وَإِنَّهُۥ لَعِلۡمٌ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمۡتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِ‌ۚ هَـٰذَا صِرٰطٌ مُّسۡتَقِيمٌ ٦١

And indeed, itve şüphesiz Oاور بیشک وہwa-innahusurely (is) a knowledgeilmidirالبتہ ایک علامت ہےlaʿil'munof the Hourkıyametinقیامت کیlilssāʿatiSo (do) nothiçتو نہfalā(be) doubtfulşüphe etmeyinتم شک کرناtamtarunnaabout itondanساتھ اس کےbihāand follow Meve bana uyunاور پیروی کرو میریwa-ittabiʿūniThisbudurیہ ہےhādhā(is the) PathyolراستہṣirāṭunStraightdoğruسیدھاmus'taqīmun

61 And indeed, Jesus will be [a sign for] knowledge of the Hour, so be not in doubt of it, and follow Me. This is a straight path.

61 O kıyametin kopacağını bildirir; o saatin geleceğinden şüphe etmeyin, Bana uyun, bu doğru yoldur.

61 Gerçekten o, (İsâ'nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.

61 اور وہ قیامت کی نشانی ہیں۔ تو (کہہ دو کہ لوگو) اس میں شک نہ کرو اور میرے پیچھے چلو۔ یہی سیدھا رستہ ہے

61 اور وہ دراصل قیامت کی ایک نشانی ہے،1  پس تم اُس میں شک نہ کرو ، اور میری بات مان لو، یہی سیدھا راستہ ہے

وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ‌ۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ مُّبِينٌ ٦٢

And (let) notsizi (bundan) alıkoymasınاور نہwalāavert youروکے تم کوyaṣuddannakumuthe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānuIndeed, heçünkü oبیشک وہinnahu(is) for yousizin içinتمہارے لیےlakuman enemybir düşmandırدشمن ہےʿaduwwunclearaçıkکھلاmubīnun

62 And never let Satan avert you. Indeed, he is to you a clear enemy.

62 Sakın şeytan sizi bu yoldan alıkoymasın; şüphesiz o size apaçık bir düşmandır.

62 Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.

62 اور (کہیں) شیطان تم کو (اس سے) روک نہ دے۔ وہ تو تمہارا اعلاینہ دشمن ہے

62 ایسا نہ ہو شیطان تم کو اُس سے روک دے1 کہ وہ تمہارا کھُلا دشمن ہے

وَلَمَّا جَآءَ عِيسَىٰ بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ قَالَ قَدۡ جِئۡتُكُم بِٱلۡحِكۡمَةِ وَلِأُبَيِّنَ لَكُم بَعۡضَ ٱلَّذِى تَخۡتَلِفُونَ فِيهِ‌ۖ فَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ٦٣

And whenne zaman kiاور جبwalammācamegelinceلائےjāaIsaÎsaعیسیٰʿīsāwith clear proofsaçık kanıtlarlaکھلی نشانیاںbil-bayinātihe saiddedi kiاس نے کہاqālaVerilyelbetteتحقیقqadI have come to youben size geldimمیں لایاہوں تمہارے پاسji'tukumwith wisdomhikmet ileحکمتbil-ḥik'matiand that I make clearve açıklamak için (geldim)اور تاکہ میں بیان کردوںwali-ubayyinato yousizeتمہارے لیےlakumsomebir kısmınıبعضbaʿḍa(of) that whichşeylerdenوہ چیزalladhīyou differayrılığa düştünüğünüzتم اختلاف کرتے ہوtakhtalifūnain itondaجس میںfīhiSo fearo halde korkunپس ڈروfa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaand obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرو میریwa-aṭīʿūni

63 And when Jesus brought clear proofs, he said, "I have come to you with wisdom and to make clear to you some of that over which you differ, so fear Allah and obey me.

63 İsa, belgeleri getirdiği zaman demişti ki: "Size hikmetle ve ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. Allah'a karşı gelmekten sakının, bana itaat edin."

63 İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin.

