●●●●●●

سُورَةُ الملك

Al-Mulk / The Sovereignty

Meccan  ◆  30 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ١

Blessed isne mübarektirبہت بابرکت ہےtabārakaHebulunanوہ ذاتalladhīin Whose Handelindeجس کے ہاتھ میں ہےbiyadihi(is) the Dominionmülkساری بادشاہتl-mul'kuand Heve O'nunاور وہwahuwa(is) overüzerineپرʿalāeveryherہرkullithingşeyچیزshayinAll-Powerfulgücü yeterقدرت رکھنے والا ہےqadīrun

1 Blessed is He in whose hand is dominion, and He is over all things competent -

1 Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir.

1 Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.

1 وہ (خدا) جس کے ہاتھ میں بادشاہی ہے بڑی برکت والا ہے۔ اور وہ ہر چیز پر قادر ہے

1 نہایت بزرگ و برتر ہے 1 وہ جس کے ہاتھ میں کائنات کی سلطنت ہے، 2 اور وہ ہر چیز پر قدرت رکھتا ہے۔ 3

ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ ٢

The One WhoO kiجس نےalladhīcreatedyarattıپیدا کیاkhalaqadeathölümüموت کوl-mawtaand lifeve hayatıاور زندگی کوwal-ḥayatathat He may test yousizi denemek içinتاکہ آزمائے تم کوliyabluwakumwhich of youhanginizinکون ساتم میں سےayyukum(is) bestdaha güzelزیادہ اچھا ہےaḥsanu(in) deediş yapacağınızıعمل میںʿamalanAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Mightyüstündürزبردست ہےl-ʿazīzuthe Oft-Forgivingbağışlayandırبخشش کرنے والا ہےl-ghafūru

2 [He] who created death and life to test you [as to] which of you is best in deed - and He is the Exalted in Might, the Forgiving -

2 Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.

2 O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.

2 اسی نے موت اور زندگی کو پیدا کیا تاکہ تمہاری آزمائش کرے کہ تم میں کون اچھے عمل کرتا ہے۔ اور وہ زبردست (اور) بخشنے والا ہے

2 جس نے موت اور زندگی  کو ایجاد کیا تاکہ تم لوگوں کو آزما کر دیکھے تم میں سے کون بہتر عمل کرنے والا ہے، 1 اور وہ زبردست بھی ہے اور درگزر فرمانے والا بھی۔ 2

ٱلَّذِى خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوٰتٍ طِبَاقًا‌ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ‌ۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ ٣

The One Whoki Oجس نےalladhīcreatedyarattıبنائےkhalaqasevenyediساتsabʿaheavensgöğüآسمانsamāwātinone above anothertabaka tabakaاوپر تلے۔ تہ بہ تہṭibāqanNotgörmezsinنہyou seeتم دیکھو گےtarāinyaratmasındaمیں(the) creationتخلیقkhalqi(of) the Most GraciousRahman'ınرحمن کیl-raḥmānianyhiçbirکوئیminfaultaykırılık uygunsuzluk'نقص۔ کجی۔ خللtafāwutinSo returndöndür de (bak)پھر لوٹاؤfa-ir'jiʿithe visiongözü(nü)نگاہ کوl-baṣaracangörüyormusun?کیاhalyou seeتم دیکھتے ہوtarāanyhiçbirکوئیminflawbozuklukشگاف۔ کوئی رخنہfuṭūrin

3 [And] who created seven heavens in layers. You do not see in the creation of the Most Merciful any inconsistency. So return [your] vision [to the sky]; do you see any breaks?

3 Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?

3 O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?

3 اس نے سات آسمان اوپر تلے بنائے۔ (اے دیکھنے والے) کیا تو (خدا) رحمٰن کی آفرنیش میں کچھ نقص دیکھتا ہے؟ ذرا آنکھ اٹھا کر دیکھ بھلا تجھ کو (آسمان میں) کوئی شکاف نظر آتا ہے؟

3 س نے تہ بر تہ سات آسمان بنائے۔ 1 تم رحمٰن کی تخلیق میں کسی قسم کی بے ربطی نہ پاوٴ گے۔ 2 پھر پلٹ کر دیکھو، کہیں تمہیں کوئی خلل نظر آتا ہے؟ 3

ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسِيرٌ ٤

Thensonraپھرthummareturndöndür (bak)لوٹاؤir'jiʿithe visiongözü(nü)نگاہ کوl-baṣaratwice (again)iki kez dahaبار بارkarratayniWill returndönerلوٹ آئے گیyanqalibto yousanaتیری طرفilaykathe visiongözنگاہl-baṣaruhumbledumudu keserekذلیل ہوکر۔ عاجز ہو کرkhāsi-anwhile itve oاور وہwahuwa(is) fatiguedhor ve bitkinتھکی ہوئی ہوگیḥasīrun

4 Then return [your] vision twice again. [Your] vision will return to you humbled while it is fatigued.

4 Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.

