وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ ٧٧

And We madeve yaptıkاور رکھا ہم نےwajaʿalnāhis offspringonun zürriyetiniاس کی نسل کوdhurriyyatahu[they]onlarıوہیhumuthe survivorskalıcıباقی رہنے والیl-bāqīna

77 And We made his descendants those remaining [on the earth]

77 Ancak onun soyunu sürekli kıldık.

77 Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.

77 اور ان کی اولاد کو ایسا کیا کہ وہی باقی رہ گئے

77 اور اسی کی نسل کو باقی رکھا 1

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِى ٱلۡأَخِرِينَ ٧٨

And We leftve (iyi bir ün) bıraktıkاور چھوڑ دیا ہم نےwataraknāfor himonaاس پرʿalayhiamongarasındaمیںthe later generationssonra gelenlerبعد والوںl-ākhirīna

78 And left for him [favorable mention] among later generations:

78 Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

78 Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık.

78 اور پیچھے آنے والوں میں ان کا ذکر (جمیل باقی) چھوڑ دیا

78 اور بعد کی نسلوں میں اس کی تعریف و توصیف چھوڑ دی

سَلَـٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِى ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٧٩

Peace beselam olsunسلام ہےsalāmunuponNuh'aپرʿalāNuhنوحnūḥinamongiçindeمیںthe worldsalemlerجہان والوںl-ʿālamīna

79 "Peace upon Noah among the worlds."

79 Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

79 Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun.

79 یعنی) تمام جہان میں (کہ) نوح پر سلام

79 سلام ہے نوحؑ پر تمام دینا والوں میں 1

إِنَّا كَذٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٨٠

Indeed, Weşüphesiz bizبیشک ہمinnāthusişte böyleاس طرحkadhālika[We] rewardmükafatlandırırızہم جزا دیتے ہیںnajzīthe good-doersgüzel davrananlarıاحسان کرنے والوں کوl-muḥ'sinīna

80 Indeed, We thus reward the doers of good.

80 İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

80 İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

80 نیکوکاروں کو ہم ایسا ہی بدلہ دیا کرتے ہیں

80 ہم نیکی کرنے والوں کو ایسی ہی جزا دیا کرتے ہیں

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٨١

Indeed, heçünkü oبیشک وہinnahu(was) ofbizim kullarımızdandırمیں سے تھاminOur slavesہمارے بندوںʿibādinābelievinginananمومنl-mu'minīna

81 Indeed, he was of Our believing servants.

81 Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.

81 Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.

81 بےشک وہ ہمارے مومن بندوں میں سے تھا

81 در حقیقت وہ ہمارے مومن بندوں میں سے تھا

ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأَخَرِينَ ٨٢

ThensonraپھرthummaWe drownedsuda boğdukغرق کیا ہم نےaghraqnāthe othersötekileriniدوسروں کوl-ākharīna

82 Then We drowned the disbelievers.

82 Sonra, diğerlerini suda boğduk.

82 Sonra diğerlerini suda boğduk.

82 پھر ہم نے دوسروں کو ڈبو دیا

82 پھر دوسرے گروہ کو ہم نے غرق کر دیا

۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرٰهِيمَ ٨٣

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaamongonun kolundan idiمیں سےminhis kindاس کے گروہshīʿatihi(was) surely Ibrahimİbrahim deالبتہ ابراہیم تھےla-ib'rāhīma

83 And indeed, among his kind was Abraham,

83 İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.

83 Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.

83 اور ان ہی کے پیرووں میں ابراہیم تھے

83 اور نوحؑ ہی کے طریقے پر چلنے والا ابراہیمؑ تھا

إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبٍ سَلِيمٍ ٨٤

Whenziraجب وہidhhe camegelmiştiآئےjāa(to) his LordRabbineاپنے رب کے پاسrabbahuwith a heartbir kalb ileدل کے ساتھbiqalbinsoundtertemizسلامتsalīmin

84 When he came to his Lord with a sound heart

84 Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.

84 Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.

84 جب وہ اپنے پروردگار کے پاس (عیب سے) پاک دل لے کر آئے

84 جب وہ اپنے رب کے حضور قلب سلیم لے کر آیا 1

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ ٨٥

Whenhaniجبidhhe saiddemişti kiکہا اس نےqālato his fatherbabasınaاپنے باپ سےli-abīhiand his peopleve kavmineاور اپنی قوم سےwaqawmihiWhat is itneyeکس کیmādhāyou worshiptapıyorsunuzتم عبادت کرتے ہوtaʿbudūna

85 [And] when he said to his father and his people, "What do you worship?

