وَأَنَا ٱخۡتَرۡتُكَ فَٱسۡتَمِعۡ لِمَا يُوحَىٰٓ ١٣

And Ive benاور میں نےwa-anā(have) chosen youseni seçtimچن لیا تجھ کوikh'tartukaso listenşimdi dinleپس غور سے سنوfa-is'tamiʿto whatvahyolunanıواسطے اس کے جوlimāis revealedوحی کیا جاتا ہےyūḥā

13 And I have chosen you, so listen to what is revealed [to you].

13 "Ben seni seçtim; artık vahyolunanları dinle."

13 "Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."

13 اور میں نے تم کو انتخاب کرلیا ہے تو جو حکم دیا جائے اسے سنو

13 اور میں نے تجھ کو چُن لیا ہے، سُن جو کچھ وحی کیا جاتا ہے

إِنَّنِىٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَاۡ فَٱعۡبُدۡنِى وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكۡرِىٓ ١٤

Indeed, [I]muhakkak benبیشک میںinnanīI Ambenمیں ہیanāAllahAllah'ımاللہ ہوںl-lahu(There is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہ۔ حقilāhabutbaşkaمگرillāIbendenمیں ہیanāso worship Mebana kulluk etپس عبادت کرو میریfa-uʿ'bud'nīand establishve kılاور قائم کروwa-aqimithe prayernamazنمازl-ṣalatafor My remembrancebeni anmak içinمیری یاد کے لیےlidhik'rī

14 Indeed, I am Allah. There is no deity except Me, so worship Me and establish prayer for My remembrance.

14 "Şüphesiz Ben Allah'ım, Benden başka tanrı yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak için namaz kıl."

14 Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.

14 بےشک میں ہی خدا ہوں۔ میرے سوا کوئی معبود نہیں تو میری عبادت کرو اور میری یاد کے لئے نماز پڑھا کرو

14 میں ہی اللہ ہوں، میرے سوا کوئی خدا نہیں، پس تُو میری بندگی کر اور میری یاد کے لیے نماز قائم کر۔ 1

إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخۡفِيهَا لِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا تَسۡعَىٰ ١٥

Indeedmutlakaبیشکinnathe HourSa'atقیامتl-sāʿata(will be) cominggelecektirآنے والی ہےātiyatunI almostneredeyseقریب ہےakādu[I] hide itonu gizleyeceğimکہ میں چھپالوں اس کوukh'fīhāthat may be recompensedcezalanması içinتاکہ بدلہ دیاجائےlituj'zāeveryherہرkullusoulnefsinشخصnafsinfor whatşeylerleاس کے مطابق جوbimāit strivespeşinde koştuğuاس نے کوشش کیtasʿā

15 Indeed, the Hour is coming - I almost conceal it - so that every soul may be recompensed according to that for which it strives.

15 Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir.

15 Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

15 قیامت یقیناً آنے والی ہے۔ میں چاہتا ہوں کہ اس (کے وقت) کو پوشیدہ رکھوں تاکہ ہر شخص جو کوشش کرے اس کا بدلا پائے

15 قیامت کی گھڑی ضرور آنے والی ہے۔ میں اُس کا وقت مخفی رکھنا چاہتا ہوں، تاک ہر متنفّس اپنی سعی کے مطابق بدلہ پائے۔ 1

فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنۡهَا مَن لَّا يُؤۡمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرۡدَىٰ ١٦

So (do) notaslaپس نہfalā(let) avert youseni alıkoymasınروکے تجھےyaṣuddannakafrom iton(a inanmak)danاس کے بارے میںʿanhā(one) whokimseجوman(does) notinanmayanنہیںbelieveمانتا اس کو۔ جو نہیں ایمان رکھتاyu'minuin itonaاس پرbihāand followsve uyanاور پیروی کرتا ہےwa-ittabaʿahis desireskeyfineاپنی خواہش نفس کیhawāhulest you perishsonra helak olursunورنہ تو ہلاک ہوجائے گاfatardā

16 So do not let one avert you from it who does not believe in it and follows his desire, for you [then] would perish.

16 "Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, yoksa helak olursun."

16 Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.

