أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡفُلۡكَ تَجۡرِى فِى ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦ وَيُمۡسِكُ ٱلسَّمَآءَ أَن تَقَعَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦٓ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ ٦٥

Do notgörmedin mi?کیاalamyou seeتم نے دیکھا نہیںtarathatkiبیشکannaAllahاللہ تعالیٰl-laha(has) subjectedbuyruğunuza verdiاس نے مسخر کیاsakharato yousizinتمہارے لیےlakumwhatolanlarıجو(is) inyerdeمیں ہےthe earthزمینl-arḍiand the shipsve gemileriاور کشتیwal-ful'kathat sailakıp gidenچلتی ہےtajrīthroughdenizdeمیںthe seaسمندرl-baḥriby His Commandemriyleاس کے حکم کے ساتھbi-amrihiAnd He withholdsve tutuyorاور وہ تھامے ہوئے ہےwayum'sikuthe skygöğüآسمان کوl-samāalestdiyeاس لیے کہ (وہ)anit fallsdüşmesinگرپڑےtaqaʿaonüstüneپرʿalāthe earthyerinزمینl-arḍiexceptdışındaمگرillāby His permissionO'nun izniاس کے اذن کےbi-idh'nihiIndeedçünküساتھ بیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahato mankindinsanlaraلوگوں کے ساتھbil-nāsi(is) Full of Kindnessçok şefkatlidirالبتہ شفقت کرنے والاlaraūfunMost Mercifulçok merhametlidirمہربان ہےraḥīmun

65 Do you not see that Allah has subjected to you whatever is on the earth and the ships which run through the sea by His command? And He restrains the sky from falling upon the earth, unless by His permission. Indeed Allah, to the people, is Kind and Merciful.

65 Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.

65 Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyruğunuz altına verdi. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o (koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

65 کیا تم نہیں دیکھتے کہ جتنی چیزیں زمین میں ہیں (سب) خدا نے تمہارے زیرفرمان کر رکھی ہیں اور کشتیاں (بھی) جو اسی کے حکم سے دریا میں چلتی ہیں۔ اور وہ آسمان کو تھامے رہتا ہے کہ زمین پر (نہ) گڑ پڑے مگر اس کے حکم سے۔ بےشک خدا لوگوں پر نہایت شفقت کرنے والا مہربان ہے

65 کیا تم دیکھتے نہیں ہو کہ اُس نے وہ سب کچھ تمہارے لیے مسخّر کر رکھا ہے جو زمین میں ہے ، اور اُسی نے کشتی کو قاعدے کا پابند بنایا ہے کہ وہ اُس کے حکم سے سمندر میں چلتی ہے، اور وہی آسمان کو اس طرح تھامے ہوئے ہے کہ اُس کے اِذن کے بغیر وہ زمین پر نہیں گِر سکتا؟ 1 واقعہ یہ ہے کہ اللہ لوگوں کے حق میں بڑا شفیق اور رحیم ہے

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَحۡيَاكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡ‌ۗ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَكَفُورٌ ٦٦

And Heve O'durاور وہwahuwa(is) the One Whosizi diriltenاللہ وہ ذات ہےalladhīgave you lifeجس نے زندہ کیا تم کوaḥyākumthensonraپھرthummaHe will cause you to diesizi öldürenوہ موت دے گا تم کوyumītukumthensonra (yine)پھرthummaHe will give you life (again)sizi diriltenوہ زندہ کرے گا تم کوyuḥ'yīkumIndeedgerçektenیقیناinnamaninsanانسانl-insāna(is) surely ungratefulçok nankördürالبتہ ناشکرا ہےlakafūrun

66 And He is the one who gave you life; then He causes you to die and then will [again] give you life. Indeed, mankind is ungrateful.

