وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ لَوۡلَا نُزِّلَتۡ سُورَةٌ‌ۖ فَإِذَآ أُنزِلَتۡ سُورَةٌ مُّحۡكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلۡقِتَالُ‌ۙ رَأَيۡتَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يَنظُرُونَ إِلَيۡكَ نَظَرَ ٱلۡمَغۡشِىِّ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡمَوۡتِ‌ۖ فَأَوۡلَىٰ لَهُمۡ ٢٠

And sayve derlerاور کہہ رہے تھےwayaqūluthose whokimselerوہ لوگalladhīnabelieveinanan(lar)جو ایمان لائےāmanūWhy notdeğil miydi?کیوں نہیںlawlāhas been revealedindirilmeliاتاری گئیnuzzilata Surahbir sureکوئی سورتsūratunBut whenzamanپھر جبfa-idhāis revealedindirildiğiاتاری گئیunzilata Surahbir sureکوئی سورتsūratunprecisehükmü açıkمحکمmuḥ'kamatunand is mentionedve söz edilinceاور ذکر کیا گیاwadhukirain itondaاس میںfīhāthe fightingsavaştanجنگ کاl-qitāluyou seegörürsünتم نے دیکھاra-aytathose whokimselerinان لوگوں کوalladhīnainbulunanمیںtheir heartskalblerindeجن کے دلوں (میں)qulūbihim(is) a diseasehastalıkبیماری تھیmaraḍunlookingbaktıklarınıوہ دیکھ رہے تھےyanẓurūnaat you sanaآپ کی طرفilaykaa lookbakışı gibiجیسا دیکھناnaẓara(of) one faintingbaygınlık çökmüşبےہوشی طاری ہوl-maghshiyi(of) one faintingüzerineاس پرʿalayhifromölümdenسےminathe deathموت کی وجہ سےl-mawtiBut more appropriatedaha yakınتو کم بختی ہےfa-awlāfor themonlaraان کے لیےlahum

20 Those who believe say, "Why has a surah not been sent down? But when a precise surah is revealed and fighting is mentioned therein, you see those in whose hearts is hypocrisy looking at you with a look of one overcome by death. And more appropriate for them [would have been]

20 İnananlar: "Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak" derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.

20 İman edenler: "Keşke cihad hakkında bir sûre indirilse." derlerdi. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de, içerisinde savaş zikredilince kalplerinde hastalık olanların ölüm korkusuyla baygınlık geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Oysa onlar için ölüm yaşamaktan daha uygundur.

20 اور مومن لوگ کہتے ہیں کہ (جہاد کی) کوئی سورت کیوں نازل نہیں ہوتی؟ لیکن جب کوئی صاف معنوں کی سورت نازل ہو اور اس میں جہاد کا بیان ہو تو جن لوگوں کے دلوں میں (نفاق کا) مرض ہے تم ان کو دیکھو کہ تمہاری طرف اس طرح دیکھنے لگیں جس طرح کسی پر موت کی بےہوشی (طاری) ہو رہی ہو۔ سو ان کے لئے خرابی ہے

20 جو لوگ ایمان لائے ہیں وہ کہہ رہے  تھے  کہ کوئی سورت کیوں نہیں نازل کی جاتی(جس میں جنگ کو حکم دیا جائے)۔ مگر جب ایک محکم سورت نازل کر دی گئی جس میں جنگ کا ذکر تھا تو تم نے دیکھا کہ جن کے دلوں میں بیماری تھی وہ تمہاری  طرف اس طرح دیکھ  رہے ہیں جیسے کسی پر موت چھاگئ ہو۔1 افسوس ان کے حال پر

طَاعَةٌ وَقَوۡلٌ مَّعۡرُوفٌ‌ۚ فَإِذَا عَزَمَ ٱلۡأَمۡرُ فَلَوۡ صَدَقُواۡ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيۡرًا لَّهُمۡ ٢١

(Is) obedienceita'at etmektirاطاعتṭāʿatunand a wordve söylemektirاور باتwaqawlunkindgüzelاچھی۔ بھلیmaʿrūfunAnd whenzamanپھر جبfa-idhā(is) determinedazmedildiğiمقرر ہواʿazamathe matterişeفیصلہ۔ حکمl-amruthen ifşayetپھر اگرfalawthey had been truesadık kalsalardıوہ سچ کہیںṣadaqū(to) AllahAllah'aاللہ تعالیٰ سےl-lahasurely, it would have beenelbette olurduالبتہ ہوتاlakānabetterdaha iyiبہترkhayranfor themkendileri içinان کے لیےlahum

21 Obedience and good words. And when the matter [of fighting] was determined, if they had been true to Allah, it would have been better for them.

