فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ ١٢٧

But they denied himonu yalanladılarتو انہوں نے جھٹلادیا اس کوfakadhabūhuso indeed, theybundan dolayı onlarتو بیشک وہfa-innahum(will) surely be brought(azaba) getirileceklerdirضرور حاضر کئے جائیں گےlamuḥ'ḍarūna

127 And they denied him, so indeed, they will be brought [for punishment],

127 Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.

127 Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.

127 تو ان لوگوں نے ان کو جھٹلا دیا۔ سو وہ (دوزخ میں) حاضر کئے جائیں گے

127 مگر انہوں نے اسے جھٹلا دیا، سو اب یقیناً وہ سزا کے لیے پیش کیے جانے والے ہیں

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ١٢٨

Exceptyalnız hariçtirسوائےillā(the) slaveskullarıبندےʿibāda(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahithe chosen oneshalisجو چنے ہوئے ہیںl-mukh'laṣīna

128 Except the chosen servants of Allah.

128 Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.

128 Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.

128 ہاں خدا کے بندگان خاص (مبتلائے عذاب نہیں) ہوں گے

128 بجز اُن بندگانِ خدا کے جن کو خالص کر لیا گیا تھا۔ 1

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِى ٱلۡأَخِرِينَ ١٢٩

And We leftbiz (iyi bir ün) bıraktıkاور چھوڑا ہم نےwataraknāfor himonaاس پرʿalayhiamongarasındaمیں (اچھا نام)the later generationssonra gelenlerبعد والوںl-ākhirīna

129 And We left for him [favorable mention] among later generations:

129 Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.

129 Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık:

129 اور ان کا ذکر (خیر) پچھلوں میں (باقی) چھوڑ دیا

129 اور الیاسؑ کا ذکر خیر ہم نے بعد کی نسلوں میں باقی رکھا1

سَلَـٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ ١٣٠

Peace beselam olsunسلام ہوsalāmunuponİlyas'aاوپرʿalāElijahالیاسین کےil yāsīna

130 "Peace upon Elias."

130 Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.

130 Selam olsun İlyâsîn'e.

130 کہ اِل یاسین پر سلام

130 سلام ہے الیاسؑ پر۔ 1

إِنَّا كَذٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٣١

Indeed, Weelbette bizبیشک ہمinnāthusişte böyleاسی طرحkadhālikarewardmükafatlandırırızہم بدلہ دیتے ہیںnajzīthe good-doersgüzel davrananlarıمحسنین کوl-muḥ'sinīna

131 Indeed, We thus reward the doers of good.

131 Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.

131 İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

131 ہم نیک لوگوں کو ایسا ہی بدلہ دیتے ہیں

131 ہم نیکی کرنے والوں کو ایسی ہی جزا دیتے ہیں

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٣٢

Indeed, he (was)çünkü oبیشک وہinnahuofbizim kullarımızdandıمیں سے تھےminOur slavesہمارے بندوںʿibādinābelievingmü'minمومنl-mu'minīna

132 Indeed, he was of Our believing servants.

132 O, inanmış kullarımızdandı.

132 Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.

132 بےشک وہ ہمارے مومن بندوں میں سے تھے

132 واقعی وہ ہمارے مومن بندوں میں سے تھا

وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٣٣

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaLutلوطlūṭan(was) ofgönderilen elçilerdendiالبتہ میں سےlaminathe Messengersرسولوں (میں سے) تھےl-mur'salīna

133 And indeed, Lot was among the messengers.

133 Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.

133 Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir.

133 اور لوط بھی پیغمبروں میں سے تھے

133 اور لوطؑ بھی انہی لوگوں میں سے تھا جو رسول بنا کر بھیجے گئے ہیں

إِذۡ نَجَّيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ ١٣٤

WhenhaniجبidhWe saved himonu kurtarmıştıkنجات دی ہم نے اس کوnajjaynāhuand his familyve ailesiniاور اس کے گھر نے اس کوwa-ahlahuallhepsiniسب کے سب کوajmaʿīna

134 [So mention] when We saved him and his family, all,

134 Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.

