ذٰلِكَ ٱلَّذِى يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ‌ۗ قُل لَّآ أَسۡــَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ أَجۡرًا إِلَّا ٱلۡمَوَدَّةَ فِى ٱلۡقُرۡبَىٰ‌ۗ وَمَن يَقۡتَرِفۡ حَسَنَةً نَّزِدۡ لَهُۥ فِيهَا حُسۡنًا‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ ٢٣

Thatbuیہdhālika(is of) whichmüjdelediğidirوہ چیز ہےalladhīAllah gives glad tidingsخوش خبری دیتا ہےyubashiruAllah gives glad tidingsAllah'ınاللہl-lahu(to) His slaves kullarınıاپنے ان بندوں کوʿibādahuthose whoinananوہ جوalladhīnabelieveایمان لائےāmanūand dove yapanاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūrighteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātiSayde kiکہہ دیجئےqulNotben sizden istemiyorumنہیںI ask youمیں مانگتا تم سےasalukumfor itbunu karşılıkاس پرʿalayhiany paymentbir ücretکوئی اجرajranexceptancakسوائےillāthe lovearzu ediyorumمحبت کےl-mawadataamong(Allah'a) yaklaşmayıمیںthe relativesقرابت داریl-qur'bāAnd whoeverve kimاور جو کوئیwamanearnsyaparsaکمائے گاyaqtarifany goodbir iyilikکوئی نیکیḥasanatanWe increaseartırırızہم اضافہ کردیں گےnazidfor himonaاس کے لیےlahuthereinonunاس میںfīhāgoodiyiliğiniخوبیḥus'nanIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) Oft-Forgivingbağışlayandırبخشش فرمانے والا ہے،ghafūrunAll-Appreciativekarşılık verendirقدردان ہےshakūrun

23 It is that of which Allah gives good tidings to His servants who believe and do righteous deeds. Say, [O Muhammad], "I do not ask you for this message any payment [but] only good will through kinship." And whoever commits a good deed - We will increase for him good therein. Indeed, Allah is Forgiving and Appreciative.

23 Allah, inanıp yararlı işler işleyen kullarını bununla müjdeler. De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden (veya Allah'a yaklaşmaktan) başka bir ücret istemem." Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini arttırırız. Doğrusu Allah bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

23 İşte Allah iman edip salih amel işleyen kullarını bununla müjdeler. Ey Muhammed! De ki: "Ben bu tebliğime karşı sizden akrabalıkta sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum." Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını verir.

23 یہی وہ (انعام ہے) جس کی خدا اپنے ان بندوں کو جو ایمان لاتے اور عمل نیک کرتے ہیں بشارت دیتا ہے۔ کہہ دو کہ میں اس کا تم سے صلہ نہیں مانگتا مگر (تم کو) قرابت کی محبت (تو چاہیئے) اور جو کوئی نیکی کرے گا ہم اس کے لئے اس میں ثواب بڑھائیں گے۔ بےشک خدا بخشنے والا قدردان ہے

23 یہ ہے وہ چیز جس کی خوشخبری اللہ اپنے اُن بندوں کو دیتا ہے جنہوں نے مان لیا اور نیک عمل کیے۔ اے نبیؐ ، اِن لوگوں سے کہہ دو کہ میں اِس کام پر تم سے کسی اجر کا طالب نہیں ہوں، 1 البتہ قرابت کی محبّت ضرور چاہتا ہوں۔ 2 جو کوئی بھلائی کمائے گا ہم اس کے لیے اس بھلائی میں خوبی کا اضافہ کر دیں گے۔ بے شک اللہ بڑا درگزر کرنے والا اور قدر دان ہے۔ 3

أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا‌ۖ فَإِن يَشَإِ ٱللَّهُ يَخۡتِمۡ عَلَىٰ قَلۡبِكَ‌ۗ وَيَمۡحُ ٱللَّهُ ٱلۡبَـٰطِلَ وَيُحِقُّ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَـٰتِهِۦٓ‌ۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ٢٤