66 Sizi dirilten, sonra öldürecek sonra yine diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür.

66 Size (ilk defa) hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O'dur. İnsan gerçekten pek nankördür.

66 اور وہی تو ہے جس نے تم کو حیات بخشی۔ پھر تم کو مارتا ہے۔ پھر تمہیں زندہ بھی کرے گا۔ اور انسان تو بڑا ناشکر ہے

66 وہی ہے جس نے تمہیں زندگی بخشی ہے ، وہی تم کو موت دیتا ہے اور وہی پھر تم کو زندہ کرے گا۔ سچ یہ ہے کہ انسان بڑا ہی منکرِ حق ہے۔ 1

لِّكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلۡنَا مَنسَكًا هُمۡ نَاسِكُوهُ‌ۖ فَلَا يُنَـٰزِعُنَّكَ فِى ٱلۡأَمۡرِ‌ۚ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَ‌ۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُّسۡتَقِيمٍ ٦٧

For everyherہرlikullinationümmeteامت کے لیےummatinWe have madebelirledikمقرر کیا ہم نےjaʿalnārite(s)ibadet şekliطریق عبادتmansakantheyonlarınوہhumperform ituyduklarıعبادت کرنے والے ہوئے ہیں اس کیnāsikūhuSo let them not dispute with youaslaتو نہfalāSo let them not dispute with youseninle çekişmesinlerجھگڑیں وہ تجھ سےyunāziʿunnakainbu işteمیںthe matterمعاملےl-amribut invite (them)çağırاور دعوت دوwa-ud'ʿutoRabbineطرفilāyour Lordاپنے رب کیrabbikaIndeed, youkuşkusuz senبیشکinnaka(are) surely onüzerindesinآپ البتہ اوپرlaʿalāguidancebir yolہدایت کے ہیںhudanstraightdosdoğruسیدھیmus'taqīmin

67 For every religion We have appointed rites which they perform. So, [O Muhammad], let the disbelievers not contend with you over the matter but invite them to your Lord. Indeed, you are upon straight guidance.

67 Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.

67 Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.

67 ہم نے ہر ایک اُمت کے لئے ایک شریعت مقرر کردی ہے جس پر وہ چلتے ہیں تو یہ لوگ تم سے اس امر میں جھگڑا نہ کریں اور تم (لوگوں کو) اپنے پروردگار کی طرف بلاتے رہو۔ بےشک تم سیدھے رستے پر ہو

67 ہر اُمّت 1 کے لیے ہم نے ایک طریقِ عبادت  2 مقرر کیا ہے جس کی وہ پیروی کرتی ہے، پس اے محمدؐ ، وہ اِس معاملے میں تم سے جھگڑا نہ کریں۔ 3 تم اپنے ربّ کی طرف دعوت دو، یقیناً تم سیدھے راستے پر ہو۔ 4

وَإِن جَـٰدَلُوكَ فَقُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ ٦٨

And ifve eğerاور اگر وہwa-inthey argue (with) youseninle mücadele ederlerseجھگڑا کریں تجھ سےjādalūkathen sayde kiتو کہہ دیجیے کہfaquliAllahاللہl-lahu(is) most knowingdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamuof whatşeyleriساتھ اس کےbimāyou doyaptıklarınızجو تم عمل کرتے ہوtaʿmalūna

68 And if they dispute with you, then say, "Allah is most knowing of what you do.

68 Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.

68 Eğer seninle tartışırlarsa, de ki: "Allah yaptıklarınızı çok iyi bilir."

68 اور اگر یہ تم سے جھگڑا کریں تو کہہ دو کہ جو عمل تم کرتے ہو خدا ان سے خوب واقف ہے

68 اور اگر وہ تم سے جھگڑیں تو کہہ دو کہ "جو کچھ تم کر رہے ہو اللہ کو خوب معلوم ہے

ٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ فِيمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ ٦٩

AllahAllahاللہ تعالیٰal-lahuwill judgehükmedecektirفیصلہ کرے گاyaḥkumubetween youaranızdaتمہارے درمیانbaynakum(on the) Daygünüدنyawma(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmaticoncerning whathususlardaاس معاملے میںfīmāyou used (to)olduğunuzجو تھے تمkuntumin itondaاس میںfīhidifferayrılığa düşüyorتم اختلاف کرتےtakhtalifūna

69 Allah will judge between you on the Day of Resurrection concerning that over which you used to differ."

69 Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.