21 İnananlar: "Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak" derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.

21 Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

21 (خوب کام تو) فرمانبرداری اور پسندیدہ بات کہنا (ہے) پھر جب (جہاد کی) بات پختہ ہوگئی تو اگر یہ لوگ خدا سے سچے رہنا چاہتے تو ان کے لئے بہت اچھا ہوتا

21 (اُن کی زبان پر ہے) اطاعت کا اقرار اور اچھی اچھی باتیں مگر جب قطعی حکم دے دیا گیا اُس وقت وہ اللہ سے اپنے عہد میں سچے نکلتے تو انہی کے لئے اچھا تھا

فَهَلۡ عَسَيۡتُمۡ إِن تَوَلَّيۡتُمۡ أَن تُفۡسِدُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَتُقَطِّعُوٓاۡ أَرۡحَامَكُمۡ ٢٢

Then wouldöyle mi?تو کیاfahalyou perhapsbelki deامید ہے تم سےʿasaytumifeğerاگرinyou are given authorityişbaşına gelecek olursanızوالی ۔حاکم ہوجاؤ تمtawallaytumthatbozgunculuk yapacaksınızیہ کہanyou cause corruptionتم فساد کرو گےtuf'sidūinyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍiand cut offve koparacaksınızاور تم کاٹو گےwatuqaṭṭiʿūyour ties of kinshiprahimleri (akrabalık bağlarını)اپنے رشتوں کوarḥāmakum

22 So would you perhaps, if you turned away, cause corruption on earth and sever your [ties of] relationship?

22 Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz beklenmez mi sizden?

22 Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akrabalık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi?

22 (اے منافقو!) تم سے عجب نہیں کہ اگر تم حاکم ہو جاؤ تو ملک میں خرابی کرنے لگو اور اپنے رشتوں کو توڑ ڈالو

22 اب کیا تم لوگوں  سے اس کے سوا کچھ اور توقع کی جا سکتی ہے کہ اگر تم الٹے منہ پھر گئے1 تو زمین میں پھر فساد بر پا کرو  گے  اور آپس میں ایک دوسرے کے گلے کاٹو گے؟2

أُوۡلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فَأَصَمَّهُمۡ وَأَعۡمَىٰٓ أَبۡصَـٰرَهُمۡ ٢٣

Thoseonlarیہیulāika(are) the oneskimselerdirوہ لوگ ہیںalladhīnaAllah has cursed themla'netlediğiلعنت کی ان پرlaʿanahumuAllah has cursed themAllah'ınاللہ نےl-lahuso He made them deafsağır yaptığıپھر بہرا کردیا ان کوfa-aṣammahumand blindedve kör ettiğiاور اندھا کردیا ان کیwa-aʿmātheir visiongözleriniآنکھوں کوabṣārahum

23 Those [who do so] are the ones that Allah has cursed, so He deafened them and blinded their vision.

23 İşte, Allah'ın lanetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği bunlardır.

23 İşte onlar, Allah'ın lanetlediği, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

23 یہی لوگ ہیں جن پر خدا نے لعنت کی ہے اور ان (کے کانوں) کو بہرا اور (ان کی) آنکھوں کو اندھا کردیا ہے

23 یہ لوگ ہیں جن پر اللہ نے لعنت کی اور ان کو اندھا اور بہرا بنا دیا

أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلۡقُرۡءَانَ أَمۡ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقۡفَالُهَآ ٢٤

Then do notdüşünmüyorlar mı?کیا بھلا نہیںafalāthey ponderوہ تدبر کرتے۔ غور و فکر کرتےyatadabbarūna(over) the QuranKur'an'ıقرآن میںl-qur'ānaoryoksaیاamuponüzerindeپرʿalā(their) heartskalbler(inin)دلوں (پر)qulūbin(are) lockskilitleri (-mi var?)تالے ہیں ان کےaqfāluhā

24 Then do they not reflect upon the Qur'an, or are there locks upon [their] hearts?

24 Bunlar Kuran'ı düşünmezler mi? Yoksa kalbleri kilitli midir?

24 Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?

