وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ وَنَعۡلَمُ مَا تُوَسۡوِسُ بِهِۦ نَفۡسُهُۥ‌ۖ وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنۡ حَبۡلِ ٱلۡوَرِيدِ ١٦

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe createdbiz yarattıkپیدا کیا ہم نےkhalaqnāmaninsanıانسان کوl-insānaand We knowve bilirizاور ہم جانتے ہیںwanaʿlamuwhatneکیاwhispersfısıldadığınıوسوسے آتے ہیں۔ کیا خیال آتے ہیںtuwaswisuto himonaاس کےbihihis soulnefsininنفس میں۔ اس کے دل میںnafsuhuand Weçünkü bizاور ہمwanaḥnu(are) nearerdaha yakınızزیادہ قریب ہیںaqrabuto himonaاس کی طرفilayhithanşah damarındanسےmin(his) jugular veinḥabli(his) jugular vein(his) jugular veinشہ رگ سے بھی زیادہ۔ رگ جان سے بھی بڑھ کرl-warīdi

16 And We have already created man and know what his soul whispers to him, and We are closer to him than [his] jugular vein

16 And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz ona şah damarından daha yakınız.

16 Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız.

16 اور ہم ہی نے انسان کو پیدا کیا ہے اور جو خیالات اس کے دل میں گزرتے ہیں ہم ان کو جانتے ہیں۔ اور ہم اس کی رگ جان سے بھی اس سے زیادہ قریب ہیں

16 1 ہم نے انسان کو پیدا کیا ہے اور اس کے دل میں ابھرنے والے وسوسوں تک کو ہم جانتے ہیں۔ ہم اس کی رگِ گردن سے بھی زیادہ اس سے قریب ہیں، 2

إِذۡ يَتَلَقَّى ٱلۡمُتَلَقِّيَانِ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ قَعِيدٌ ١٧

Wheno zamanجبidhreceivekaydetmektedirجا لیتے ہیںyatalaqqāthe two receiversiki alıcı (melek)دو لینے والےl-mutalaqiyāniononun sağındaسےʿanithe rightدائیں طرف سےl-yamīniand onveاور سےwaʿanithe leftsolundaبائیں جانب (سے)l-shimāliseatedoturanبیٹھے ہوئےqaʿīdun

17 When the two receivers receive, seated on the right and on the left.

17 Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.

17 Onun sağında ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutarken,

17 جب (وہ کوئی کام کرتا ہے تو) دو لکھنے والے جو دائیں بائیں بیٹھے ہیں، لکھ لیتے ہیں

17 (اور ہمارے اس براہ راست علم کے علاوہ) دو کاتب اس کے دائیں اور بائیں بیٹھے ہر چیز ثبت کر رہے ہیں

مَّا يَلۡفِظُ مِن قَوۡلٍ إِلَّا لَدَيۡهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ ١٨

Notsöylemezنہیںhe uttersبولتاyalfiẓuanyhiçbirکوئیminwordsözباتqawlinbutolmadanمگرillāwith himyanındaاس کے پاس ہےladayhi(is) an observergözetleyicilerایک محافظ۔ نگرانraqībunreadyhazır bulunanتیار۔حاضر۔ چوکناʿatīdun

18 Man does not utter any word except that with him is an observer prepared [to record].

18 Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.

18 İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.

18 کوئی بات اس کی زبان پر نہیں آتی مگر ایک نگہبان اس کے پاس تیار رہتا ہے

18 کوئی لفظ اس کی زبان سے نہیں نکلتا جسے محفوظ کرنے کے لیے ایک حاضر  باش نگراں موجود نہ ہو۔ 1

وَجَآءَتۡ سَكۡرَةُ ٱلۡمَوۡتِ بِٱلۡحَقِّ‌ۖ ذٰلِكَ مَا كُنتَ مِنۡهُ تَحِيدُ ١٩

And will comeve geldiاور آگئیwajāat(the) stuporsarhoşluğuبےہوشیsakratu(of) deathölümموت کیl-mawtiin truthgerçektenحق لیکرbil-ḥaqiThatişte buیہ وہی چیز تھیdhālika(is) whatşeydirجوyou weresenin olduğunتھاkunta[from it]ondanتو اس سےmin'huavoidingkaçmışتو بدکتا۔ تو بھاگتاtaḥīdu

19 And the intoxication of death will bring the truth; that is what you were trying to avoid.

19 Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir, ey insan, işte bu senin öteden beri korkup kaçtığın şeydir.

