ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ ٥١

Thensonraپھرthummaindeed youşüphesiz siz deبیشک تمinnakumO those astrayeyاےayyuhāO those astraysapıklarگمراہوl-ḍālūnathe deniersyalanlayıcılarجھٹلانے والوl-mukadhibūna

51 Then indeed you, O those astray [who are] deniers,

51 Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

51 Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!

51 پھر تم اے جھٹلانے والے گمرا ہو!

51 پھر اے گمراہو اور جھٹلانے والو!

لَأَكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ ٥٢

Will surely eatmutlaka yiyeceklerالبتہ کھانے والے ہوlaākilūnafrom⋯سےmin(the) treeağacındanایک درختshajarinof(bir)کےminZaqqumZakkumزقومzaqqūmin

52 Will be eating from trees of zaqqum

52 Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

52 Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

52 تھوہر کے درخت کھاؤ گے

52 تم شجرِ زَقّوم 1 کی غذا کھانے والے ہو

فَمَالِــُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ٥٣

Then will filldolduracaklarپھر بھرنے والے ہوfamāliūnawith itonunlaاس سےmin'hāthe bellieskarınları(nı)پیٹوں کوl-buṭūna

53 And filling with it your bellies

53 Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

53 Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.

53 اور اسی سے پیٹ بھرو گے

53 اُسی سے تم پیٹ بھرو گے

فَشَـٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ ٥٤

And drinksonra içeceklerپھر پینے والے ہوfashāribūnaover itüzerineاس پرʿalayhi[from]⋯میں سےminathe scalding waterkaynar sudanکھولتے پانیl-ḥamīmi

54 And drinking on top of it from scalding water

54 Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

54 Üstüne de kaynar su içeceksiniz.

54 اور اس پر کھولتا ہوا پانی پیو گے

54 اور اوپر سے کھولتا ہوا پانی

فَشَـٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ ٥٥

And will drinkve içeceklerپھر پینے والے ہوfashāribūna(as) drinkingiçişi gibiپیناshur'ba(of) the thirsty camelssusuz develerinپیاسے اونٹ کی طرح کاl-hīmi

55 And will drink as the drinking of thirsty camels.

55 Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

55 Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.

55 اور پیو گے بھی تو اس طرح جیسے پیاسے اونٹ پیتے ہیں

55 تونس لگے ہوئے اونٹ کی طرح پیو گے

هَـٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ ٥٦

Thisişte böyledirیہ ہےhādhā(is) their hospitalityonların ağırlanışıمہمانی ان کیnuzuluhum(on the) Daygünündeدنyawma(of) Judgmentcezaجزا سزا کےl-dīni

56 That is their accommodation on the Day of Recompense.

56 İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

56 İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

56 جزا کے دن یہ ان کی ضیافت ہوگی

56 یہ ہے بائیں والوں کی ضیافت کا سامان روز جزا میں

نَحۡنُ خَلَقۡنَـٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ ٥٧

Webizہم نےnaḥnu[We] created yousizi yarattıkپیدا کیا ہم نے تم کوkhalaqnākumso why (do) notgerekmez miپس کیوں نہیںfalawlāyou admit the truthdoğrulamanız?تم تصدیق کرتے ہو۔ تم یقین کرتے۔ سچ مانتےtuṣaddiqūna

57 We have created you, so why do you not believe?

57 Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

57 Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?

57 ہم نے تم کو (پہلی بار بھی تو) پیدا کیا ہے تو تم (دوبارہ اُٹھنے کو) کیوں سچ نہیں سمجھتے؟

57 1 ہم نے تمہیں پیدا کیا ہے پھر کیوں تصدیق نہیں کرتے؟ 2

أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ ٥٨

Do you seegördünüz müکیا بھلا دیکھا تم نےafara-aytumwhat⋯جوmāyou emitakıttığınız meniyi?نطفہ تم ٹپکاتے ہوtum'nūna