85 İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?"

85 O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?"

85 جب انہوں نے اپنے باپ سے اور اپنی قوم سے کہا کہ تم کن چیزوں کو پوجتے ہو؟

85 جب اس نے اپنے باپ اور اپنی قوم سے کہا 1۔’’ یہ کیا چیزیں جن کے تم عبادت کر رہے ہو؟

أَئِفۡكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ ٨٦

Is it falsehood uydurmaکیا گھڑے ہوئےa-if'kangodstanrılar (mı?)معبودوں کوālihatanother thanbırakıpسواdūnaAllah Allah'ıاللہ کےl-lahi(that) you desireistiyorsunuzتم چاہتے ہوturīdūna

86 Is it falsehood [as] gods other than Allah you desire?

86 "Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"

86 "Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?"

86 کیوں جھوٹ (بنا کر) خدا کے سوا اور معبودوں کے طالب ہو؟

86 کیا اللہ کو چھوڑ کر جھوٹ گھڑے ہوئے معبود چاہتے ہو؟

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٨٧

Then whatnedir?تو کیاfamā(do) you thinkzannınızگمان تمہاراẓannukumabout (the) LordRabbi hakkındaکے ساتھ ربbirabbi(of) the worldsalemlerinالعالمینl-ʿālamīna

87 Then what is your thought about the Lord of the worlds?"

87 "Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?"

87 "Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"

87 بھلا پروردگار عالم کے بارے میں تمہارا کیا خیال ہے؟

87 آخر اللہ ربّ العالمین کے بارے میں تمہارا کیا گمان ہے ؟‘‘ 1

فَنَظَرَ نَظۡرَةً فِى ٱلنُّجُومِ ٨٨

Then he glancedbaktıتو اس نے دیکھاfanaẓaraa glancegöz atarakایک بار دیکھناnaẓratanatyıldızlaraطرفthe starsستاروں کیl-nujūmi

88 And he cast a look at the stars

88 İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.

88 Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi.

88 تب انہوں نے ستاروں کی طرف ایک نظر کی

88 پھر 1 اس نے تاروں پر ایک نگاہ ڈالی 2

فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌ ٨٩

And he saidve dediتو کہاfaqālaIndeed, I amelbette benبیشک میںinnīsickhastayımبیمار ہوںsaqīmun

89 And said, "Indeed, I am [about to be] ill."

89 İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.

89 Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi.

89 اور کہا میں تو بیمار ہوں

89 اور کہا میری طبیعت خراب ہے 1

فَتَوَلَّوۡاۡ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ ٩٠

So they turned awaybunun üzerine kaçtılarتو وہ چلے گئےfatawallawfrom himondanاس سےʿanhudepartingarkalarını dönüpپیٹھ پھیرتے ہوئےmud'birīna

90 So they turned away from him, departing.

90 Onu bırakıp gittiler.

90 O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.

90 تب وہ ان سے پیٹھ پھیر کر لوٹ گئے

90 چنانچہ وہ لوگ اسے چھوڑ کر چلے گئے 1

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ ٩١

Then he turnedo da gizlice sokulduتو وہ چپکے سے گیاfarāghatoonların tanrılarınaطرفilātheir godsان کے الٰہوں کےālihatihimand saidve dediپھر کہاfaqālaDo notyemez misini?کیا تمalāyou eatکھاتے نہیں ہوtakulūna

91 Then he turned to their gods and said, "Do you not eat?

91 O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.

91 Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.

91 پھر ابراہیم ان کے معبودوں کی طرف متوجہ ہوئے اور کہنے لگے کہ تم کھاتے کیوں نہیں؟

91 ان کے پیچھے وہ چپکے سے ان کے معبودوں کے مندر میں گھس گیا اور بولا ’’ آپ لوگ کھاتے کیوں نہیں ہیں 1 ؟

مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ ٩٢

What (is)neyiniz var?کیا ہےfor youتم کوlakumnotkonuşmuyorsunuzنہیںyou speakتم بولتے ہوtanṭiqūna

92 What is [wrong] with you that you do not speak?"

92 O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.

92 (Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).

