وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِ ٱلۡجَوَارِ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ ٣٢

And amongveاور میں سے ہیںwaminHis SignsO'nun ayetlerindendirاس کی نشانیوںāyātihi(are) the shipsakıp giden(gemi)lerکشتیاںl-jawāriindenizdeمیںthe seaسمندرl-baḥrilike [the] mountainsdağlar gibiپہاڑوں کی طرحkal-aʿlāmi

32 And of His signs are the ships in the sea, like mountains.

32 Denizde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi O'nun varlığının delillerindendir.

32 Denizlerde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi de O'nun kudretinin delillerindendir.

32 اور اسی کی نشانیوں میں سے سمندر کے جہاز ہیں (جو) گویا پہاڑ (ہیں)

32 اُس کی نشانیوں میں سے ہیں یہ جہاز جو سمندر میں پہاڑوں کی طرح نظر آتے ہیں

إِن يَشَأۡ يُسۡكِنِ ٱلرِّيحَ فَيَظۡلَلۡنَ رَوَاكِدَ عَلَىٰ ظَهۡرِهِۦٓ‌ۚ إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ٣٣

IfeğerاگرinHe willsdilerseوہ چاہےyashaHe can cause the wind to become stilldurdurur daتھما دےyus'kiniHe can cause the wind to become stillrüzgarıہوا کوl-rīḥathen they would remainsonra kalırlarتو وہ ہوجائیں۔ رہ جائیںfayaẓlalnamotionlesshareketsizتھمی ہوئیrawākidaon(denizin) sırtındaپرʿalāits backاس کی پشتẓahrihiIndeedkuşkusuzیقیناinnainvardırاس میںthatbundaالبتہdhālikasurely (are) Signsibretlerنشانیاں ہیںlaāyātinfor everyoneherkes içinواسطے ہرlikullipatientsabredenبہت صبر کرنے والےṣabbārin(and) gratefulşükredenبہت شکرگزار کے لیےshakūrin

33 If He willed, He could still the wind, and they would remain motionless on its surface. Indeed in that are signs for everyone patient and grateful.

33 O, dilerse rüzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yüzünde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için deliller vardır.

33 Eğer O dilerse rüzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardır.

33 اگر خدا چاہے تو ہوا کو ٹھیرا دے اور جہاز اس کی سطح پر کھڑے رہ جائیں۔ تمام صبر اور شکر کرنے والوں کے لئے ان (باتوں) میں قدرت خدا کے نمونے ہیں

33 اللہ جب چاہے ہوا کو ساکن کر دے اور یہ سمندر کی پیٹھ پر کھڑے کے کھڑے رہ جائیں۔۔۔۔ اِس میں بڑی نشانیاں ہیں ہر اُس شخص کے لیے جو کمال درجہ صبر و شکر کرنے والا ہو 1

أَوۡ يُوبِقۡهُنَّ بِمَا كَسَبُواۡ وَيَعۡفُ عَن كَثِيرٍ ٣٤

OryahutیاawHe could destroy themonları helak ederہلاک کردے ان کوyūbiq'hunnafor whatyüzünden;بوجہ اس کےbimāthey have earnedyaptıkları (işler)جو انہوں نے کمائی کیkasabūbut He pardonsve affeder (kurtarır)اور وہ معاف کردیتا ہے۔ درگزر کرتا ہےwayaʿfu[from]birçoğunu daسےʿanmuchبہت سی چیزوںkathīrin

34 Or He could destroy them for what they earned; but He pardons much.

34 Yahut yaptıklarına karşılık onları ortadan kaldırır, bir çoğunu da bağışlar.

34 Yahut da Allah kazandıkları günahlar yüzünden onları helâk eder ve birçoğunu da bağışlar.

34 یا ان کے اعمال کے سبب ان کو تباہ کردے۔ اور بہت سے قصور معاف کردے

34 یا (اُن پر سوار ہونے والوں کے) بہت سے گناہوں سے در گزر کرتے ہوئے ان کے چند ہی کرتوتوں کی پاداش میں انہیں ڈبو دے

وَيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ ٣٥

And may knowve bilsinlerاور جان لیں گےwayaʿlamathose whotartışanlarوہ لوگalladhīnadisputeجو جھگڑتے ہیںyujādilūnaconcerninghakkındaمیںOur Signsayetlerimizہماری آیاتāyātinā(that) notolmadığınıنہیںfor themkendileri içinان کے لیےlahumanyhiçbirکوئیminplace of refugekaçacak yerبچنے کی جگہ۔ جائے پناہmaḥīṣin

35 And [that is so] those who dispute concerning Our signs may know that for them there is no place of escape.

35 Ayetlerimiz üzerinde tartışanlar, kendilerine kaçacak yer olmadığını bilsinler.

35 Âyetlerimiz hakkında mücadele edenler bilsinler ki kendileri için kaçacak bir yer yoktur.

35 اور (انتقام اس لئے لیا جائے کہ) جو لوگ ہماری آیتوں میں جھگڑتے ہیں۔ وہ جان لیں کہ ان کے لئے خلاصی نہیں

35 اور اُس وقت ہماری آیات میں جھگڑے کرنے والوں کو پتہ چل جائے کہ ان کے لیے کوئی جائے پناہ نہیں ہے۔ 1

فَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىۡءٍ فَمَتَـٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا‌ۖ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ وَأَبۡقَىٰ لِلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٣٦

So whateversize verilenپس جو بھیfamāyou are givenدیے گئے تمūtītumofşeylerکوئیmina thingچیزshayin(is) but a passing enjoymentgeçimidirتو سامان ہےfamatāʿu(for) the lifehayatınınزندگی کاl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāBut whatveاور جوwamā(is) withyanında bulunan iseپاس ہےʿindaAllahAllah'ınاللہ کےl-lahi(is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہےkhayrunand more lastingve daha kalıcıdırاور زیادہ باقی رہنے والا ہےwa-abqāfor those whoiçinان لوگوں کے لیےlilladhīnabelieveinananlarجو ایمان لائےāmanūand uponveاور پرwaʿalātheir LordRablerineاپنے ربrabbihimput (their) trustdayananlar (için)وہ توکل کرتے ہیںyatawakkalūna

36 So whatever thing you have been given - it is but [for] enjoyment of the worldly life. But what is with Allah is better and more lasting for those who have believed and upon their Lord rely

36 Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.

36 Size verilen herhangi bir şey sadece dünya hayatının geçici bir menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise iman edip sadece Rablerine güvenen kimseler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

36 (لوگو) جو (مال ومتاع) تم کو دیا گیا ہے وہ دنیا کی زندگی کا (ناپائدار) فائدہ ہے۔ اور جو کچھ خدا کے ہاں ہے وہ بہتر اور قائم رہنے والا ہے (یعنی) ان لوگوں کے لئے جو ایمان لائے اور اپنے پروردگار پر بھروسا رکھتے ہیں

36 جو کچھ بھی تم لوگوں کو دیا گیا ہے وہ محض دنیا کی چند روزہ زندگی کا سروسامان ہے، 1 اور جو کچھ اللہ کے ہاں ہے وہ بہتر بھی ہے اور پائیدار بھی۔ 2 وہ اُن لوگوں کے لیے ہے جو ایمان لائے ہیں اور اپنے ربّ پر بھروسہ کرتے ہیں، 3

وَٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوٰحِشَ وَإِذَا مَا غَضِبُواۡ هُمۡ يَغۡفِرُونَ ٣٧

And those whoveاور وہ لوگwa-alladhīnaavoidonlar kaçınırlarجو بچتے ہیں۔ اجتناب کرتے ہیںyajtanibūna(the) greaterbüyükبڑےkabāirasinsgünahlardanگناہوں سےl-ith'miand the immoralitiesve çirkin işlerdenاور بےحیائی کی باتوں سےwal-fawāḥishaand whenve zamanاور جبwa-idhāand whenkızdıklarıthey are angryوہ غضب ناک ہوتے ہیںghaḍibūtheyonlarتو وہhumforgiveaffederlerدرگزر کرجاتے ہیں۔ معاف کرجاتے ہیںyaghfirūna

37 And those who avoid the major sins and immoralities, and when they are angry, they forgive,

37 Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.