58 Have you seen that which you emit?

58 Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

58 Attığınız meniyi gördünüz mü?

58 دیکھو تو کہ جس (نطفے) کو تم (عورتوں کے رحم میں) ڈالتے ہو

58 کبھی تم نے غور کیا، یہ نطفہ جو تم ڈالتے ہو

ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَـٰلِقُونَ ٥٩

Is it yousiz miکیا تمa-antumwho create itonu yaratıyorsunuzتم پیدا کرتے ہو اس کوtakhluqūnahuoryoksaیاam(are) Webiz (miyiz?)ہم ہیںnaḥnuthe Creatorsyaratıcılar?جو پیدا کرنے والے ہیںl-khāliqūna

59 Is it you who creates it, or are We the Creator?

59 Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

59 Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

59 کیا تم اس (سے انسان) کو بناتے ہو یا ہم بناتے ہیں؟

59 اس سے بچّہ تم بناتے ہو یا اس کے بنانے والے ہم ہیں؟ 1

نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ ٦٠

Webizizہم نےnaḥnu[We] have decreedtakdir edenتقسیم کی ہم نےqaddarnāamong youaranızdaتمہارے درمیانbaynakumuthe deathölümüموتl-mawtaand notve değildirاور نہیںwamāWebizimہمnaḥnu(are) outrunönümüze geçilmişہارنے والے۔ مغلوب ہونے والےbimasbūqīna

60 We have decreed death among you, and We are not to be outdone

60 Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

60 Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.

60 ہم نے تم میں مرنا ٹھہرا دیا ہے اور ہم اس (بات) سے عاجز نہیں

60 ہم نے تمہارے درمیان موت کو تقسیم کیا ہے،1 اور ہم اِس سے عاجز نہیں ہیں

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَـٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِى مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٦١

Indiyeاس بات پرʿalāthat⋯کہanWe (will) changesizin yerinize getirelimہم بدل ڈالیںnubaddilayour likeness[es]benzerleriniziتمہاری شکلوں کو۔ تم جیسوں کوamthālakumand produce youve sizi yeniden inşa' edelimاور نئے سرے سے ہم پیدا کریں گے تم کوwanunshi-akuminbir biçimdeاس میںfīwhat⋯جو تمmānot⋯نہیںlāyou knowbilmediğinizجانتےtaʿlamūna

61 In that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know.

61 Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

61 Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).

61 کہ تمہاری طرح کے اور لوگ تمہاری جگہ لے آئیں اور تم کو ایسے جہان میں جس کو تم نہیں جانتے پیدا کر دیں

61 کہ تمہاری شکلیں بدل دیں اور کسی ایسی شکل میں تمہیں پیدا کر دیں جس کو تم نہیں جانتے۔ 1

وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ ٦٢

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadyou knowbildinizجان لیا تم نےʿalim'tumuthe creationyaratmayıپیدائش کوl-nashatathe firstilkپہلی دفعہ کیl-ūlāso why not⋯تو کیوں نہیںfalawlāyou take heeddüşünüp ibret almazmısınız?تم نصیحت پکڑتےtadhakkarūna

62 And you have already known the first creation, so will you not remember?

62 And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

62 Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

62 اور تم نے پہلی پیدائش تو جان ہی لی ہے۔ پھر تم سوچتے کیوں نہیں؟

62 اپنی پہلی پیدائش کو تو تم جانتے ہو، پھر کیوں سبق نہیں لیتے؟ 1

أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ ٦٣

And do you seegördünüz müکیا بھلا دیکھا تم نے۔ غور کیا تم نےafara-aytumwhat⋯جوmāyou sowektiğinizi?بیج تم بوتے ہوtaḥruthūna

63 And have you seen that [seed] which you sow?

63 Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

63 Ektiğinizi gördünüz mü?

63 بھلا دیکھو تو کہ جو کچھ تم بوتے ہو

63 کبھی تم نے سوچا، یہ بیج جو تم بوتے ہو

ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزّٰرِعُونَ ٦٤

Is it you (who)siz miکیا تمa-antumcause it to growonu bitiyorsunuzتم اگاتے ہو اس کوtazraʿūnahuoryoksیاam(are) Webiz (miyiz?)ہمnaḥnuthe Ones Who growbitirenler?اگانے والے ہیںl-zāriʿūna

