●●●●●●

سُورَةُ ق

Qaf / The Letter "Qaf"

Meccan  ◆  45 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قٓ‌ۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡمَجِيدِ ١

QafKafقqafBy the QuranKur'an'a andolsunقسم ہے قرآن کیwal-qur'ānithe Gloriousuyarıcı şerefliمجید-بزرگی والےl-majīdi

1 Qaf. By the honored Qur'an...

1 Kaf. Şanlı Kuran'a and olsun.

1 Kâf. Şanlı ve şerefli Kur'an'a andolsun ki,

1 قٓ۔ قرآن مجید کی قسم (کہ محمد پیغمبر خدا ہیں)

1 ق، قسم ہےقرآن مجید کی 1

بَلۡ عَجِبُوٓاۡ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنۡهُمۡ فَقَالَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا شَىۡءٌ عَجِيبٌ ٢

Naydoğrusuبلکہbalthey wonderşaştılarانہیں تعجب ہواʿajibūthatgelmesineکہanhas come to themآگیا ان کے پاسjāahuma warnerbir uyarıcıایک ڈرانے والاmundhirunfrom themiçlerindenان میں سےmin'humSo saydedilerتو کہاfaqālathe disbelieverskafirlerکافروں نےl-kāfirūnaThisbuیہhādhā(is) a thingbir şeydirایک چیز ہےshayonamazingtuhafبہت ہی عجیبʿajībun

2 But they wonder that there has come to them a warner from among themselves, and the disbelievers say, "This is an amazing thing.

2 Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: "Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür" dediler.

2 Doğrusu kâfirler kendi içlerinden uyarıcı bir peygamber geldiğine şaşırdılar da dediler ki: "Bu şaşılacak bir şeydir!

2 لیکن ان لوگوں نے تعجب کیا کہ انہی میں سے ایک ہدایت کرنے والا ان کے پاس آیا تو کافر کہنے لگے کہ یہ بات تو (بڑی) عجیب ہے

2 بلکہ ان لوگوں کو تعجب اس بات پر ہوا کہ ایک خبردار کرنے والا خود انہی میں سے ان کے پاس آگیا۔1 پھر  منکرین کہنے لگے”یہ تو عجیب بات ہے

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا‌ۖ ذٰلِكَ رَجۡعُۢ بَعِيدٌ ٣

What! Whenzaman mı?کیا جبa-idhāwe diebiz öldüğümüzہم مرجائیں گےmit'nāand have becomeve olduğumuzاور ہم ہوجائیں گےwakunnādusttoprakمٹیturābanThatbuیہdhālika(is) a returnbir dönüştürپلٹنا۔ پھر آناrajʿunfaruzakدور کا ہے۔ ناممکن ہےbaʿīdun

3 When we have died and have become dust, [we will return to life]? That is a distant return."

3 Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: "Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür" dediler.

3 Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakit mi (tekrar) dirileceğiz? bu dönüş çok uzaktır."

3 بھلا جب ہم مر گئے اور مٹی ہوگئے (تو پھر زندہ ہوں گے؟) یہ زندہ ہونا (عقل سے) بعید ہے

3 کیا جب ہم مر جائیں گے اور خاک ہو جائیں گے (تو دوبارہ اٹھا ئے جائیں گے)؟ یہ واپسی تو عقل سے بعید ہے۔“1

قَدۡ عَلِمۡنَا مَا تَنقُصُ ٱلۡأَرۡضُ مِنۡهُمۡ‌ۖ وَعِندَنَا كِتَـٰبٌ حَفِيظُۢ ٤

CertainlyandolsunتحقیقqadWe knowbiz bilmişizdirہم نے جان لیاʿalim'nāwhatneاس کا بھی جوdiminisheseksilttiğiniکمی کرتی ہےtanquṣuthe earthyerinزمینl-arḍuof themonlardanان میں سےmin'humand with Usve yanımızda vardırاور ہمارے پاسwaʿindanā(is) a Bookbir Kitapایک کتاب ہےkitābunguarded(her şeyi) zaptedenمحفوظ۔ حفاظت کرنے والیḥafīẓun

4 We know what the earth diminishes of them, and with Us is a retaining record.

4 Onlardan kimlerin ölüp toprağa karıştığını biliyoruz. Katımızda her şeyi unutulmaktan koruyan bir kitap vardır.

4 Fakat biz toprağın onlardan neyi eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda herşeyi kaydedip muhafaza eden bir kitap vardır.

