فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّـٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٢٨

And whenzamanپھر جبfa-idhāyou (have) boardedyerleştiğinizسوار ہو تمis'tawaytayousenتمantaand whoeverve kimselerاور جوwaman(is) with youyanındakiساتھ تیرے ہیںmaʿaka[on]üzerineاوپرʿalāthe shipgemiکشتی کےl-ful'kithen sayde kiتو کہناfaquliPraisehamdolsunسب تعریفl-ḥamdu(be) to AllahAllah'aاللہ کے لیے ہےlillahiWhobizi kurtaranجس نےalladhī(has) saved usنجات دی ہم کوnajjānāfromkavimdenسےminathe people قومl-qawmithe wrongdoerszalimظالم (قوم سے)l-ẓālimīna

28 And when you have boarded the ship, you and those with you, then say, 'Praise to Allah who has saved us from the wrongdoing people.'

28 Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

28 Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

28 اور جب تم اور تمہارے ساتھی کشتی میں بیٹھ جاؤ تو (خدا کا شکر کرنا اور) کہنا کہ سب تعریف خدا ہی کو (سزاوار) ہے۔ جس نے ہم کو نجات بخشی ظالم لوگوں سے

28 پھر جب تُو اپنے ساتھیوں سمیت کشتی پر سوار ہو جائے تو کہہ، شکر ہے اُس خدا کا جس نے ہمیں ظالم لوگوں سے نجات دی۔ 1

وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِى مُنزَلاً مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ ٢٩

And sayve de kiاور کہناwaqulMy LordRabbimاے میرے ربrabbicause me to landbeni indirاتار مجھ کوanzil'nī(at) a landing placebir inişleاتارنے کی جگہmunzalanblessedmübarekبابرکتmubārakanand Youve senاور توwa-anta(are) the Besten hayırlısısınبہترینkhayru(of) those who cause to land.'konuklayanlarınاتارنے والا ہےl-munzilīna

29 And say, 'My Lord, let me land at a blessed landing place, and You are the best to accommodate [us].' "

29 "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de.

29 Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın."

29 اور (یہ بھی) دعا کرنا کہ اے پروردگار ہم کو مبارک جگہ اُتاریو اور تو سب سے بہتر اُتارنے والا ہے

29 اور کہہ، پروردگار ، مجھ کو برکت والی جگہ اُتار اور تُو بہترین جگہ دینے والا ہے۔“ 1

إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَـٰتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ ٣٠

Indeedşüphesizبیشکinnainvardırمیںthatbundaاس (میں)dhālikasurely (are) Signsnice ibretlerالبتہ نشانیاں ہیںlaāyātinand indeedgerçiاور بیشکwa-inWe arebizتھے ہمkunnāsurely testing(onları) sınıyordukالبتہ آزمانے والےlamub'talīna

30 Indeed in that are signs, and indeed, We are ever testing [Our servants].

30 Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.

30 Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.

30 بےشک اس (قصے) میں نشانیاں ہیں اور ہمیں تو آزمائش کرنی تھی

30 اِس قصے میں بڑی نشانیاں ہیں ، 1 اور آزمائش تو ہم کر کے ہی رہتے ہیں۔ 2

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ ٣١

ThensonraپھرthummaWe producedyetiştirdikاٹھایا ہم نےanshanāafter themonların ardındanکےminafter themان کے بعدbaʿdihima generationbir nesilقوموں کوqarnananotherbaşkaدوسریākharīna

31 Then We produced after them a generation of others.

31 Bunların ardından başka nesiller varettik.

31 Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.

