لِيَكۡفُرُواۡ بِمَآ ءَاتَيۡنَـٰهُمۡ‌ۚ فَتَمَتَّعُواۡ‌ۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٥٥

So as to denynankörlük etmek içinتاکہ وہ ناشکری کریںliyakfurūthat whichkarşıساتھ اس کے جوbimāWe have given themkendilerine verdiğimizeدیا ہم نے ان کوātaynāhumThen enjoy yourselvesöyleyse eğleninپس فائدے اٹھا لوfatamattaʿūsoonyakındaپس عنقریبfasawfayou will knowbileceksinizتم جان لو گےtaʿlamūna

55 So they will deny what We have given them. Then enjoy yourselves, for you are going to know.

55 Sıkıntılarınızı giderince de, içinizden bazıları kendilerine verdiğimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Geçinin bakalım, yakında öğreneceksiniz.

55 Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz.

55 تاکہ جو (نعمتیں) ہم نے ان کو عطا فرمائی ہیں ان کی ناشکری کریں تو (مشرکو) دنیا میں فائدے اٹھالو۔ عنقریب تم کو (اس کا انجام) معلوم ہوجائے گا

55 تاکہ اللہ کے احسان کی ناشکری کرے اچھا، مزے کر لو، عنقریب تمہیں معلوم ہو جائے گا

وَيَجۡعَلُونَ لِمَا لَا يَعۡلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ‌ۗ تَٱللَّهِ لَتُسۡــَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمۡ تَفۡتَرُونَ ٥٦

And they assignve ayırıyorlarاور وہ مقرر کرتے ہیں۔ بناتے ہیںwayajʿalūnato whatşeylereواسطے اس کے جوlimānotbilmedikleriنہیںthey know وہ جانتےyaʿlamūnaa portionbir payایک حصہnaṣībanof whatverdiğimiz rızıktanاس میں سے جوmimmāWe have provided themرزق دیا ہم نے ان کوrazaqnāhumBy AllahAllah'a andolsun kiاللہ کی قسمtal-lahisurely you will be askedsiz mutlaka sorulacaksınızالبتہ تم ضرور سوال کیے جاؤ گےlatus'alunnaabout whatşeylerdenاس کے بارے میں جوʿammāyou used (to)olduğunuzتھے تمkuntuminventuyduruyorlarتم گھڑتےtaftarūna

56 And they assign to what they do not know a portion of that which We have provided them. By Allah, you will surely be questioned about what you used to invent.

56 Kendilerine verdiğimiz rızıktan, onların ne olduğunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah'a and olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz.

56 Bir de müşrikler kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden tutuyorlar mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, siz bu yaptığınız iftiralardan mutlaka hesaba çekileceksiniz.

56 اور ہمارے دیئے ہوئے مال میں سے ایسی چیزوں کا حصہ مقرر کرتے ہیں جن کو جانتے ہی نہیں۔ (کافرو) خدا کی قسم کہ جو تم افتراء کرتے ہو اس کی تم سے ضرور پرسش ہوگی

56 یہ لوگ جن کی حقیقت سے واقف نہیں ہیں1 اُن کے حصے ہمارے دیے ہوئے رزق میں سے مقرر کرتے ہیں۔۔۔۔2 خدا کی قسم، ضرور تم سے پوچھا جائے گا کہ یہ جھُوٹ تم نے کیسے گھڑ لیے تھے؟

وَيَجۡعَلُونَ لِلَّهِ ٱلۡبَنَـٰتِ سُبۡحَـٰنَهُۥ‌ۙ وَلَهُم مَّا يَشۡتَهُونَ ٥٧

And they assignve isnad ediyorlarاور وہ بناتے ہیںwayajʿalūnato AllahAllah'aاللہ کے لیےlillahidaughterskızlarıبیٹیاںl-banātiGlory be to Himşanı yüce olanپاک ہے وہsub'ḥānahuAnd for themve kendilerine deاور ان کے لیےwalahum(is) whathoşlandıklarınıوہ ہے جوthey desireوہ خواہش رکھیںyashtahūna

57 And they attribute to Allah daughters - exalted is He - and for them is what they desire.

57 Beğendikleri erkek çocukları kendilerine; kızları da Allah'a malediyorlar. O bundan münezzehtir.

57 Onlar, Allah'a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan münezzehtir. Kendilerine ise erkek çocukları isnad ederler.

