وَٱلَّذِينَ جَآءُو مِنۢ بَعۡدِهِمۡ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱغۡفِرۡ لَنَا وَلِإِخۡوٰنِنَا ٱلَّذِينَ سَبَقُونَا بِٱلۡإِيمَـٰنِ وَلَا تَجۡعَلۡ فِى قُلُوبِنَا غِلاًّ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواۡ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ ١٠

And those whokimselerاور وہ لوگwa-alladhīnacamegelen(ler)جو آئےjāūfromonlardan sonraminafter themان کے بعدbaʿdihimthey sayderler kiوہ کہتے ہیںyaqūlūnaOur LordRabbimizاے ہمارے رب- ہم کوrabbanāforgivebağışlaبخش دےigh'firusbiziاور ہمارےlanāand our brothersve kardeşlerimiziبھائیوں کوwali-ikh'wānināwhobizden önceوہ جوalladhīnapreceded usسبقت لے گئے ہم سےsabaqūnāin faithinanmış olanایمان میںbil-īmāniand (do) notveاور نہwalāputbırakmaتو ڈالtajʿalinkalblerimizdeمیںour heartsہمارے دلوں میںqulūbināany rancorbir kinبغضghillantowards those whokarşıان لوگوں کے لیےlilladhīnabelievedinananlaraجو ایمان لائےāmanūOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāindeed Youelbette senبیشک توinnaka(are) Full of Kindnessçok şefkatliشفقت کرنے والاraūfunMost Mercifulçok merhametlisinمہربان ہےraḥīmun

10 And [there is a share for] those who came after them, saying, "Our Lord, forgive us and our brothers who preceded us in faith and put not in our hearts [any] resentment toward those who have believed. Our Lord, indeed You are Kind and Merciful."

10 Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" derler.

10 Onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!"

10 اور (ان کے لئے بھی) جو ان (مہاجرین) کے بعد آئے (اور) دعا کرتے ہیں کہ اے پروردگار ہمارے اور ہمارے بھائیوں کے جو ہم سے پہلے ایمان لائے ہیں گناہ معاف فرما اور مومنوں کی طرف سے ہمارے دل میں کینہ (وحسد) نہ پیدا ہونے دے۔ اے ہمارے پروردگار تو بڑا شفقت کرنے والا مہربان ہے

10 (اور وہ اُن لوگوں کے لیے بھی ہے) جو اِن اَگلوں کے بعد آئے ہیں، 1 جو کہتے ہیں کہ”اے ہمارے رب ، ہمیں اور ہمارے اُن سب بھائیوں کو بخش دے جو ہم سےپہلے ایمان لائے ہیں اورہمارے دلوں میں اہلِ ایمان کے لیےکوئی بغض نہ رکھ، اے ہمارے رب تُو بڑا مہربان اور رحیم ہے“۔ 2

۞أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نَافَقُواۡ يَقُولُونَ لِإِخۡوٰنِهِمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ لَئِنۡ أُخۡرِجۡتُمۡ لَنَخۡرُجَنَّ مَعَكُمۡ وَلَا نُطِيعُ فِيكُمۡ أَحَدًا أَبَدًا وَإِن قُوتِلۡتُمۡ لَنَنصُرَنَّكُمۡ وَٱللَّهُ يَشۡهَدُ إِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ ١١

Do notgörmedin mi?کیا نہیںalamyou seeتم نے دیکھاtara[to]kimseleriطرفilāthose whoان لوگوں کی طرفalladhīna(were) hypocritesiki yüzlülük edenجنہوں نے منافقت کیnāfaqūsayingderlerوہ کہتے ہیںyaqūlūnato their brotherskardeşlerineاپنے بھائیوں سےli-ikh'wānihimuthose whoinkar edenان سےalladhīnadisbelievedجنہوں نے کفر کیاkafarūamongehlindenسےminthe Peopleاہلahli(of) the Scripturekitapکتاب میں سےl-kitābiIfeğerالبتہ اگرla-inyou are expelledsiz çıkarılırsanızنکالے گئے تمukh'rij'tumsurely we will leavemutlaka biz de çıkarızالبتہ ہم ضرور نکلیں گےlanakhrujannawith yousizinle beraberتمہارے ساتھmaʿakumand notveاور نہwalāwe will obeyita'at etmeyizہم اطاعت کریں گےnuṭīʿuconcerning yousizin aleyhinizeتمہارے معاملے میںfīkumanyonehiç kimseyeکسی ایک کیaḥadaneveraslaکبھی بھیabadanand ifve şayetاور اگرwa-inyou are foughtsizinle savaşılırsaجنگ کی گئی تم سےqūtil'tumcertainly we will help youmutlaka size yardım ederizالبتہ ہم ضرور مدد کریں گے تمہاریlananṣurannakumAnd Allahve Allahاور اللہwal-lahubears witnessşahidlik ederگواہی دیتا ہےyashhaduthat theyonlarınبیشک وہinnahum(are) surely liarsyalancı olduklarınaالبتہ جھوٹے ہیںlakādhibūna