Oryoksaیاam(do) they saydiyorlar (mı?)وہ کہتے ہیںyaqūlūnaHe has inventeduydurduاس نے گھڑ لیاif'tarāaboutkarşıپرʿalāAllahAllah'aاللہl-lahia lieyalanجھوٹkadhibanBut iföyle bir durumdaپھر اگرfa-inAllah willeddileseچاہتاyasha-iAllah willedAllahاللہl-lahuHe would sealmühür basarمہر لگا دیتاyakhtim[over]üzerineپرʿalāyour heartsenin kalbinتیرے دلqalbikaAnd Allah eliminatesve mahvederاور مٹا دیتا ہےwayamḥuAnd Allah eliminatesAllahاللہl-lahuthe falsehoodbatılıباطل کوl-bāṭilaand establishesve yerleştirirاور حق کردکھاتا ہےwayuḥiqquthe truthhakkıحق کوl-ḥaqaby His Wordssözleriyleاپنے کلمات کے ساتھbikalimātihiIndeed, Heşüphesiz Oبیشکinnahu(is) All-Knowingbilirوہ جاننے والا ہےʿalīmunof whatözünüبھیدbidhāti(is in) the breastsgöğüslerinسینوں کےl-ṣudūri

24 Or do they say, "He has invented about Allah a lie"? But if Allah willed, He could seal over your heart. And Allah eliminates falsehood and establishes the truth by His words. Indeed, He is Knowing of that within the breasts.

24 Yoksa senin için "Allah'a karşı yalan yere iftira etti" mi derler? Allah dilerse senin kalbini mühürler, batılı da yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Doğrusu O, kalplerde olanı bilendir.

24 Yoksa onlar, senin hakkında: "Allah'a karşı yalan uydurdu." mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler; batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O kalplerde bulunan şeyleri hakkıyla bilir.

24 کیا یہ لوگ کہتے ہیں کہ پیغمبر نے خدا پر جھوٹ باندھ لیا ہے؟ اگر خدا چاہے تو (اے محمدﷺ) تمہارے دل پر مہر لگا دے۔ اور خدا جھوٹ کو نابود کرتا اور اپنی باتوں سے حق کو ثابت کرتا ہے۔ بےشک وہ سینے تک کی باتوں سے واقف ہے

24 کیا یہ لوگ کہتے ہیں کہ اِس شخص نے اللہ پر جھُوٹا بُہتان گھڑ لیا ہے؟ 1 اگر اللہ چاہے تو تمہارے دل پر مُہر کر دے۔ 2 وہ باطل کو مٹا دیتا ہے اور حق کو اپنے فرمانوں سے حق کر دکھاتا ہے۔ 3 وہ سینوں کے چھُپے ہوئے راز جانتا ہے۔ 4

وَهُوَ ٱلَّذِى يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَعۡفُواۡ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔـاتِ وَيَعۡلَمُ مَا تَفۡعَلُونَ ٢٥

And Heve O'dur kiاور وہwahuwa(is) the One Whokabul ederاللہ وہ ذات ہےalladhīacceptsجو قبول کرتا ہےyaqbaluthe repentancetevbeyiتوبہ کوl-tawbataofkullarındanسےʿanHis slavesاپنے بندو ںʿibādihiand pardonsve affederاور درگزر کرتا ہےwayaʿfū[of]kötülüklerdenسےʿanithe evilبرائیوںl-sayiātiand He knowsve bilirاور وہ جانتا ہےwayaʿlamuwhatneجوyou doyapıyorsunuzتم کرتے ہوtafʿalūna

25 And it is He who accepts repentance from his servants and pardons misdeeds, and He knows what you do.

25 Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden, yaptıklarınızı bilen, inanıp yararlı işler işleyenlerin duasını kabul eden, lütfuyla onların ecrini arttıran O'dur. Ama, inkarcılar için çetin azap vardır.

25 Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O'dur.

25 اور وہی تو ہے جو اپنے بندوں کی توبہ قبول کرتا اور (ان کے) قصور معاف فرماتا ہے اور جو تم کرتے ہو (سب) جانتا ہے

25 وہی ہے جو اپنے بندوں سے توبہ قبول کرتا ہے اور بُرائیوں سے درگزر کرتا ہے، حالانکہ تم لوگوں کے سب افعال کا اُسے علم ہے۔ 1

وَيَسۡتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضۡلِهِۦ‌ۚ وَٱلۡكَـٰفِرُونَ لَهُمۡ عَذَابٌ شَدِيدٌ ٢٦

And He answersve dileklerini kabul ederاور جواب دیتا ہےwayastajībuthose whokimselerinان لوگوں کوalladhīnabelieveinanan(ların)جو ایمان لائےāmanūand dove yapanlarınاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūrighteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātiand increases (for) themve onlara daha fazlasını verirاور زیادہ دیتا ہے ان کوwayazīduhumfromlutuf ve keremindenسےminHis Bountyاپنے فضلfaḍlihiAnd the disbelievers kafirlere gelinceاور کافر لوگwal-kāfirūnafor themonlara da vardırان کے لیےlahum(will be) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunsevereçetinشدیدshadīdun

26 And He answers [the supplication of] those who have believed and done righteous deeds and increases [for] them from His bounty. But the disbelievers will have a severe punishment.