57 اور یہ لوگ خدا کے لیے تو بیٹیاں تجویز کرتے ہیں۔ (اور) وہ ان سے پاک ہے اور اپنے لیے (بیٹے) جو مرغوب ودلپسند ہیں

57 یہ خدا کے لیے بیٹیاں تجویز کرتے ہیں۔1 سُبحان اللہ! اور اِن کے لیے وہ جو یہ خود چاہیں؟2

وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِٱلۡأُنثَىٰ ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ ٥٨

And whenzamanاور جبwa-idhāis given good newsmüjdelendiğiخوشخبری دی جاتی ہےbushira(to) one of themonlardan birineان میں سے ایک کوaḥaduhumof a femalekız çocuğuلڑکی کیbil-unthāturnskesilirہوجاتا ہےẓallahis faceyüzüاس کا چہرہwajhuhudarkkapkaraسیاہmus'waddanand heve oاور وہwahuwasuppresses griefiçi öfkeyle dolarغم کے گھونٹ پیتا ہےkaẓīmun

58 And when one of them is informed of [the birth of] a female, his face becomes dark, and he suppresses grief.

58 Aralarından birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir.

58 Halbuki onlardan birine, kız doğum haberi müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolar, yüzü kapkara kesilir.

58 حالانکہ جب ان میں سے کسی کو بیٹی (کے پیدا ہونے) کی خبر ملتی ہے تو اس کا منہ (غم کے سبب) کالا پڑ جاتا ہے اور (اس کے دل کو دیکھو تو) وہ اندوہناک ہوجاتا ہے

58 جب اِن میں سے کسی کو بیٹی کے پیدا ہونے کی خوش خبری دی جاتی ہے تو اُس کے چہرے پر کلونس چھا جاتی ہے اور وہ بس خون کا سا گھونٹ پی کر رہ جاتا ہے

يَتَوٰرَىٰ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓ‌ۚ أَيُمۡسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمۡ يَدُسُّهُۥ فِى ٱلتُّرَابِ‌ۗ أَلَا سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ ٥٩

He hides himselfgizlenirچھپتا ہےyatawārāfromkavmindenسےminathe peopleقوم سےl-qawmi(because) ofdolayıسےminthe evilkötülüğündenبرائی سےsūiof whatverilen müjdeninجوhe has been given good newsوہ خوشخبری دیا گیاbushiraaboutonaساتھ اس کےbihiShould he keep itonu tutsun mu?کیا لیے رکھے اس کو۔ پکڑے رکھے اس کوayum'sikuhuinhakaretleکےʿalāhumiliationذلت کے ساتھhūninoryoksaیاambury itonu gömsün mü?دبا دے اس کوyadussuhuintoprağaمیںthe dustمٹی میںl-turābiUnquestionablybakخبردارalāevilne kötüکتنا برا ہےsāa(is) whathüküm veriyorlarجوthey decideوہ فیصلہ کر رہے ہیںyaḥkumūna

59 He hides himself from the people because of the ill of which he has been informed. Should he keep it in humiliation or bury it in the ground? Unquestionably, evil is what they decide.

59 Kendisine verilen kötü müjde yüzünden, halktan gizlenmeye çalışır; onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hükmediyorlar!

59 Kendisine verilen müjdenin kötülüğü, dolayısıyla kavminden gizlenir. Şimdi acaba o çocuğu zillet ve horluğa katlanarak saklayacak mı? Yoksa toprağa mı gömecek? Dikkat edin verdikleri hüküm ne kötüdür!

