إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانٌ كَرِيمٌ ٧٧

Indeed, itelbette Oبیشک وہinnahu(is) surely, a Qurankesinlikle bir Kur'an'dırالبتہ ایک قرآن ہےlaqur'ānunnobledeğerliعزت والاkarīmun

77 Indeed, it is a noble Qur'an

77 Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

77 O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.

77 کہ یہ بڑے رتبے کا قرآن ہے

77 کہ یہ ایک بلند پایہ قرآن ہے، 1

فِى كِتَـٰبٍ مَّكۡنُونٍ ٧٨

Inbir Kitaptadırمیںa Bookایک کتابkitābinwell-guardedsaklıمحفوظmaknūnin

78 In a Register well-protected;

78 Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

78 Korunmuş bir kitaptadır.

78 (جو) کتاب محفوظ میں (لکھا ہوا ہے)

78 ایک محفوظ کتاب میں ثَبَت، 1

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ ٧٩

Noneona dokunmazنہیںtouch itچھوتے اس کوyamassuhuexceptbaşkasıمگرillāthe purifiedtemizlerdenمطہرین۔ پاکیزہ لوگl-muṭaharūna

79 None touch it except the purified.

79 Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

79 Ona temizlenenlerden başkası el süremez.

79 اس کو وہی ہاتھ لگاتے ہیں جو پاک ہیں

79 جسے مُطَہَّرین کےسوا کوئی چُھو نہیں سکتا۔ 1

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٨٠

A Revelationindirilmiştirنازل کردہ ہےtanzīlunfromRabbindenطرف سےmin(the) Lordربrabbi(of) the worldsalemlerinالعالمین کیl-ʿālamīna

80 [It is] a revelation from the Lord of the worlds.

80 Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

80 (O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.

80 پروردگار عالم کی طرف سے اُتارا گیا ہے

80 یہ رب العالمین کا نازل کردہ ہے

أَفَبِهَـٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ ٨١

Then is it to thisşimdi bunu mu?کیا بھلاafabihādhāstatementsözüاس بات کے بارے میںl-ḥadīthithat yousizتمantum(are) indifferentküçümsüyorsunuzمعمولی سمجھنے والے ہو۔ انکار کرنے والے ہوmud'hinūna

81 Then is it to this statement that you are indifferent

81 Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

81 Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

81 کیا تم اس کلام سے انکار کرتے ہو؟

81 پھر کیا اِس کلام کے ساتھ تم بے اعتنائی برتتے ہو، 1

وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ ٨٢

And you makeve kılıyorsunuz?اور تم بناتے ہوwatajʿalūnayour provisionrızkınızıاپنا حصہriz'qakumthat yousizinبیشک تمannakumdenyyalanlamanızdan (ibaret)تم جھٹلاتے ہوtukadhibūna

82 And make [the thanks for] your provision that you deny [the Provider]?

82 Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

82 Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?

82 اور اپنا وظیفہ یہ بناتے ہو کہ (اسے) جھٹلاتے ہو

82 اور اِس نعمت میں اپنا حصّہ تم نے یہ رکھا ہے کہ اِسے جُھٹلاتے ہو؟ 1

فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ ٨٣

Then why notya ?پس کیوں نہیںfalawlāwhenzamanجبidhāit reaches(can) dayandığıپہنچ جاتی ہےbalaghatithe throatboğazaحلق کو۔ نرخرے کوl-ḥul'qūma

83 Then why, when the soul at death reaches the throat

83 Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

83 Can boğaza dayandığı zaman

83 بھلا جب روح گلے میں آ پہنچتی ہے

83 تو جب مرنے والے کی جان حلق تک پہنچ چکی ہوتی ہے

وَأَنتُمۡ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ ٨٤

And youve siz deاور تمwa-antum(at) that timeo zamanاس وقتḥīna-idhinlook onbakıp durursunuzتم دیکھ رہے ہوتے ہو۔ تم آنکھوں دیکھتے ہوtanẓurūna

84 And you are at that time looking on -

84 Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

84 Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.