26 Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden, yaptıklarınızı bilen, inanıp yararlı işler işleyenlerin duasını kabul eden, lütfuyla onların ecrini arttıran O'dur. Ama, inkarcılar için çetin azap vardır.

26 Allah iman edip, salih amel işleyenlerin tevbesini kabul eder, onlara lütfundan daha fazlasını verir. Kâfirler için ise şiddetli bir azap vardır.

26 اور جو ایمان لائے اور عمل نیک کئے ان کی (دعا) قبول فرماتا ہے اور ان کو اپنے فضل سے بڑھاتا ہے۔ اور جو کافر ہیں ان کے لئے سخت عذاب ہے

26 وہ ایمان لانے والوں اور نیک عمل کرنے والوں کی دعا قبول کرتا ہے اور اپنے فضل سے ان کو اور زیادہ دیتا ہے رہے انکار کرنے والے، تو ان کے لیے دردناک سزا ہے

۞وَلَوۡ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزۡقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوۡاۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَـٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَّا يَشَآءُ‌ۚ إِنَّهُۥ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرُۢ بَصِيرٌ ٢٧

And ifve eğerاور اگرwalawAllah extendsbollaştırsaydıکھول دےbasaṭaAllah extendsAllahاللہl-lahuthe provisionrızkıرزق کوl-riz'qafor His slaveskullarınaاپنے بندوں کے لیےliʿibādihisurely they would rebelazarlardıالبتہ وہ بغاوت کردیںlabaghawinyeryüzündeمیںthe earthزمینl-arḍibutfakatلیکنwalākinHe sends downindiriyorاتارتا ہے ساتھyunazziluin (due) measureölçüdeاندازے کےbiqadarinwhatdilediğiجوHe willsوہ چاہتا ہےyashāuIndeed, Heçünkü Oبیشک وہinnahuof His slaveskullarını(n her halini)اپنے بندوں کے ساتھbiʿibādihi(is) All-Awarehaber alandırخبر رکھنے والا ہےkhabīrunAll-Seergörendirدیکھنے والا ہےbaṣīrun

27 And if Allah had extended [excessively] provision for His servants, they would have committed tyranny throughout the earth. But He sends [it] down in an amount which He wills. Indeed He is, of His servants, Acquainted and Seeing.

27 Eğer Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır, onları görendir.

27 Eğer Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla görür.

27 اور اگر خدا اپنے بندوں کے لئے رزق میں فراخی کردیتا تو زمین میں فساد کرنے لگتے۔ لیکن وہ جو چیز چاہتا ہے اندازے کے ساتھ نازل کرتا ہے۔ بےشک وہ اپنے بندوں کو جانتا اور دیکھتا ہے

27 اگر اللہ اپنے سب بندوں کو کھُلا رزق دے دیتا تو وہ زمین میں سرکشی کا طوفان برپا کر دیتے، مگر وہ ایک حساب سے جتنا چاہتا ہے نازل کر تا ہے، یقیناً وہ اپنے بندوں سے باخبر ہے اور اُن پر نگاہ رکھتا ہے۔ 1

وَهُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ ٱلۡغَيۡثَ مِنۢ بَعۡدِ مَا قَنَطُواۡ وَيَنشُرُ رَحۡمَتَهُۥ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡوَلِىُّ ٱلۡحَمِيدُ ٢٨

And Heve O'durاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whoindirenوہ ذات ہےalladhīsends downجو اتارتا ہےyunazziluthe rainyağmuruبارش کوl-ghaythaaftersonraminafterاس کے بعدbaʿdi[what]umutlarını kestiktenکہthey have despairedوہ مایوس ہوگئےqanaṭūand spreadsve yayanاور پھیلا دیتا ہےwayanshuruHis mercyrahmetiniاپنی رحمت کوraḥmatahuAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the Protectorvelidirکارساز ہے۔ دوست ہےl-waliyuthe Praiseworthyövülmüştür، تعریف والا ہےl-ḥamīdu

28 And it is He who sends down the rain after they had despaired and spreads His mercy. And He is the Protector, the Praiseworthy.

