فَكَانَ عَـٰقِبَتَهُمَآ أَنَّهُمَا فِى ٱلنَّارِ خَـٰلِدَيۡنِ فِيهَا‌ۚ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُاۡ ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٧

So will benihayet olduتو تھاfakāna(the) end of both of themsonlarıان دونوں کا انجامʿāqibatahumāthat theyikisinin deبیشک وہ دونوںannahumā(will be) inateşte kalmalarıمیںthe Fireآگ میں ہوں گےl-nāriabiding foreverebedi olarakہمیشہ رہنے والےkhālidaynithereinoradaاس میںfīhāAnd thatve budurاور یہی ہےwadhālika(is the) recompensecezasıبدلہjazāu(of) the wrongdoerszalimlerinظالموں کاl-ẓālimīna

17 So the outcome for both of them is that they will be in the Fire, abiding eternally therein. And that is the recompense of the wrong-doers.

17 İkisinin sonucu da, içinde temelli kalacakları ateş olacaktır. Zalimlerin cezası budur.

17 Nihayet ikisinin sonu, ebedi olarak ateşte oldu. Zalimlerin cezası budur.

17 تو دونوں کا انجام یہ ہوا کہ دونوں دوزخ میں (داخل ہوئے) ہمیشہ اس میں رہیں گے۔ اور بےانصافوں کی یہی سزا ہے

17 پھر دونوں کا انجام یہ ہونا ہے کہ ہمیشہ کے لیے جہنم میں جائیں، اور ظالموں کی یہی جزا ہے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ ٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ وَلۡتَنظُرۡ نَفۡسٌ مَّا قَدَّمَتۡ لِغَدٍ‌ۖ وَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ١٨

Oeyاےyāayyuhāyou (who)kimselerلوگوalladhīnabelieveinanan(lar)جو ایمان لائے ہوāmanūFearkorkunڈروittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaand let lookve baksınاور چاہیے کہ دیکھےwaltanẓurevery soulkişiہر نفسnafsunwhatneجوit has sent forthgönderdiğineاس نے آگے بھیجاqaddamatfor tomorrowyarın içinکل کے لیےlighadinand fearve korkunاور ڈروwa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaIndeedçünküبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) All-Awarebilmektedirباخبر ہےkhabīrunof whatşeyleriساتھ اس کے جوbimāyou doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہوtaʿmalūna

18 O you who have believed, fear Allah. And let every soul look to what it has put forth for tomorrow - and fear Allah. Indeed, Allah is Acquainted with what you do.

18 Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.

18 Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

18 اے ایمان والوں! خدا سے ڈرتے رہو اور ہر شخص کو دیکھنا چاہیئے کہ اس نے کل (یعنی فردائے قیامت) کے لئے کیا (سامان) بھیجا ہے اور (ہم پھر کہتے ہیں کہ) خدا سے ڈرتے رہو بےشک خدا تمہارے سب اعمال سے خبردار ہے

18 1 اے لوگو جو ایمان لائے ہو، اللہ سے ڈرو، اور ہر شخص یہ دیکھے کہ اُس نے کل کے لیے کیا سامان کیا ہے۔ 2 اللہ سے ڈرتے رہو، اللہ یقیناً تمہارے اُن سب اعمال سے باخبر ہے جو تم کرتے ہو

وَلَا تَكُونُواۡ كَٱلَّذِينَ نَسُواۡ ٱللَّهَ فَأَنسَـٰهُمۡ أَنفُسَهُمۡ‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَـٰسِقُونَ ١٩

And (do) notveاور نہwalābeolmayınہو تمtakūnūlike those whokimseler gibiان لوگوں کی طرحka-alladhīnaforgotunutanlarجنہوں نے بھلا دیاnasūAllahAllah'ıاللہ کوl-lahaso He made them forgetve onlara unutturduğuپھر اس نے بھلوا دیا ان کوfa-ansāhumthemselveskendi canlarınıان کے نفس کوanfusahumThoseişteیہی لوگulāika[they]onlarوہhumu(are) the defiantly disobedientyoldan çıkanlardırجو فاسق ہیںl-fāsiqūna

19 And be not like those who forgot Allah, so He made them forget themselves. Those are the defiantly disobedient.

19 Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.