37 O iman edenler, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlarlar.

37 اور جو بڑے بڑے گناہوں اور بےحیائی کی باتوں سے پرہیز کرتے ہیں۔ اور جب غصہ آتا ہے تو معاف کردیتے ہیں

37 جو بڑے بڑے گناہوں اور بے حیائی کے کاموں سے پرہیز کرتے ہیں 1 اور اگر غصّہ آجائے تو درگزر کر جاتے ہیں، 2

وَٱلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواۡ لِرَبِّهِمۡ وَأَقَامُواۡ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمۡرُهُمۡ شُورَىٰ بَيۡنَهُمۡ وَمِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ يُنفِقُونَ ٣٨

And those whoveاور وہ لوگ جوwa-alladhīnarespondçağrısına gelirlerحکم مانتے ہیںis'tajābūto their LordRablerininاپنے رب کاlirabbihimand establishve kılarlarاور قائم کرتے ہیںwa-aqāmūprayernamazıنمازl-ṣalataand their affairsve işleriاور ان کے معاملاتwa-amruhum(are conducted by) consultationdanışma iledirمشورے سے ہوتے ہیںshūrāamong themaralarındaآپس کےbaynahumand from whatşeylerdenاور اس میں سے جوwamimmāWe have provided themkendilerini rızıklandırdığımızرزق دیا ہم نے ان کوrazaqnāhumthey spendinfak ederlerوہ خرچ کرتے ہیںyunfiqūna

38 And those who have responded to their lord and established prayer and whose affair is [determined by] consultation among themselves, and from what We have provided them, they spend.

38 Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.

38 Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar.

38 اور جو اپنے پروردگار کا فرمان قبول کرتے ہیں اور نماز پڑھتے ہیں۔ اور اپنے کام آپس کے مشورے سے کرتے ہیں۔ اور جو مال ہم نے ان کو عطا فرمایا ہے اس میں سے خرچ کرتے ہیں

38 جو اپنے ربّ کا حکم مانتے ہیں، 1 نماز قائم کرتے ہیں، اپنے معاملات آپس کے مشورے سے چلاتے ہیں، 2 ہم نے جو کچھ بھی رزق انہیں دیا ہے اُس میں سے خرچ کرتے ہیں، 3

وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَابَهُمُ ٱلۡبَغۡىُ هُمۡ يَنتَصِرُونَ ٣٩

And those whove onlarاور وہ لوگwa-alladhīnawhenzamanجبidhāstrikes themuğradıklarıپہنچتی ہے ان کوaṣābahumutyrannysaldırıyaکوئی زیادتیl-baghyutheykendileriniوہhumdefend themselvessavunurlarبدلہ لیتے ہیںyantaṣirūna

39 And those who, when tyranny strikes them, they defend themselves,

39 Bir haksızlığa uğradıklarında, üstün gelmek için aralarında yardımlaşırlar.

39 Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar.

39 اور جو ایسے ہیں کہ جب ان پر ظلم وتعدی ہو تو (مناسب طریقے سے) بدلہ لیتے ہیں

39 اور جب ان پر زیادتی کی جاتی ہے تو اس کا مقابلہ کرتے ہیں 1

وَجَزٰٓؤُاۡ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِّثۡلُهَا‌ۖ فَمَنۡ عَفَا وَأَصۡلَحَ فَأَجۡرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ‌ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٤٠