63 اور جب عیسیٰ نشانیاں لے کر آئے تو کہنے لگے کہ میں تمہارے پاس دانائی (کی کتاب) لے کر آیا ہوں۔ نیز اس لئے کہ بعض باتیں جن میں تم اختلاف کر رہے ہو تم کو سمجھا دوں۔ تو خدا سے ڈرو اور میرا کہا مانو

63 اور جب عیسیٰؑ صریح نشانیاں لیے ہوئے آیا تھا تو اس نے کہا تھا کہ "میں تم لوگوں کے پاس حکمت لے کر آیا ہوں، اور اس لیے آیا ہوں کہ تم پر بعض اُن باتوں کی حقیقت کھول دوں جن میں تم اختلاف کر رہے ہو، لہٰذا تم اللہ سے ڈرو اور میری اطاعت کرو

إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ رَبِّى وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُ‌ۚ هَـٰذَا صِرٰطٌ مُّسۡتَقِيمٌ ٦٤

IndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahaHeO'durوہhuwa(is) my Lordbenim Rabbimرب ہے میراrabbīand your Lordve sizin Rabbinizاور رب تمہاراwarabbukumso worship HimO'na tapınپس عبادت کرو اس کیfa-uʿ'budūhuThisbudurیہ ہےhādhā(is) a PathyolراستہṣirāṭunStraightdoğruسیدھاmus'taqīmun

64 Indeed, Allah is my Lord and your Lord, so worship Him. This is a straight path."

64 "Doğrusu Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir, artık O'na kulluk edin, bu, doğru yoldur."

64 Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tır. Öyle ise O'na kulluk edin. Bu doğru bir yoldur.

64 کچھ شک نہیں کہ خدا ہی میرا اور تمہارا پروردگار ہے پس اسی کی عبادت کرو۔ یہی سیدھا رستہ ہے

64 حقیقت یہ ہے کہ اللہ ہی میرا ربّ بھی اور تمہارا ربّ بھی۔ اُسی کی تم عبادت کرو ، یہی سیدھا راستہ ہے۔1“

فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡ‌ۖ فَوَيۡلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُواۡ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمٍ أَلِيمٍ ٦٥

But differedbirbirleriyle ihtilafa düştülerپس اختلاف کیاfa-ikh'talafathe factionsguruplarگروہوں نےl-aḥzābufromaralarından çıkanسےminamong themان کے درمیانbaynihimso woevay halineپس ہلاکت ہےfawaylunto those whozulmedenlerinان لوگوں کے لیےlilladhīnawrongedجنہوں نے ظلم کیاẓalamūfromazabındanسےmin(the) punishmentعذابʿadhābi(of the) Daybir gününدن کےyawminpainfulacıklıدردناکalīmin

65 But the denominations from among them differed [and separated], so woe to those who have wronged from the punishment of a painful Day.

65 Ama, aralarında guruplaştılar, ayrılığa düştüler. Kıyamet gününün can yakıcı azabına uğrayacak zalimlerin vay haline!

65 Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline!

65 پھر کتنے فرقے ان میں سے پھٹ گئے۔ سو جو لوگ ظالم ہیں ان کی درد دینے والے دن کے عذاب سے خرابی ہے

65 مگر(اُس کی اِس صاف تعلیم کے باوجود)گروہوں نے آپس میں اختلاف کیا،1 پس تباہی ہے اُن لوگوں کے لیے جنہوں نے ظلم کیا ایک دردناک دن کے عذاب سے

هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأۡتِيَهُم بَغۡتَةً وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٦٦

Arebekliyorlar-mı?نہیںhalthey waitingbekliyorlarوہ انتظار کرتےyanẓurūnaexceptمگرillā(for) the Hoursa'atinقیامت کاl-sāʿatathatbaşlarına gelmesindenکہanit should come on themآجائے ان کے پاسtatiyahumsuddenlyansızınاچانکbaghtatanwhile theyve onlarاور وہwahum(do) nothiçنہperceivefarkında değillerkenشعور رکھتے ہوںyashʿurūna

66 Are they waiting except for the Hour to come upon them suddenly while they perceive not?

66 Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?

66 Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?

