ٱلَّذِينَ جَعَلُواۡ ٱلۡقُرۡءَانَ عِضِينَ ٩١

Those whoonlar kiوہ لوگalladhīnahave madeettilerجنہوں نے کردیاjaʿalūthe QuranKur'an'ıقرآن کوl-qur'āna(in) partsbölük bölükٹکڑے ٹکڑے۔ پارہ پارہʿiḍīna

91 Who have made the Qur'an into portions.

91 Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

91 Onlar, Kur'ân'ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldüler.

91 یعنی قرآن کو (کچھ ماننے اور کچھ نہ ماننے سے) ٹکڑے ٹکڑے کر ڈالا

91 جنہوں نے اپنے قرآن کو ٹکڑے ٹکڑے کر ڈالا ہے۔1

فَوَرَبِّكَ لَنَسۡــَٔلَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٩٢

So by your LordRabbin hakkı içinپس قسم ہے تیرے رب کیfawarabbikasurely We will question thembiz mutlaka soracağızالبتہ ہم ضرور سوال کریں گے ان سےlanasalannahumallhepsineسب کے سب سےajmaʿīna

92 So by your Lord, We will surely question them all

92 Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

92 Rabbin hakkı için biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğiz.

92 تمہارے پروردگار کی قسم ہم ان سے ضرور پرسش کریں گے

92 تو قسم ہے تیرے رب کی، ہم ضرور ان سب سے پوچھیں گے

عَمَّا كَانُواۡ يَعۡمَلُونَ ٩٣

About whatşeylerdenاس چیز کے بارے میں جوʿammāthey used (to)تھے وہkānūdoyaptıklarıعمل کرتےyaʿmalūna

93 About what they used to do.

93 Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

93 Rabbin hakkı için biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğiz.

93 ان کاموں کی جو وہ کرتے رہے

93 کہ تم کیا کرتے رہے ہو

فَٱصۡدَعۡ بِمَا تُؤۡمَرُ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٩٤

So proclaimaçıkça söyleپس کھول کر سنا دو ۔ پس برملا سنا دیجیےfa-iṣ'daʿof whatşeyiساتھ اس کے جوbimāyou are orderedemrolunduğunتم حکم دییے جاتے ہوtu'maruand turn awayve aldırmaاور اعراض برتوwa-aʿriḍfromortak koşanlaraسےʿanithe polytheistsمشرکوں سےl-mush'rikīna

94 Then declare what you are commanded and turn away from the polytheists.

94 Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.

94 Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevir.

94 پس جو حکم تم کو (خدا کی طرف سے) ملا ہے وہ (لوگوں کو) سنا دو اور مشرکوں کا (ذرا) خیال نہ کرو

94 پس اے نبیؐ، جس چیز کا تمہیں حکم دیا جا رہا ہے، اُسے ہانکے پکارے کہہ دو اور شرک کرنے والوں کی ذرا پروا نہ کرو

إِنَّا كَفَيۡنَـٰكَ ٱلۡمُسۡتَهۡزِءِينَ ٩٥

Indeed, Weşüphesiz bizبیشک ہمinnā[We] are sufficient for yousana yeterizکافی ہیں ہم آپ کوkafaynāka(against) the mockersalay edenler(e karşı)مذاق اڑانے والوں سےl-mus'tahziīna

95 Indeed, We are sufficient for you against the mockers

95 Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.

95 Muhakkak ki alay edenlere karşı biz sana yeteriz.

95 ہم تمہیں ان لوگوں (کے شر) سے بچانے کے لیے جو تم سے استہزاء کرتے ہیں کافی ہیں

95 تمہاری طرف سے ہم اُن مذاق اڑانے والوں کی خبر لینے کے لیے کافی ہیں

ٱلَّذِينَ يَجۡعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ‌ۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ٩٦

Those whokimselerوہ لوگalladhīnaset upedinen(ler)جو بنا لیتے ہیںyajʿalūnawithile beraberساتھmaʿaAllahاللہ کےl-lahigodtanrıالہilāhananotherbaşkaدوسراākharaBut soonyakındaپس عنقریبfasawfathey will come to knowbileceklerdirوہ جان لیں گےyaʿlamūna

96 Who make [equal] with Allah another deity. But they are going to know.

96 Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.

