فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ ١٠٣

Then whenne zaman kiپھر جبfalammāboth of them had submittedikisi (Allah'ın emrine) teslim oluduوہ دونوں مطیع ہوگئےaslamāand he put him downve (çocuğu) yıktıاور گرادیا اس کوwatallahuupon his foreheadalnı üzerineپیشانی کے بلlil'jabīni

103 And when they had both submitted and he put him down upon his forehead,

103 Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

103 Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.

103 جب دونوں نے حکم مان لیا اور باپ نے بیٹے کو ماتھے کے بل لٹا دیا

103 آخر کو جب ان دونوں نے سر تسلیم خم کر دیا اور ابراہیمؑ نے بیٹے کو ماتھے کے بل گرا دیا 1

وَنَـٰدَيۡنَـٰهُ أَن يَـٰٓإِبۡرٰهِيمُ ١٠٤

And We called out to himve biz ona seslendikاور پکارا ہم نے اس کوwanādaynāhuthatdiyeکہanO Ibrahimey İbrahimاے ابراہیمyāib'rāhīmu

104 We called to him, "O Abraham,

104 Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

104 Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! "

104 تو ہم نے ان کو پکارا کہ اے ابراہیم

104 اور ہم نے ندا دی 1 کہ ’’ اے ابراہیمؑ

قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآ‌ۚ إِنَّا كَذٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٠٥

Verilyandolsunتحقیقqadyou have fulfilledsen doğruladınتو نے سچ کر دکھایاṣaddaqtathe visionrüyayıخواب کوl-ru'yāIndeed, Weelbette bizبیشک ہمinnāthusişte böyleاسی طرحkadhālika[We] rewardmükafatlandırırızہم جزا دیتے ہیںnajzīthe good-doersgüzel davrananlarıاحسان کرنے والوں کوl-muḥ'sinīna

105 You have fulfilled the vision." Indeed, We thus reward the doers of good.

105 Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

105 "Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."

105 تم نے خواب کو سچا کر دکھایا۔ ہم نیکوکاروں کو ایسا ہی بدلہ دیا کرتے ہیں

105 تو نے خواب سچ کر دکھایا 1۔ ہم نیکی کرنے والوں کو ایسی ہی جزا دیتے ہیں 2

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَـٰٓؤُاۡ ٱلۡمُبِينُ ١٠٦

Indeedgerçektenبیشکinnathisbuیہhādhā(was) surely [it]muhakkak oالبتہ وہlahuwathe trialbir imtihandırآزمائش تھیl-balāuclearapaçıkکھلیl-mubīnu

106 Indeed, this was the clear trial.

106 Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.

106 "Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)

106 بلاشبہ یہ صریح آزمائش تھی

106 یقیناً یہ ایک کھلی آزمائش تھی‘‘ 1

وَفَدَيۡنَـٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمٍ ١٠٧

And We ransomed himve fidye olarak ona verdikاور چھڑا لیا ہم نے اس کوwafadaynāhuwith a sacrificebir kurbanlıkساتھ ایک قربانی کےbidhib'ḥingreatbüyükبڑیʿaẓīmin

107 And We ransomed him with a great sacrifice,

107 Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

107 Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

107 اور ہم نے ایک بڑی قربانی کو ان کا فدیہ دیا

107 اور ہم نے ایک بڑی قربانی فدیے میں دے کر اس بچے کو چھڑا لیا 1

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِى ٱلۡأَخِرِينَ ١٠٨

And We leftve (iyi bir ün) bıraktıkاور چھوڑ دیا ہم نےwataraknāfor himonaاس پرʿalayhiamongarasındaمیںthe later generationssonra gelenlerبعد والوںl-ākhirīna

108 And We left for him [favorable mention] among later generations:

108 Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

108 Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.

108 اور پیچھے آنے والوں میں ابراہیم کا (ذکر خیر باقی) چھوڑ دیا

108 اور اس کی تعریف و توصیف ہمیشہ کے لیے بعد کی نسلوں میں چھوڑ دی

سَلَـٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرٰهِيمَ ١٠٩

Peace beselam olsunسلام ہےsalāmunonüzerineاوپرʿalāIbrahimİbrahimابراہیم کےib'rāhīma

109 "Peace upon Abraham."

