إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُواۡ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسۡتَقَـٰمُواۡ تَتَنَزَّلُ عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُواۡ وَلَا تَحۡزَنُواۡ وَأَبۡشِرُواۡ بِٱلۡجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ٣٠

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselereوہ لوگalladhīnasaydiyen(lere)جنہوں نے کہاqālūOur LordRabbimizرب ہماراrabbunā(is) AllahAllah'tırاللہ ہےl-lahuthensonraپھرthummastand firm doğru olanlaraوہ جم گئے۔ انہوں نے استقامت اختیار کیis'taqāmūwill descendinerاترتے ہیںtatanazzaluon themüzerineان پرʿalayhimuthe Angelsmeleklerفرشتےl-malāikatu(Do) notkorkmayınکہ نہallāfearتم ڈروtakhāfūand (do) notveاور نہwalāgrieveüzülmeyinتم غم کروtaḥzanūbut receive the glad tidingsfakat sevininاور خوشخبری پاؤwa-abshirūof Paradisecennetleجنت کیbil-janatiwhichöyle kiوہ جوallatīyou weresize söz verilenتھے تمkuntumpromisedتم وعدہ دیئے جاتےtūʿadūna

30 Indeed, those who have said, "Our Lord is Allah " and then remained on a right course - the angels will descend upon them, [saying], "Do not fear and do not grieve but receive good tidings of Paradise, which you were promised.

30 "Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.

30 "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin."

30 جن لوگوں نے کہا کہ ہمارا پروردگار خدا ہے پھر وہ (اس پر) قائم رہے ان پر فرشتے اُتریں گے (اور کہیں گے) کہ نہ خوف کرو اور نہ غمناک ہو اور بہشت کی جس کا تم سے وعدہ کیا جاتا تھا خوشی مناؤ

30 1 جن لوگوں نے کہا کہ اللہ ہمارا ربّ ہے اور پھر وہ اس پر ثابت قدم رہے، 2 یقیناً اُن پر فرشتے نازل ہوتے ہیں 3 اور ان سے کہتے ہیں کہ”نہ ڈرو، نہ غم کرو، 4 اور خوش ہو جاوٴ اُس جنّت کی بشارت سے جس کا تم سے وعدہ کیا گیا ہے

نَحۡنُ أَوۡلِيَآؤُكُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِى ٱلۡأَخِرَةِ‌ۖ وَلَكُمۡ فِيهَا مَا تَشۡتَهِىٓ أَنفُسُكُمۡ وَلَكُمۡ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ ٣١

Webizہمnaḥnu(are) your protectorssizin dostlarınızızتمہارے دوست ہیںawliyāukuminhayatındaمیںthe lifeزندگی میںl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāand inveاور میںwafīthe Hereafterahiretteآخرت (میں)l-ākhiratiAnd for youve size vardırاور تمہارے لیےwalakumthereinoradaاس میں وہ ہےfīhāwhateverher şeyجوdesireçektiğiچاہیں گےtashtahīyour soulscanlarınızınتمہارے نفسanfusukumand for youve size vardırاور تمہارے لیےwalakumthereinoradaاس میں وہ ہےfīhāwhather şeyجوyou askistediğinizتم مانگو گےtaddaʿūna

31 We [angels] were your allies in worldly life and [are so] in the Hereafter. And you will have therein whatever your souls desire, and you will have therein whatever you request [or wish]

31 "Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.

31 "Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Cennette sizin için canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır."

31 ہم دنیا کی زندگی میں بھی تمہارے دوست تھے اور آخرت میں بھی (تمہارے رفیق ہیں)۔ اور وہاں جس (نعمت) کو تمہارا جی چاہے گا تم کو (ملے گی) اور جو چیز طلب کرو گے تمہارے لئے (موجود ہوگی)

31 ہم اِس دنیا کی زندگی میں بھی تمہارے ساتھی ہیں اور آخرت میں بھی، وہاں جو کچھ تم چاہو گے تمہیں ملے گا اور ہر چیز جس کی تم تمنا کرو گے وہ تمہاری ہوگی

نُزُلاً مِّنۡ غَفُورٍ رَّحِيمٍ ٣٢

A hospitable giftağırlamasıdırمہمانی ہےnuzulanfromçok bağışlayanınسےmin(the) Oft-Forgivingغفورghafūrin(the) Most Mercifulçok esirgeyeninرحیم (کی طرف سے)raḥīmin

32 As accommodation from a [Lord who is] Forgiving and Merciful."

32 "Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.