4 ان کے جسموں کو زمین جتنا (کھا کھا کر) کم کرتی جاتی ہے ہمیں معلوم ہے۔ اور ہمارے پاس تحریری یادداشت بھی ہے

4 (حالانکہ) زمین ان کے جسم میں سے کچھ کھاتی ہے وہ سب ہمارے علم میں ہے اور ہمارے پاس ایک کتاب ہے جس میں سب کچھ محفوظ ہے۔1

بَلۡ كَذَّبُواۡ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَهُمۡ فِىٓ أَمۡرٍ مَّرِيجٍ ٥

Naydoğrusuبلکہbalthey deniedonlar yalanladılarانہوں نے جھٹلایاkadhabūthe truthhak ileحق کوbil-ḥaqiwhenkendilerine gelinceجبlammāit came (to) themوہ آگیا ان کے پاسjāahumso theyşimdi onlarتو وہfahum(are) iniçindedirlerمیںa statebir durumunایک معاملے میں ہیںamrinconfusedçalkantılıمضطربmarījin

5 But they denied the truth when it came to them, so they are in a confused condition.

5 Hayır; onlar, gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.

5 Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıztırap içindeler.

5 بلکہ (عجیب بات یہ ہے کہ) جب ان کے پاس (دین) حق آ پہنچا تو انہوں نے اس کو جھوٹ سمجھا سو یہ ایک الجھی ہوئی بات میں (پڑ رہے) ہیں

5 بلکہ ان لوگوں نے تو جس وقت حق اِن کے پاس آیا اُسی وقت اُسے صاف جھٹلادیا۔ اسی وجہ سے اب یہ الجھن میں پڑے ہوئے ہیں۔1

أَفَلَمۡ يَنظُرُوٓاۡ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَوۡقَهُمۡ كَيۡفَ بَنَيۡنَـٰهَا وَزَيَّنَّـٰهَا وَمَا لَهَا مِن فُرُوجٍ ٦

Then do notbakmadılar mı?کیا بھلا نہیںafalamthey lookانہوں نے دیکھاyanẓurūatgöğeطرفilāthe skyآسمان کیl-samāiabove them üstlerindekiاپنے اوپرfawqahumhownasılکس طرحkayfaWe structured itonu bina ettikبنایا ہم نے اس کوbanaynāhāand adorned itve onu süsledikاور زینت بخشی ہم نے اس کوwazayyannāhāand notve yokturاور نہیںwamāfor itonunاس کے لیےlahāanyhiçbirکوئیminriftsçatlağıشگافfurūjin

6 Have they not looked at the heaven above them - how We structured it and adorned it and [how] it has no rifts?

6 Onlar, üstlerindeki göğü nasıl yapmışız, süslemişizdir bir bakmazlar mı? Onda hiçbir çatlak da yoktur.

6 Artık üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve süslemişiz, onun hiç bir çatlağı yoktur.

6 کیا انہوں نے اپنے اوپر آسمان کی طرف نگاہ نہیں کی کہ ہم نے اس کو کیونکر بنایا اور (کیونکر) سجایا اور اس میں کہیں شگاف تک نہیں

6 1 اچھا، تو کیا انہوں نے کبھی اپنے اوپر آسمان کی طرف نہیں دیکھا؟ کس طرح ہم  نے اسے بنایا اور آراستہ کیا، 2 اور اس میں کوئی رخنہ نہیں ہے۔3

وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَـٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوٰسِىَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجٍ ٧

And the earthve arzıاور زمینwal-arḍaWe have spread it outyaydık onuبچھایا ہم نے اس کوmadadnāhāand castve attıkاور ڈالے ہم نےwa-alqaynāthereinonaاس میںfīhāfirmly set mountainssağlam dağlarپہاڑrawāsiyaand We made to growve bitirdikاور اگائے ہم نےwa-anbatnāthereinondaاس میںfīhāofher-tenکےmineveryherہر قسم کےkullikindجوڑےzawjinbeautifulgüzelبارونقbahījin