31 پھر ان کے بعد ہم نے ایک اور جماعت پیدا کی

31 ان کے بعد ہم نے ایک دُوسرے دور کی قوم اُٹھائی۔ 1

فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولاً مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواۡ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥٓ‌ۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٣٢

And We sentve gönderdikتو بھیجا ہم نےfa-arsalnāamong themkendi içlerindenان میںfīhima Messengerbir elçiایک رسولrasūlanfrom themselvesonlaraانہی میں سےmin'hum[that]diyeکہaniWorshipkulluk edinعبادت کروuʿ'budūAllahAllah'aاللہ کیl-lahanotyokturنہیںfor yousizin içinتمہارے لیےlakum(is) anyhiçbirکوئیmingodilahالہ برحقilāhinother than HimO'ndan başkaاس کے سواghayruhuThen will notkorunmaz mısınız?کیا پھر نہafalāyou fearتم ڈرو گےtattaqūna

32 And We sent among them a messenger from themselves, [saying], "Worship Allah; you have no deity other than Him; then will you not fear Him?"

32 Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.

32 Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik.

32 اور ان ہی میں سے ان میں ایک پیغمبر بھیجا (جس نے ان سے کہا) کہ خدا ہی کی عبادت کرو (کہ) اس کے سوا تمہارا کوئی معبود نہیں، تو کیا تم ڈرتے نہیں

32 پھر اُن میں خود انہی کی قوم کا ایک رسول بھیجا (جس نے انہیں دعوت دی) کہ اللہ کی بندگی کرو، تمہارے لیے اُس کے سوا کوئی اور معبود نہیں ہے، کیا تم ڈرتے نہیں ہو؟

وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ وَكَذَّبُواۡ بِلِقَآءِ ٱلۡأَخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَـٰهُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَـٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ ٣٣

And saidve dedi kiاور کہاwaqālathe chiefsileri gelenlerسرداروں نےl-mala-uofkavmindenسےminhis peopleاس کی قوم کےqawmihiwhoinkar edenlerجنہوں نےalladhīnadisbelievedکفر کیا تھاkafarūand deniedve yalanlayanlarاور جھٹلایاwakadhabū(the) meetingbuluşmasınıملاقات کوbiliqāi(of) the Hereafterahiretآخرت کیl-ākhiratiwhile We had given them luxuryve kendilerine refah verdiklerimizاور دولت دی ہم نے ان کو۔ اور آسودگی دی ہم نے ان کوwa-atrafnāhuminhayatındaمیںthe lifeزندگی (میں)l-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāNotdeğildirنہیں(is) thisbuیہhādhābutbaşka bir şeyمگرillāa manbir insandanایک انسان ہےbasharunlike yousizin gibiتم جیساmith'lukumHe eatsyiyorکھاتا ہےyakuluof whatsizin yediğinizdenاس سے جوmimmāyou eatتم کھاتے ہوtakulūna[from it]ondanاس سےmin'huand he drinksve içiyorاور پیتا ہےwayashrabuof whatsizin içtiğinizdenاس سےmimmāyou drinkجو تم پیتے ہوtashrabūna

33 And the eminent among his people who disbelieved and denied the meeting of the Hereafter while We had given them luxury in the worldly life said, "This is not but a man like yourselves. He eats of that from which you eat and drinks of what you drink.

33 Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir."

33 Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

33 تو ان کی قوم کے سردار جو کافر تھے اور آخرت کے آنے کو جھوٹ سمجھتے تھے اور دنیا کی زندگی میں ہم نے ان کو آسودگی دے رکھی تھی۔ کہنے لگے کہ یہ تو تم ہی جیسا آدمی ہے، جس قسم کا کھانا تم کھاتے ہو، اسی طرح کا یہ بھی کھاتا ہے اور جو پانی تم پیتے ہو اسی قسم کا یہ بھی پیتا ہے

33 اُس کی قوم کے جن سرداروں نے ماننے سے انکار کیا اور آخرت کی پیشی کو جھُٹلایا، جن کو ہم نے دنیا کی زندگی میں آسُودہ کر رکھا تھا، 1 وہ کہنے لگو”یہ شخص کچھ نہیں ہے مگر ایک بشر تم ہی جیسا۔ جو کچھ تم کھاتے ہو وہی یہ کھاتا ہے اور جو کچھ تم پیتے ہو وہی یہ پیتا ہے

وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرًا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذًا لَّخَـٰسِرُونَ ٣٤

And surely ifve eğerاور البتہ اگرwala-inyou obeyita'at edersenizاطاعت کی تم نےaṭaʿtuma manbir insanaایک انسان کیbasharanlike yousizin gibiاپنے جیسےmith'lakumindeed, yougerçekten sizیقینا تمinnakumtheno takdirdeتبidhansurely (will be) losersmutlaka ziyana uğrayanlarsınızالبتہ نقصان اٹھانے والے ہوگےlakhāsirūna

34 And if you should obey a man like yourselves, indeed, you would then be losers.

34 "Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur."