24 بھلا یہ لوگ قرآن میں غور نہیں کرتے یا (ان کے) دلوں پر قفل لگ رہے ہیں

24 کیا ان لوگوں نے قرآن پر غور نہیں کیا، یا دلوں پر ان کے قفل چڑھے  ہوئے ہیں؟1

إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱرۡتَدُّواۡ عَلَىٰٓ أَدۡبَـٰرِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡهُدَى‌ۙ ٱلشَّيۡطَـٰنُ سَوَّلَ لَهُمۡ وَأَمۡلَىٰ لَهُمۡ ٢٥

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselereوہ لوگalladhīnareturndönen(lere)جو پھرگئےir'taddūonüzerineپرʿalātheir backsarkalarıاپنی پیٹھوں (پر)adbārihimaftersonraکےminafterبعد اس کےbaʿdiwhatbelli olduktanجو(has) become clearواضح ہوگئیtabayyanato themkendilerineان کے لیےlahumu(of) the guidancedoğru yolہدایتl-hudāShaitaanşeytanشیطان نےl-shayṭānuenticedsürüklemiştirآسان کردیاsawwala[for] themonlarıان کے لیےlahumand prolonged hopeve uzun emellere düşürmüştürاور امیدیں دلائیں ۔ ڈھیل دلائیwa-amlāfor themonlarıان کوlahum

25 Indeed, those who reverted back [to disbelief] after guidance had become clear to them - Satan enticed them and prolonged hope for them.

25 Kendileri için doğru yol belli olduktan sonra ardlarına dönenleri, bu işi yapmaya şeytan sürüklemiş, onlara ümit vermiştir.

25 Gerçekten doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra gerisin geri küfre dönenlere şeytan, kötülüklerini güzel göstermiş ve onları uzun emellere düşürmüştür.

25 جو لوگ راہ ہدایت ظاہر ہونے کے بعد پیٹھ دے کر پھر گئے۔ شیطان نے (یہ کام) ان کو مزین کر دکھایا اور انہیں طول (عمر کا وعدہ) دیا

25 حقیقت یہ ہے کہ جو لوگ ہدایت واضح ہو جانے کے بعد اُس سے پھر گئے اُن کے لیے شیطان نے اِس روش کو سہل بنا دیا ہے اور جھوٹی توقعات کا سلسلہ اُن کے لیے دراز کر رکھا ہے

ذٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواۡ لِلَّذِينَ كَرِهُواۡ مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ سَنُطِيعُكُمۡ فِى بَعۡضِ ٱلۡأَمۡرِ‌ۖ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ إِسۡرَارَهُمۡ ٢٦

Thatbu böyledirیہdhālika(is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ وہbi-annahum[they] saiddedilerکہتے ہیںqālūto those whokimselereان لوگوں کے لیےlilladhīnahatehoşlanmayan(lara)جنہوں نے ناپسند کیاkarihūwhatindirdiğindenاس چیز کو جوAllah has revealedنازل کیnazzalaAllah has revealedAllah'ınاللہ نےl-lahuWe will obey yousize ita'at edeceğizعنقریب ہم اطاعت کریں گے تمہاریsanuṭīʿukuminbazısındaمیںpartبعضbaʿḍi(of) the matterişinمعاملات میںl-amriBut Allahoysa Allahاور اللہwal-lahuknowsbiliyorجانتا ہےyaʿlamutheir secretsonların gizledikleriniان کے راز۔ ان کی نیتیںis'rārahum

26 That is because they said to those who disliked what Allah sent down, "We will obey you in part of the matter." And Allah knows what they conceal.

26 Bu, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselerin: "Biz bazı işlerde size itaat edeceğiz" demelerindendir. Allah onların gizlediklerini bilir.