7 And the earth - We spread it out and cast therein firmly set mountains and made grow therein [something] of every beautiful kind,

7 Allah'a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.

7 Yeri de nasıl uzatmış, üzerine sabit dağlar oturtmuşuz. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik.

7 اور زمین کو (دیکھو اسے) ہم نے پھیلایا اور اس میں پہاڑ رکھ دیئے اور اس میں ہر طرح کی خوشنما چیزیں اُگائیں

7 اور زمین کو ہم نے بچھا یا اور اس میں پہاڑ جمائے اور اس کے اندر ہر طرح کی خوش منظر نباتات اُگادیں۔ 1

تَبۡصِرَةً وَذِكۡرَىٰ لِكُلِّ عَبۡدٍ مُّنِيبٍ ٨

Giving insightbasirettir;دکھانے کو۔ بصیرت پانے کے لیےtabṣiratanand a reminderve ibrettirاور نصیحت کوwadhik'rāfor everyhepsi içinواسطے ہرlikullislavekul(ların)بندے کےʿabdinwho turnsyönelenرجوع کرنے والےmunībin

8 Giving insight and a reminder for every servant who turns [to Allah].

8 Allah'a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.

8 Bunlar, Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.

8 تاکہ رجوع لانے والے بندے ہدایت اور نصیحت حاصل کریں

8 یہ ساری چیزیں آنکھیں کھولنے والی اور سبق دینے والی ہیں ہر اُس بندے کے لیے جو (حق کی طرف) رجوع کرنے والا ہو

وَنَزَّلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً مُّبَـٰرَكًا فَأَنۢبَتۡنَا بِهِۦ جَنَّـٰتٍ وَحَبَّ ٱلۡحَصِيدِ ٩

And We have sent downve indirdikاور اتارا ہم نےwanazzalnāfromgöktenسےminathe skyآسمانl-samāiwaterbir suپانیmāanblessedbereketliبرکت والاmubārakanthen We made to growbitirdikپھر اگائے ہم نےfa-anbatnātherebyonunlaساتھ اس کےbihigardensbahçelerباغاتjannātinand grainve danelerاور اناجwaḥabba(for) the harvestbiçilecekکٹنے والی کھیتی کاl-ḥaṣīdi

9 And We have sent down blessed rain from the sky and made grow thereby gardens and grain from the harvest

9 Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.

9 Bir de gökten bereketli bir su indirip de onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz.

9 اور آسمان سے برکت والا پانی اُتارا اور اس سے باغ وبستان اُگائے اور کھیتی کا اناج

9 اور آسمان سے ہم نے برکت والا پانی نازل کیا، پھر اس سے باغ اور فصل کے غلے

وَٱلنَّخۡلَ بَاسِقَـٰتٍ لَّهَا طَلۡعٌ نَّضِيدٌ ١٠

And the palms treesve hurmalarاور کھجور کے درختwal-nakhlatall yüksekبلند و بالاbāsiqātinfor itolanان کے لیےlahā(are) layerstomurcuklarıخوشے ہیںṭalʿunarrangedbirbirine girmişتہ بہ تہnaḍīdun

10 And lofty palm trees having fruit arranged in layers -

10 Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.

10 Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.

10 اور لمبی لمبی کھجوریں جن کا گابھا تہہ بہ تہہ ہوتا ہے

10 اور بلند و بالا کھجور کے درخت پیدا کر دیے جن پر پھلوں سے لدے ہوئے خوشے تہ بر تہ لگتے ہیں

رِّزۡقًا لِّلۡعِبَادِ‌ۖ وَأَحۡيَيۡنَا بِهِۦ بَلۡدَةً مَّيۡتًا‌ۚ كَذٰلِكَ ٱلۡخُرُوجُ ١١

A provisionrızıktırرزق ہےriz'qanfor the slaveskullar içinبندوں کے لیےlil'ʿibādiand We give lifeve can verdikاور زندہ کیا ہم نےwa-aḥyaynātherewithonunla (su ile)ساتھ اس کےbihi(to) a landbir ülkeyeزمین کوbaldatandeadölüمردہmaytanThusişte öyledirاسی طرحkadhālika(will be) the coming forthçıkışنکلنا ہےl-khurūju

11 As provision for the servants, and We have given life thereby to a dead land. Thus is the resurrection.

11 Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.

