۞وَلَوۡ رَحِمۡنَـٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّواۡ فِى طُغۡيَـٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ ٧٥

And ifve eğerاور اگرwalawWe had mercy on thembiz onlara acısaydıkرحم کرتے ہم ان پرraḥim'nāhumand We removedve kaldırsaydıkاور ہم کھول دیتےwakashafnāwhatolanıجو(was) on themkendilerindeان کے ساتھ ہےbihimofsıkıntıdanسےmin(the) hardshipتکلیف میں سےḍurrinsurely they would persistyine devam ederlerdiالبتہ اڑے رہےlalajjūinazgınlıklarındaمیںtheir transgressionاپنی سرکشی میںṭugh'yānihimwandering blindlybocalamayaسرگرداں پھرتےyaʿmahūna

75 And even if We gave them mercy and removed what was upon them of affliction, they would persist in their transgression, wandering blindly.

75 Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.

75 Eğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi.

75 اور اگر ہم ان پر رحم کریں اور جو تکلیفیں ان کو پہنچ رہی ہیں، وہ دور کردیں تو اپنی سرکشی پر اڑے رہیں (اور) بھٹکتے (پھریں)

75 اگر ہم اِن پر رحم کریں اور وہ تکلیف جس میں آج کل یہ مُبتلا ہیں ، دُور کردیں تو یہ اپنی سرکشی میں بالکل ہی بہک جائیں گے۔ 1

وَلَقَدۡ أَخَذۡنَـٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواۡ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ ٧٦

And verilyandolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe seized thembiz onları yakaladıkپکڑ لیا ہم نے ان کوakhadhnāhumwith the punishmentazab ileعذاب کے ساتھbil-ʿadhābibut notama yineپس نہfamāthey submitboyun eğmedilerوہ گڑ گڑائےis'takānūto their LordRabblerineاپنے رب کے لیےlirabbihimand notveاور نہ ہیwamāthey supplicate humblyO'na yalvarmıyorlarوہ عاجزی کرنے والے ہیںyataḍarraʿūna

76 And We had gripped them with suffering [as a warning], but they did not yield to their Lord, nor did they humbly supplicate, [and will continue thus]

76 And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.

76 Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar.

76 اور ہم نے ان کو عذاب میں پکڑا تو بھی انہوں نے خدا کے آگے عاجزی نہ کی اور وہ عاجزی کرتے ہی نہیں

76 اِن کا حال تو یہ ہے کہ ہم نے انہیں تکلیف میں مبتلا کیا، پھر بھی یہ اپنے رب کے آگے نہ جھکے اور نہ عاجزی اختیار کرتے ہیں

حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ ٧٧

Untilnihayetیہاں تک کہḥattāwhenzamanجبidhāWe openedaçtığımızکھول دیا ہم نےfataḥnāfor themüzerlerineان پرʿalayhima gatekapısıایک دروازہbābanof a punishmentbir azabوالاdhāof a punishmentعذاب والاʿadhābinsevereşiddetliسختshadīdinbeholdderhalدفعتاidhāTheyonlarوہhumin itO'nun içindeاس میںfīhi(will be in) despairşaşkın ve umutsuz kalırlarمایوس ہونے والے تھےmub'lisūna

77 Until when We have opened before them a door of severe punishment, immediately they will be therein in despair.

77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.

77 Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

77 یہاں تک کہ جب ہم نے پر عذاب شدید کا دروازہ کھول دیا تو اس وقت وہاں ناامید ہوگئے

77 البتہ جب نوبت یہاں تک پہنچ جائے گی کہ ہم اِن پر سخت عذاب کا دروازہ کھول دیں  تو یکایک تم دیکھو گے کہ اس حالت میں یہ ہر خیر سے مایوس ہیں۔ 1

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡــِٔدَةَ‌ۚ قَلِيلاً مَّا تَشۡكُرُونَ ٧٨

And Heve O'durاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whoinşa edenوہ ذات ہےalladhīproducedجس نے پیدا کیےansha-afor yousizin içinتمہارے لیےlakumuthe hearingkulağıکانl-samʿaand the sightve gözleriاور آنکھیںwal-abṣāraand the feelingve gönülleriاور دلwal-afidatalittleazکتنا کم ہےqalīlan(is) whatne kadarجوyou give thanksşükrediyorsunuzتم شکر ادا کرتے ہوtashkurūna

78 And it is He who produced for you hearing and vision and hearts; little are you grateful.

78 Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.