19 Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir.

19 اور موت کی بےہوشی حقیقت کھولنے کو طاری ہوگئی۔ (اے انسان) یہی (وہ حالت) ہے جس سے تو بھاگتا تھا

19 پھر دیکھو، وہ موت کی جاں کنی حق لے کر آ پہنچی،1 یہ وہی چیز ہے جس سے تُو بھاگتا تھا۔2

وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ‌ۚ ذٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡوَعِيدِ ٢٠

And will be blownve üflendiاور پھونکا جائے گاwanufikha[in]Sur'aمیںthe trumpetصورl-ṣūriThatişte buیہdhālika(is the) Daygündürدن ہےyawmu(of) the Warningkendisine karşı uyarılanوعدے کاl-waʿīdi

20 And the Horn will be blown. That is the Day of [carrying out] the threat.

20 Sura üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür.

20 Sur'a üfürülür, işte bu, tehdid(in gerçekleşme) günüdür.

20 اور صور پھونکا جائے گا۔ یہی (عذاب کے) وعید کا دن ہے

20 اور پھر صُور پھونکا گیا، 1یہ ہے وہ دن جس کا تجھے خوف دلایا جاتا تھا۔

وَجَآءَتۡ كُلُّ نَفۡسٍ مَّعَهَا سَآئِقٌ وَشَهِيدٌ ٢١

And will comeve geldiاور آگیاwajāateveryherہرkullusoulcanنفسnafsinwith ityanındaاس کے ساتھmaʿahāa driverbir sürücüایک ہانکنے والا ہےsāiqunand a witnessve şahidleاور ایک گواہwashahīdun

21 And every soul will come, with it a driver and a witness.

21 Her can, kendisiyle beraber bir sürücü ve şahit bulunduğu halde gelir.

21 Her can, kendisiyle beraber bir sevk memuru ve bir şahid bulunduğu halde gelir.

21 اور ہر شخص (ہمارے سامنے) آئے گا۔ ایک (فرشتہ) اس کے ساتھ چلانے والا ہوگا اور ایک (اس کے عملوں کی) گواہی دینے والا

21 ہر شخص اِس حال میں آگیا کہ اس کے ساتھ ایک ہانک کرلانے والا ہے اور ایک گواہی دینے والا۔1

لَّقَدۡ كُنتَ فِى غَفۡلَةٍ مِّنۡ هَـٰذَا فَكَشَفۡنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلۡيَوۡمَ حَدِيدٌ ٢٢

Certainlyandolsunالبتہ تحقیقlaqadyou weresen idinتھا توkuntainiçindeمیںheedlessnessgafletغفلت (میں)ghaflatinofbundanسےminthisاس (سے)hādhāSo We have removedbiz açtıkتو کھول دیا ہم نےfakashafnāfrom yousendenتجھ سےʿankayour coverperdeniپردہ تیراghiṭāakaso your sightartık gözünتو نگاہ تیریfabaṣarukatodaybugünآجl-yawma(is) sharpkeskindirبہت تیز ہےḥadīdun

22 [It will be said], "You were certainly in unmindfulness of this, and We have removed from you your cover, so your sight, this Day, is sharp."

22 Ona: "And olsun ki, sen, bundan gafildin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık, bugün artık görüşün keskindir" denir.

22 (Allah ona) "Andolsun sen bundan gaflet içinde idin. Şimdi senden gaflet perdesini kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir." der.