134 Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık.

134 جب ہم نے ان کو اور ان کے گھر والوں کو سب کو (عذاب سے) نجات دی

134 یاد کرو جب ہم نے اس کو اور اس کے سب گھر والوں کو نجات دی

إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلۡغَـٰبِرِينَ ١٣٥

Exceptdışındaمگرillāan old womanacuze bir kadınایک بڑھیاʿajūzan(was) amongarasında bulunanمیں سے تھیthose who remained behind(azabda) kalacaklarجو پیچھے رہ جانے والوںl-ghābirīna

135 Except his wife among those who remained [with the evildoers].

135 Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.

135 Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç.

135 مگر ایک بڑھیا کہ پیچھے رہ جانے والوں میں تھی

135 سوائے ایک بُڑھیا کے جو پیچھے رہ جانے والوں میں سے تھی۔ 1

ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأَخَرِينَ ١٣٦

ThensonraپھرthummaWe destroyedkırdık (geçirdik)تباہ کردیا ہم نےdammarnāthe othersötekileriدوسروں کوl-ākharīna

136 Then We destroyed the others.

136 Sonra diğerlerini yok etmiştik.

136 Sonra diğerlerini helak etmiştik.

136 پھر ہم نے اوروں کو ہلاک کردیا

136 پھر باقی سب کو تہس نہس کر دیا

وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ ١٣٧

And indeed, youşüphesiz sizاور بیشک تمwa-innakumsurely passgeçip gidiyorsunuzالبتہ تم گزرتے ہوlatamurrūnaby themonların yanlarındanان پرʿalayhim(in the) morningsabahleyinصبح کرتے ہوئے/ صبح صبحmuṣ'biḥīna

137 And indeed, you pass by them in the morning

137 Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?

137 Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?

137 اور تم دن کو بھی ان (کی بستیوں) کے پاس سے گزرتے رہتے ہو

137 آج تم شب و روز اُن کے اُجڑے دیا ر پر سے گزرتے ہو۔ 1

وَبِٱلَّيۡلِ‌ۗ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٣٨

And at nightve geceleyinاور رات کوwabi-al-layliThen will notdüşünmüyor musunuz?کیا تمafalāyou use reasonعقل نہیں رکھتے ہوtaʿqilūna

138 And at night. Then will you not use reason?

138 Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?

138 Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?

138 اور رات کو بھی۔ تو کیا تم عقل نہیں رکھتے

138 کیا تم کو عقل نہیں آتی؟

وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٣٩

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaYunusیونسyūnusa(was) surely ofgönderilen elçilerdendiالبتہ میں سے تھےlaminathe Messengersرسولوںl-mur'salīna

139 And indeed, Jonah was among the messengers.

139 Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.

139 Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.

139 اور یونس بھی پیغمبروں میں سے تھے

139 اور یقیناً یُونسؑ بھی رسُولوں میں سے تھا۔ 1

إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ ١٤٠

Whenhaniجب وہidhhe ran awaykaçmıştıبھاگ گئےabaqatogemiyeطرفilāthe shipکشتی کیl-ful'kiladendoluجو بھری ہوئی تھیl-mashḥūni

140 [Mention] when he ran away to the laden ship.

140 Dolu bir gemiye kaçmıştı.

140 Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı.

140 جب بھاگ کر بھری ہوئی کشتی میں پہنچے

140 یاد کرو جب وہ ایک بھر ی کشتی کی طرف بھاگ نکلا، 1

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ ١٤١

Then he drew lotskur'a çektiتو قرعہ ڈالاfasāhamaand wasve olduپھر وہ ہوگئےfakānaofyenilenlerdenمیں سےminathe losersپھسلائے جانے والوں/ مغلوب ہونے والوںl-mud'ḥaḍīna

141 And he drew lots and was among the losers.

141 Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.

141 (Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu.