78 Halbuki sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz!

78 اور وہی تو ہے جس نے تمہارے کان اور آنکھیں اور دل بنائے۔ (لیکن) تم کم شکرگزاری کرتے ہو

78 وہ اللہ ہی تو ہے جس نے تمہیں سُننے اور دیکھنے کی قوتیں دیں اور سوچنے کو دل دیے۔ مگر تم لوگ کم ہی شکر گزار ہوتے ہو۔ 1

وَهُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ ٧٩

And Heve O'durاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whosizi yaratıp yayanوہ ذات ہےalladhīmultiplied youجس نے پھیلایا تم کوdhara-akuminyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍiand to Himve O'nun (huzurunda)اور اسی کی طرفwa-ilayhiyou will be gatheredtoplanacaksınızتم اکٹھے کیے جاؤ گےtuḥ'sharūna

79 And it is He who has multiplied you throughout the earth, and to Him you will be gathered.

79 Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

79 Ve sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. Sırf O'nun huzuruna toplanacaksınız.

79 اور وہی تو ہے جس نے تم کو زمین میں پیدا کیا اور اسی کی طرف تم جمع ہو کر جاؤ گے

79 وہی ہے جس نے تمہیں زمین میں پھیلایا، اور اسی کی طرف تم سمیٹے جاؤ گے

وَهُوَ ٱلَّذِى يُحۡىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَـٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ‌ۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٨٠

And Heve O'durاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whoyaşatanوہ ذات ہےalladhīgives lifeجو زندہ کرتا ہےyuḥ'yīand causes deathve öldürenاور موت دیتا ہےwayumītuand for Himve O'nun(eseri)dirاور اسی کے لیے ہےwalahu(is the) alternationdeğişmesiاختلافikh'tilāfu(of) the nightgeceninلیلal-layliand the dayve gündüzünو نہار کا(دن اور رات کا )wal-nahāriThen will notaklınızı kullanmıyor musunuz?کیا بھلا نہیںafalāyou reasonتم عقل سے کام لو گےtaʿqilūna

80 And it is He who gives life and causes death, and His is the alternation of the night and the day. Then will you not reason?

80 Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?

80 Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?

80 اور وہی ہے جو زندگی بخشتا ہے اور موت دیتا ہے اور رات اور دن کا بدلتے رہنا اسی کا تصرف ہے، کیا تم سمجھتے نہیں

80 وہی زندگی بخشتا ہے اور وہی موت دیتا ہے۔ گردشِ لیل و نہار اُسی کے قبضۂ قدرت میں ہے۔ 1 کیا تمہاری سمجھ میں یہ بات نہیں آتی؟ 2

بَلۡ قَالُواۡ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ ٨١

Nayhayırبلکہbalthey sayonlar da dedilerانہوں نے کہاqālū(the) likegibiمانندmith'la(of) whatneاس کے جوsaiddedi (ise)کہا تھاqālathe former (people)evvelkilerپہلوں نےl-awalūna

81 Rather, they say like what the former peoples said.

81 Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.

81 Hayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.

81 بات یہ ہے کہ جو بات اگلے (کافر) کہتے تھے اسی طرح کی (بات یہ) کہتے ہیں

81 مگر یہ لوگ وہی کچھ کہتے ہیں جو ان کے پیش رَو کہہ چکے ہیں

قَالُوٓاۡ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ٨٢

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūWhat! Whenzaman mı?کیا جبa-idhāwe are deadöldüğümüzہم مرجائیں گےmit'nāand becomeve olduğumuzاور ہم ہوجائیں گےwakunnādusttoprakمٹیturābanand bonesve kemikاور ہڈیاںwaʿiẓāmanwould webiz mi?کیا واقعی ہمa-innāsurely be resurrecteddiriltileceğizالبتہ اٹھائے جانے والے ہیںlamabʿūthūna

82 They said, "When we have died and become dust and bones, are we indeed to be resurrected?

82 Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.

82 Dediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?"

82 کہتے ہیں کہ جب ہم مر جائیں گے اور مٹی ہو جائیں گے اور استخوان (بوسیدہ کے سوا کچھ) نہ رہے گا تو کیا ہم پھر اٹھائے جائیں گے؟

82 یہ کہتے ہیں "کیا جب ہم مر کر مٹی ہو جائیں گے اور ہڈیوں کا پنجر بن کر رہ جائیں گے تو ہم کو پھر زندہ کر کے اٹھایا جائے گا؟

لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّآ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٨٣

Verilyandolsunالبتہ تحقیقlaqadwe have been promisedyapıldıوعدہ کیے گئے ہمwuʿid'nā[we]bizeہمnaḥnuand our forefathersve atalarımızaاور ہمارے باپ داداwaābāunāthisbu (tehdid)اس کاhādhābeforebizden önceسےminbeforeاس سے قبلqablunotdeğildirنہیںin(is) thisbuیہhādhābutbaşka bir şeyمگرillā(the) talesmasallarındanکہانیاں ہیںasāṭīru(of) the former (people)evvelkilerinپہلوں کیl-awalīna

83 We have been promised this, we and our forefathers, before; this is not but legends of the former peoples."

83 Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.