4 Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

4 پھر دو بارہ (سہ بارہ) نظر کر، تو نظر (ہر بار) تیرے پاس ناکام اور تھک کر لوٹ آئے گی

4 بار بار نگاہ دوڑاؤ تمہاری نگاہ تھک کر نامراد پلٹ آئے گی

وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومًا لِّلشَّيَـٰطِينِ‌ۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ ٥

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe have beautifiedbiz donattıkزینت دی ہم نے۔ خوب صورت بنایا ہم نےzayyannāthe heavengöğüآسمانl-samāanearesten yakınدنیا کوl-dun'yāwith lampslambalarlaچراغوں کے ساتھbimaṣābīḥaand We have made themve onları yaptıkاور بنایا ہم نے ان کوwajaʿalnāhā(as) missilestaşlamalarمارنے کی چیزrujūmanfor the devilsşeytanlar içinشیطانوں کے لیےlilshayāṭīniand We have preparedve hazırladıkاور تیار کیا ہم نےwa-aʿtadnāfor themonlaraان کے لیےlahumpunishmentazabıعذابʿadhāba(of) the Blazeçılgın ateşجلنے کاl-saʿīri

5 And We have certainly beautified the nearest heaven with stars and have made [from] them what is thrown at the devils and have prepared for them the punishment of the Blaze.

5 And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.

5 Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.

5 اور ہم نے قریب کے آسمان کو (تاروں کے) چراغوں سے زینت دی۔ اور ان کو شیطان کے مارنے کا آلہ بنایا اور ان کے لئے دہکتی آگ کا عذاب تیار کر رکھا ہے

5 ہم نے تمہارے قریب کے آسمان 1 کو عظیم الشان چراغوں سے آراستہ کیا ہے 2 اور اُنہیں شیاطین کو مار بھگانے کا ذریعہ بنا دیا ہے۔ 3 اِن شیطانوں کے لیے بھڑکتی ہوئی آگ ہم نے مہیّا کر رکھی ہے

وَلِلَّذِينَ كَفَرُواۡ بِرَبِّهِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ٦

And for those whoiçin vardırاور ان لوگوں کے لیےwalilladhīnadisbelievedinkar edenlerجنہوں نے کفر کیاkafarūin their LordRableriniاپنے رب کے ساتھbirabbihim(is the) punishmentazabıعذاب ہےʿadhābu(of) Hellcehennemجہنم کاjahannamaand wretched isve ne kötüاور کتنا برا ہےwabi'sathe destinationgidilecek sonuçturٹھکانہ۔ لوٹنے کی جگہl-maṣīru

6 And for those who disbelieved in their Lord is the punishment of Hell, and wretched is the destination.

6 Rablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür!

6 Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek yerdir o!

6 اور جن لوگوں نے اپنے پروردگار سے انکار کیا ان کے لئے جہنم کا عذاب ہے۔ اور وہ برا ٹھکانہ ہے

6 جن لوگوں نے اپنے ربّ سے کفر کیا ہے 1 ان کے لیے جہنّم کا عذاب ہے اور وہ بہت ہی بُرا ٹھکانا ہے

إِذَآ أُلۡقُواۡ فِيهَا سَمِعُواۡ لَهَا شَهِيقًا وَهِىَ تَفُورُ ٧

Whenzamanجبidhāthey are thrownatıldıklarıوہ ڈالیں جائیں گےul'qūthereinorayaاس میںfīhāthey will hearişitirlerسنیں گےsamiʿūfrom itonunواسطے اس کےlahāan inhalinghomurtusunuچلاناshahīqanwhile itve oاور وہwahiyaboils upkaynıyorجوش کھارہی ہوگیtafūru

7 When they are thrown into it, they hear from it a [dreadful] inhaling while it boils up.

7 Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

7 Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

7 جب وہ اس میں ڈالے جائیں گے تو اس کا چیخنا چلانا سنیں گے اور وہ جوش مار رہی ہوگی

7 جب وہ اُس میں پھینکے جائیں گے تو اس کے دَھاڑنے کی ہولناک آوازیں سُنیں گے 1 اور وہ جوش کھا رہی ہوگی

تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِ‌ۖ كُلَّمَآ أُلۡقِىَ فِيهَا فَوۡجٌ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُهَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٌ ٨