109 Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

109 Selam olsun İbrahim'e...

109 کہ ابراہیم پر سلام ہو

109 سلام ہے ابراہیمؑ پر

كَذٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١١٠

Thusişte böyleاسی طرحkadhālikaWe rewardbiz mükafatlandırırızہم بدلہ دیتے ہیںnajzīthe good-doersgüzel davrananlarıاحسان کرنے والوں کوl-muḥ'sinīna

110 Indeed, We thus reward the doers of good.

110 İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.

110 İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

110 نیکوکاروں کو ہم ایسا ہی بدلہ دیا کرتے ہیں

110 ہم نیکی کرنے والوں کو ایسی ہی جزا دیتے ہیں

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١١١

Indeed, he (was)çünkü oبیشک وہinnahuofbizim kullarımızdandıسےminOur slavesہمارے بندوں میں سے تھاʿibādinābelievingmü'minمومنl-mu'minīna

111 Indeed, he was of Our believing servants.

111 Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.

111 Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.

111 وہ ہمارے مومن بندوں میں سے تھے

111 یقیناً وہ ہمارے مومن بندوں میں سے تھا

وَبَشَّرۡنَـٰهُ بِإِسۡحَـٰقَ نَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١١٢

And We gave him glad tidingsve ona müjdeledikاور خوش خبری دی ہم نے اس کوwabasharnāhuof Isaacİshak'ıساتھ اسحاق کےbi-is'ḥāqaa Prophetbir peygamber olarakایک نبی تھےnabiyyanamongiyilerdenسےminathe righteousنیکو کاروں میں سےl-ṣāliḥīna

112 And We gave him good tidings of Isaac, a prophet from among the righteous.

112 Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.

112 Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.

112 اور ہم نے ان کو اسحاق کی بشارت بھی دی (کہ وہ) نبی (اور) نیکوکاروں میں سے (ہوں گے)

112 اور ہم نے اسے اسحاقؑ کی بشارت دی، ایک نبی صالحین میں سے

وَبَـٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَـٰقَ‌ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينٌ ١١٣

And We blessedve bereketler verdikاور برکت ڈالی ہم نےwabāraknāhimkendisineاس پرʿalayhiand [on]veاور پرwaʿalāIsaacİshak'aاسحاقis'ḥāqaAnd ofonların neslindenاور، سےwamintheir offspringاور ان دونوں کی اولاد میں (سے)dhurriyyatihimā(are) good-doersiyi hareket eden de varکوئی محسن ہےmuḥ'sinunand unjustve zulmeden deاور کوئی ظالم ہےwaẓālimunto himselfkendisineاپنے نفس کے لئےlinafsihiclearaçıkçaکھلم کھلاmubīnun

113 And We blessed him and Isaac. But among their descendants is the doer of good and the clearly unjust to himself.

113 Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.

113 Hem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.

113 اور ہم نے ان پر اور اسحاق پر برکتیں نازل کی تھیں۔ اور ان دونوں اولاد کی میں سے نیکوکار بھی ہیں اور اپنے آپ پر صریح ظلم کرنے والے (یعنی گنہگار) بھی ہیں

113 اور اسے اور اسحاق کو برکت دی 1۔اب ان دونوں کی ذریّت میں سے کوئی محسن ہے اور کوئی اپنے نفس پر صریح ظلم کرنے والا ہے 2

وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ١١٤

And verilyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe conferred Favorlutuflarda bulundukہم نے احسان کیاmanannāuponMusa'yaپرʿalāMusaموسیٰmūsāand Harunve Harun'aاور ہارون پرwahārūna

114 And We did certainly confer favor upon Moses and Aaron.

114 And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.

114 Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik.

114 اور ہم نے موسیٰ اور ہارون پر بھی احسان کئے

114 اور ہم نے موسیٰؑ و ہارونؑ پر احسان کیا

وَنَجَّيۡنَـٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ١١٥

And We saved both of themve onları kurtardıkاور نجات دی ہم نے ان دونوں کوwanajjaynāhumāand their peopleve kavimleriniاور ان دونوں کی قوم کوwaqawmahumāfromsıkıntıdanسےminathe distressکربl-karbithe greatbüyükعظیمl-ʿaẓīmi

115 And We saved them and their people from the great affliction,

115 İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

115 Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

115 اور ان کو اور ان کی قوم کو مصیبت عظیمہ سے نجات بخشی

115 اُن کو اور ان کی قوم کو کربِ عظیم سے نجات دی، 1

وَنَصَرۡنَـٰهُمۡ فَكَانُواۡ هُمُ ٱلۡغَـٰلِبِينَ ١١٦

And We helped themve onlara yardım ettikاور ہم نے مدد کی ان کیwanaṣarnāhumso they becameböylece oldularپھر تھےfakānūso they becamekendileriوہیhumuthe victorsüstün gelenler(den)غالب آنے والےl-ghālibīna

116 And We supported them so it was they who overcame.

116 Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.