83 "Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!"

83 یہ وعدہ ہم سے اور ہم سے پہلے ہمارے باپ دادا سے بھی ہوتا چلا آیا ہے (اجی) یہ تو صرف اگلے لوگوں کی کہانیاں ہیں

83 ہم نے بھی یہ وعدے بہت سُنے ہیں اور ہم سے پہلے ہمارے باپ دادا بھی سُنتے رہے ہیں۔ یہ محض افسانہائے پارینہ ہیں۔“ 1

قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٨٤

Sayde kiکہہ دیجیےqulTo whom (belongs)kimindir?واسطے کس کے ہےlimanithe earthdünyaزمینl-arḍuand whoeverve bulunanlarاور جو کوئیwaman(is) in itiçindeاس میں ہےfīhāifeğerاگرinyouisenizہو تمkuntumknowbiliyorتم جانتےtaʿlamūna

84 Say, [O Muhammad], "To whom belongs the earth and whoever is in it, if you should know?"

84 De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"

84 (Resulüm!) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?"

84 کہو کہ اگر تم جانتے ہو تو بتاؤ کہ زمین اور جو کچھ زمین میں ہے سب کس کا مال ہے؟

84 ان سے کہو، بتاؤ اگر تم جانتے ہو، کہ یہ زمین اور اس کی ساری آبادی کس کی ہے؟

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ‌ۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ٨٥

They will saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گےsayaqūlūnaTo AllahAllah'ındırاللہ کے لیےlillahiSayde kiکہہ دیجیےqulThen will notdüşünmüyor musunuz?کیا پھر نہیںafalāyou rememberتم نصیحت پکڑتےtadhakkarūna

85 They will say, "To Allah." Say, "Then will you not remember?"

85 "Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.

85 "Allah'a aittir" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?" de.

85 جھٹ بول اٹھیں گے کہ خدا کا۔ کہو کہ پھر تم سوچتے کیوں نہیں؟

85 یہ ضرور کہیں گے ، اللہ کی۔ کہو، پھر تم ہوش میں کیوں نہیں آتے؟ 1

قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ ٨٦

Sayde kiکہہ دیجئےqulWhokimdir?کون ہےman(is the) LordRabbiربrabbu(of) the seven heavensgöğünآسمانوں کاl-samāwāti(of) the seven heavensyediساتl-sabʿiand (the) Lordve Rabbiاور ربwarabbu(of) the ThroneArş'ınعرشl-ʿarshithe Greatbüyükعظیم کاl-ʿaẓīmi

86 Say, "Who is Lord of the seven heavens and Lord of the Great Throne?"

86 "Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.

86 "Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir?" diye sor.

86 (ان سے) پوچھو کہ سات آسمانوں کا کون مالک ہے اور عرش عظیم کا (کون) مالک (ہے؟)

86 ان سے پوچھو، ساتوں آسمانوں اور عرش عظیم کا مالک کون ہے؟

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ‌ۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٨٧

They will saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گےsayaqūlūnaAllahAllah'ındırاللہ کے لیےlillahiSayde kiکہہ دیجیےqulThen will notkorkmuyor musunuz?کیا بھلا نہیںafalāyou fear (Him)تم ڈرتےtattaqūna

87 They will say, "[They belong] to Allah." Say, "Then will you not fear Him?"

87 "Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.

87 "(Onlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?" de.

87 بےساختہ کہہ دیں گے کہ یہ (چیزیں) خدا ہی کی ہیں، کہو کہ پھر تم ڈرتے کیوں نہیں؟

87 یہ ضرور کہیں گے اللہ1۔ کہو، پھر تم ڈرتے کیوں نہیں؟ 2

قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٨٨

Sayde kiکہہ دیجیےqulWho is (it)kimdir?کون ہےmanin Whose Hand(s)elinde olanجس کے ہاتھ میں ہےbiyadihi(is the) dominionmelekutu (mülkü ve yönetimi)بادشاہتmalakūtu(of) allherہرkullithingsşeyinچیز کیshayinand Heve Oاور وہwahuwaprotectskoruyup kollayanپناہ دیتا ہےyujīruand no (one)fakatاور نہیںwalā(can) be protectedkorunup kollanmayanپناہ دی جاتیyujāruagainst Himkendisiاس کے مقابلے میںʿalayhiIfeğerاگرinyouisenizہو تمkuntumknowbiliyorتم علم رکھتےtaʿlamūna

88 Say, "In whose hand is the realm of all things - and He protects while none can protect against Him - if you should know?"