59 اور اس خبر بد سے (جو وہ سنتا ہے) لوگوں سے چھپتا پھرتا ہے (اور سوچتا ہے) کہ آیا ذلت برداشت کرکے لڑکی کو زندہ رہنے دے یا زمین میں گاڑ دے۔ دیکھو یہ جو تجویز کرتے ہیں بہت بری ہے

59 لوگوں سے چھُپتا پھرتا ہے کہ اِس بُری خبر کے بعد کیا کسی کو منہ دکھائے۔ سوچتا ہے کہ ذلّت کے ساتھ بیٹی کو لیے رہے یا مٹی میں دبا دے؟۔۔۔۔دیکھو ، کیسے بُرے حکم ہیں جو یہ خُدا کے بارے میں لگاتے ہیں۔1

لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأَخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوۡءِ‌ۖ وَلِلَّهِ ٱلۡمَثَلُ ٱلۡأَعۡلَىٰ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٦٠

For those whoiçindirان لوگوں کے لیےlilladhīna(do) notinanmayanlarنہیںbelieveجو ایمان لاتےyu'minūnain the Hereafterahireteآخرت پرbil-ākhirati(is) a similitudesıfatlarمثال ہےmathalu(of) the evilen kötüبریl-sawiand for Allah(oysa) Allah'ındırاور اللہ کے لیےwalillahi(is) the similitudesıfatlarمثال ہےl-mathaluthe Highesten yüceاعلیl-aʿlāAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Mightyazizdirزبردستl-ʿazīzuAll-Wisehikmet sahibidirحکمت والا ہےl-ḥakīmu

60 For those who do not believe in the Hereafter is the description of evil; and for Allah is the highest attribute. And He is Exalted in Might, the Wise.

60 Ahirete inanmayanlar kötülük misalidirler. En üstün misali ise Allah verir. O Güçlü'dür, Hakim'dir.

60 Ahirete iman etmeyenler için kötü sıfatlar var. En yüce sıfatlar ise, Allah'ındır. O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

60 جو لوگ آخرت پر ایمان نہیں رکھتے ان ہی کے لیے بری باتیں (شایان) ہیں۔ اور خدا کو صفت اعلیٰ (زیب دیتی ہے) اور وہ غالب حکمت والا ہے

60 بری صفات سے متصف کیے جانے کے لائق تو وہ لوگ ہیں جو آخرت کا یقین نہیں رکھتے رہا اللہ، تو اُس کے لیے سب سے برتر صفات ہیں، وہی تو سب پر غالب اور حکمت میں کامل ہے

وَلَوۡ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلۡمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيۡهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَـٰكِن يُؤَخِّرُهُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى‌ۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَــٔۡخِرُونَ سَاعَةً‌ۖ وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ ٦١

And ifve eğerاور اگرwalawAllah were to seizecezalandırsaydıپکڑ لےyuākhidhuAllah were to seizeAllahاللہ(مواخذہ کرے اللہ)l-lahuthe mankindinsanlarıلوگوں کو۔ کاl-nāsafor their wrongdoingyaptıkları (her) haksızlıklaان کے ظلم کی وجہ سےbiẓul'mihimnotbırakmazdıنہHe (would) have leftچھوڑےtarakaupon itüzerinde (yeryüzünde)اس پرʿalayhāanyhiçbirکوئیminmoving creaturecanlıجاندار۔ کوئی جانورdābbatinbutfakatلیکنwalākinHe defers themonları ertelerوہ مہلت دے رہا ہے ان کوyu-akhiruhumforbir süreye kadarتکilāa termایک وقتajalinappointedtakdir edilenمقرر تکmusammanThen whenzamanپھر جبfa-idhācomesgeldiğiآجائے گاjāatheir termssüreleriان کا وقت مقررajaluhumnotaslaنہthey (will) remain behindgeri kalmazlarتاخیر کرسکیں گےyastakhirūnaan hourbir sa'at (dahi)ایک گھڑیsāʿatanand notne deاور نہwalāthey can advance (it)ileri geçerlerآگے بڑھ سکیں گےyastaqdimūna

61 And if Allah were to impose blame on the people for their wrongdoing, He would not have left upon the earth any creature, but He defers them for a specified term. And when their term has come, they will not remain behind an hour, nor will they precede [it].