22 (یہ وہ دن ہے کہ) اس سے تو غافل ہو رہا تھا۔ اب ہم نے تجھ پر سے پردہ اُٹھا دیا۔ تو آج تیری نگاہ تیز ہے

22 اِس چیز کی طرف سے تُو غفلت میں تھا ، ہم نے وہ پردہ ہٹا دیا جو تیرے آگے پڑا ہوا تھا اور آج تیری نگاہ خوب تیز ہے۔1

وَقَالَ قَرِينُهُۥ هَـٰذَا مَا لَدَىَّ عَتِيدٌ ٢٣

And (will) sayve dedi kiاور کہاwaqālahis companionarkadaşıاس کے ساتھی نےqarīnuhuThisişteیہ ہےhādhā(is) whatyanımdakiجو(is) with meمیرے پاس ہےladayyareadyhazırحاضرʿatīdun

23 And his companion, [the angel], will say, "This [record] is what is with me, prepared."

23 Yanındaki melek: "İşte bu yanımdaki hazırdır" der.

23 Beraberindeki melek "işte yanımdaki hazır" der.

23 اور اس کا ہم نشین (فرشتہ) کہے گا کہ یہ (اعمال نامہ) میرے پاس حاضر ہے

23 اُس کے ساتھی نے عرض کیا یہ جو میری سپردگی میں تھا حاضر ہے۔1

أَلۡقِيَا فِى جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ ٢٤

Throwhaydi ikiniz atınدونوں ڈال دوalqiyāin (to)cehennemeمیںHellجہنمjahannamaeveryherہرkulladisbelievernankörüناشکرے کوkaffārinstubborninatçıعناد رکھنے والے کوʿanīdin

24 [Allah will say], "Throw into Hell every obstinate disbeliever,

24 Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.

24 (Allah iki meleğe buyurur ki:) "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!

24 (حکم ہوگا کہ) ہر سرکش ناشکرے کو دوزخ میں ڈال دو

24 حکم دیا گیا ”پھینک دو جہنم میں1 ہر کَٹّے کافر کو 2جو حق سے عناد رکھتا تھا

مَّنَّاعٍ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٍ مُّرِيبٍ ٢٥

Forbidderengel olanبہت روکنے والے کوmannāʿinof goodhayraخیر سےlil'khayritransgressorsaldırganحد سے نکلنے والے کوmuʿ'tadindoubterşüpheciyiشک میں پڑے ہوئے کوmurībin

25 Preventer of good, aggressor, and doubter,

25 Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.

25 İyiliklere (sürekli) engel olan, saldırgan, şüpheciyi.

25 جو مال میں بخل کرنے والا حد سے بڑھنے والا شبہے نکالنے والا تھا

25 خیر کو روکنے والا1 اور حد سے تجاوز کرنے والا تھا،2 شک میں پڑا ہوا تھا 3

ٱلَّذِى جَعَلَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَأَلۡقِيَاهُ فِى ٱلۡعَذَابِ ٱلشَّدِيدِ ٢٦

Whoo kiجس نےalladhīmadeedindiبنا لیاjaʿalawithile beraberساتھmaʿaAllahاللہ کےl-lahia godtanrılarایک الہilāhananotherbaşkaدوسراākharaso throw himbundan dolayı onu atınتو ڈال دو اس کوfa-alqiyāhuin(to)bir azabaمیںthe punishmentعذابl-ʿadhābithe severeçetinشدیدl-shadīdi

26 Who made [as equal] with Allah another deity; then throw him into the severe punishment."

26 Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.

26 O ki Allah'ın yanında başka ilâh edinmiştir. Haydi ikiniz birlikte onu şiddetli azaba atın."

26 جس نے خدا کے ساتھ اور معبود مقرر کر رکھے تھے۔ تو اس کو سخت عذاب میں ڈال دو

26 اور اللہ کے ساتھ کسی دوسرے کو خدا بنائے بیٹھا تھا۔ ڈال دو اُسے سخت عذاب میں۔“1

۞قَالَ قَرِينُهُۥ رَبَّنَا مَآ أَطۡغَيۡتُهُۥ وَلَـٰكِن كَانَ فِى ضَلَـٰلِۭ بَعِيدٍ ٢٧

Will saydedi kiکہے گاqālahis companionarkadaşıاس کا ساتھیqarīnuhuOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanānotben onu azdırmadımنہیںI made him transgressمیں نے سرکش بنایا اس کوaṭghaytuhubutzatenلیکنwalākinhe wasidiوہ تھاkānainiçindeمیںerrorbir sapıklıkگمراہی (میں)ḍalālinfarderinدور کیbaʿīdin