(The) recompenseve cezasıاور بدلہwajazāu(of) an evilkötülüğünبرائی کاsayyi-atin(is) an evilbir kütülüktürبرائی ہےsayyi-atunlike ityine onun gibiاس جیسیmith'luhāBut whoeverfakat kimپس جو کوئیfamanpardonsaffederseدرگزر کرجائےʿafāand makes reconciliationve barışırsaاور اصلاح کرےwa-aṣlaḥathen his rewardonun mükafatıتو اجر اس کاfa-ajruhu(is) onaittirزمہ ہےʿalāAllahAllah'aاللہ کےl-lahiIndeed, Hedoğrusu Oبیشک وہinnahu(does) notsevmezنہیںlikeمحبت کرتاyuḥibbuthe wrongdoerszalimleriظالموں سےl-ẓālimīna

40 And the retribution for an evil act is an evil one like it, but whoever pardons and makes reconciliation - his reward is [due] from Allah. Indeed, He does not like wrongdoers.

40 Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.

40 Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.

40 اور برائی کا بدلہ تو اسی طرح کی برائی ہے۔ مگر جو درگزر کرے اور (معاملے کو) درست کردے تو اس کا بدلہ خدا کے ذمے ہے۔ اس میں شک نہیں کہ وہ ظلم کرنے والوں کو پسند نہیں کرتا

40 1 بُرائی کا بدلہ ویسی ہی بُرائی ہے 2 ، پھر جو کوئی معاف کردے اور اصلاح کرے اُس کا اجر اللہ کے ذمّہ ہے، 3 اللہ ظالموں کو پسند نہیں کرتا۔ 4

وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعۡدَ ظُلۡمِهِۦ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ مَا عَلَيۡهِم مِّن سَبِيلٍ ٤١

And surely whosoeverve elbette kimاور جو کوئیwalamanidefends himselfkendini savunursaبدلہ لےintaṣaraaftersonraبعدbaʿdahe has been wrongedzulme uğradıktanاس کے ظلم کےẓul'mihithen thoseöylelerininتو یہی لوگfa-ulāikanotyokturنہیں ہے(is) against themaleyhineان پرʿalayhimanyhiçbirکوئیminwayyolراستہsabīlin

41 And whoever avenges himself after having been wronged - those have not upon them any cause [for blame].

41 Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhine bir yol yoktur.

41 Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseye gelince, işte onların aleyhinde ceza vermek için herhangi bir yol yoktur.

41 اور جس پر ظلم ہوا ہو اگر وہ اس کے بعد انتقام لے تو ایسے لوگوں پر کچھ الزام نہیں

41 اور جو لوگ ظلم ہونے کے بعد بدلہ لیں اُن کو ملامت نہیں کی جا سکتی

إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظۡلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبۡغُونَ فِى ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٤٢

Onlyancak vardırبیشکinnamāthe waybir yolراستہl-sabīluagainstaleyhineپر ہےʿalāthose whozulmedenlerان لوگوںalladhīnaoppressجو ظلم کرتے ہیںyaẓlimūnathe peopleinsanlaraلوگوں پرl-nāsaand rebelve saldıranlarاور بغاوت کرتے ہیں۔ زیادتی کرتے ہیںwayabghūnainyeryüzündeمیںthe earthزمینl-arḍiwithouthaksız yereناbighayririghthaksız yereحقl-ḥaqiThoseişteیہی لوگulāikafor themonlara vardırان کے لیےlahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunpainfulacıklıدردناکalīmun

42 The cause is only against the ones who wrong the people and tyrannize upon the earth without right. Those will have a painful punishment.

42 İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte, can yakıcı azap bunlaradır.