61 Allah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de öne alabilirler.

61 Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

61 اور اگر خدا لوگوں کو ان کے ظلم کے سبب پکڑنے لگے تو ایک جاندار کو زمین پر نہ چھوڑے لیکن ان کو ایک وقت مقرر تک مہلت دیئے جاتا ہے۔ جب وہ وقت آجاتا ہے تو ایک گھڑی نہ پیچھے رہ سکتے ہیں نہ آگے بڑھ سکتے ہیں

61 اگر کہیں اللہ لوگوں کو اُن کی زیادتی پر فوراً ہی پکڑ لیا کر تا تو روئے زمین پر کسی متنفس کو نہ چھوڑتا لیکن وہ سب کو ایک وقت مقرر تک مہلت دیتا ہے، پھر جب وہ وقت آ جاتا ہے تو اس سے کوئی ایک گھڑی بھر بھی آگے پیچھے نہیں ہو سکتا

وَيَجۡعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكۡرَهُونَ وَتَصِفُ أَلۡسِنَتُهُمُ ٱلۡكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۖ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفۡرَطُونَ ٦٢

And they assignve isnad ediyorlarاور وہ مقرر کرتے ہیںwayajʿalūnato AllahAllah'aاللہ کے لیےlillahiwhatşeyiوہ جوthey dislikehoşlanmadıklarıانہیں ناپسند ہےyakrahūnaand assertve uyduruyorlarاور بیان کرتی ہیںwataṣifutheir tonguesonların dilleriان کی زبانیںalsinatuhumuthe lieyalanجھوٹl-kadhibathathakkındaبیشکannafor themkendilerinin olacağıان کے لیےlahumu(is) the besten güzel sonucunبھلائی ہےl-ḥus'nāNohiç yok kiنہیںdoubtşüpheشکjaramathatmutlakaبیشکannafor themonlara vardırان کے لیےlahumu(is) the Fireateşآگ ہےl-nāraand that theyve onlarاور بیشک وہwa-annahum(will) be abandonedona sürüleceklerdirسب سے آگے پہنچائے جانے والے ہیںmuf'raṭūna

62 And they attribute to Allah that which they dislike, and their tongues assert the lie that they will have the best [from Him]. Assuredly, they will have the Fire, and they will be [therein] neglected.

62 Beğenmediklerini Allah'a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.

62 Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır.

62 اور یہ خدا کے لیے ایسی چیزیں تجویز کرتے ہیں جن کو خود ناپسند کرتے ہیں اور زبان سے جھوٹ بکے جاتے ہیں کہ ان کو (قیامت کے دن) بھلائی (یعنی نجات) ہوگی۔ کچھ شک نہیں کہ ان کے لیے (دوزخ کی) آگ (تیار) ہے اور یہ (دوزخ میں) سب سے آگے بھیجے جائیں گے

62 آج یہ لوگ وہ چیزیں اللہ کے لیے تجویز کر رہے ہیں جو خود اپنے لیے اِنہیں ناپسند ہیں، اور جھوٹ کہتی ہیں اِن کی زبانیں کہ اِن کے لیے بھلا ہی بھلا ہے اِن کے لیے تو ایک ہی چیز ہے، اور وہ ہے دوزخ کی آگ ضرور یہ سب سے پہلے اُس میں پہنچائے جائیں گے

تَٱللَّهِ لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبۡلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلۡيَوۡمَ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٦٣

