وَٱلَّذِى نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرٍ فَأَنشَرۡنَا بِهِۦ بَلۡدَةً مَّيۡتًا‌ۚ كَذٰلِكَ تُخۡرَجُونَ ١١

And the One Whove o kiاور وہی ذات ہےwa-alladhīsends downindirendirجس نے نازل کیاnazzalafromgöktenسےminathe skyآسمانl-samāiwatersuپانیmāanin (due) measurebir ölçü ileساتھ اندازے کےbiqadarinthen We reviveböylece canlandırdıkپھر زندہ کیا ہم نےfa-ansharnāwith itonunlaساتھ اس کےbihia landbir ülkeyiزمین کوbaldatandeadölüمردہmaytanthusişte öyleاسی طرحkadhālikayou will be brought forthsiz de çıkarılacaksınızتم نکالو جاؤ گےtukh'rajūna

11 And who sends down rain from the sky in measured amounts, and We revive thereby a dead land - thus will you be brought forth -

11 O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.

11 Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız.

11 اور جس نے ایک اندازے کے ساتھ آسمان سے پانی نازل کیا۔ پھر ہم نے اس سے شہر مردہ کو زندہ کیا۔ اسی طرح تم زمین سے نکالے جاؤ گے

11 جس نے ایک خاص مقدار میں آسمان سے پانی اُتارا1 اور اس کے ذریعہ سے مُردہ زمین کو جِلا اُٹھایا، اِسی طرح ایک روز تم زمین سے برآمد کیے جاوٴ گے۔2

وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡفُلۡكِ وَٱلۡأَنۡعَـٰمِ مَا تَرۡكَبُونَ ١٢

And the One Whove O kiاور وہ ذاتwa-alladhīcreatedyaratandırجس نے بنائےkhalaqathe pairsçiftleriجوڑےl-azwājaall of thembütünسارے کے سارے اس کےkullahāand madeve var edendirاور اس نے بنایاwajaʿalafor yousizeتمہارے لیےlakum[of]gemilerسےminathe shipsکشتیوں میں (سے)l-ful'kiand the cattleve hayvanlarاور مویشیوں میں سےwal-anʿāmiwhatbineceğinizجوyou rideتم سواری کرتے ہوtarkabūna

12 And who created the species, all of them, and has made for you of ships and animals those which you mount.

12 Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.

12 Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.

12 اور جس نے تمام قسم کے حیوانات پیدا کئے اور تمہارے لئے کشتیاں اور چارپائے بنائے جن پر تم سوار ہوتے ہو

12 وہی جس نے یہ تمام جوڑے پیدا کیے،1 اور جس نے تمہارے لیے کشتیوں اور جانوروں کو سواری بنایا تاکہ  تم اُن کی پُشت پر چڑھو

لِتَسۡتَوُۥاۡ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذۡكُرُواۡ نِعۡمَةَ رَبِّكُمۡ إِذَا ٱسۡتَوَيۡتُمۡ عَلَيۡهِ وَتَقُولُواۡ سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَـٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقۡرِنِينَ ١٣

That you may sit firmlybinmeniz içinتاکہ تم چڑھ بیٹھوlitastawūonüzerineپرʿalātheir backsonların sırtlarıان کی پشتوںẓuhūrihithensonraپھرthummarememberanmanız içinتم یاد کروtadhkurū(the) favorni'metiniنعمت کوniʿ'mata(of) your LordRabbinizinاپنے رب کیrabbikumwhenzamanجبidhāyou sit firmlybindiğinizسوار ہو تمis'tawaytumon themonlaraاس پرʿalayhiand sayve (şöyle) demeniz içinاور تم کہوwataqūlūGlory be (to)şanı yücedirپاک ہےsub'ḥānathe One Whohizmetimize vereninوہ ذاتalladhī(has) subjectedجس نے مسخر کیاsakharato usbizimہمارے لیےlanāthisbunuاس کوhādhāand notyoksaاور نہwamāwe werebiz değildikتھے ہمkunnāof itbunuاس کے لیےlahucapable(hizmetimize) yanaştıracakقابو میں لانے والےmuq'rinīna

13 That you may settle yourselves upon their backs and then remember the favor of your Lord when you have settled upon them and say. "Exalted is He who has subjected this to us, and we could not have [otherwise] subdued it.