88 "Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"

88 "Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor.

88 کہو کہ اگر تم جانتے ہو تو بتاؤ کہ وہ کون ہے جس کے ہاتھ میں ہر چیز کی بادشاہی ہے اور وہ پناہ دیتا ہے اور اس کے مقابل کوئی کسی کو پناہ نہیں دے سکتا

88 اِن سے کہو، بتاوٴ اگر تم جانتے ہو کہ ہر چیز پر اقتدار 1 کس کا ہے؟  اور کون ہے جو پناہ دیتا ہے اور اُس کے مقابلے میں کوئی پناہ نہیں دے سکتا؟

سَيَقُولُونَ لِلَّهِ‌ۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ ٨٩

They will saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گےsayaqūlūnaAllahAllah'a aittirاللہ کے لیےlillahiSayde kiکہہ دیجیےqulThen hownasıl?تو کہاں سےfa-annāare you deludedbüyüleniyorsunuzتم مسحر کیے جاتے ہو۔ جادو کیے جاتے ہوtus'ḥarūna

89 They will say, "[All belongs] to Allah." Say, "Then how are you deluded?"

89 "Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.

89 "(Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" de.

89 فوراً کہہ دیں گے کہ (ایسی بادشاہی تو) خدا ہی کی ہے، تو کہو پھر تم پر جادو کہاں سے پڑ جاتا ہے؟

89 یہ ضرور کہیں گے کہ یہ بات تو اللہ ہی کے لیے ہے۔ کہو، پھر کہاں سے تم کو دھوکا لگتا ہے؟ 1