96 Onlar Allah ile birlikte başkasını ilâh edinenlerdir. Onlar yakında bileceklerdir.

96 جو خدا کے ساتھ معبود قرار دیتے ہیں۔ سو عنقریب ان کو (ان باتوں کا انجام) معلوم ہوجائے گا

96 جو اللہ کے ساتھ کسی اور کو بھی خدا قرار دیتے ہیں عنقریب انہیں معلوم ہو جائے گا

وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدۡرُكَ بِمَا يَقُولُونَ ٩٧

And verilyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe knowbiliyoruz (ki)ہم جانتے ہیںnaʿlamuthat [you]seninکہ بیشک آپannaka(is) straiteneddaralıyorتنگ ہوتا ہےyaḍīquyour breastgöğsünآپ کا سینہṣadrukaby whatşeylereبوجہ اس کے جوbimāthey sayonların söylediklerineوہ کہتے ہیںyaqūlūna

97 And We already know that your breast is constrained by what they say.

97 And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.

97 Gerçekten biliriz ki, onların söylediklerine göğsün daralıyor.

97 اور ہم جانتے ہیں کہ ان باتوں سے تمہارا دل تنگ ہوتا ہے

97 ہمیں معلوم ہے کہ جو باتیں یہ لوگ تم پر بناتے ہیں ان سے تمہارے دل کو سخت کوفت ہوتی ہے

فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّـٰجِدِينَ ٩٨

So glorify(o halde) tesbih etپس تسبیح بیان کریںfasabbiḥwith the praisehamd ileحمد کے ساتھbiḥamdi(of) your LordRabbiniاپنے رب کیrabbikaand beve olاور ہوجائیےwakunofsecde edenlerdenسےminathose who prostrateسجدہ کرنے والوں میں سےl-sājidīna

98 So exalt [Allah] with praise of your Lord and be of those who prostrate [to Him].

98 Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.

98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol.

98 تو تم اپنے پروردگار کی تسبیح کہتے اور (اس کی) خوبیاں بیان کرتے رہو اور سجدہ کرنے والوں میں داخل رہو

98 اس کا علاج یہ ہے کہ اپنے رب کی حمد کے ساتھ اس کی تسبیح کرو، اس کی جناب میں سجدہ بجا لاؤ

وَٱعۡبُدۡ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأۡتِيَكَ ٱلۡيَقِينُ ٩٩

And worshipve kulluk etاور عبادت کیجئےwa-uʿ'budyour LordRabbineاپنے رب کیrabbakauntilkadarیہاں تک کہḥattācomes to yousana gelinceyeآجائے آپ کے پاسyatiyakathe certaintyyakînیقین۔ موتl-yaqīnu

99 And worship your Lord until there comes to you the certainty (death).

99 Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.

99 Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

99 اور اپنے پروردگار کی عبادت کئے جاؤ یہاں تک کہ تمہاری موت (کا وقت) آجائے

99 اور اُس آخری گھڑی تک اپنے ربّ کی بندگی کرتے رہو جس کا آنا یقینی ہے1

●●●●●●

سُورَةُ النحل

An-Nahl / The Bee

Meccan  ◆  128 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

أَتَىٰٓ أَمۡرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسۡتَعۡجِلُوهُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ١

Will comegeldiآگیاatā(the) command of Allahemriفیصلہamru(the) command of AllahAllah'ınاللہ کاl-lahiso (do) notartıkپس نہfalā(be) impatient for itonu acele istemeyinجلدی مانگو اس کوtastaʿjilūhuGlorified is He(Allah) uzaktırپاک ہے وہsub'ḥānahuand Exalted (is) Heve yücedirاور بلند ہےwataʿālāabove whatortak koştuklarındanاس سے جوʿammāthey associateوہ شریک ٹھہرا رہے ہیںyush'rikūna

1 The command of Allah is coming, so be not impatient for it. Exalted is He and high above what they associate with Him.

1 Allah'ın buyruğu gelecektir; acele gelmesini istemeyin, Allah, ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.

1 Allah'ın emri geldi, sakın onu acele edip istemeyiniz. Allah, müşriklerin koştukları ortaklardan münezzeh ve yücedir.

1 خدا کا حکم (یعنی عذاب گویا) آ ہی پہنچا تو (کافرو) اس کے لیے جلدی مت کرو۔ یہ لوگ جو (خدا کا) شریک بناتے ہیں وہ اس سے پاک اور بالاتر ہے