141 اس وقت قرعہ ڈالا تو انہوں نے زک اُٹھائی

141 پھر قرعہ اندازی میں شریک ہوا اور اس میں مات کھائی

فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ ١٤٢

Then swallowed himsonra onu yuttuتو لقمہ بنالیا اس کاfal-taqamahuthe fishbalıkمچھلی نےl-ḥūtuwhile heve oاور وہwahuwa(was) blameworthykendi kendisini kınarkenملامت کرنے والے تھے (خود کو)mulīmun

142 Then the fish swallowed him, while he was blameworthy.

142 Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.

142 Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu.

142 پھر مچھلی نے ان کو نگل لیا اور وہ (قابل) ملامت (کام) کرنے والے تھے

142 آخرکار مچھلی نے اسے نگل لیا اور وہ ملامت زدہ تھا

فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ ١٤٣

And if noteğerپھر اگر نہ ہوتا ایساfalawlāthat heki oبیشکannahuwasolmasaydıوہ ہوگئےkānaoftesbih edenlerdenمیں سےminathose who glorifyتسبیح کرنے والوںl-musabiḥīna

143 And had he not been of those who exalt Allah,

143 Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.

143 Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

143 پھر اگر وہ (خدا کی) پاکی بیان نہ کرتے

143 اب اگر وہ تسبیح کرنے والوں میں سے نہ ہوتا 1

لَلَبِثَ فِى بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ ١٤٤

Certainly, he (would have) remainedkalırdıالبتہ وہ ٹھہرے رہتےlalabithainonun karnındaمیں (مچھلی کے)its bellyاس کے پیٹbaṭnihiuntilkadarتکilāthe Daygüneاس دنyawmithey are resurrectedyeniden diriltilecekleriجب سب اٹھائے جائیں گےyub'ʿathūna

144 He would have remained inside its belly until the Day they are resurrected.

144 Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.

144 Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

144 تو اس روز تک کہ لوگ دوبارہ زندہ کئے جائیں گے اسی کے پیٹ میں رہتے

144 تو روزِ قیامت تک اسی مچھلی کے پیٹ میں رہتا۔ 1

۞فَنَبَذۡنَـٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ ١٤٥

But We cast himonu attıkتو ہم نے پھینک دیا اس کوfanabadhnāhuonto the open shoreağaçsız çıplak bir yereچٹیل زمین پرbil-ʿarāiwhile heve oاور وہwahuwa(was) illhasta bir halde ikenبیمار تھے/کمزور تھے/ناتواں تھے/علیل تھے/مضمحل تھےsaqīmun

145 But We threw him onto the open shore while he was ill.

145 Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.

145 Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.

145 پھر ہم نے ان کو جب کہ وہ بیمار تھے فراخ میدان میں ڈال دیا

145 آخر کار ہم نے اسے بڑی سقیم حالت میں ایک چٹیل زمین میں پھینک دیا۔ 1

وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةً مِّن يَقۡطِينٍ ١٤٦

And We caused to growve bitirdikاور اگائی ہم نےwa-anbatnāover himüzerineاس پرʿalayhia plantbir ağacıایک بیل/ ایک درختshajaratanofasma kabakمیں سےmingourdکدو کی/بیل دار/ بیلyaqṭīnin

146 And We caused to grow over him a gourd vine.

146 Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.

146 Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.

146 اور ان پر کدو کا درخت اُگایا

146 اور اُس پر ایک بیلدار درخت 1 اُگا دیا

وَأَرۡسَلۡنَـٰهُ إِلَىٰ مِاۡئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ ١٤٧

And We sent himve onu elçi gönderdikاور بھیجا ہم نے اس کوwa-arsalnāhuto(insan)aطرفilāa hundredyüzسوmi-atithousandbinہزار کے (ایک لاکھ)alfinorya daیاawmoredaha fazlasınaزیادہyazīdūna

147 And We sent him to [his people of] a hundred thousand or more.

147 Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

147 Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik.

