إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِينَ فِى عَذَابِ جَهَنَّمَ خَـٰلِدُونَ ٧٤

Indeedşüphesizبیشکinnathe criminalssuçlularمجرم لوگl-muj'rimīna(will be) inazabındaمیں(the) punishmentعذابʿadhābi(of) Hellcehennemجہنم کےjahannamaabiding foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidūna

74 Indeed, the criminals will be in the punishment of Hell, abiding eternally.

74 Doğrusu suçlular, temelli kalacakları cehennemin azabı içindedirler.

74 Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedi olarak kalacaklardır.

74 (اور کفار) گنہگار ہمیشہ دوزخ کے عذاب میں رہیں گے

74 رہے مجرمین، تو وہ ہمیشہ جہنم کے عذاب میں مبتلا رہیں گے

لَا يُفَتَّرُ عَنۡهُمۡ وَهُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ ٧٥

Nothiçنہwill it subsidehafifletilmeyecektirکم کیا جائے گاyufattarufor themkendilerindenان سےʿanhumand theyve onlarاور وہwahumin itonun içindeاس میںfīhi(will) despairumutsuzdurlarمایوس ہوں گےmub'lisūna

75 It will not be allowed to subside for them, and they, therein, are in despair.

75 Azaba hiç ara verilmez, onlar orada tamamen umutsuzdurlar.

75 Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içersinde ümitsizdirler.

75 جو ان سے ہلکا نہ کیا جائے گا اور وہ اس میں نامید ہو کر پڑے رہیں گے

75 کبھی اُن کے عذاب میں کمی نہ ہو گی، اور وہ اس میں مایوس پڑے ہوں گے

وَمَا ظَلَمۡنَـٰهُمۡ وَلَـٰكِن كَانُواۡ هُمُ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٧٦

And notbiz onlara zulmetmedikاور نہیںwamāWe wronged themظلم کیا ہم نے ان پرẓalamnāhumbutfakatلیکنwalākinthey wereidilerتھے وہkānūthemselvesonlarوہیhumuwrongdoerszalimlerظالمl-ẓālimīna

76 And We did not wrong them, but it was they who were the wrongdoers.

76 Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalim kimselerdi.

76 Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zâlimler oldular.

76 اور ہم نے ان پر ظلم نہیں کیا۔ بلکہ وہی (اپنے آپ پر) ظلم کرتے تھے

76 ان پر ہم نے ظلم نہیں کیا بلکہ وہ خود ہی اپنے اوپر ظلم کرتے رہے

وَنَادَوۡاۡ يَـٰمَـٰلِكُ لِيَقۡضِ عَلَيۡنَا رَبُّكَ‌ۖ قَالَ إِنَّكُم مَّـٰكِثُونَ ٧٧

And they will callve seslendilerاور وہ پکاریں گےwanādawO Malikey Malikاے مالکyāmālikuLet put an endhüküm versinچاہیے کہ فیصلہ کردےliyaqḍito usbizim hakkımızdaہم پرʿalaynāyour LordRabbinتیرا ربrabbukaHe (will) saydediکہے گاqālaIndeed, yousizبیشک تمinnakum(will) remainkalacaksınızتم یونہی رہنے والے ہوmākithūna

77 And they will call, "O Malik, let your Lord put an end to us!" He will say, "Indeed, you will remain."

77 Cehennemde şöyle seslenilir: "Ey Nöbetçi! Rabbin hiç değilse canımızı alsın." Nöbetçi: "Siz böyle kalacaksınız" der.

77 Onlar cehennem bekçisine: "Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün." diye seslenirler. Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der.