13 Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.

13 Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."

13 تاکہ تم ان کی پیٹھ پر چڑھ بیٹھو اور جب اس پر بیٹھ جاؤ پھر اپنے پروردگار کے احسان کو یاد کرو اور کہو کہ وہ (ذات) پاک ہے جس نے اس کو ہمارے زیر فرمان کر دیا اور ہم میں طاقت نہ تھی کہ اس کو بس میں کرلیتے

13 اور جب اُن پر بیٹھو تو اپنے ربّ کا احسان یاد کرو اور کہو   کہ ”پاک  ہے وہ جس نے ہمارے لیے اِن چیزوں کر مسخّر کر دیا  ورنہ ہم انہیں قابُو میں لانے کی طاقت نہ رکھتے تھے ،1

وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ ١٤

And indeed, webiz elbetteاور بیشک ہمwa-innātoRabbimizeطرفilāour Lordاپنے رب کیrabbināwill surely returndöneceğizالبتہ پلٹنے والے ہیںlamunqalibūna

14 And indeed we, to our Lord, will [surely] return."

14 Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.

14 "Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz."

14 اور ہم اپنے پروردگار کی طرف لوٹ کر جانے والے ہیں

14 اور ایک روز ہمیں اپنے ربّ کی طرف پلٹنا ہے۔“1

وَجَعَلُواۡ لَهُۥ مِنۡ عِبَادِهِۦ جُزۡءًا‌ۚ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ ١٥

But they attributeve tasarladılarاور انہوں نے بنادیاwajaʿalūto HimO'naاس کے لیےlahufromkullarındanمیں سےminHis slavesاس کے بندوںʿibādihia portionbir parçaایک جزو۔ حصہjuz'anIndeedgerçektenبیشکinnamaninsanانسانl-insānasurely (is) clearly ungratefulbir nankördürالبتہ ناشکرا ہےlakafūrunsurely (is) clearly ungratefulapaçıkکھلم کھلاmubīnun

15 But they have attributed to Him from His servants a portion. Indeed, man is clearly ungrateful.

15 Ama inkarcılar O'na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.

15 Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.

15 اور انہوں نے اس کے بندوں میں سے اس کے لئے اولاد مقرر کی۔ بےشک انسان صریح ناشکرا ہے

15 (یہ سب کچھ جانتے اور مانتے ہوئے بھی)اِن لوگوں نے اُس کے بندوں میں سے  بعض کو اس کا جُز بنا ڈالا،1 حقیقت یہ ہے کہ انسان کھُلا احسان فراموش ہے

أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخۡلُقُ بَنَاتٍ وَأَصۡفَـٰكُم بِٱلۡبَنِينَ ١٦

Oryoksaیاamihas He takenkendisine aldı (mı?)اس نے انتخاب کرلیںittakhadhaof whatyarattıklarındanاس میں سے جوmimmāHe has createdوہ پیدا کرتا ہےyakhluqudaughterskızlarıبیٹیاںbanātinand He has chosen (for) youve size seçtiاور چن لیا تم کوwa-aṣfākumsonsoğullarıساتھ بیٹوں کےbil-banīna

16 Or has He taken, out of what He has created, daughters and chosen you for [having] sons?

16 Demek O yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da oğulları size verdi öyle mi?

16 Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti?

16 کیا اس نے اپنی مخلوقات میں سے خود تو بیٹیاں لیں اور تم کو چن کر بیٹے دیئے

16 کیا اللہ نے اپنی مخلوق میں سے اپنے لیے بیٹیاں انتخاب کیں اور تمہیں بیٹوں سے نوازا؟

وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحۡمَـٰنِ مَثَلاً ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ ١٧

And whenve ne zaman kiحالانکہ جبwa-idhāis given good newsmüjdelenseخوش خبری دی جاتی ہےbushira(to) one of themonlardan birineان میں سے کسی ایک کوaḥaduhumof whatanlattığıساتھ اس کے جوbimāhe sets upاس نے بیان کیاḍarabafor the Most GraciousRahman'aرحمن کے لیےlilrraḥmāni(as) a likenessbenzer olarakمثالmathalanbecomeskesilirہوجاتا ہےẓallahis faceyüzüاس کا چہراwajhuhudarkkapkaraسیاہmus'waddanand heve oاور وہwahuwa(is) filled with grieföfkesinden yutkunup dururغم کے گھونٹ پینے والا ہوتاkaẓīmun

17 And when one of them is given good tidings of that which he attributes to the Most Merciful in comparison, his face becomes dark, and he suppresses grief.