19 Allah'ı unutup da Allah'ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın onlar, yoldan çıkan kimselerdir.

19 اور ان لوگوں جیسے نہ ہونا جنہوں نے خدا کو بھلا دیا تو خدا نے انہیں ایسا کردیا کہ خود اپنے تئیں بھول گئے۔ یہ بدکردار لوگ ہیں

19 اُن لوگوں کی طرح نہ ہو جاؤ جو اللہ کو بُھول گئے تو اللہ نے اُنہیں خود اپنا نفس بُھلا دیا، 1 یہی لوگ فاسق ہیں

لَا يَسۡتَوِىٓ أَصۡحَـٰبُ ٱلنَّارِ وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَنَّةِ‌ۚ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَنَّةِ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ٢٠

Notdeğildirنہیںequaleşitبرابر ہوسکتےyastawī(are the) companionshalkıساتھیaṣḥābu(of) the Fireateşآگ کےl-nāriand (the) companionsve halkıساتھی۔ والےwa-aṣḥābu(of) Paradisecennetاور جنتl-janati(The) companionshalkıکے ساتھیaṣḥābu(of) Paradisecennetجنت والےl-janatitheyonlarوہی ہیںhumu(are) the achieverskurtulanlardırجو کامیاب ہونے والے ہیںl-fāizūna

20 Not equal are the companions of the Fire and the companions of Paradise. The companions of Paradise - they are the attainers [of success].

20 Cehennemliklerle cennetlikler bir değildir. Kurtuluşa ermiş kimseler cennetliklerdir.

20 Cehennem ehli ile cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli kurtularak isteklerine erişenlerdir.

20 اہل دوزخ اور اہل بہشت برابر نہیں۔ اہل بہشت تو کامیابی حاصل کرنے والے ہیں

20 دوزخ میں جانے والے اور جنت میں جانے والے کبھی یکساں نہیں ہو سکتے جنت میں جانے والے ہی اصل میں کامیاب ہیں

لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ لَّرَأَيۡتَهُۥ خَـٰشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ٢١

IfşayetاگرlawWe (had) sent downbiz indirseydikنازل کرتے ہمanzalnāthisbuاسhādhāQuranKur'an'ıقرآن کوl-qur'ānaonbir dağaاوپرʿalāa mountainایک پہاڑ کےjabalinsurely you (would) have seen itonu görürdünالبتہ تم دیکھتے اس کوlara-aytahuhumbledbaş eğmişدبا ہواkhāshiʿanbreaking asunderparçalanmışپھٹتا ہوا۔ پھٹنے والاmutaṣaddiʿanfromkorkusundanسےmin(the) fearڈر (سے)khashyati(of) AllahAllahاللہ کےl-lahiAnd theseve buاور یہwatil'kaexamplesmisalleriمثالیںl-amthāluWe present themanlatıyoruzہم بیان کرتے ہیں ان کوnaḍribuhāto the peopleinsanlaraلوگوں کے لیےlilnnāsiso that they mayumulur kiتاکہ وہlaʿallahumgive thoughtdüşünürlerوہ غور و فکر کریںyatafakkarūna

21 If We had sent down this Qur'an upon a mountain, you would have seen it humbled and coming apart from fear of Allah. And these examples We present to the people that perhaps they will give thought.

21 Eğer Biz Kuran'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.

21 Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan onu baş eğmiş, parça, parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.

21 اگر ہم یہ قرآن کسی پہاڑ پر نازل کرتے تو تم اس کو دیکھتے کہ خدا کے خوف سے دبا اور پھٹا جاتا ہے۔ اور یہ باتیں ہم لوگوں کے لئے بیان کرتے ہیں تاکہ وہ فکر کریں

21 اگر ہم نے یہ قرآن کسی پہاڑ پر بھی اُتار دیا ہوتا تو تم دیکھتے کہ وہ اللہ کے خوف سے دبا جارہا ہے اور پھٹا پڑتا ہے۔ 1 یہ مثالیں ہم لوگوں کے سامنے اس لیے بیان کرتے ہیں کہ وہ (اپنی حالت پر)غور کریں۔

هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ ٢٢

HeOوہhuwa(is) AllahAllah'tırاللہl-lahuthe One Whokiوہ ذات ہےalladhī(there is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہilāhabutbaşkaمگرillāHeO'ndanوہیhuwa(the) All-Knowerbilirجاننے والا ہےʿālimu(of) the unseengörülmeyeniغیب کاl-ghaybiand the witnessedve görüleniاور حاضر کاwal-shahādatiHeOوہhuwa(is) the Most GraciousRahmân'dır (çok esirgeyen)رحمن ہےl-raḥmānuthe Most MercifulRahîm'dir (çok acıyan)اور رحیم ہےl-raḥīmu

22 He is Allah, other than whom there is no deity, Knower of the unseen and the witnessed. He is the Entirely Merciful, the Especially Merciful.

22 O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır.

22 O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyen bağışlayandır.

22 وہی خدا ہے جس کے سوا کوئی معبود نہیں۔ پوشیدہ اور ظاہر کا جاننے والا ہے وہ بڑا مہربان نہایت رحم والا ہے

22 1 وہ اللہ ہی ہے جس کے سوا کوئی معبود نہیں، 2 غائب اور ظاہر ہر چیز کا جاننے والا، 3 وہی رحمٰن اور رحیم ہے۔ 4

هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَكَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٢٣

HeOوہhuwa(is) AllahAllah'tırاللہl-lahuthe One Whokiوہ ذات ہےalladhī(there is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہ برحقilāhabutbaşkaمگرillāHeO'ndanوہیhuwathe SovereignMelik'tir (padişahtır)بادشاہl-malikuthe Holy OneKuddûs'tür (mukaddes)بہت مقدسl-qudūsuthe Giver of PeaceSelâm'dır (esenlik veren)سراسر سلامتیl-salāmuthe Giver of SecurityMü'min'dir (güvenlik veren)امن دینے والاl-mu'minuthe GuardianMüheymin'dir (kollayıp koruyan)نگہبانl-muhayminuthe All-MightyAzîz'dir (üstün galib)زبردستl-ʿazīzuthe IrresistibleCebbâr'dır (istediğini zorla yaptıran)بزور حکم نافذ کرنے والاl-jabāruthe SupremeMütekebbir'dir (çok ulud)بڑا ہو کر رہنے والاl-mutakabiruGlory (be to)yücedirپاک ہےsub'ḥānaAllahاللہl-lahifrom whatortak koşmalarındanاس سے جوʿammāthey associate (with Him)وہ شریک ٹھہراتےyush'rikūna

23 He is Allah, other than whom there is no deity, the Sovereign, the Pure, the Perfection, the Bestower of Faith, the Overseer, the Exalted in Might, the Compeller, the Superior. Exalted is Allah above whatever they associate with Him.

23 O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.

23 O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mâlik ve sahiptir, münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah puta tapanların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.

23 وہی خدا ہے جس کے سوا کوئی عبادت کے لائق نہیں۔ بادشاہ (حقیقی) پاک ذات (ہر عیب سے) سلامتی امن دینے والا نگہبان غالب زبردست بڑائی والا۔ خدا ان لوگوں کے شریک مقرر کرنے سے پاک ہے

23 وہ اللہ ہی ہے جس کے سوا کوئی معبود نہیں۔ وہ بادشاہ 1 ہے نہایت مقدّس، 2 سراسر سلامتی، 3 امن دینے والا، 4 نگہبان، 5 سب پر غالب، 6   اپنا حکم بزور نافذ کرنے والا 7 اور وہ بڑا ہی ہو کر رہنے والا۔ 8 پاک ہے اللہ اُس شرک سے جو لوگ کر رہے ہیں۔ 9

هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٢٤

HeOوہhuwa(is) AllahAllahاللہl-lahuthe CreatorHâlik'dir (yaratan)خالق ہےl-khāliquthe InventorBâri'dir (var eden)پیدا کرنے والا ہےl-bāri-uthe FashionerMusavvir'dir (biçim veren)تصویر گری کرنے والا ہےl-muṣawiruFor HimO'nundurاسی کے لیےlahu(are) the namesisimlerنام ہیںl-asmāuthe beautifulen güzelاچھے اچھےl-ḥus'nāGlorifiestesbih ederlerتسبیح کررہے ہیںyusabbiḥuHimO'nuاس کے لیےlahuwhateverbulunanlarجو بھی(is) ingöklerdeمیںthe heavensآسمانوں (میں) ہیںl-samāwātiand the earthve yerdeاور زمین میںwal-arḍiAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-MightyAzîz'dir (mutlak galip)زبردست ہےl-ʿazīzuthe All-WiseHakîm'dir (hükümdar herşeyi hikmetle yapan)حکمت والا ہےl-ḥakīmu

24 He is Allah, the Creator, the Inventor, the Fashioner; to Him belong the best names. Whatever is in the heavens and earth is exalting Him. And He is the Exalted in Might, the Wise.

24 O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel adlar kendisinin olan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanlar O'nu tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.

24 O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.

24 وہی خدا (تمام مخلوقات کا) خالق۔ ایجاد واختراع کرنے والا صورتیں بنانے والا اس کے سب اچھے سے اچھے نام ہیں۔ جتنی چیزیں آسمانوں اور زمین میں ہیں سب اس کی تسبیح کرتی ہیں اور وہ غالب حکمت والا ہے

24 وہ اللہ ہی ہے جو تخلیق کا منصوبہ بنانے والا اور اس کو نافذ کرنے والا اور اس کے مطابق صورت گری کرنے والا ہے۔ 1 اُس کے لیے بہترین نام ہیں۔ 2 ہر چیز جو آسمانوں اور زمین میں ہے اُس کی تسبیح کر رہی ہے، 3 اور وہ زبردست اور حکیم ہے۔ 4