64 Is it you who makes it grow, or are We the grower?

64 Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

64 Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

64 تو کیا تم اسے اُگاتے ہو یا ہم اُگاتے ہیں؟

64 ان سے کھیتیاں  تم اُگا تے ہو یا اُن کے اُگانے والے ہم ہیں؟ 1

لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ ٦٥

IfşayetاگرlawWe willeddileseydikہم چاہیںnashāuWe (would) surely, make itonu yapardıkالبتہ ہم کردیں اس کوlajaʿalnāhudebriskuru bir çöpریزہ ریزہḥuṭāmanthen you would remaindururdunuzتو رہ جاؤ تمfaẓaltumwonderingsızlanıpتم باتیں بناتےtafakkahūna

65 If We willed, We could make it [dry] debris, and you would remain in wonder,

65 Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

65 Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.

65 اگر ہم چاہیں تو اسے چورا چورا کردیں اور تم باتیں بناتے رہ جاؤ

65 ہم چاہیں تو ان کھیتیوں کو بھس بنا کر رکھ دیں اور تم طرح طرح کی باتیں بناتے رہ جاؤ

إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ ٦٦

Indeed, weelbette bizبیشک ہمinnāsurely are laden with debtborçlandıkالبتہ تاوان ڈالے گئے ہیںlamugh'ramūna

66 [Saying], "Indeed, we are [now] in debt;

66 Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

66 "Doğrusu borç altına girdik."

66 (کہ ہائے) ہم تو مفت تاوان میں پھنس گئے

66 کہ ہم پر تو الٹی چٹی پڑ گئی

بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ ٦٧

Naydoğrusuبلکہbalwebizہمnaḥnu(are) deprivedyoksun bırakıldıkمحروم کردیئے گئے ہیںmaḥrūmūna

67 Rather, we have been deprived."

67 Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

67 "Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).

67 بلکہ ہم ہیں ہی بےنصیب

67 بلکہ ہمارے تو نصیب ہی پھوٹے ہوئے ہیں

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِى تَشۡرَبُونَ ٦٨

Do you seebaktınız mıکیا بھلا دیکھا تم نےafara-aytumuthe watersuyaپانی کوl-māawhich⋯جوalladhīyou drinkiçtiğiniz?تم پیتے ہوtashrabūna

68 And have you seen the water that you drink?

68 Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

68 İçtiğiniz suya baktınız mı?

68 بھلا دیکھو تو کہ جو پانی تم پیتے ہو

68 کبھی تم نے آنکھیں کھول کر دیکھا، یہ پانی جو تم پیتے ہو

ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ ٦٩

Is it yousiz miکیا تمa-antumwho send it downonu indirdinizاتارتے ہو تم اس کوanzaltumūhufrom⋯سےminathe rain cloudsbuluttanبادلl-muz'nioryoksaیاamWebiz (miyiz?)ہمnaḥnu(are) the Ones to sendindirenler?اتارنے والے ہیںl-munzilūna

69 Is it you who brought it down from the clouds, or is it We who bring it down?

69 Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

69 Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

69 کیا تم نے اس کو بادل سے نازل کیا ہے یا ہم نازل کرتے ہیں؟

69 اِسے تم نے بادل سے بر سا یا ہےیا اِ س کے برسانے والے ہم ہیں؟ 1

لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ ٧٠

IfşayetاگرlawWe willeddileseydikہم چاہیںnashāuWe (could) make itonu yapardıkبنادیں ہم اس کو۔ کردیں ہم اس کوjaʿalnāhusaltytuzluکڑوا زہرujājanthen why are you not grateful⋯پس کیوں نہیںfalawlāthen why are you not gratefulşüketmezmisiniz?تم شکر ادا کرتےtashkurūna

70 If We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful?

70 Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

70 Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!

