وَكَذٰلِكَ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ رُوحًا مِّنۡ أَمۡرِنَا‌ۚ مَا كُنتَ تَدۡرِى مَا ٱلۡكِتَـٰبُ وَلَا ٱلۡإِيمَـٰنُ وَلَـٰكِن جَعَلۡنَـٰهُ نُورًا نَّهۡدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنۡ عِبَادِنَا‌ۚ وَإِنَّكَ لَتَهۡدِىٓ إِلَىٰ صِرٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٥٢

And thusişte böyleاور اسی طرحwakadhālikaWe have revealedvahyettikوحی کی ہم نےawḥaynāto yousanaآپ کی طرفilaykaan inspirationbir ruhایک وحی کوrūḥanbyemrimizdenسےminOur Commandاپنے حکمamrināNotsen değildinنہ(did) youتھا توkuntaknowbiliyorجانتاtadrīwhatnedirکیا ہےthe Book (is)Kitapکتابl-kitābuand notve nedirاور نہwalāthe faithimanایمانl-īmānuButfakatلیکنwalākinWe have made itbiz onu yaptıkبنایا ہم نے اس کوjaʿalnāhua lightbir nurنورnūranWe guidedoğru yola ilettiğimizراہ دکھاتے ہیں ہمnahdīwith itonunlaساتھ اس کےbihiwhomkimseyiجس کوmanWe willdilediğimizہم چاہتے ہیںnashāuofkullarımızdanمیں سےminOur slavesاپنے بندوںʿibādināAnd indeed, youşüphesiz senاور بیشک آپwa-innakasurely guidegötürüyorsunرہنمائی کرتے ہیں ۔ البتہ آپ ہدایت ہیںlatahdītoyolaطرفilā(the) PathصراطṣirāṭinStraightdoğruمستقیم کیmus'taqīmin

52 And thus We have revealed to you an inspiration of Our command. You did not know what is the Book or [what is] faith, but We have made it a light by which We guide whom We will of Our servants. And indeed, [O Muhammad], you guide to a straight path -

52 İşte sana da buyruğumuzla Cebrail'i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah'a döner.

52 İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun.

52 اور اسی طرح ہم نے اپنے حکم سے تمہاری طرف روح القدس کے ذریعے سے (قرآن) بھیجا ہے۔ تم نہ تو کتاب کو جانتے تھے اور نہ ایمان کو۔ لیکن ہم نے اس کو نور بنایا ہے کہ اس سے ہم اپنے بندوں میں سے جس کو چاہتے ہیں ہدایت کرتے ہیں۔ اور بےشک (اے محمدﷺ) تم سیدھا رستہ دکھاتے ہو

52 اور اِسی طرح (اے محمدؐ)ہم نے اپنے حکم سے ایک روح تمہاری طرف وحی کی ہے۔ 1 تمہیں کچھ پتہ نہ تھا کہ کتاب کیا ہوتی ہے اور ایمان کیا ہوتا ہے، 2 مگر اُس رُوح کو ہم نے ایک روشنی بنا دیا جس سے ہم راہ دکھاتے ہیں اپنے بندوں میں سے جسے چاہتے ہیں۔ یقیناً تم سیدھے راستے کی طرف رہنمائی کر رہے ہو

صِرٰطِ ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ أَلَآ إِلَى ٱللَّهِ تَصِيرُ ٱلۡأُمُورُ ٥٣

(The) pathyolunaراستہṣirāṭi(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahithe Onesahibi olanوہ ذاتalladhīto Whomاس کے لیے ہےlahu(belongs) whateverbulunan herşeyinجو(is) ingöklerdeمیں ہےthe heavensآسمانوںl-samāwātiand whateverve bulunan herşeyinاور جو،wamā(is) inyerdeمیںthe earthزمین (میں) ہےl-arḍiUnquestionablyiyi bilin kiخبردارalāToAllah'aطرفilāAllahاللہ کیl-lahireachsonunda varırرجوع کرتے ہیں، لوٹتے ہیںtaṣīruall affairsbütün işlerتمام معاملات۔ سارے امورl-umūru

53 The path of Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. Unquestionably, to Allah do [all] matters evolve.

53 İşte sana da buyruğumuzla Cebrail'i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah'a döner.