92 تمہیں کیا ہوا ہے تم بولتے نہیں؟

92 کیا ہو گیا، آپ لوگ بولتے بھی نہیں؟"

فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ ٩٣

Then he turnedve gizlice sokulupپھر پلٹاfarāghaupon themüzerlerineان پرʿalayhimstrikingdarbe indirdiضرب لگاتے ہوئےḍarbanwith the right handsağ eliyleدائیں ہاتھ سےbil-yamīni

93 And he turned upon them a blow with [his] right hand.

93 Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.

93 Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

93 پھر ان کو داہنے ہاتھ سے مارنا (اور توڑنا) شروع کیا

93 اس کے بعد وہ اُن پر پل پڑا اور سیدھے ہاتھ سے خوب ضربیں لگائیں

فَأَقۡبَلُوٓاۡ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ ٩٤

Then they advancedhemen gittilerتو وہ متوجہ ہوئےfa-aqbalūtowards himonaاس کی طرفilayhihasteningkoşarakدوڑتے ہوئےyaziffūna

94 Then the people came toward him, hastening.

94 Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.

94 Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.

94 تو وہ لوگ ان کے پاس دوڑے ہوئے آئے

94 (واپس آ کر) وہ لوگ بھاگے بھاگے اس کے پاس آئے 1

قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ ٩٥

He saiddediکہا،qālaDo you worshipşeylere-mi tapıyorsunuz?کیا تم عبادت کرتے ہوataʿbudūnawhatşeylereان کیyou carveyonttuğunuzجن کو تم تراشتے ہوtanḥitūna

95 He said, "Do you worship that which you [yourselves] carve,

95 İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."

95 İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"

95 انہوں نے کہا کہ تم ایسی چیزوں کو کیوں پوجتے ہو جن کو خود تراشتے ہو؟

95 اس نے کہا "کیا تم اپنی ہی تراشی ہوئی چیزوں کو پوجتے ہو؟

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ ٩٦

While Allahoysa Allahاور اللہ نےwal-lahucreated yousizi yaratmıştırپیدا کیا تم کوkhalaqakumand whatve (bu şeyleri)اور اسےwamāyou makeyaptığınızجو تم بناتے ہو/ کرتے ہوtaʿmalūna

96 While Allah created you and that which you do?"

96 İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."

96 "Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır."

96 حالانکہ تم کو اور جو تم بناتے ہو اس کو خدا ہی نے پیدا کیا ہے

96 حالانکہ اللہ ہی نے تم کو بھی پیدا کیا ہے اور اُن چیزوں کو بھی جنہیں تم بناتے ہو"

قَالُواۡ ٱبۡنُواۡ لَهُۥ بُنۡيَـٰنًا فَأَلۡقُوهُ فِى ٱلۡجَحِيمِ ٩٧

They saiddedilerانہوں نے کہا،qālūBuildyapınبناؤib'nūfor himonun içinاس کے لئےlahua structurebir binaایک عمارتbun'yānanand throw himve onu atınپھر ڈالو اس کوfa-alqūhuintoateşeمیںthe blazing Fireدہکتی آگl-jaḥīmi

97 They said, "Construct for him a furnace and throw him into the burning fire."

97 Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.

97 Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.

97 وہ کہنے لگے کہ اس کے لئے ایک عمارت بناؤ پھر اس کو آگ کے ڈھیر میں ڈال دو

97 انہوں نے آپس میں کہا "اس کے لیے ایک الاؤ تیار کرو اور اسے دہکتی ہوئی آگ کے ڈھیر میں پھینک دو"

فَأَرَادُواۡ بِهِۦ كَيۡدًا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ ٩٨

And they intendedve istedilerتو انہوں نے ارادہ کیاfa-arādūfor himonaاس کے ساتھbihia plotbir tuzak kurmakچال چلنے کاkaydanbut We made thembiz de onları kıldıkتو کردیا ہم نے ان کوfajaʿalnāhumuthe lowestaşağılıklardanسب سے نچلاl-asfalīna

98 And they intended for him a plan, but We made them the most debased.

98 Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.

98 Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.