77 اور پکاریں گے کہ اے مالک تمہارا پروردگار ہمیں موت دے دے۔ وہ کہے گا کہ تم ہمیشہ (اسی حالت میں) رہو گے

77 وہ پکاریں گے”اے مالک،1 تیرا ربّ ہمارا کام ہی تمام کر دے تو اچھا ہے۔“ وہ جواب دے گا”تم یوں ہی پڑے رہو گے

لَقَدۡ جِئۡنَـٰكُم بِٱلۡحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَكُمۡ لِلۡحَقِّ كَـٰرِهُونَ ٧٨

Certainlyandolsunالبتہ تحقیقlaqadWe have brought youbiz size getirdikلائے ہم تمہارے پاسji'nākumthe truthhakkıحقbil-ḥaqibutfakatلیکنwalākinnamost of yousizin çoğunuzاکثر تمہارےaktharakumto the truthhaktanحق کے لیےlil'ḥaqqi(are) aversehoşlanmıyorsunuzناگوار تھےkārihūna

78 We had certainly brought you the truth, but most of you, to the truth, were averse.

78 And olsun ki, size gerçeği getirdik; fakat çoğunuz gerçeği sevmiyorsunuz.

78 Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

78 ہم تمہارے پاس حق لے کر آئے ہیں لیکن تم اکثر حق سے ناخوش ہوتے رہے

78 ہم تمہارے پاس حق لے کر آئے تھے مگر تم میں سے اکثر کو حق ہی ناگوار تھا۔“1

أَمۡ أَبۡرَمُوٓاۡ أَمۡرًا فَإِنَّا مُبۡرِمُونَ ٧٩

Oryoksaبلکہamhave they determinedkararlaştırdılar (mı?)انہوں نے مقرر کیاabramūan affairbir işایک کامamranThen indeed, Weelbette biz deتو بیشک ہمfa-innā(are) determinedkararlıyızمقرر کرنے والے ہیںmub'rimūna

79 Or have they devised [some] affair? But indeed, We are devising [a plan].

79 Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.

79 Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezalandırmak için kararlıyız.

79 کیا انہوں نے کوئی بات ٹھہرا رکھی ہے تو ہم بھی کچھ ٹھہرانے والے ہیں

79 کیا  اِن لوگوں نے کوئی اِقدام کرنے کا فیصلہ کر لیا ہے؟1 اچھا تو ہم بھی پھر ایک فیصلہ کیے لیتے ہیں

أَمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّا لَا نَسۡمَعُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُم‌ۚ بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيۡهِمۡ يَكۡتُبُونَ ٨٠

Oryoksaیاam(do) they thinksanıyorlar (mı?)وہ سمجھتے ہیںyaḥsabūnathat Webizبیشک ہمannā(can) notişitmiyoruzنہیںhearہم سنتےnasmaʿutheir secret(s)onların sırlarınıان کی راز کی باتیںsirrahumand their private counsel(s)ve gizli konuşmalarınıاور ان کی سرگوشیاںwanajwāhumNayhayır (işitiriz)کیوں نہیںbalāand Our Messengersve elçilerimizاور ہمارے بھیجے ہوئےwarusulunāwith themyanlarında bulunanان کے پاسladayhimare recordingyazarlarلکھ رہے ہیںyaktubūna

80 Or do they think that We hear not their secrets and their private conversations? Yes, [We do], and Our messengers are with them recording.

80 Yoksa, kendilerinin gizli veya açık konuşmalarını duymayız mı sanırlar? Hayır; öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadır.

80 Yoksa onlar bizim sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçi meleklerimiz de her yaptıklarını yazıyorlar.

80 کیا یہ لوگ یہ خیال کرتے ہیں کہ ہم ان کی پوشیدہ باتوں اور سرگوشیوں کو سنتے نہیں؟ ہاں ہاں (سب سنتے ہیں) اور ہمارے فرشتے ان کے پاس (ان کی سب باتیں) لکھ لیتے ہیں

80 کیا اِنہوں نے یہ سمجھ رکھا ہے کہ ہم اِن کی راز کی باتیں اور اِن کی سرگوشیاں سنتے نہیں ہیں؟ ہم سب کچھ سن رہے ہیں اور ہمارے فرشتے اِن کے پاس ہی لکھ رہے ہیں