26 Çünkü onlar Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde biz size itaat edeceğiz." demişlerdi. Oysa Allah onların gizlediklerini biliyordu.

26 یہ اس لئے کہ جو لوگ خدا کی اُتاری ہوئی (کتاب) سے بیزار ہیں یہ ان سے کہتے ہیں کہ بعض کاموں میں ہم تمہاری بات بھی مانیں گے۔ اور خدا ان کے پوشیدہ مشوروں سے واقف ہے

26 اسی لیے انہوں نے اللہ کے ناز ل کردہ دین کو ناپسند کرنے والوں سے کہہ دیا کہ بعض معاملات میں ہم تمہاری مانیں گے۔1 اللہ ان کی یہ خفیہ باتیں خوب جانتا ہے

فَكَيۡفَ إِذَا تَوَفَّتۡهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ يَضۡرِبُونَ وُجُوهَهُمۡ وَأَدۡبَـٰرَهُمۡ ٢٧

Then hownice olur?تو کس طرحfakayfawhencanlarını alırkenجبidhātake them in deathفوت کریں گے ان کوtawaffathumuthe Angelsmeleklerفرشتےl-malāikatustrikingvurarakماریں گےyaḍribūnatheir facesyüzlerineان کے چہروں کوwujūhahumand their backsve arkalarınaاور ان کی پیٹھوں کوwa-adbārahum

27 Then how [will it be] when the angels take them in death, striking their faces and their backs?

27 Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nice olur?

27 Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak?

27 تو اُس وقت (ان کا) کیسا (حال) ہوگا جب فرشتے ان کی جان نکالیں گے اور ان کے مونہوں اور پیٹھوں پر مارتے جائیں گے

27 پھر اس وقت کیا حال ہو گا جب فرشتے ان کی روحیں قبض کریں گے اور ان کےمنہ اور پیٹھوں پر مارتے ہوئے انھیں لے جائیں گے؟1

ذٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱتَّبَعُواۡ مَآ أَسۡخَطَ ٱللَّهَ وَكَرِهُواۡ رِضۡوٰنَهُۥ فَأَحۡبَطَ أَعۡمَـٰلَهُمۡ ٢٨

Thatbu böyledirیہdhālika(is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشکbi-annahumufollowedardınca gittilerانہوں نے پیروی کیittabaʿūwhatşeylerinاس کیangeredkızdıranجس نے غصہ دلایاaskhaṭaAllahAllah'ıاللہ کوl-lahaand hatedve hoşlanmadılarاور انہوں نے ناپسند کیاwakarihūHis pleasureO'nu razı edecek şeylerdenاس کی رضا کوriḍ'wānahuso He made worthlessve boşa çıkardıتو اس نے ضائع کردیاfa-aḥbaṭatheir deedsonların amelleriniان کے اعمال کوaʿmālahum

28 That is because they followed what angered Allah and disliked [what earns] His pleasure, so He rendered worthless their deeds.

28 Bu, Allah'ı gazablandıran şeye uymaları ve O'nun rızasından hoşnut olmamalarından ötürüdür. Allah da onların işlerini boşa çıkarmıştır.

28 Bu onların Allah'ı gazablandıran şeylere uymaları ve O'nun rızasına sebep olacak şeyleri beğenmemelerinden dolayıdır. Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır.

28 یہ اس لئے کہ جس چیز سے خدا ناخوش ہے یہ اس کے پیچھے چلے اور اس کی خوشنودی کو اچھا نہ سمجھے تو اُس نے بھی ان کے عملوں کو برباد کر دیا

28 یہ اسی لیے تو ہو گا کہ انہوں نے اس طریقے کی پیروی  کی جو اللہ کو ناراض کرنے والا ہے اور کی رضا کا راستہ اختیار  کرنا  پسند نہ کیا۔ اسی بنا  پر اس نے ان کے سب اعمال ضائع کر دیے۔1

أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخۡرِجَ ٱللَّهُ أَضۡغَـٰنَهُمۡ ٢٩