70 اگر ہم چاہیں تو ہم اسے کھاری کردیں پھر تم شکر کیوں نہیں کرتے؟

70 ہم چاہیں تو اُسے سخت کھاری بنا کر رکھ دیں، 1 پھر کیوں تم شکر گزار نہیں ہوتے؟2

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ٧١

Do you seegördünüz müکیا پھر دیکھا تم نےafara-aytumuthe Fireateşiآگ کوl-nārawhich⋯وہ جوallatīyou igniteçıkardığınız?تم سلگاتے ہوtūrūna

71 And have you seen the fire that you ignite?

71 Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

71 Yaktığınız ateşi gördünüz mü?

71 بھلا دیکھو تو جو آگ تم درخت سے نکالتے ہو

71 کبھی تم نے خیال کیا، یہ آگ جو تم سلگاتے ہو

ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِــُٔونَ ٧٢

Is it yousiz miکیا تمa-antumwho producedyarattınızاگاتے ہو تمanshatumits treeonun ağacınıاس کا درختshajaratahāoryoksaیاamWebiz (miyiz?)ہمnaḥnu(are) the Producersyaratanlar?اگانے والے ہیںl-munshiūna

72 Is it you who produced its tree, or are We the producer?

72 Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

72 Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

72 کیا تم نے اس کے درخت کو پیدا کیا ہے یا ہم پیدا کرتے ہیں؟

72 اِس کا درخت 1 تم نے پیدا کیا ہے، یا  اس کے پیدا کرنے والے ہم ہیں؟

نَحۡنُ جَعَلۡنَـٰهَا تَذۡكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلۡمُقۡوِينَ ٧٣

Webizہم نےnaḥnuhave made itonu yaptıkبنادیا ہم نے اس کوjaʿalnāhāa reminderbir ibretنصیحت کا سببtadhkiratanand a provisionve bir faydaاور فائدے کی چیزwamatāʿanfor the wayfarers in the desertçölden gelip geçenlereمسافروں کے لیےlil'muq'wīna

73 We have made it a reminder and provision for the travelers,

73 Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

73 Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.

73 ہم نے اسے یاد دلانے اور مسافروں کے برتنے کو بنایا ہے

73 ہم نے اُس کو یاد دہانی کا ذریعہ 1 اور حاجت مندوں 2 کے لیےسامان ِ زیست بنا یا ہے

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ ٧٤

So glorifyöyleyse yüceltپس تسبیح کیجیےfasabbiḥ(the) nameadınıنام کیbi-is'mi(of) your LordRabbininاپنے ربrabbikathe Most Greatbüyükعظیم کے (نام کی)l-ʿaẓīmi

74 So exalt the name of your Lord, the Most Great.

74 Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

74 Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.

74 تو تم اپنے پروردگار بزرگ کے نام کی تسبیح کرو

74 پس اے نبیؐ ، اپنے رَبِّ عظیم کے نام کی تسبیح کرو۔ 1

۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ٧٥

But nayhayırپس نہیںfalāI swearyemin ederimمیں قسم کھاتا ہوںuq'simuby settingyerlerineمواقع کی۔ غروب ہونے کی جگہوں کیbimawāqiʿi(of) the starsyıldızlarınتاروں کےl-nujūmi

75 Then I swear by the setting of the stars,

75 Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

75 Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.

75 ہمیں تاروں کی منزلوں کی قسم

75 1 پس نہیں، میں قسم کھاتا ہوں  تاروں کے مواقع کی

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ ٧٦

And indeed, itmuhakkak oاور بیشک وہwa-innahu(is) surely an oathbir yemindirالبتہ ایک قسم ہےlaqasamunifeğerاگرlawyou know bilirsenizتم جانتے ہوtaʿlamūnagreatbüyükبہت بڑی۔ عظیمʿaẓīmun