27 His [devil] companion will say, "Our Lord, I did not make him transgress, but he [himself] was in extreme error."

27 Yanındaki şeytan: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı" der.

27 Yanındaki arkadaşı (şeytan) der ki: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi".

27 اس کا ساتھی (شیطان) کہے گا کہ اے ہمارے پروردگار میں نے اس کو گمراہ نہیں کیا تھا بلکہ یہ آپ ہی رستے سے دور بھٹکا ہوا تھا

27 اس کے ساتھی نے عرض کیا ”خداوند ، میں نے اِس کو سرکش نہیں بنایا بلکہ یہ خود ہی پرلے درجے کی گمراہی میں پڑا ہوا تھا۔“1

قَالَ لَا تَخۡتَصِمُواۡ لَدَىَّ وَقَدۡ قَدَّمۡتُ إِلَيۡكُم بِٱلۡوَعِيدِ ٢٨

He will say(Allah) buyurdu kiفرمائے گاqāla(Do) notçekişmeyinنہdisputeتم جھگڑوtakhtaṣimū(in) My presenceuzurumdaمیرے پاس۔ میری جناب میںladayyaand indeedve andolsunاور تحقیقwaqadI sent forthönceden yaptımمیں نے پہلے ہی پیش کردیا تھاqaddamtuto yousizeتمہاری طرفilaykumthe Warninguyarıوعید کو۔ وعدہ عذاب کوbil-waʿīdi

28 [Allah] will say, "Do not dispute before Me, while I had already presented to you the warning.

28 Allah: "Benim katımda çekişmeyin; size bunu önceden bildirmiştim. Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem" der.

28 Allah buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarıcı göndermiştim."

28 (خدا) فرمائے گا کہ ہمارے حضور میں ردوکد نہ کرو۔ ہم تمہارے پاس پہلے ہی (عذاب کی) وعید بھیج چکے تھے

28 جواب میں ارشاد ہوا”میرے حضور جھگڑا نہ کرو، میں تم کو پہلے ہی انجام ِبد سے خبر دار کر چکا تھا۔1

مَا يُبَدَّلُ ٱلۡقَوۡلُ لَدَىَّ وَمَآ أَنَاۡ بِظَلَّـٰمٍ لِّلۡعَبِيدِ ٢٩

Notdeğiştirilmezنہیںwill be changedبدلی جاتیyubaddaluthe wordsözباتl-qawluwith Mebenim huzurumdaمیرے پاس۔ میرے ہاںladayyaand notve değil(im)اور نہیں ہوںwamāI Ambenمیںanāunjustzulmediciظلم کرنے والاbiẓallāminto My slaveskullaraبندوں کے لیےlil'ʿabīdi

29 The word will not be changed with Me, and never will I be unjust to the servants."

29 Allah: "Benim katımda çekişmeyin; size bunu önceden bildirmiştim. Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem" der.

29 Benim huzurumda söz değiştirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici değilim.

29 ہمارے ہاں بات بدلا نہیں کرتی اور ہم بندوں پر ظلم نہیں کیا کرتے

29 میرے ہاں بات پلٹی نہیں جاتی1 اور میں  اپنے بندوں پر ظلم توڑنے والا نہیں ہوں۔“2

يَوۡمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمۡتَلَأۡتِ وَتَقُولُ هَلۡ مِن مَّزِيدٍ ٣٠

(The) Day(o) günجس دنyawmaWe will sayderizہم کہیں گےnaqūluto Hellcehennemeجہنم سےlijahannamaAredoldunmu?کیاhaliyou filledتو بھر گئیim'talatiAnd it will sayve derاور وہ کہے گیwataqūluArehiç (yok)mu?کیاhal(there) anyاورminmoredahaمزید ہے ؟ ۔ کیا اور بھی ہے ؟mazīdin

30 On the Day We will say to Hell, "Have you been filled?" and it will say, "Are there some more,"

30 O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz, o: "Daha var mı?" der.

30 Biz O gün cehenneme: "Doldun mu?" diyeceğiz. O da: "Daha fazla var mı?" diyecektir.

30 اس دن ہم دوزخ سے پوچھیں گے کہ کیا تو بھر گئی؟ وہ کہے گی کہ کچھ اور بھی ہے؟

30 وہ دن جبکہ ہم جہنم سے پوچھیں گے کیا تُو بھر گئی؟ اور وہ کہے گی کیا اور کچھ ہے؟1

وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ غَيۡرَ بَعِيدٍ ٣١

And will be brought nearve yaklaştırılmıştırاور قریب لے آئی جائے گیwa-uz'lifatithe Paradisecennetجنتl-janatuto the righteouskorunanlaraتقوی والوں کے لیےlil'muttaqīnanotdeğildirنہghayrafaruzakدور ہوگیbaʿīdin

31 And Paradise will be brought near to the righteous, not far,

31 Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır, zaten uzakta değildir.