1 آگیا اللہ کا فیصلہ،1 اب اس کے لیے جلدی نہ مچاوٴ، پاک ہے وہ اور بالا و بر تر ہے اُس شرک سے جو یہ لوگ کر رہے ہیں۔2

يُنَزِّلُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرُوٓاۡ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَاۡ فَٱتَّقُونِ ٢

He sends downindirirاتارتا ہےyunazziluthe AngelsMelekleriفرشتوں کوl-malāikatawith the inspirationruh ileساتھ وحی کے۔ ساتھ روح کےbil-rūḥiofemrinden (olan)سےminHis Commandاپنے حکم سےamrihiuponüzerineاوپرʿalāwhomkimselerجس کےmanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuofkullarındanسےminHis slavesاپنے بندوں میں سےʿibādihithatdiyeکہanWarnuyarsınڈراؤ۔ خبردار کروandhirūthat [He]muhakkakبیشک وہannahu(there is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہ (برحق)ilāhaexceptbaşkaمگرillāMebendenمیںanāso fear Mebenden korkunپس ڈرو مجھ سےfa-ittaqūni

2 He sends down the angels, with the inspiration of His command, upon whom He wills of His servants, [telling them], "Warn that there is no deity except Me; so fear Me."

2 Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: "İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının."

2 Kendi emrinden ruh (vahiy) ile melekleri, kullarından dilediği peygamberlere indirip şu gerçeği insanlara bildirin, buyuruyor: Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Ancak benden korkun.

2 وہی فرشتوں کو پیغام دے کر اپنے حکم سے اپنے بندوں میں سے جس کے پاس چاہتا ہے بھیجتا ہے کہ (لوگوں کو) بتادو کہ میرے سوا کوئی معبود نہیں تو مجھی سے ڈرو

2 وہ اِس روح1 کو اپنے جس بندے پر چاہتا ہے اپنے حکم سے ملائکہ کے ذریعے نازل فرما دیتا ہے2(اِس ہدایت کے ساتھ کے لوگوں کو)”آگاہ کر دو، میرے سوا کوئی تمہارا معبود نہیں ہے، لہٰذا تم مجھی سے ڈرو۔“3

خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ‌ۚ تَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٣

He createdyarattıاس نے پیدا کیاkhalaqathe heavensgökleriآسمانوں کوl-samāwātiand the earthve yeriاور زمین کوwal-arḍain truthhak ileساتھ حق کےbil-ḥaqiExalted is Heyücedirبلند ہےtaʿālāabove whatortak koştuklarındanاس سے جوʿammāthey associateوہ شرک کرتے ہیںyush'rikūna

3 He created the heavens and earth in truth. High is He above what they associate with Him.

3 Gökleri ve yeri gereğince yaratmıştır. Onların eş koştukları şeylerden yücedir.

3 Allah gökleri ve yeri hikmeti ile yarattı. O, kâfirlerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

3 اسی نے آسمانوں اور زمین کو مبنی برحکمت پیدا کیا۔ اس کی ذات ان (کافروں) کے شرک سے اونچی ہے

3 اُس نے آسمان و زمین کو بر حق پیدا کیا ہے، وہ بہت بالا و برتر ہے اُس شرک سے جو یہ لوگ کرتے ہیں۔1

خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ ٤

He createdyarattıاس نے پیدا کیاkhalaqathe human kindinsanıانسان کوl-insānafromnutfedenسےmina minute quantity of semenایک نطفے سےnuṭ'fatinthen beholdbirdenتو ناگہاںfa-idhāheo (insan)وہhuwa(is) an opponentbir hasım (olup çıktı)جھگڑا لو ہےkhaṣīmunclearapaçıkکھلم کھلاmubīnun

4 He created man from a sperm-drop; then at once, he is a clear adversary.

4 İnsanı nutfeden yaratmıştır. Öyleyken o nasıl da açıkça karşı koymaktadır!