69 Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.

69 جن باتوں میں تم اختلاف کرتے ہو خدا تم میں قیامت کے روز ان کا فیصلہ کردے گا

69 اللہ قیامت کے روز تمہارے درمیان ان سب باتوں کا فیصلہ کر دے گا جن میں تم اختلاف کرتے رہے ہو"

أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۗ إِنَّ ذٰلِكَ فِى كِتَـٰبٍ‌ۚ إِنَّ ذٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ ٧٠

Do notbilmez misin?کیا تم نےalamyou knowجانا نہیںtaʿlamthatkuşkusuzبیشکannaAllahاللہ تعالیٰl-lahaknowsbilirوہ جانتا ہےyaʿlamuwhatne varsaجو(is) ingökteمیں ہےthe heavenآسمانl-samāiand the earthve yerdeو زمینwal-arḍiIndeedkuşkusuzبیشکinnathatbunların hepsiیہdhālika(is) inbir Kitaptadırمیں ہےa Recordایک کتابkitābinindeedşüphesizبیشکinnathatbuیہdhālika(is) foriçinپرʿalāAllahاللہl-lahieasykolaydırآسان ہےyasīrun

70 Do you not know that Allah knows what is in the heaven and earth? Indeed, that is in a Record. Indeed that, for Allah, is easy.

70 Gökte ve yerde olanı Allah'ın bildiğini bilmez misin? Bunlar hiç şüphesiz Kitap'dadır ve şüphesiz bunlar Allah'a kolaydır.

70 Bilmez misin ki, Allah, gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Şüphesiz bunlar bir kitabtadır. Hiç şüphe yok ki bunlar Allah'a pek kolaydır.

70 کیا تم نہیں جانتے کہ جو کچھ آسمان اور زمین میں ہے خدا اس کو جانتا ہے۔ یہ (سب کچھ) کتاب میں (لکھا ہوا) ہے۔ بےشک یہ سب خدا کو آسان ہے

70 کیا تم نہیں جانتے کہ آسمان و زمین کی ہر چیز اللہ کے علم میں ہے؟ سب کچھ ایک کتاب میں درج ہے۔ اللہ کے لیے یہ کچھ بھی مشکل نہیں ہے۔ 1

وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَـٰنًا وَمَا لَيۡسَ لَهُم بِهِۦ عِلۡمٌ‌ۗ وَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ ٧١

And they worshipve tapıyorlarاور وہ عبادت کرتے ہیںwayaʿbudūnabesides Allahşeylereسےminbesides Allahdışındaسواdūnibesides AllahAllah'ınاللہ کے (سوا)l-lahiwhatindirmemiştirاس کی جوnotنہیںlamHe (has) sent downاس نے اتاریyunazzilfor itonlaraساتھ اس کےbihiany authorityhiçbir delilکوئی دلیلsul'ṭānanand whatveاور جوwamānotyokturنہیںlaysathey havekendilerininان کے لیےlahumof itonun hakkındaاس کا کوئیbihiany knowledgebir bilgileriعلمʿil'munAnd notve yokturاور نہیںwamā(will be) for the wrongdoerso zalimlerinظالموں کے لیےlilẓẓālimīnaanyhiçbirکوئیminhelperyardımcısıمددگارnaṣīrin

71 And they worship besides Allah that for which He has not sent down authority and that of which they have no knowledge. And there will not be for the wrongdoers any helper.

71 Onlar Allah'ı bırakıp da O'nun, haklarında hiçbir delil indirmediği, kendilerinde de bir bilgi olmayan şeylere taparlar. Zulmedenlerin yardımcısı olmaz.

71 Onlar Allah'ı bırakıp da O'nun, haklarında hiçbir delil indirmediği ve kendilerinde de bir bilgi bulunmayan şeylere taparlar. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.