16 تو جو شخص اس پر ایمان نہیں رکھتا اور اپنی خواہش کے پیچھے چلتا ہے (کہیں) تم کو اس (کے یقین) سے روک نہ دے تو (اس صورت میں) تم ہلاک ہوجاؤ

16 پس کوئی ایسا شخص جو اُس پر ایمان نہیں لاتا اور اپنی خواہش نفس کا بندہ بن گیا ہے تجھ کو اُس گھڑی کی فکر سے نہ روک دے، ورنہ تو ہلاکت میں پڑ جائے گا

وَمَا تِلۡكَ بِيَمِينِكَ يَـٰمُوسَىٰ ١٧

And whatnedir?اور کیا ہےwamā(is) thatşuیہtil'kain your right handsağ elindekiتیرے دائیں ہاتھ میںbiyamīnikaO Musaey Musaاے موسیٰyāmūsā

17 And what is that in your right hand, O Moses?"

17 "Ey Musa! Sağ elindeki nedir?"

17 Ey Musa! Sağ elindeki nedir?

17 اور موسی یہ تمہارے داہنے ہاتھ میں کیا ہے

17 اور اے موسیٰؑ ، یہ تیرے ہاتھ میں کیا ہے؟“ 1

قَالَ هِىَ عَصَاىَ أَتَوَكَّؤُاۡ عَلَيۡهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِى وَلِىَ فِيهَا مَـَٔـارِبُ أُخۡرَىٰ ١٨

He saiddedi kiکہاqālaItOیہhiya(is) my staffasa'mdırمیری لاٹھی ہےʿaṣāyaI leandayanıyorumمیں سہارا لیتا ہوںatawakka-uupon itonaاس پرʿalayhāand I bring down leavesve yaprak silkeliyorumاور میں پتے جھاڑتا ہوںwa-ahushuwith itonunlaاس کے ساتھbihāforiçinپرʿalāmy sheepdavarımاپنی بکریوں پرghanamīand for meve benim varاور میرے لیےwaliyain itondaاس میںfīhā(are) usesihtiyaçlarımفائدے ہیںmaāribuotherdaha başkaکچھ دوسرےukh'rā

18 He said, "It is my staff; I lean upon it, and I bring down leaves for my sheep and I have therein other uses."

18 Musa: "O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım" dedi.

18 Musa dedi: "O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var"

18 انہوں نے کہا یہ میری لاٹھی ہے۔ اس پر میں سہارا لگاتا ہوں اور اس سے اپنی بکریوں کے لئے پتے جھاڑتا ہوں اور اس میں میرے لئے اور بھی کئی فائدے ہیں

18 موسیٰؑ نے جواب دیا”یہ میری لاٹھی ہے، اِس پر ٹیک لگا کر چلتا ہوں، اِس سے اپنی بکریوں کے لیے پتّے جھاڑتا ہوں، اور بھی بہت سے کام ہیں جو اِس سے لیتا ہوں۔“ 1

قَالَ أَلۡقِهَا يَـٰمُوسَىٰ ١٩

He said(Allah) buyurduفرمایاqālaThrow it down(yere) at onuڈال دو اس کوalqihāO Musaey Musaاے موسیٰyāmūsā

19 [Allah] said, "Throw it down, O Moses."

19 Allah: "Ey Musa! Bırak onu" dedi.

19 Allah: "Ey Musa! onu (yere) bırak"dedi.

19 فرمایا کہ موسیٰ اسے ڈال دو

19 فرمایا "پھینک دے اس کو موسیٰؑ"

فَأَلۡقَـٰهَا فَإِذَا هِىَ حَيَّةٌ تَسۡعَىٰ ٢٠

So he threw it downonu attıتو اس نے ڈال دیا اس کوfa-alqāhāand behold(bir de ne görsün)تو اچانک ۔ دفعتاfa-idhāItoوہhiya(was) a snakekocaman bir yılanایک سانپ تھاḥayyatunmoving swiftlykoşanجو بل کھا رہا تھا۔ دوڑ رہا تھاtasʿā

20 So he threw it down, and thereupon it was a snake, moving swiftly.

20 Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi.

20 Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.