4 O, insanı bir meniden (spermadan) yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karşı apaçık bir düşmandır.

4 اسی نے انسان کو نطفے سے بنایا مگر وہ اس (خالق) کے بارے میں علانیہ جھگڑنے لگا

4 اُس نے انسان کو ایک ذرا سی بُوند سے پیدا کیا اور دیکھتے دیکھتے صریحاً وہ ایک جھگڑالُو ہستی بن گیا۔1

وَٱلۡأَنۡعَـٰمَ خَلَقَهَا‌ۗ لَكُمۡ فِيهَا دِفۡءٌ وَمَنَـٰفِعُ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٥

And the cattleve hayvanları daاور چوپائےwal-anʿāmaHe created themyarattıاس نے پیدا کیا ان کوkhalaqahāfor yousizin için vardırتمہارے لیےlakumin themonlardaان میںfīhā(is) warmthısınmaگرمی کا سامان ہےdif'onand benefitsve menfaatlerاور فائدے ہیںwamanāfiʿuand from themve onlardanاور ان میں سےwamin'hāyou eatyersinizتم کھاتے ہوtakulūna

5 And the grazing livestock He has created for you; in them is warmth and [numerous] benefits, and from them you eat.

5 Hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz.

5 Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz.

5 اور چارپایوں کو بھی اسی نے پیدا کیا۔ ان میں تمہارے لیے جڑاول اور بہت سے فائدے ہیں اور ان میں سے بعض کو تم کھاتے بھی ہو

5 اس نے جانور پیدا کیے جن میں تمہارے لیے پوشاک بھی ہے اور خوراک بھی، اور طرح طرح کے دوسرے فائدے بھی

وَلَكُمۡ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسۡرَحُونَ ٦

And for youve sizin için vardırاور تمہارے لیےwalakumin themonlardaاس میںfīhā(is) beautybir güzellikخوبصورتی ہےjamālunwhenzamanجس وقتḥīnayou bring them inakşamleyin getirdiğinizتم شام کو چگا لاتے ہوturīḥūnaand whenve zamanاور جس وقتwaḥīnayou take them outsabahleyin götürdüğünüzتم صبح چرانے جاتے ہوtasraḥūna

6 And for you in them is [the enjoyment of] beauty when you bring them in [for the evening] and when you send them out [to pasture].

6 Onları getirirken de, gönderirken de zevk alırsınız.

6 O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır.

6 اور جب شام کو انہیں (جنگل سے) لاتے ہو اور جب صبح کو (جنگل) چرانے لے جاتے ہو تو ان سے تمہاری عزت وشان ہے

6 اُن میں تمہارے لیے جمال ہے جب کہ صبح تم انہیں چرنے کے لیے بھیجتے ہو اور جبکہ شام انہیں واپس لاتے ہو

Surah 16 / An-Nahl / The Bee سورة النحل 268
Those whoonlar kiوہ لوگ alladhīna have madeettilerجنہوں نے کردیا jaʿalū the QuranKur'an'ıقرآن کو l-qur'āna (in) partsbölük bölükٹکڑے ٹکڑے۔ پارہ پارہ ʿiḍīna٩١ So by your LordRabbin hakkı içinپس قسم ہے تیرے رب کی fawarabbika surely We will question thembiz mutlaka soracağızالبتہ ہم ضرور سوال کریں گے ان سے lanasalannahum
allhepsineسب کے سب سے ajmaʿīna٩٢ About whatşeylerdenاس چیز کے بارے میں جو ʿammā they used (to)تھے وہ kānū doyaptıklarıعمل کرتے yaʿmalūna٩٣ So proclaimaçıkça söyleپس کھول کر سنا دو ۔ پس برملا سنا دیجیے fa-iṣ'daʿ of whatşeyiساتھ اس کے جو bimā you are orderedemrolunduğunتم حکم دییے جاتے ہو tu'maru and turn awayve aldırmaاور اعراض برتو wa-aʿriḍ
fromortak koşanlaraسے ʿani the polytheistsمشرکوں سے l-mush'rikīna٩٤ Indeed, Weşüphesiz bizبیشک ہم innā [We] are sufficient for yousana yeterizکافی ہیں ہم آپ کو kafaynāka (against) the mockersalay edenler(e karşı)مذاق اڑانے والوں سے l-mus'tahziīna٩٥ Those whokimselerوہ لوگ alladhīna
set upedinen(ler)جو بنا لیتے ہیں yajʿalūna withile beraberساتھ maʿa Allahاللہ کے l-lahi godtanrıالہ ilāhan anotherbaşkaدوسرا ākhara But soonyakındaپس عنقریب fasawfa they will come to knowbileceklerdirوہ جان لیں گے yaʿlamūna٩٦ And verilyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We knowbiliyoruz (ki)ہم جانتے ہیں naʿlamu
that [you]seninکہ بیشک آپ annaka (is) straiteneddaralıyorتنگ ہوتا ہے yaḍīqu your breastgöğsünآپ کا سینہ ṣadruka by whatşeylereبوجہ اس کے جو bimā they sayonların söylediklerineوہ کہتے ہیں yaqūlūna٩٧ So glorify(o halde) tesbih etپس تسبیح بیان کریں fasabbiḥ with the praisehamd ileحمد کے ساتھ biḥamdi (of) your LordRabbiniاپنے رب کی rabbika and beve olاور ہوجائیے wakun
ofsecde edenlerdenسے mina those who prostrateسجدہ کرنے والوں میں سے l-sājidīna٩٨ And worshipve kulluk etاور عبادت کیجئے wa-uʿ'bud your LordRabbineاپنے رب کی rabbaka untilkadarیہاں تک کہ ḥattā comes to yousana gelinceyeآجائے آپ کے پاس yatiyaka the certaintyyakînیقین۔ موت l-yaqīnu٩٩