34 "Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz."

34 اور اگر تم اپنے ہی جیسے آدمی کا کہا مان لیا تو گھاٹے میں پڑ گئے

34 اب اگر تم نے اپنے ہی جیسے ایک بشر کی اطاعت قبول کر لی تو تم گھاٹے ہی میں رہے۔ 1

أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ ٣٥

Does he promise you O size va'dediyor mu?کیا دھمکی دیتا ہے تم کوayaʿidukumthat yousizکہ بیشک تمannakumwhenzamanجبidhāyou are deadöldüğünüzمرگئے تمmittumand you becomeve olduğunuzاور ہوجاؤ گے تمwakuntumdusttoprakمٹیturābanand bonesve kemikاور ہڈیاںwaʿiẓāmanthat yousizinبیشک تمannakum(will be) brought forth(yeniden hayata) çıkarılacağınızıنکالے جانے والے ہوmukh'rajūna

35 Does he promise you that when you have died and become dust and bones that you will be brought forth [once more]?

35 "Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?"

35 "Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"

35 کیا یہ تم سے یہ کہتا ہے کہ جب تم مر جاؤ گے اور مٹی ہو جاؤ گے اور استخوان (کے سوا کچھ نہ رہے گا) تو تم (زمین سے) نکالے جاؤ گے

35 یہ تمہیں اطلاع دیتا ہے کہ جب تم مر کر مٹی ہو جاؤ گے اور ہڈیوں کا پنجر بن کر رہ جاؤ گے اُس وقت تم (قبروں سے) نکالے جاؤ گے؟

۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ ٣٦

Far-(fetched)heyhat (ne kadar uzak)بہت دور ہے۔ ناممکن ہےhayhātafar-(fetched)heyhat (ne kadar uzak)بہت دور ہے۔ ناممکن ہےhayhātais whatşeyواسطے اس کے جوlimāyou are promisedsize va'dedilenتم وعدہ دئے جارہے ہو۔ دھمکی دیئے جارہے ہوtūʿadūna

36 How far, how far, is that which you are promised.

36 "Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!"

36 "Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!"

36 جس بات کا تم سے وعدہ کیا جاتا ہے (بہت) بعید اور (بہت) بعید ہے

36 بعید، بالکل بعید ہے یہ وعدہ جو تم سے کیا جا رہا ہے

إِنۡ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ ٣٧

Notdeğildirنہیںinitbuیہhiya(is) butbaşka bir şeyمگرillāour lifehayatımız(dan)ہماری زندگیḥayātunā(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāwe dieölürüzہم مرتے ہیںnamūtuand we liveve yaşarızاور ہم زندہ ہوتے ہیںwanaḥyāand notve değilizاور نہیں ہیںwamāwebizہمnaḥnu(will be) resurrectedtekrar diriltilecekاٹھائے جانے والےbimabʿūthīna

37 Life is not but our worldly life - we die and live, but we will not be resurrected.

37 "Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz."

37 "Dünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz."

37 زندگی تو یہی ہماری دنیا کی زندگی ہے کہ (اسی میں) ہم مرتے اور جیتے ہیں، اور ہم پھر نہیں اُٹھائے جائیں گے

37 زندگی کچھ نہیں ہے مگر بس یہی دنیا کی زندگی یہیں ہم کو مرنا اور جینا ہے اور ہم ہرگز اٹھائے جانے والے نہیں ہیں

إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ ٣٨

Notdeğildirنہیں ہےin(is) heOوہhuwabutbaşka bir şeyمگرillāa manbir adam(dan)ایک انسانrajulunwho (has) inventeduyduranاس نے گھڑ لیاif'tarāabouthakkındaپرʿalāAllahاللہ (پر)l-lahia lieyalanجھوٹkadhibanand notve değilizاور نہیںwamāwebizہمnaḥnu(in) himonaاس کے لیےlahu(are) believersinanıcı(insan)larایمان لانے والےbimu'minīna

38 He is not but a man who has invented a lie about Allah, and we will not believe him."

38 "Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız."