116 Hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular.

116 اور ان کی مدد کی تو وہ غالب ہوگئے

116 اُنہیں نصرت بخشی جس کی وجہ سے وہی غالب رہے

وَءَاتَيۡنَـٰهُمَا ٱلۡكِتَـٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ ١١٧

And We gave both of themve onlara verdikاور دی ہم نے ان کوwaātaynāhumāthe BookKitabıکتابl-kitābathe clearaçık ifadeliروشنl-mus'tabīna

117 And We gave them the explicit Scripture,

117 Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.

117 Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik.

117 اور ان دونوں کو کتاب واضح (المطالب) عنایت کی

117 ان کو نہایت واضح کتاب عطا کی

وَهَدَيۡنَـٰهُمَا ٱلصِّرٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ ١١٨

And We guided both of themve onları ilettikاور ہدایت دی ہم نے ان دونوں کوwahadaynāhumā(to) the Pathyolaراستے کیl-ṣirāṭathe Straightdoğruسیدھےl-mus'taqīma

118 And We guided them on the straight path.

118 Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.

118 Kendilerini doğru yola çıkardık.

118 اور ان کو سیدھا رستہ دکھایا

118 انہیں راہ راست دکھائی

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِى ٱلۡأَخِرِينَ ١١٩

And We leftve (iyi bir ün) bıraktıkاور باقی رکھا ہم نےwataraknāfor both of themonlaraان دونوں پر (ذکر خیر)ʿalayhimāamongarasındaمیںthe later generationssonra gelenlerبعد والوںl-ākhirīna

119 And We left for them [favorable mention] among later generations:

119 Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.

119 Sonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık:

119 اور پیچھے آنے والوں میں ان کا ذکر (خیر باقی) چھوڑ دیا

119 اور بعد کی نسلوں میں ان کا ذکر خیر باقی رکھا

سَلَـٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ١٢٠

Peace beselam olsunسلام ہوsalāmunuponMusa'yaپرʿalāMusaموسیٰ کےmūsāand Harunve Harun'aاور ہارون کےwahārūna

120 "Peace upon Moses and Aaron."

120 Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.

120 Selam olsun, Musa ile Harun'a.

120 کہ موسیٰ اور ہارون پر سلام

120 سلام ہے موسیٰؑ اور ہارونؑ پر

إِنَّا كَذٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٢١

Indeed, Weelbette bizیقیناً ہمinnāthusişte böyleاسی طرحkadhālikarewardmükafatlandırırızہم بدلہ دیتے ہیںnajzīthe good-doersgüzel davrananlarıمحسنین کوl-muḥ'sinīna

121 Indeed, We thus reward the doers of good.

121 Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.

121 İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

121 بےشک ہم نیکوکاروں کو ایسا ہی بدلہ دیا کرتے ہیں

121 ہم نیکی کرنے والوں کو ایسی ہی جزا دیتے ہیں

إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٢٢

Indeed, both of themçünkü ikisi deبیشک وہ دونوںinnahumā(were) ofbizim kullarımızdandıمیں سے تھےminOur slavesہمارے بندوںʿibādinābelievinginananمومنl-mu'minīna

122 Indeed, they were of Our believing servants.

122 İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.

122 Çünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı.

122 وہ دونوں ہمارے مومن بندوں میں سے تھے

122 در حقیقت وہ ہمارے مومن بندوں میں سے تھے

وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٢٣

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaElijahİlyasالیاسil'yāsa(was) surely ofelçilerdendiالبتہ میں سےlaminathe Messengersرسولوں (میں سے) تھےl-mur'salīna

123 And indeed, Elias was from among the messengers,

123 Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.

123 Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir.

123 اور الیاس بھی پیغمبروں میں سے تھے

123 اور الیاسؑ بھی یقیناً مُرسَلین میں سے تھا۔ 1

إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ ١٢٤

Whenhaniجبidhhe saiddemişti kiاس نے کہاqālato his peoplekavmineاپنی قوم سےliqawmihiWill notkorunmaz mısınız?کیا تمalāyou fearڈرتے نہیں ہوtattaqūna

124 When he said to his people, "Will you not fear Allah?

124 Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

124 Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.