98 غرض انہوں نے ان کے ساتھ ایک چال چلنی چاہی اور ہم نے ان ہی کو زیر کردیا

98 انہوں نے اس کے خلاف ایک کار روائی کرنی چاہی تھی، مگر ہم نے انہی کو نیچا دکھا دیا 1

وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهۡدِينِ ٩٩

And he saidve dedi kiاور اس نے کہاwaqālaIndeed, I amelbette benبیشک میںinnīgoinggideceğimجانے والا ہوںdhāhibuntoRabbimeطرفilāmy Lordاپنے رب کیrabbīHe will guide meO beni doğru yola iletecekعنقریب وہ رہنمائی کرے گا میریsayahdīni

99 And [then] he said, "Indeed, I will go to [where I am ordered by] my Lord; He will guide me.

99 İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.

99 Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."

99 اور ابراہیم بولے کہ میں اپنے پروردگار کی طرف جانے والا ہوں وہ مجھے رستہ دکھائے گا

99 ابراہیمؑ نے کہا 1 ’’میں اپنے رب کی طرف جاتا ہوں 2 ، وہی میری رہنمائی کرے گا

رَبِّ هَبۡ لِى مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١٠٠

My LordRabbimاے میرے ربrabbigrantlutfetعطا کرhabmebanaمجھ کوofiyilerden (bir çocuk)سےminathe righteousصالحین میں (سے)l-ṣāliḥīna

100 My Lord, grant me [a child] from among the righteous."

100 "Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.

100 "Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"

100 اے پروردگار مجھے (اولاد) عطا فرما (جو) سعادت مندوں میں سے (ہو)

100 اے پروردگار، مجھے ایک بیٹا عطا کر جو صالحوں میں سے ہو‘‘ 1

فَبَشَّرۡنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِيمٍ ١٠١

So We gave him the glad tidingsona müjdeledikتو خوش خبری دی ہم نے اس کوfabasharnāhuof a boybir erkek çocukلڑکے کیbighulāminforbearinghalimبردبارḥalīmin

101 So We gave him good tidings of a forbearing boy.

101 Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.

101 Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.

101 تو ہم نے ان کو ایک نرم دل لڑکے کی خوشخبری دی

101 (اس دعا کے جواب میں) ہم نے اس کو ایک حلیم(بردبار) لڑکے کی بشارت دی 1

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلۡمَنَامِ أَنِّىٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰ‌ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُ‌ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ١٠٢

Then whenne zaman kiپھر جبfalammāhe reached(çocuk) erişince;وہ پہنچاbalaghathe (age of) working with himonun yanındaاس کے ساتھmaʿahuthe (age of) working with himkoşma çağınaدوڑ دھوپ کو/ بلوغت کی عمر کوl-saʿyahe said(İbrahim ona) dediکہاqālaO my soney yavrumاے میرے بچےyābunayyaIndeed, Işüphesiz ki benبیشک میں نےinnīhave seengörüyorumدیکھا ہےarāinuykudaمیںthe dreamخوابl-manāmithat I ambenکہ میںannīsacrificing youseni kesiyorumمیں ذبح کررہا ہوں تجھ کوadhbaḥukaso look(düşün) bakتو دیکھfa-unẓurwhatne?کیا کچھmādhāyou seegörüyorsun (dersin)تو دیکھتا ہے/کیا تیرا خیال ہے/تیری کیا رائے ہےtarāHe saiddediکہاqālaO my fatherey babacığımاے ابا جانyāabatiDoyapکیجئےif'ʿalwhatşeyiجوyou are commandedsana emredilenآپ حکم دیئے گئے ہیںtu'maruYou will find mebeni bulacaksınعنقریب آپ پائیں گے مجھ کوsatajidunīifeğerاگرinAllah willsdilerseچاہاshāaAllah willsAllahاللہ نےl-lahuofsabredenlerdenمیں سےminathe patient onesصبر کرنے والوںl-ṣābirīna

102 And when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast."

102 Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.