71 اور (یہ لوگ) خدا کے سوا ایسی چیزوں کی عبادت کرتے ہیں جن کی اس نے کوئی سند نازل نہیں فرمائی اور نہ ان کے پاس اس کی کوئی دلیل ہے۔ اور ظالموں کا کوئی بھی مددگار نہیں ہوگا

71 ہ لوگ اللہ کو چھوڑ کر ان کی عبادت کر رہے ہیں جن کے لیے نہ تو اُس نے کوئی سَنَد نازل کی ہے اور نہ یہ خود اُن کے بارے میں کوئی علم رکھتے ہیں۔ 1 اِن ظالموں کے لیے کوئی مددگار نہیں ہے۔ 2

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍ تَعۡرِفُ فِى وُجُوهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ ٱلۡمُنكَرَ‌ۖ يَكَادُونَ يَسۡطُونَ بِٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتِنَا‌ۗ قُلۡ أَفَأُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذٰلِكُمُ‌ۗ ٱلنَّارُ وَعَدَهَا ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ٧٢

And whenve zamanاور جبwa-idhāare recitedokunduğuپڑھی جاتی ہیںtut'lāto themkendilerineان پرʿalayhimOur Versesayetlerimizہماری آیاتāyātunāclearapaçıkروشنbayyinātinyou will recognizeanlarsınتم پہچان سکتے ہوtaʿrifuonyüzlerindeمیں(the) facesچہرو ںwujūhi(of) those whokimselerinان لوگوں کےalladhīnadisbelieveinkar edenجنہوں نے کفر کیاkafarūthe denialhoşnutsuzlukناگواری کو۔ ناخوشی کوl-munkaraThey almostneredeyseقریب ہیںyakādūnaattacküzerine saldıracaklarوہ حملہ کردیںyasṭūnathose whookuyanlarınان لوگوں پرbi-alladhīnareciteجو پڑھتے ہیںyatlūnato themkendilerineان پرʿalayhimOur Versesayetlerimiziہماری آیاتāyātināSayde kiکہہ دیجیےqulThen shall I inform yousize haber vereyim mi?کیا بھلا میں بتاؤں تم کوafa-unabbi-ukumof worsedaha kötü bir şeyبری چیزbisharrinthanbundanاسminthatسےdhālikumuThe Fireateş!آگl-nāruAllah (has) promised itve onu va'detmiştirوعدہ کیا ہے اس کاwaʿadahāAllah (has) promised itAllahاللہ نےl-lahu(for) those whokimselereان لوگوں سےalladhīnadisbelieveinkar edenجنہوں نے کفر کیاkafarūand wretchedve ne kötüاور کتنا برا ہےwabi'sa(is) the destinationsondurٹھکانہl-maṣīru

72 And when Our verses are recited to them as clear evidences, you recognize in the faces of those who disbelieve disapproval. They are almost on the verge of assaulting those who recite to them Our verses. Say, "Then shall I inform you of [what is] worse than that? [It is] the Fire which Allah has promised those who disbelieve, and wretched is the destination."

72 Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha fenasını haber vereyim mi? Allah'ın inkarcılara vadettiği ateş! Ne kötü bir dönüştür!..

72 Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? O, ateştir. Allah bunu kâfir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir dönüş yeridir."

72 اور جب ان کو ہماری آیتیں پڑھ کر سنائی جاتی تو (ان کی شکل بگڑ جاتی ہے اور) تم ان کے چہروں میں صاف طور پر ناخوشی (کے آثار) دیکھتے ہو۔ قریب ہوتے ہیں کہ جو لوگ ان کو ہماری آیتیں پڑھ کر سناتے ہیں ان پر حملہ کردیں۔ کہہ دو کہ میں تم کو اس سے بھی بری چیز بتاؤں؟ وہ دوزخ کی آگ ہے۔ جس کا خدا نے کافروں سے وعدہ کیا ہے۔ اور وہ برا ٹھکانا ہے