11 Have you not considered those who practice hypocrisy, saying to their brothers who have disbelieved among the People of the Scripture, "If you are expelled, we will surely leave with you, and we will not obey, in regard to you, anyone - ever; and if you are fought, we will surely aid you." But Allah testifies that they are liars.

11 Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz" dediklerini görmedin mi? Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.

11 Münafıkların, kitap ehlinden inkar eden dostlarına "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz." dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

11 کیا تم نے ان منافقوں کو نہیں دیکھا جو اپنے کافر بھائیوں سے جو اہل کتاب ہیں کہا کرتے ہیں کہ اگر تم جلا وطن کئے گئے تو ہم بھی تمہارے ساتھ نکل چلیں گے اور تمہارے بارے میں کبھی کسی کا کہا نہ مانیں گے۔ اور اگر تم سے جنگ ہوئی تو تمہاری مدد کریں گے۔ مگر خدا ظاہر کئے دیتا ہے کہ یہ جھوٹے ہیں

11 1 تم نے دیکھا نہیں اُن لوگوں کو جنہوں نے منافقت کی روش اختیار کی ہے؟ یہ اپنے کافر اہلِ کتاب بھائیوں سے کہتے ہیں”اگر تمہیں نکالا گیا تو ہم تمہارےساتھ نکلیں گے، اور تمہارے معاملہ میں ہم کسی کی بات ہرگز نہ مانیں گے، اور اگر تم سے جنگ کی گئی تو ہم تمہاری مدد کریں گے۔“ مگر اللہ گواہ ہے کہ یہ لوگ قطعی جُھوٹے ہیں

لَئِنۡ أُخۡرِجُواۡ لَا يَخۡرُجُونَ مَعَهُمۡ وَلَئِن قُوتِلُواۡ لَا يَنصُرُونَهُمۡ وَلَئِن نَّصَرُوهُمۡ لَيُوَلُّنَّ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ ١٢

Ifandolsun eğerالبتہ اگرla-inthey are expelledonlar çıkarılsalarوہ نکالے گئےukh'rijūnotçıkmazlarنہیںthey will leaveوہ نکلیں گےyakhrujūnawith themonlarla beraberان کے ساتھmaʿahumand ifve eğerاور البتہ اگرwala-inthey are foughtonlarla savaşılsaوہ جنگ کیے گئےqūtilūnotonlara yardım etmezlerنہیںthey will help themوہ مدد کریں گے ان کیyanṣurūnahumAnd ifve eğerاور البتہ اگرwala-inthey help themyardım etseler bileانہوں نے مدد کی بھی ان کیnaṣarūhumcertainly they will turndönüp kaçarlarالبتہ ضرور پھیر لیں گےlayuwallunna(their) backsarkalar(ın)aپیٹھوں کوl-adbārathensonraپھرthummanotkendilerine de yardım edilmezنہthey will be helpedوہ مدد دئیے جائیں گےyunṣarūna

12 If they are expelled, they will not leave with them, and if they are fought, they will not aid them. And [even] if they should aid them, they will surely turn their backs; then [thereafter] they will not be aided.

12 Onlar çıkarılmış olsalar, and olsun ki, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, and olsun ki, onlara yardıma koşmazlar; onlara yardıma gitseler, mutlaka geri dönüp kaçarlar, sonra yardım da görmezler.