84 اور تم اس وقت کی (حالت کو) دیکھا کرتے ہو

84 اور تم آنکھوں سے دیکھ رہے ہوتے ہو کہ وہ مر رہا ہے،

وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَـٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ ٨٥

And Weve bizاور ہمwanaḥnu(are) nearerdaha yakınızزیادہ قریب ہوتے ہیںaqrabuto himonaاس کی طرفilayhithan yousizdenتمہاری نسبتminkumbutfakatلیکنwalākinyou (do) not seesiz görmezsinizنہیںyou (do) not seeتم دیکھ پاتےtub'ṣirūna

85 And Our angels are nearer to him than you, but you do not see -

85 Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

85 Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

85 اور ہم اس (مرنے والے) سے تم سے بھی زیادہ نزدیک ہوتے ہیں لیکن تم کو نظر نہیں آتے

85 اُس وقت تمہاری بہ نسبت ہم اُس کے زیادہ قریب ہوتے ہیں مگر تم کو نظر نہیں آتے

فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ ٨٦

Then why noteğerپس کیوں نہیںfalawlāifاگر ہوinyou areisenizتمkuntumnotcezalandırılmayacakنہیںghayrato be recompensedاختیار میں۔ نہیں جزا دیئے ہوئے۔ زیر فرمانmadīnīna

86 Then why do you not, if you are not to be recompensed,

86 Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

86 Eğer cezalandırılmayacak iseniz,

86 پس اگر تم کسی کے بس میں نہیں ہو

86 اب اگر تم کسی کے محکوم نہیں ہو اور اپنے اِس خیال میں سچے ہو،

تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٨٧

Bring it backonu geri döndürsenizeتم لوٹاتے اس کوtarjiʿūnahāifeğerاگرinyou areisenizہو تمkuntumtruthfuldoğrulardanسچےṣādiqīna

87 Bring it back, if you should be truthful?

87 Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

87 Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.

87 تو اگر سچے ہو تو روح کو پھیر کیوں نہیں لیتے؟

87 اُس وقت اُس کی نکلتی ہوئی جان کو واپس کیوں نہیں لے آتے؟

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ ٨٨

Thenamaپھر اگرfa-ammāifeğerاگرinhe wasiseہے وہkānaofyaklaştırılanlardanمیں سےminathose brought nearمقربینl-muqarabīna

88 And if the deceased was of those brought near to Allah,

88 Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

88 Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,

88 پھر اگر وہ (خدا کے) مقربوں میں سے ہے

88 پھر وہ مرنے والا اگر مقربین میں سے ہو

فَرَوۡحٌ وَرَيۡحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ ٨٩

Then rest(O'na) rahatlık (vardır)تو راحت ہےfarawḥunand bountyve güzel rızık (vardır)اور رزق ہےwarayḥānunand a Gardenve cenneti (vardır)اور جنت ہےwajannatu(of) Pleasureni'metنعمتوں والیnaʿīmin

89 Then [for him is] rest and bounty and a garden of pleasure.

89 Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

89 Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

89 تو (اس کے لئے) آرام اور خوشبودار پھول اور نعمت کے باغ ہیں

89 تو اس کے لیے راحت اور عمدہ رزق اور نعمت بھری جنت ہے

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٩٠

Andamaاور لیکنwa-ammāifeğerاگرinhe wasiseہےkānaofashabındanمیں سےmin(the) companionsوالوںaṣḥābi(of) the rightsağدائیں ہاتھl-yamīni

90 And if he was of the companions of the right,

90 Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

90 Eğer O, sağın adamlarından ise,

90 اور اگر وہ دائیں ہاتھ والوں میں سے ہے

90 اور اگر وہ اصحاب یمین میں سے ہو

فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٩١

Then, peaceselamتو سلام ہےfasalāmunfor yousanaتیرے لیےlaka[from]ashabındanمیں سے ہوmin(the) companionsوالوںaṣḥābi(of) the rightsağدائیں ہاتھl-yamīni

91 Then [the angels will say], "Peace for you; [you are] from the companions of the right."

91 "Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

91 "(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"

91 تو (کہا جائے گا کہ) تجھ پر داہنے ہاتھ والوں کی طرف سے سلام

91 تو اس کا استقبال یوں ہوتا ہے کہ سلام ہے تجھے، تو اصحاب الیمین میں سے ہے

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ٩٢

Butamaاور لیکنwa-ammāifeğerاگرinhe wasiseہےkānaofyalanlayıcılardanمیں سےminathe deniersجھٹلانے والوںl-mukadhibīnathe astraysapıkبہکے ہوئے لوگوں میں سےl-ḍālīna