32 Bunlar çok bağışlayıcı ve çok merhametli olan Allah tarafından bir ağırlamadır.

32 (یہ) بخشنے والے مہربان کی طرف سے مہمانی ہے

32 یہ ہے سامان ضیافت اُس ہستی کی طرف سے جو غفور اور رحیم ہے"

وَمَنۡ أَحۡسَنُ قَوۡلاً مِّمَّن دَعَآ إِلَى ٱللَّهِ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا وَقَالَ إِنَّنِى مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ٣٣

And whove kim olabilir?اور کونwaman(is) betterdaha güzelزیادہ اچھا ہےaḥsanu(in) speechsözlüبات میںqawlanthan (one) whokimsedenاس سے جوmimmaninvitesçağıranبلائےdaʿātoAllah'aطرفilāAllahاللہ کےl-lahiand doesve yapandanاور عمل کرےwaʿamilarighteous (deeds)iyi işاچھےṣāliḥanand saysve diyendenاور کہےwaqālaIndeed, I amşüphesiz benبیشک میںinnanīofmüslümanlardanımسےminathose who submitمسلمانوں میں سے ہوںl-mus'limīna

33 And who is better in speech than one who invites to Allah and does righteousness and says, "Indeed, I am of the Muslims."

33 "Doğrusu ben, kendini Allah'a verenlerdenim" diyen, yararlı iş işleyen ve Allah'a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır?

33 Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve: "Ben gerçekten müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?

33 اور اس شخص سے بات کا اچھا کون ہوسکتا ہے جو خدا کی طرف بلائے اور عمل نیک کرے اور کہے کہ میں مسلمان ہوں

33 اور اُس شخص کی بات سے اچھی بات اور کس کی ہو گی جس نے اللہ کی طرف بُلایا اور نیک عمل کیا اور کہا کہ میں مسلمان ہوں۔ 1

وَلَا تَسۡتَوِى ٱلۡحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ‌ۚ ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيۡنَكَ وَبَيۡنَهُۥ عَدٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ ٣٤

And notve değildirاور نہیںwalā(are) equaleşitبرابر ہوسکتیtastawīthe good (deed)iyilikبھلائی۔ نیکیl-ḥasanatuandve ne deاور نہwalāthe evil (deed)kötülükبرائیl-sayi-atuRepelsav (onu)دور کروid'faʿby (that) whicholanlaساتھ اس طریقے کےbi-allatī[it]وہhiya(is) betteren güzelزیادہ اچھا ہےaḥsanuthen beholdbir de bakarsın kiتو دفعتاfa-idhāOne whoseninle arandaوہ شخصalladhībetween youتیرے درمیانbaynakaand between himonun arasındaاور اس کے درمیانwabaynahu(was) enmitydüşmanlık olanعداوت ہےʿadāwatun(will become) as if hesankiگویا کہ وہka-annahu(was) a friendbir dostturدوست ہےwaliyyunintimatesıcakجانثار۔ جگری۔ گہراḥamīmun

34 And not equal are the good deed and the bad. Repel [evil] by that [deed] which is better; and thereupon the one whom between you and him is enmity [will become] as though he was a devoted friend.

34 İyilik ve fenalık bir değildir. Ey inanan kişi: Sen, fenalığı en güzel şekilde sav; o zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün.

34 Hem iyilik de bir değildir, kötülük de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün.

34 اور بھلائی اور برائی برابر نہیں ہوسکتی۔ تو (سخت کلامی کا) ایسے طریق سے جواب دو جو بہت اچھا ہو (ایسا کرنے سے تم دیکھو گے) کہ جس میں اور تم میں دشمنی تھی گویا وہ تمہارا گرم جوش دوست ہے

34 اور اے نبیؐ ،نیکی اور بدی یکساں نہیں ہیں۔ تم بدی کو اُس نیکی سے دفع کرو جو بہترین ہو۔ تم دیکھو گے کہ تمہارے ساتھ جس کی عداوت پڑی ہوئی تھی وہ جگری دوست بن گیا ہے۔ 1

وَمَا يُلَقَّـٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُواۡ وَمَا يُلَقَّـٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ ٣٥

And notbuna kavuşturulmazاور نہیںwamāit is grantedڈالا جاتا اس کو۔ حاصل کرپاتے اس کوyulaqqāhāexceptbaşkasıمگرillā(to) those whokimselerdenان لوگوں پر۔ وہ لوگalladhīna(are) patientsabreden(lerden)جنہوں نے صبر کیاṣabarūand notveاور نہیںwamāit is grantedbuna kavuşturulmazڈالا جاتا اس کو۔ حاصل کر پاتے اس کوyulaqqāhāexceptbaşkasıمگرillā(to the) ownerolandanوالوں پرdhū(of) fortuneşansıقسمت (والوں پر)۔ قسمت (والے)ḥaẓẓingreatbüyükبڑیʿaẓīmin

35 But none is granted it except those who are patient, and none is granted it except one having a great portion [of good].