31 Cennet de kötülükten sakınanlara yaklaştırılır. Zaten uzak değildir.

31 اور بہشت پرہیزگاروں کے قریب کردی جائے گی (کہ مطلق) دور نہ ہوگی

31 اور جنت متقین کے قریب لے آئی جائے گی،  کچھ بھی دور نہ ہوگی۔1

هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ ٣٢

Thisişte budurیہ ہیںhādhā(is) whatsize va'dedilenوہ جوyou were promisedتم وعدہ کیے جاتےtūʿadūnafor everyonedaimaواسطے ہرlikulliwho turns(Allah'a) yüz tutanرجوع کرنے والےawwābin(and) who keepskoruyanحفاظت کرنے والے کےḥafīẓin

32 [It will be said], "This is what you were promised - for every returner [to Allah] and keeper [of His covenant]

32 Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.

32 Onlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.

32 یہی وہ چیز ہے جس کا تم سے وعدہ کیا جاتا تھا (یعنی) ہر رجوع لانے والے حفاظت کرنے والے سے

32 ارشاد ہوگا”یہ ہے وہ چیز جس کا تم سے وعدہ کیا جاتا تھا، ہر اس شخص کے لیے جو بہت رجوع کرنے والا 1اور بڑی نگہداشت کرنے والا تھا،2

مَّنۡ خَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِ وَجَآءَ بِقَلۡبٍ مُّنِيبٍ ٣٣

Whokimse(lere)جوmanfearedsaygı gösterenڈراkhashiyathe Most GraciousRahman'aرحمن سےl-raḥmānain the unseengörmedenغائبانہ طور پرbil-ghaybiand cameve getirenاور لایاwajāawith a heartbir yürekدلbiqalbinreturning(Hakka) dönükرجوع کرنے والاmunībin

33 Who feared the Most Merciful unseen and came with a heart returning [in repentance].

33 Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.

33 Onlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.

33 جو خدا سے بن دیکھے ڈرتا ہے اور رجوع لانے والا دل لے کر آیا

33 جو بے دیکھے رحمٰن سے ڈرتا تھا،1 اور جو دلِ گرویدہ لیے ہوئے آیا ہے۔2

ٱدۡخُلُوهَا بِسَلَـٰمٍ‌ۖ ذٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡخُلُودِ ٣٤

Enter itona girinداخل ہوجاؤ اس میںud'khulūhāin peaceselam (esenlik) ileساتھ سلامتی کےbisalāminThatbuیہdhālika(is) a Daygünüdürدن ہےyawmu(of) Eternitysüreklilikہمیشگی کاl-khulūdi

34 Enter it in peace. This is the Day of Eternity."

34 Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.

34 "Şimdi selam ve selametle oraya girin. İşte sonsuzluk günü budur."

34 اس میں سلامتی کے ساتھ داخل ہوجاؤ۔ یہ ہمیشہ رہنے کا دن ہے

34 داخل ہو جاؤ جنت میں  سلامتی کے ساتھ۔“1 وہ دن حیاتِ ابدی کا دن ہو گا

لَهُم مَّا يَشَآءُونَ فِيهَا وَلَدَيۡنَا مَزِيدٌ ٣٥

For themonlara vardırان کے لیے ہوگاlahumwhateverherşeyجوthey wishistedikleriوہ چاہیں گےyashāūnathereinoradaاس میںfīhāand with Usve katımızda vardırاور ہمارے پاسwaladaynā(is) moredaha fazlasıمزید بھی ہے۔ زیادہ بھی ہےmazīdun