سُورَةُ النحل

An-Nahl / The Bee  ◆  Meccan · 128 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Will comegeldiآگیا atā (the) command of Allahemriفیصلہ amru (the) command of AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi so (do) notartıkپس نہ falā (be) impatient for itonu acele istemeyinجلدی مانگو اس کو tastaʿjilūhu Glorified is He(Allah) uzaktırپاک ہے وہ sub'ḥānahu and Exalted (is) Heve yücedirاور بلند ہے wataʿālā above whatortak koştuklarındanاس سے جو ʿammā they associateوہ شریک ٹھہرا رہے ہیں yush'rikūna
١ He sends downindirirاتارتا ہے yunazzilu the AngelsMelekleriفرشتوں کو l-malāikata with the inspirationruh ileساتھ وحی کے۔ ساتھ روح کے bil-rūḥi ofemrinden (olan)سے min His Commandاپنے حکم سے amrihi uponüzerineاوپر ʿalā whomkimselerجس کے man He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu ofkullarındanسے min His slavesاپنے بندوں میں سے ʿibādihi
thatdiyeکہ an Warnuyarsınڈراؤ۔ خبردار کرو andhirū that [He]muhakkakبیشک وہ annahu (there is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ (برحق) ilāha exceptbaşkaمگر illā Mebendenمیں anā so fear Mebenden korkunپس ڈرو مجھ سے fa-ittaqūni٢ He createdyarattıاس نے پیدا کیا khalaqa the heavensgökleriآسمانوں کو l-samāwāti
and the earthve yeriاور زمین کو wal-arḍa in truthhak ileساتھ حق کے bil-ḥaqi Exalted is Heyücedirبلند ہے taʿālā above whatortak koştuklarındanاس سے جو ʿammā they associateوہ شرک کرتے ہیں yush'rikūna٣ He createdyarattıاس نے پیدا کیا khalaqa
the human kindinsanıانسان کو l-insāna fromnutfedenسے min a minute quantity of semenایک نطفے سے nuṭ'fatin then beholdbirdenتو ناگہاں fa-idhā heo (insan)وہ huwa (is) an opponentbir hasım (olup çıktı)جھگڑا لو ہے khaṣīmun clearapaçıkکھلم کھلا mubīnun٤ And the cattleve hayvanları daاور چوپائے wal-anʿāma
He created themyarattıاس نے پیدا کیا ان کو khalaqahā for yousizin için vardırتمہارے لیے lakum in themonlardaان میں fīhā (is) warmthısınmaگرمی کا سامان ہے dif'on and benefitsve menfaatlerاور فائدے ہیں wamanāfiʿu and from themve onlardanاور ان میں سے wamin'hā you eatyersinizتم کھاتے ہو takulūna
٥ And for youve sizin için vardırاور تمہارے لیے walakum in themonlardaاس میں fīhā (is) beautybir güzellikخوبصورتی ہے jamālun whenzamanجس وقت ḥīna you bring them inakşamleyin getirdiğinizتم شام کو چگا لاتے ہو turīḥūna and whenve zamanاور جس وقت waḥīna you take them outsabahleyin götürdüğünüzتم صبح چرانے جاتے ہو tasraḥūna٦
٢٦٨
‹ 266page 267 of the printed Mushaf268 ›