17 Ama Rahman olan Allah'a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir.

17 Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.

17 حالانکہ جب ان میں سے کسی کو اس چیز کی خوشخبری دی جاتی ہے جو انہوں نے خدا کے لئے بیان کی ہے تو اس کا منہ سیاہ ہوجاتا اور وہ غم سے بھر جاتا ہے

17 اور حال یہ ہے کہ جس اولاد کو یہ لوگ اُس خدائے رحمٰن کی طرف منسُوب کرتے ہیں اُس کی ولادت کا مژدہ جب خود اِن میں سے کسی کو دیا جاتا ہے تو اُس کے مُنہ پر سیاہی چھا جاتی ہے اور وہ غم سے بھر جاتا ہے۔1

أَوَمَن يُنَشَّؤُاۡ فِى ٱلۡحِلۡيَةِ وَهُوَ فِى ٱلۡخِصَامِ غَيۡرُ مُبِينٍ ١٨

Then (is one) whokimseyi mi?کیا بھلا جوawamanis brought upyetiştirilenپالا جاتا ہےyunasha-uiniçindeمیںornamentssüsزیورات (میں)l-ḥil'yatiand heveاور وہwahuwainmücadeledeمیںthe disputeجھگڑےl-khiṣāmi(is) notolmayanغیرghayruclearaçıkواضح ہوmubīnin

18 So is one brought up in ornaments while being during conflict unevident [attributed to Allah]?

18 Demek, süs içinde yetiştirilecek de çekişmeyi beceremeyecek olanı Allah'a değil mi?

18 Yoksa onlar, süs ve zinet içerisinde yetiştirilip de mücadelede erkek gibi kendisini savunmaya açık olmayan kızları mı O'na isnad ediyorlar?

18 کیا وہ جو زیور میں پرورش پائے اور جھگڑے کے وقت بات نہ کرسکے (خدا کی) بیٹی ہوسکتی ہے؟

18 کیا اللہ کے حصّے میں وہ اولاد آئی جو زیوروں میں پالی جاتی ہے اور بحث و حجّت میں اپنا مدّعا پُوری طرح واضح بھی نہیں کر سکتی؟1

وَجَعَلُواۡ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمۡ عِبَـٰدُ ٱلرَّحۡمَـٰنِ إِنَـٰثًا‌ۚ أَشَهِدُواۡ خَلۡقَهُمۡ‌ۚ سَتُكۡتَبُ شَهَـٰدَتُهُمۡ وَيُسۡــَٔلُونَ ١٩

And they madeve saydılarاور انہوں نے بنا لیےwajaʿalūthe Angelsmelekleriفرشتوں کوl-malāikatathose whoolanان کوalladhīnathemselvesonlarوہ جوhum(are) slaveskullarıبندے ہیںʿibādu(of) the Most GraciousRahman'ınرحمن کےl-raḥmānifemalesdişiعورتیں۔ بیٹیاںināthanDid they witnessşahid mi oldular?کیا وہ گواہ تھے۔ کیا وہ حاضر تھےashahidūtheir creationonların yaratılışlarınaان کی ساخت۔ ان کی تخلیق کے وقتkhalqahumWill be recordedyazılacaktırضرور لکھی جائے گیsatuk'tabutheir testimonyşahidlikleriان کی گواہیshahādatuhumand they will be questionedve (bundan) sorulacaklardırاور وہ پوچھے جائیں گےwayus'alūna

19 And they have made the angels, who are servants of the Most Merciful, females. Did they witness their creation? Their testimony will be recorded, and they will be questioned.