قُلۡ إِن كَانَ لِلرَّحۡمَـٰنِ وَلَدٌ فَأَنَاۡ أَوَّلُ ٱلۡعَـٰبِدِينَ ٨١

Sayde kiکہہ دیجئےqulIfeğerاگرinhadolsaydıہےkānathe Most GraciousRahman'ınرحمن کے لیےlilrraḥmānia sonçocuğuکوئی بیٹا۔ اولادwaladunThen, Iben olurdumتو میںfa-anā(would be the) firstilkiسب سے پہلا ہوںawwalu(of) the worshipperstapanlarınعبادت کرنے والوں میںl-ʿābidīna

81 Say, [O Muhammad], "If the Most Merciful had a son, then I would be the first of [his] worshippers."

81 De ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın çocuğu olsa, kulluk edenlerin ilki ben olurdum."

81 Ey Muhammed! de ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın bir çocuğu olsaydı, ona ibâdet edenlerin birincisi ben olurdum."

81 کہہ دو کہ اگر خدا کے اولاد ہو تو میں (سب سے) پہلے (اس کی) عبادت کرنے والا ہوں

81 اِن سے کہو”اگر واقعی رحمٰن کی کوئی اولاد ہوتی تو سب سے پہلے عبادت کرنے والا میں ہوتا۔“1

سُبۡحَـٰنَ رَبِّ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا يَصِفُونَ ٨٢

Glory bemünezzehtirپاک ہےsub'ḥāna(to the) LordRabbiربrabbi(of) the heavensgöklerinآسمانوں کاl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کاwal-arḍi(the) LordRabbiربrabbi(of) the ThroneArş'ınعرش کاl-ʿarshiabove whatonların nitelendirmelerindenاس سےʿammāthey ascribeجو وہ بیان کرتے ہیںyaṣifūna

82 Exalted is the Lord of the heavens and the earth, Lord of the Throne, above what they describe.

82 Göklerin ve yerin Rabbi, Arşın Rabbi onların vasıflandırmalarından münezzehtir.

82 Göklerin ve yerin Rabbi, arşın Rabbi onların nitelendirdikleri şeyden münezzehtir, yücedir.

82 یہ جو کچھ بیان کرتے ہیں آسمانوں اور زمین کا مالک (اور) عرش کا مالک اس سے پاک ہے

82 پاک ہے آسمانوں اور زمین کا فرماں روا عرش کا مالک، اُن ساری باتوں سے جو یہ لوگ اُس کی طرف منسوب کرتے ہیں

فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواۡ وَيَلۡعَبُواۡ حَتَّىٰ يُلَـٰقُواۡ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ ٨٣

So leave thembırak onlarıتو چھوڑ دو ان کوfadharhum(to) converse vainlydalsınlarبحثیں کریںyakhūḍūand playve oynasınlarاور کھیلتے رہیںwayalʿabūuntilkadarیہاں تک کہḥattāthey meetkavuşuncayaوہ جاملیںyulāqūtheir Daygünlerineاپنے دن سےyawmahumuwhichkendilerine vadedilenوہ جوalladhīthey are promisedوہ وعدہ کیے جاتے ہیںyūʿadūna

83 So leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised.

83 Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.

83 Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar.

83 تو ان کو بک بک کرنے اور کھیلنے دو۔ یہاں تک کہ جس دن کا ان سے وعدہ کیا جاتا ہے اس کو دیکھ لیں

83 اچھا، اِنہیں اپنے باطل خیالات میں غرق اور اپنے کھیل میں منہمک رہنے دو، یہاں تک کہ یہ اپنا وہ دن دیکھ لیں جس کا اِنہیں خوف دلایا جا رہا ہے

وَهُوَ ٱلَّذِى فِى ٱلسَّمَآءِ إِلَـٰهٌ وَفِى ٱلۡأَرۡضِ إِلَـٰهٌ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ ٨٤