42 Yol ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler aleyhinedir. İşte onlar için acı bir azap vardır.

42 الزام تو ان لوگوں پر ہے جو لوگوں پر ظلم کرتے ہیں اور ملک میں ناحق فساد پھیلاتے ہیں۔ یہی لوگ ہیں جن کو تکلیف دینے والا عذاب ہوگا

42 ملامت کے مستحق تو وہ ہیں جو دوسروں پر ظلم کرتے ہیں اور زمین میں ناحق زیادتیاں کرتے ہیں ایسے لوگوں کے لیے دردناک عذاب ہے

وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذٰلِكَ لَمِنۡ عَزۡمِ ٱلۡأُمُورِ ٤٣

And whoeverfakat kimاور البتہ جس نےwalaman(is) patientsabrederseصبر کیاṣabaraand forgivesve affederseاور معاف کردیاwaghafaraindeedşüphesizبیشکinnathatbuیہdhālika(is) surely ofşüphesizالبتہ میں سے ہےlaminmatters of determinationçok önemliہمت کےʿazmimatters of determinationişlerdendirکاموںl-umūri

43 And whoever is patient and forgives - indeed, that is of the matters [requiring] determination.

43 Ama sabredip bağışlayanın işi, işte bu, azmedilmeye değer işlerdendir.

43 Her kim de sabreder ve kusuru bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.

43 اور جو صبر کرے اور قصور معاف کردے تو یہ ہمت کے کام ہیں

43 البتہ جو شخص صبر سے کام لے اور درگزر کرے ، تو یہ بڑی اُولو العزمی  کے کاموں میں سے ہے۔ 1

وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن وَلِىٍّ مِّنۢ بَعۡدِهِۦ‌ۗ وَتَرَى ٱلظَّـٰلِمِينَ لَمَّا رَأَوُاۡ ٱلۡعَذَابَ يَقُولُونَ هَلۡ إِلَىٰ مَرَدٍّ مِّن سَبِيلٍ ٤٤

And whoeverve kimiاور جس کوwamanAllah lets go astraysapıklıkta bırakırsaبھٹکا دے۔ گمراہ کردےyuḍ'liliAllah lets go astrayAllahاللہl-lahuthen notartık yokturتو نہیںfamāfor himonunاس کے لیےlahuanyhiçbirکوئیminprotectorvelisiدوستwaliyyinafter HimO'ndan sonraاس کےminafter HimبعدbaʿdihiAnd you will seeve görürsünاور تم دیکھو گےwatarāthe wrongdoerszalimlerinظالموں کوl-ẓālimīnawhenzamanجبlammāthey seegördükleriوہ دیکھ لیں گےra-awūthe punishmentazabıعذابl-ʿadhābasayingdedikleriniوہ کہیں گےyaqūlūnaIsvar mı?کیاhal(there) forgeri dönecekطرفilāreturnلوٹنے کیmaraddinanyhiçbirکوئیminwayyolراستہ ہےsabīlin

44 And he whom Allah sends astray - for him there is no protector beyond Him. And you will see the wrongdoers, when they see the punishment, saying, "Is there for return [to the former world] any way?"

44 Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gördüklerinde, zalimlerin: "Dönecek bir yol yok mudur?" dediklerini görürsün.

44 Allah kimi saptırırsa artık bundan sonra onun için hiçbir dost yoktur. Sen, azabı gördüklerinde zalimlerin: "Acaba dönecek bir yol var mıdır?" dediklerini görürsün.

44 اور جس شخص کو خدا گمراہ کرے تو اس کے بعد اس کا کوئی دوست نہیں۔ اور تم ظالموں کو دیکھو گے کہ جب وہ (دوزخ کا) عذاب دیکھیں گے تو کہیں گے کیا (دنیا میں) واپس جانے کی بھی کوئی سبیل ہے؟

44 جس کو اللہ ہی گمراہی میں پھینک دے اُس کا کوئی سنبھالنے والا اللہ کے بعد نہیں ہے۔ 1 تم دیکھو گے کہ یہ ظالم جب عذاب دیکھیں گے تو کہیں گے کہ اب پلٹنے کی بھی کوئی سبیل ہے؟ 2