19 Onlar, Rahman olan Allah'ın kulları melekleri de dişi saydılar. Yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahidlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

19 Onlar Rahman olan Allah'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onlar meleklerin yaratılışını gördüler mi? Onların şahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.

19 اور انہوں نے فرشتوں کو کہ وہ بھی خدا کے بندے ہیں (خدا کی) بیٹیاں مقرر کیا۔ کیا یہ ان کی پیدائش کے وقت حاضر تھے عنقریب ان کی شہادت لکھ لی جائے گی اور ان سے بازپرس کی جائے گی

19 انہوں نے فرشتوں کو، جو خدائے رحمٰن کے خاص بندے ہیں ،1 عورتیں قرار دے لیا۔ کیا اُن کے جسم کی ساخت اِنہوں نے دیکھی ہے ؟2 اِن کی گواہی لکھ لی جائے گی اور انہیں اس کی جواب دہی کرنا ہوگی

وَقَالُواۡ لَوۡ شَآءَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مَا عَبَدۡنَـٰهُم‌ۗ مَّا لَهُم بِذٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍ‌ۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ ٢٠

And they sayve dediler kiاور وہ کہتے ہیںwaqālūIfeğerاگرlawhad willeddileseydiچاہتاshāathe Most GraciousRahmanرحمنl-raḥmānuwe would not have worshipped thembiz onlara tapmazdıkنہwe would not have worshipped themہم عبادت کرتے ان کیʿabadnāhumNotyokturنہیںthey haveonlarınان کے لیےlahumabout thatbu husustaساتھ اس کےbidhālikaanyhiçbirکوئیminknowledgebilgileriعلمʿil'minNothingonlarنہیںinthey (do)وہhumbutsadeceمگرillāliesaçmalıyorlarاندازے لگا رہے ہیںyakhruṣūna

20 And they said, "If the Most Merciful had willed, we would not have worshipped them." They have of that no knowledge. They are not but falsifying.

20 "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik" derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar.

20 Onlar: "Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık." dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

20 اور کہتے ہیں اگر خدا چاہتا تو ہم ان کو نہ پوجتے۔ ان کو اس کا کچھ علم نہیں۔ یہ تو صرف اٹکلیں دوڑا رہے ہیں

20 یہ کہتے ہیں”اگر خدائے رحمٰن چاہتا (کہ ہم اُن کی عبادت نہ کریں)تو ہم کبھی اُن کو نہ پُوجتے۔“1 یہ اس معاملے کی حقیقت کو قطعی نہیں جانتے، محض تیر تُکّے لڑاتے ہیں

أَمۡ ءَاتَيۡنَـٰهُمۡ كِتَـٰبًا مِّن قَبۡلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسۡتَمۡسِكُونَ ٢١

Oryoksa?یاamhave We given themonlara (mı) vermişiz?دی ہم نے ان کوātaynāhuma bookbir Kitapایک کتابkitābanbefore itbundan önceاس سےminbefore itپہلےqablihiso theyonlarتو وہfahumto itonaاس کوbihi(are) holding fastsarılıyorlarپکڑ رہے ہیںmus'tamsikūna

21 Or have We given them a book before the Qur'an to which they are adhering?

21 Yoksa onlara daha önce bir kitap verdik de ona mı bağlanıyorlar?

21 Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar?

21 یا ہم نے ان کو اس سے پہلے کوئی کتاب دی تھی تو یہ اس سے سند پکڑتے ہیں

21 کیا ہم نے اِس سے پہلے کوئی کتاب اِن کو دی تھی جس کی سَنَد (اپنی ملائکہ پرستی کے لیے)یہ اپنے پاس رکھتے ہوں؟1

بَلۡ قَالُوٓاۡ إِنَّا وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِم مُّهۡتَدُونَ ٢٢

Nayhayırبلکہbalthey saydediler kiانہوں نے کہاqālūIndeed, weelbette bizبیشک ہم نےinnā[we] foundbuldukپایا ہم نےwajadnāour forefathersbabalarımızıاپنے آباؤ اجداد کوābāanāuponüzerindeپرʿalāa religionbir dinایک طریقےummatinand indeed, weve elbette biz deاور بیشک ہمwa-innāonüzerindeپرʿalātheir footstepsonların izleriان کےنقش قدمāthārihim(are) guidedgidiyoruzہدایت یافتہ ہیں۔ راہ پانے والے ہیںmuh'tadūna