124 جب انہوں نے اپنی قوم سے کہا کہ تم ڈرتے کیوں نہیں؟

124 یاد کرو جب اس نے اپنی قوم سے کہا تھا کہ "تم لوگ ڈرتے نہیں ہو؟

أَتَدۡعُونَ بَعۡلاً وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَـٰلِقِينَ ١٢٥

Do you callBa'l'e-mi yalvarıyorsunuz?کیا تم پکارتے ہوatadʿūnaBaalBa'l'eبعل کوbaʿlanand you forsakeve bırakıyorsunuzاور تم چھوڑ دیتے ہوwatadharūna(the) Besten güzeliniسب سے بہترaḥsana(of) Creators yaratıcılarınخالقl-khāliqīna

125 Do you call upon Ba'l and leave the best of creators -

125 Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

125 Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.

125 کیا تم بعل کو پکارتے (اور اسے پوجتے) ہو اور سب سے بہتر پیدا کرنے والے کو چھوڑ دیتے ہو

125 کیا تم بعل 1 کو پکارتے ہو اور احسن الخالقین کو چھوڑ دیتےہو

ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٢٦

AllahAllah'ı?اللہ تعالیٰ کوal-lahayour Lordsizin Rabbiniz، جو رب ہے تمہاراrabbakumand (the) Lordve Rabbiاور رب ہےwarabba(of) your forefathersatalarınızınتمہارے پہلوں کاābāikumu(of) your forefathersöncekiتمہارے پہلوں کاl-awalīna

126 Allah, your Lord and the Lord of your first forefathers?"

126 Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

126 Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.

126 (یعنی) خدا کو جو تمہارا اور تمہارے اگلے باپ دادا کا پروردگار ہے

126 اُس اللہ کو جو تمہارا اور تمہارے اگلے پچھلے آبا و اجداد کا رب ہے؟"