And Heve O'durاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whokiوہ ذات ہے جوalladhī(is) ingökteمیںthe heaven آسمانl-samāiGodTanrı'dırالہ ہےilāhunand inveاور میںwafīthe earth yerdeزمینl-arḍiGodTanrı'dırالہ ہےilāhunAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Wisehakimdirحکمت والا ہے،l-ḥakīmuthe All-Knowerbilendirعلم والا ہےl-ʿalīmu

84 And it is Allah who is [the only] deity in the heaven, and on the earth [the only] deity. And He is the Wise, the Knowing.

84 Gökte de Tanrı, yerde de Tanrı O'dur. Hakim olan, her şeyi bilen O'dur.

84 Gökteki ilâh da yerdeki ilâh da O'dur. O hüküm ve hikmet sahibidir herşeyi bilir.

84 اور وہی (ایک) آسمانوں میں معبود ہے اور (وہی) زمین میں معبود ہے۔ اور وہ دانا (اور) علم والا ہے

84 وہی ایک  آسمان میں بھی خدا ہے اور زمین میں بھی خدا، اور وہی حکیم و علیم ہے۔1

وَتَبَارَكَ ٱلَّذِى لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٨٥

And blessed (is)ve ne yücedirاور بابرکت ہےwatabārakathe One Who kendisine ait olanوہ ذاتalladhīto Whomاس کے لیے ہےlahu(belongs the) dominionmülküبادشاہتmul'ku(of) the heavensgöklerinآسمانوں کیl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کیwal-arḍiand whateverve bulunan her şeyinاور جو کچھwamā(is) between both of themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہےbaynahumāand with HimO'nun yanındadırاور اسی کے پاس ہےwaʿindahu(is the) knowledgebilgisiعلمʿil'mu(of) the Hoursa'atinقیامت کاl-sāʿatiand to Himve O'naاور اسی کی طرفwa-ilayhiyou will be returneddöndürüleceksinizتم لوٹائے جاؤ گےtur'jaʿūna

85 And blessed is He to whom belongs the dominion of the heavens and the earth and whatever is between them and with whom is knowledge of the Hour and to whom you will be returned.

85 Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı kendisinin olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek O'na aittir. O'na döneceksiniz.

85 Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O'na döndürüleceksiniz.

85 اور وہ بہت بابرکت ہے جس کے لئے آسمانوں اور زمین کی اور جو کچھ ان دونوں میں ہے سب کی بادشاہت ہے۔ اور اسی کو قیامت کا علم ہے اور اسی کی طرف تم لوٹ کر جاؤ گے

85 بہت بالا و برتر ہے وہ جس کے قبضے میں زمین اور آسمانوں اور ہر اُس چیز کی بادشاہی ہے جو زمین و آسمان کے درمیان پائی جاتی ہے۔1 اور وہی قیامت کی گھڑی کا علم رکھتا ہے، اور اسی کی طرف تم سب پلٹائے جانے والے ہو۔2

وَلَا يَمۡلِكُ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِ ٱلشَّفَـٰعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ ٨٦

And notve değillerdirاور نہیںwalāhave powersahipمالک ہوسکتے۔ اختیارyamlikuthose whomşeylerوہ لوگ رکھتےalladhīnathey invokeyalvardıklarıجن کو وہ پکارتے ہیںyadʿūnabesides HimO'ndan başkaسےminbesides Himاس کے سواdūnihi(for) the intercessionşefa'at (yetkisin)eشفاعت کےl-shafāʿataexceptancak bunun dışındadırمگرillāwhokimselerجوmantestifiesşahidlik edenگواہی دےshahidato the truthhakkaحق کے ساتھbil-ḥaqiand theyve onlarاور وہ،wahumknowbilerekوہ جانتے ہوںyaʿlamūna

86 And those they invoke besides Him do not possess [power of] intercession; but only those who testify to the truth [can benefit], and they know.