92 But if he was of the deniers [who were] astray,

92 Eğer, sapık yalancılardan ise,

92 Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

92 اور اگر وہ جھٹلانے والے گمراہوں میں سے ہے

92 اور اگر وہ جھٹلانے والے گمراہ لوگوں میں سے ہو

فَنُزُلٌ مِّنۡ حَمِيمٍ ٩٣

Then, hospitalitybir ziyafetتو مہمانی ہےfanuzulunofkaynar sudanمیں سےmin(the) scalding waterکھولتے پانیḥamīmin

93 Then [for him is] accommodation of scalding water

93 Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

93 İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

93 تو (اس کے لئے) کھولتے پانی کی ضیافت ہے

93 تو اس کی تواضع کے لیے کھولتا ہوا پانی ہے

وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ ٩٤

And burningve atılma (vardır)اور داخل ہونا ہے۔ جھونکا جانا ہےwataṣliyatu(in) Hellfirecehennemeجہنم میںjaḥīmin

94 And burning in Hellfire

94 Cehenneme sokulur.

94 Ve cehenneme atılma vardır.

94 اور جہنم میں داخل کیا جانا

94 اور جہنم میں جھونکا جانا

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ ٩٥

Indeedelbetteبیشکinnathisbudur işteیہhādhāsurely, itelbette oالبتہ وہی ہےlahuwa(is the) truthgerçekحقḥaqqucertainkesinیقینیl-yaqīni

95 Indeed, this is the true certainty,

95 Doğrusu kesin gerçek budur.

95 Kesin gerçek budur işte.

95 یہ (داخل کیا جانا یقیناً صحیح یعنی) حق الیقین ہے

95 یہ سب کچھ قطعی حق ہے

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ ٩٦

So glorifyöyleyse tesbih etپس تسبیح کیجیےfasabbiḥ(the) nameadınıنام کیbi-is'mi(of) your LordRabbininاپنے ربrabbikathe Most Greatbüyükعظیم کےl-ʿaẓīmi

96 So exalt the name of your Lord, the Most Great.

96 Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

96 Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.

96 تو تم اپنے پروردگار بزرگ کے نام کی تسبیح کرتے رہو

96 پس اے نبیؐ ،اپنے رَبِّ عظیم کے نام  کی تسبیح کرو۔ 1

●●●●●●

سُورَةُ الحديد

Al-Hadid / The Iron

Medinan  ◆  29 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١

Glorifiestesbih etmiştirتسبیح کی ہے۔ کرتی ہےsabbaḥa[to] AllahAllah'ıاللہ ہی کے لیےlillahiwhateverher şeyہر اس چیز نے جو(is) inbulunanمیں ہےthe heavensgöklerdeآسمانوںl-samāwātiand the earthve yerdeاور زمین میںwal-arḍiand HeOاور وہwahuwa(is) the All-Mightyazizdirزبردست ہےl-ʿazīzuthe All-Wisehakimdirحکمت والا ہےl-ḥakīmu

1 Whatever is in the heavens and earth exalts Allah, and He is the Exalted in Might, the Wise.

1 Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.

1 Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

1 جو مخلوق آسمانوں اور زمین میں ہے خدا کی تسبیح کرتی ہے۔ اور وہ غالب (اور) حکمت والا ہے

1 اللہ کی تسبیح کی ہے ہر اُس چیز نے جو زمین اور آسمانوں میں ہے، 1 اور وہی زبر دست دانا ہے۔ 2

لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ يُحۡىِۦ وَيُمِيتُ‌ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٢

For HimO'nundurاسی کے لیے ہےlahu(is the) dominionmülküبادشاہتmul'ku(of) the heavensgöklerinآسمانوں کیl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کیwal-arḍiHe gives lifeyaşatırوہ زندہ کرتا ہےyuḥ'yīand causes deathve öldürürاور موت دیتا ہےwayumītuand Heve Oاور وہwahuwa(is) overüzerineپرʿalāallherہرkullithingsşeyچیزshayinAll-Powerfulkadirdirقدرت رکھتا ہےqadīrun

2 His is the dominion of the heavens and earth. He gives life and causes death, and He is over all things competent.

2 Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir'dir.