11 Bunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir.

11 (یہ سب کچھ) بندوں کو روزی دینے کے لئے (کیا ہے) اور اس (پانی) سے ہم نے شہر مردہ (یعنی زمین افتادہ) کو زندہ کیا۔ (بس) اسی طرح (قیامت کے روز) نکل پڑنا ہے

11 یہ انتظام ہے بندوں کی رزق دینے کا۔ اس پانی سے ہم ایک مُردہ زمین کو زندگی بخش دیتے ہیں۔ 1 (مَرے ہوئے انسانوں کا زمین سے) نکلنا بھی اسی طرح ہوگا۔ 2

كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ وَأَصۡحَـٰبُ ٱلرَّسِّ وَثَمُودُ ١٢

Deniedyalanlamıştıجھٹلایاkadhabatbefore themonlardan önceان سے قبلqablahum(the) peoplekavmiقومqawmu(of) NuhNuhنوح نےnūḥinand (the) companionsve halkıاور اصحابwa-aṣḥābu(of) Ar-RaasResالرس نےl-rasiand Thamudve Semudاور ثمود نےwathamūdu

12 The people of Noah denied before them, and the companions of the well and Thamud

12 Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.

12 Onlardan önce Nuh'un kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı.

12 ان سے پہلے نوح کی قوم اور کنوئیں والے اور ثمود جھٹلا چکے ہیں

12 ان سے پہلے نوحؑ کی قوم ، اور اصحاب الرّس، 1 اور ثمُود

وَعَادٌ وَفِرۡعَوۡنُ وَإِخۡوٰنُ لُوطٍ ١٣

And Aadve Adاور عاد نےwaʿādunand Firaunve Fir'avnاور فرعون نےwafir'ʿawnuand (the) brothersve kardeşleriاور بھائیوں نےwa-ikh'wānu(of) LutLut'unلوط کےlūṭin

13 And 'Aad and Pharaoh and the brothers of Lot

13 Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.

13 Âd, Firavun, Lût'un kardeşleri de (yalanladılar).

13 اور عاد اور فرعون اور لوط کے بھائی

13 اور عاد، اور فرعون، 1 اور لوُط کے بھائی

وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡأَيۡكَةِ وَقَوۡمُ تُبَّعٍ‌ۚ كُلٌّ كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ ١٤

And (the) companionsve halkıاور اصحابwa-aṣḥābu(of) the woodEykeایکہ (ایکہ والوں نے)l-aykatiand (the) peopleve kavmiاور قومwaqawmu(of) TubbaTubba'تبع نےtubbaʿinAllbunların hepsiسب نےkullundeniedyalanlayıpجھٹلایاkadhabathe Messengerselçileriرسولوں نےl-rusulaso was fulfilledhak ettilerتو حق ہوگئیfaḥaqqaMy Threattehdidimiمیری وعیدwaʿīdi

14 And the companions of the thicket and the people of Tubba'. All denied the messengers, so My threat was justly fulfilled.

14 Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.

14 Eyke halkı ve Tübbâ kavmi de, bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da (onlara) azabım hak oldu.

14 اور بن کے رہنے والے اور تُبّع کی قوم۔ (غرض) ان سب نے پیغمبروں کو جھٹلایا تو ہمارا وعید (عذاب) بھی پورا ہو کر رہا

14 اور ایکہ والے، اور تُبَّع کی قوم 1 کے لوگ بھی جھٹلاچکے ہیں۔ 2 ہر ایک نے رسولوں کو جھٹلایا، 3 اور آخر  کار میری وعید اُن پرچسپاں ہوگئی۔4