35 Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.

35 Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.

35 اور یہ بات ان ہی لوگوں کو حاصل ہوتی ہے جو برداشت کرنے والے ہیں۔ اور ان ہی کو نصیب ہوتی ہے جو بڑے صاحب نصیب ہیں

35 یہ صفت نصیب نہیں ہوتی مگر اُن لوگوں کو جو صبر کرتے ہیں، 1 اور یہ مقام حاصل نہیں ہوتا مگر اُن لوگوں کو جو بڑے نصیبے والے ہیں۔ 2

وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيۡطَـٰنِ نَزۡغٌ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِ‌ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٣٦

And ifve eğerاور اگرwa-immāwhisper comes to youseni dürtecek olursaوسوسہ آئے تجھ کوyanzaghannakafromşeytandanسےminathe Shaitaanشیطان کی طرف سےl-shayṭānian evil suggestionkötü bir düşünceکوئی وسوسہnazghunthen seek refugehemen sığınپس پناہ مانگ لوfa-is'taʿidhin AllahAllah'aاللہ کیbil-lahiIndeed, Heçünkü Oبیشک وہinnahu[He]Oوہhuwa(is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہےl-samīʿuthe All-Knowerbilendirجاننے والا ہےl-ʿalīmu

36 And if there comes to you from Satan an evil suggestion, then seek refuge in Allah. Indeed, He is the Hearing, the Knowing.

36 Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın; doğrusu O, işitendir, bilendir.

36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O her şeyi işitir ve bilir.

36 اور اگر تمہیں شیطان کی جانب سے کوئی وسوسہ پیدا ہو تو خدا کی پناہ مانگ لیا کرو۔ بےشک وہ سنتا جانتا ہے

36 اور اگر تم شیطان کی طرف سے کوئی اُکساہٹ محسُوس کرو تو اللہ کی پناہ مانگ لو، 1 وہ سب کچھ سُنتا اور جانتا ہے۔ 2

وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِ ٱلَّيۡلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ‌ۚ لَا تَسۡجُدُواۡ لِلشَّمۡسِ وَلَا لِلۡقَمَرِ وَٱسۡجُدُواۡ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمۡ إِيَّاهُ تَعۡبُدُونَ ٣٧

And ofveاور سےwaminHis SignsO'nun ayetlerindendirاس کی نشانیوں میں (سے)āyātihi(are) the nightgeceراتal-layluand the dayve gündüzاور دن ہےwal-nahāruand the sunve güneşاور سورجwal-shamsuand the moonve ayاور چاند ہےwal-qamaru(Do) notsecde etmeyinنہprostrateتم سجدہ کروtasjudūto the sungüneşeسورج کے لیےlilshamsiand notne deاور نہwalāto the moonayaچاند کے لیےlil'qamaribut prostratefakat secde edinاور سجدہ کروwa-us'judūto AllahAllah'aاللہ کے لیےlillahithe One Whoonları yaratanوہ ذاتalladhīcreated themجس نے پیدا کیا ان کوkhalaqahunnaifeğerاگرinyouisenizہو تمkuntumHim aloneO'naصرف اسی کیiyyāhuworshiptapıyor(sanız)تم عبادت کرتےtaʿbudūna

37 And of His signs are the night and day and the sun and moon. Do not prostrate to the sun or to the moon, but prostate to Allah, who created them, if it should be Him that you worship.

37 Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah'ın varlığının belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin; eğer Allah'a kulluk etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin.

37 Gece ile gündüz ve güneş ile ay Allah'ın kudretinin delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer sadece Allah'a kulluk yapmak istiyorsanız, onları yaratan Allah'a secde edin.