28 Umutsuzluğa düşmelerinin ardından yağmuru indiren, rahmetini yayan O'dur. O, övülmeğe layık olan dosttur.

28 İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O'dur. Övülmeye layık olan gerçek dost O'dur.

28 اور وہی تو ہے جو لوگوں کے ناامید ہوجانے کے بعد مینہ برساتا اور اپنی رحمت (یعنی بارش) کی برکت کو پھیلا دیتا ہے۔ اور وہ کارساز اور سزاوار تعریف ہے

28 وہی ہے جو لوگوں کے مایوس ہو جانے کے بعد مینّہ برساتا ہے اور اپنی رحمت پھیلادیتا ہے، اور وہی قابلِ تعریف ولی ہے۔ 1

وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦ خَلۡقُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِن دَآبَّةٍ‌ۚ وَهُوَ عَلَىٰ جَمۡعِهِمۡ إِذَا يَشَآءُ قَدِيرٌ ٢٩

And amongveاور میں سے ہےwaminHis SignsO'nun ayetlerindendirاس کی نشانیوںāyātihi(is the) creationyaratmasıپیدائشkhalqu(of) the heavensgökleriآسمانوں کیl-samāwātiand the earthve yeriاور زمین کیwal-arḍiand whateverveاور جو بھیwamāHe has dispersedyaydığıاس نے پھیلا دیےbathain both of thembunların içineان دونوں میںfīhimāofcanlılardanمیں سےmin(the) creaturesجانوروںdābbatinAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) overonları toplamağaپرʿalātheir gatheringان کے جمع کرنے (پر)jamʿihimwhenzamanجب بھیidhāHe willsdilediğiوہ چاہے ۔ چاہتا ہےyashāuAll-Powerfulkadirdirقدرت رکھنے والا ہےqadīrun

29 And of his signs is the creation of the heavens and earth and what He has dispersed throughout them of creatures. And He, for gathering them when He wills, is competent.

29 Gökleri, yeri ve ikisinde yaydığı canlıları yaratması varlığının delillerindendir.

29 Gökleri yeri ve her ikisinde yaydığı canlıları yaratması da Allah'ın kudretinin delillerindendir. O'nun dilediği zaman onları biraraya toplamaya da gücü yeter.

29 اور اسی کی نشانیوں میں سے ہے آسمانوں اور زمین کا پیدا کرنا اور ان جانوروں کا جو اس نے ان میں پھیلا رکھے ہیں اور وہ جب چاہے ان کے جمع کرلینے پر قادر ہے

29 اُس کی نشانیوں میں سے ہے یہ زمین اور آسمانوں کی پیدائش ، اور یہ جاندار مخلوقات جو اُس نے دونوں جگہ پھیلا رکھی ہیں۔ 1 وہ جب چاہے انہیں اکٹھا کر سکتا ہے۔ 2

وَمَآ أَصَـٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَيَعۡفُواۡ عَن كَثِيرٍ ٣٠

And whateverveاور جو بھیwamābefalls youbaşınıza gelenپہنچتی ہے تم کوaṣābakumofherhangi birکوئیmin(the) misfortunemusibetمصیبتmuṣībatin(is because) of whatyüzündendirپس بوجہ اس کے جوfabimāhave earnedyaptığı (işler)کمائی کیkasabatyour handskendi ellerinizinتمہارے ہاتھوں نےaydīkumBut He pardonsve affederاور وہ درگزر کرتا ہےwayaʿfū[from]birçoğunuسےʿanmuchبہت سی چیزوںkathīrin

30 And whatever strikes you of disaster - it is for what your hands have earned; but He pardons much.

30 Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder.

30 Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.