53 Göklerde ve yerde bulunanların sahibi olan Allah'ın yoluna götürüyorsun. İyi bilin ki bütün işler sonunda yalnız Allah'a dönecektir.

53 (یعنی) خدا کا رستہ جو آسمانوں اور زمین کی سب چیزوں کا مالک ہے۔ دیکھو سب کام خدا کی طرف رجوع ہوں گے (اور وہی ان میں فیصلہ کرے گا)

53 اُس خدا کے راستے کی طرف جو زمین اور آسمانوں کی ہر چیز کا مالک ہے۔ خبردار رہو، سارے معاملات اللہ ہی کی طرف رجُوع کرتے ہیں۔ 1

●●●●●●

سُورَةُ الزخرف

Az-Zukhruf / The Ornaments of Gold

Meccan  ◆  89 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

حمٓ ١

Ha MeemHa mimحمhha-meem

1 Ha, Meem.

1 Ha, Mim,

1 Hâ, mîm.

1 حٰم

1 ح م

وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِينِ ٢

By the BookKitaba andolsun kiقسم ہے کتاب کیwal-kitābithe clearapaçıkواضحl-mubīni

2 By the clear Book,

2 Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.

2 Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.

2 کتاب روشن کی قسم

2 قسم ہے اِس واضح کتاب کی

إِنَّا جَعَلۡنَـٰهُ قُرۡءٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ ٣

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnā(have) made itonu yaptıkبنایا ہم نے اس کوjaʿalnāhua Quranbir Kur'anقرآنqur'ānan(in) ArabicArapçaعربیʿarabiyyanso that you mayumulur kiتاکہ تم ،laʿallakumunderstanddüşünüp anlarsınızتم سمجھ سکوtaʿqilūna

3 Indeed, We have made it an Arabic Qur'an that you might understand.

3 Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.

3 Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.

3 کہ ہم نے اس کو قرآن عربی بنایا ہے تاکہ تم سمجھو

3 کہ ہم نے اِسے عربی زبان کا قرآن بنایا ہے تاکہ تم لوگ اِسے سمجھو۔1

وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلۡكِتَـٰبِ لَدَيۡنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ ٤

And indeed, itgerçekten Oاور بیشک وہwa-innahu(is) iniçindedirمیں ہے(the) Motheranaامummi(of) the BookKitapالکتابl-kitābiwith Uskatımızda bulunanہمارے پاسladaynāsurely exaltedelbette yücedirالبتہ بلند ہے،laʿaliyyunfull of wisdomhikmetlidirحکمت سے لبریز ہےḥakīmun

4 And indeed it is, in the Mother of the Book with Us, exalted and full of wisdom.

4 Şüphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitap'ta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir Kitap'dır.

4 Gerçekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.

4 اور یہ بڑی کتاب (یعنی لوح محفوظ) میں ہمارے پاس (لکھی ہوئی اور) بڑی فضیلت اور حکمت والی ہے

4 اور درحقیقت یہ اُمّ الکتاب میں ثبت ہے ،1 ہمارے ہاں بڑی بلند مرتبہ اور حکمت سے لبریز کتاب۔2

أَفَنَضۡرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكۡرَ صَفۡحًا أَن كُنتُمۡ قَوۡمًا مُّسۡرِفِينَ ٥

Then should We take awaybırakalım mı?کیا بھلا ہم چھوڑ دیںafanaḍribufrom yousiziتم سےʿankumuthe Reminderuyarmaktanذکر کرناl-dhik'radisregarding (you)vazgeçipدرگزر کرتے ہوئے۔ اعراض کرنے کی وجہ سےṣafḥanbecausediyeکہanyou areoldunuzہو تمkuntuma peoplebir kavimایک قومqawmantransgressingaşırı gidenحد سے بڑھنے والیmus'rifīna

5 Then should We turn the message away, disregarding you, because you are a transgressing people?

5 Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?