37 اور رات اور دن اور سورج اور چاند اس کی نشانیوں میں سے ہیں۔ تم لوگ نہ تو سورج کو سجدہ کرو اور نہ چاند کو۔ بلکہ خدا ہی کو سجدہ کرو جس نے ان چیزوں کو پیدا کیا ہے اگر تم کو اس کی عبادت منظور ہے

37 1 اللہ کی نشانیوں میں سے ہیں یہ رات اور دن اور سُورج اور چاند۔ 2 سُورج اور چاند کو سجدہ نہ کرو بلکہ اُس خدا کو سجدہ کرو جس نے انہیں پیدا کیا ہے اگر فی الواقع تم اُسی کی عبادت کرنے والے ہو۔ 3

فَإِنِ ٱسۡتَكۡبَرُواۡ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمۡ لَا يَسۡــَٔمُونَ ٣٨

But iffakat eğerپھر اگرfa-inithey are arrogantbüyüklük taslarlarsaوہ تکبر کریںis'takbarūthen those whoyanında bulunanlarتو وہ ہستیاںfa-alladhīna(are) nearجو پاس ہیںʿindayour LordRabbininتیرے رب کےrabbikaglorifytesbih ederlerتسبیح کرتے ہیںyusabbiḥūnaHimO'nuاس کے لیےlahuby nightgeceراتbi-al-layliand dayve gündüzاور دنwal-nahāriAnd theyve onlarاور وہwahum(do) nothiçنہیںtireusanmazlarتھکتے۔ اکتائےyasamūna

38 But if they are arrogant - then those who are near your Lord exalt Him by night and by day, and they do not become weary.

38 Eğer büyüklük taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rabbinin katında bulunanlar hiç usanmadan, O'nu gece gündüz tesbih ederler.

38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa bilsinler ki, Rabbinin yanındaki melekler gece gündüz O'nu tesbih ederler ve hiç usanmazlar.

38 اگر یہ لوگ سرکشی کریں تو (خدا کو بھی ان کی پروا نہیں) جو (فرشتے) تمہارے پروردگار کے پاس ہیں وہ رات دن اس کی تسبیح کرتے رہتے ہیں اور (کبھی) تھکتے ہی نہیں

38 لیکن اگر یہ لوگ غرور میں آکر اپنی ہی بات پر اَڑے رہیں 1 تو پروا نہیں، جو فرشتے تیرے ربّ کے مقرب ہیں وہ شب و روز اس کی تسبیح کر رہے ہیں اور کبھی نہیں تھکتے۔ 2