30 اور جو مصیبت تم پر واقع ہوتی ہے سو تمہارے اپنے فعلوں سے اور وہ بہت سے گناہ تو معاف ہی کردیتا ہے

30 تم پر جو مصیبت بھی آئی ہے، تمہارے اپنے ہاتھوں کی کمائی  سے آئی ہے، اور بہت سے قصُوروں سے وہ ویسے ہی درگزر کر جاتا ہے۔ 1

وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ ٣١

And notve değilsinizاور نہیںwamāyousizتمantum(can) escapeaciz bıracacakعاجز کرنے والےbimuʿ'jizīnainyer yüzündeمیںthe earthزمینl-arḍiand notve yokturاور نہیںwamāfor yousizinتمہارے لیےlakumbesidesbaşkaسےminbesidesسواdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahianyhiçbirکوئیminprotectorvelinizدوستwaliyyinand notne deاور نہwalāany helperbir yardımcı(nız)کوئی مددگارnaṣīrin

31 And you will not cause failure [to Allah] upon the earth. And you have not besides Allah any protector or helper.

31 Yeryüzünde O'nu aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dostunuz da yardımcınız da yoktur.

31 Siz yeryüzünde (O'nu) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah'tan başka bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.

31 اور تم زمین میں (خدا کو) عاجز نہیں کرسکتے۔ اور خدا کے سوا نہ تمہارا کوئی دوست ہے اور نہ مددگار

31 تم زمین میں اپنے خدا کو عاجز کر دینے والے نہیں ہو، اور اللہ کے مقابلے میں تم کوئی حامی و ناصر نہیں رکھتے