5 Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur'an'ı size göndermekten vaz mı geçelim?

5 بھلا اس لئے کہ تم حد سے نکلے ہوئے لوگ ہو ہم تم کو نصیحت کرنے سے باز رہیں گے

5 اب کیا ہم تم سے بےزار ہو کر یہ درسِ نصیحت تمہارے ہاں بھیجنا چھوڑ دیں صرف اِس لیے کہ تم حد سے گزرے ہوئے لوگ ہو؟1

وَكَمۡ أَرۡسَلۡنَا مِن نَّبِىٍّ فِى ٱلۡأَوَّلِينَ ٦

And how manyve niceاور کتنے ہیwakamWe sentbiz gönderdikبھیجے ہم نےarsalnāofpeygamberمیں سےmina Prophetنبیوںnabiyyinamongiçindeمیںthe former (people)önce gelenlerپہلوںl-awalīna

6 And how many a prophet We sent among the former peoples,

6 Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.

6 Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.

6 اور ہم نے پہلے لوگوں میں بھی بہت سے پیغمبر بھیجے تھے

6 پہلے گزری ہوئی قوموں میں بھی بارہا ہم نے نبی بھیجے ہیں

وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُواۡ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٧

And notveاور نہیںwamācame to themonlara gelmezdiآیا ان کے پاسyatīhimany Prophethiçbirکوئیminany Prophetpeygamberنبیnabiyyinbutetmedikleriمگرillāthey used toوہ تھےkānūmock at himonunlaساتھ اس کےbihimock at himalayاستہزاء کرتے۔ مذاق اڑاتےyastahziūna

7 But there would not come to them a prophet except that they used to ridicule him.

7 Kendilerine gelen her peygamberi onlar mutlaka alaya alırlardı.

7 Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

7 اور کوئی پیغمبر ان کے پاس نہیں آتا تھا مگر وہ اس سے تمسخر کرتے تھے

7 کبھی ایسا نہیں ہوا کہ کوئی نبی اُن کے ہاں آیا ہو اور انہوں نے اُس کا مذاق نہ اُڑایا ہو۔1

فَأَهۡلَكۡنَآ أَشَدَّ مِنۡهُم بَطۡشًا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٨

Then We destroyedbiz de helak ettikتو ہلاک کردیا ہم نےfa-ahlaknāstrongerdaha güçlü olanıسب سے طاقتور کوashaddathan thembunlardanان میں سےmin'hum(in) poweryakalayarakپکڑ میںbaṭshanand has passedve geçtiاور گزر چکیwamaḍā(the) exampleörneğiمثالmathalu(of) the former (people)öncekilerinپہلوں کیl-awalīna

8 And We destroyed greater than them in [striking] power, and the example of the former peoples has preceded.

8 Bunun için Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanları yok etmişizdir. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir.

8 Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur'an'da öncekilerin örneği de geçmiştir.

8 تو جو ان میں سخت زور والے تھے ان کو ہم نے ہلاک کردیا اور اگلے لوگوں کی حالت گزر گئی

8 پھر جو لوگ اِن سے بدرجہا زیادہ طاقتور تھے اُنہیں ہم نے ہلاک کر دیا ، پچھلی قوموں کی مثالیں گزر چکی ہیں۔1

وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡعَلِيمُ ٩

And ifandolsun eğerاور البتہ اگرwala-inyou ask themonlara sorsanتم پوچھو ان سےsa-altahumWhokim?کس نےmancreatedyarattıپیدا کیاkhalaqathe heavensgökleriآسمانوں کوl-samāwātiand the earthve yeriاور زمین کوwal-arḍaThey will surely sayelbette diyecekler kiالبتہ وہ ضرور کہیں گےlayaqūlunnaCreated themonları yarattıپیدا کیا ان کوkhalaqahunnathe All-Mightyçok üstün olanزبردست۔ غالب،l-ʿazīzuthe All-Knowerçok bilenعلم والے نےl-ʿalīmu

9 And if you should ask them, "Who has created the heavens and the earth?" they would surely say, "They were created by the Exalted in Might, the Knowing."