86 Allah'ı bırakıp yalvardıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hakkı bilip ona şahidlik edenler bunun dışındadır.

86 Onların Allah'ı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir.

86 اور جن کو یہ لوگ خدا کے سوا پکارتے ہیں وہ سفارش کا کچھ اختیار نہیں رکھتے۔ ہاں جو علم ویقین کے ساتھ حق کی گواہی دیں (وہ سفارش کرسکتے ہیں)

86 اُس کو چھوڑ کر یہ لوگ جنہیں پکارتے ہیں وہ کسی شفاعت کا اختیار نہیں رکھتے، اِلّا یہ کہ کوئی علم کی بنا پر حق کی شہادت دے۔1

وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَهُمۡ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ‌ۖ فَأَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ ٨٧

And ifve andolsunاور البتہ اگرwala-inyou ask themonlara sorsanپوچھو تم ان سےsa-altahumwhokim?کس نےmancreated themonları yarattıپیدا کیا ان کوkhalaqahumthey will certainly sayelbette derlerالبتہ ضرور کہیں گےlayaqūlunnaAllahاللہ تعالیٰ نےl-lahuThen howo halde nasıl?تو کہاں سےfa-annāare they deludedçevriliyorlarوہ دھوکہ کھا رہے ہیں۔ پھرائے جاتے ہیںyu'fakūna

87 And if you asked them who created them, they would surely say, "Allah." So how are they deluded?

87 And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: "Allah" derler. Öyleyken nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar?

87 Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: "Allah" derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?

87 اور اگر تم ان سے پوچھو کہ ان کو کس نے پیدا کیا ہے تو کہہ دیں گے کہ خدا نے۔ تو پھر یہ کہاں بہکے پھرتے ہیں؟

87 اور اگر تم اِن سے پوچھو کہ اِنہیں کس نے پیدا کیا ہے تو یہ خود کہیں گے کہ اللہ نے۔1 پھر کہاں سے یہ دھوکا کھا رہے ہیں

وَقِيلِهِۦ يَـٰرَبِّ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوۡمٌ لَّا يُؤۡمِنُونَ ٨٨

And his sayingve onun demesi(ne andolsun)قسم ہے ان کے قول کیwaqīlihiO my Lordya Rabاے میرے ربyārabbiIndeedşüphesizبیشکinnathesebunlarیہhāulāi(are) a peoplebir kavimdirقومqawmun(who do) notinanmayanنہیںbelieveایمان رکھتیyu'minūna

88 And [Allah acknowledges] his saying, "O my Lord, indeed these are a people who do not believe."

88 Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu.

88 Peygamberin sözü şu olmuştur: "Ey Rabbim! Bunlar gerçekten imân etmeyen bir kavimdir."

88 اور (بسااوقات) پیغمبر کہا کرتے ہیں کہ اے پروردگار یہ ایسے لوگ ہیں کہ ایمان نہیں لاتے

88 قسم ہے رسُول ؐ کے اِس قول کی کہ اے ربّ ، یہ وہ لوگ ہیں جو مان کر نہیں دیتے۔1

فَٱصۡفَحۡ عَنۡهُمۡ وَقُلۡ سَلَـٰمٌ‌ۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ٨٩

So turn awayşimdi sen geçپس دوڑ کروfa-iṣ'faḥfrom themonlardanان سےʿanhumand sayve de kiاور کہوwaqulPeaceselam olsunسلامsalāmunBut soonyakındaپس عنقریبfasawfathey will knowbileceklerdirوہ جان لیں گےyaʿlamūna

89 So turn aside from them and say, "Peace." But they are going to know.

89 Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu.

89 Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve: "Size selâm olsun." de. Onlar yakında bilecekler!