By AllahAllah'a andolsun kiقسم ہے اللہ کیtal-lahicertainlymuhakkakالبتہ تحقیقlaqadWe have sentelçi gönderdikبھیجا ہم نے (رسولوں کو)arsalnātomilletlereطرفilānationsکچھ قوموں کےumaminbefore yousenden öncekiسےminbefore youآپ سے پہلےqablikabut made fair-seemingsüslediتو خوبصورت بنادیاfazayyanato themonlaraان کے لیےlahumuthe Shaitaanşeytanشیطان نےl-shayṭānutheir deedsyaptıklarınıان کے اعمال کوaʿmālahumSo heOپس وہیfahuwa(is) their allyonların dostudurسرپرست ہے ان کاwaliyyuhumutodaybugünآجl-yawmaand for themve onlar için vardırاور ان کے لیےwalahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunpainfulacıklıدردناکalīmun

63 By Allah, We did certainly send [messengers] to nations before you, but Satan made their deeds attractive to them. And he is the disbelievers' ally today [as well], and they will have a painful punishment.

63 Allah'a and olsun ki, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Şeytan yaptıklarını onlara hep güzel gösterdi. Bugün de dostları odur. Onlara can yakıcı azap vardır.

63 Allah'a yemin olsun ki, biz senden önce bir çok ümmetlere peygamberler gönderdik. Ne var ki şeytan, onlara amellerini bezeyip süslü gösterdi. Bugün de o şeytan, kâfirlerin dostudur. Onlar için acı bir azab vardır.

63 خدا کی قسم ہم نے تم سے پہلی امتوں کی طرف بھی پیغمبر بھیجے تو شیطان نے ان کے کردار (ناشائستہ) ان کو آراستہ کر دکھائے تو آج بھی وہی ان کا دوست ہے اور ان کے لیے عذاب الیم ہے

63 خدا کی قسم، اے محمدؐ، تم سے پہلے بھی بہت سی قوموں میں ہم رسول بھیج چکے ہیں (اور پہلے بھی یہی ہوتا رہا ہے کہ) شیطان نے اُن کے برے کرتوت اُنہیں خوشنما بنا کر دکھائے (اور رسولوں کی بات انہوں نے مان کر نہ دی) وہی شیطان آج اِن لوگوں کا بھی سرپرست بنا ہوا ہے اور یہ دردناک سزا کے مستحق بن رہے ہیں

وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى ٱخۡتَلَفُواۡ فِيهِ‌ۙ وَهُدًى وَرَحۡمَةً لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٦٤

And notveاور نہیںwamāWe revealedindirmedikاتارا ہم نےanzalnāto yousanaآپ پرʿalaykathe BookKitabıکتاب کوl-kitābaexceptdışındaمگرillāthat you make clearaçıklamanتاکہ آپ بیان کریںlitubayyinato themonlaraان کے لیےlahumuthat whichşeyiوہ چیزalladhīthey differedayrılığa düştükleriانہوں نے اختلاف کیاikh'talafūin ithakkındaجس میںfīhiand (as) a guidanceve yol göstericiاور ہدایتwahudanand mercyve rahmetاور رحمتwaraḥmatanfor a peoplebir kavim içinاس قوم کے لیےliqawminwho believeinananجو ایمان رکھتی ہوyu'minūna

64 And We have not revealed to you the Book, [O Muhammad], except for you to make clear to them that wherein they have differed and as guidance and mercy for a people who believe.

64 Sana Kitap'ı, ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de doğru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik.

64 (Ey Resulüm!) Biz, sana bu kitabı (Kur'ânı) sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik.

64 اور ہم نے جو تم پر کتاب نازل کی ہے تو اس کے لیے جس امر میں ان لوگوں کو اختلاف ہے تم اس کا فیصلہ کردو۔ اور (یہ) مومنوں کے لیے ہدایت اور رحمت ہے

64 ہم نے یہ کتاب تم پر اس لیے نازل کی ہےکہ تم اُن اختلافات کی حقیقت اِن پر کھول دو جن میں یہ پڑے ہوئے ہیں۔ یہ کتاب رہنمائی اور رحمت بن کر اُتری ہے اُن لوگوں کے لیے جو اِسے مان لیں۔1