76 And indeed, it is an oath - if you could know - [most] great.

76 Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

76 Bilirseniz bu büyük bir yemindir.

76 اور اگر تم سمجھو تو یہ بڑی قسم ہے

76 اور اگر تم سمجھو تو یہ بہت بڑی قسم ہے

Surah 56 / Al-Waqi'ah / The Inevitable سورة الواقعة 537
Thensonraپھر thumma indeed youşüphesiz siz deبیشک تم innakum O those astrayeyاے ayyuhā O those astraysapıklarگمراہو l-ḍālūna the deniersyalanlayıcılarجھٹلانے والو l-mukadhibūna٥١ Will surely eatmutlaka yiyeceklerالبتہ کھانے والے ہو laākilūna from⋯سے min (the) treeağacındanایک درخت shajarin of(bir)کے min ZaqqumZakkumزقوم zaqqūmin٥٢
Then will filldolduracaklarپھر بھرنے والے ہو famāliūna with itonunlaاس سے min'hā the bellieskarınları(nı)پیٹوں کو l-buṭūna٥٣ And drinksonra içeceklerپھر پینے والے ہو fashāribūna over itüzerineاس پر ʿalayhi [from]⋯میں سے mina the scalding waterkaynar sudanکھولتے پانی l-ḥamīmi٥٤ And will drinkve içeceklerپھر پینے والے ہو fashāribūna
(as) drinkingiçişi gibiپینا shur'ba (of) the thirsty camelssusuz develerinپیاسے اونٹ کی طرح کا l-hīmi٥٥ Thisişte böyledirیہ ہے hādhā (is) their hospitalityonların ağırlanışıمہمانی ان کی nuzuluhum (on the) Daygünündeدن yawma (of) Judgmentcezaجزا سزا کے l-dīni٥٦ Webizہم نے naḥnu [We] created yousizi yarattıkپیدا کیا ہم نے تم کو khalaqnākum so why (do) notgerekmez miپس کیوں نہیں falawlā
you admit the truthdoğrulamanız?تم تصدیق کرتے ہو۔ تم یقین کرتے۔ سچ مانتے tuṣaddiqūna٥٧ Do you seegördünüz müکیا بھلا دیکھا تم نے afara-aytum what⋯جو mā you emitakıttığınız meniyi?نطفہ تم ٹپکاتے ہو tum'nūna٥٨ Is it yousiz miکیا تم a-antum who create itonu yaratıyorsunuzتم پیدا کرتے ہو اس کو takhluqūnahu oryoksaیا am (are) Webiz (miyiz?)ہم ہیں naḥnu
the Creatorsyaratıcılar?جو پیدا کرنے والے ہیں l-khāliqūna٥٩ Webizizہم نے naḥnu [We] have decreedtakdir edenتقسیم کی ہم نے qaddarnā among youaranızdaتمہارے درمیان baynakumu the deathölümüموت l-mawta and notve değildirاور نہیں wamā Webizimہم naḥnu (are) outrunönümüze geçilmişہارنے والے۔ مغلوب ہونے والے bimasbūqīna٦٠
Indiyeاس بات پر ʿalā that⋯کہ an We (will) changesizin yerinize getirelimہم بدل ڈالیں nubaddila your likeness[es]benzerleriniziتمہاری شکلوں کو۔ تم جیسوں کو amthālakum and produce youve sizi yeniden inşa' edelimاور نئے سرے سے ہم پیدا کریں گے تم کو wanunshi-akum inbir biçimdeاس میں fī what⋯جو تم mā not⋯نہیں lā you knowbilmediğinizجانتے taʿlamūna٦١ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad
you knowbildinizجان لیا تم نے ʿalim'tumu the creationyaratmayıپیدائش کو l-nashata the firstilkپہلی دفعہ کی l-ūlā so why not⋯تو کیوں نہیں falawlā you take heeddüşünüp ibret almazmısınız?تم نصیحت پکڑتے tadhakkarūna٦٢ And do you seegördünüz müکیا بھلا دیکھا تم نے۔ غور کیا تم نے afara-aytum what⋯جو mā you sowektiğinizi?بیج تم بوتے ہو taḥruthūna