Surah 42 / Ash-Shuraa / The Consultation سورة الشورى 488
And amongveاور میں سے ہیں wamin His SignsO'nun ayetlerindendirاس کی نشانیوں āyātihi (are) the shipsakıp giden(gemi)lerکشتیاں l-jawāri indenizdeمیں the seaسمندر l-baḥri like [the] mountainsdağlar gibiپہاڑوں کی طرح kal-aʿlāmi٣٢ Ifeğerاگر in He willsdilerseوہ چاہے yasha He can cause the wind to become stilldurdurur daتھما دے yus'kini He can cause the wind to become stillrüzgarıہوا کو l-rīḥa
then they would remainsonra kalırlarتو وہ ہوجائیں۔ رہ جائیں fayaẓlalna motionlesshareketsizتھمی ہوئی rawākida on(denizin) sırtındaپر ʿalā its backاس کی پشت ẓahrihi Indeedkuşkusuzیقینا inna invardırاس میں thatbundaالبتہ dhālika surely (are) Signsibretlerنشانیاں ہیں laāyātin for everyoneherkes içinواسطے ہر likulli patientsabredenبہت صبر کرنے والے ṣabbārin (and) gratefulşükredenبہت شکرگزار کے لیے shakūrin
٣٣ Oryahutیا aw He could destroy themonları helak ederہلاک کردے ان کو yūbiq'hunna for whatyüzünden;بوجہ اس کے bimā they have earnedyaptıkları (işler)جو انہوں نے کمائی کی kasabū but He pardonsve affeder (kurtarır)اور وہ معاف کردیتا ہے۔ درگزر کرتا ہے wayaʿfu [from]birçoğunu daسے ʿan muchبہت سی چیزوں kathīrin٣٤ And may knowve bilsinlerاور جان لیں گے wayaʿlama those whotartışanlarوہ لوگ alladhīna
disputeجو جھگڑتے ہیں yujādilūna concerninghakkındaمیں Our Signsayetlerimizہماری آیات āyātinā (that) notolmadığınıنہیں for themkendileri içinان کے لیے lahum anyhiçbirکوئی min place of refugekaçacak yerبچنے کی جگہ۔ جائے پناہ maḥīṣin٣٥ So whateversize verilenپس جو بھی famā you are givenدیے گئے تم ūtītum ofşeylerکوئی min a thingچیز shayin (is) but a passing enjoymentgeçimidirتو سامان ہے famatāʿu
(for) the lifehayatınınزندگی کا l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā But whatveاور جو wamā (is) withyanında bulunan iseپاس ہے ʿinda AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi (is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہے khayrun and more lastingve daha kalıcıdırاور زیادہ باقی رہنے والا ہے wa-abqā for those whoiçinان لوگوں کے لیے lilladhīna believeinananlarجو ایمان لائے āmanū and uponveاور پر waʿalā their LordRablerineاپنے رب rabbihim
put (their) trustdayananlar (için)وہ توکل کرتے ہیں yatawakkalūna٣٦ And those whoveاور وہ لوگ wa-alladhīna avoidonlar kaçınırlarجو بچتے ہیں۔ اجتناب کرتے ہیں yajtanibūna (the) greaterbüyükبڑے kabāira sinsgünahlardanگناہوں سے l-ith'mi and the immoralitiesve çirkin işlerdenاور بےحیائی کی باتوں سے wal-fawāḥisha and whenve zamanاور جب wa-idhā and whenkızdıkları
they are angryوہ غضب ناک ہوتے ہیں ghaḍibū theyonlarتو وہ hum forgiveaffederlerدرگزر کرجاتے ہیں۔ معاف کرجاتے ہیں yaghfirūna٣٧ And those whoveاور وہ لوگ جو wa-alladhīna respondçağrısına gelirlerحکم مانتے ہیں is'tajābū to their LordRablerininاپنے رب کا lirabbihim and establishve kılarlarاور قائم کرتے ہیں wa-aqāmū prayernamazıنماز l-ṣalata