أَفَعَيِينَا بِٱلۡخَلۡقِ ٱلۡأَوَّلِ‌ۚ بَلۡ هُمۡ فِى لَبۡسٍ مِّنۡ خَلۡقٍ جَدِيدٍ ١٥

Were We then tiredaciz mi kaldık?کیا بھلا ہم تھک گئے تھےafaʿayīnāwith the creationyaratıştaتخلیق سےbil-khalqithe firstilkپہلیl-awaliNaydoğrusuبلکہbaltheyonlarوہhum(are) iniçindedirlerمیںdoubtkuşkuشک میں ہیںlabsinaboutbir yaratmadanسےmina creationتخلیق کی طرفkhalqinnewyeniنئیjadīdin

15 Did We fail in the first creation? But they are in confusion over a new creation.

15 Biz ilk yaratışta yorulduk mu? Hayır; onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler.

15 Biz ilk yaratmada acizlik mi gösterdik? Doğrusu, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe içindedirler.

15 کیا ہم پہلی بار پیدا کرکے تھک گئے ہیں؟ (نہیں) بلکہ یہ ازسرنو پیدا کرنے میں شک میں (پڑے ہوئے) ہیں

15 کیا پہلی بار کی تخلیق سے ہم عاجز تھے؟ مگر ایک نئی تخلیق کی طرف سے یہ لوگ شک میں پڑے ہوئے ہیں۔ 1