35 They will have whatever they wish therein, and with Us is more.

35 Orada dilediklerini bulurlar. Katımızda fazlası da vardır.

35 Orada onlara ne isterlerse vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.

35 وہاں وہ جو چاہیں گے ان کے لئے حاضر ہے اور ہمارے ہاں اور بھی (بہت کچھ) ہے

35 وہاں ان کے لیے وہ سب کچھ ہو گا جو وہ چاہیں گے، اور ہمارے پاس  اس سے زیادہ بھی بہت کچھ ان کے لیے ہے۔1

Surah 50 / Qaf / The Letter "Qaf" سورة ق 520
And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We createdbiz yarattıkپیدا کیا ہم نے khalaqnā maninsanıانسان کو l-insāna and We knowve bilirizاور ہم جانتے ہیں wanaʿlamu whatneکیا whispersfısıldadığınıوسوسے آتے ہیں۔ کیا خیال آتے ہیں tuwaswisu to himonaاس کے bihi his soulnefsininنفس میں۔ اس کے دل میں nafsuhu and Weçünkü bizاور ہم wanaḥnu (are) nearerdaha yakınızزیادہ قریب ہیں aqrabu to himonaاس کی طرف ilayhi
thanşah damarındanسے min (his) jugular vein ḥabli (his) jugular vein(his) jugular veinشہ رگ سے بھی زیادہ۔ رگ جان سے بھی بڑھ کر l-warīdi١٦ Wheno zamanجب idh receivekaydetmektedirجا لیتے ہیں yatalaqqā the two receiversiki alıcı (melek)دو لینے والے l-mutalaqiyāni ononun sağındaسے ʿani the rightدائیں طرف سے l-yamīni and onveاور سے waʿani the leftsolundaبائیں جانب (سے) l-shimāli seatedoturanبیٹھے ہوئے qaʿīdun
١٧ Notsöylemezنہیں he uttersبولتا yalfiẓu anyhiçbirکوئی min wordsözبات qawlin butolmadanمگر illā with himyanındaاس کے پاس ہے ladayhi (is) an observergözetleyicilerایک محافظ۔ نگران raqībun readyhazır bulunanتیار۔حاضر۔ چوکنا ʿatīdun١٨ And will comeve geldiاور آگئی wajāat (the) stuporsarhoşluğuبےہوشی sakratu
(of) deathölümموت کی l-mawti in truthgerçektenحق لیکر bil-ḥaqi Thatişte buیہ وہی چیز تھی dhālika (is) whatşeydirجو you weresenin olduğunتھا kunta [from it]ondanتو اس سے min'hu avoidingkaçmışتو بدکتا۔ تو بھاگتا taḥīdu١٩ And will be blownve üflendiاور پھونکا جائے گا wanufikha [in]Sur'aمیں the trumpetصور l-ṣūri Thatişte buیہ dhālika
(is the) Daygündürدن ہے yawmu (of) the Warningkendisine karşı uyarılanوعدے کا l-waʿīdi٢٠ And will comeve geldiاور آگیا wajāat everyherہر kullu soulcanنفس nafsin with ityanındaاس کے ساتھ maʿahā a driverbir sürücüایک ہانکنے والا ہے sāiqun and a witnessve şahidleاور ایک گواہ washahīdun٢١ Certainlyandolsunالبتہ تحقیق laqad
you weresen idinتھا تو kunta iniçindeمیں heedlessnessgafletغفلت (میں) ghaflatin ofbundanسے min thisاس (سے) hādhā So We have removedbiz açtıkتو کھول دیا ہم نے fakashafnā from yousendenتجھ سے ʿanka your coverperdeniپردہ تیرا ghiṭāaka so your sightartık gözünتو نگاہ تیری fabaṣaruka todaybugünآج l-yawma (is) sharpkeskindirبہت تیز ہے ḥadīdun
٢٢ And (will) sayve dedi kiاور کہا waqāla his companionarkadaşıاس کے ساتھی نے qarīnuhu Thisişteیہ ہے hādhā (is) whatyanımdakiجو (is) with meمیرے پاس ہے ladayya readyhazırحاضر ʿatīdun٢٣ Throwhaydi ikiniz atınدونوں ڈال دو alqiyā in (to)cehennemeمیں Hellجہنم jahannama everyherہر kulla disbelievernankörüناشکرے کو kaffārin