66 یہ صرف اس بات کے منتظر ہیں کہ قیامت ان پر ناگہاں آموجود ہو اور ان کو خبر تک نہ ہو

66 کیا یہ لوگ اب بس اِسی چیز کے منتظر ہیں کہ اچانک اِن پر قیامت آ جائے اور انہیں خبر بھی نہ ہو؟

ٱلۡأَخِلَّآءُ يَوۡمَئِذِۭ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلۡمُتَّقِينَ ٦٧

Friendsdostlarدوستal-akhilāuthat Dayo günآج کے دنyawma-idhinsome of thembir kısmıان میں سے بعضbaʿḍuhumto othersdiğerineبعض کے لیےlibaʿḍin(will be) enemiesdüşmandırدشمن ہوں گےʿaduwwunexceptdışındaمگرillāthe righteousmuttakilerتقوی والےl-mutaqīna

67 Close friends, that Day, will be enemies to each other, except for the righteous

67 O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar birbirine düşman olurlar.

67 O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.

67 (جو آپس میں) دوست (ہیں) اس روز ایک دوسرے کے دشمن ہوں گے۔ مگر پرہیزگار (کہ باہم دوست ہی رہیں گے)

67 وہ دن جب آئے گا تو متّقین کو چھوڑ کر باقی سب دوست ایک دُوسرے کے دشمن ہو جائیں گے۔1

يَـٰعِبَادِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ ٦٨

O My slavesey kullarımاے میرے بندوyāʿibādiNoyokturنہیںfearkorkuکوئی خوفkhawfunon yousizeتم پرʿalaykumuthis Daybugünآجl-yawmaand notve ne deاور نہwalāyousizتمantumwill grieveüzülmeyeceksinizتم غمگین ہو گےtaḥzanūna

68 [To whom Allah will say], "O My servants, no fear will there be concerning you this Day, nor will you grieve,

68 Allah: "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz" der.

68 Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.

68 میرے بندو آج تمہیں نہ کچھ خوف ہے اور نہ تم غمناک ہوگے

68 اس روز ان سے کہا جائے گا "اے میرے بندو، آج تمہارے لیے کوئی خوف نہیں اور نہ تمہیں کوئی غم لاحق ہوگا"

ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَا وَكَانُواۡ مُسۡلِمِينَ ٦٩

Those whokimselerوہ لوگalladhīnabelievediman eden(ler)جو ایمان لائےāmanūin Our Versesayetlerimizeہماری آیات پرbiāyātināand wereve olanlarاور تھے وہwakānūsubmissivemüslümanمسلمان (ان سے کہا جائے گا)mus'limīna

69 [You] who believed in Our verses and were Muslims.

69 Bunlar, ayetlerimize inanmış ve kendilerini Bize vermişlerdir.

69 Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.

69 جو لوگ ہماری آیتوں پر ایمان لائے اور فرمانبردار ہوگئے

69 جو ہماری آیات پر ایمان لائے تھے اور مطیع فرمان بن کر رہے تھے

ٱدۡخُلُواۡ ٱلۡجَنَّةَ أَنتُمۡ وَأَزۡوٰجُكُمۡ تُحۡبَرُونَ ٧٠

Enterhaydi girinداخل ہوجاؤud'khulūParadisecenneteجنت میںl-janatayousizتمantumand your spousesve eşlerinizاور تمہاری بیویاںwa-azwājukumdelightedağırlanıp sevindirileceksinizتم خوش رکھے جاؤ گےtuḥ'barūna

70 Enter Paradise, you and your kinds, delighted."

70 Şöyle denir: "Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz."

70 Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz."

70 (ان سے کہا جائے گا) کہ تم اور تمہاری بیویاں عزت (واحترام) کے ساتھ بہشت میں داخل ہوجاؤ

70 داخل ہوجاوٴ جنّت میں تم اور تمہاری بیویاں 1، تمہیں خوش کر دیا جائے گا۔“

يُطَافُ عَلَيۡهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكۡوَابٍ‌ۖ وَفِيهَا مَا تَشۡتَهِيهِ ٱلۡأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلۡأَعۡيُنُ‌ۖ وَأَنتُمۡ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ٧١

Will be circulateddolaştırılırگردش کرائے جائیں گےyuṭāfufor themonların önündeان پرʿalayhimplatestepsilerبڑے پیالےbiṣiḥāfinofaltındanکےmingoldسونےdhahabinand cupsve kadehlerاور ساغرwa-akwābinAnd thereinorada vardırاور اس میںwafīhā(is) whather şeyجوdesirescanların çektiğiتمنا کریں گےtashtahīhithe soulsnefislerininنفسl-anfusuand delightsve hoşlandığıاور لذت پائیں گیwataladhuthe eyesgözlerinنگاہیںl-aʿyunuand youve sizاور تمwa-antumthereinoradaان میںfīhāwill abide foreverebedi kalacaksınızہمیشہ رہنے والے ہوkhālidūna

71 Circulated among them will be plates and vessels of gold. And therein is whatever the souls desire and [what] delights the eyes, and you will abide therein eternally.