20 تو انہوں نے اس کو ڈال دیا اور وہ ناگہاں سانپ بن کر دوڑنے لگا

20 اس نے پھینک دیا اور یکایک وہ ایک سانپ تھی جو دَوڑ رہا تھا

قَالَ خُذۡهَا وَلَا تَخَفۡ‌ۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلۡأُولَىٰ ٢١

He saiddediفرمایاqālaSeize ital onuاس کو پکڑ لوkhudh'hāand (do) notveاور نہwalāfearkorkmaڈروtakhafWe will return itbiz onu sokacağızعنقریب ہم لوٹا دیں گے اس کوsanuʿīduhā(to) its statedurumunaاس کی حالت پرsīratahāthe formerilkپہلیl-ūlā

21 [Allah] said, "Seize it and fear not; We will return it to its former condition.

21 Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.

21 Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz"

21 خدا نے فرمایا کہ اسے پکڑ لو اور ڈرنا مت۔ ہم اس کو ابھی اس کی پہلی حالت پر لوٹا دیں گے

21 فرمایا "پکڑ لے اس کو اور ڈر نہیں، ہم اسے پھر ویسا ہی کر دیں گے جیسی یہ تھی

وَٱضۡمُمۡ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخۡرَىٰ ٢٢

And draw nearve sokاور ملالوwa-uḍ'mumyour handeliniاپنے ہاتھ کوyadakatoböğrüneطرفilāyour sideاپنے پہلو کے ساتھ۔ اپنے بازو کے ساتھjanāḥikait will come outçıksınنکلے گاtakhrujwhitebembeyaz olarakسفید۔ روشنbayḍāawithout anyolmadanسےminwithout anyبغیرghayridiseasebir hastalıkکسی تکلیف کےsūin(as) a signbir mu'cize olarakنشانیāyatananotherayrıایک دوسریukh'rā

22 And draw in your hand to your side; it will come out white without disease - another sign,

22 Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.

22 "Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın."

22 اور اپنا ہاتھ اپنی بغل سے لگالو وہ کسی عیب (وبیماری)کے بغیر سفید (چمکتا دمکتا) نکلے گا۔ (یہ) دوسری نشانی (ہے)

22 اور ذرا اپنا ہاتھ اپنی بغل میں دبا، چمکتا ہوا نکلے گا بغیر کسی تکلیف کے۔ 1 یہ دُوسری نشانی ہے

لِنُرِيَكَ مِنۡ ءَايَـٰتِنَا ٱلۡكُبۡرَى ٢٣

That We may show yousana göstermek içinتاکہ ہم دکھا دیںlinuriyakaofbazılarınıسےminOur Signsmu'cizelerimizdenاپنی نشانیوں میں سےāyātināthe Greatesten büyükبڑی بڑیl-kub'rā

23 That We may show you [some] of Our greater signs.

23 Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.

23 "Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."

23 تاکہ ہم تمہیں اپنے نشانات عظیم دکھائیں

23 اس لیے کہ ہم تجھے اپنی بڑی نشانیاں دکھانے والے ہیں

ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ٢٤

Gosen gitجاؤidh'habtoFir'avn'eطرفilāFiraunفرعون کیfir'ʿawnaIndeed, heçünkü oبیشک اس نےinnahu(has) transgressedazdıسرکشی کیṭaghā

24 Go to Pharaoh. Indeed, he has transgressed."

24 "Firavun'a git, doğrusu o azmıştır."

24 "Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."

24 تم فرعون کے پاس جاؤ (کہ) وہ سرکش ہو رہا ہے

24 اب تو فرعون کے پاس جا، وہ سرکش ہو گیا ہے"

قَالَ رَبِّ ٱشۡرَحۡ لِى صَدۡرِى ٢٥

He saiddedi kiکہاqālaMy LordRabbimاے میرے ربrabbiExpandکھول دےish'raḥfor mebenimمیرے لیےmy breastgöğsümüمیرا سینہṣadrī

25 [Moses] said, "My Lord, expand for me my breast [with assurance]

25 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

25 Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,

25 کہا میرے پروردگار (اس کام کے لئے) میرا سینہ کھول دے

25 موسیٰؑ نے عرض کیا”پروردگار، میرا سینہ کھول دے، 1

وَيَسِّرۡ لِىٓ أَمۡرِى ٢٦

And easeve kolaylaştırاور آسان کردےwayassirfor mebanaمیرے لیےmy taskişimiکام میراamrī