2 Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür, O, her şeye kadirdir.

2 آسمانوں اور زمین کی بادشاہی اسی کی ہے۔ (وہی) زندہ کرتا اور مارتا ہے۔ اور وہ ہر چیز پر قادر ہے

2 زمین اور آسمانوں کی سلطنت کا مالک وہی ہے، زندگی بخشتا ہے اور موت دیتا ہے، اور ہر چیز پر قدرت رکھتا ہے

هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأَخِرُ وَٱلظَّـٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُ‌ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمٌ ٣

HeOوہیhuwa(is) the Firstilktirاول ہےl-awaluand the Lastve sondurاور وہی آخر ہےwal-ākhiruand the Apparentve zahirdirاور ظاہر ہےwal-ẓāhiruand the Unapparentve batındırاور باطن ہےwal-bāṭinuand Heve Oاور وہwahuwa(is) of everyherہرbikullithingşeyiچیز کوshayinAll-Knowerbilendirجاننے والا ہےʿalīmun

3 He is the First and the Last, the Ascendant and the Intimate, and He is, of all things, Knowing.

3 O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir.

3 O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O herşeyi bilendir.

3 وہ (سب سے) پہلا اور (سب سے) پچھلا اور (اپنی قدرتوں سے سب پر) ظاہر اور (اپنی ذات سے) پوشیدہ ہے اور وہ تمام چیزوں کو جانتا ہے

3 وہی اوّل بھی ہے اور آخر بھی ، اور ظاہر بھی ہے اور مخفی بھی، 1 اور وہ ہر چیز کا علم رکھتا ہے

Surah 57 / Al-Hadid / The Iron سورة الحديد 538
Indeed, itelbette Oبیشک وہ innahu (is) surely, a Qurankesinlikle bir Kur'an'dırالبتہ ایک قرآن ہے laqur'ānun nobledeğerliعزت والا karīmun٧٧ Inbir Kitaptadırمیں a Bookایک کتاب kitābin well-guardedsaklıمحفوظ maknūnin٧٨ Noneona dokunmazنہیں touch itچھوتے اس کو yamassuhu exceptbaşkasıمگر illā
the purifiedtemizlerdenمطہرین۔ پاکیزہ لوگ l-muṭaharūna٧٩ A Revelationindirilmiştirنازل کردہ ہے tanzīlun fromRabbindenطرف سے min (the) Lordرب rabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین کی l-ʿālamīna٨٠ Then is it to thisşimdi bunu mu?کیا بھلا afabihādhā statementsözüاس بات کے بارے میں l-ḥadīthi
that yousizتم antum (are) indifferentküçümsüyorsunuzمعمولی سمجھنے والے ہو۔ انکار کرنے والے ہو mud'hinūna٨١ And you makeve kılıyorsunuz?اور تم بناتے ہو watajʿalūna your provisionrızkınızıاپنا حصہ riz'qakum that yousizinبیشک تم annakum denyyalanlamanızdan (ibaret)تم جھٹلاتے ہو tukadhibūna٨٢ Then why notya ?پس کیوں نہیں falawlā
whenzamanجب idhā it reaches(can) dayandığıپہنچ جاتی ہے balaghati the throatboğazaحلق کو۔ نرخرے کو l-ḥul'qūma٨٣ And youve siz deاور تم wa-antum (at) that timeo zamanاس وقت ḥīna-idhin look onbakıp durursunuzتم دیکھ رہے ہوتے ہو۔ تم آنکھوں دیکھتے ہو tanẓurūna٨٤ And Weve bizاور ہم wanaḥnu (are) nearerdaha yakınızزیادہ قریب ہوتے ہیں aqrabu
to himonaاس کی طرف ilayhi than yousizdenتمہاری نسبت minkum butfakatلیکن walākin you (do) not seesiz görmezsinizنہیں you (do) not seeتم دیکھ پاتے tub'ṣirūna٨٥ Then why noteğerپس کیوں نہیں falawlā ifاگر ہو in you areisenizتم kuntum notcezalandırılmayacakنہیں ghayra to be recompensedاختیار میں۔ نہیں جزا دیئے ہوئے۔ زیر فرمان madīnīna
٨٦ Bring it backonu geri döndürsenizeتم لوٹاتے اس کو tarjiʿūnahā ifeğerاگر in you areisenizہو تم kuntum truthfuldoğrulardanسچے ṣādiqīna٨٧ Thenamaپھر اگر fa-ammā ifeğerاگر in he wasiseہے وہ kāna ofyaklaştırılanlardanمیں سے mina those brought nearمقربین l-muqarabīna
٨٨ Then rest(O'na) rahatlık (vardır)تو راحت ہے farawḥun and bountyve güzel rızık (vardır)اور رزق ہے warayḥānun and a Gardenve cenneti (vardır)اور جنت ہے wajannatu (of) Pleasureni'metنعمتوں والی naʿīmin٨٩ Andamaاور لیکن wa-ammā ifeğerاگر in he wasiseہے kāna ofashabındanمیں سے min (the) companionsوالوں aṣḥābi
(of) the rightsağدائیں ہاتھ l-yamīni٩٠ Then, peaceselamتو سلام ہے fasalāmun for yousanaتیرے لیے laka [from]ashabındanمیں سے ہو min (the) companionsوالوں aṣḥābi (of) the rightsağدائیں ہاتھ l-yamīni٩١ Butamaاور لیکن wa-ammā ifeğerاگر in he wasiseہے kāna ofyalanlayıcılardanمیں سے mina
the deniersجھٹلانے والوں l-mukadhibīna the astraysapıkبہکے ہوئے لوگوں میں سے l-ḍālīna٩٢ Then, hospitalitybir ziyafetتو مہمانی ہے fanuzulun ofkaynar sudanمیں سے min (the) scalding waterکھولتے پانی ḥamīmin٩٣ And burningve atılma (vardır)اور داخل ہونا ہے۔ جھونکا جانا ہے wataṣliyatu (in) Hellfirecehennemeجہنم میں jaḥīmin
٩٤ Indeedelbetteبیشک inna thisbudur işteیہ hādhā surely, itelbette oالبتہ وہی ہے lahuwa (is the) truthgerçekحق ḥaqqu certainkesinیقینی l-yaqīni٩٥ So glorifyöyleyse tesbih etپس تسبیح کیجیے fasabbiḥ (the) nameadınıنام کی bi-is'mi (of) your LordRabbininاپنے رب rabbika the Most Greatbüyükعظیم کے l-ʿaẓīmi٩٦