and their affairsve işleriاور ان کے معاملات wa-amruhum (are conducted by) consultationdanışma iledirمشورے سے ہوتے ہیں shūrā among themaralarındaآپس کے baynahum and from whatşeylerdenاور اس میں سے جو wamimmā We have provided themkendilerini rızıklandırdığımızرزق دیا ہم نے ان کو razaqnāhum they spendinfak ederlerوہ خرچ کرتے ہیں yunfiqūna٣٨ And those whove onlarاور وہ لوگ wa-alladhīna whenzamanجب idhā strikes themuğradıklarıپہنچتی ہے ان کو aṣābahumu
tyrannysaldırıyaکوئی زیادتی l-baghyu theykendileriniوہ hum defend themselvessavunurlarبدلہ لیتے ہیں yantaṣirūna٣٩ (The) recompenseve cezasıاور بدلہ wajazāu (of) an evilkötülüğünبرائی کا sayyi-atin (is) an evilbir kütülüktürبرائی ہے sayyi-atun like ityine onun gibiاس جیسی mith'luhā But whoeverfakat kimپس جو کوئی faman pardonsaffederseدرگزر کرجائے ʿafā
and makes reconciliationve barışırsaاور اصلاح کرے wa-aṣlaḥa then his rewardonun mükafatıتو اجر اس کا fa-ajruhu (is) onaittirزمہ ہے ʿalā AllahAllah'aاللہ کے l-lahi Indeed, Hedoğrusu Oبیشک وہ innahu (does) notsevmezنہیں likeمحبت کرتا yuḥibbu the wrongdoerszalimleriظالموں سے l-ẓālimīna٤٠ And surely whosoeverve elbette kimاور جو کوئی walamani defends himselfkendini savunursaبدلہ لے intaṣara
aftersonraبعد baʿda he has been wrongedzulme uğradıktanاس کے ظلم کے ẓul'mihi then thoseöylelerininتو یہی لوگ fa-ulāika notyokturنہیں ہے (is) against themaleyhineان پر ʿalayhim anyhiçbirکوئی min wayyolراستہ sabīlin٤١ Onlyancak vardırبیشک innamā the waybir yolراستہ l-sabīlu againstaleyhineپر ہے ʿalā those whozulmedenlerان لوگوں alladhīna
oppressجو ظلم کرتے ہیں yaẓlimūna the peopleinsanlaraلوگوں پر l-nāsa and rebelve saldıranlarاور بغاوت کرتے ہیں۔ زیادتی کرتے ہیں wayabghūna inyeryüzündeمیں the earthزمین l-arḍi withouthaksız yereنا bighayri righthaksız yereحق l-ḥaqi Thoseişteیہی لوگ ulāika for themonlara vardırان کے لیے lahum
(is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun painfulacıklıدردناک alīmun٤٢ And whoeverfakat kimاور البتہ جس نے walaman (is) patientsabrederseصبر کیا ṣabara and forgivesve affederseاور معاف کردیا waghafara indeedşüphesizبیشک inna thatbuیہ dhālika (is) surely ofşüphesizالبتہ میں سے ہے lamin matters of determinationçok önemliہمت کے ʿazmi matters of determinationişlerdendirکاموں l-umūri
٤٣ And whoeverve kimiاور جس کو waman Allah lets go astraysapıklıkta bırakırsaبھٹکا دے۔ گمراہ کردے yuḍ'lili Allah lets go astrayAllahاللہ l-lahu then notartık yokturتو نہیں famā for himonunاس کے لیے lahu anyhiçbirکوئی min protectorvelisiدوست waliyyin after HimO'ndan sonraاس کے min after Himبعد baʿdihi And you will seeve görürsünاور تم دیکھو گے watarā the wrongdoerszalimlerinظالموں کو l-ẓālimīna
whenzamanجب lammā they seegördükleriوہ دیکھ لیں گے ra-awū the punishmentazabıعذاب l-ʿadhāba sayingdedikleriniوہ کہیں گے yaqūlūna Isvar mı?کیا hal (there) forgeri dönecekطرف ilā returnلوٹنے کی maraddin anyhiçbirکوئی min wayyolراستہ ہے sabīlin٤٤
٤٨٨
‹ 486page 487 of the printed Mushaf488 ›