12 Andolsun eğer onlar, çıkarılırsalar, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.

12 اگر وہ نکالے گئے تو یہ ان کے ساتھ نہیں نکلیں گے۔ اور اگر ان سے جنگ ہوئی تو ان کی مدد نہیں کریں گے۔ اگر مدد کریں گے تو پیٹھ پھیر کر بھاگ جائیں گے۔ پھر ان کو (کہیں سے بھی) مدد نہ ملے گی

12 اگر وہ نکالے گئے تو یہ ان کے ساتھ ہرگز نہ نکلیں گے، اور اگر اُن سے جنگ کی گئی تو یہ اُن کی ہرگز مدد نہ کریں گے، اور اگر یہ ان کی مدد کریں بھی تو پیٹھ پھیر جائیں گے اور پھر کہیں سے کوئی مدد نہ پائیں گے

لَأَنتُمۡ أَشَدُّ رَهۡبَةً فِى صُدُورِهِم مِّنَ ٱللَّهِ‌ۚ ذٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٌ لَّا يَفۡقَهُونَ ١٣

Certainly youelbette sizinالبتہ تمla-antum(are) more intensefazladırزیادہ سخت ہوashaddu(in) fearkorkunuzرعب میںrahbataninonların kalblerindeمیںtheir breastsان کے سینوں (میں)ṣudūrihimthanAllahınkindenبڑھminaAllahاللہ سے (بڑھ کر )l-lahiThatböyledirیہdhālika(is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشک وہbi-annahum(are) a peoplebir toplulukturایک قوم ہیںqawmun(who do) notanlamazنہیںunderstandجو سمجھتےyafqahūna

13 You [believers] are more fearful within their breasts than Allah. That is because they are a people who do not understand.

13 Ey inananlar! Onların yüreklerine korku salan, Allah'tan çok sizlersiniz; çünkü onlar, anlamayan kimselerdir.

13 Onların kalblerinde sizin korkunuz, Allah'ın korkusundan fazladır. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

13 (مسلمانو!) تمہاری ہیبت ان لوگوں کے دلوں میں خدا سے بھی بڑھ کر ہے۔ یہ اس لئے کہ یہ سمجھ نہیں رکھتے

13 اِن کے دلوں میں اللہ سے بڑھ کر تمہارا خوف ہے، 1 اس لیے کہ یہ ایسے لوگ ہیں جو سمجھ بُوجھ نہیں رکھتے۔ 2

لَا يُقَـٰتِلُونَكُمۡ جَمِيعًا إِلَّا فِى قُرًى مُّحَصَّنَةٍ أَوۡ مِن وَرَآءِ جُدُرِۭ‌ۚ بَأۡسُهُم بَيۡنَهُمۡ شَدِيدٌ‌ۚ تَحۡسَبُهُمۡ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمۡ شَتَّىٰ‌ۚ ذٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٌ لَّا يَعۡقِلُونَ ١٤

Notonlar sizinle savaşamazlarنہیںwill they fight youوہ جنگ کریں گے تم سےyuqātilūnakumalltoplu olarakسب مل کرjamīʿanexceptancak (savaşırlar)مگرillāiniçindeمیںtownskalelerبستیوں (میں)quranfortifiedmüstahkemقلعہ بند ہوکرmuḥaṣṣanatinoryahutیاawfromardındanسےminbehindپیچھے (سے)warāiwallsduvarlarınدیواروں کےjudurinTheir violenceonların çekişmeleriان کی جنگbasuhumamong themselveskendi aralarındaآپس میںbaynahum(is) severeşiddetliشدید ہےshadīdunYou think theysen onları sanırsınتم سمجھتے ہو ان کوtaḥsabuhum(are) unitedtopluاکٹھاjamīʿanbut their heartsama kalbleriاور دل ان کےwaqulūbuhum(are) divideddağınıktırپھٹے ہوئے ہیں۔ مختلف ہیںshattāThatöyledirیہdhālika(is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشک وہbi-annahum(are) a peoplebir toplulukturلوگ ہیںqawmunnotdüşünmezنہیںthey reasonجو عقل رکھتےyaʿqilūna

14 They will not fight you all except within fortified cities or from behind walls. Their violence among themselves is severe. You think they are together, but their hearts are diverse. That is because they are a people who do not reason.