Surah 16 / An-Nahl / The Bee سورة النحل 274
So as to denynankörlük etmek içinتاکہ وہ ناشکری کریں liyakfurū that whichkarşıساتھ اس کے جو bimā We have given themkendilerine verdiğimizeدیا ہم نے ان کو ātaynāhum Then enjoy yourselvesöyleyse eğleninپس فائدے اٹھا لو fatamattaʿū soonyakındaپس عنقریب fasawfa you will knowbileceksinizتم جان لو گے taʿlamūna٥٥ And they assignve ayırıyorlarاور وہ مقرر کرتے ہیں۔ بناتے ہیں wayajʿalūna
to whatşeylereواسطے اس کے جو limā notbilmedikleriنہیں they know وہ جانتے yaʿlamūna a portionbir payایک حصہ naṣīban of whatverdiğimiz rızıktanاس میں سے جو mimmā We have provided themرزق دیا ہم نے ان کو razaqnāhum By AllahAllah'a andolsun kiاللہ کی قسم tal-lahi surely you will be askedsiz mutlaka sorulacaksınızالبتہ تم ضرور سوال کیے جاؤ گے latus'alunna about whatşeylerdenاس کے بارے میں جو ʿammā you used (to)olduğunuzتھے تم kuntum
inventuyduruyorlarتم گھڑتے taftarūna٥٦ And they assignve isnad ediyorlarاور وہ بناتے ہیں wayajʿalūna to AllahAllah'aاللہ کے لیے lillahi daughterskızlarıبیٹیاں l-banāti Glory be to Himşanı yüce olanپاک ہے وہ sub'ḥānahu And for themve kendilerine deاور ان کے لیے walahum (is) whathoşlandıklarınıوہ ہے جو they desireوہ خواہش رکھیں yashtahūna
٥٧ And whenzamanاور جب wa-idhā is given good newsmüjdelendiğiخوشخبری دی جاتی ہے bushira (to) one of themonlardan birineان میں سے ایک کو aḥaduhum of a femalekız çocuğuلڑکی کی bil-unthā turnskesilirہوجاتا ہے ẓalla his faceyüzüاس کا چہرہ wajhuhu darkkapkaraسیاہ mus'waddan and heve oاور وہ wahuwa suppresses griefiçi öfkeyle dolarغم کے گھونٹ پیتا ہے kaẓīmun
٥٨ He hides himselfgizlenirچھپتا ہے yatawārā fromkavmindenسے mina the peopleقوم سے l-qawmi (because) ofdolayıسے min the evilkötülüğündenبرائی سے sūi of whatverilen müjdeninجو he has been given good newsوہ خوشخبری دیا گیا bushira aboutonaساتھ اس کے bihi Should he keep itonu tutsun mu?کیا لیے رکھے اس کو۔ پکڑے رکھے اس کو ayum'sikuhu inhakaretleکے ʿalā humiliationذلت کے ساتھ hūnin
oryoksaیا am bury itonu gömsün mü?دبا دے اس کو yadussuhu intoprağaمیں the dustمٹی میں l-turābi Unquestionablybakخبردار alā evilne kötüکتنا برا ہے sāa (is) whathüküm veriyorlarجو they decideوہ فیصلہ کر رہے ہیں yaḥkumūna٥٩ For those whoiçindirان لوگوں کے لیے lilladhīna (do) notinanmayanlarنہیں believeجو ایمان لاتے yu'minūna
in the Hereafterahireteآخرت پر bil-ākhirati (is) a similitudesıfatlarمثال ہے mathalu (of) the evilen kötüبری l-sawi and for Allah(oysa) Allah'ındırاور اللہ کے لیے walillahi (is) the similitudesıfatlarمثال ہے l-mathalu the Highesten yüceاعلی l-aʿlā And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Mightyazizdirزبردست l-ʿazīzu All-Wisehikmet sahibidirحکمت والا ہے l-ḥakīmu