9 And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır" derler.

9 Eğer sen onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları çok güçlü ve herşeyi bilen Allah yarattı." derler.

9 اور اگر تم ان سے پوچھو کہ آسمانوں اور زمین کو کس نے پیدا کیا ہے تو کہہ دیں گے کہ ان کو غالب اور علم والے (خدا) نے پیدا کیا ہے

9 اگر تم اِن لوگوں سے پوچھو کہ زمین اور آسمانوں کو کس نے پیدا کیا ہے تو یہ خود کہیں گے کہ انہیں اُسی زبردست علیم ہستی نے پیدا کیا ہے

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ مَهۡدًا وَجَعَلَ لَكُمۡ فِيهَا سُبُلاً لَّعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ ١٠

The One WhoO kiجس نےalladhīmadekılandırبنایاjaʿalafor yousizin içinتمہارے لیےlakumuthe earthyeriزمین کوl-arḍaa bedbir beşikگہوارہmahdanand madeve yapandırاور بنائےwajaʿalafor yousizeتمہارے لیےlakumthereinoradaاس میںfīhāroadsyollarراستےsubulanso that you mayumulur kiتاکہ تم،laʿallakum(be) guidedhidayete eresinizتم ہدایت پاؤtahtadūna

10 [The one] who has made for you the earth a bed and made for you upon it roads that you might be guided

10 O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir.

10 O, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye orada sizin için yollar meydana getirdi.

10 جس نے تمہارے لئے زمین کو بچھونا بنایا۔ اور اس میں تمہارے لئے رستے بنائے تاکہ تم راہ معلوم کرو

10 وہی نا جس نے تمہارے لیے اس زمین کو گہوارہ بنایا1 اور اس میں تمہاری خاطر راستے  بنادیے2 تاکہ تم لوگ اپنی منزلِ مقصود کی راہ پا سکو۔3

Surah 43 / Az-Zukhruf / The Ornaments of Gold سورة الزخرف 490
And thusişte böyleاور اسی طرح wakadhālika We have revealedvahyettikوحی کی ہم نے awḥaynā to yousanaآپ کی طرف ilayka an inspirationbir ruhایک وحی کو rūḥan byemrimizdenسے min Our Commandاپنے حکم amrinā Notsen değildinنہ (did) youتھا تو kunta knowbiliyorجانتا tadrī whatnedirکیا ہے the Book (is)Kitapکتاب l-kitābu
and notve nedirاور نہ walā the faithimanایمان l-īmānu Butfakatلیکن walākin We have made itbiz onu yaptıkبنایا ہم نے اس کو jaʿalnāhu a lightbir nurنور nūran We guidedoğru yola ilettiğimizراہ دکھاتے ہیں ہم nahdī with itonunlaساتھ اس کے bihi whomkimseyiجس کو man We willdilediğimizہم چاہتے ہیں nashāu ofkullarımızdanمیں سے min Our slavesاپنے بندوں ʿibādinā
And indeed, youşüphesiz senاور بیشک آپ wa-innaka surely guidegötürüyorsunرہنمائی کرتے ہیں ۔ البتہ آپ ہدایت ہیں latahdī toyolaطرف ilā (the) Pathصراط ṣirāṭin Straightdoğruمستقیم کی mus'taqīmin٥٢ (The) pathyolunaراستہ ṣirāṭi (of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi the Onesahibi olanوہ ذات alladhī to Whomاس کے لیے ہے lahu
(belongs) whateverbulunan herşeyinجو (is) ingöklerdeمیں ہے the heavensآسمانوں l-samāwāti and whateverve bulunan herşeyinاور جو، wamā (is) inyerdeمیں the earthزمین (میں) ہے l-arḍi Unquestionablyiyi bilin kiخبردار alā ToAllah'aطرف ilā Allahاللہ کی l-lahi reachsonunda varırرجوع کرتے ہیں، لوٹتے ہیں taṣīru all affairsbütün işlerتمام معاملات۔ سارے امور l-umūru٥٣