71 Onlar için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır, canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi kalacaksınız.

71 Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.

71 ان پر سونے کی پرچوں اور پیالوں کا دور چلے گا۔ اور وہاں جو جی چاہے اور جو آنکھوں کو اچھا لگے (موجود ہوگا) اور (اے اہل جنت) تم اس میں ہمیشہ رہو گے

71 اُن کے آگے سونے کے تھال اور ساغر گردش کرائے جائیں گے اور ہر من بھاتی اور نگاہوں کو لذت دینے والی چیز وہاں موجود ہو گی ان سے کہا جائے گا، "تم اب یہاں ہمیشہ رہو گے

وَتِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٧٢

And thisişteاور یہwatil'ka(is) the Paradisecennetجنتl-janatuwhichsize miras verilenوہ جوallatīyou are made to inheritتم وارث بنائے گئے ہوūrith'tumūhāfor whatkarşılıkاس کے بوجہ اس کےbimāyou used toolduklarınızaجو تھے تمkuntumdoyapıyor(lar)تم عمل کرتےtaʿmalūna

72 And that is Paradise which you are made to inherit for what you used to do.

72 İşlediklerinize karşılık, size miras verilen işte bu cennettir.

72 İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.

72 اور یہ جنت جس کے تم مالک کر دیئے گئے ہو تمہارے اعمال کا صلہ ہے

72 تم اِس جنت کے وارث اپنے اُن اعمال کی وجہ سے ہوئے ہو جو تم دنیا میں کرتے رہے

لَكُمۡ فِيهَا فَـٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٧٣

For yousizin için vardırتمہارے لیےlakumthereinoradaاس میںfīhā(are) fruitsmeyvaپھل ہوں گےfākihatunabundantçokبہت سےkathīratunfrom itonlardanان میں سےmin'hāyou will eatyersinizتم کھاؤ گےtakulūna

73 For you therein is much fruit from which you will eat.

73 Orada sizin için bol yemiş vardır, onlardan yersiniz.

73 Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz.

73 وہاں تمہارے لئے بہت سے میوے ہیں جن کو تم کھاؤ گے

73 تمہارے لیے یہاں بکثرت فواکہ موجود ہیں جنہیں تم کھاؤ گے"