Surah 42 / Ash-Shuraa / The Consultation سورة الشورى 487
Thatbuیہ dhālika (is of) whichmüjdelediğidirوہ چیز ہے alladhī Allah gives glad tidingsخوش خبری دیتا ہے yubashiru Allah gives glad tidingsAllah'ınاللہ l-lahu (to) His slaves kullarınıاپنے ان بندوں کو ʿibādahu those whoinananوہ جو alladhīna believeایمان لائے āmanū and dove yapanاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti Sayde kiکہہ دیجئے qul Notben sizden istemiyorumنہیں
I ask youمیں مانگتا تم سے asalukum for itbunu karşılıkاس پر ʿalayhi any paymentbir ücretکوئی اجر ajran exceptancakسوائے illā the lovearzu ediyorumمحبت کے l-mawadata among(Allah'a) yaklaşmayıمیں the relativesقرابت داری l-qur'bā And whoeverve kimاور جو کوئی waman earnsyaparsaکمائے گا yaqtarif any goodbir iyilikکوئی نیکی ḥasanatan We increaseartırırızہم اضافہ کردیں گے nazid
for himonaاس کے لیے lahu thereinonunاس میں fīhā goodiyiliğiniخوبی ḥus'nan Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) Oft-Forgivingbağışlayandırبخشش فرمانے والا ہے، ghafūrun All-Appreciativekarşılık verendirقدردان ہے shakūrun٢٣ Oryoksaیا am (do) they saydiyorlar (mı?)وہ کہتے ہیں yaqūlūna He has inventeduydurduاس نے گھڑ لیا if'tarā aboutkarşıپر ʿalā AllahAllah'aاللہ l-lahi
a lieyalanجھوٹ kadhiban But iföyle bir durumdaپھر اگر fa-in Allah willeddileseچاہتا yasha-i Allah willedAllahاللہ l-lahu He would sealmühür basarمہر لگا دیتا yakhtim [over]üzerineپر ʿalā your heartsenin kalbinتیرے دل qalbika And Allah eliminatesve mahvederاور مٹا دیتا ہے wayamḥu And Allah eliminatesAllahاللہ l-lahu the falsehoodbatılıباطل کو l-bāṭila and establishesve yerleştirirاور حق کردکھاتا ہے wayuḥiqqu the truthhakkıحق کو l-ḥaqa
by His Wordssözleriyleاپنے کلمات کے ساتھ bikalimātihi Indeed, Heşüphesiz Oبیشک innahu (is) All-Knowingbilirوہ جاننے والا ہے ʿalīmun of whatözünüبھید bidhāti (is in) the breastsgöğüslerinسینوں کے l-ṣudūri٢٤ And Heve O'dur kiاور وہ wahuwa (is) the One Whokabul ederاللہ وہ ذات ہے alladhī acceptsجو قبول کرتا ہے yaqbalu the repentancetevbeyiتوبہ کو l-tawbata
ofkullarındanسے ʿan His slavesاپنے بندو ں ʿibādihi and pardonsve affederاور درگزر کرتا ہے wayaʿfū [of]kötülüklerdenسے ʿani the evilبرائیوں l-sayiāti and He knowsve bilirاور وہ جانتا ہے wayaʿlamu whatneجو you doyapıyorsunuzتم کرتے ہو tafʿalūna٢٥
And He answersve dileklerini kabul ederاور جواب دیتا ہے wayastajību those whokimselerinان لوگوں کو alladhīna believeinanan(ların)جو ایمان لائے āmanū and dove yapanlarınاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti and increases (for) themve onlara daha fazlasını verirاور زیادہ دیتا ہے ان کو wayazīduhum fromlutuf ve keremindenسے min His Bountyاپنے فضل faḍlihi
And the disbelievers kafirlere gelinceاور کافر لوگ wal-kāfirūna for themonlara da vardırان کے لیے lahum (will be) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun severeçetinشدید shadīdun٢٦ And ifve eğerاور اگر walaw Allah extendsbollaştırsaydıکھول دے basaṭa Allah extendsAllahاللہ l-lahu the provisionrızkıرزق کو l-riz'qa
for His slaveskullarınaاپنے بندوں کے لیے liʿibādihi surely they would rebelazarlardıالبتہ وہ بغاوت کردیں labaghaw inyeryüzündeمیں the earthزمین l-arḍi butfakatلیکن walākin He sends downindiriyorاتارتا ہے ساتھ yunazzilu in (due) measureölçüdeاندازے کے biqadarin whatdilediğiجو He willsوہ چاہتا ہے yashāu Indeed, Heçünkü Oبیشک وہ innahu of His slaveskullarını(n her halini)اپنے بندوں کے ساتھ biʿibādihi
(is) All-Awarehaber alandırخبر رکھنے والا ہے khabīrun All-Seergörendirدیکھنے والا ہے baṣīrun٢٧ And Heve O'durاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whoindirenوہ ذات ہے alladhī sends downجو اتارتا ہے yunazzilu the rainyağmuruبارش کو l-ghaytha aftersonra min afterاس کے بعد baʿdi [what]umutlarını kestiktenکہ they have despairedوہ مایوس ہوگئے qanaṭū
and spreadsve yayanاور پھیلا دیتا ہے wayanshuru His mercyrahmetiniاپنی رحمت کو raḥmatahu And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the Protectorvelidirکارساز ہے۔ دوست ہے l-waliyu the Praiseworthyövülmüştür، تعریف والا ہے l-ḥamīdu٢٨ And amongveاور میں سے ہے wamin His SignsO'nun ayetlerindendirاس کی نشانیوں āyātihi (is the) creationyaratmasıپیدائش khalqu
(of) the heavensgökleriآسمانوں کی l-samāwāti and the earthve yeriاور زمین کی wal-arḍi and whateverveاور جو بھی wamā He has dispersedyaydığıاس نے پھیلا دیے batha in both of thembunların içineان دونوں میں fīhimā ofcanlılardanمیں سے min (the) creaturesجانوروں dābbatin And Heve Oاور وہ wahuwa (is) overonları toplamağaپر ʿalā their gatheringان کے جمع کرنے (پر) jamʿihim
whenzamanجب بھی idhā He willsdilediğiوہ چاہے ۔ چاہتا ہے yashāu All-Powerfulkadirdirقدرت رکھنے والا ہے qadīrun٢٩ And whateverveاور جو بھی wamā befalls youbaşınıza gelenپہنچتی ہے تم کو aṣābakum ofherhangi birکوئی min (the) misfortunemusibetمصیبت muṣībatin (is because) of whatyüzündendirپس بوجہ اس کے جو fabimā
have earnedyaptığı (işler)کمائی کی kasabat your handskendi ellerinizinتمہارے ہاتھوں نے aydīkum But He pardonsve affederاور وہ درگزر کرتا ہے wayaʿfū [from]birçoğunuسے ʿan muchبہت سی چیزوں kathīrin٣٠ And notve değilsinizاور نہیں wamā yousizتم antum (can) escapeaciz bıracacakعاجز کرنے والے bimuʿ'jizīna
inyer yüzündeمیں the earthزمین l-arḍi and notve yokturاور نہیں wamā for yousizinتمہارے لیے lakum besidesbaşkaسے min besidesسوا dūni AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi anyhiçbirکوئی min protectorvelinizدوست waliyyin and notne deاور نہ walā any helperbir yardımcı(nız)کوئی مددگار naṣīrin٣١
٤٨٧
‹ 485page 486 of the printed Mushaf487 ›