سُورَةُ الزخرف

Az-Zukhruf / The Ornaments of Gold  ◆  Meccan · 89 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Ha MeemHa mimحم hha-meem١ By the BookKitaba andolsun kiقسم ہے کتاب کی wal-kitābi the clearapaçıkواضح l-mubīni٢ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā (have) made itonu yaptıkبنایا ہم نے اس کو jaʿalnāhu a Quranbir Kur'anقرآن qur'ānan (in) ArabicArapçaعربی ʿarabiyyan
so that you mayumulur kiتاکہ تم ، laʿallakum understanddüşünüp anlarsınızتم سمجھ سکو taʿqilūna٣ And indeed, itgerçekten Oاور بیشک وہ wa-innahu (is) iniçindedirمیں ہے (the) Motheranaام ummi (of) the BookKitapالکتاب l-kitābi with Uskatımızda bulunanہمارے پاس ladaynā
surely exaltedelbette yücedirالبتہ بلند ہے، laʿaliyyun full of wisdomhikmetlidirحکمت سے لبریز ہے ḥakīmun٤ Then should We take awaybırakalım mı?کیا بھلا ہم چھوڑ دیں afanaḍribu from yousiziتم سے ʿankumu the Reminderuyarmaktanذکر کرنا l-dhik'ra disregarding (you)vazgeçipدرگزر کرتے ہوئے۔ اعراض کرنے کی وجہ سے ṣafḥan
becausediyeکہ an you areoldunuzہو تم kuntum a peoplebir kavimایک قوم qawman transgressingaşırı gidenحد سے بڑھنے والی mus'rifīna٥ And how manyve niceاور کتنے ہی wakam We sentbiz gönderdikبھیجے ہم نے arsalnā ofpeygamberمیں سے min a Prophetنبیوں nabiyyin amongiçindeمیں
the former (people)önce gelenlerپہلوں l-awalīna٦ And notveاور نہیں wamā came to themonlara gelmezdiآیا ان کے پاس yatīhim any Prophethiçbirکوئی min any Prophetpeygamberنبی nabiyyin butetmedikleriمگر illā they used toوہ تھے kānū mock at himonunlaساتھ اس کے bihi mock at himalayاستہزاء کرتے۔ مذاق اڑاتے yastahziūna
٧ Then We destroyedbiz de helak ettikتو ہلاک کردیا ہم نے fa-ahlaknā strongerdaha güçlü olanıسب سے طاقتور کو ashadda than thembunlardanان میں سے min'hum (in) poweryakalayarakپکڑ میں baṭshan and has passedve geçtiاور گزر چکی wamaḍā (the) exampleörneğiمثال mathalu (of) the former (people)öncekilerinپہلوں کی l-awalīna
٨ And ifandolsun eğerاور البتہ اگر wala-in you ask themonlara sorsanتم پوچھو ان سے sa-altahum Whokim?کس نے man createdyarattıپیدا کیا khalaqa the heavensgökleriآسمانوں کو l-samāwāti and the earthve yeriاور زمین کو wal-arḍa They will surely sayelbette diyecekler kiالبتہ وہ ضرور کہیں گے layaqūlunna
Created themonları yarattıپیدا کیا ان کو khalaqahunna the All-Mightyçok üstün olanزبردست۔ غالب، l-ʿazīzu the All-Knowerçok bilenعلم والے نے l-ʿalīmu٩ The One WhoO kiجس نے alladhī madekılandırبنایا jaʿala for yousizin içinتمہارے لیے lakumu the earthyeriزمین کو l-arḍa
a bedbir beşikگہوارہ mahdan and madeve yapandırاور بنائے wajaʿala for yousizeتمہارے لیے lakum thereinoradaاس میں fīhā roadsyollarراستے subulan so that you mayumulur kiتاکہ تم، laʿallakum (be) guidedhidayete eresinizتم ہدایت پاؤ tahtadūna١٠
٤٩٠
‹ 488page 489 of the printed Mushaf490 ›