72 اور جب اِن کو ہماری صاف صاف آیات سُنائی جاتیں ہیں تو تم دیکھتے ہو کہ منکرینِ حق کے چہرے بگڑنے لگتے ہیں، اور ایسا محسوس ہوتا ہے ، کہ ابھی وہ اُن لوگوں پر ٹُوٹ پڑیں گے جو انھیں ہماری آیات سُناتے ہیں۔اِن سے کہو”میں بتاوٴں تمہیں کہ اِس سے بد تر چیز کیا ہے؟ 1 آگ، اللہ نے اسی کا وعدہ ان لوگوں کے حق میں کر رکھا ہے، جو قبولِ حق سے انکار کریں، اور بہت ہی بُرا ٹھکانہ ہے۔“

Surah 22 / Al-Hajj / The Pilgrimage سورة الحج 341
Do notgörmedin mi?کیا alam you seeتم نے دیکھا نہیں tara thatkiبیشک anna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (has) subjectedbuyruğunuza verdiاس نے مسخر کیا sakhara to yousizinتمہارے لیے lakum whatolanlarıجو (is) inyerdeمیں ہے the earthزمین l-arḍi and the shipsve gemileriاور کشتی wal-ful'ka that sailakıp gidenچلتی ہے tajrī throughdenizdeمیں the seaسمندر l-baḥri
by His Commandemriyleاس کے حکم کے ساتھ bi-amrihi And He withholdsve tutuyorاور وہ تھامے ہوئے ہے wayum'siku the skygöğüآسمان کو l-samāa lestdiyeاس لیے کہ (وہ) an it fallsdüşmesinگرپڑے taqaʿa onüstüneپر ʿalā the earthyerinزمین l-arḍi exceptdışındaمگر illā by His permissionO'nun izniاس کے اذن کے bi-idh'nihi Indeedçünküساتھ بیشک inna
Allahاللہ تعالیٰ l-laha to mankindinsanlaraلوگوں کے ساتھ bil-nāsi (is) Full of Kindnessçok şefkatlidirالبتہ شفقت کرنے والا laraūfun Most Mercifulçok merhametlidirمہربان ہے raḥīmun٦٥ And Heve O'durاور وہ wahuwa (is) the One Whosizi diriltenاللہ وہ ذات ہے alladhī gave you lifeجس نے زندہ کیا تم کو aḥyākum
thensonraپھر thumma He will cause you to diesizi öldürenوہ موت دے گا تم کو yumītukum thensonra (yine)پھر thumma He will give you life (again)sizi diriltenوہ زندہ کرے گا تم کو yuḥ'yīkum Indeedgerçektenیقینا inna maninsanانسان l-insāna (is) surely ungratefulçok nankördürالبتہ ناشکرا ہے lakafūrun٦٦
For everyherہر likulli nationümmeteامت کے لیے ummatin We have madebelirledikمقرر کیا ہم نے jaʿalnā rite(s)ibadet şekliطریق عبادت mansakan theyonlarınوہ hum perform ituyduklarıعبادت کرنے والے ہوئے ہیں اس کی nāsikūhu So let them not dispute with youaslaتو نہ falā So let them not dispute with youseninle çekişmesinlerجھگڑیں وہ تجھ سے yunāziʿunnaka
inbu işteمیں the matterمعاملے l-amri but invite (them)çağırاور دعوت دو wa-ud'ʿu toRabbineطرف ilā your Lordاپنے رب کی rabbika Indeed, youkuşkusuz senبیشک innaka (are) surely onüzerindesinآپ البتہ اوپر laʿalā guidancebir yolہدایت کے ہیں hudan straightdosdoğruسیدھی mus'taqīmin٦٧
And ifve eğerاور اگر وہ wa-in they argue (with) youseninle mücadele ederlerseجھگڑا کریں تجھ سے jādalūka then sayde kiتو کہہ دیجیے کہ faquli Allahاللہ l-lahu (is) most knowingdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu of whatşeyleriساتھ اس کے bimā you doyaptıklarınızجو تم عمل کرتے ہو taʿmalūna٦٨ AllahAllahاللہ تعالیٰ al-lahu will judgehükmedecektirفیصلہ کرے گا yaḥkumu