stubborninatçıعناد رکھنے والے کو ʿanīdin٢٤ Forbidderengel olanبہت روکنے والے کو mannāʿin of goodhayraخیر سے lil'khayri transgressorsaldırganحد سے نکلنے والے کو muʿ'tadin doubterşüpheciyiشک میں پڑے ہوئے کو murībin٢٥ Whoo kiجس نے alladhī madeedindiبنا لیا jaʿala withile beraberساتھ maʿa Allahاللہ کے l-lahi a godtanrılarایک الہ ilāhan
anotherbaşkaدوسرا ākhara so throw himbundan dolayı onu atınتو ڈال دو اس کو fa-alqiyāhu in(to)bir azabaمیں the punishmentعذاب l-ʿadhābi the severeçetinشدید l-shadīdi٢٦ Will saydedi kiکہے گا qāla his companionarkadaşıاس کا ساتھی qarīnuhu Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā notben onu azdırmadımنہیں I made him transgressمیں نے سرکش بنایا اس کو aṭghaytuhu
butzatenلیکن walākin he wasidiوہ تھا kāna iniçindeمیں errorbir sapıklıkگمراہی (میں) ḍalālin farderinدور کی baʿīdin٢٧ He will say(Allah) buyurdu kiفرمائے گا qāla (Do) notçekişmeyinنہ disputeتم جھگڑو takhtaṣimū (in) My presenceuzurumdaمیرے پاس۔ میری جناب میں ladayya and indeedve andolsunاور تحقیق waqad I sent forthönceden yaptımمیں نے پہلے ہی پیش کردیا تھا qaddamtu
to yousizeتمہاری طرف ilaykum the Warninguyarıوعید کو۔ وعدہ عذاب کو bil-waʿīdi٢٨ Notdeğiştirilmezنہیں will be changedبدلی جاتی yubaddalu the wordsözبات l-qawlu with Mebenim huzurumdaمیرے پاس۔ میرے ہاں ladayya and notve değil(im)اور نہیں ہوں wamā I Ambenمیں anā unjustzulmediciظلم کرنے والا biẓallāmin to My slaveskullaraبندوں کے لیے lil'ʿabīdi٢٩
(The) Day(o) günجس دن yawma We will sayderizہم کہیں گے naqūlu to Hellcehennemeجہنم سے lijahannama Aredoldunmu?کیا hali you filledتو بھر گئی im'talati And it will sayve derاور وہ کہے گی wataqūlu Arehiç (yok)mu?کیا hal (there) anyاور min moredahaمزید ہے ؟ ۔ کیا اور بھی ہے ؟ mazīdin٣٠ And will be brought nearve yaklaştırılmıştırاور قریب لے آئی جائے گی wa-uz'lifati
the Paradisecennetجنت l-janatu to the righteouskorunanlaraتقوی والوں کے لیے lil'muttaqīna notdeğildirنہ ghayra faruzakدور ہوگی baʿīdin٣١ Thisişte budurیہ ہیں hādhā (is) whatsize va'dedilenوہ جو you were promisedتم وعدہ کیے جاتے tūʿadūna for everyonedaimaواسطے ہر likulli who turns(Allah'a) yüz tutanرجوع کرنے والے awwābin (and) who keepskoruyanحفاظت کرنے والے کے ḥafīẓin
٣٢ Whokimse(lere)جو man fearedsaygı gösterenڈرا khashiya the Most GraciousRahman'aرحمن سے l-raḥmāna in the unseengörmedenغائبانہ طور پر bil-ghaybi and cameve getirenاور لایا wajāa with a heartbir yürekدل biqalbin returning(Hakka) dönükرجوع کرنے والا munībin٣٣ Enter itona girinداخل ہوجاؤ اس میں ud'khulūhā
in peaceselam (esenlik) ileساتھ سلامتی کے bisalāmin Thatbuیہ dhālika (is) a Daygünüdürدن ہے yawmu (of) Eternitysüreklilikہمیشگی کا l-khulūdi٣٤ For themonlara vardırان کے لیے ہوگا lahum whateverherşeyجو they wishistedikleriوہ چاہیں گے yashāūna thereinoradaاس میں fīhā and with Usve katımızda vardırاور ہمارے پاس waladaynā (is) moredaha fazlasıمزید بھی ہے۔ زیادہ بھی ہے mazīdun٣٥
٥٢٠
‹ 518page 519 of the printed Mushaf520 ›