Surah 23 / Al-Mu'minun / The Believers سورة المؤمنون 348
And ifve eğerاور اگر walaw We had mercy on thembiz onlara acısaydıkرحم کرتے ہم ان پر raḥim'nāhum and We removedve kaldırsaydıkاور ہم کھول دیتے wakashafnā whatolanıجو (was) on themkendilerindeان کے ساتھ ہے bihim ofsıkıntıdanسے min (the) hardshipتکلیف میں سے ḍurrin surely they would persistyine devam ederlerdiالبتہ اڑے رہے lalajjū inazgınlıklarındaمیں their transgressionاپنی سرکشی میں ṭugh'yānihim
wandering blindlybocalamayaسرگرداں پھرتے yaʿmahūna٧٥ And verilyandolsunاور البتہ تحقیق walaqad We seized thembiz onları yakaladıkپکڑ لیا ہم نے ان کو akhadhnāhum with the punishmentazab ileعذاب کے ساتھ bil-ʿadhābi but notama yineپس نہ famā they submitboyun eğmedilerوہ گڑ گڑائے is'takānū to their LordRabblerineاپنے رب کے لیے lirabbihim
and notveاور نہ ہی wamā they supplicate humblyO'na yalvarmıyorlarوہ عاجزی کرنے والے ہیں yataḍarraʿūna٧٦ Untilnihayetیہاں تک کہ ḥattā whenzamanجب idhā We openedaçtığımızکھول دیا ہم نے fataḥnā for themüzerlerineان پر ʿalayhim a gatekapısıایک دروازہ bāban of a punishmentbir azabوالا dhā of a punishmentعذاب والا ʿadhābin severeşiddetliسخت shadīdin
beholdderhalدفعتا idhā Theyonlarوہ hum in itO'nun içindeاس میں fīhi (will be in) despairşaşkın ve umutsuz kalırlarمایوس ہونے والے تھے mub'lisūna٧٧ And Heve O'durاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whoinşa edenوہ ذات ہے alladhī producedجس نے پیدا کیے ansha-a for yousizin içinتمہارے لیے lakumu the hearingkulağıکان l-samʿa and the sightve gözleriاور آنکھیں wal-abṣāra
and the feelingve gönülleriاور دل wal-afidata littleazکتنا کم ہے qalīlan (is) whatne kadarجو you give thanksşükrediyorsunuzتم شکر ادا کرتے ہو tashkurūna٧٨ And Heve O'durاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whosizi yaratıp yayanوہ ذات ہے alladhī multiplied youجس نے پھیلایا تم کو dhara-akum inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi
and to Himve O'nun (huzurunda)اور اسی کی طرف wa-ilayhi you will be gatheredtoplanacaksınızتم اکٹھے کیے جاؤ گے tuḥ'sharūna٧٩ And Heve O'durاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whoyaşatanوہ ذات ہے alladhī gives lifeجو زندہ کرتا ہے yuḥ'yī and causes deathve öldürenاور موت دیتا ہے wayumītu and for Himve O'nun(eseri)dirاور اسی کے لیے ہے walahu (is the) alternationdeğişmesiاختلاف ikh'tilāfu
(of) the nightgeceninلیل al-layli and the dayve gündüzünو نہار کا(دن اور رات کا ) wal-nahāri Then will notaklınızı kullanmıyor musunuz?کیا بھلا نہیں afalā you reasonتم عقل سے کام لو گے taʿqilūna٨٠ Nayhayırبلکہ bal they sayonlar da dedilerانہوں نے کہا qālū (the) likegibiمانند mith'la (of) whatneاس کے جو saiddedi (ise)کہا تھا qāla
the former (people)evvelkilerپہلوں نے l-awalūna٨١ They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū What! Whenzaman mı?کیا جب a-idhā we are deadöldüğümüzہم مرجائیں گے mit'nā and becomeve olduğumuzاور ہم ہوجائیں گے wakunnā dusttoprakمٹی turāban and bonesve kemikاور ہڈیاں waʿiẓāman would webiz mi?کیا واقعی ہم a-innā
surely be resurrecteddiriltileceğizالبتہ اٹھائے جانے والے ہیں lamabʿūthūna٨٢ Verilyandolsunالبتہ تحقیق laqad we have been promisedyapıldıوعدہ کیے گئے ہم wuʿid'nā [we]bizeہم naḥnu and our forefathersve atalarımızaاور ہمارے باپ دادا waābāunā thisbu (tehdid)اس کا hādhā beforebizden önceسے min beforeاس سے قبل qablu notdeğildirنہیں in (is) thisbuیہ hādhā
butbaşka bir şeyمگر illā (the) talesmasallarındanکہانیاں ہیں asāṭīru (of) the former (people)evvelkilerinپہلوں کی l-awalīna٨٣ Sayde kiکہہ دیجیے qul To whom (belongs)kimindir?واسطے کس کے ہے limani the earthdünyaزمین l-arḍu and whoeverve bulunanlarاور جو کوئی waman (is) in itiçindeاس میں ہے fīhā ifeğerاگر in
youisenizہو تم kuntum knowbiliyorتم جانتے taʿlamūna٨٤ They will saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گے sayaqūlūna To AllahAllah'ındırاللہ کے لیے lillahi Sayde kiکہہ دیجیے qul Then will notdüşünmüyor musunuz?کیا پھر نہیں afalā you rememberتم نصیحت پکڑتے tadhakkarūna
٨٥ Sayde kiکہہ دیجئے qul Whokimdir?کون ہے man (is the) LordRabbiرب rabbu (of) the seven heavensgöğünآسمانوں کا l-samāwāti (of) the seven heavensyediسات l-sabʿi and (the) Lordve Rabbiاور رب warabbu (of) the ThroneArş'ınعرش l-ʿarshi the Greatbüyükعظیم کا l-ʿaẓīmi
٨٦ They will saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گے sayaqūlūna AllahAllah'ındırاللہ کے لیے lillahi Sayde kiکہہ دیجیے qul Then will notkorkmuyor musunuz?کیا بھلا نہیں afalā you fear (Him)تم ڈرتے tattaqūna٨٧ Sayde kiکہہ دیجیے qul Who is (it)kimdir?کون ہے man in Whose Hand(s)elinde olanجس کے ہاتھ میں ہے biyadihi
(is the) dominionmelekutu (mülkü ve yönetimi)بادشاہت malakūtu (of) allherہر kulli thingsşeyinچیز کی shayin and Heve Oاور وہ wahuwa protectskoruyup kollayanپناہ دیتا ہے yujīru and no (one)fakatاور نہیں walā (can) be protectedkorunup kollanmayanپناہ دی جاتی yujāru against Himkendisiاس کے مقابلے میں ʿalayhi Ifeğerاگر in
youisenizہو تم kuntum knowbiliyorتم علم رکھتے taʿlamūna٨٨ They will saydiyeceklerعنقریب وہ کہیں گے sayaqūlūna AllahAllah'a aittirاللہ کے لیے lillahi Sayde kiکہہ دیجیے qul Then hownasıl?تو کہاں سے fa-annā are you deludedbüyüleniyorsunuzتم مسحر کیے جاتے ہو۔ جادو کیے جاتے ہو tus'ḥarūna٨٩
٣٤٨
‹ 346page 347 of the printed Mushaf348 ›