26 And ease for me my task

26 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

26 İşimi kolaylaştır,

26 اور میرا کام آسان کردے

26 اور میرے کام کو میرے لیے آسان کر دے

وَٱحۡلُلۡ عُقۡدَةً مِّن لِّسَانِى ٢٧

And untieve çözاور کھول دےwa-uḥ'lul(the) knotdüğümünüگرہʿuq'datanfromdiliminکیminmy tongueمیری زبان کیlisānī

27 And untie the knot from my tongue

27 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

27 Dilimden düğümü çöz

27 اور میری زبان کی گرہ کھول دے

27 اور میری زبان کی گرہ سُلجھا دے

يَفۡقَهُواۡ قَوۡلِى ٢٨

That they may understandanlasınlarکہ وہ سمجھ جائیںyafqahūmy speechsözümüمیری بات کوqawlī

28 That they may understand my speech.

28 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

28 Ki, sözümü iyi anlasınlar.

28 تاکہ وہ بات سمجھ لیں

28 تاکہ لوگ میری بات سمجھ سکیں، 1

وَٱجۡعَل لِّى وَزِيرًا مِّنۡ أَهۡلِى ٢٩

And appointve verاور بناwa-ij'ʿalfor mebanaمیرے لیےa ministerbir vezirمددگارwazīranfromailemdenسےminmy familyمیرے گھروالوں میں سےahlī

29 And appoint for me a minister from my family -

29 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

29 Bir de bana ailemden bir vezir ver.

29 اور میرے گھر والوں میں سے (ایک کو) میرا وزیر (یعنی مددگار) مقرر فرما

29 اور میرے لیے میرے اپنے کنبے سے ایک وزیر مقرر کر دے

هَـٰرُونَ أَخِى ٣٠

HarunHarun'uہارون کوhārūnamy brotherkardeşimجو میرا بھائی ہےakhī

30 Aaron, my brother.

30 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

30 Kardeşim Harun'u (ver).

30 (یعنی) میرے بھائی ہارون کو

30 ہارون ، جو میرا بھائی ہے۔ 1

ٱشۡدُدۡ بِهِۦٓ أَزۡرِى ٣١

Reinforcekuvvetlendirمضبوط کردےush'dudthrough himonunlaاس کے ساتھbihimy strengtharkamıقوت میریazrī

31 Increase through him my strength

31 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

31 Onunla arkamı kuvvetlendir.

31 اس سے میری قوت کو مضبوط فرما

31 اُس کے ذریعہ سے میرا ہاتھ مضبُوط کر

وَأَشۡرِكۡهُ فِىٓ أَمۡرِى ٣٢

And make him shareve onu ortak yapاور شریک کردے اس کوwa-ashrik'hu[in]işimeمیںmy taskمیرے کام (میں)amrī

32 And let him share my task

32 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

32 (Elçilik) işimde onu bana ortak et.

32 اور اسے میرے کام میں شریک کر

32 اور اس کو میرے کام میں شریک کر دے

كَىۡ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا ٣٣

Thatkiتاکہkaywe may glorify Youseni tesbih edelimہم تسبیح کریں تیریnusabbiḥakamuchçokبہت زیادہkathīran

33 That we may exalt You much

33 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

33 Ki seni çok tesbih edelim.

33 تاکہ ہم تیری بہت سی تسبیح کریں

33 تاکہ ہم خوب تیری پاکی بیان کریں

وَنَذۡكُرَكَ كَثِيرًا ٣٤

And [we] remember Youve seni analımاور ہم یاد کریں تجھ کوwanadhkurakamuchçokبہت زیادہkathīran

34 And remember You much.

34 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

34 Seni çok analım.

34 اور تجھے کثرت سے یاد کریں

34 اور خوب تیرا چرچا کریں

إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًا ٣٥

Indeed, [You]şüphesiz senبیشک توinnakaYou aresensinہے توkuntaof usbiziہم کوbināAll-Seergörenدیکھنے والاbaṣīran

35 Indeed, You are of us ever Seeing."

35 Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.

35 Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."

35 تو ہم کو (ہر حال میں) دیکھ رہا ہے

35 تو ہمیشہ ہمارے حال پر نگران رہا ہے"

قَالَ قَدۡ أُوتِيتَ سُؤۡلَكَ يَـٰمُوسَىٰ ٣٦

He saidbuyurdu kiفرمایاqālaVerilymuhakkakتحقیقqadyou are grantedsana verildiتو دیا گیاūtītayour requestistediğinاپنا سوال۔ اپنی تمناsu'lakaO MusaEy Musaاے موسیٰyāmūsā

36 [Allah] said, "You have been granted your request, O Moses.