14 Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalbleri birbirinden ayrıdır. Bu, akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.

14 Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar, ancak, müstahkem şehirlerde yahut duvarların ardından (sizinle savaşmak isterler). Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalbleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.

14 یہ سب جمع ہو کر بھی تم سے (بالمواجہہ) نہیں لڑ سکیں گے مگر بستیوں کے قلعوں میں (پناہ لے کر) یا دیواروں کی اوٹ میں (مستور ہو کر) ان کا آپس میں بڑا رعب ہے۔ تم شاید خیال کرتے ہو کہ یہ اکھٹے (اور ایک جان) ہیں مگر ان کے دل پھٹے ہوئے ہیں یہ اس لئے کہ یہ بےعقل لوگ ہیں

14 یہ کبھی اکٹھے ہو کر (کُھلے میدان میں) تمہارا مقابلہ نہ کریں گے، لڑیں گے بھی تو قلعہ بند بستیوں میں بیٹھ کر یا دیواروں کےپیچھے چُھپ کر۔ یہ آپس  کی مخالفت میں بڑے سخت ہیں۔ تم اِنہیں اکٹھا سمجھتے ہو مگر ان کے دل ایک دُوسرے سے پھٹے ہوئے ہیں۔ 1 اِن کا یہ حال اِس لیے ہے کہ یہ بے عقل لوگ ہیں

كَمَثَلِ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ قَرِيبًا‌ۖ ذَاقُواۡ وَبَالَ أَمۡرِهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ١٥

Like (the) exampledurumu gibidirمانند مثالkamathali(of) thosekimselerinان لوگوں کےalladhīnafromkendilerinden öncekiسےminbefore themجو ان سے پہلے تھےqablihimshortlyyakın zamanقریب ہیqarībanthey tastedtadmışlardırانہوں نے چکھاdhāqū(the) evil resultvebaliniوبالwabāla(of) their affairyaptıklarınınاپنے کیے کاamrihimand for themve onlar için vardırاور ان کے لیےwalahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunpainfulacıklıدردناکalīmun

15 [Theirs is] like the example of those shortly before them: they tasted the bad consequence of their affair, and they will have a painful punishment.

15 Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır.

15 (Bu yahudilerin durumu) kendilerinden az önce, işlerinin günahını tatmış olan, ahirette de kendileri için acı bir azab bulunan kimselerin (Bedir'de cezalarını bulan putperestlerin) durumu gibidir.

15 ان کا حال ان لوگوں کا سا ہے جو ان سے کچھ ہی پیشتر اپنے کاموں کی سزا کا مزہ چکھ چکے ہیں۔ اور (ابھی) ان کے لئے دکھ دینے والا عذاب (تیار) ہے

15 یہ اُنہی لوگوں کے مانند ہیں جو اِن سے تھوڑی ہی مدّت پہلے اپنے کیے کا مزا چکھ چکے ہیں 1 اور اِن کے لیے درد ناک عذاب ہے

كَمَثَلِ ٱلشَّيۡطَـٰنِ إِذۡ قَالَ لِلۡإِنسَـٰنِ ٱكۡفُرۡ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّنكَ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ١٦

Like (the) exampledurumuna benzerجیسے مثالkamathali(of) the Shaitaanşeytanınشیطان کی۔ شیطان کی طرحl-shayṭāniwhenhaniجبidhhe saysdemiştiاس نے کہاqālato maninsanaانسان سےlil'insāniDisbelieveinkar etکفر کروuk'furBut whenzaman daتو جبfalammāhe disbelievesinkar ettiğiاس نے کفر کیاkafarahe saysdemiştiکہاqālaIndeed, I amşüphesiz benبیشک میںinnīdisassociateduzağımبری الذمہ ہوںbarīonfrom yousedenتجھ سےminkaIndeed, [I]elbette benبیشک میںinnīI fearkorkarımمیں ڈرتا ہوںakhāfuAllahAllah'tanاللہ سےl-laha(the) LordRabbiجو رب ہےrabba(of) the worldsalemlerinتمام جہانوں کاl-ʿālamīna

16 [The hypocrites are] like the example of Satan when he says to man, "Disbelieve." But when he disbelieves, he says, "Indeed, I am disassociated from you. Indeed, I fear Allah, Lord of the worlds."