147 اور ان کو لاکھ یا اس سے زیادہ (لوگوں) کی طرف (پیغمبر بنا کر) بھیجا

147 اس کے بعد ہم نے اُسے ایک لاکھ، یا اس سے زائد لوگوں کی طرف بھیجا، 1

فَـَٔـامَنُواۡ فَمَتَّعۡنَـٰهُمۡ إِلَىٰ حِينٍ ١٤٨

And they believedve inandılarتو وہ ایمان لے آئےfaāmanūso We gave them enjoymentbiz de onları geçindirdikتو ہم نے فائدہ دیا ان کوfamattaʿnāhumforkadarتکilāa whilebir süreyeایک وقتḥīnin

148 And they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time.

148 Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

148 O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık.

148 تو وہ ایمان لے آئے سو ہم نے بھی ان کو (دنیا میں) ایک وقت (مقرر) تک فائدے دیتے رہے

148 وہ ایمان لائے اور ہم نے ایک وقتِ خاص تک انہیں باقی رکھا۔ 1

فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ ١٤٩

Then ask themşimdi onlara sorپس پوچھو ان سےfa-is'taftihimDoes your LordRabbine (mi?)کیا تیرے رب کے لئےalirabbika(have) daughterskızlarبیٹیاں ہیںl-banātuwhile for themonlara daاور ان کے لئے ہیںwalahumu(are) sonsoğlanlar (mı?)بیٹےl-banūna

149 So inquire of them, [O Muhammad], "Does your Lord have daughters while they have sons?

149 Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?

149 Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı?

149 ان سے پوچھو تو کہ بھلا تمہارے پروردگار کے لئے تو بیٹیاں اور ان کے لئے بیٹے

149 پھر ذرا اِن لوگوں سے پوچھو، 1 کیا (اِن کے دل کو یہ بات لگتی ہے کہ)تمہارے ربّ کے لیے توہوں بیٹیاں اور اِن کے لیے ہوں بیٹے! 2

أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًا وَهُمۡ شَـٰهِدُونَ ١٥٠

Oryoksaیاamdid We createyarattıkبنایا ہم نےkhalaqnāthe Angelsmelekleriفرشتوں کوl-malāikatafemalesdişi olarak (mı?)عورتیںināthanwhile theyve onlarاور وہwahum(were) witnessesgörüyorlarkenگواہ ہیںshāhidūna

150 Or did We create the angels as females while they were witnesses?"

150 Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?

150 Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış?

150 یا ہم نے فرشتوں کو عورتیں بنایا اور وہ (اس وقت) موجود تھے

150 کیا واقعی ہم نے ملائکہ کو عورتیں ہی بنا یا ہے اور یہ آنکھوں دیکھی بات کہہ رہے ہیں؟

أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ ١٥١

No doubtiyi bilin kiخبردار بیشکalāindeed, theyelbette onlarوہinnahumofyüzündenسےmintheir falsehoodiftiralarıاپنے جھوٹif'kihim[they] saydiyorlar kiالبتہ وہ کہتے ہیںlayaqūlūna

151 Unquestionably, it is out of their [invented] falsehood that they say,

151 Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

151 Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.

151 دیکھو یہ اپنی جھوٹ بنائی ہوئی (بات) کہتے ہیں

151 خوب سن رکھو، دراصل یہ لوگ اپنی من گھڑت سے یہ بات کہتے ہیں

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ ١٥٢

Allah has begottendoğurduپیدا کیاwaladaAllah has begottenAllahاللہ نےl-lahuand indeed, theyve onlarاور بیشک وہwa-innahumsurely (are) liarselbette yalancıdırlarالبتہ جھوٹے ہیںlakādhibūna

152 " Allah has begotten," and indeed, they are liars.

152 Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

152 Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.

152 کہ خدا کے اولاد ہے کچھ شک نہیں کہ یہ جھوٹے ہیں

152 کہ اللہ اولاد رکھتا ہے، اور فی الواقع یہ جھوٹے ہیں

أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ ١٥٣

Has He chosentercih mi etmiş?کیا اس نے چن لیاaṣṭafā[the] daughterskızlarıبیٹیوں کوl-banātioverkarşıپرʿalāsonsoğlanlaraبیٹوںl-banīna

153 Has He chosen daughters over sons?

153 Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?