It almostneredeyseقریب ہے کہtakāduburstsçatlayacakپھٹ جائےtamayyazufromöfkedenسےminarageغضبl-ghayẓiEvery timeher biriجب کبھیkullamāis thrownatıldıkçaڈالی جائے گیul'qiyathereinonun içineاس میںfīhāa grouptoplulukکوئی فوج۔ لوگوں کا گروہfawjun(will) ask themonlara sordu(lar)پوچھیں گے ان سےsa-alahumits keepersonun bekçileriان کے داروغہ۔ چوکیدارkhazanatuhāDid notsize gelmedi mi?کیا نہیںalamcome to youآیا تھا تمہارے پاسyatikuma warnerbir uyarıcıکوئی ڈرانے والاnadhīrun

8 It almost bursts with rage. Every time a company is thrown into it, its keepers ask them, "Did there not come to you a warner?"

8 Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

8 Az daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: "Size korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

8 گویا مارے جوش کے پھٹ پڑے گی۔ جب اس میں ان کی کوئی جماعت ڈالی جائے گی تو دوزخ کے داروغہ ان سے پوچھیں گے کہ تمہارے پاس کوئی ہدایت کرنے والا نہیں آیا تھا؟

8 شِدّتِ غضب سے پھٹی جاتی ہو گی۔ ہر بار جب کوئی انبوہ اس میں ڈالا جائے گا، اُس کے کارندے اُن لوگوں سے پوچھیں گے”کیا تمہارے پاس کوئی خبردار کرنے والا نہیں آیا تھا؟“ 1

قَالُواۡ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٌ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ كَبِيرٍ ٩

They will saydedilerوہ کہیں گےqālūYesevetکیوں نہیںbalāindeedandolsunتحقیقqadcame to usbize geldiآیا ہمارے پاسjāanāa warneruyarıcıڈرانے والاnadhīrunbut we deniedama biz yalanladıkتو جھٹلادیا ہم نےfakadhabnāand we saidve dedik kiاور کہا ہم نےwaqul'nāNotindirmediنہیںhas sent downنازل کیnazzalaAllahاللہ نےl-lahuanyhiçbirکوئیminthingşeyچیزshayinNothayırنہیںinyou (are)sizتمantumbutancakمگرillāiniçindesinizمیںerrorbir sapıklıkگمراہیḍalālingreatbüyükبڑیkabīrin

9 They will say," Yes, a warner had come to us, but we denied and said, 'Allah has not sent down anything. You are not but in great error.'"

9 Onlar: "Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik" derler.

9 Derler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz." dedik.

9 وہ کہیں گے کیوں نہیں ضرور ہدایت کرنے والا آیا تھا لیکن ہم نے اس کو جھٹلا دیا اور کہا کہ خدا نے تو کوئی چیز نازل ہی نہیں کی۔ تم تو بڑی غلطی میں (پڑے ہوئے) ہو

9 وہ جواب دیں گے”ہاں، خبردار کرنے والا ہمارے پاس آیا تھا ، مگر ہم نے اسے جھٹلا دیا  اور کہا اللہ نے کچھ بھی نازل نہیں کیا ہے، تم بڑی گمراہی میں پڑے ہوئے ہو۔“ 1

وَقَالُواۡ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ ١٠

And they will sayve dediler kiاور وہ کہیں گےwaqālūIfeğerکاشlawwe hadbizہم ہوتےkunnālistenedsöz dinleseydikہم سنتےnasmaʿuoryahutیاawreasoneddüşünseydikہم سمجھتے ہوتےnaʿqilunotbulunmazdıkنہwe (would) have beenہوتے ہمkunnāamongarasındaمیں سے(the) companionshalkıوالوںaṣḥābi(of) the Blazeçılgın ateşinدوزخl-saʿīri

10 And they will say, "If only we had been listening or reasoning, we would not be among the companions of the Blaze."

10 "Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler.

10 Ve derler ki: "Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!"

10 اور کہیں گے اگر ہم سنتے یا سمجھتے ہوتے تو دوزخیوں میں نہ ہوتے

10 اور وہ کہیں گے  ”کاش ہم سُنتے اور سمجھتے 1 تو آج اِس بھَڑکتی ہوئی آگ کے سزا واروں میں نہ شامل ہوتے۔“

فَٱعۡتَرَفُواۡ بِذَنۢبِهِمۡ فَسُحۡقًا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ ١١

Then they (will) confessitiraf ettilerتو وہ اعتراف کرلیں گےfa-iʿ'tarafūtheir sinsgünahlarınıاپنے گناہوں کاbidhanbihimso away withuzak olsunتو لعنت ہے۔ دوری ہےfasuḥ'qan(the) companionshalkıوالوں کے لیےli-aṣḥābi(of) the Blazeçılgın ateşدوزخl-saʿīri

11 And they will admit their sin, so [it is] alienation for the companions of the Blaze.

11 Böylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!

11 Böylece günahlarını itiraf ederler. (Artık) o çılgın ateş halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsunlar!