38 "Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."

38 یہ تو ایک ایسا آدمی ہے جس نے خدا پر جھوٹ افتراء کیا ہے اور ہم اس کو ماننے والے نہیں

38 یہ شخص خدا کے نام پر محض جھُوٹ گھڑ رہا ہے 1 اور ہم کبھی اس کی ماننے والے نہیں ہیں۔“

قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِى بِمَا كَذَّبُونِ ٣٩

He saiddediکہاqālaMy LordRabbimاے میرے ربrabbiHelp mebana yardım etمدد کر میریunṣur'nībecausekarşısındaبوجہ اس کے جوbimāthey deny mebeni yalanlamalarıانہوں نے جھٹلایا مجھ کوkadhabūni

39 He said, "My Lord, support me because they have denied me."

39 O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi.

39 O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!"

39 پیغمبر نے کہا کہ اے پروردگار انہوں نے مجھے جھوٹا سمجھا ہے تو میری مدد کر

39 رسول نے کہا "پروردگار، اِن لوگوں نے جو میری تکذیب کی ہے، اس پر اب تو ہی میری نصرت فرما"

قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَّيُصۡبِحُنَّ نَـٰدِمِينَ ٤٠

He said(Allah) dedi kiکہاqālaAfter a little whileaz sonraاس چیز سےʿammāAfter a little whileتھوڑی دیر بعدqalīlinsurely they will becomeonlar olacaklarالبتہ ضرور ہوں گےlayuṣ'biḥunnaregretfulpişmanنادمnādimīna

40 [Allah] said, "After a little, they will surely become regretful."

40 Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu.

40 Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar!"

40 فرمایا کہ یہ تھوڑے ہی عرصے میں پشیمان ہو کر رہ جائیں گے

40 جواب میں ارشاد ہوا "قریب ہے وہ وقت جب یہ اپنے کیے پر پچھتائیں گے"

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَـٰهُمۡ غُثَآءً‌ۚ فَبُعۡدًا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٤١

So seized themderken onları yakaladıتو پکڑ لیا ان کوfa-akhadhathumuthe awful cryo korkunç sesچنگھاڑ نے۔ چیخ نےl-ṣayḥatuin truthgerçektenحق کے ساتھbil-ḥaqiand We made themve onları getirdikتو کردیا ہم نے ان کوfajaʿalnāhum(as) rubbish of dead leavessel süprüntüsü halineکوڑا کرکٹghuthāanSo awayuzak olsunتو ہلاکت ہےfabuʿ'danwith the people kavimقوم کے لیےlil'qawmithe wrongdoerso zalimظالم (قوم کے لیے)l-ẓālimīna

41 So the shriek seized them in truth, and We made them as [plant] stubble. Then away with the wrongdoing people.

41 Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!

41 Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

41 تو ان کو (وعدہٴ برحق کے مطابق) زور کی آواز نے آپکڑا، تو ہم نے ان کو کوڑا کرڈالا۔ پس ظالم لوگوں پر لعنت ہے

41 آخر کار ٹھیک ٹھیک حق کے مطابق ایک ہنگامہ ٴ عظیم نے ان کو آلیا اور ہم نے ان کو کچرا 1 بنا کر پھینک دیا۔۔۔۔ دُور ہو ظالم قوم!

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ ٤٢

ThensonraپھرthummaWe producedyetiştirdikاٹھایا ہم نےanshanāafter themonların ardındanسےminafter themان کے بعدbaʿdihima generationnesillerامتوں کوqurūnananotherbaşkaکچھ دوسریākharīna

42 Then We produced after them other generations.

42 Ardlarından başka nesiller varettik.

42 Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.