102 Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

102 جب وہ ان کے ساتھ دوڑنے (کی عمر) کو پہنچا تو ابراہیم نے کہا کہ بیٹا میں خواب میں دیکھتا ہوں کہ (گویا) تم کو ذبح کر رہا ہوں تو تم سوچو کہ تمہارا کیا خیال ہے؟ انہوں نے کہا کہ ابا جو آپ کو حکم ہوا ہے وہی کیجیئے خدا نے چاہا تو آپ مجھے صابروں میں پایئے گا

102 وہ لڑکا جب اس کے ساتھ دوڑ دھوپ کرنے کی عمر کو پہنچ گیا تو (ایک روز) ابراہیمؑ نے اس سے کہا،’’بیٹا ، میں خواب میں دیکھتا ہوں کہ میں تجھے ذبح کر رہا ہوں 1 ، اب تو بتا تیرا کیا خیال ہے ؟ 2 اس نے کہا، ’’ ابا جان ، جو کچھ آپ کو حکم دیا جا رہا ہے 3 اسے کر ڈالیے ، آپ اِنْشاءَ اللہ مجھے صابروں میں سے پائیں گے ‘‘

Surah 37 / As-Saffat / Those who set the Ranks سورة الصافات 450
And We madeve yaptıkاور رکھا ہم نے wajaʿalnā his offspringonun zürriyetiniاس کی نسل کو dhurriyyatahu [they]onlarıوہی humu the survivorskalıcıباقی رہنے والی l-bāqīna٧٧ And We leftve (iyi bir ün) bıraktıkاور چھوڑ دیا ہم نے wataraknā for himonaاس پر ʿalayhi amongarasındaمیں the later generationssonra gelenlerبعد والوں l-ākhirīna٧٨ Peace beselam olsunسلام ہے salāmun
uponNuh'aپر ʿalā Nuhنوح nūḥin amongiçindeمیں the worldsalemlerجہان والوں l-ʿālamīna٧٩ Indeed, Weşüphesiz bizبیشک ہم innā thusişte böyleاس طرح kadhālika [We] rewardmükafatlandırırızہم جزا دیتے ہیں najzī the good-doersgüzel davrananlarıاحسان کرنے والوں کو l-muḥ'sinīna٨٠ Indeed, heçünkü oبیشک وہ innahu (was) ofbizim kullarımızdandırمیں سے تھا min
Our slavesہمارے بندوں ʿibādinā believinginananمومن l-mu'minīna٨١ Thensonraپھر thumma We drownedsuda boğdukغرق کیا ہم نے aghraqnā the othersötekileriniدوسروں کو l-ākharīna٨٢ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna amongonun kolundan idiمیں سے min
his kindاس کے گروہ shīʿatihi (was) surely Ibrahimİbrahim deالبتہ ابراہیم تھے la-ib'rāhīma٨٣ Whenziraجب وہ idh he camegelmiştiآئے jāa (to) his LordRabbineاپنے رب کے پاس rabbahu with a heartbir kalb ileدل کے ساتھ biqalbin soundtertemizسلامت salīmin٨٤ Whenhaniجب idh he saiddemişti kiکہا اس نے qāla
to his fatherbabasınaاپنے باپ سے li-abīhi and his peopleve kavmineاور اپنی قوم سے waqawmihi What is itneyeکس کی mādhā you worshiptapıyorsunuzتم عبادت کرتے ہو taʿbudūna٨٥ Is it falsehood uydurmaکیا گھڑے ہوئے a-if'kan godstanrılar (mı?)معبودوں کو ālihatan other thanbırakıpسوا dūna Allah Allah'ıاللہ کے l-lahi (that) you desireistiyorsunuzتم چاہتے ہو turīdūna
٨٦ Then whatnedir?تو کیا famā (do) you thinkzannınızگمان تمہارا ẓannukum about (the) LordRabbi hakkındaکے ساتھ رب birabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین l-ʿālamīna٨٧ Then he glancedbaktıتو اس نے دیکھا fanaẓara a glancegöz atarakایک بار دیکھنا naẓratan atyıldızlaraطرف the starsستاروں کی l-nujūmi٨٨
And he saidve dediتو کہا faqāla Indeed, I amelbette benبیشک میں innī sickhastayımبیمار ہوں saqīmun٨٩ So they turned awaybunun üzerine kaçtılarتو وہ چلے گئے fatawallaw from himondanاس سے ʿanhu departingarkalarını dönüpپیٹھ پھیرتے ہوئے mud'birīna٩٠ Then he turnedo da gizlice sokulduتو وہ چپکے سے گیا farāgha toonların tanrılarınaطرف ilā their godsان کے الٰہوں کے ālihatihim