٦٣ Is it you (who)siz miکیا تم a-antum cause it to growonu bitiyorsunuzتم اگاتے ہو اس کو tazraʿūnahu oryoksیا am (are) Webiz (miyiz?)ہم naḥnu the Ones Who growbitirenler?اگانے والے ہیں l-zāriʿūna٦٤ Ifşayetاگر law We willeddileseydikہم چاہیں nashāu We (would) surely, make itonu yapardıkالبتہ ہم کردیں اس کو lajaʿalnāhu
debriskuru bir çöpریزہ ریزہ ḥuṭāman then you would remaindururdunuzتو رہ جاؤ تم faẓaltum wonderingsızlanıpتم باتیں بناتے tafakkahūna٦٥ Indeed, weelbette bizبیشک ہم innā surely are laden with debtborçlandıkالبتہ تاوان ڈالے گئے ہیں lamugh'ramūna٦٦ Naydoğrusuبلکہ bal webizہم naḥnu (are) deprivedyoksun bırakıldıkمحروم کردیئے گئے ہیں maḥrūmūna
٦٧ Do you seebaktınız mıکیا بھلا دیکھا تم نے afara-aytumu the watersuyaپانی کو l-māa which⋯جو alladhī you drinkiçtiğiniz?تم پیتے ہو tashrabūna٦٨ Is it yousiz miکیا تم a-antum who send it downonu indirdinizاتارتے ہو تم اس کو anzaltumūhu from⋯سے mina the rain cloudsbuluttanبادل l-muz'ni
oryoksaیا am Webiz (miyiz?)ہم naḥnu (are) the Ones to sendindirenler?اتارنے والے ہیں l-munzilūna٦٩ Ifşayetاگر law We willeddileseydikہم چاہیں nashāu We (could) make itonu yapardıkبنادیں ہم اس کو۔ کردیں ہم اس کو jaʿalnāhu saltytuzluکڑوا زہر ujājan then why are you not grateful⋯پس کیوں نہیں falawlā then why are you not gratefulşüketmezmisiniz?تم شکر ادا کرتے tashkurūna
٧٠ Do you seegördünüz müکیا پھر دیکھا تم نے afara-aytumu the Fireateşiآگ کو l-nāra which⋯وہ جو allatī you igniteçıkardığınız?تم سلگاتے ہو tūrūna٧١ Is it yousiz miکیا تم a-antum who producedyarattınızاگاتے ہو تم anshatum its treeonun ağacınıاس کا درخت shajaratahā oryoksaیا am
Webiz (miyiz?)ہم naḥnu (are) the Producersyaratanlar?اگانے والے ہیں l-munshiūna٧٢ Webizہم نے naḥnu have made itonu yaptıkبنادیا ہم نے اس کو jaʿalnāhā a reminderbir ibretنصیحت کا سبب tadhkiratan and a provisionve bir faydaاور فائدے کی چیز wamatāʿan for the wayfarers in the desertçölden gelip geçenlereمسافروں کے لیے lil'muq'wīna
٧٣ So glorifyöyleyse yüceltپس تسبیح کیجیے fasabbiḥ (the) nameadınıنام کی bi-is'mi (of) your LordRabbininاپنے رب rabbika the Most Greatbüyükعظیم کے (نام کی) l-ʿaẓīmi٧٤ But nayhayırپس نہیں falā I swearyemin ederimمیں قسم کھاتا ہوں uq'simu
by settingyerlerineمواقع کی۔ غروب ہونے کی جگہوں کی bimawāqiʿi (of) the starsyıldızlarınتاروں کے l-nujūmi٧٥ And indeed, itmuhakkak oاور بیشک وہ wa-innahu (is) surely an oathbir yemindirالبتہ ایک قسم ہے laqasamun ifeğerاگر law you know bilirsenizتم جانتے ہو taʿlamūna greatbüyükبہت بڑی۔ عظیم ʿaẓīmun٧٦
٥٣٧
page 536 of the printed Mushaf