سُورَةُ الحديد

Al-Hadid / The Iron  ◆  Medinan · 29 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Glorifiestesbih etmiştirتسبیح کی ہے۔ کرتی ہے sabbaḥa [to] AllahAllah'ıاللہ ہی کے لیے lillahi whateverher şeyہر اس چیز نے جو (is) inbulunanمیں ہے the heavensgöklerdeآسمانوں l-samāwāti and the earthve yerdeاور زمین میں wal-arḍi and HeOاور وہ wahuwa (is) the All-Mightyazizdirزبردست ہے l-ʿazīzu the All-Wisehakimdirحکمت والا ہے l-ḥakīmu١ For HimO'nundurاسی کے لیے ہے lahu (is the) dominionmülküبادشاہت mul'ku
(of) the heavensgöklerinآسمانوں کی l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کی wal-arḍi He gives lifeyaşatırوہ زندہ کرتا ہے yuḥ'yī and causes deathve öldürürاور موت دیتا ہے wayumītu and Heve Oاور وہ wahuwa (is) overüzerineپر ʿalā allherہر kulli thingsşeyچیز shayin All-Powerfulkadirdirقدرت رکھتا ہے qadīrun٢
HeOوہی huwa (is) the Firstilktirاول ہے l-awalu and the Lastve sondurاور وہی آخر ہے wal-ākhiru and the Apparentve zahirdirاور ظاہر ہے wal-ẓāhiru and the Unapparentve batındırاور باطن ہے wal-bāṭinu and Heve Oاور وہ wahuwa (is) of everyherہر bikulli thingşeyiچیز کو shayin All-Knowerbilendirجاننے والا ہے ʿalīmun٣
٥٣٨
‹ 536page 537 of the printed Mushaf538 ›