89 تو ان سے منہ پھیر لو اور سلام کہہ دو۔ ان کو عنقریب (انجام) معلوم ہوجائے گا

89 اچھا، اے نبی ؐ ، اِن سے درگزر کرو اور کہہ دو کہ سلام ہے تمہیں1 ، عنقریب اِنہیں معلوم ہو جائے گا

Surah 43 / Az-Zukhruf / The Ornaments of Gold سورة الزخرف 496
Indeedşüphesizبیشک inna the criminalssuçlularمجرم لوگ l-muj'rimīna (will be) inazabındaمیں (the) punishmentعذاب ʿadhābi (of) Hellcehennemجہنم کے jahannama abiding foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیں khālidūna٧٤ Nothiçنہ will it subsidehafifletilmeyecektirکم کیا جائے گا yufattaru for themkendilerindenان سے ʿanhum and theyve onlarاور وہ wahum
in itonun içindeاس میں fīhi (will) despairumutsuzdurlarمایوس ہوں گے mub'lisūna٧٥ And notbiz onlara zulmetmedikاور نہیں wamā We wronged themظلم کیا ہم نے ان پر ẓalamnāhum butfakatلیکن walākin they wereidilerتھے وہ kānū themselvesonlarوہی humu wrongdoerszalimlerظالم l-ẓālimīna٧٦
And they will callve seslendilerاور وہ پکاریں گے wanādaw O Malikey Malikاے مالک yāmāliku Let put an endhüküm versinچاہیے کہ فیصلہ کردے liyaqḍi to usbizim hakkımızdaہم پر ʿalaynā your LordRabbinتیرا رب rabbuka He (will) saydediکہے گا qāla Indeed, yousizبیشک تم innakum (will) remainkalacaksınızتم یونہی رہنے والے ہو mākithūna٧٧ Certainlyandolsunالبتہ تحقیق laqad
We have brought youbiz size getirdikلائے ہم تمہارے پاس ji'nākum the truthhakkıحق bil-ḥaqi butfakatلیکن walākinna most of yousizin çoğunuzاکثر تمہارے aktharakum to the truthhaktanحق کے لیے lil'ḥaqqi (are) aversehoşlanmıyorsunuzناگوار تھے kārihūna٧٨ Oryoksaبلکہ am have they determinedkararlaştırdılar (mı?)انہوں نے مقرر کیا abramū an affairbir işایک کام amran
Then indeed, Weelbette biz deتو بیشک ہم fa-innā (are) determinedkararlıyızمقرر کرنے والے ہیں mub'rimūna٧٩ Oryoksaیا am (do) they thinksanıyorlar (mı?)وہ سمجھتے ہیں yaḥsabūna that Webizبیشک ہم annā (can) notişitmiyoruzنہیں hearہم سنتے nasmaʿu their secret(s)onların sırlarınıان کی راز کی باتیں sirrahum and their private counsel(s)ve gizli konuşmalarınıاور ان کی سرگوشیاں wanajwāhum Nayhayır (işitiriz)کیوں نہیں balā
and Our Messengersve elçilerimizاور ہمارے بھیجے ہوئے warusulunā with themyanlarında bulunanان کے پاس ladayhim are recordingyazarlarلکھ رہے ہیں yaktubūna٨٠ Sayde kiکہہ دیجئے qul Ifeğerاگر in hadolsaydıہے kāna the Most GraciousRahman'ınرحمن کے لیے lilrraḥmāni a sonçocuğuکوئی بیٹا۔ اولاد waladun Then, Iben olurdumتو میں fa-anā (would be the) firstilkiسب سے پہلا ہوں awwalu
(of) the worshipperstapanlarınعبادت کرنے والوں میں l-ʿābidīna٨١ Glory bemünezzehtirپاک ہے sub'ḥāna (to the) LordRabbiرب rabbi (of) the heavensgöklerinآسمانوں کا l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کا wal-arḍi (the) LordRabbiرب rabbi (of) the ThroneArş'ınعرش کا l-ʿarshi
