnu (to) dieöleceklerdenمرنے والے bimayyitīna٥٨ Exceptdışındaمگر illā our deathölümümüzہماری موت mawtatanā
the firstilkجو پہلے آچکی l-ūlā and notve değilizاور نہیں wamā webizہم naḥnu will be punishedazaba uğratılcakعذاب دئیے جانے والے bimuʿadhabīna٥٩ Indeedgerçektenبیشک inna thisbuیہ hādhā surelyta kendisidirالبتہ وہی lahuwa (is) the attainmentbaşarınınکامیابی ہے l-fawzu greatbüyükبہت بڑی l-ʿaẓīmu٦٠
For (the) likemisli gibiکے لئے (ایسی کامیابی کے لیے) limith'li (of) thisbununاس جیسی hādhā let workçalışsınlarپس چاہیے کہ عمل کریں falyaʿmali the workersçalışanlarعمل کرنے والے l-ʿāmilūna٦١ Is thatbu mu?کیا یہ adhālika betterhayırlıبہتر ہے khayrun (as) hospitalityağırlanmak içinازروئے مہمانی کے nuzulan oryoksaیا am (the) treeağacı (mı?)درخت shajaratu
(of) Zaqqumzakkumزقوم کا l-zaqūmi٦٢ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā [We] have made itonu yaptıkبنایا ہم نے اس کو jaʿalnāhā a trialbir fitne (sınav)ایک فتنہ /آزمائش fit'natan for the wrongdoerszalimler içinظالموں کے لیے lilẓẓālimīna٦٣ Indeed, itelbette oبیشک وہ innahā (is) a treebir ağaçtırایک درخت ہے shajaratun
that growsçıkanجو نکلتا ہے takhruju indibindeسے (the) bottomجڑ aṣli (of) the Hellfirecehenneminجہنم کی l-jaḥīmi٦٤ Its emerging fruittomurcuklarıخوشے اس کے ṭalʿuhā (is) as if itgibidirگویا کہ وہ ka-annahu (was) headsbaşlarıسر ہیں ruūsu (of) the devilsşeytanlarınشیطانوں کے l-shayāṭīni
٦٥ And indeed, theyonlarپس بیشک وہ fa-innahum (will) surely eatyiyeceklerdirالبتہ کھانے والے ہیں laākilūna from itondanاس سے min'hā and fillve dolduracaklardırپھر بھرنے والے ہیں famāliūna with itonunlaاس سے min'hā (their) bellieskarınlarınıپیٹوں کو l-buṭūna٦٦ Thensonraپھر thumma indeedşüphesizبیشک inna for themonların vardırان کے لیے lahum
in itbunun üzerineاس کے اوپر/اس کے بعد ʿalayhā (is) a mixturebir içkileriالبتہ ملاوٹ ہوگی/ملونی ہوگی lashawban ofkaynar sudanسے min boiling waterکھولتے پانی ḥamīmin٦٧ Thensonraپھر thumma indeedelbetteبیشک inna their returndönecekleri yerان کا لوٹنا/ان کی واپسی marjiʿahum (will) surely be tomutlakaالبتہ طرف la-ilā the Hellfirecehennemdirجہنم کے ہوگی l-jaḥīmi٦٨
Indeed, theyçünkü onlarبیشک انہوں نے innahum foundbuldularپایا alfaw their fathersbabalarınıاپنے آباؤ اجداد کو ābāahum astraysapık kimselerبھٹکا ہوا ḍāllīna٦٩ So theykendileri deتو وہ fahum onüzerindeاوپر ʿalā their footstepsonların izleriان کے نقش قدم کے āthārihim they hastenedkoşturuyorlarدوڑے چلے جاتے تھے yuh'raʿūna٧٠
And verilyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad went astraysapmıştıبھٹک گئے ḍalla before themonlardan önceان سے قبل qablahum mostçoğuبہت سے aktharu (of) the former (people)evvelkilerinپہلوں میں سے l-awalīna٧١ And verilyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We sentbiz göndermiştikبھیجا ہم نے arsalnā among themonların içineان میں fīhim
warnersuyarıcılarڈرانے والوں کو mundhirīna٧٢ Then seebakتو دیکھ fa-unẓur hownasılکس طرح kayfa wasolduہوا kāna (the) endsonuانجام ʿāqibatu (of) those who were warneduyarılanlarınڈرائے جانے والوں کا l-mundharīna٧٣
Exceptancak hariçtirسوائے illā (the) slaveskullarıبندوں کے ʿibāda (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi the chosen oneshalisجو چنے ہوئے ہیں l-mukh'laṣīna٧٤ And verilyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad called Usbize yalvarmıştıپکارا ہم کو nādānā Nuhنوح نے nūḥun and Bestne güzelپس البتہ کتنے اچھے ہیں falaniʿ'ma
(are We as) Responderskabul buyurmuştukجواب دینے والوں میں l-mujībūna٧٥ And We saved himonu kurtarmıştıkاور نجات دی ہم نے اس کو wanajjaynāhu and his familyve ailesiniاور اس کے گھر والوں کو wa-ahlahu fromsıkıntıdanسے mina the distressکرب l-karbi the greatbüyükعظیم l-ʿaẓīmi٧٦
٤٤٩
‹ 447page 448 of the printed Mushaf449 ›