Surah 43 / Az-Zukhruf / The Ornaments of Gold سورة الزخرف 495
And indeed, itve şüphesiz Oاور بیشک وہ wa-innahu surely (is) a knowledgeilmidirالبتہ ایک علامت ہے laʿil'mun of the Hourkıyametinقیامت کی lilssāʿati So (do) nothiçتو نہ falā (be) doubtfulşüphe etmeyinتم شک کرنا tamtarunna about itondanساتھ اس کے bihā and follow Meve bana uyunاور پیروی کرو میری wa-ittabiʿūni Thisbudurیہ ہے hādhā (is the) Pathyolراستہ ṣirāṭun
Straightdoğruسیدھا mus'taqīmun٦١ And (let) notsizi (bundan) alıkoymasınاور نہ walā avert youروکے تم کو yaṣuddannakumu the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭānu Indeed, heçünkü oبیشک وہ innahu (is) for yousizin içinتمہارے لیے lakum an enemybir düşmandırدشمن ہے ʿaduwwun clearaçıkکھلا mubīnun
٦٢ And whenne zaman kiاور جب walammā camegelinceلائے jāa IsaÎsaعیسیٰ ʿīsā with clear proofsaçık kanıtlarlaکھلی نشانیاں bil-bayināti he saiddedi kiاس نے کہا qāla Verilyelbetteتحقیق qad I have come to youben size geldimمیں لایاہوں تمہارے پاس ji'tukum with wisdomhikmet ileحکمت bil-ḥik'mati
and that I make clearve açıklamak için (geldim)اور تاکہ میں بیان کردوں wali-ubayyina to yousizeتمہارے لیے lakum somebir kısmınıبعض baʿḍa (of) that whichşeylerdenوہ چیز alladhī you differayrılığa düştünüğünüzتم اختلاف کرتے ہو takhtalifūna in itondaجس میں fīhi So fearo halde korkunپس ڈرو fa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha and obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرو میری wa-aṭīʿūni
٦٣ Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha HeO'durوہ huwa (is) my Lordbenim Rabbimرب ہے میرا rabbī and your Lordve sizin Rabbinizاور رب تمہارا warabbukum so worship HimO'na tapınپس عبادت کرو اس کی fa-uʿ'budūhu Thisbudurیہ ہے hādhā (is) a Pathyolراستہ ṣirāṭun Straightdoğruسیدھا mus'taqīmun
٦٤ But differedbirbirleriyle ihtilafa düştülerپس اختلاف کیا fa-ikh'talafa the factionsguruplarگروہوں نے l-aḥzābu fromaralarından çıkanسے min among themان کے درمیان baynihim so woevay halineپس ہلاکت ہے fawaylun to those whozulmedenlerinان لوگوں کے لیے lilladhīna wrongedجنہوں نے ظلم کیا ẓalamū
fromazabındanسے min (the) punishmentعذاب ʿadhābi (of the) Daybir gününدن کے yawmin painfulacıklıدردناک alīmin٦٥ Arebekliyorlar-mı?نہیں hal they waitingbekliyorlarوہ انتظار کرتے yanẓurūna exceptمگر illā (for) the Hoursa'atinقیامت کا l-sāʿata thatbaşlarına gelmesindenکہ an
it should come on themآجائے ان کے پاس tatiyahum suddenlyansızınاچانک baghtatan while theyve onlarاور وہ wahum (do) nothiçنہ perceivefarkında değillerkenشعور رکھتے ہوں yashʿurūna٦٦ Friendsdostlarدوست al-akhilāu that Dayo günآج کے دن yawma-idhin
some of thembir kısmıان میں سے بعض baʿḍuhum to othersdiğerineبعض کے لیے libaʿḍin (will be) enemiesdüşmandırدشمن ہوں گے ʿaduwwun exceptdışındaمگر illā the righteousmuttakilerتقوی والے l-mutaqīna٦٧ O My slavesey kullarımاے میرے بندو yāʿibādi Noyokturنہیں fearkorkuکوئی خوف khawfun
on yousizeتم پر ʿalaykumu this Daybugünآج l-yawma and notve ne deاور نہ walā yousizتم antum will grieveüzülmeyeceksinizتم غمگین ہو گے taḥzanūna٦٨ Those whokimselerوہ لوگ alladhīna believediman eden(ler)جو ایمان لائے āmanū in Our Versesayetlerimizeہماری آیات پر biāyātinā
and wereve olanlarاور تھے وہ wakānū submissivemüslümanمسلمان (ان سے کہا جائے گا) mus'limīna٦٩ Enterhaydi girinداخل ہوجاؤ ud'khulū Paradisecenneteجنت میں l-janata yousizتم antum and your spousesve eşlerinizاور تمہاری بیویاں wa-azwājukum
delightedağırlanıp sevindirileceksinizتم خوش رکھے جاؤ گے tuḥ'barūna٧٠ Will be circulateddolaştırılırگردش کرائے جائیں گے yuṭāfu for themonların önündeان پر ʿalayhim platestepsilerبڑے پیالے biṣiḥāfin ofaltındanکے min goldسونے dhahabin and cupsve kadehlerاور ساغر wa-akwābin
And thereinorada vardırاور اس میں wafīhā (is) whather şeyجو desirescanların çektiğiتمنا کریں گے tashtahīhi the soulsnefislerininنفس l-anfusu and delightsve hoşlandığıاور لذت پائیں گی wataladhu the eyesgözlerinنگاہیں l-aʿyunu and youve sizاور تم wa-antum thereinoradaان میں fīhā
will abide foreverebedi kalacaksınızہمیشہ رہنے والے ہو khālidūna٧١ And thisişteاور یہ watil'ka (is) the Paradisecennetجنت l-janatu whichsize miras verilenوہ جو allatī you are made to inheritتم وارث بنائے گئے ہو ūrith'tumūhā for whatkarşılıkاس کے بوجہ اس کے bimā you used toolduklarınızaجو تھے تم kuntum
doyapıyor(lar)تم عمل کرتے taʿmalūna٧٢ For yousizin için vardırتمہارے لیے lakum thereinoradaاس میں fīhā (are) fruitsmeyvaپھل ہوں گے fākihatun abundantçokبہت سے kathīratun from itonlardanان میں سے min'hā you will eatyersinizتم کھاؤ گے takulūna٧٣
٤٩٥
‹ 493page 494 of the printed Mushaf495 ›