153 (Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş?

153 کیا اس نے بیٹوں کی نسبت بیٹیوں کو پسند کیا ہے؟

153 کیا اللہ نے بیٹوں کے بجائے بیٹیاں اپنے لیے پسند کر لیں؟

Surah 37 / As-Saffat / Those who set the Ranks سورة الصافات 452
But they denied himonu yalanladılarتو انہوں نے جھٹلادیا اس کو fakadhabūhu so indeed, theybundan dolayı onlarتو بیشک وہ fa-innahum (will) surely be brought(azaba) getirileceklerdirضرور حاضر کئے جائیں گے lamuḥ'ḍarūna١٢٧ Exceptyalnız hariçtirسوائے illā (the) slaveskullarıبندے ʿibāda (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi the chosen oneshalisجو چنے ہوئے ہیں l-mukh'laṣīna١٢٨
And We leftbiz (iyi bir ün) bıraktıkاور چھوڑا ہم نے wataraknā for himonaاس پر ʿalayhi amongarasındaمیں (اچھا نام) the later generationssonra gelenlerبعد والوں l-ākhirīna١٢٩ Peace beselam olsunسلام ہو salāmun uponİlyas'aاوپر ʿalā Elijahالیاسین کے il yāsīna١٣٠ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم innā thusişte böyleاسی طرح kadhālika
rewardmükafatlandırırızہم بدلہ دیتے ہیں najzī the good-doersgüzel davrananlarıمحسنین کو l-muḥ'sinīna١٣١ Indeed, he (was)çünkü oبیشک وہ innahu ofbizim kullarımızdandıمیں سے تھے min Our slavesہمارے بندوں ʿibādinā believingmü'minمومن l-mu'minīna١٣٢ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna Lutلوط lūṭan
(was) ofgönderilen elçilerdendiالبتہ میں سے lamina the Messengersرسولوں (میں سے) تھے l-mur'salīna١٣٣ Whenhaniجب idh We saved himonu kurtarmıştıkنجات دی ہم نے اس کو najjaynāhu and his familyve ailesiniاور اس کے گھر نے اس کو wa-ahlahu allhepsiniسب کے سب کو ajmaʿīna١٣٤ Exceptdışındaمگر illā an old womanacuze bir kadınایک بڑھیا ʿajūzan
(was) amongarasında bulunanمیں سے تھی those who remained behind(azabda) kalacaklarجو پیچھے رہ جانے والوں l-ghābirīna١٣٥ Thensonraپھر thumma We destroyedkırdık (geçirdik)تباہ کردیا ہم نے dammarnā the othersötekileriدوسروں کو l-ākharīna١٣٦ And indeed, youşüphesiz sizاور بیشک تم wa-innakum surely passgeçip gidiyorsunuzالبتہ تم گزرتے ہو latamurrūna by themonların yanlarındanان پر ʿalayhim
(in the) morningsabahleyinصبح کرتے ہوئے/ صبح صبح muṣ'biḥīna١٣٧ And at nightve geceleyinاور رات کو wabi-al-layli Then will notdüşünmüyor musunuz?کیا تم afalā you use reasonعقل نہیں رکھتے ہو taʿqilūna١٣٨ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna Yunusیونس yūnusa (was) surely ofgönderilen elçilerdendiالبتہ میں سے تھے lamina
the Messengersرسولوں l-mur'salīna١٣٩ Whenhaniجب وہ idh he ran awaykaçmıştıبھاگ گئے abaqa togemiyeطرف ilā the shipکشتی کی l-ful'ki ladendoluجو بھری ہوئی تھی l-mashḥūni١٤٠ Then he drew lotskur'a çektiتو قرعہ ڈالا fasāhama and wasve olduپھر وہ ہوگئے fakāna