٦٠ And ifve eğerاور اگر walaw Allah were to seizecezalandırsaydıپکڑ لے yuākhidhu Allah were to seizeAllahاللہ(مواخذہ کرے اللہ) l-lahu the mankindinsanlarıلوگوں کو۔ کا l-nāsa for their wrongdoingyaptıkları (her) haksızlıklaان کے ظلم کی وجہ سے biẓul'mihim notbırakmazdıنہ He (would) have leftچھوڑے taraka upon itüzerinde (yeryüzünde)اس پر ʿalayhā anyhiçbirکوئی min moving creaturecanlıجاندار۔ کوئی جانور dābbatin butfakatلیکن walākin
He defers themonları ertelerوہ مہلت دے رہا ہے ان کو yu-akhiruhum forbir süreye kadarتک ilā a termایک وقت ajalin appointedtakdir edilenمقرر تک musamman Then whenzamanپھر جب fa-idhā comesgeldiğiآجائے گا jāa their termssüreleriان کا وقت مقرر ajaluhum notaslaنہ they (will) remain behindgeri kalmazlarتاخیر کرسکیں گے yastakhirūna
an hourbir sa'at (dahi)ایک گھڑی sāʿatan and notne deاور نہ walā they can advance (it)ileri geçerlerآگے بڑھ سکیں گے yastaqdimūna٦١ And they assignve isnad ediyorlarاور وہ مقرر کرتے ہیں wayajʿalūna to AllahAllah'aاللہ کے لیے lillahi whatşeyiوہ جو they dislikehoşlanmadıklarıانہیں ناپسند ہے yakrahūna
and assertve uyduruyorlarاور بیان کرتی ہیں wataṣifu their tonguesonların dilleriان کی زبانیں alsinatuhumu the lieyalanجھوٹ l-kadhiba thathakkındaبیشک anna for themkendilerinin olacağıان کے لیے lahumu (is) the besten güzel sonucunبھلائی ہے l-ḥus'nā Nohiç yok kiنہیں doubtşüpheشک jarama thatmutlakaبیشک anna
for themonlara vardırان کے لیے lahumu (is) the Fireateşآگ ہے l-nāra and that theyve onlarاور بیشک وہ wa-annahum (will) be abandonedona sürüleceklerdirسب سے آگے پہنچائے جانے والے ہیں muf'raṭūna٦٢ By AllahAllah'a andolsun kiقسم ہے اللہ کی tal-lahi certainlymuhakkakالبتہ تحقیق laqad We have sentelçi gönderdikبھیجا ہم نے (رسولوں کو) arsalnā tomilletlereطرف ilā nationsکچھ قوموں کے umamin before yousenden öncekiسے min
before youآپ سے پہلے qablika but made fair-seemingsüslediتو خوبصورت بنادیا fazayyana to themonlaraان کے لیے lahumu the Shaitaanşeytanشیطان نے l-shayṭānu their deedsyaptıklarınıان کے اعمال کو aʿmālahum So heOپس وہی fahuwa (is) their allyonların dostudurسرپرست ہے ان کا waliyyuhumu todaybugünآج l-yawma and for themve onlar için vardırاور ان کے لیے walahum
(is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun painfulacıklıدردناک alīmun٦٣ And notveاور نہیں wamā We revealedindirmedikاتارا ہم نے anzalnā to yousanaآپ پر ʿalayka the BookKitabıکتاب کو l-kitāba exceptdışındaمگر illā that you make clearaçıklamanتاکہ آپ بیان کریں litubayyina to themonlaraان کے لیے lahumu
that whichşeyiوہ چیز alladhī they differedayrılığa düştükleriانہوں نے اختلاف کیا ikh'talafū in ithakkındaجس میں fīhi and (as) a guidanceve yol göstericiاور ہدایت wahudan and mercyve rahmetاور رحمت waraḥmatan for a peoplebir kavim içinاس قوم کے لیے liqawmin who believeinananجو ایمان رکھتی ہو yu'minūna٦٤
٢٧٤
‹ 272page 273 of the printed Mushaf274 ›