42 پھر ان کے بعد ہم نے اور جماعتیں پیدا کیں

42 پھر ہم نے ان کے بعد دوسری قومیں اٹھائیں

Surah 23 / Al-Mu'minun / The Believers سورة المؤمنون 345
And whenzamanپھر جب fa-idhā you (have) boardedyerleştiğinizسوار ہو تم is'tawayta yousenتم anta and whoeverve kimselerاور جو waman (is) with youyanındakiساتھ تیرے ہیں maʿaka [on]üzerineاوپر ʿalā the shipgemiکشتی کے l-ful'ki then sayde kiتو کہنا faquli Praisehamdolsunسب تعریف l-ḥamdu (be) to AllahAllah'aاللہ کے لیے ہے lillahi Whobizi kurtaranجس نے alladhī (has) saved usنجات دی ہم کو najjānā
fromkavimdenسے mina the people قوم l-qawmi the wrongdoerszalimظالم (قوم سے) l-ẓālimīna٢٨ And sayve de kiاور کہنا waqul My LordRabbimاے میرے رب rabbi cause me to landbeni indirاتار مجھ کو anzil'nī (at) a landing placebir inişleاتارنے کی جگہ munzalan blessedmübarekبابرکت mubārakan and Youve senاور تو wa-anta (are) the Besten hayırlısısınبہترین khayru
(of) those who cause to land.'konuklayanlarınاتارنے والا ہے l-munzilīna٢٩ Indeedşüphesizبیشک inna invardırمیں thatbundaاس (میں) dhālika surely (are) Signsnice ibretlerالبتہ نشانیاں ہیں laāyātin and indeedgerçiاور بیشک wa-in We arebizتھے ہم kunnā surely testing(onları) sınıyordukالبتہ آزمانے والے lamub'talīna٣٠ Thensonraپھر thumma We producedyetiştirdikاٹھایا ہم نے anshanā
after themonların ardındanکے min after themان کے بعد baʿdihim a generationbir nesilقوموں کو qarnan anotherbaşkaدوسری ākharīna٣١ And We sentve gönderdikتو بھیجا ہم نے fa-arsalnā among themkendi içlerindenان میں fīhim a Messengerbir elçiایک رسول rasūlan from themselvesonlaraانہی میں سے min'hum [that]diyeکہ ani Worshipkulluk edinعبادت کرو uʿ'budū
AllahAllah'aاللہ کی l-laha notyokturنہیں for yousizin içinتمہارے لیے lakum (is) anyhiçbirکوئی min godilahالہ برحق ilāhin other than HimO'ndan başkaاس کے سوا ghayruhu Then will notkorunmaz mısınız?کیا پھر نہ afalā you fearتم ڈرو گے tattaqūna٣٢ And saidve dedi kiاور کہا waqāla the chiefsileri gelenlerسرداروں نے l-mala-u ofkavmindenسے min his peopleاس کی قوم کے qawmihi
whoinkar edenlerجنہوں نے alladhīna disbelievedکفر کیا تھا kafarū and deniedve yalanlayanlarاور جھٹلایا wakadhabū (the) meetingbuluşmasınıملاقات کو biliqāi (of) the Hereafterahiretآخرت کی l-ākhirati while We had given them luxuryve kendilerine refah verdiklerimizاور دولت دی ہم نے ان کو۔ اور آسودگی دی ہم نے ان کو wa-atrafnāhum inhayatındaمیں the lifeزندگی (میں) l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā
Notdeğildirنہیں (is) thisbuیہ hādhā butbaşka bir şeyمگر illā a manbir insandanایک انسان ہے basharun like yousizin gibiتم جیسا mith'lukum He eatsyiyorکھاتا ہے yakulu of whatsizin yediğinizdenاس سے جو mimmā you eatتم کھاتے ہو takulūna [from it]ondanاس سے min'hu and he drinksve içiyorاور پیتا ہے wayashrabu of whatsizin içtiğinizdenاس سے mimmā