and saidve dediپھر کہا faqāla Do notyemez misini?کیا تم alā you eatکھاتے نہیں ہو takulūna٩١ What (is)neyiniz var?کیا ہے for youتم کو lakum notkonuşmuyorsunuzنہیں you speakتم بولتے ہو tanṭiqūna٩٢ Then he turnedve gizlice sokulupپھر پلٹا farāgha upon themüzerlerineان پر ʿalayhim strikingdarbe indirdiضرب لگاتے ہوئے ḍarban
with the right handsağ eliyleدائیں ہاتھ سے bil-yamīni٩٣ Then they advancedhemen gittilerتو وہ متوجہ ہوئے fa-aqbalū towards himonaاس کی طرف ilayhi hasteningkoşarakدوڑتے ہوئے yaziffūna٩٤ He saiddediکہا، qāla Do you worshipşeylere-mi tapıyorsunuz?کیا تم عبادت کرتے ہو ataʿbudūna whatşeylereان کی you carveyonttuğunuzجن کو تم تراشتے ہو tanḥitūna
٩٥ While Allahoysa Allahاور اللہ نے wal-lahu created yousizi yaratmıştırپیدا کیا تم کو khalaqakum and whatve (bu şeyleri)اور اسے wamā you makeyaptığınızجو تم بناتے ہو/ کرتے ہو taʿmalūna٩٦ They saiddedilerانہوں نے کہا، qālū Buildyapınبناؤ ib'nū for himonun içinاس کے لئے lahu a structurebir binaایک عمارت bun'yānan and throw himve onu atınپھر ڈالو اس کو fa-alqūhu
intoateşeمیں the blazing Fireدہکتی آگ l-jaḥīmi٩٧ And they intendedve istedilerتو انہوں نے ارادہ کیا fa-arādū for himonaاس کے ساتھ bihi a plotbir tuzak kurmakچال چلنے کا kaydan but We made thembiz de onları kıldıkتو کردیا ہم نے ان کو fajaʿalnāhumu the lowestaşağılıklardanسب سے نچلا l-asfalīna٩٨
And he saidve dedi kiاور اس نے کہا waqāla Indeed, I amelbette benبیشک میں innī goinggideceğimجانے والا ہوں dhāhibun toRabbimeطرف ilā my Lordاپنے رب کی rabbī He will guide meO beni doğru yola iletecekعنقریب وہ رہنمائی کرے گا میری sayahdīni٩٩ My LordRabbimاے میرے رب rabbi grantlutfetعطا کر hab mebanaمجھ کو ofiyilerden (bir çocuk)سے mina the righteousصالحین میں (سے) l-ṣāliḥīna
١٠٠ So We gave him the glad tidingsona müjdeledikتو خوش خبری دی ہم نے اس کو fabasharnāhu of a boybir erkek çocukلڑکے کی bighulāmin forbearinghalimبردبار ḥalīmin١٠١ Then whenne zaman kiپھر جب falammā he reached(çocuk) erişince;وہ پہنچا balagha the (age of) working with himonun yanındaاس کے ساتھ maʿahu the (age of) working with himkoşma çağınaدوڑ دھوپ کو/ بلوغت کی عمر کو l-saʿya he said(İbrahim ona) dediکہا qāla
O my soney yavrumاے میرے بچے yābunayya Indeed, Işüphesiz ki benبیشک میں نے innī have seengörüyorumدیکھا ہے arā inuykudaمیں the dreamخواب l-manāmi that I ambenکہ میں annī sacrificing youseni kesiyorumمیں ذبح کررہا ہوں تجھ کو adhbaḥuka so look(düşün) bakتو دیکھ fa-unẓur whatne?کیا کچھ mādhā you seegörüyorsun (dersin)تو دیکھتا ہے/کیا تیرا خیال ہے/تیری کیا رائے ہے tarā He saiddediکہا qāla
O my fatherey babacığımاے ابا جان yāabati Doyapکیجئے if'ʿal whatşeyiجو you are commandedsana emredilenآپ حکم دیئے گئے ہیں tu'maru You will find mebeni bulacaksınعنقریب آپ پائیں گے مجھ کو satajidunī ifeğerاگر in Allah willsdilerseچاہا shāa Allah willsAllahاللہ نے l-lahu ofsabredenlerdenمیں سے mina the patient onesصبر کرنے والوں l-ṣābirīna١٠٢
٤٥٠
‹ 448page 449 of the printed Mushaf450 ›