22 Rather, they say, "Indeed, we found our fathers upon a religion, and we are in their footsteps [rightly] guided."

22 Hayır; "Doğrusu Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinden gitmekteyiz" derler.

22 Hayır, onlar sadece: "Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz." dediler.

22 بلکہ کہنے لگے کہ ہم نے اپنے باپ دادا کو ایک رستے پر پایا ہے اور ہم انہی کے قدم بقدم چل رہے ہیں

22 نہیں ، بلکہ یہ کہتے ہیں کہ ہم نے اپنے باپ دادا کو ایک طریقے پر پایا ہے اور ہم اُنہی کے نقشِ قدم پر چل رہے ہیں۔1

Surah 43 / Az-Zukhruf / The Ornaments of Gold سورة الزخرف 491
And the One Whove o kiاور وہی ذات ہے wa-alladhī sends downindirendirجس نے نازل کیا nazzala fromgöktenسے mina the skyآسمان l-samāi watersuپانی māan in (due) measurebir ölçü ileساتھ اندازے کے biqadarin then We reviveböylece canlandırdıkپھر زندہ کیا ہم نے fa-ansharnā with itonunlaساتھ اس کے bihi a landbir ülkeyiزمین کو baldatan deadölüمردہ maytan
thusişte öyleاسی طرح kadhālika you will be brought forthsiz de çıkarılacaksınızتم نکالو جاؤ گے tukh'rajūna١١ And the One Whove O kiاور وہ ذات wa-alladhī createdyaratandırجس نے بنائے khalaqa the pairsçiftleriجوڑے l-azwāja all of thembütünسارے کے سارے اس کے kullahā and madeve var edendirاور اس نے بنایا wajaʿala
for yousizeتمہارے لیے lakum [of]gemilerسے mina the shipsکشتیوں میں (سے) l-ful'ki and the cattleve hayvanlarاور مویشیوں میں سے wal-anʿāmi whatbineceğinizجو you rideتم سواری کرتے ہو tarkabūna١٢ That you may sit firmlybinmeniz içinتاکہ تم چڑھ بیٹھو litastawū onüzerineپر ʿalā their backsonların sırtlarıان کی پشتوں ẓuhūrihi
thensonraپھر thumma rememberanmanız içinتم یاد کرو tadhkurū (the) favorni'metiniنعمت کو niʿ'mata (of) your LordRabbinizinاپنے رب کی rabbikum whenzamanجب idhā you sit firmlybindiğinizسوار ہو تم is'tawaytum on themonlaraاس پر ʿalayhi and sayve (şöyle) demeniz içinاور تم کہو wataqūlū Glory be (to)şanı yücedirپاک ہے sub'ḥāna
the One Whohizmetimize vereninوہ ذات alladhī (has) subjectedجس نے مسخر کیا sakhara to usbizimہمارے لیے lanā thisbunuاس کو hādhā and notyoksaاور نہ wamā we werebiz değildikتھے ہم kunnā of itbunuاس کے لیے lahu capable(hizmetimize) yanaştıracakقابو میں لانے والے muq'rinīna١٣ And indeed, webiz elbetteاور بیشک ہم wa-innā toRabbimizeطرف ilā our Lordاپنے رب کی rabbinā
will surely returndöneceğizالبتہ پلٹنے والے ہیں lamunqalibūna١٤ But they attributeve tasarladılarاور انہوں نے بنادیا wajaʿalū to HimO'naاس کے لیے lahu fromkullarındanمیں سے min His slavesاس کے بندوں ʿibādihi a portionbir parçaایک جزو۔ حصہ juz'an Indeedgerçektenبیشک inna maninsanانسان l-insāna
surely (is) clearly ungratefulbir nankördürالبتہ ناشکرا ہے lakafūrun surely (is) clearly ungratefulapaçıkکھلم کھلا mubīnun١٥ Oryoksaیا ami has He takenkendisine aldı (mı?)اس نے انتخاب کرلیں ittakhadha of whatyarattıklarındanاس میں سے جو mimmā He has createdوہ پیدا کرتا ہے yakhluqu daughterskızlarıبیٹیاں banātin and He has chosen (for) youve size seçtiاور چن لیا تم کو wa-aṣfākum