11 پس وہ اپنے گناہ کا اقرار کرلیں گے۔ سو دوزخیوں کے لئے (رحمت خدا سے) دور ہی ہے

11 اس طرح وہ اپنے قصورکا 1 خود اعتراف کر لیں گے، لعنت ہے ان دوزخیوں پر

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ وَأَجۡرٌ كَبِيرٌ ١٢

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnafearsaygılı olan(lar)جو ڈرتے ہیںyakhshawnatheir LordRablerineاپنے رب سےrabbahumunseengörmedikleri haldeساتھ غیب کے۔ غائبانہ طور پرbil-ghaybifor themonlar için vardırان کے لیےlahum(is) forgivenessbağış(lama)بخشش ہےmaghfiratunand a rewardve mükafatاور اجرwa-ajrungreatbüyükبہت بڑاkabīrun

12 Indeed, those who fear their Lord unseen will have forgiveness and great reward.

12 Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.

12 Fakat daha görmeden Rablerinden korkanlar var ya, işte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

12 (اور) جو لوگ بن دیکھے اپنے پروردگار سے ڈرتے ہیں ان کے لئے بخشش اور اجر عظیم ہے

12 جو لوگ بے دیکھے اپنے ربّ سے ڈرتے ہیں، 1 یقیناً اُن کے لیے مغفرت ہے اور بڑا اجر۔ 2