above whatonların nitelendirmelerindenاس سے ʿammā they ascribeجو وہ بیان کرتے ہیں yaṣifūna٨٢ So leave thembırak onlarıتو چھوڑ دو ان کو fadharhum (to) converse vainlydalsınlarبحثیں کریں yakhūḍū and playve oynasınlarاور کھیلتے رہیں wayalʿabū untilkadarیہاں تک کہ ḥattā they meetkavuşuncayaوہ جاملیں yulāqū their Daygünlerineاپنے دن سے yawmahumu
whichkendilerine vadedilenوہ جو alladhī they are promisedوہ وعدہ کیے جاتے ہیں yūʿadūna٨٣ And Heve O'durاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whokiوہ ذات ہے جو alladhī (is) ingökteمیں the heaven آسمان l-samāi GodTanrı'dırالہ ہے ilāhun and inveاور میں wafī the earth yerdeزمین l-arḍi
GodTanrı'dırالہ ہے ilāhun And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Wisehakimdirحکمت والا ہے، l-ḥakīmu the All-Knowerbilendirعلم والا ہے l-ʿalīmu٨٤ And blessed (is)ve ne yücedirاور بابرکت ہے watabāraka the One Who kendisine ait olanوہ ذات alladhī to Whomاس کے لیے ہے lahu (belongs the) dominionmülküبادشاہت mul'ku (of) the heavensgöklerinآسمانوں کی l-samāwāti
and the earthve yerinاور زمین کی wal-arḍi and whateverve bulunan her şeyinاور جو کچھ wamā (is) between both of themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہے baynahumā and with HimO'nun yanındadırاور اسی کے پاس ہے waʿindahu (is the) knowledgebilgisiعلم ʿil'mu (of) the Hoursa'atinقیامت کا l-sāʿati and to Himve O'naاور اسی کی طرف wa-ilayhi you will be returneddöndürüleceksinizتم لوٹائے جاؤ گے tur'jaʿūna
٨٥ And notve değillerdirاور نہیں walā have powersahipمالک ہوسکتے۔ اختیار yamliku those whomşeylerوہ لوگ رکھتے alladhīna they invokeyalvardıklarıجن کو وہ پکارتے ہیں yadʿūna besides HimO'ndan başkaسے min besides Himاس کے سوا dūnihi (for) the intercessionşefa'at (yetkisin)eشفاعت کے l-shafāʿata exceptancak bunun dışındadırمگر illā whokimselerجو man
testifiesşahidlik edenگواہی دے shahida to the truthhakkaحق کے ساتھ bil-ḥaqi and theyve onlarاور وہ، wahum knowbilerekوہ جانتے ہوں yaʿlamūna٨٦ And ifve andolsunاور البتہ اگر wala-in you ask themonlara sorsanپوچھو تم ان سے sa-altahum whokim?کس نے man created themonları yarattıپیدا کیا ان کو khalaqahum
they will certainly sayelbette derlerالبتہ ضرور کہیں گے layaqūlunna Allahاللہ تعالیٰ نے l-lahu Then howo halde nasıl?تو کہاں سے fa-annā are they deludedçevriliyorlarوہ دھوکہ کھا رہے ہیں۔ پھرائے جاتے ہیں yu'fakūna٨٧ And his sayingve onun demesi(ne andolsun)قسم ہے ان کے قول کی waqīlihi O my Lordya Rabاے میرے رب yārabbi Indeedşüphesizبیشک inna thesebunlarیہ hāulāi (are) a peoplebir kavimdirقوم qawmun
(who do) notinanmayanنہیں believeایمان رکھتی yu'minūna٨٨ So turn awayşimdi sen geçپس دوڑ کرو fa-iṣ'faḥ from themonlardanان سے ʿanhum and sayve de kiاور کہو waqul Peaceselam olsunسلام salāmun But soonyakındaپس عنقریب fasawfa they will knowbileceklerdirوہ جان لیں گے yaʿlamūna٨٩
٤٩٦
‹ 494page 495 of the printed Mushaf496 ›