36 Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."

36 Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin (şeyler) sana verildi."

36 فرمایا موسیٰ تمہاری دعا قبول کی گئی

36 فرمایا "دیا گیا جو تو نے مانگا اے موسیٰؑ

وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَيۡكَ مَرَّةً أُخۡرَىٰٓ ٣٧

And indeedzatenاور البتہ تحقیقwalaqadWe conferred a favorbiz lutufta bulunmuştukانعام کیا ہم نےmanannāon yousanaتجھ پرʿalaykaanother timebir kezدوسری بارmarratananother timedahaدوسری بارukh'rā

37 And We had already conferred favor upon you another time,

37 Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."

37 "And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"

37 اور ہم نے تم پر ایک بار اور بھی احسان کیا تھا

37 ہم نے پھر ایک مرتبہ تجھ پر احسان کیا۔ 1

Surah 20 / Taha / Ta-Ha سورة طه 314
And Ive benاور میں نے wa-anā (have) chosen youseni seçtimچن لیا تجھ کو ikh'tartuka so listenşimdi dinleپس غور سے سنو fa-is'tamiʿ to whatvahyolunanıواسطے اس کے جو limā is revealedوحی کیا جاتا ہے yūḥā١٣ Indeed, [I]muhakkak benبیشک میں innanī I Ambenمیں ہی anā AllahAllah'ımاللہ ہوں l-lahu (There is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ۔ حق ilāha butbaşkaمگر illā Ibendenمیں ہی anā
so worship Mebana kulluk etپس عبادت کرو میری fa-uʿ'bud'nī and establishve kılاور قائم کرو wa-aqimi the prayernamazنماز l-ṣalata for My remembrancebeni anmak içinمیری یاد کے لیے lidhik'rī١٤ Indeedmutlakaبیشک inna the HourSa'atقیامت l-sāʿata (will be) cominggelecektirآنے والی ہے ātiyatun
I almostneredeyseقریب ہے akādu [I] hide itonu gizleyeceğimکہ میں چھپالوں اس کو ukh'fīhā that may be recompensedcezalanması içinتاکہ بدلہ دیاجائے lituj'zā everyherہر kullu soulnefsinشخص nafsin for whatşeylerleاس کے مطابق جو bimā it strivespeşinde koştuğuاس نے کوشش کی tasʿā١٥ So (do) notaslaپس نہ falā (let) avert youseni alıkoymasınروکے تجھے yaṣuddannaka
from iton(a inanmak)danاس کے بارے میں ʿanhā (one) whokimseجو man (does) notinanmayanنہیں believeمانتا اس کو۔ جو نہیں ایمان رکھتا yu'minu in itonaاس پر bihā and followsve uyanاور پیروی کرتا ہے wa-ittabaʿa his desireskeyfineاپنی خواہش نفس کی hawāhu lest you perishsonra helak olursunورنہ تو ہلاک ہوجائے گا fatardā١٦ And whatnedir?اور کیا ہے wamā (is) thatşuیہ til'ka
in your right handsağ elindekiتیرے دائیں ہاتھ میں biyamīnika O Musaey Musaاے موسیٰ yāmūsā١٧ He saiddedi kiکہا qāla ItOیہ hiya (is) my staffasa'mdırمیری لاٹھی ہے ʿaṣāya I leandayanıyorumمیں سہارا لیتا ہوں atawakka-u upon itonaاس پر ʿalayhā
and I bring down leavesve yaprak silkeliyorumاور میں پتے جھاڑتا ہوں wa-ahushu with itonunlaاس کے ساتھ bihā foriçinپر ʿalā my sheepdavarımاپنی بکریوں پر ghanamī and for meve benim varاور میرے لیے waliya in itondaاس میں fīhā (are) usesihtiyaçlarımفائدے ہیں maāribu otherdaha başkaکچھ دوسرے ukh'rā١٨ He said(Allah) buyurduفرمایا qāla Throw it down(yere) at onuڈال دو اس کو alqihā