Surah 59 / Al-Hashr / The Exile سورة الحشر 549
So will benihayet olduتو تھا fakāna (the) end of both of themsonlarıان دونوں کا انجام ʿāqibatahumā that theyikisinin deبیشک وہ دونوں annahumā (will be) inateşte kalmalarıمیں the Fireآگ میں ہوں گے l-nāri abiding foreverebedi olarakہمیشہ رہنے والے khālidayni thereinoradaاس میں fīhā And thatve budurاور یہی ہے wadhālika (is the) recompensecezasıبدلہ jazāu
(of) the wrongdoerszalimlerinظالموں کا l-ẓālimīna١٧ Oeyاے yāayyuhā you (who)kimselerلوگو alladhīna believeinanan(lar)جو ایمان لائے ہو āmanū Fearkorkunڈرو ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha and let lookve baksınاور چاہیے کہ دیکھے waltanẓur
every soulkişiہر نفس nafsun whatneجو it has sent forthgönderdiğineاس نے آگے بھیجا qaddamat for tomorrowyarın içinکل کے لیے lighadin and fearve korkunاور ڈرو wa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha Indeedçünküبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) All-Awarebilmektedirباخبر ہے khabīrun of whatşeyleriساتھ اس کے جو bimā you doyaptıklarınızتم عمل کرتے ہو taʿmalūna
١٨ And (do) notveاور نہ walā beolmayınہو تم takūnū like those whokimseler gibiان لوگوں کی طرح ka-alladhīna forgotunutanlarجنہوں نے بھلا دیا nasū AllahAllah'ıاللہ کو l-laha so He made them forgetve onlara unutturduğuپھر اس نے بھلوا دیا ان کو fa-ansāhum themselveskendi canlarınıان کے نفس کو anfusahum Thoseişteیہی لوگ ulāika
[they]onlarوہ humu (are) the defiantly disobedientyoldan çıkanlardırجو فاسق ہیں l-fāsiqūna١٩ Notdeğildirنہیں equaleşitبرابر ہوسکتے yastawī (are the) companionshalkıساتھی aṣḥābu (of) the Fireateşآگ کے l-nāri and (the) companionsve halkıساتھی۔ والے wa-aṣḥābu
(of) Paradisecennetاور جنت l-janati (The) companionshalkıکے ساتھی aṣḥābu (of) Paradisecennetجنت والے l-janati theyonlarوہی ہیں humu (are) the achieverskurtulanlardırجو کامیاب ہونے والے ہیں l-fāizūna٢٠ Ifşayetاگر law We (had) sent downbiz indirseydikنازل کرتے ہم anzalnā thisbuاس hādhā
QuranKur'an'ıقرآن کو l-qur'āna onbir dağaاوپر ʿalā a mountainایک پہاڑ کے jabalin surely you (would) have seen itonu görürdünالبتہ تم دیکھتے اس کو lara-aytahu humbledbaş eğmişدبا ہوا khāshiʿan breaking asunderparçalanmışپھٹتا ہوا۔ پھٹنے والا mutaṣaddiʿan fromkorkusundanسے min (the) fearڈر (سے) khashyati
(of) AllahAllahاللہ کے l-lahi And theseve buاور یہ watil'ka examplesmisalleriمثالیں l-amthālu We present themanlatıyoruzہم بیان کرتے ہیں ان کو naḍribuhā to the peopleinsanlaraلوگوں کے لیے lilnnāsi so that they mayumulur kiتاکہ وہ laʿallahum give thoughtdüşünürlerوہ غور و فکر کریں yatafakkarūna
٢١ HeOوہ huwa (is) AllahAllah'tırاللہ l-lahu the One Whokiوہ ذات ہے alladhī (there is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ ilāha butbaşkaمگر illā HeO'ndanوہی huwa (the) All-Knowerbilirجاننے والا ہے ʿālimu (of) the unseengörülmeyeniغیب کا l-ghaybi and the witnessedve görüleniاور حاضر کا wal-shahādati
HeOوہ huwa (is) the Most GraciousRahmân'dır (çok esirgeyen)رحمن ہے l-raḥmānu the Most MercifulRahîm'dir (çok acıyan)اور رحیم ہے l-raḥīmu٢٢ HeOوہ huwa (is) AllahAllah'tırاللہ l-lahu the One Whokiوہ ذات ہے alladhī (there is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ برحق ilāha butbaşkaمگر illā HeO'ndanوہی huwa
the SovereignMelik'tir (padişahtır)بادشاہ l-maliku the Holy OneKuddûs'tür (mukaddes)بہت مقدس l-qudūsu the Giver of PeaceSelâm'dır (esenlik veren)سراسر سلامتی l-salāmu the Giver of SecurityMü'min'dir (güvenlik veren)امن دینے والا l-mu'minu the GuardianMüheymin'dir (kollayıp koruyan)نگہبان l-muhayminu the All-MightyAzîz'dir (üstün galib)زبردست l-ʿazīzu
the IrresistibleCebbâr'dır (istediğini zorla yaptıran)بزور حکم نافذ کرنے والا l-jabāru the SupremeMütekebbir'dir (çok ulud)بڑا ہو کر رہنے والا l-mutakabiru Glory (be to)yücedirپاک ہے sub'ḥāna Allahاللہ l-lahi from whatortak koşmalarındanاس سے جو ʿammā they associate (with Him)وہ شریک ٹھہراتے yush'rikūna
٢٣ HeOوہ huwa (is) AllahAllahاللہ l-lahu the CreatorHâlik'dir (yaratan)خالق ہے l-khāliqu the InventorBâri'dir (var eden)پیدا کرنے والا ہے l-bāri-u the FashionerMusavvir'dir (biçim veren)تصویر گری کرنے والا ہے l-muṣawiru For HimO'nundurاسی کے لیے lahu (are) the namesisimlerنام ہیں l-asmāu the beautifulen güzelاچھے اچھے l-ḥus'nā
Glorifiestesbih ederlerتسبیح کررہے ہیں yusabbiḥu HimO'nuاس کے لیے lahu whateverbulunanlarجو بھی (is) ingöklerdeمیں the heavensآسمانوں (میں) ہیں l-samāwāti and the earthve yerdeاور زمین میں wal-arḍi And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-MightyAzîz'dir (mutlak galip)زبردست ہے l-ʿazīzu the All-WiseHakîm'dir (hükümdar herşeyi hikmetle yapan)حکمت والا ہے l-ḥakīmu٢٤
٥٤٩
‹ 547page 548 of the printed Mushaf549 ›