ofyenilenlerdenمیں سے mina the losersپھسلائے جانے والوں/ مغلوب ہونے والوں l-mud'ḥaḍīna١٤١ Then swallowed himsonra onu yuttuتو لقمہ بنالیا اس کا fal-taqamahu the fishbalıkمچھلی نے l-ḥūtu while heve oاور وہ wahuwa (was) blameworthykendi kendisini kınarkenملامت کرنے والے تھے (خود کو) mulīmun١٤٢ And if noteğerپھر اگر نہ ہوتا ایسا falawlā that heki oبیشک annahu
wasolmasaydıوہ ہوگئے kāna oftesbih edenlerdenمیں سے mina those who glorifyتسبیح کرنے والوں l-musabiḥīna١٤٣ Certainly, he (would have) remainedkalırdıالبتہ وہ ٹھہرے رہتے lalabitha inonun karnındaمیں (مچھلی کے) its bellyاس کے پیٹ baṭnihi untilkadarتک ilā the Daygüneاس دن yawmi they are resurrectedyeniden diriltilecekleriجب سب اٹھائے جائیں گے yub'ʿathūna١٤٤
But We cast himonu attıkتو ہم نے پھینک دیا اس کو fanabadhnāhu onto the open shoreağaçsız çıplak bir yereچٹیل زمین پر bil-ʿarāi while heve oاور وہ wahuwa (was) illhasta bir halde ikenبیمار تھے/کمزور تھے/ناتواں تھے/علیل تھے/مضمحل تھے saqīmun١٤٥ And We caused to growve bitirdikاور اگائی ہم نے wa-anbatnā over himüzerineاس پر ʿalayhi a plantbir ağacıایک بیل/ ایک درخت shajaratan
ofasma kabakمیں سے min gourdکدو کی/بیل دار/ بیل yaqṭīnin١٤٦ And We sent himve onu elçi gönderdikاور بھیجا ہم نے اس کو wa-arsalnāhu to(insan)aطرف ilā a hundredyüzسو mi-ati thousandbinہزار کے (ایک لاکھ) alfin orya daیا aw moredaha fazlasınaزیادہ yazīdūna١٤٧
And they believedve inandılarتو وہ ایمان لے آئے faāmanū so We gave them enjoymentbiz de onları geçindirdikتو ہم نے فائدہ دیا ان کو famattaʿnāhum forkadarتک ilā a whilebir süreyeایک وقت ḥīnin١٤٨ Then ask themşimdi onlara sorپس پوچھو ان سے fa-is'taftihim Does your LordRabbine (mi?)کیا تیرے رب کے لئے alirabbika (have) daughterskızlarبیٹیاں ہیں l-banātu
while for themonlara daاور ان کے لئے ہیں walahumu (are) sonsoğlanlar (mı?)بیٹے l-banūna١٤٩ Oryoksaیا am did We createyarattıkبنایا ہم نے khalaqnā the Angelsmelekleriفرشتوں کو l-malāikata femalesdişi olarak (mı?)عورتیں ināthan while theyve onlarاور وہ wahum
(were) witnessesgörüyorlarkenگواہ ہیں shāhidūna١٥٠ No doubtiyi bilin kiخبردار بیشک alā indeed, theyelbette onlarوہ innahum ofyüzündenسے min their falsehoodiftiralarıاپنے جھوٹ if'kihim [they] saydiyorlar kiالبتہ وہ کہتے ہیں layaqūlūna١٥١ Allah has begottendoğurduپیدا کیا walada
Allah has begottenAllahاللہ نے l-lahu and indeed, theyve onlarاور بیشک وہ wa-innahum surely (are) liarselbette yalancıdırlarالبتہ جھوٹے ہیں lakādhibūna١٥٢ Has He chosentercih mi etmiş?کیا اس نے چن لیا aṣṭafā [the] daughterskızlarıبیٹیوں کو l-banāti overkarşıپر ʿalā sonsoğlanlaraبیٹوں l-banīna١٥٣
٤٥٢
‹ 450page 451 of the printed Mushaf452 ›