Or doyoksaیاamthinksandılar (mı?)سمجھتے ہیںḥasibathose whobulunanlarوہ لوگalladhīnainمیںtheir heartskalblerindeجن کے دلوں میںqulūbihim(is) a diseasehastalıkکوئی بیماری ہےmaraḍunthataslaکہanneverہرگز نہیںlanwill Allah bring forthortaya çıkarmayacağınıنکالے گاyukh'rijawill Allah bring forthAllah'ınاللہl-lahutheir hatredkinleriniان کے کینے۔ حسد۔ بغضaḍghānahum

29 Or do those in whose hearts is disease think that Allah would never expose their [feelings of] hatred?

29 Yoksa, kalblerinde hastalık olanlar, Allah'ın onların kinlerini dışarı vurmayacağını mı sandılar?

29 Yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah kendilerinin kinlerini hiç ortaya çıkarmaz mı sandılar?

29 کیا وہ لوگ جن کے دلوں میں بیماری ہے یہ خیال کئے ہوئے ہیں کہ خدا ان کے کینوں کو ظاہر نہیں کرے گا؟

29 کیا وہ لوگ جن کے دلوں میں بیماری ہے یہ سمجھے بیٹھے ہیں کہ اللہ ان کے دلوں کے کھوٹ ظاہر نہیں کرے گا؟