16 İkiyüzlülerin durumu insana: "İnkar et!" deyip, insan da inkar edince: "Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" diyen şeytanın durumu gibidir.

16 (Yahudileri kandıran münafıkların durumu da) tıpkı şeytanın durumuna benzer ki insana "İnkâr et." dedi, (insan) inkar edince de: "Ben senden uzağım, ben âlemlerin Rabb'i Allah'tan korkarım!" dedi.

16 منافقوں کی) مثال شیطان کی سی ہے کہ انسان سے کہتا رہا کہ کافر ہوجا۔ جب وہ کافر ہوگیا تو کہنے لگا کہ مجھے تجھ سے کچھ سروکار نہیں۔ مجھ کو خدائے رب العالمین سے ڈر لگتا ہے

16 اِن کی مثال شیطان کی سی ہے کہ پہلے وہ انسان سے کہتا ہے کہ کفر کر ، اور جب انسان کفر کر بیٹھتا ہے تو وہ کہتا ہے کہ میں تجھ سے بَرِیُّ الذِّمّہ ہوں، مجھے توا للہ ربّ العالمین سے ڈر لگتا ہے۔ 1

Surah 59 / Al-Hashr / The Exile سورة الحشر 548
And those whokimselerاور وہ لوگ wa-alladhīna camegelen(ler)جو آئے jāū fromonlardan sonra min after themان کے بعد baʿdihim they sayderler kiوہ کہتے ہیں yaqūlūna Our LordRabbimizاے ہمارے رب- ہم کو rabbanā forgivebağışlaبخش دے igh'fir usbiziاور ہمارے lanā
and our brothersve kardeşlerimiziبھائیوں کو wali-ikh'wāninā whobizden önceوہ جو alladhīna preceded usسبقت لے گئے ہم سے sabaqūnā in faithinanmış olanایمان میں bil-īmāni and (do) notveاور نہ walā putbırakmaتو ڈال tajʿal inkalblerimizdeمیں our heartsہمارے دلوں میں qulūbinā
any rancorbir kinبغض ghillan towards those whokarşıان لوگوں کے لیے lilladhīna believedinananlaraجو ایمان لائے āmanū Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā indeed Youelbette senبیشک تو innaka (are) Full of Kindnessçok şefkatliشفقت کرنے والا raūfun Most Mercifulçok merhametlisinمہربان ہے raḥīmun١٠ Do notgörmedin mi?کیا نہیں alam you seeتم نے دیکھا tara [to]kimseleriطرف ilā
those whoان لوگوں کی طرف alladhīna (were) hypocritesiki yüzlülük edenجنہوں نے منافقت کی nāfaqū sayingderlerوہ کہتے ہیں yaqūlūna to their brotherskardeşlerineاپنے بھائیوں سے li-ikh'wānihimu those whoinkar edenان سے alladhīna disbelievedجنہوں نے کفر کیا kafarū amongehlindenسے min the Peopleاہل ahli
(of) the Scripturekitapکتاب میں سے l-kitābi Ifeğerالبتہ اگر la-in you are expelledsiz çıkarılırsanızنکالے گئے تم ukh'rij'tum surely we will leavemutlaka biz de çıkarızالبتہ ہم ضرور نکلیں گے lanakhrujanna with yousizinle beraberتمہارے ساتھ maʿakum and notveاور نہ walā we will obeyita'at etmeyizہم اطاعت کریں گے nuṭīʿu concerning yousizin aleyhinizeتمہارے معاملے میں fīkum
anyonehiç kimseyeکسی ایک کی aḥadan everaslaکبھی بھی abadan and ifve şayetاور اگر wa-in you are foughtsizinle savaşılırsaجنگ کی گئی تم سے qūtil'tum certainly we will help youmutlaka size yardım ederizالبتہ ہم ضرور مدد کریں گے تمہاری lananṣurannakum And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu bears witnessşahidlik ederگواہی دیتا ہے yashhadu that theyonlarınبیشک وہ innahum (are) surely liarsyalancı olduklarınaالبتہ جھوٹے ہیں lakādhibūna