between youaranızdaتمہارے درمیان baynakum (on the) Daygünüدن yawma (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati concerning whathususlardaاس معاملے میں fīmā you used (to)olduğunuzجو تھے تم kuntum in itondaاس میں fīhi differayrılığa düşüyorتم اختلاف کرتے takhtalifūna٦٩
Do notbilmez misin?کیا تم نے alam you knowجانا نہیں taʿlam thatkuşkusuzبیشک anna Allahاللہ تعالیٰ l-laha knowsbilirوہ جانتا ہے yaʿlamu whatne varsaجو (is) ingökteمیں ہے the heavenآسمان l-samāi and the earthve yerdeو زمین wal-arḍi Indeedkuşkusuzبیشک inna thatbunların hepsiیہ dhālika
(is) inbir Kitaptadırمیں ہے a Recordایک کتاب kitābin indeedşüphesizبیشک inna thatbuیہ dhālika (is) foriçinپر ʿalā Allahاللہ l-lahi easykolaydırآسان ہے yasīrun٧٠ And they worshipve tapıyorlarاور وہ عبادت کرتے ہیں wayaʿbudūna besides Allahşeylereسے min besides Allahdışındaسوا dūni
besides AllahAllah'ınاللہ کے (سوا) l-lahi whatindirmemiştirاس کی جو notنہیں lam He (has) sent downاس نے اتاری yunazzil for itonlaraساتھ اس کے bihi any authorityhiçbir delilکوئی دلیل sul'ṭānan and whatveاور جو wamā notyokturنہیں laysa they havekendilerininان کے لیے lahum of itonun hakkındaاس کا کوئی bihi any knowledgebir bilgileriعلم ʿil'mun And notve yokturاور نہیں wamā (will be) for the wrongdoerso zalimlerinظالموں کے لیے lilẓẓālimīna
anyhiçbirکوئی min helperyardımcısıمددگار naṣīrin٧١ And whenve zamanاور جب wa-idhā are recitedokunduğuپڑھی جاتی ہیں tut'lā to themkendilerineان پر ʿalayhim Our Versesayetlerimizہماری آیات āyātunā clearapaçıkروشن bayyinātin you will recognizeanlarsınتم پہچان سکتے ہو taʿrifu onyüzlerindeمیں
(the) facesچہرو ں wujūhi (of) those whokimselerinان لوگوں کے alladhīna disbelieveinkar edenجنہوں نے کفر کیا kafarū the denialhoşnutsuzlukناگواری کو۔ ناخوشی کو l-munkara They almostneredeyseقریب ہیں yakādūna attacküzerine saldıracaklarوہ حملہ کردیں yasṭūna
those whookuyanlarınان لوگوں پر bi-alladhīna reciteجو پڑھتے ہیں yatlūna to themkendilerineان پر ʿalayhim Our Versesayetlerimiziہماری آیات āyātinā Sayde kiکہہ دیجیے qul Then shall I inform yousize haber vereyim mi?کیا بھلا میں بتاؤں تم کو afa-unabbi-ukum of worsedaha kötü bir şeyبری چیز bisharrin thanbundanاس min
thatسے dhālikumu The Fireateş!آگ l-nāru Allah (has) promised itve onu va'detmiştirوعدہ کیا ہے اس کا waʿadahā Allah (has) promised itAllahاللہ نے l-lahu (for) those whokimselereان لوگوں سے alladhīna disbelieveinkar edenجنہوں نے کفر کیا kafarū and wretchedve ne kötüاور کتنا برا ہے wabi'sa (is) the destinationsondurٹھکانہ l-maṣīru٧٢
٣٤١
‹ 339page 340 of the printed Mushaf341 ›