Surah 47 / Muhammad / Muhammad سورة محمد 510
And sayve derlerاور کہہ رہے تھے wayaqūlu those whokimselerوہ لوگ alladhīna believeinanan(lar)جو ایمان لائے āmanū Why notdeğil miydi?کیوں نہیں lawlā has been revealedindirilmeliاتاری گئی nuzzilat a Surahbir sureکوئی سورت sūratun But whenzamanپھر جب fa-idhā is revealedindirildiğiاتاری گئی unzilat a Surahbir sureکوئی سورت sūratun
precisehükmü açıkمحکم muḥ'kamatun and is mentionedve söz edilinceاور ذکر کیا گیا wadhukira in itondaاس میں fīhā the fightingsavaştanجنگ کا l-qitālu you seegörürsünتم نے دیکھا ra-ayta those whokimselerinان لوگوں کو alladhīna inbulunanمیں their heartskalblerindeجن کے دلوں (میں) qulūbihim (is) a diseasehastalıkبیماری تھی maraḍun
lookingbaktıklarınıوہ دیکھ رہے تھے yanẓurūna at you sanaآپ کی طرف ilayka a lookbakışı gibiجیسا دیکھنا naẓara (of) one faintingbaygınlık çökmüşبےہوشی طاری ہو l-maghshiyi (of) one faintingüzerineاس پر ʿalayhi fromölümdenسے mina the deathموت کی وجہ سے l-mawti But more appropriatedaha yakınتو کم بختی ہے fa-awlā for themonlaraان کے لیے lahum
٢٠ (Is) obedienceita'at etmektirاطاعت ṭāʿatun and a wordve söylemektirاور بات waqawlun kindgüzelاچھی۔ بھلی maʿrūfun And whenzamanپھر جب fa-idhā (is) determinedazmedildiğiمقرر ہوا ʿazama the matterişeفیصلہ۔ حکم l-amru then ifşayetپھر اگر falaw they had been truesadık kalsalardıوہ سچ کہیں ṣadaqū (to) AllahAllah'aاللہ تعالیٰ سے l-laha
surely, it would have beenelbette olurduالبتہ ہوتا lakāna betterdaha iyiبہتر khayran for themkendileri içinان کے لیے lahum٢١ Then wouldöyle mi?تو کیا fahal you perhapsbelki deامید ہے تم سے ʿasaytum ifeğerاگر in you are given authorityişbaşına gelecek olursanızوالی ۔حاکم ہوجاؤ تم tawallaytum thatbozgunculuk yapacaksınızیہ کہ an you cause corruptionتم فساد کرو گے tuf'sidū
inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi and cut offve koparacaksınızاور تم کاٹو گے watuqaṭṭiʿū your ties of kinshiprahimleri (akrabalık bağlarını)اپنے رشتوں کو arḥāmakum٢٢ Thoseonlarیہی ulāika (are) the oneskimselerdirوہ لوگ ہیں alladhīna Allah has cursed themla'netlediğiلعنت کی ان پر laʿanahumu Allah has cursed themAllah'ınاللہ نے l-lahu
so He made them deafsağır yaptığıپھر بہرا کردیا ان کو fa-aṣammahum and blindedve kör ettiğiاور اندھا کردیا ان کی wa-aʿmā their visiongözleriniآنکھوں کو abṣārahum٢٣ Then do notdüşünmüyorlar mı?کیا بھلا نہیں afalā they ponderوہ تدبر کرتے۔ غور و فکر کرتے yatadabbarūna (over) the QuranKur'an'ıقرآن میں l-qur'āna
oryoksaیا am uponüzerindeپر ʿalā (their) heartskalbler(inin)دلوں (پر) qulūbin (are) lockskilitleri (-mi var?)تالے ہیں ان کے aqfāluhā٢٤ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselereوہ لوگ alladhīna returndönen(lere)جو پھرگئے ir'taddū onüzerineپر ʿalā their backsarkalarıاپنی پیٹھوں (پر) adbārihim
aftersonraکے min afterبعد اس کے baʿdi whatbelli olduktanجو (has) become clearواضح ہوگئی tabayyana to themkendilerineان کے لیے lahumu (of) the guidancedoğru yolہدایت l-hudā Shaitaanşeytanشیطان نے l-shayṭānu enticedsürüklemiştirآسان کردیا sawwala [for] themonlarıان کے لیے lahum and prolonged hopeve uzun emellere düşürmüştürاور امیدیں دلائیں ۔ ڈھیل دلائی wa-amlā
for themonlarıان کو lahum٢٥ Thatbu böyledirیہ dhālika (is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ وہ bi-annahum [they] saiddedilerکہتے ہیں qālū to those whokimselereان لوگوں کے لیے lilladhīna hatehoşlanmayan(lara)جنہوں نے ناپسند کیا karihū whatindirdiğindenاس چیز کو جو Allah has revealedنازل کی nazzala
Allah has revealedAllah'ınاللہ نے l-lahu We will obey yousize ita'at edeceğizعنقریب ہم اطاعت کریں گے تمہاری sanuṭīʿukum inbazısındaمیں partبعض baʿḍi (of) the matterişinمعاملات میں l-amri But Allahoysa Allahاور اللہ wal-lahu knowsbiliyorجانتا ہے yaʿlamu their secretsonların gizledikleriniان کے راز۔ ان کی نیتیں is'rārahum
٢٦ Then hownice olur?تو کس طرح fakayfa whencanlarını alırkenجب idhā take them in deathفوت کریں گے ان کو tawaffathumu the Angelsmeleklerفرشتے l-malāikatu strikingvurarakماریں گے yaḍribūna their facesyüzlerineان کے چہروں کو wujūhahum
and their backsve arkalarınaاور ان کی پیٹھوں کو wa-adbārahum٢٧ Thatbu böyledirیہ dhālika (is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشک bi-annahumu followedardınca gittilerانہوں نے پیروی کی ittabaʿū whatşeylerinاس کی angeredkızdıranجس نے غصہ دلایا askhaṭa AllahAllah'ıاللہ کو l-laha
and hatedve hoşlanmadılarاور انہوں نے ناپسند کیا wakarihū His pleasureO'nu razı edecek şeylerdenاس کی رضا کو riḍ'wānahu so He made worthlessve boşa çıkardıتو اس نے ضائع کردیا fa-aḥbaṭa their deedsonların amelleriniان کے اعمال کو aʿmālahum٢٨ Or doyoksaیا am thinksandılar (mı?)سمجھتے ہیں ḥasiba
those whobulunanlarوہ لوگ alladhīna inمیں their heartskalblerindeجن کے دلوں میں qulūbihim (is) a diseasehastalıkکوئی بیماری ہے maraḍun thataslaکہ an neverہرگز نہیں lan will Allah bring forthortaya çıkarmayacağınıنکالے گا yukh'rija will Allah bring forthAllah'ınاللہ l-lahu their hatredkinleriniان کے کینے۔ حسد۔ بغض aḍghānahum٢٩
٥١٠
‹ 508page 509 of the printed Mushaf510 ›