O Musaey Musaاے موسیٰ yāmūsā١٩ So he threw it downonu attıتو اس نے ڈال دیا اس کو fa-alqāhā and behold(bir de ne görsün)تو اچانک ۔ دفعتا fa-idhā Itoوہ hiya (was) a snakekocaman bir yılanایک سانپ تھا ḥayyatun moving swiftlykoşanجو بل کھا رہا تھا۔ دوڑ رہا تھا tasʿā٢٠ He saiddediفرمایا qāla Seize ital onuاس کو پکڑ لو khudh'hā
and (do) notveاور نہ walā fearkorkmaڈرو takhaf We will return itbiz onu sokacağızعنقریب ہم لوٹا دیں گے اس کو sanuʿīduhā (to) its statedurumunaاس کی حالت پر sīratahā the formerilkپہلی l-ūlā٢١ And draw nearve sokاور ملالو wa-uḍ'mum your handeliniاپنے ہاتھ کو yadaka
toböğrüneطرف ilā your sideاپنے پہلو کے ساتھ۔ اپنے بازو کے ساتھ janāḥika it will come outçıksınنکلے گا takhruj whitebembeyaz olarakسفید۔ روشن bayḍāa without anyolmadanسے min without anyبغیر ghayri diseasebir hastalıkکسی تکلیف کے sūin (as) a signbir mu'cize olarakنشانی āyatan anotherayrıایک دوسری ukh'rā٢٢ That We may show yousana göstermek içinتاکہ ہم دکھا دیں linuriyaka
ofbazılarınıسے min Our Signsmu'cizelerimizdenاپنی نشانیوں میں سے āyātinā the Greatesten büyükبڑی بڑی l-kub'rā٢٣ Gosen gitجاؤ idh'hab toFir'avn'eطرف ilā Firaunفرعون کی fir'ʿawna Indeed, heçünkü oبیشک اس نے innahu (has) transgressedazdıسرکشی کی ṭaghā٢٤ He saiddedi kiکہا qāla
My LordRabbimاے میرے رب rabbi Expandکھول دے ish'raḥ for mebenimمیرے لیے my breastgöğsümüمیرا سینہ ṣadrī٢٥ And easeve kolaylaştırاور آسان کردے wayassir for mebanaمیرے لیے my taskişimiکام میرا amrī٢٦ And untieve çözاور کھول دے wa-uḥ'lul (the) knotdüğümünüگرہ ʿuq'datan fromdiliminکی min
my tongueمیری زبان کی lisānī٢٧ That they may understandanlasınlarکہ وہ سمجھ جائیں yafqahū my speechsözümüمیری بات کو qawlī٢٨ And appointve verاور بنا wa-ij'ʿal for mebanaمیرے لیے a ministerbir vezirمددگار wazīran fromailemdenسے min my familyمیرے گھروالوں میں سے ahlī٢٩ HarunHarun'uہارون کو hārūna
my brotherkardeşimجو میرا بھائی ہے akhī٣٠ Reinforcekuvvetlendirمضبوط کردے ush'dud through himonunlaاس کے ساتھ bihi my strengtharkamıقوت میری azrī٣١ And make him shareve onu ortak yapاور شریک کردے اس کو wa-ashrik'hu [in]işimeمیں my taskمیرے کام (میں) amrī٣٢ Thatkiتاکہ kay we may glorify Youseni tesbih edelimہم تسبیح کریں تیری nusabbiḥaka
muchçokبہت زیادہ kathīran٣٣ And [we] remember Youve seni analımاور ہم یاد کریں تجھ کو wanadhkuraka muchçokبہت زیادہ kathīran٣٤ Indeed, [You]şüphesiz senبیشک تو innaka You aresensinہے تو kunta of usbiziہم کو binā All-Seergörenدیکھنے والا baṣīran٣٥ He saidbuyurdu kiفرمایا qāla Verilymuhakkakتحقیق qad
you are grantedsana verildiتو دیا گیا ūtīta your requestistediğinاپنا سوال۔ اپنی تمنا su'laka O MusaEy Musaاے موسیٰ yāmūsā٣٦ And indeedzatenاور البتہ تحقیق walaqad We conferred a favorbiz lutufta bulunmuştukانعام کیا ہم نے manannā on yousanaتجھ پر ʿalayka another timebir kezدوسری بار marratan another timedahaدوسری بار ukh'rā٣٧
٣١٤
‹ 312page 313 of the printed Mushaf314 ›