sonsoğullarıساتھ بیٹوں کے bil-banīna١٦ And whenve ne zaman kiحالانکہ جب wa-idhā is given good newsmüjdelenseخوش خبری دی جاتی ہے bushira (to) one of themonlardan birineان میں سے کسی ایک کو aḥaduhum of whatanlattığıساتھ اس کے جو bimā he sets upاس نے بیان کیا ḍaraba for the Most GraciousRahman'aرحمن کے لیے lilrraḥmāni (as) a likenessbenzer olarakمثال mathalan
becomeskesilirہوجاتا ہے ẓalla his faceyüzüاس کا چہرا wajhuhu darkkapkaraسیاہ mus'waddan and heve oاور وہ wahuwa (is) filled with grieföfkesinden yutkunup dururغم کے گھونٹ پینے والا ہوتا kaẓīmun١٧ Then (is one) whokimseyi mi?کیا بھلا جو awaman is brought upyetiştirilenپالا جاتا ہے yunasha-u iniçindeمیں
ornamentssüsزیورات (میں) l-ḥil'yati and heveاور وہ wahuwa inmücadeledeمیں the disputeجھگڑے l-khiṣāmi (is) notolmayanغیر ghayru clearaçıkواضح ہو mubīnin١٨ And they madeve saydılarاور انہوں نے بنا لیے wajaʿalū the Angelsmelekleriفرشتوں کو l-malāikata
those whoolanان کو alladhīna themselvesonlarوہ جو hum (are) slaveskullarıبندے ہیں ʿibādu (of) the Most GraciousRahman'ınرحمن کے l-raḥmāni femalesdişiعورتیں۔ بیٹیاں ināthan Did they witnessşahid mi oldular?کیا وہ گواہ تھے۔ کیا وہ حاضر تھے ashahidū their creationonların yaratılışlarınaان کی ساخت۔ ان کی تخلیق کے وقت khalqahum Will be recordedyazılacaktırضرور لکھی جائے گی satuk'tabu
their testimonyşahidlikleriان کی گواہی shahādatuhum and they will be questionedve (bundan) sorulacaklardırاور وہ پوچھے جائیں گے wayus'alūna١٩ And they sayve dediler kiاور وہ کہتے ہیں waqālū Ifeğerاگر law had willeddileseydiچاہتا shāa the Most GraciousRahmanرحمن l-raḥmānu we would not have worshipped thembiz onlara tapmazdıkنہ we would not have worshipped themہم عبادت کرتے ان کی ʿabadnāhum
Notyokturنہیں they haveonlarınان کے لیے lahum about thatbu husustaساتھ اس کے bidhālika anyhiçbirکوئی min knowledgebilgileriعلم ʿil'min Nothingonlarنہیں in they (do)وہ hum butsadeceمگر illā liesaçmalıyorlarاندازے لگا رہے ہیں yakhruṣūna٢٠ Oryoksa?یا am have We given themonlara (mı) vermişiz?دی ہم نے ان کو ātaynāhum
a bookbir Kitapایک کتاب kitāban before itbundan önceاس سے min before itپہلے qablihi so theyonlarتو وہ fahum to itonaاس کو bihi (are) holding fastsarılıyorlarپکڑ رہے ہیں mus'tamsikūna٢١ Nayhayırبلکہ bal they saydediler kiانہوں نے کہا qālū
Indeed, weelbette bizبیشک ہم نے innā [we] foundbuldukپایا ہم نے wajadnā our forefathersbabalarımızıاپنے آباؤ اجداد کو ābāanā uponüzerindeپر ʿalā a religionbir dinایک طریقے ummatin and indeed, weve elbette biz deاور بیشک ہم wa-innā onüzerindeپر ʿalā their footstepsonların izleriان کےنقش قدم āthārihim (are) guidedgidiyoruzہدایت یافتہ ہیں۔ راہ پانے والے ہیں muh'tadūna٢٢
٤٩١
‹ 489page 490 of the printed Mushaf491 ›