you drinkجو تم پیتے ہو tashrabūna٣٣ And surely ifve eğerاور البتہ اگر wala-in you obeyita'at edersenizاطاعت کی تم نے aṭaʿtum a manbir insanaایک انسان کی basharan like yousizin gibiاپنے جیسے mith'lakum indeed, yougerçekten sizیقینا تم innakum theno takdirdeتب idhan surely (will be) losersmutlaka ziyana uğrayanlarsınızالبتہ نقصان اٹھانے والے ہوگے lakhāsirūna
٣٤ Does he promise you O size va'dediyor mu?کیا دھمکی دیتا ہے تم کو ayaʿidukum that yousizکہ بیشک تم annakum whenzamanجب idhā you are deadöldüğünüzمرگئے تم mittum and you becomeve olduğunuzاور ہوجاؤ گے تم wakuntum dusttoprakمٹی turāban and bonesve kemikاور ہڈیاں waʿiẓāman that yousizinبیشک تم annakum (will be) brought forth(yeniden hayata) çıkarılacağınızıنکالے جانے والے ہو mukh'rajūna
٣٥ Far-(fetched)heyhat (ne kadar uzak)بہت دور ہے۔ ناممکن ہے hayhāta far-(fetched)heyhat (ne kadar uzak)بہت دور ہے۔ ناممکن ہے hayhāta is whatşeyواسطے اس کے جو limā you are promisedsize va'dedilenتم وعدہ دئے جارہے ہو۔ دھمکی دیئے جارہے ہو tūʿadūna٣٦ Notdeğildirنہیں in itbuیہ hiya (is) butbaşka bir şeyمگر illā our lifehayatımız(dan)ہماری زندگی ḥayātunā
(of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā we dieölürüzہم مرتے ہیں namūtu and we liveve yaşarızاور ہم زندہ ہوتے ہیں wanaḥyā and notve değilizاور نہیں ہیں wamā webizہم naḥnu (will be) resurrectedtekrar diriltilecekاٹھائے جانے والے bimabʿūthīna٣٧ Notdeğildirنہیں ہے in (is) heOوہ huwa butbaşka bir şeyمگر illā a manbir adam(dan)ایک انسان rajulun
who (has) inventeduyduranاس نے گھڑ لیا if'tarā abouthakkındaپر ʿalā Allahاللہ (پر) l-lahi a lieyalanجھوٹ kadhiban and notve değilizاور نہیں wamā webizہم naḥnu (in) himonaاس کے لیے lahu (are) believersinanıcı(insan)larایمان لانے والے bimu'minīna٣٨ He saiddediکہا qāla My LordRabbimاے میرے رب rabbi
Help mebana yardım etمدد کر میری unṣur'nī becausekarşısındaبوجہ اس کے جو bimā they deny mebeni yalanlamalarıانہوں نے جھٹلایا مجھ کو kadhabūni٣٩ He said(Allah) dedi kiکہا qāla After a little whileaz sonraاس چیز سے ʿammā After a little whileتھوڑی دیر بعد qalīlin surely they will becomeonlar olacaklarالبتہ ضرور ہوں گے layuṣ'biḥunna regretfulpişmanنادم nādimīna٤٠
So seized themderken onları yakaladıتو پکڑ لیا ان کو fa-akhadhathumu the awful cryo korkunç sesچنگھاڑ نے۔ چیخ نے l-ṣayḥatu in truthgerçektenحق کے ساتھ bil-ḥaqi and We made themve onları getirdikتو کردیا ہم نے ان کو fajaʿalnāhum (as) rubbish of dead leavessel süprüntüsü halineکوڑا کرکٹ ghuthāan So awayuzak olsunتو ہلاکت ہے fabuʿ'dan with the people kavimقوم کے لیے lil'qawmi
the wrongdoerso zalimظالم (قوم کے لیے) l-ẓālimīna٤١ Thensonraپھر thumma We producedyetiştirdikاٹھایا ہم نے anshanā after themonların ardındanسے min after themان کے بعد baʿdihim a generationnesillerامتوں کو qurūnan anotherbaşkaکچھ دوسری ākharīna٤٢
٣٤٥
‹ 343page 344 of the printed Mushaf345 ›