Surah 41 / Fussilat / Explained in Detail سورة فصلت 481
Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselereوہ لوگ alladhīna saydiyen(lere)جنہوں نے کہا qālū Our LordRabbimizرب ہمارا rabbunā (is) AllahAllah'tırاللہ ہے l-lahu thensonraپھر thumma stand firm doğru olanlaraوہ جم گئے۔ انہوں نے استقامت اختیار کی is'taqāmū will descendinerاترتے ہیں tatanazzalu on themüzerineان پر ʿalayhimu
the Angelsmeleklerفرشتے l-malāikatu (Do) notkorkmayınکہ نہ allā fearتم ڈرو takhāfū and (do) notveاور نہ walā grieveüzülmeyinتم غم کرو taḥzanū but receive the glad tidingsfakat sevininاور خوشخبری پاؤ wa-abshirū of Paradisecennetleجنت کی bil-janati
whichöyle kiوہ جو allatī you weresize söz verilenتھے تم kuntum promisedتم وعدہ دیئے جاتے tūʿadūna٣٠ Webizہم naḥnu (are) your protectorssizin dostlarınızızتمہارے دوست ہیں awliyāukum inhayatındaمیں the lifeزندگی میں l-ḥayati
(of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā and inveاور میں wafī the Hereafterahiretteآخرت (میں) l-ākhirati And for youve size vardırاور تمہارے لیے walakum thereinoradaاس میں وہ ہے fīhā whateverher şeyجو desireçektiğiچاہیں گے tashtahī your soulscanlarınızınتمہارے نفس anfusukum
and for youve size vardırاور تمہارے لیے walakum thereinoradaاس میں وہ ہے fīhā whather şeyجو you askistediğinizتم مانگو گے taddaʿūna٣١ A hospitable giftağırlamasıdırمہمانی ہے nuzulan fromçok bağışlayanınسے min (the) Oft-Forgivingغفور ghafūrin (the) Most Mercifulçok esirgeyeninرحیم (کی طرف سے) raḥīmin٣٢
And whove kim olabilir?اور کون waman (is) betterdaha güzelزیادہ اچھا ہے aḥsanu (in) speechsözlüبات میں qawlan than (one) whokimsedenاس سے جو mimman invitesçağıranبلائے daʿā toAllah'aطرف ilā Allahاللہ کے l-lahi and doesve yapandanاور عمل کرے waʿamila righteous (deeds)iyi işاچھے ṣāliḥan and saysve diyendenاور کہے waqāla
Indeed, I amşüphesiz benبیشک میں innanī ofmüslümanlardanımسے mina those who submitمسلمانوں میں سے ہوں l-mus'limīna٣٣ And notve değildirاور نہیں walā (are) equaleşitبرابر ہوسکتی tastawī the good (deed)iyilikبھلائی۔ نیکی l-ḥasanatu andve ne deاور نہ walā the evil (deed)kötülükبرائی l-sayi-atu
Repelsav (onu)دور کرو id'faʿ by (that) whicholanlaساتھ اس طریقے کے bi-allatī [it]وہ hiya (is) betteren güzelزیادہ اچھا ہے aḥsanu then beholdbir de bakarsın kiتو دفعتا fa-idhā One whoseninle arandaوہ شخص alladhī between youتیرے درمیان baynaka and between himonun arasındaاور اس کے درمیان wabaynahu (was) enmitydüşmanlık olanعداوت ہے ʿadāwatun (will become) as if hesankiگویا کہ وہ ka-annahu
(was) a friendbir dostturدوست ہے waliyyun intimatesıcakجانثار۔ جگری۔ گہرا ḥamīmun٣٤ And notbuna kavuşturulmazاور نہیں wamā it is grantedڈالا جاتا اس کو۔ حاصل کرپاتے اس کو yulaqqāhā exceptbaşkasıمگر illā (to) those whokimselerdenان لوگوں پر۔ وہ لوگ alladhīna (are) patientsabreden(lerden)جنہوں نے صبر کیا ṣabarū and notveاور نہیں wamā it is grantedbuna kavuşturulmazڈالا جاتا اس کو۔ حاصل کر پاتے اس کو yulaqqāhā
exceptbaşkasıمگر illā (to the) ownerolandanوالوں پر dhū (of) fortuneşansıقسمت (والوں پر)۔ قسمت (والے) ḥaẓẓin greatbüyükبڑی ʿaẓīmin٣٥ And ifve eğerاور اگر wa-immā whisper comes to youseni dürtecek olursaوسوسہ آئے تجھ کو yanzaghannaka fromşeytandanسے mina the Shaitaanشیطان کی طرف سے l-shayṭāni an evil suggestionkötü bir düşünceکوئی وسوسہ nazghun
then seek refugehemen sığınپس پناہ مانگ لو fa-is'taʿidh in AllahAllah'aاللہ کی bil-lahi Indeed, Heçünkü Oبیشک وہ innahu [He]Oوہ huwa (is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہے l-samīʿu the All-Knowerbilendirجاننے والا ہے l-ʿalīmu٣٦ And ofveاور سے wamin His SignsO'nun ayetlerindendirاس کی نشانیوں میں (سے) āyātihi
(are) the nightgeceرات al-laylu and the dayve gündüzاور دن ہے wal-nahāru and the sunve güneşاور سورج wal-shamsu and the moonve ayاور چاند ہے wal-qamaru (Do) notsecde etmeyinنہ prostrateتم سجدہ کرو tasjudū to the sungüneşeسورج کے لیے lilshamsi
and notne deاور نہ walā to the moonayaچاند کے لیے lil'qamari but prostratefakat secde edinاور سجدہ کرو wa-us'judū to AllahAllah'aاللہ کے لیے lillahi the One Whoonları yaratanوہ ذات alladhī created themجس نے پیدا کیا ان کو khalaqahunna ifeğerاگر in youisenizہو تم kuntum
Him aloneO'naصرف اسی کی iyyāhu worshiptapıyor(sanız)تم عبادت کرتے taʿbudūna٣٧ But iffakat eğerپھر اگر fa-ini they are arrogantbüyüklük taslarlarsaوہ تکبر کریں is'takbarū then those whoyanında bulunanlarتو وہ ہستیاں fa-alladhīna (are) nearجو پاس ہیں ʿinda
your LordRabbininتیرے رب کے rabbika glorifytesbih ederlerتسبیح کرتے ہیں yusabbiḥūna HimO'nuاس کے لیے lahu by nightgeceرات bi-al-layli and dayve gündüzاور دن wal-nahāri And theyve onlarاور وہ wahum (do) nothiçنہیں tireusanmazlarتھکتے۔ اکتائے yasamūna٣٨
٤٨١
‹ 479page 480 of the printed Mushaf481 ›