Surah 67 / Al-Mulk / The Sovereignty سورة الملك 563

سُورَةُ الملك

Al-Mulk / The Sovereignty  ◆  Meccan · 30 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Blessed isne mübarektirبہت بابرکت ہے tabāraka Hebulunanوہ ذات alladhī in Whose Handelindeجس کے ہاتھ میں ہے biyadihi (is) the Dominionmülkساری بادشاہت l-mul'ku and Heve O'nunاور وہ wahuwa (is) overüzerineپر ʿalā everyherہر kulli thingşeyچیز shayin All-Powerfulgücü yeterقدرت رکھنے والا ہے qadīrun١ The One WhoO kiجس نے alladhī createdyarattıپیدا کیا khalaqa
deathölümüموت کو l-mawta and lifeve hayatıاور زندگی کو wal-ḥayata that He may test yousizi denemek içinتاکہ آزمائے تم کو liyabluwakum which of youhanginizinکون ساتم میں سے ayyukum (is) bestdaha güzelزیادہ اچھا ہے aḥsanu (in) deediş yapacağınızıعمل میں ʿamalan And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Mightyüstündürزبردست ہے l-ʿazīzu the Oft-Forgivingbağışlayandırبخشش کرنے والا ہے l-ghafūru٢
The One Whoki Oجس نے alladhī createdyarattıبنائے khalaqa sevenyediسات sabʿa heavensgöğüآسمان samāwātin one above anothertabaka tabakaاوپر تلے۔ تہ بہ تہ ṭibāqan Notgörmezsinنہ you seeتم دیکھو گے tarā inyaratmasındaمیں (the) creationتخلیق khalqi (of) the Most GraciousRahman'ınرحمن کی l-raḥmāni anyhiçbirکوئی min
faultaykırılık uygunsuzluk'نقص۔ کجی۔ خلل tafāwutin So returndöndür de (bak)پھر لوٹاؤ fa-ir'jiʿi the visiongözü(nü)نگاہ کو l-baṣara cangörüyormusun?کیا hal you seeتم دیکھتے ہو tarā anyhiçbirکوئی min flawbozuklukشگاف۔ کوئی رخنہ fuṭūrin٣ Thensonraپھر thumma returndöndür (bak)لوٹاؤ ir'jiʿi the visiongözü(nü)نگاہ کو l-baṣara twice (again)iki kez dahaبار بار karratayni
Will returndönerلوٹ آئے گی yanqalib to yousanaتیری طرف ilayka the visiongözنگاہ l-baṣaru humbledumudu keserekذلیل ہوکر۔ عاجز ہو کر khāsi-an while itve oاور وہ wahuwa (is) fatiguedhor ve bitkinتھکی ہوئی ہوگی ḥasīrun٤ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We have beautifiedbiz donattıkزینت دی ہم نے۔ خوب صورت بنایا ہم نے zayyannā the heavengöğüآسمان l-samāa
nearesten yakınدنیا کو l-dun'yā with lampslambalarlaچراغوں کے ساتھ bimaṣābīḥa and We have made themve onları yaptıkاور بنایا ہم نے ان کو wajaʿalnāhā (as) missilestaşlamalarمارنے کی چیز rujūman for the devilsşeytanlar içinشیطانوں کے لیے lilshayāṭīni and We have preparedve hazırladıkاور تیار کیا ہم نے wa-aʿtadnā for themonlaraان کے لیے lahum punishmentazabıعذاب ʿadhāba
(of) the Blazeçılgın ateşجلنے کا l-saʿīri٥ And for those whoiçin vardırاور ان لوگوں کے لیے walilladhīna disbelievedinkar edenlerجنہوں نے کفر کیا kafarū in their LordRableriniاپنے رب کے ساتھ birabbihim (is the) punishmentazabıعذاب ہے ʿadhābu (of) Hellcehennemجہنم کا jahannama and wretched isve ne kötüاور کتنا برا ہے wabi'sa the destinationgidilecek sonuçturٹھکانہ۔ لوٹنے کی جگہ l-maṣīru
٦ Whenzamanجب idhā they are thrownatıldıklarıوہ ڈالیں جائیں گے ul'qū thereinorayaاس میں fīhā they will hearişitirlerسنیں گے samiʿū from itonunواسطے اس کے lahā an inhalinghomurtusunuچلانا shahīqan while itve oاور وہ wahiya boils upkaynıyorجوش کھارہی ہوگی tafūru٧ It almostneredeyseقریب ہے کہ takādu burstsçatlayacakپھٹ جائے tamayyazu
fromöfkedenسے mina rageغضب l-ghayẓi Every timeher biriجب کبھی kullamā is thrownatıldıkçaڈالی جائے گی ul'qiya thereinonun içineاس میں fīhā a grouptoplulukکوئی فوج۔ لوگوں کا گروہ fawjun (will) ask themonlara sordu(lar)پوچھیں گے ان سے sa-alahum its keepersonun bekçileriان کے داروغہ۔ چوکیدار khazanatuhā Did notsize gelmedi mi?کیا نہیں alam come to youآیا تھا تمہارے پاس yatikum a warnerbir uyarıcıکوئی ڈرانے والا nadhīrun٨
They will saydedilerوہ کہیں گے qālū Yesevetکیوں نہیں balā indeedandolsunتحقیق qad came to usbize geldiآیا ہمارے پاس jāanā a warneruyarıcıڈرانے والا nadhīrun but we deniedama biz yalanladıkتو جھٹلادیا ہم نے fakadhabnā and we saidve dedik kiاور کہا ہم نے waqul'nā Notindirmediنہیں has sent downنازل کی nazzala Allahاللہ نے l-lahu anyhiçbirکوئی min thingşeyچیز shayin Nothayırنہیں in you (are)sizتم antum
butancakمگر illā iniçindesinizمیں errorbir sapıklıkگمراہی ḍalālin greatbüyükبڑی kabīrin٩ And they will sayve dediler kiاور وہ کہیں گے waqālū Ifeğerکاش law we hadbizہم ہوتے kunnā listenedsöz dinleseydikہم سنتے nasmaʿu oryahutیا aw reasoneddüşünseydikہم سمجھتے ہوتے naʿqilu notbulunmazdıkنہ we (would) have beenہوتے ہم kunnā amongarasındaمیں سے (the) companionshalkıوالوں aṣḥābi
(of) the Blazeçılgın ateşinدوزخ l-saʿīri١٠ Then they (will) confessitiraf ettilerتو وہ اعتراف کرلیں گے fa-iʿ'tarafū their sinsgünahlarınıاپنے گناہوں کا bidhanbihim so away withuzak olsunتو لعنت ہے۔ دوری ہے fasuḥ'qan (the) companionshalkıوالوں کے لیے li-aṣḥābi (of) the Blazeçılgın ateşدوزخ l-saʿīri١١
Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna fearsaygılı olan(lar)جو ڈرتے ہیں yakhshawna their LordRablerineاپنے رب سے rabbahum unseengörmedikleri haldeساتھ غیب کے۔ غائبانہ طور پر bil-ghaybi for themonlar için vardırان کے لیے lahum (is) forgivenessbağış(lama)بخشش ہے maghfiratun and a rewardve mükafatاور اجر wa-ajrun greatbüyükبہت بڑا kabīrun١٢
٥٦٣
‹ 561page 562 of the printed Mushaf563 ›