١١ Ifandolsun eğerالبتہ اگر la-in they are expelledonlar çıkarılsalarوہ نکالے گئے ukh'rijū notçıkmazlarنہیں they will leaveوہ نکلیں گے yakhrujūna with themonlarla beraberان کے ساتھ maʿahum and ifve eğerاور البتہ اگر wala-in they are foughtonlarla savaşılsaوہ جنگ کیے گئے qūtilū notonlara yardım etmezlerنہیں they will help themوہ مدد کریں گے ان کی yanṣurūnahum
And ifve eğerاور البتہ اگر wala-in they help themyardım etseler bileانہوں نے مدد کی بھی ان کی naṣarūhum certainly they will turndönüp kaçarlarالبتہ ضرور پھیر لیں گے layuwallunna (their) backsarkalar(ın)aپیٹھوں کو l-adbāra thensonraپھر thumma notkendilerine de yardım edilmezنہ they will be helpedوہ مدد دئیے جائیں گے yunṣarūna١٢
Certainly youelbette sizinالبتہ تم la-antum (are) more intensefazladırزیادہ سخت ہو ashaddu (in) fearkorkunuzرعب میں rahbatan inonların kalblerindeمیں their breastsان کے سینوں (میں) ṣudūrihim thanAllahınkindenبڑھ mina Allahاللہ سے (بڑھ کر ) l-lahi Thatböyledirیہ dhālika (is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشک وہ bi-annahum (are) a peoplebir toplulukturایک قوم ہیں qawmun
(who do) notanlamazنہیں understandجو سمجھتے yafqahūna١٣ Notonlar sizinle savaşamazlarنہیں will they fight youوہ جنگ کریں گے تم سے yuqātilūnakum alltoplu olarakسب مل کر jamīʿan exceptancak (savaşırlar)مگر illā iniçindeمیں townskalelerبستیوں (میں) quran
fortifiedmüstahkemقلعہ بند ہوکر muḥaṣṣanatin oryahutیا aw fromardındanسے min behindپیچھے (سے) warāi wallsduvarlarınدیواروں کے judurin Their violenceonların çekişmeleriان کی جنگ basuhum among themselveskendi aralarındaآپس میں baynahum (is) severeşiddetliشدید ہے shadīdun You think theysen onları sanırsınتم سمجھتے ہو ان کو taḥsabuhum
(are) unitedtopluاکٹھا jamīʿan but their heartsama kalbleriاور دل ان کے waqulūbuhum (are) divideddağınıktırپھٹے ہوئے ہیں۔ مختلف ہیں shattā Thatöyledirیہ dhālika (is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشک وہ bi-annahum (are) a peoplebir toplulukturلوگ ہیں qawmun notdüşünmezنہیں they reasonجو عقل رکھتے yaʿqilūna١٤
Like (the) exampledurumu gibidirمانند مثال kamathali (of) thosekimselerinان لوگوں کے alladhīna fromkendilerinden öncekiسے min before themجو ان سے پہلے تھے qablihim shortlyyakın zamanقریب ہی qarīban they tastedtadmışlardırانہوں نے چکھا dhāqū (the) evil resultvebaliniوبال wabāla (of) their affairyaptıklarınınاپنے کیے کا amrihim and for themve onlar için vardırاور ان کے لیے walahum (is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun
painfulacıklıدردناک alīmun١٥ Like (the) exampledurumuna benzerجیسے مثال kamathali (of) the Shaitaanşeytanınشیطان کی۔ شیطان کی طرح l-shayṭāni whenhaniجب idh he saysdemiştiاس نے کہا qāla to maninsanaانسان سے lil'insāni Disbelieveinkar etکفر کرو uk'fur But whenzaman daتو جب falammā he disbelievesinkar ettiğiاس نے کفر کیا kafara
he saysdemiştiکہا qāla Indeed, I amşüphesiz benبیشک میں innī disassociateduzağımبری الذمہ ہوں barīon from yousedenتجھ سے minka Indeed, [I]elbette benبیشک میں innī I fearkorkarımمیں ڈرتا ہوں akhāfu AllahAllah'tanاللہ سے l-laha (the) LordRabbiجو رب ہے rabba (of) the worldsalemlerinتمام جہانوں کا l-ʿālamīna١٦
٥٤٨
‹ 546page 547 of the printed Mushaf548 ›