Surah 50 / Qaf / The Letter "Qaf" سورة ق 519

سُورَةُ ق

Qaf / The Letter "Qaf"  ◆  Meccan · 45 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
QafKafق qaf By the QuranKur'an'a andolsunقسم ہے قرآن کی wal-qur'āni the Gloriousuyarıcı şerefliمجید-بزرگی والے l-majīdi١ Naydoğrusuبلکہ bal they wonderşaştılarانہیں تعجب ہوا ʿajibū thatgelmesineکہ an has come to themآگیا ان کے پاس jāahum a warnerbir uyarıcıایک ڈرانے والا mundhirun from themiçlerindenان میں سے min'hum
So saydedilerتو کہا faqāla the disbelieverskafirlerکافروں نے l-kāfirūna Thisbuیہ hādhā (is) a thingbir şeydirایک چیز ہے shayon amazingtuhafبہت ہی عجیب ʿajībun٢ What! Whenzaman mı?کیا جب a-idhā we diebiz öldüğümüzہم مرجائیں گے mit'nā and have becomeve olduğumuzاور ہم ہوجائیں گے wakunnā dusttoprakمٹی turāban Thatbuیہ dhālika
(is) a returnbir dönüştürپلٹنا۔ پھر آنا rajʿun faruzakدور کا ہے۔ ناممکن ہے baʿīdun٣ Certainlyandolsunتحقیق qad We knowbiz bilmişizdirہم نے جان لیا ʿalim'nā whatneاس کا بھی جو diminisheseksilttiğiniکمی کرتی ہے tanquṣu the earthyerinزمین l-arḍu of themonlardanان میں سے min'hum and with Usve yanımızda vardırاور ہمارے پاس waʿindanā (is) a Bookbir Kitapایک کتاب ہے kitābun
guarded(her şeyi) zaptedenمحفوظ۔ حفاظت کرنے والی ḥafīẓun٤ Naydoğrusuبلکہ bal they deniedonlar yalanladılarانہوں نے جھٹلایا kadhabū the truthhak ileحق کو bil-ḥaqi whenkendilerine gelinceجب lammā it came (to) themوہ آگیا ان کے پاس jāahum so theyşimdi onlarتو وہ fahum (are) iniçindedirlerمیں a statebir durumunایک معاملے میں ہیں amrin confusedçalkantılıمضطرب marījin
٥ Then do notbakmadılar mı?کیا بھلا نہیں afalam they lookانہوں نے دیکھا yanẓurū atgöğeطرف ilā the skyآسمان کی l-samāi above them üstlerindekiاپنے اوپر fawqahum hownasılکس طرح kayfa We structured itonu bina ettikبنایا ہم نے اس کو banaynāhā and adorned itve onu süsledikاور زینت بخشی ہم نے اس کو wazayyannāhā
and notve yokturاور نہیں wamā for itonunاس کے لیے lahā anyhiçbirکوئی min riftsçatlağıشگاف furūjin٦ And the earthve arzıاور زمین wal-arḍa We have spread it outyaydık onuبچھایا ہم نے اس کو madadnāhā and castve attıkاور ڈالے ہم نے wa-alqaynā thereinonaاس میں fīhā firmly set mountainssağlam dağlarپہاڑ rawāsiya
and We made to growve bitirdikاور اگائے ہم نے wa-anbatnā thereinondaاس میں fīhā ofher-tenکے min everyherہر قسم کے kulli kindجوڑے zawjin beautifulgüzelبارونق bahījin٧ Giving insightbasirettir;دکھانے کو۔ بصیرت پانے کے لیے tabṣiratan and a reminderve ibrettirاور نصیحت کو wadhik'rā for everyhepsi içinواسطے ہر likulli slavekul(ların)بندے کے ʿabdin
who turnsyönelenرجوع کرنے والے munībin٨ And We have sent downve indirdikاور اتارا ہم نے wanazzalnā fromgöktenسے mina the skyآسمان l-samāi waterbir suپانی māan blessedbereketliبرکت والا mubārakan then We made to growbitirdikپھر اگائے ہم نے fa-anbatnā therebyonunlaساتھ اس کے bihi gardensbahçelerباغات jannātin
and grainve danelerاور اناج waḥabba (for) the harvestbiçilecekکٹنے والی کھیتی کا l-ḥaṣīdi٩ And the palms treesve hurmalarاور کھجور کے درخت wal-nakhla tall yüksekبلند و بالا bāsiqātin for itolanان کے لیے lahā (are) layerstomurcuklarıخوشے ہیں ṭalʿun arrangedbirbirine girmişتہ بہ تہ naḍīdun١٠
A provisionrızıktırرزق ہے riz'qan for the slaveskullar içinبندوں کے لیے lil'ʿibādi and We give lifeve can verdikاور زندہ کیا ہم نے wa-aḥyaynā therewithonunla (su ile)ساتھ اس کے bihi (to) a landbir ülkeyeزمین کو baldatan deadölüمردہ maytan Thusişte öyledirاسی طرح kadhālika (will be) the coming forthçıkışنکلنا ہے l-khurūju١١ Deniedyalanlamıştıجھٹلایا kadhabat
before themonlardan önceان سے قبل qablahum (the) peoplekavmiقوم qawmu (of) NuhNuhنوح نے nūḥin and (the) companionsve halkıاور اصحاب wa-aṣḥābu (of) Ar-RaasResالرس نے l-rasi and Thamudve Semudاور ثمود نے wathamūdu١٢ And Aadve Adاور عاد نے waʿādun and Firaunve Fir'avnاور فرعون نے wafir'ʿawnu and (the) brothersve kardeşleriاور بھائیوں نے wa-ikh'wānu
(of) LutLut'unلوط کے lūṭin١٣ And (the) companionsve halkıاور اصحاب wa-aṣḥābu (of) the woodEykeایکہ (ایکہ والوں نے) l-aykati and (the) peopleve kavmiاور قوم waqawmu (of) TubbaTubba'تبع نے tubbaʿin Allbunların hepsiسب نے kullun deniedyalanlayıpجھٹلایا kadhaba the Messengerselçileriرسولوں نے l-rusula so was fulfilledhak ettilerتو حق ہوگئی faḥaqqa My Threattehdidimiمیری وعید waʿīdi
١٤ Were We then tiredaciz mi kaldık?کیا بھلا ہم تھک گئے تھے afaʿayīnā with the creationyaratıştaتخلیق سے bil-khalqi the firstilkپہلی l-awali Naydoğrusuبلکہ bal theyonlarوہ hum (are) iniçindedirlerمیں doubtkuşkuشک میں ہیں labsin aboutbir yaratmadanسے min a creationتخلیق کی طرف khalqin newyeniنئی jadīdin١٥
٥١٩
‹ 517page 518 of the printed Mushaf519 ›