Surah 37 / As-Saffat / Those who set the Ranks سورة الصافات 451
Then whenne zaman kiپھر جب falammā both of them had submittedikisi (Allah'ın emrine) teslim oluduوہ دونوں مطیع ہوگئے aslamā and he put him downve (çocuğu) yıktıاور گرادیا اس کو watallahu upon his foreheadalnı üzerineپیشانی کے بل lil'jabīni١٠٣ And We called out to himve biz ona seslendikاور پکارا ہم نے اس کو wanādaynāhu thatdiyeکہ an O Ibrahimey İbrahimاے ابراہیم yāib'rāhīmu١٠٤ Verilyandolsunتحقیق qad
you have fulfilledsen doğruladınتو نے سچ کر دکھایا ṣaddaqta the visionrüyayıخواب کو l-ru'yā Indeed, Weelbette bizبیشک ہم innā thusişte böyleاسی طرح kadhālika [We] rewardmükafatlandırırızہم جزا دیتے ہیں najzī the good-doersgüzel davrananlarıاحسان کرنے والوں کو l-muḥ'sinīna١٠٥ Indeedgerçektenبیشک inna thisbuیہ hādhā (was) surely [it]muhakkak oالبتہ وہ lahuwa
the trialbir imtihandırآزمائش تھی l-balāu clearapaçıkکھلی l-mubīnu١٠٦ And We ransomed himve fidye olarak ona verdikاور چھڑا لیا ہم نے اس کو wafadaynāhu with a sacrificebir kurbanlıkساتھ ایک قربانی کے bidhib'ḥin greatbüyükبڑی ʿaẓīmin١٠٧ And We leftve (iyi bir ün) bıraktıkاور چھوڑ دیا ہم نے wataraknā for himonaاس پر ʿalayhi amongarasındaمیں
the later generationssonra gelenlerبعد والوں l-ākhirīna١٠٨ Peace beselam olsunسلام ہے salāmun onüzerineاوپر ʿalā Ibrahimİbrahimابراہیم کے ib'rāhīma١٠٩ Thusişte böyleاسی طرح kadhālika We rewardbiz mükafatlandırırızہم بدلہ دیتے ہیں najzī the good-doersgüzel davrananlarıاحسان کرنے والوں کو l-muḥ'sinīna
١١٠ Indeed, he (was)çünkü oبیشک وہ innahu ofbizim kullarımızdandıسے min Our slavesہمارے بندوں میں سے تھا ʿibādinā believingmü'minمومن l-mu'minīna١١١ And We gave him glad tidingsve ona müjdeledikاور خوش خبری دی ہم نے اس کو wabasharnāhu of Isaacİshak'ıساتھ اسحاق کے bi-is'ḥāqa a Prophetbir peygamber olarakایک نبی تھے nabiyyan amongiyilerdenسے mina
the righteousنیکو کاروں میں سے l-ṣāliḥīna١١٢ And We blessedve bereketler verdikاور برکت ڈالی ہم نے wabāraknā himkendisineاس پر ʿalayhi and [on]veاور پر waʿalā Isaacİshak'aاسحاق is'ḥāqa And ofonların neslindenاور، سے wamin their offspringاور ان دونوں کی اولاد میں (سے) dhurriyyatihimā
(are) good-doersiyi hareket eden de varکوئی محسن ہے muḥ'sinun and unjustve zulmeden deاور کوئی ظالم ہے waẓālimun to himselfkendisineاپنے نفس کے لئے linafsihi clearaçıkçaکھلم کھلا mubīnun١١٣ And verilyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We conferred Favorlutuflarda bulundukہم نے احسان کیا manannā uponMusa'yaپر ʿalā Musaموسیٰ mūsā
and Harunve Harun'aاور ہارون پر wahārūna١١٤ And We saved both of themve onları kurtardıkاور نجات دی ہم نے ان دونوں کو wanajjaynāhumā and their peopleve kavimleriniاور ان دونوں کی قوم کو waqawmahumā fromsıkıntıdanسے mina the distressکرب l-karbi the greatbüyükعظیم l-ʿaẓīmi
١١٥ And We helped themve onlara yardım ettikاور ہم نے مدد کی ان کی wanaṣarnāhum so they becameböylece oldularپھر تھے fakānū so they becamekendileriوہی humu the victorsüstün gelenler(den)غالب آنے والے l-ghālibīna١١٦ And We gave both of themve onlara verdikاور دی ہم نے ان کو waātaynāhumā the BookKitabıکتاب l-kitāba
the clearaçık ifadeliروشن l-mus'tabīna١١٧ And We guided both of themve onları ilettikاور ہدایت دی ہم نے ان دونوں کو wahadaynāhumā (to) the Pathyolaراستے کی l-ṣirāṭa the Straightdoğruسیدھے l-mus'taqīma١١٨ And We leftve (iyi bir ün) bıraktıkاور باقی رکھا ہم نے wataraknā
for both of themonlaraان دونوں پر (ذکر خیر) ʿalayhimā amongarasındaمیں the later generationssonra gelenlerبعد والوں l-ākhirīna١١٩ Peace beselam olsunسلام ہو salāmun uponMusa'yaپر ʿalā Musaموسیٰ کے mūsā and Harunve Harun'aاور ہارون کے wahārūna
١٢٠ Indeed, Weelbette bizیقیناً ہم innā thusişte böyleاسی طرح kadhālika rewardmükafatlandırırızہم بدلہ دیتے ہیں najzī the good-doersgüzel davrananlarıمحسنین کو l-muḥ'sinīna١٢١ Indeed, both of themçünkü ikisi deبیشک وہ دونوں innahumā (were) ofbizim kullarımızdandıمیں سے تھے min
Our slavesہمارے بندوں ʿibādinā believinginananمومن l-mu'minīna١٢٢ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna Elijahİlyasالیاس il'yāsa (was) surely ofelçilerdendiالبتہ میں سے lamina the Messengersرسولوں (میں سے) تھے l-mur'salīna١٢٣
Whenhaniجب idh he saiddemişti kiاس نے کہا qāla to his peoplekavmineاپنی قوم سے liqawmihi Will notkorunmaz mısınız?کیا تم alā you fearڈرتے نہیں ہو tattaqūna١٢٤ Do you callBa'l'e-mi yalvarıyorsunuz?کیا تم پکارتے ہو atadʿūna BaalBa'l'eبعل کو baʿlan and you forsakeve bırakıyorsunuzاور تم چھوڑ دیتے ہو watadharūna (the) Besten güzeliniسب سے بہتر aḥsana
(of) Creators yaratıcılarınخالق l-khāliqīna١٢٥ AllahAllah'ı?اللہ تعالیٰ کو al-laha your Lordsizin Rabbiniz، جو رب ہے تمہارا rabbakum and (the) Lordve Rabbiاور رب ہے warabba (of) your forefathersatalarınızınتمہارے پہلوں کا ābāikumu (of) your forefathersöncekiتمہارے پہلوں کا l-awalīna١٢٦
٤٥١
‹ 449page 450 of the printed Mushaf451 ›